26. sure

Şuarâ Suresi الشعراء

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 10 konu
  1. "Mü'min olmuyorlar diye üzülme"; yerdeki deliller 1–9 karşılaştır — "Mü'min olmuyorlar diye üzülme"; yerdeki deliller
  2. Mûsâ ve Firavun 10–68 karşılaştır — Mûsâ ve Firavun
  3. İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi 69–104 karşılaştır — İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi
  4. Nûh 105–122 karşılaştır — Nûh
  5. Hûd ve Âd kavmi 123–140 karşılaştır — Hûd ve Âd kavmi
  6. Sâlih ve Semûd kavmi 141–159 karşılaştır — Sâlih ve Semûd kavmi
  7. Lût 160–175 karşılaştır — Lût
  8. Şu'ayb ve Eyke halkı 176–191 karşılaştır — Şu'ayb ve Eyke halkı
  9. Kur'an'ın indirilişi; "onu şeytanlar indirmedi" 192–212 karşılaştır — Kur'an'ın indirilişi; "onu şeytanlar indirmedi"
  10. "En yakın akrabanı uyar"; şairler 213–227 karşılaştır — "En yakın akrabanı uyar"; şairler

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

"Mü'min olmuyorlar diye üzülme"; yerdeki deliller 1–9

  1. Şuarâ suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 1. ayet. طسٓمٓ

    ṭâ-sîn-mîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    TA! SİN! MİM!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 1. ayet

  2. Şuarâ suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 2. ayet. تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    tilke âyâtü-lkitâbi-lmübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar o açık Kitabın ayetleridir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 2. ayet

  3. Şuarâ suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 3. ayet. لَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

    le`alleke bâḫi`un nefseke ellâ yekûnû mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanmayacaklar diye kendini tüketecek gibisin.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 3. ayet

  4. Şuarâ suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 4. ayet. إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةً فَظَلَّتْ أَعْنَٰقُهُمْ لَهَا خَٰضِعِينَ

    in neşe' nünezzil `aleyhim mine-ssemâi âyeten feżallet a`nâḳuhüm lehâ ḫâḍi`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Farklı bir tercihte bulunsaydık gökten üzerlerine öyle bir belge indirirdik ki, karşısında başları öne eğilirdi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 4. ayet

  5. Şuarâ suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 5. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهُ مُعْرِضِينَ

    vemâ ye'tîhim min ẕikrim mine-rraḥmâni muḥdeŝin illâ kânû `anhü mü`riḍîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara Rablerinden yeni bir bilgi gelmeye görsün hemen yüz çeviriyorlar.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 5. ayet

  6. Şuarâ suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 6. ayet. فَقَدْ كَذَّبُوا۟ فَسَيَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    feḳad keẕẕebû feseye'tîhim embâü mâ kânû bihî yestehziûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kesinlikle yalan söylüyorlar ama hafife aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 6. ayet

  7. Şuarâ suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 7. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلْأَرْضِ كَمْ أَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

    evelem yerav ile-l'arḍi kem embetnâ fîhâ min külli zevcin kerîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeri görmediler mi, her bir çiftten ne kadar güzel bitkiler bitirmişizdir

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 7. ayet

  8. Şuarâ suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 8. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 8. ayet

  9. Şuarâ suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 9. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin güçlüdür; çok ta merhametlidir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 9. ayet

Mûsâ ve Firavun 10–68

  1. Şuarâ suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 10. ayet. وَإِذْ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئْتِ ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veiẕ nâdâ rabbüke mûsâ eni-'ti-lḳavme-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün Rabbin Musa'ya şöyle seslendi: "yanlışlar içinde olan şu toplumun yanına var,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 10. ayet

  2. Şuarâ suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 11. ayet. قَوْمَ فِرْعَوْنَ أَلَا يَتَّقُونَ

    ḳavme fir`avn. elâ yetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun toplumunun. Onlar hiç çekinmezler mi?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 11. ayet

  3. Şuarâ suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 12. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

    ḳâle rabbi innî eḫâfü ey yükeẕẕibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa dedi ki: "Rabbim! Beni yalancı yerine koyarlar diye korkuyorum.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 12. ayet

  4. Şuarâ suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 13. ayet. وَيَضِيقُ صَدْرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَٰرُونَ

    veyeḍîḳu ṣadrî velâ yenṭaliḳu lisânî feersil ilâ hârûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Benim göksüm daralır, dilim tutulur; sen Harun'u elçi yap.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 13. ayet

  5. Şuarâ suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 14. ayet. وَلَهُمْ عَلَىَّ ذَنۢبٌ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ

    velehüm `aleyye ẕembün feeḫâfü ey yaḳtülûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir de sorumlu tuttukları bir suçum var; beni öldürmelerinden endişe ediyorum."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 14. ayet

  6. Şuarâ suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 15. ayet. قَالَ كَلَّا فَٱذْهَبَا بِـَٔايَٰتِنَآ إِنَّا مَعَكُم مُّسْتَمِعُونَ

    ḳâle kellâ. feẕhebâ biâyâtinâ innâ me`aküm müstemi`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, "asla" dedi. "İkiniz birlikte ayetlerimizle gidin. Biz sizinle beraberiz; olanı biteni duyarız.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 15. ayet

  7. Şuarâ suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 16. ayet. فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    fe'tiyâ fir`avne feḳûlâ innâ rasûlü rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun'una varın da deyin ki: "Biz, varlıkların sahibinin elçisiyiz,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 16. ayet

  8. Şuarâ suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 17. ayet. أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    en ersil me`anâ benî isrâîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İsrailoğullarını bırak da bizimle gelsinler."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 17. ayet

  9. Şuarâ suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 18. ayet. قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ

    ḳâle elem nürabbike fînâ velîdev velebiŝte fînâ min `umürike sinîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Elçi olarak gidince) Firavun (Musa'ya) dedi ki: "Yeni doğmuş bir çocukken seni biz yetiştirmedik mi? İçimizde yıllarca yaşadın.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 18. ayet

  10. Şuarâ suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 19. ayet. وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ ٱلَّتِى فَعَلْتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    vefe`alte fa`leteke-lletî fe`alte veente mine-lkâfirîn.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 19. ayet

  11. Şuarâ suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 20. ayet. قَالَ فَعَلْتُهَآ إِذًا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

    ḳâle fe`altühâ iẕev veenâ mine-ḍḍâllîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Onu yaptım ama hedefimde o yoktu (işin oraya varacağını beklemiyordum).

