Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 4. ayet

Şuarâ suresi, 4. ayet. إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةً فَظَلَّتْ أَعْنَٰقُهُمْ لَهَا خَٰضِعِينَ

in neşe' nünezzil `aleyhim mine-ssemâi âyeten feżallet a`nâḳuhüm lehâ ḫâḍi`în.

Diyanet İşleri

Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 1–7 · surenin 4. ayeti / 227

Konu "Mü'min olmuyorlar diye üzülme"; yerdeki deliller Şuarâ 1–9 3

  1. Şuarâ 1

    Ta Sin Mim.

  2. Şuarâ 2

    Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.

  3. Şuarâ 3

    Ey Muhammed! Mü'min olmuyorlar diye adeta kendini helak edeceksin!

  4. 4

    Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar.

  5. Şuarâ 5

    Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.

  6. Şuarâ 6

    Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.

  7. Şuarâ 7

    Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

4. “Eğer istesek gökten üzerlerine” gönderilmesini teklif ettikleri mucizelerden “bir mucize indiririz de” yalanlayanlar “onun karşısında (ister istemez) boyun bükerler.” Ancak buna ihtiyaç yoktur. Bunda bir maslahat da bulunmamaktadır. Çünkü o vakit iman etmelerinin hiç faydası olmaz. Zira fayda sağlayan iman, gıyaben/görmeden yapılan imandır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlar kendilerine meleklerin gelmesinden yahut Rabbinin gelmesinden yahut Rabbinin âyetlerinin birisinin gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Rabbinin âyetlerinden biri geldiği gün daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye imanı fayda vermez.” (el-En’am 6/158)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer biz onların üzerine gökten bir mucize indirmeyi dilersek, onu indiririz. Böylece boyunları zillet içinde eğilip kalır. Fakat biz onları imtihan etmek için böyle yapmak istemedik. Acaba onlar gayba iman edecekler mi?

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِن in eğer
  2. نَّشَأْ neşe' dilesek kök: شيا
  3. نُنَزِّلْ nunezzil indiririz kök: نزل
  4. عَلَيْهِم aleyhim onların üzerine
  5. مِّنَ mine -ten
  6. ٱلسَّمَآءِ s-semai gök- kök: سمو
  7. ءَايَةًۭ ayeten bir mu'cize kök: ايي
  8. فَظَلَّتْ fezellet ve oluverir kök: ظلل
  9. أَعْنَـٰقُهُمْ ea'nakuhum boyunları kök: عنق
  10. لَهَا leha ona
  11. خَـٰضِعِينَ hadiiyne eğilip kalmış kök: خضع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 7 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خضع (2 geçiş)

    Ey Peygamber'in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü…

  • Aynı kök: عنق (9 geçiş)

    Hani Rabbin meleklere, "Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne.…

  • Aynı kök: عنق (9 geçiş)

    Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, "Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?" demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir.…

  • Aynı kök: عنق (9 geçiş)

    Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.

  • Aynı kök: ظلل (33 geçiş)

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…

  • Aynı kök: ظلل (33 geçiş)

    Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar?…

  • Aynı kök: ظلل (33 geçiş)

    İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Dilesek, üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de ona boyunları eğik kalır.

Mustafa İslamoğlu

Eğer dileseydik onlara semadan öyle bir belge indirirdik ki, onun karşısında (mecburen) boyun büker, baş eğerlerdi.

Muhammed Esed

Eğer dileseydik, onlara gökten öyle bir alamet indirirdik ki, onun karşısında boyunları bükülür, hemen baş eğerlerdi.

Ahmed Hulusi

Eğer dilesek semadan üzerlerine bir mucize inzal ederiz de, zorunlu olarak boyunları bükülüp, hükmü kabul ederler!

Ali Bulaç

Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir.

Ali Özek ve heyeti

Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunları eğilip kalır.

Ali Rıza Safa

Eğer dilersek, gökten bir mucize indiririz; boyunları, Ona eğilsin diye.

Bayraktar Bayraklı

Dilersek onlara gökten bir mucize indiririz de mecbur kalıp boyun eğerler.

Edip Yüksel

Dilesek onların üzerine gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dilesek onların üzerine gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dilersek üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiriveririz de ona boyunları eğile kalır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dilersek üzerlerine Semadan bir ayet indiriveririz de ona boyunları eğile kalır

Erhan Aktaş

Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet dipnot 1 indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek zorunda kalırdı dipnot 2 .

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucize. Yaptırım. İradelerini, karar verme haklarını ellerinden alırdık.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hepsi inanmak zorunda kalırdı. Ama istemedik: Seçimi herkesin özgür iradesine bıraktık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet dipnot 1 indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek zorunda kalırdı. dipnot 2

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucize. Yaptırım. İradelerini, karar verme haklarını ellerinden alırdık.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hepsi inanmak zorunda kalırdı. Ama istemedik: Seçimi herkesin özgür iradesine bıraktık.

Gültekin Onan

Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir.

Hasan Basri Çantay

Eğer dilersek biz onların tepesine gökden bir ayet indiriveririz de ona boyunları eğilekalır.

İbni Kesir

Dilersek, onlara gökten bir ayet indiririz de ona boyunları eğik kalır.

Mehmet Alagaş

(1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dilersek, üzerlerine gökten bir ayet/mucize indiririz de boyunları öne eğilip kalır.

Süleyman Ateş

Dilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar).

Süleymaniye Vakfı

Farklı tercihte bulunsak dipnot 1 gökten üzerlerine bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Farklı bir tercihte bulunsaydık gökten üzerlerine öyle bir belge indirirdik ki, karşısında başları öne eğilirdi.

