Diyanet İşleri
"Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 156. ayet. وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ
velâ temessûhâ bisûin feye'ḫuẕeküm `aẕâbü yevmin `ażîm.
"Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sâlih ve Semûd kavmi Şuarâ 141–159 3
Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."
"Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir."
Salih, şöyle dedi: "İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır."
"Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."
Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.
Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 155–156. ayetler için yazılmıştır.
155. Salih şöyle dedi: “İşte bu” dümdüz ve sert bir kayadan çıkan “bir dişi devedir.” -Onun kayadan çıktığı hususunda biz, çoğu müfessire tâbi olduk; çünkü buna bir mani yoktur.- Hepiniz onun çıkışını gördünüz ve buna tanık oldunuz. “Onun belli bir su içme nöbeti vardır. Sizin de belli bir günde su içme nöbetiniz vardır.” Bu dişi deve bir gün kuyu suyunu içecek, sizler de onun sütünü içeceksiniz. Ertesi gün de bu kuyu suyunu size bırakacak o gün de siz kuyu suyunu içeceksiniz.
156. “Ona” kesmek veya başka bir yolla “kötülük etmeyin yoksa sizi büyük bir günün azabı (ansızın) yakalar.” Dişi deve kayadan çıktıktan sonra bu şekilde aralarında durdu. Fakat onlar, yine de iman etmediler. Azgınlıklarını sürdürüp gittiler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sakın ola! Keserek veya vurarak ona kötülük gelecek şekilde dokunmayın. Yoksa bu sebeple üzerinize inecek olan belanın yaşanacağı büyük bir günde Allah Teâlâ'nın sizi helak edeceği bir azap gelir.
Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: مسس (61 geçiş)
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: مسس (61 geçiş)
"Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah'ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah'ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
"Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…
Aynı kök: مسس (61 geçiş)
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Aynı kök: مسس (61 geçiş)
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler,…
Aynı kök: مسس (61 geçiş)
Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan…
Tamamı: yazma kataloğu
Arkeoloji
Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.
Hegra'daki mezarlar Nabatî dönemine (MÖ 1 – MS 1. yy) aittir; Semûd kavmine ait oldukları arkeolojik olarak gösterilmiş değildir. Ayetlerdeki 'dağları yontarak ev yapanlar' tasviriyle coğrafi bir yakınlık kurulur, kimlik özdeşliği değil.
Ayet: A'râf 73-79 · Hicr 80-84 · Şuarâ 141-159
Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sakın ona hiçbir kötülük yapmayın; yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar." dipnot 1
Sakın ola ona bir kötülük yapayım demeyin! Bu takdirde sizi korkunç bir günün azabı yakalar."
öyleyse, sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa büyük, çetin bir günün azabı gelip sizi bulur!" dedi.
"(Sakın) ona kötülük yapmayın. (Aksi takdirde) sizi çok güçlü bir sürecin azabı yakalar. "
"Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar.
Ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir.
"Ona, bir kötülük yapmayın. Yoksa Büyük Gün'ün cezası sizi yakalar!"
"Ona bir kötülük yapmayınız! Aksi takdirde başınıza büyük bir felaket gelir."
"Ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün cezasına çarpılırsınız."
'Ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün cezasına çarpılırsınız.'
sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar." dedi.
Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin ki o yüzden sizi büyük bir günün azabı yakalar
"Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük günün azabı sizi yakalar."
"Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük günün azabı sizi yakalar."
"Sakın ona zarar vermeyin. Yoksa büyük günün azabı sizi yakalar."
"Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar."
"Ona bir kötülükle ilişmeyin. Sonra sizi büyük bir günün azabı yakalar".
Sakın ona bir kötülük yapmayın. Yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir.
(141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
“Sakın ona bir kötülükle dokunmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.”
"Sakın, ona bir kötülük dokundurmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar."
"Ona bir kötülük etmeyin, yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."
Ona bir kötülük yapmayın, yoksa çok zor bir günün azabına çarpılırsınız."
Sakın ona bir kötülük etmeyin; yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar.
Sakın ona bir kötülük etmeyin; yoksa sizi korkunç bir günün azabı yakalar.
"Ona kötülükle ilişmeyin. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."
"And", he added, "you are warned not to harm her lest you suffer the torment laid upon the damned on a momentous Day".
so do not harm her, or the punishment of a terrible day will befall you.’
"Touch her not with harm, lest the Penalty of a Great Day seize you."
Do not molest her lest the chastisement of an Awesome Day should seize you."
Do not do anything to harm her or the punishment of a terrible day will come down on you. ’
"And touch her not with harm, lest the torment of a Great Day should seize you."
Do not cause her any harm, for then you shall be seized by the punishment of a terrible day. ’
`And you shall do her no harm otherwise the punishment of an awful day shall befall you. '
and do not touch her with malice so that there seize you the chastisement of a dreadful day. '
"If you touch her with a bad intention, you will be severely punished on an awesome day. "
but touch her not with evil, or there will seize you the torment of a mighty day!'
"Do not afflict her with harm, else the retribution of a great day will seize you."
and do her no hurt, lest the punishment of a terrible day be inflicted on you.
He said, "Behold this she-camel (a test of faith). She has the right to drink, and you have a right to drink, each on an appointed day;
And do not touch her with an odious (treatment) so that there takes you (away) the torment of a Tremendous Day. "
And touch her not with ill lest there come on you the retribution of an awful day.
Do not treat her unkindly or the punishment of a grievous day will fall on you. "
and do her no harm, lest suffering befall you on an awesome day!"
And do not ever touch her with harm, or you will be overtaken by the torment of a tremendous day."
"And do not afflict her with harm, else the retribution of a great day will seize you. "
"Do not touch her with any harm, lest you incur retribution on an awesome day."
And do not touch her with harm, lest you be seized by the punishment of a terrible day. "
“And touch her not with evil lest there take you the punishment of a tremendous day.”
Do not harm her, or the retribution will seize you on an awesome day. "
"And do not touch her with harm, or the penalty of the Great Day seize you. "
So do not touch her with evil (intent), lest you should be seized by a painful punishment."
"Anddo not afflict her with harm, else the retribution of a great day will seize you."