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 20. ayet

  12. Şuarâ suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 21. ayet. فَفَرَرْتُ مِنكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِى رَبِّى حُكْمًا وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    feferartü minküm lemmâ ḫiftüküm fevehebe lî rabbî ḥukmev vece`alenî mine-lmürselîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizden korktuğum için de kaçtım. Rabbim şimdi bana hikmeti verdi ve beni elçilerinden biri yaptı.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 21. ayet

  13. Şuarâ suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 22. ayet. وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَىَّ أَنْ عَبَّدتَّ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    vetilke ni`metün temünnühâ `aleyye en `abbette benî isrâîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İyilik sayıp başıma kaktığın o durum, İsrailoğullarını köleleştirdiğin için oldu."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 22. ayet

  14. Şuarâ suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 23. ayet. قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳâle fir`avnü vemâ rabbü-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun: "varlıkların sahibi de kim oluyor?" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 23. ayet

  15. Şuarâ suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 24. ayet. قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

    ḳâle rabbü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. in küntüm mûḳinîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa; "kesin kanaat sahibi olmak istiyorsanız o; göklerin, yerin ve ikisi arasında olan her şeyin sahibidir" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 24. ayet

  16. Şuarâ suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 25. ayet. قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُۥٓ أَلَا تَسْتَمِعُونَ

    ḳâle limen ḥavlehû elâ testemi`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun yanındakilere; "dinliyor musunuz?" dedi:

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 25. ayet

  17. Şuarâ suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 26. ayet. قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

    ḳâle rabbüküm verabbü âbâikümü-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa devam etti: "O, sizin de gelmiş geçmiş bütün atalarınızın da sahibidir."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 26. ayet

  18. Şuarâ suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 27. ayet. قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِىٓ أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ

    ḳâle inne rasûlekümü-lleẕî ürsile ileyküm lemecnûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun; "size gönderilen elçiniz, gerçekten delinin teki" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 27. ayet

  19. Şuarâ suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 28. ayet. قَالَ رَبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ

    ḳâle rabbü-lmeşriḳi velmagribi vemâ beynehümâ. in küntüm ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa; "Doğunun, Batının ve ikisinin arasında olan her şeyin sahibidir, aklınızı çalıştırırsanız" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 28. ayet

  20. Şuarâ suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 29. ayet. قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذْتَ إِلَٰهًا غَيْرِى لَأَجْعَلَنَّكَ مِنَ ٱلْمَسْجُونِينَ

    ḳâle leini-tteḫaẕte ilâhen gayrî leec`alenneke mine-lmescûnîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun; "Hele benden başka birini ilah edin, seni zindanda çürütürüm" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 29. ayet

  21. Şuarâ suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 30. ayet. قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَىْءٍ مُّبِينٍ

    ḳâle evelev ci'tüke bişey'im mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Sana apaçık bir belge ile geldiysem de mi?" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 30. ayet

  22. Şuarâ suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 31. ayet. قَالَ فَأْتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    ḳâle fe'ti bihî in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Doğru söylüyorsan getir bakalım onu" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 31. ayet

  23. Şuarâ suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 32. ayet. فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ

    feelḳâ `aṣâhü feiẕâ hiye ŝü`bânüm mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hemen değneğini attı, o da her şeyiyle koskoca bir yılan oldu.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 32. ayet

  24. Şuarâ suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 33. ayet. وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ

    veneza`a yedehû feiẕâ hiye beyḍâü linnâżirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elini çıkardı; bakanlar için bembeyaz oluverdi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 33. ayet

  25. Şuarâ suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 34. ayet. قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٌ

    ḳâle lilmelei ḥavlehû inne hâẕâ lesâḥirun `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun, çevresindeki devletlilere dedi ki: "Bu, gerçekten bilgin bir büyücü.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 34. ayet

  26. Şuarâ suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 35. ayet. يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِۦ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

    yürîdü ey yuḫriceküm min arḍiküm bisiḥrih. femâẕâ te'mürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Büyüsüyle sizi ülkenizden çıkarmak istiyor; ne emredersiniz?" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Sizi, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?" sözü, her iki ayette de Firavun'a aittir. Çeviri yapanları yanıltan Arapça'daki bir kurala dikkat etmemeleridir. Arapça'da, kim olursa olsun tek kişiye "siz" diye hitap edilmez. Firavun tek kişi olduğu için ayetlerdeki "siz" kelimeleri ve "Ne dersiniz?" sözleri, ancak Firavun tarafından çevresinde yer alan kişilere hitaben söylenebilir. "Bu, bilgin bir sihirbazdır" sözün burada Firavun,  Araf 7/112. ayette ise  çevresindekiler söylemektedirler. Bunları bütün halinde düşündüğümüz zaman Firavun ve çevresinin ciddi bir telaşa düştüklerini görürüz. Çünkü onlar, onun yaptığının sihir olmadığını anladıkları halde sihir diyerek birbirlerini teselli etmektedirler. Sihirbazlıkla uğraşan kimselerin Firavun gibi güçlü bir hükümdara bir şey yapamayacağı açık olduğu halde onun;  "Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne emredersiniz?" diyerek çevresini yanına çekme çabası,  büyük bir korkuya kapıldığını da gösteriyor. Onun bu korkusu, davranışlarını anlatan bütün üyetlerde görülebilir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 35. ayet

  27. Şuarâ suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 36. ayet. قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَٱبْعَثْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

    ḳâlû ercih veeḫâhü veb`aŝ fi-lmedâini ḥâşirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy ve kentlere toplayıcılar gönder,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 36. ayet

  28. Şuarâ suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 37. ayet. يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٍ

    ye'tûke bikülli seḥḥârin `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bütün bilgin büyücüleri toplayıp sana getirsinler."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 37. ayet

  29. Şuarâ suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 38. ayet. فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

    fecümi`a-sseḥaratü limîḳâti yevmim ma`lûm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Belli bir günün belli saatinde büyücüler bir araya getirildi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 38. ayet

  30. Şuarâ suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 39. ayet. وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ

    veḳîle linnâsi hel entüm müctemi`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halka; "herhalde toplantıya siz de gelirsiniz?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 39. ayet

  31. Şuarâ suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 40. ayet. لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ

    le`allenâ nettebi`u-sseḥarate in kânû hümü-lgâlibîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Galip gelirlerse belki büyücülere uyarız" dendi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 40. ayet

  32. Şuarâ suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 41. ayet. فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَٰلِبِينَ

    felemmâ câe-sseḥaratü ḳâlû lifir`avne einne lenâ leecran in künnâ naḥnü-lgâlibîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Büyücüler gelince Firavun'a dediler ki; "galip gelen biz olursak elbette bir ödül verilir değil mi?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 41. ayet

  33. Şuarâ suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 42. ayet. قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

    ḳâle ne`am veinneküm iẕel lemine-lmüḳarrabîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Evet" dedi. Üstelik bana yakın kimselerden olacaksınız".

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 42. ayet

  34. Şuarâ suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 43. ayet. قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ

    ḳâle lehüm mûsâ elḳû mâ entüm mülḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa onlara; "ne atacaksanız atın" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 43. ayet

  35. Şuarâ suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 44. ayet. فَأَلْقَوْا۟ حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا۟ بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ ٱلْغَٰلِبُونَ

    feelḳav ḥibâlehüm ve`iṣiyyehüm veḳâlû bi`izzeti fir`avne innâ lenaḥnü-lgâlibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İplerini ve değneklerini yere attılar ve şöyle dediler: "Firavun'un gücü adına galibiyet elbette bizimdir".

