Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 103. ayet

Şuarâ suresi, 103. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Diyanet İşleri

Elbet bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 100–106 · surenin 103. ayeti / 227

Konu İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi Şuarâ 69–104 3

  1. Şuarâ 100

    "İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok."

  2. Şuarâ 101

    "Candan bir dostumuz da yok."

  3. Şuarâ 102

    "Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."

  4. 103

    Elbet bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi.

  5. Şuarâ 104

    Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.

  6. Şuarâ 105

    Nuh'un kavmi de Peygamberleri yalanladı.

  7. Şuarâ 106

    Hani kardeşleri Nuh, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 96–104. ayetler için yazılmıştır.

96-98. “Onlar” yani İblis’in azgın orduları, tapındıkları put ve heykellerle “çekişerek derler ki: Allah’a yemin olsun ki biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeydik. Çünkü sizi” ibadet, sevgi, korku, ümit vb. hususlarında “âlemlerin Rabbi ile denk tutuyorduk.” Ve O’na dua ve ibadet ettiğimiz gibi size de dua ve ibadet ediyorduk. Böylelikle kendi sapıklıklarını açıkça görmüş olacaklardır. Yüce Allah’ın kendilerini cezalandırmaktaki adaletini ve bu cezanın son derece yerinde olduğunu ikrar ve itiraf edeceklerdir. Onlar, bu sahte ilahlarını ancak ibadet hususunda âlemlerin Rabbine denk kabul ediyorlardı. Yoksa yaratmada denk tutmuyorlardı. Buna delil ise “âlemlerin Rabbi” sözleridir. Yani onlar, Allah’ın bütün âlemlerin Rabbi olduğunu ve bu arada kendi put ve heykellerinin de rabbi olduğunu ikrar ve itiraf ediyorlardı.

99. “Ama bizi günahkârlardan başkası” doğruluk ve hidâyet yolundan “saptırmadı.” Onlar, bizi bunun yerine sapıklığın ve fıskın yoluna çağırdılar. Sözü edilen günahkarlar, cehennem ateşine çağıran önderlerdir.

100-101. “Artık bizim” bu vakitte bizi azaptan kurtarmak için bize şefaat edecek “ne bir şefaatçimiz var. Ne de candan bir dostumuz.” Dünyada görülegeldiği üzere asgari bir miktarda bize fayda sağlayacak samimi bir yakınımız da yok. Böylelikle her türlü hayırdan yana ümitlerini kesmiş olacaklar, kazandıklarının karşılığını görecekler. Salih amel işlemek maksadıyla dünyaya döndürülmeyi temenni ederek şöyle diyecekler:

102. “Keşke (dünyaya) dönme imkânımız olsa da” oraya döndürülsek de “mü’minlerden olsak?” Bu yolla da azaptan kurtulup mükâfatı hak etsek? Ama ne mümkün! Onlaırn bu arzularını gerçekleştirmelerine müsaade edilmeyecektir. Zira artık onların rehin alınan canları, kesinlikle salınmayacaktır.

103-104. “Şüphesiz bunda” size sözünü ettiğimiz ve anlattığımız bu hususlarda sizin için “bir ibret vardır. Fakat” bunca âyetin indirilmiş olmasına rağmen “onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz İbrahim -aleyhisselam-'ın bahis konusu olan kıssasında ve yalanlayanların akıbetinde ibret alanlar için bir öğüt vardır. Buna rağmen onların çoğu Mümin değildirler.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne muhakkak ki
  2. فِى fi vardır
  3. ذَٰلِكَ zalike bunda
  4. لَـَٔايَةًۭ ۖ layeten bir ibret kök: ايي
  5. وَمَا vema ama yine
  6. كَانَ kane olmazlar kök: كون
  7. أَكْثَرُهُم ekseruhum çokları kök: كثر
  8. مُّؤْمِنِينَ mu'minine inananlardan kök: امن

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

88 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

Mustafa İslamoğlu

Elbet bu (kıssada) da alınacak bir ders mutlaka vardır, fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.

Muhammed Esed

Şüphesiz bütün bunlarda (insanlar için) bir ders vardır, onların çoğu (buna) inanmasa da.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki bu olayda bir ders vardır. . . Onların çoğunluğu (hakikatlerine) iman etmiş değillerdir.

Ali Bulaç

Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

Ali Özek ve heyeti

Bunda elbet (alınacak) büyük bir ders vardır, ama çokları iman etmezler.

Ali Rıza Safa

Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.

Bayraktar Bayraklı

- Bunda şüphesiz bir ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Doğrusu Rabbin, güçlüdür, acıyandır.

Edip Yüksel

Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz bunda mutlaka alınacak bir ders vardır; öyle iken çoğu inanmadı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı

Gültekin Onan

Gerçekten bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır.

Hasan Basri Çantay

Şübhesiz ki bunda mutlak bir ibret vardır. (Fakat) onların çoğu iman ediciler değildir.

İbni Kesir

Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.

