Diyanet İşleri
Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) "dinlemez misiniz?" dedi.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 25. ayet. قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُۥٓ أَلَا تَسْتَمِعُونَ
ḳâle limen ḥavlehû elâ testemi`ûn.
Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) "dinlemez misiniz?" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
"Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir."
Firavun, "Alemlerin Rabbi de nedir?" dedi.
Musa, "O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir."
Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) "dinlemez misiniz?" dedi.
Musa, "O, sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi.
Firavun, "Bu size gönderilen peygamberiniz, şüphesiz delidir" dedi.
Musa, "O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 23–25. ayetler için yazılmıştır.
23. “Firavun: Âlemlerin Rabbi (dediğin de) nedir? dedi” Firavun bu sözleriyle zalimce ve büyüklük taslayarak Rabbini inkâra yöneldi. Halbuki o, Mûsâ’nın davet ettiği şeyin doğru olduğuna içten içe kesinlikle inanıyordu.
24. Mûsâ şu cevabı verdi: “Göklerin, yerin ve onlarla arasında bulunanların Rabbidir.” Yani ulvi âlemi ve süfli âlemi yaratıp bütün bu kainatı yöneten, işlerini idare eden ve çeşitli yollarla rububiyeti ile terbiye edendir. Sizler de buna dahilsiniz, ey muhataplar! O halde nasıl olur da bütün varlıkların yaratıcısını, gökleri ve yeri yoktan var edeni nasıl inkâr edebilirsiniz? “Eğer kesin bilgiye sahipseniz (bunun böyle olduğunu anlarsınız)”
25. Firavun ise yüzünü ekşiterek ve hayretle: Bu adamın neler söylediğini “duymuyor musunuz?!” dedi. Bunun üzerine Mûsâ şöyle devam etti:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Firavun etrafında bulunan kavminin ileri gelenlerine şöyle dedi: "Musa'nın bu cevabını ve iddia ettiği yalanını duyup, işitiyor musunuz?"
Aynı kök: حول (25 geçiş)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Aynı kök: حول (25 geçiş)
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…
Aynı kök: حول (25 geçiş)
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Firavun) etrafındakilere "Duymuyor musunuz?" demişti.
(Firavun) çevresindekilere yönelerek "Ne diyor, duydunuz mu?" dedi.
(Firavun,) çevresindekilere: "(Onun ne dediğini) duydunuz mu?" dedi.
(Firavun) etrafında olanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi.
Çevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz?"
(Firavun) etrafında bulunanlara: İşitiyor musunuz? dedi.
Çevresindekilere, şöyle dedi: "Duymuyor musunuz?"
Firavun, etrafındakilere, "Duymuyor musunuz?" dedi.
Etrafındakilere dönerek, "İşitiyor musunuz?" dedi.
Etrafındakilere dönerek, 'İşitiyor musunuz?' dedi.
(Firavun) etrafındakilere: "Dinlemez misiniz?" dedi.
Etrafındakilere dinlemezmisiniz? dedi
Firavun, etrafındakilere: "Duymuyor musunuz?" dedi.
Firavun, etrafındakilere: "Duymuyor musunuz?" dedi.
Firavun, etrafındakilere: "Duymuyor musunuz?" dedi.
Çevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz?"
(Fir'avn) etrafında bulunan kimselere dedi ki: "İşitmiyor musunuz"?
Yanında bulunanlara: İşitmiyor musunuz? dedi.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
(Firavun) Etrafında bulunanlara: “İşitmiyor musunuz” dedi.
(Fir'avn): Çevresinde bulunanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi.
(Firavun) Yanındakilere: "Duymuyor musunuz?" dedi.
Firavun yanındakilere; "dinliyor musunuz?" dedi:
(Firavun,) Etrafındakilere: Duyuyor musunuz? dedi.
-Duyuyor musunuz? dedi Firavun, etrafındakilere.
Firavun, çevresindekilere dedi: "Duyuyor musunuz?"
"Do you hear that!" pharaoh said to those around him.
Pharaoh said to those present, ‘Do you hear what he says?’
(Pharaoh) said to those around: "Did ye not listen (to what he says)?"
Pharaoh said to those around him: "Do you hear (what he says)?"
He said to those around him, ‘Are you listening?’
[Fir‘aun (Pharaoh)] said to those around: "Do you not hear (what he says)?"
He said to those who were around him, ‘Don’t you hear?!’
(Thereupon Pharaoh) said to those around him, `Do you not hear (what is being said)?'
Said he to those about him, 'Do you not hear?'
Pharaoh turned to those around him and said in a joking manner "Did you hear this?"
Said he to those about him, 'Do ye not listen
He said to those around him: "Do you hear that?"
Pharaoh said unto those who were about him, do ye not hear?
Said he, "The Lord of the heavens and the earth and what is between the two, if you want certainty. "
He said to the ones around him, "Do you not listen. "
(Pharaoh) said unto those around him: Hear ye not?
(The Pharaoh) said to those around him: "Do you hear?"
Said [Pharaoh] unto those around him: "Did you hear [what he said]?"
Pharaoh said to those around him, "Did you hear ˹what he said˺?"
He said to those around him: "Do you hear that"
He said to those around him, "Did you hear this?"
[Pharaoh] said to those around him, "Do you not hear?"
Said he to those round about him: “Do you not hear!”
Pharaoh said to the people around him, "Don't you hear what he says?"
Said (Pharaoh) to those around: "Do you not listen (to what he says)?"
He (The Pharaoh) said to those around him, "Are you not hearing?"
He said to those around him: "Do you hear that?"