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 44. ayet

  36. Şuarâ suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 45. ayet. فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ

    feelḳâ mûsâ `aṣâhü feiẕâ hiye telḳafü mâ ye'fikûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Arkasından Musa değneğini attı. O da onların gözbağı için yaptıklarını beklenmedik bir şekilde yutuverdi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 45. ayet

  37. Şuarâ suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 46. ayet. فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ

    feülḳiye-sseḥaratü sâcidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Büyücüler hemen secdeye kapandılar

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 46. ayet

  38. Şuarâ suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 47. ayet. قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳâlû âmennâ birabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Biz varlıkların Rabbine inandık" dediler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 47. ayet

  39. Şuarâ suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 48. ayet. رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

    rabbi mûsâ vehârûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'nın ve Harun'un Rabbine."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 48. ayet

  40. Şuarâ suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 49. ayet. قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ

    ḳâle âmentüm lehû ḳable en âẕene leküm. innehû lekebîrukümü-lleẕî `allemekümü-ssiḥr. felesevfe ta`lemûn. leüḳaṭṭi`anne eydiyeküm veercüleküm min ḫilâfiv veleüṣallibenneküm ecme`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ben izin vermeden ona inadınız öyle mi? Demek ki, o sizin büyüğünüz, size büyüyü öğreten adam. Göreceksiniz; kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlamasına kesecek ve hepinizi asacağım" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 49. ayet

  41. Şuarâ suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 50. ayet. قَالُوا۟ لَا ضَيْرَ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

    ḳâlû lâ ḍayr. innâ ilâ rabbinâ münḳalibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Zararı yok; biz de Rabbimize döneriz" dediler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 50. ayet

  42. Şuarâ suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 51. ayet. إِنَّا نَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَٰيَٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    innâ naṭme`u ey yagfira lenâ rabbünâ ḫaṭâyânâ en künnâ evvele-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz umarız ki Rabbimiz hatalarımızı bağışlar, çünkü ilk inananlar biz olduk."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 51. ayet

  43. Şuarâ suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 52. ayet. وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِىٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

    veevḥaynâ ilâ mûsâ en esri bi`ibâdî inneküm müttebe`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'ya; "Kullarımı gece yola çıkar; sizin peşinize düşülecektir" diye vahyettik.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 52. ayet

  44. Şuarâ suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 53. ayet. فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

    feersele fir`avnü fi-lmedâini ḥâşirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun hemen kentlere toplayıcılar gönderdi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 53. ayet

  45. Şuarâ suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 54. ayet. إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَشِرْذِمَةٌ قَلِيلُونَ

    inne hâülâi leşirẕimetün ḳalîlûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bakın, bunlar bölük pörçük birkaç kişi!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 54. ayet

  46. Şuarâ suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 55. ayet. وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَآئِظُونَ

    veinnehüm lenâ legâiżûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama bize karşı kin ve nefretle dolular.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 55. ayet

  47. Şuarâ suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 56. ayet. وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَٰذِرُونَ

    veinnâ lecemî`un ḥâẕirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz tedbirli bir topluluğuz" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 56. ayet

  48. Şuarâ suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 57. ayet. فَأَخْرَجْنَٰهُم مِّن جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    feaḫracnâhüm min cennâtiv ve`uyûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böylece Firavun'u ve yandaşlarını bahçelerden, pınarlardan ayırdık,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 57. ayet

  49. Şuarâ suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 58. ayet. وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ

    vekünûziv vemeḳâmin kerîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hazinelerden ve değerli ikametgahlardan da.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 58. ayet

  50. Şuarâ suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 59. ayet. كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    keẕâlik. veevraŝnâhâ benî isrâîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyle oldu. İsrailoğullarını onların yerine geçirecektik.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 59. ayet

  51. Şuarâ suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 60. ayet. فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ

    feetbe`ûhüm müşriḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gün doğarken onların peşine düştüler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 60. ayet

  52. Şuarâ suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 61. ayet. فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدْرَكُونَ

    felemmâ terâe-lcem`âni ḳâle aṣḥâbü mûsâ innâ lemüdrakûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İki topluluk biri birini görünce Musa'nın beraberindekiler : "kesin yakalandık" dediler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 61. ayet

  53. Şuarâ suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 62. ayet. قَالَ كَلَّآ إِنَّ مَعِىَ رَبِّى سَيَهْدِينِ

    ḳâle kellâ. inne me`iye rabbî seyehdîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Asla" dedi Musa; "Rabbim benimledir, bana bir yol gösterecektir."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 62. ayet

  54. Şuarâ suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 63. ayet. فَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْبَحْرَ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَٱلطَّوْدِ ٱلْعَظِيمِ

    feevḥaynâ ilâ mûsâ eni-ḍrib bi`aṣâke-lbaḥr. fenfeleḳa fekâne küllü firḳin keṭṭavdi-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun üzerine Musa'ya "değneğinle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz yarıldı. Yarılan her parça koca bir dağ gibi oldu.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 63. ayet

  55. Şuarâ suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 64. ayet. وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ ٱلْـَٔاخَرِينَ

    veezlefnâ ŝemme-l'âḫarîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öbürlerini o yerde onlara yaklaştırdık.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 64. ayet

  56. Şuarâ suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 65. ayet. وَأَنجَيْنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

    veenceynâ mûsâ vemem me`ahû ecme`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'yı ve beraberinde olan herkesi kurtardık.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 65. ayet

  57. Şuarâ suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 66. ayet. ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ

    ŝümme agraḳne-l'âḫarîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra öbürlerini suya batırdık.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 66. ayet

  58. Şuarâ suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 67. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bu olayda kesin bir belge vardır. Ama onların çoğu inanacak değillerdi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 67. ayet

  59. Şuarâ suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 68. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin elbette güçlüdür; ikramı boldur.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 68. ayet

İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi 69–104

  1. Şuarâ suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 69. ayet. وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ إِبْرَٰهِيمَ

    vetlü `aleyhim nebee ibrâhîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara İbrahim olayını da anlat.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 69. ayet

  2. Şuarâ suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 70. ayet. إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا تَعْبُدُونَ

    iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâ ta`büdûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün İbrahim, babasına ve halkına; "Siz nelere kulluk ediyorsunuz?" diye sordu.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 70. ayet

  3. Şuarâ suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 71. ayet. قَالُوا۟ نَعْبُدُ أَصْنَامًا فَنَظَلُّ لَهَا عَٰكِفِينَ

    ḳâlû na`büdü aṣnâmen feneżallü lehâ `âkifîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler k; "Putlara kulluk ediyoruz. Onlara bağlı kalmaya da devam edeceğiz."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 71. ayet

  4. Şuarâ suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 72. ayet. قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ

    ḳâle hel yesme`ûneküm iẕ ted`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Yardım istediğinizde sizi duyuyorlar mı?" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 72. ayet

