Diyanet İşleri
"Firavun'a gidin ve deyin: "Şüphesiz biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz",
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 16. ayet. فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
fe'tiyâ fir`avne feḳûlâ innâ rasûlü rabbi-l`âlemîn.
"Firavun'a gidin ve deyin: "Şüphesiz biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz",
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
"Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Harun'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."
"Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım."
Allah dedi ki, "Hayır, korkma! Mucizelerimizle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz."
"Firavun'a gidin ve deyin: "Şüphesiz biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz",
"İsrailoğullarını bizimle beraber gönder."
Firavun, şöyle dedi: "Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin."
"(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 15–17. ayetler için yazılmıştır.
15. “Buyurdu ki: Asla” seni öldürme imkânını bulamayacaklar. Biz size öyle bir güç vereceğiz ki, onlar size kötülük kastıyla yaklaşamayacaklar. Siz ve size tâbi olanlar galip geleceksiniz. Bundan dolayıdır ki Firavun, Mûsâ’ya ileri derecede meydan okumasına, onu kıt akıllıkla, hem onu hem de kavmini sapıklıkla suçlamasına rağmen Mûsâ’ya hiçbir zarar veremedi. “İkiniz” doğruluğunuza ve getirdiğinizin sıhhatine delil olan “âyetlerimizle/mucizelerimizle gidin. Şüphesiz Biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitiriz.” Ben ikinizi de koruyup himaye edeceğim.
16. “İkiniz de Firavuna gidin ve deyin ki: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçileriyiz.” Yani O, sen Rabbimize ve bize iman edesin, Ona ibadete boyun eğip, O’nun tevhidini kabul edesin, diye bizi sana gönderdi.
17. “İsrailoğullarını bizimle gönder, diye (geldik).” Artık onlara yaptığın işkencelere son ver. Onlar üzerindeki baskını kaldır ki, Rab’lerine ibadet etsinler. Dinlerini gereği gibi uygulayabilsinler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Firavun'a gidin ve ona şöyle deyin: "Gerçekten biz bütün yaratılmışların Rabbi tarafından sana gönderilmiş iki resulüz."
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
(Musa), "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" dedi.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(16, 17) Firavun'a gidin ve deyin ki: ‘Şüphesiz ki biz, İsrailoğullarını bizimle göndermen için âlemlerin Rabbi'nin elçi(leri)yiz."
Haydi artık, siz ikiniz Firavun'a gidiniz ve deyiniz ki: "Biz alemlerin Rabbinin mesajını taşıyoruz:
Haydi, şimdi ikiniz de Firavun'a gidin ve ona deyin ki: 'Biz alemlerin Rabbinden bir mesaj getiriyoruz:
"İkiniz Firavun'a gelin ve deyin ki: Muhakkak ki biz Rabb-ül alemin'in (Esma özellikleriyle alemdekileri yaratanın) Rasulüyüz. . . "
"Gecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbi'nin elçisiyiz,"
Haydi Firavun’a gidip deyin ki: Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi'nin elçisiyiz;
"Haydi, Firavun'a gidin ve şunu söyleyin: ‘Aslında, biz, Evrenlerin Efendisinin elçileriyiz!' "
- "Firavun'a gidiniz: 'Biz, alemlerin Rabbinin peygamberleriyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder!' deyiniz."
"İkiniz Firavuna varıp deyin ki, ‘Biz evrenlerin Efendisinin elçileriyiz.'" dipnot 1
'İkiniz Firavun'a varıp deyin ki, 'Biz evrenlerin Rabbinin elçileriyiz.' '
haydin Firavun'a varın da deyin ki: "İnan ki biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz;
Haydin Fir'avne varın da deyin: inan biz, rabbülaleminin resulüyüz
Haydi! Firavun'a gidin ve ona: "Biz, alemlerin Rabb'inin Resulleriyiz." deyin.
Haydi! Firavun'a gidin ve ona: "Biz, Âlemlerin Rabbi'nin resulleriyiz." deyin.