Şaban Britch

Dilersek, üzerlerine gökten bir ayet/mucize indiririz de boyunları öne eğilip kalır.

Şaban Piriş

Dilersek, üzerlerine gökten bir işaret indiririz de boyunları öne eğilip kalır.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer istersek gökten üzerlerine bir mucize indiririz de boyunları onun önünde perişanlıkla eğilip kalır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

If We will, We could easily send down to them from heaven a physical sign revealing to them Our Omnipotence and Authority, a sign to which they will have to bend their necks in subjugation and submission,

Abdul Haleem

If We had wished, We could have sent them down a sign from heaven, at which their necks would stay bowed in utter humility.

Abdullah Yusuf Ali

If (such) were Our Will, We could send down to them from the sky a Sign, to which they would bend their necks in humility.

Abul A'la Maududi

If We will, We can send down a Sign to them from heaven, so their necks will be humbled to it. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, it is not at all difficult for Allah to send down a sign which would make all the disbelievers yield and submit. If, however, He does not send one, it does not mean that such a thing is beyond His powers, but the reason is that the belief under compulsion is not acceptable to Him. Allah wants that people should use their common-sense and recognize the truth through the verses of the divine Book and the signs which are scattered all over the universe and are found even in their own selves. Then, when their hearts are satisfied that the message of the Prophets contains the truth, and the beliefs and the creeds which are opposed to it, are false, they should willingly give up falsehood and adopt the truth. This voluntary belief, acceptance of the truth and rejection of falsehood, is what Allah demands from man. It is for this reason that Allah has bestowed upon man choice and free will, and freedom to follow any way, right or wrong, that he pleases. For the same reason He has placed in his nature both the tendencies, towards good and towards evil, and opened up before him both the ways, to piety and to sin. For the same purpose He has given Satan the freedom and respite to mislead him and has made arrangements of Prophethood, revelation and invitation to goodness to guide him to the right way, and has placed man on trial to see whether he adopts the way of belief and obedience or of disbelief and sin. On the other hand, if Allah had adopted a method of coercing people to believe and obey, it would have defeated the very purpose of the trial and test. Then there was no need to send down the signs for the purpose, but He would have created man with a pure nature, without any inclination for evil, disbelief and sin, and made him obedient by birth like the angels. This has been referred at several places in the Quran, for instance in (Surah Younus, Ayat 99): Had your Lord willed, all the dwellers of the earth would have believed in Him. And in (Surah Houd, Ayat 118): Your Lord could have made mankind one community had He so willed, but now they will continue to follow different ways, but only those on whom Allah has His mercy (escape wrong ways). It will be so because He has created them for this (very freedom of choice and action). For further explanation, see(E.Ns 101,102 of Surah Younus) and( E.N. 116 of Surah Houd).

Aisha Bewley

If We wished We could send down a Sign to them from heaven, before which their heads would be bowed low in subjection.

Al-Hilali & Khan

If We will, We could send down to them from the heaven a sign, to which they would bend their necks in humility.

Ali Quli Qarai

If We wish We will send down to them a sign from the sky before which their heads will remain bowed in humility.

Amatul Rahman Omar

If We so please We can send down upon them such a sign from above that their necks would bend (and heads bow down) in submission to it.

Arthur John Arberry

If We will, We shall send down on them out of heaven a sign, so their necks will stay humbled to it.

Bijan Moeinian

If I (God) wanted to make the disbelievers to believe [out of fear], I could have sent them such a terrible sign from the heaven that they would have bowed down being humiliated.

E. Henry Palmer

If we please we will send down upon them from the heaven a sign, and their necks shall be humbled thereto.

Edip-Layth

If We wish, We could send down for them from the heavens a sign, to which they would bend their necks in humility.

George Sale

If We pleased, We could send down unto them a convincing sign from heaven, unto which their necks would humbly submit.

Hamid S. Aziz

It may be that you are tormenting your soul that they will not be believers.

Mahmoud Ghali

In case We (so) decide, We will be sending down on them from the heaven a sign so their necks linger subdued to it.

Marmaduke Pickthall

If We will, We can send down on them from the sky a portent so that their necks would remain bowed before it.

Mohamed Ahmed - Samira

We could send down from the heavens a sign to them if We pleased, before which their heads would remain bowed.

Muhammad Asad

Had We so willed, We could have sent down unto them a message from the skies, so that their necks would [be forced to] bow down before it in humility.

Mustafa Khattab

If We willed, We could send down upon them a ˹compelling˺ sign from the heavens, leaving their necks bent in ˹utter˺ submission to it.

Progressive Muslims

If We wish, We could send down for them from the heavens a sign, to which they would bend their necks in humility.

Rashad Khalifa

If we will, we can send from the sky a sign that forces their necks to bow.

Sahih International

If We willed, We could send down to them from the sky a sign for which their necks would remain humbled.

Sam Gerrans

If We will, We can send down upon them from the sky a proof to which their necks will remain humbled.

Shabbir Ahmed

Had We so Willed, We could have sent down to them a Sign from the sky, to which they would have bent their necks in humility. (But, that is not Our Design. We expect them to use their reason (12:108)).

Syed Vickar Ahamed

If (it) was Our Will, We can send down a Sign from the heaven to them, to which they will bow their necks in humility.

Taqi Usmani

If We so will, We can send down to them a sign from the sky, for which their necks will stay bent in submission.

The Monotheist Group

IfWe wish, We could send down for them from the heavens a sign, to which they would bend their necks in humility.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 4. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 4. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 4. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