  5. Şuarâ suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 73. ayet. أَوْ يَنفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ

    ev yenfe`ûneküm ev yeḍurrûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size bir faydaları veya zararları oluyor mu?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 73. ayet

  6. Şuarâ suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 74. ayet. قَالُوا۟ بَلْ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ

    ḳâlû bel vecednâ âbâenâ keẕâlike yef`alûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Hayır" dediler; biz atamızdan babamızdan dipnot 1 böyle gördük."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aba: babalar kelimesi ata baba diye çevrilmiştir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 74. ayet

  7. Şuarâ suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 75. ayet. قَالَ أَفَرَءَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

    ḳâle eferaeytüm mâ küntüm ta`büdûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Peki, neye kulluk ettiğinizin fakında mısınız?" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 75. ayet

  8. Şuarâ suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 76. ayet. أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلْأَقْدَمُونَ

    entüm veâbâükümü-l'aḳdemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi ve gelmiş geçmiş babalarınızı sorguladınız mı?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 76. ayet

  9. Şuarâ suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 77. ayet. فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِّىٓ إِلَّا رَبَّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    feinnehüm `adüvvül lî illâ rabbe-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kulluk ettiklerinizden, Âlemlerin Rabbi dışında kalanlar benim için birer düşmandır.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 77. ayet

  10. Şuarâ suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 78. ayet. ٱلَّذِى خَلَقَنِى فَهُوَ يَهْدِينِ

    elleẕî ḫaleḳanî fehüve yehdîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çünkü beni yaratan, bana doğru yolu gösteren Âlemlerin Rabbidir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 78. ayet

  11. Şuarâ suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 79. ayet. وَٱلَّذِى هُوَ يُطْعِمُنِى وَيَسْقِينِ

    velleẕî hüve yuṭ`imünî veyesḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Beni yediren ve içiren odur.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 79. ayet

  12. Şuarâ suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 80. ayet. وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ

    veiẕâ meriḍtü fehüve yeşfîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hastalandığımda bana o şifa verir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 80. ayet

  13. Şuarâ suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 81. ayet. وَٱلَّذِى يُمِيتُنِى ثُمَّ يُحْيِينِ

    velleẕî yümîtünî ŝümme yuḥyîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Beni öldürecek, sonra tekrar hayat verecektir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 81. ayet

  14. Şuarâ suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 82. ayet. وَٱلَّذِىٓ أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِى خَطِيٓـَٔتِى يَوْمَ ٱلدِّينِ

    velleẕî aṭme`u ey yagfira lî ḫaṭîetî yevme-ddîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hesap günü yanlış davranışlarımı bağışlamasını beklediğim de odur.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 82. ayet

  15. Şuarâ suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 83. ayet. رَبِّ هَبْ لِى حُكْمًا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّٰلِحِينَ

    rabbi heb lî ḥukmev veelḥiḳnî biṣṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbim! Bana doğru karar verme yeteneğini (hikmeti) ver ve beni iyiler arasına kat.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 83. ayet

  16. Şuarâ suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 84. ayet. وَٱجْعَل لِّى لِسَانَ صِدْقٍ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

    vec`al lî lisâne ṣidḳin fi-l'âḫirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Benim, gelecek nesiller içinde doğru anılmamı nasip eyle.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 84. ayet

  17. Şuarâ suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 85. ayet. وَٱجْعَلْنِى مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ

    vec`alnî miv veraŝeti cenneti-nne`îm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Beni nimetlerle dolu Cennet'e mirasçı kıl.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 85. ayet

  18. Şuarâ suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 86. ayet. وَٱغْفِرْ لِأَبِىٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

    vagfir liebî innehû kâne mine-ḍḍâllîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Babamı da bağışla; çünkü o sapıklardandır.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 86. ayet

  19. Şuarâ suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 87. ayet. وَلَا تُخْزِنِى يَوْمَ يُبْعَثُونَ

    velâ tuḫzinî yevme yüb`aŝûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tekrar dirilecekleri gün beni mahcup etme."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 87. ayet

  20. Şuarâ suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 88. ayet. يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ

    yevme lâ yenfe`u mâlüv velâ benûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün ne malın yararı olur ne oğulların.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 88. ayet

  21. Şuarâ suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 89. ayet. إِلَّا مَنْ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ

    illâ men ete-llâhe biḳalbin selîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sadece Allah'a şirkten kurtulmuş bir kalple gelenler fayda görür.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 89. ayet

  22. Şuarâ suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 90. ayet. وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ

    veüzlifeti-lcennetü lilmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün Cennet kendini korumuş olanlara (müttakilere) yakınlaştırılır,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 90. ayet

  23. Şuarâ suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 91. ayet. وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ

    vebürrizeti-lceḥîmü lilgâvîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Cehennem boş hayal peşinde koşanların önüne çıkarılır,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 91. ayet

  24. Şuarâ suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 92. ayet. وَقِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

    veḳîle lehüm eyne mâ küntüm ta`büdûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara şöyle denir: "Kulluk edip durduklarınız nerede?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 92. ayet

  25. Şuarâ suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 93. ayet. مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلْ يَنصُرُونَكُمْ أَوْ يَنتَصِرُونَ

    min dûni-llâh. hel yenṣurûneküm ev yenteṣirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hani Allah ile aranıza koyduklarınız? Size yardım edebiliyorlar veya kendileri yardım görüyorlar mı?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 93. ayet

  26. Şuarâ suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 94. ayet. فَكُبْكِبُوا۟ فِيهَا هُمْ وَٱلْغَاوُۥنَ

    fekübkibû fîhâ hüm velgâvûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar ve boş hayallerin peşinde koşanlar baş aşağı cehenneme atılırlar,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 94. ayet

  27. Şuarâ suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 95. ayet. وَجُنُودُ إِبْلِيسَ أَجْمَعُونَ

    vecünûdü iblîse ecme`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İblis'in bütün askerleri de atılır.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 95. ayet

  28. Şuarâ suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 96. ayet. قَالُوا۟ وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ

    ḳâlû vehüm fîhâ yaḫteṣimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada onlar biri birleriyle tartışırken şöyle derler:

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 96. ayet

  29. Şuarâ suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 97. ayet. تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    tellâhi in künnâ lefî ḍalâlim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Vallahi biz apaçık bir sapkınlık içindeydik.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 97. ayet

  30. Şuarâ suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 98. ayet. إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    iẕ nüsevvîküm birabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çünkü sizi Âlemlerin Rabbi ile bir tutardık.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 98. ayet

  31. Şuarâ suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 99. ayet. وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلْمُجْرِمُونَ

    vemâ eḍallenâ ille-lmücrimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bizi yoldan çıkaranlar, şu günahkarlardan başkası değildir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 99. ayet

  32. Şuarâ suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 100. ayet. فَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَ

    femâ lenâ min şâfi`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık bizi ne kayıracak biri var,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 100. ayet

  33. Şuarâ suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 101. ayet. وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ

    velâ ṣadîḳin ḥamîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ne de bir can dostu.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 101. ayet