Mehmet Alagaş

(90-104) Cennet sakınanlar için yaklaştırıldı, cehennem azgınlara gösterildi / ibraz edildi ve nerede Allah’ın dışında taptıklarınız? Yardım edebiliyorlar mı veyahut yardım görüyorlar mı? diye onlara soruldu. Azgınlar ve iblisin ordularının hepsi ona / cehenneme, yüzüstü / yere kapaklanmış halde atılırlar. Orada çekişirlerken / hasımlaşırlarken derler ki, Allah'a yemin olsun biz kesinlikle a paçık bir sapıklık içindeydik, alemlerin rabbi ile sizleri / başka taptıklarımızı aynı seviyede tutuyorduk. Bizleri ancak siz suçlular saptırdınız, bize ne bir aracı / bir şefaatçi ve de candan bağlı biri yoktur, bize bir defa daha / bir kere daha verilse de inananlardan olsak. İşte bu kesinlikle ayettir onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı. Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

Süleyman Ateş

Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar."

Süleymaniye Vakfı

İşte bu anlatılanlarda tam bir ayet /bir ibret vardır. Onların çoğu inanıp güvenmiş değillerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.

Şaban Britch

İşte bunda bir ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.

Şaban Piriş

İşte bunda da bir ibret vardır. Fakat onların çoğu yine de iman etmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Kuşkusuz, bütün bunlarda mutlaka bir ibret vardır. Ama onların çoğu müminler değil.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

This is indeed emblematic of Allah's Omnipotence and Authority but most of them deny Allah Who brought them into existence.

Abdul Haleem

There truly is a sign in this, though most of them do not believe:

Abdullah Yusuf Ali

Verily in this is a Sign but most of them do not believe.

Abul A'la Maududi

Surely there is a Sign in this, dipnot 1 but most of them would not believe.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    There are two aspects of the sign in the story of Prophet Abraham (peace be upon him). (1) On the one hand, the mushriks of Arabia, especially the Quraish, claimed that they were the followers of Prophet Abraham (peace be upon him) and were proud of being his descendants, but on the other hand, they were involved in shirk against which Prophet Abraham (peace be upon him) had been engaged in a relentless struggle throughout his life. Then these people were opposing and treating the Prophet (peace be upon him) who was inviting them towards the religion brought by Prophet Abraham (peace be upon him). They have been reminded that Abraham (peace be upon him) was an enemy of shirk and an upholder of Tauhid which they themselves admitted, and yet they persisted in their obduracy to follow the creed of shirk. (2) The people of Abraham (peace be upon him) were eliminated from the world. If any of them survived, it was the children of Prophet Abraham (peace be upon him) and his sons, Ishmael and Isaac (peace be upon them). Though the Quran does not mention the torment that descended on Abraham’s people after he had left them, it has included them among the tormented tribes: Has not the story reached them of those who had gone before them: the people of Noah, the tribes of Aad and Thamud, the people of Abraham, and the inhabitants of Midian and of the overturned cities? (Surah At-Taubah, Ayat 70).

Aisha Bewley

There is certainly a Sign in that, yet most of them are not muminun.

Al-Hilali & Khan

Verily in this is indeed a sign, yet most of them are not believers.

Ali Quli Qarai

There is indeed a sign in that; but most of them do not have faith.

Amatul Rahman Omar

Verily, there is a remarkable sign in this (episode of Abraham's life), yet most of the people would not be believers.

Arthur John Arberry

Surely in that is a sign, yet most of them are not believers.

Bijan Moeinian

The story of Abraham’s life conveys a good lesson. But most people care less.

E. Henry Palmer

Verily, in that is a sign, but most of them will never be believers;

Edip-Layth

In that is a sign, but most of them are not those who acknowledge.

George Sale

Verily herein was a sign: But the greater part of them believed not.

Hamid S. Aziz

"'Oh, that we had another turn on earth, that we might be of the believers. '"

Mahmoud Ghali

Surely in that is indeed a sign; and in no way were most of them believers.

Marmaduke Pickthall

Lo! herein is indeed a portent, yet most of them are not believers!

Mohamed Ahmed - Samira

Verily there is a sign in this, but many of them do not believe.

Muhammad Asad

In all this, behold, there is a message [unto men], even though most of them will not believe [in it].

Mustafa Khattab

Surely in this is a sign. Yet most of them would not believe.

Progressive Muslims

In that is a sign, but most of them are not believers.

Rashad Khalifa

This should be a good lesson. But most people are not believers.

Sahih International

Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers.

Sam Gerrans

In that is a proof, but most of them are not believers.

Shabbir Ahmed

In all this, behold, there is lesson but, most of them still are not believers (in the Law of Requital).

Syed Vickar Ahamed

Surely in this is a Sign but most of them do not believe.

Taqi Usmani

Surely, in this there is a sign, but most of them are not believers,

The Monotheist Group

In that is a sign, but most of them are not believers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 103. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 103. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 103. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