Diyanet İşleri
Musa, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 30. ayet. قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَىْءٍ مُّبِينٍ
ḳâle evelev ci'tüke bişey'im mübîn.
Musa, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
Firavun, "Bu size gönderilen peygamberiniz, şüphesiz delidir" dedi.
Musa, "O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir" dedi.
Firavun, "Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim."
Musa, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.
Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi.
Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.
Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 29–33. ayetler için yazılmıştır.
29. Firavun artık ortaya delil koyamayınca, Mûsâ’ya karşı koymaktan ve herhangi bir açıklama yapmaktan aciz kalınca sahip olduğu gücü kullanarak Mûsâ’ya tehditler savurmaya başladı: “Eğer benden başka bir ilâh edinirsen seni mutlaka hapse tıkarım.” Kahrolasıca; Mûsâ’yı saptıracağını ve kendisinden başka kimseyi ilâh edinmeyeceğini ümit etmişti. Yoksa Mûsâ’nın ve beraberindekilerin yaptıklarında, söylediklerinde basiret üzere olduklarını anlamıştı.
30. Mûsâ ona dedi ki: “Sana (doğruluğumu ispatlayan) apaçık bir şey” yani sana getirdiklerimin doğruluğuna delil teşkil edecek harikulade ve apaçık bir delil göstersem de mi böyle yapacaksın?
31-32. Bu (ثُعۡبَانٞ ) erkek yılandır. “Aşikar” olma niteliği ise herkes tarafından açıkça görülen, hayalî ve yılana benzer bir görüntü değil, gerçek bir yılan demektir.
33. “Elini” koynundan “çıkardı, bir de ne görsünler; o, bakanların önünde bembeyaz parlıyor.” Yani eli, bakanlar tarafından açıkça görünen ve herhangi bir kusur ve hastalık söz konusu olmaksızın büyük bir nur saçıyordu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa -aleyhisselam- Firavun'a şöyle dedi: "Benim doğruluğumu ve sana getirdiğimin Yüce Allah katından olduğunu gösteren bir şey getirmiş olsam da mı beni zindana atılanlardan kılacaksın?"
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Musa ise) "Sana apaçık bir şey (delil) getirsem de mi (hapse atarsın)?" diye sormuştu.
(Musa) dedi ki: "Sana, (hakikati) bütün açıklığıyla ortaya koyan bir şeyle gelmiş olsam da mı?"
(Musa:) "Size gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan bir şey getirmiş olsam da, öyle mi?" dedi.
(Musa) dedi ki: "Apaçık bir şey ile (apaçık bir delil olarak) sana gelmişsem de mi?"
(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"
Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.
"Sana, apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi.
Musa, "Sana apaçık bir mucize getirirsem de mi?" dedi.
Dedi ki, "Size apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"
Dedi ki, 'Size apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?'
(Musa Firavun'a): "Sana apaçık bir şey (delil) getirdimse de mi?" dedi.
Ya, dedi: sana apaçık isbat edecek bir şey getirdimse de mi?
Musa: "Sana apaçık bir şey getirsem de mi?" dedi.
Musa: "Sana apaçık bir şey getirsem de mi?" dedi.
Musa: "Sana apaçık bir şey getirsem de mi?" dedi.
(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"
(Muusa) dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirdimse de mi (zindana atacaksın)"?
Sana apaçık bir şeyle gelmişsem de mi? dedi.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Mûsâ: “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi.
(Musa, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi.
(Musa:) "Ya sana apaçık bir şey getirdiysem!" dedi.
"Sana apaçık bir belge ile geldiysem de mi?" dedi.
Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.
-Sana, apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.
Musa dedi: "Ya sana gerçeği gösteren birşey getirmişsem!"
"Even if I present you", Mussa said, "with a divine sign convincing the mind and manifests forth the truth".
and Moses asked, ‘Even if I show you something convincing?’
(Moses) said: "Even if I showed you something clear (and) convincing?"
Moses said: "Even if I were to bring a Clear Sign to you?" dipnot 1
He said, ‘Even if I were to bring you something undeniable?’
[Mûsâ (Moses)] said: "Even if I bring you something manifest (and convincing)?"
He said, ‘What if I bring you something manifest?’
(Moses) said, `(Will you do this,) even though I bring to you something that makes (the truth of my statement) clear to you?'
He said, 'What, even though I brought thee something so manifest?'
Moses said, "What if I come up with an undeniable miracle?"
Said he, 'What, if I come to thee with something obvious?'
He said, "What if I brought you proof?"
Moses answered, what, although I come unto you with a convincing miracle?
Said he (Pharaoh), "If you do take a god besides me I will surely place you among the prisoners. "
He said, "Even if I come to you with (some) thing evident?"
He said: Even though I show thee something plain?
(Moses) said: "Even though I have brought to you something convincing?"
Said he: "Even if I should bring about before thee something that clearly shows the truth?"
Moses responded, "Even if I bring you a clear proof?"
He said: "What if I brought you proof"
He said, "What if I show you something profound?"
[Moses] said, "Even if I brought you proof manifest?"
He said: “Even though I brought thee something clear?”
Moses responded, "Even if I bring to you all evidence of the Truth?"
Said (Musa): "Even if I showed you something clear (enough) to make you believe?"
He (Mūsā) said "Will you (do this) even if I bring to you something evident?"
He said: "What if I brought you proof?"