  34. Şuarâ suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 102. ayet. فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    felev enne lenâ kerraten fenekûne mine-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Keşke bize fırsat verilse de müminlerden olsak."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 102. ayet

  35. Şuarâ suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 103. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 103. ayet

  36. Şuarâ suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 104. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin hem güçlü hem de ikram sahibidir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 104. ayet

Nûh 105–122

  1. Şuarâ suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 105. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ ٱلْمُرْسَلِينَ

    keẕẕebet ḳavmü nûḥin-lmürselîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nuh'un halkı elçileri yalancılıkla suçlamıştı.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 105. ayet

  2. Şuarâ suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 106. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm nûḥun elâ tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün kardeşleri Nuh onlara "Allah'tan çekinmez misiniz!" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 106. ayet

  3. Şuarâ suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 107. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    innî leküm rasûlün emîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben sizin güveneceğiniz bir elçiyim.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 107. ayet

  4. Şuarâ suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 108. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan çekinin ve sözümü dinleyin.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 108. ayet

  5. Şuarâ suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 109. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu iş için sizden ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan sadece alemlerin Rabbidir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 109. ayet

  6. Şuarâ suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 110. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyleyse Allah'tan çekinin ve sözümü dinleyin," dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 110. ayet

  7. Şuarâ suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 111. ayet. قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلْأَرْذَلُونَ

    ḳâlû enü'minü leke vettebe`ake-l'erẕelûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Şu aşağılık kimseler peşindeyken sana inanmamızı mı bekliyorsun?" dediler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 111. ayet

  8. Şuarâ suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 112. ayet. قَالَ وَمَا عِلْمِى بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    ḳâle vemâ `ilmî bimâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Onların gerçekte ne yaptıkları konusunda bir bilgim yoktur.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 112. ayet

  9. Şuarâ suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 113. ayet. إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّى لَوْ تَشْعُرُونَ

    in ḥisâbühüm illâ `alâ rabbî lev teş`urûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara hesap soracak olan Rabbimdir, keşke bunu anlasanız!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 113. ayet

  10. Şuarâ suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 114. ayet. وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    vemâ ene biṭâridi-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben müminleri yanımdan kovamam.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 114. ayet

  11. Şuarâ suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 115. ayet. إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    in ene illâ neẕîrum mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben sadece açık uyarılarda bulunan bir kişiyim" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 115. ayet

  12. Şuarâ suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 116. ayet. قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمَرْجُومِينَ

    ḳâlû leil lem tentehi yâ nûḥu letekûnenne mine-lmercûmîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bak Nuh, dediler; eğer bu işten vazgeçmezsen, taşlanarak öldürülenlerden olursun.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 116. ayet

  13. Şuarâ suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 117. ayet. قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِى كَذَّبُونِ

    ḳâle rabbi inne ḳavmî keẕẕebûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Rabbim, benim halkım beni yalancı yerine koyuyor."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 117. ayet

  14. Şuarâ suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 118. ayet. فَٱفْتَحْ بَيْنِى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِى وَمَن مَّعِىَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    feftaḥ beynî vebeynehüm fetḥav veneccinî vemem me`iye mine-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık benimle onların arasını iyice aç; beni ve beraberimdeki müminleri bunlardan kurtar" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 118. ayet

  15. Şuarâ suresi, 119. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 119. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

    feenceynâhü vemem me`ahû fi-lfülki-lmeşḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun üzerine onu ve beraberindekilerini yüklü geminin içinde kurtardık.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 119. ayet

  16. Şuarâ suresi, 120. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 120. ayet. ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ ٱلْبَاقِينَ

    ŝümme agraḳnâ ba`dü-lbâḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra geri kalan herkesi suda boğduk.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 120. ayet

  17. Şuarâ suresi, 121. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 121. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu olayda kesin bir ibret var ama bunların çoğu inanacak değillerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 121. ayet

  18. Şuarâ suresi, 122. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 122. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin pek güçlüdür, ikramı da boldur.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 122. ayet

Hûd ve Âd kavmi 123–140

  1. Şuarâ suresi, 123. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 123. ayet. كَذَّبَتْ عَادٌ ٱلْمُرْسَلِينَ

    keẕẕebet `âdün-lmürselîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ad halkı da elçilerini yalancı yerine koydu.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 123. ayet

  2. Şuarâ suresi, 124. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 124. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm hûdün elâ tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün kardeşleri Hud onlara "Allah'tan çekinmez misiniz!" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 124. ayet

  3. Şuarâ suresi, 125. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 125. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    innî leküm rasûlün emîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben sizin güveneceğiniz bir elçiyim.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 125. ayet

  4. Şuarâ suresi, 126. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 126. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık Allah'tan çekinin ve sözümü dinleyin.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 126. ayet

  5. Şuarâ suresi, 127. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 127. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu iş için sizden ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan sadece alemlerin Rabbidir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 127. ayet

  6. Şuarâ suresi, 128. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 128. ayet. أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةً تَعْبَثُونَ

    etebnûne bikülli rî`in âyeten ta`beŝûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz her tepeye bir anıt dikip boş işlerle uğraşıyorsunuz değil mi?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 128. ayet

  7. Şuarâ suresi, 129. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 129. ayet. وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ

    vetetteḫiẕûne meṣâni`a le`alleküm taḫlüdûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Belki ölümsüzleşirsiniz diye yapıların sağlam olmasını da ilke edinmişsiniz.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 129. ayet

  8. Şuarâ suresi, 130. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 130. ayet. وَإِذَا بَطَشْتُم بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ

    veiẕâ beṭaştüm beṭaştüm cebbârîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir şeye yapışınca da zorbalar gibi yapışıyorsunuz.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 130. ayet

  9. Şuarâ suresi, 131. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 131. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık Allah'tan çekinin de sözümü dinleyin.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 131. ayet

  10. Şuarâ suresi, 132. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 132. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِىٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعْلَمُونَ

    vetteḳu-lleẕî emeddeküm bimâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizin de bildiğiniz gibi size destek verenden çekinin.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 132. ayet

  11. Şuarâ suresi, 133. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 133. ayet. أَمَدَّكُم بِأَنْعَٰمٍ وَبَنِينَ

    emeddeküm bien`âmiv vebenîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O sizi küçük ve büyük baş hayvanlar ve oğullarla.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 133. ayet

  12. Şuarâ suresi, 134. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 134. ayet. وَجَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    vecennâtiv ve`uyûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bahçeler ve pınarlarla desteklemiştir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 134. ayet

  13. Şuarâ suresi, 135. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 135. ayet. إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    innî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmin `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben sizin adınıza o büyük günün azabından korkuyorum."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 135. ayet

  14. Şuarâ suresi, 136. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 136. ayet. قَالُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُن مِّنَ ٱلْوَٰعِظِينَ

    ḳâlû sevâün `aleynâ eve`ażte em lem teküm mine-lvâ`iżîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki, "öğüt versen de, vermesen de bizim için bir şey değişmez.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 136. ayet