Haydi! Firavun'a gidin ve ona: "Biz, alemlerin Rabb'inin rasulleriyiz." deyin.
"Gecikmeksizin Firavuna giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin rabbinin elçisiyiz."
(16-17) "Haydi Fir'avna gidin de: — Biz, israil oğullarını beraberimizde yollayasın diye aalemlerin Rabbinin gönderdiği gerçek (iki) peygamberiz" deyin.
Firavun'a varın, deyin ki: Biz, alemlerin Rabbının peygamberleriyiz.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
İkiniz Firavun’a gidin ve deyin ki: "Gerçekten biz âlemlerin Rabbinin rasulleriyiz."
"Fir'avn'e giderek deyin ki: "Biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz."
Firavun'a varın ve şöyle deyin: "Biz, Varlıkların Rabbi'nin elçisiyiz,
Firavun'una varın da deyin ki: "Biz, varlıkların sahibinin elçisiyiz,
Firavun’a gidin ve deyin ki: Biz, alemlerin Rabbi (Allah'ın) elçileriyiz.
Firavun'a gidin ve deyin ki: "Biz, evrenin sahibinin elçileriyiz.
"Hemen Firavun'a gidin, şöyle deyin: -Alemlerin Rabbi'nin resulleriyiz biz."
"And so, both of you go to Pharaoh and say to him:" "We are bearers of the divine message sent by Allah, Creator of the worlds, the visible and the invisible, past, present and those to come",
Go, both of you, to Pharaoh and say, "We bring a message from the Lord of the Worlds:
"So go forth, both of you, to Pharaoh, and say: 'We have been sent by the Lord and Cherisher of the worlds;
Go, then, to Pharaoh and say to him: 'The Lord of the Universe has sent us
Go to Pharaoh and say, "We are the Messenger of the Lord of all the worlds
"And go both of you to Fir‘aun (Pharaoh), and say: ‘We are the Messengers of the Lord of the ‘Âlamîn (mankind, jinn and all that exists),
So approach Pharaoh and say, ‘‘We are indeed envoys of the Lord of the worlds
`Go to Pharaoh both of you and say, "We are bearers of a Message from the Lord of the worlds.
So go you to Pharaoh, and say, "Verily, I am the Messenger of the Lord of all Being;
When you see Pharaoh, tell him: "We are the Lord’s Messenger for all His intelligent beings. "
'And go to Pharaoh and say, "Verily, we are the apostles of the Lord of the worlds
"So both of you go to Pharaoh and say, 'We are messengers of the Lord of the worlds…'"
Go ye therefore unto Pharaoh, and say, verily we are the apostle of the Lord of all creatures:
Said He, "Not so; but go, both, with Our signs; verily, We are with you listening.
So come up to Firaawn, then say (to him), "We (both) are the Messenger of The Lord of the worlds;
And come together unto Pharaoh and say: Lo! we bear a message of the Lord of the Worlds,
Go to the Pharaoh and tell him: 'We bring a message from the Lord of all the worlds
And go, both of you, unto Pharaoh and say, ‘Behold, we bear a message from the Sustainer of all the worlds:
Go to Pharaoh and say, ‘We are messengers from the Lord of all worlds,
"So both of you go to Pharaoh and Say: "We are messengers of the Lord of the worlds"
"Go to Pharaoh and say, 'We are messengers from the Lord of the universe.'
Go to Pharaoh and say, 'We are the messengers of the Lord of the worlds,
“And go to Pharaoh, and say: ‘We are a messenger of the Lord of All Creation.
Go together to Pharaoh and say, "We are Messengers from the Lord of the Worlds. "
"So both of you, go forth to Firon (Pharaoh), and say: ‘We are the messengers of the Lord (and Cherisher) of the Worlds (Rab-ul-'Ala'meen);
So go, both of you, to Pharaoh and say, ‘We both are messengers of the Lord of all the worlds,
"So both of you go to Pharaoh and say: 'We are messengers of the Lord of the worlds'