  15. Şuarâ suresi, 137. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 137. ayet. إِنْ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ

    in hâẕâ illâ ḫulüḳu-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zaten eskilerin huyu hep böyledir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 137. ayet

  16. Şuarâ suresi, 138. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 138. ayet. وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

    vemâ naḥnü bimü`aẕẕebîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama biz azaba uğrayacak değiliz."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 138. ayet

  17. Şuarâ suresi, 139. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 139. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَٰهُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    fekeẕẕebûhü feehleknâhüm. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böylece Hud'u yalancı yerine koydular, biz de onları helak ettik. Bunda kesin bir ibret var ama bunların çoğu inanacak değillerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 139. ayet

  18. Şuarâ suresi, 140. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 140. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin pek güçlüdür, ikramı boldur.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 140. ayet

Sâlih ve Semûd kavmi 141–159

  1. Şuarâ suresi, 141. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 141. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ ٱلْمُرْسَلِينَ

    keẕẕebet ŝemûdü-lmürselîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Semud halkı da elçilerini yalancı yerine koydu.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 141. ayet

  2. Şuarâ suresi, 142. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 142. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm ṣâliḥun elâ tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün kardeşleri Salih onlara "kendinize çeki düzen vermeyecek misiniz?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 142. ayet

  3. Şuarâ suresi, 143. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 143. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    innî leküm rasûlün emîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben sizin güveneceğiniz bir elçiyim.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 143. ayet

  4. Şuarâ suresi, 144. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 144. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan çekinin ve sözümü dinleyin dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 144. ayet

  5. Şuarâ suresi, 145. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 145. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu iş için sizden ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan sadece alemlerin Rabbidir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 145. ayet

  6. Şuarâ suresi, 146. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 146. ayet. أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ

    etütrakûne fî mâ hâhünâ âminîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Burada güven içinde bırakılacağınızı mı zannediyorsunuz?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 146. ayet

  7. Şuarâ suresi, 147. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 147. ayet. فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    fî cennâtiv ve`uyûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bahçeler içinde, pınarların başında,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 147. ayet

  8. Şuarâ suresi, 148. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 148. ayet. وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ

    vezürû`iv venaḫlin ṭal`uhâ heḍîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ekinler ve sık tomurcuklu hurmalar arasında yaşamaya,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 148. ayet

  9. Şuarâ suresi, 149. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 149. ayet. وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا فَٰرِهِينَ

    vetenḥitûne mine-lcibâli büyûten fârihîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dağları ustalıkla yontup evler yapmaya devam edeceğinizi mi sanıyorsunuz?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 149. ayet

  10. Şuarâ suresi, 150. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 150. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık Allah'tan çekinin ve sözümü dinleyin.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 150. ayet

  11. Şuarâ suresi, 151. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 151. ayet. وَلَا تُطِيعُوٓا۟ أَمْرَ ٱلْمُسْرِفِينَ

    velâ tüṭî`û emra-lmüsrifîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aşırılık edenlerin isteklerine boyun eğmeyin.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 151. ayet

  12. Şuarâ suresi, 152. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 152. ayet. ٱلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

    elleẕîne yüfsidûne fi-l'arḍi velâ yuṣliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar bu topraklarda bozgunculuk yaparlar, hiçbir şeyi düzeltmezler."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 152. ayet

  13. Şuarâ suresi, 153. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 153. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

    ḳâlû innemâ ente mine-lmüseḥḥarîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Sen iyice büyülenmiş kişilerden olmuşsun,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 153. ayet

  14. Şuarâ suresi, 154. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 154. ayet. مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    mâ ente illâ beşerum miŝlünâ. fe'ti biâyetin in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oysa bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Haklıysan bize bir belge getir," dediler

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 154. ayet

  15. Şuarâ suresi, 155. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 155. ayet. قَالَ هَٰذِهِۦ نَاقَةٌ لَّهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

    ḳâle hâẕihî nâḳatül lehâ şirbüv veleküm şirbü yevmim ma`lûm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "İşte size bir dişi deve! Su belli bir gün onun, diğer gün sizin olacak, dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 155. ayet

  16. Şuarâ suresi, 156. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 156. ayet. وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    velâ temessûhâ bisûin feye'ḫuẕeküm `aẕâbü yevmin `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona bir kötülük yapmayın, yoksa çok zor bir günün azabına çarpılırsınız."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 156. ayet

  17. Şuarâ suresi, 157. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 157. ayet. فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا۟ نَٰدِمِينَ

    fe`aḳarûhâ feaṣbeḥû nâdimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra o deveyi kestiler ama yaptıklarına pişman oldular.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 157. ayet

  18. Şuarâ suresi, 158. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 158. ayet. فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    feeḫaẕehümü-l`aẕâb. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O azap onları hemen yakaladı. Bu olayda kesin bir belge vardır ama bunların çoğu inanacak değillerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 158. ayet

  19. Şuarâ suresi, 159. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 159. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin pek güçlüdür, ikramı boldur.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 159. ayet

Lût 160–175

  1. Şuarâ suresi, 160. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 160. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلِينَ

    keẕẕebet ḳavmü lûṭini-lmürselîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Lut'un halkı da Elçilerini yalancı yerine koydu.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 160. ayet

  2. Şuarâ suresi, 161. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 161. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm lûṭun elâ tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "Kendinize çeki düzen vermeyecek misiniz?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 161. ayet

  3. Şuarâ suresi, 162. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 162. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    innî leküm rasûlün emîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben sizin güveneceğiniz bir elçiyim.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 162. ayet

  4. Şuarâ suresi, 163. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 163. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan çekinin ve beni dinleyin.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 163. ayet

  5. Şuarâ suresi, 164. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 164. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu iş için sizden ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan sadece alemlerin Rabbidir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 164. ayet

  6. Şuarâ suresi, 165. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 165. ayet. أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ete'tûne-ẕẕükrâne mine-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz bu alemin erkeklerine mi yaklaşıyorsunuz?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 165. ayet

  7. Şuarâ suresi, 166. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 166. ayet. وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ

    veteẕerûne mâ ḫaleḳa leküm rabbüküm min ezvâciküm. bel entüm ḳavmün `âdûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerden uzak duruyorsunuz, öyle mi? Hayır, siz azgın bir toplumsunuz."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 166. ayet

  8. Şuarâ suresi, 167. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 167. ayet. قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ

    ḳâlû leil lem tentehi yâ lûṭu letekûnenne mine-lmuḫracîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bak Lut! Bu işin peşini bırakmazsan mutlaka sürgün edilenlere katılırsın" dediler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 167. ayet

  9. Şuarâ suresi, 168. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 168. ayet. قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ

    ḳâle innî li`ameliküm mine-lḳâlîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O da "Bu işiniz beni sizden iyice soğuttu dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mekayis'l-luğa'da şu ifade yer alır والقِلَى تجافٍ عن الشّيء وذَهابٌ عنه القِلَى Bir şeyden soğumak ve uzaklaşmak'tır. Lut aleyhisselam burada, aradaki bağların koptuğunu ve kendinin de ayrılmak istediğini ifade etmiş olmaktadır.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 168. ayet

  10. Şuarâ suresi, 169. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 169. ayet. رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ

    rabbi neccinî veehlî mimmâ ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Rabbim! Beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 169. ayet

  11. Şuarâ suresi, 170. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 170. ayet. فَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

    fenecceynâhü veehlehû ecme`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 170. ayet

  12. Şuarâ suresi, 171. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 171. ayet. إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ

    illâ `acûzen fi-lgâbirîn.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 171. ayet

  13. Şuarâ suresi, 172. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 172. ayet. ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ

    ŝümme demmerne-l'âḫarîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra öbürlerini helak ettik.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 172. ayet

  14. Şuarâ suresi, 173. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 173. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ

    veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fesâe meṭaru-lmünẕerîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üzerlerine bir yağmur (taş yağmuru dipnot 1 ) yağdırdık; uyarılmış kişilerin yağmuru ne kötüydü.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ."Üzerlerine (pişmiş) balçıktan taş yağdırmak için görevlendirildik."(Zariyat 51/33)

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 173. ayet

  15. Şuarâ suresi, 174. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 174. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 174. ayet

  16. Şuarâ suresi, 175. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 175. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin pek güçlüdür, ikramı da boldur.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 175. ayet

Şu'ayb ve Eyke halkı 176–191

  1. Şuarâ suresi, 176. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 176. ayet. كَذَّبَ أَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ ٱلْمُرْسَلِينَ

    keẕẕebe aṣḥâbü-l'eyketi-lmürselîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eykeliler elçilerini yalancı yerine koydular.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 176. ayet

  2. Şuarâ suresi, 177. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 177. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    iẕ ḳâle lehüm şu`aybün elâ tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün Şuayb onlara hiç çekinmez misiniz?" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 177. ayet

  3. Şuarâ suresi, 178. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 178. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    innî leküm rasûlün emîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte ben güvenebileceğiniz bir elçiyim.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 178. ayet

  4. Şuarâ suresi, 179. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 179. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan çekinin de sözümü dinleyin.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 179. ayet

  5. Şuarâ suresi, 180. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 180. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu iş için sizden ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan sadece alemlerin Rabbidir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 180. ayet

  6. Şuarâ suresi, 181. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 181. ayet. أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ

    evfü-lkeyle velâ tekûnû mine-lmuḫsirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ölçeği tam yapın, eksik ölçenlerden olmayın.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 181. ayet

  7. Şuarâ suresi, 182. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 182. ayet. وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ

    vezinû bilḳisṭâsi-lmüsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğru terazi ile tartın,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 182. ayet

  8. Şuarâ suresi, 183. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 183. ayet. وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

    velâ tebḫasü-nnâse eşyâehüm velâ ta`ŝev fi-l'arḍi müfsidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanların malını, sinsice eksiltmeyin; bozgunculuk yaparak ortalığı karıştırmayın.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 183. ayet

  9. Şuarâ suresi, 184. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 184. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلْجِبِلَّةَ ٱلْأَوَّلِينَ

    vetteḳu-lleẕî ḫaleḳaküm velcibillete-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi de sizden öncekileri de yaratandan çekinin."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 184. ayet

  10. Şuarâ suresi, 185. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 185. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

    ḳâlû innemâ ente mine-lmüseḥḥarîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen iyice büyülenmiş kişilerden olmuşsun" dediler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 185. ayet

  11. Şuarâ suresi, 186. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 186. ayet. وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    vemâ ente illâ beşer miŝlünâ vein neżunnüke lemine-lkâẕibîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oysa bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Bize göre sen, sadece bir yalancısın.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 186. ayet

  12. Şuarâ suresi, 187. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 187. ayet. فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    feesḳiṭ `aleynâ kisefem mine-ssemâi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğru söylüyorsan gökten üzerimize parçalar düşürsene!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 187. ayet

  13. Şuarâ suresi, 188. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 188. ayet. قَالَ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ

    ḳâle rabbî a`lemü bimâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Sizin ne yaptığınızı Rabbim çok iyi bilir" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 188. ayet

  14. Şuarâ suresi, 189. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 189. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    fekeẕẕebûhü feeḫaẕehüm `aẕâbü yevmi-żżulleh. innehû kâne `aẕâbe yevmin `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu yalancı yerine koydukları için o gölgeli günün azabı onları çarptı. O, korkunç bir günün azabıydı.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 189. ayet

  15. Şuarâ suresi, 190. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 190. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 190. ayet

  16. Şuarâ suresi, 191. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 191. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin elbette güçlüdür; ikramı boldur.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 191. ayet

Kur'an'ın indirilişi; "onu şeytanlar indirmedi" 192–212

  1. Şuarâ suresi, 192. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 192. ayet. وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    veinnehû letenzîlü rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O Kur'an, elbette alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 192. ayet

  2. Şuarâ suresi, 193. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 193. ayet. نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلْأَمِينُ

    nezele bihi-rrûḥu-l'emîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu güvenilir Ruh (Cebrail) indirmiştir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 193. ayet

  3. Şuarâ suresi, 194. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 194. ayet. عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ

    `alâ ḳalbike litekûne mine-lmünẕirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin kalbine indirmiştir ki, uyarıcılardan olasın.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 194. ayet

  4. Şuarâ suresi, 195. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 195. ayet. بِلِسَانٍ عَرَبِىٍّ مُّبِينٍ

    bilisânin `arabiyyim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Apaçık Arap diliyledir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 195. ayet

  5. Şuarâ suresi, 196. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 196. ayet. وَإِنَّهُۥ لَفِى زُبُرِ ٱلْأَوَّلِينَ

    veinnehû lefî zübüri-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kur'an, elbette öncekilerin Kitap'larında da vardı.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 196. ayet

  6. Şuarâ suresi, 197. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 197. ayet. أَوَلَمْ يَكُن لَّهُمْ ءَايَةً أَن يَعْلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُا۟ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    evelem yekül lehüm âyeten ey ya`lemehû `ulemâü benî isrâîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İsrailoğulları bilginlerinin bunu bilmesi, onlar için bir belge değil midir?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 197. ayet

  7. Şuarâ suresi, 198. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 198. ayet. وَلَوْ نَزَّلْنَٰهُ عَلَىٰ بَعْضِ ٱلْأَعْجَمِينَ

    velev nezzelnâhü `alâ ba`ḍi-l'a`cemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu Arap olmayan birine indirseydik

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 198. ayet

  8. Şuarâ suresi, 199. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 199. ayet. فَقَرَأَهُۥ عَلَيْهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ مُؤْمِنِينَ

    feḳara'ehû `aleyhim mâ kânû bihî mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O da bunlara okusaydı inanmaları söz konusu olmazdı.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 199. ayet

  9. Şuarâ suresi, 200. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 200. ayet. كَذَٰلِكَ سَلَكْنَٰهُ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

    keẕâlike seleknâhü fî ḳulûbi-lmücrimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz Kur'an'ı suçluların kalplerine kadar işlettik.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 200. ayet

  10. Şuarâ suresi, 201. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 201. ayet. لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

    lâ yü'minûne bihî ḥattâ yeravu-l`aẕâbe-l'elîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar ona inanmıyorlar, sonunda acıklı bir azabı göreceklerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 201. ayet

  11. Şuarâ suresi, 202. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 202. ayet. فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    feye'tiyehüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu azap onlara hiç fark edemedikleri bir sırada, ansızın gelecektir,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 202. ayet

  12. Şuarâ suresi, 203. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 203. ayet. فَيَقُولُوا۟ هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ

    feyeḳûlû hel naḥnü münżarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gelince de: "bize fırsat tanınsa olmaz mı" diyeceklerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 203. ayet

  13. Şuarâ suresi, 204. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 204. ayet. أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

    efebi`aẕâbinâ yesta`cilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa onlar azabımızın çarçabuk gelmesini mi istiyorlar?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 204. ayet

  14. Şuarâ suresi, 205. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 205. ayet. أَفَرَءَيْتَ إِن مَّتَّعْنَٰهُمْ سِنِينَ

    eferaeyte im metta`nâhüm sinîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hiç düşündün mü, onlara yıllarca nimet versek,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 205. ayet

  15. Şuarâ suresi, 206. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 206. ayet. ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

    ŝümme câehüm mâ kânû yû`adûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra tehdit edildikleri azap gelse,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 206. ayet

  16. Şuarâ suresi, 207. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 207. ayet. مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يُمَتَّعُونَ

    mâ agnâ `anhüm mâ kânû yümette`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine verilmiş olan nimet onların ne işine yarar?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 207. ayet

  17. Şuarâ suresi, 208. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 208. ayet. وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ

    vemâ ehleknâ min ḳaryetin illâ lehâ münẕirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Uyarıcıları olmayan hiçbir yeri yok etmedik.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 208. ayet

  18. Şuarâ suresi, 209. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 209. ayet. ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    ẕikrâ. vemâ künnâ żâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu bilgileri olsun diyedir; yoksa biz yanlış yapmayız.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 209. ayet

  19. Şuarâ suresi, 210. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 210. ayet. وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ ٱلشَّيَٰطِينُ

    vemâ tenezzelet bihi-şşeyâṭîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kur'an'ı şeytanlar indirmedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 210. ayet

  20. Şuarâ suresi, 211. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 211. ayet. وَمَا يَنۢبَغِى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ

    vemâ yembegî lehüm vemâ yesteṭî`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu onların yapabileceği bir iş değildir; buna güçleri de yetmez.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 211. ayet

  21. Şuarâ suresi, 212. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 212. ayet. إِنَّهُمْ عَنِ ٱلسَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ

    innehüm `ani-ssem`i lema`zûlûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, (ayetler ininceye kadar) onları dinlemekten engellenmişlerdir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetler indikten sonra dinlemelerine engel kalmaz. Bu durumda bir müdahaleleri olmaması için bize şu emir verilmiştir: "Kur'an okuyacağın zaman taşlanmış Şeytan'dan Allah'a sığın." (Nahl 16/98)

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 212. ayet

"En yakın akrabanı uyar"; şairler 213–227

  1. Şuarâ suresi, 213. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 213. ayet. فَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْمُعَذَّبِينَ

    felâ ted`u me`a-llâhi ilâhen âḫara fetekûne mine-lmü`aẕẕebîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sakın Allah ile birlikte başka birine ilah diye yalvarma. Yoksa azaba çarpılanlardan olursun.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 213. ayet

  2. Şuarâ suresi, 214. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 214. ayet. وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ ٱلْأَقْرَبِينَ

    veenẕir `aşîrateke-l'aḳrabîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen kavminden en yakınlarını uyar.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 214. ayet

  3. Şuarâ suresi, 215. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 215. ayet. وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    vaḫfiḍ cenâḥake limeni-ttebe`ake mine-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana uyan müminlere kol kanat ol.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 215. ayet

  4. Şuarâ suresi, 216. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 216. ayet. فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ

    fein `aṣavke feḳul innî berîüm mimmâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Seni dinlemezlerse de ki: "Ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım."

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 216. ayet

  5. Şuarâ suresi, 217. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 217. ayet. وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

    vetevekkel `ale-l`azîzi-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen güçlü ve doğru karar veren Allah'a dayan.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 217. ayet

  6. Şuarâ suresi, 218. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 218. ayet. ٱلَّذِى يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ

    elleẕî yerâke ḥîne teḳûm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayakta iken seni gören,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 218. ayet

  7. Şuarâ suresi, 219. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 219. ayet. وَتَقَلُّبَكَ فِى ٱلسَّٰجِدِينَ

    veteḳallübeke fi-ssâcidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Secde edenler arasında dolaşırken de görene dayan.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 219. ayet

  8. Şuarâ suresi, 220. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 220. ayet. إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çünkü işiten ve bilen odur.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 220. ayet

  9. Şuarâ suresi, 221. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 221. ayet. هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَٰطِينُ

    hel ünebbiüküm `alâ men tenezzelü-şşeyâṭîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şeytanların kimin peşini bırakmadığını size bildireyim mi?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 221. ayet

  10. Şuarâ suresi, 222. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 222. ayet. تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ

    tenezzelü `alâ külli effâkin eŝîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şeytanlar, hayırsız iftiracılardan hiç birinin peşini bırakmazlar.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 222. ayet

  11. Şuarâ suresi, 223. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 223. ayet. يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَٰذِبُونَ

    yülḳûne-ssem`a veekŝeruhüm kâẕibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şeytanlara bunlar kulak verirler. Onların çoğu yalancıdır.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 223. ayet

  12. Şuarâ suresi, 224. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 224. ayet. وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلْغَاوُۥنَ

    veşşu`arâü yettebi`uhümü-lgâvûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şairlere gelince, onların peşinden gidenler de hayalperestlerdir...

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 224. ayet

  13. Şuarâ suresi, 225. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 225. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِى كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ

    elem tera ennehüm fî külli vâdiy yehîmûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmüyor musun onlar her vadide gözü kapalı dolaşırlar,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 225. ayet

  14. Şuarâ suresi, 226. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 226. ayet. وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ

    veennehüm yeḳûlûne mâ lâ yef`alûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hem de yapmayacakları şeyleri söylerler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 226. ayet

  15. Şuarâ suresi, 227. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 227. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱنتَصَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ وَسَيَعْلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَىَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ

    ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veẕekerü-llâhe keŝîrav venteṣarû mim ba`di mâ żulimû. veseya`lemü-lleẕîne żalemû eyye münḳalebiy yenḳalibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ancak inanıp güvenen ve iyi işler yapanlar, Allah'ı sıklıkla ananlar, haksızlığa uğrayınca misliyle (dengiyle) öç alanlar, böyle değildirler. Haksızlık edenler de yakında nereye varacaklarını göreceklerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 227. ayet