Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 190. ayet

Şuarâ suresi, 190. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Diyanet İşleri

Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 187–193 · surenin 190. ayeti / 227

Konu Şu'ayb ve Eyke halkı Şuarâ 176–191 3

  1. Şuarâ 187

    "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi gökten üzerimize bir parça düşür."

  2. Şuarâ 188

    Şu'ayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.

  3. Şuarâ 189

    Onlar Şu'ayb'ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.

  4. 190

    Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

  5. Şuarâ 191

    Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

  6. Şuarâ 192

    Şüphesiz bu Kur'an, alemlerin Rabbi'nin indirmesidir.

  7. Şuarâ 193

    (193-195) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 189–191. ayetler için yazılmıştır.

189. “Onu yalanladılar.” Yani onu yalanlamak ve onun getirdiklerini inkâr edip kâfir olmak, onların huyu haline gelmişti. Öyle ki mucizelerin onlara hiçbir faydası olmuyordu. Onların tepelerine azabın indirilmesinden başka hiçbir çare kalmamıştı. “Bunun üzerine gölge gününün azabı onları (ansızın) yakaladı.” Bir bulut onları gölgelendirdi. Bu gölgeden hoşlanarak, onun aslında normal bir gölge olmayan gölgesinin altına toplandılar. Bunun üzerine o buluttan çıkan azap onları yakıverdi. Böylelikle o gölgenin altında cansız kalıverdiler. Yurtlarından ayrıldılar da bedbahtlık ve azap yurduna konuk oldular. “Gerçekten o, büyük bir günün azabı idi.” Bir daha dünyaya geri dönüp de yeniden amel etme imkânı bulamadılar. Azap bir an dahi üzerlerinden hafifletilmeyeceği gibi onlara süre de verilmeyecektir.

190. “Şüphesiz bunda” Şuayb’ın ve onun davetinin doğruluğuna, kavminin de kendisine karşı çıkışının batıl olduğuna açık delil teşkil eden “bir ibret vardır.” Bunca âyet ve mucizeleri görmelerine rağmen insanların “çoğu iman etmezler.” Çünkü onlar, akıllarını kullanmayan kimselerdir. Hayırlı kimselerde değildir: “Sen ne kadar arzu etsen de insanların çoğu iman etmezler.” (Yusuf, 12/103)

191. “Şüphe yok ki Rabbin” kudreti ile herhangi bir kimsenin kendisine zarar vermesi imkânsız olan ve bütün yaratıkları hükmü altında bulunduran “Azizdir.” Rahmet onun sabit sıfatı olan “Rahimdir.” Bu varlık âlemini var ettiğinden sonsuza dek, dünya ve âhiretteki bütün hayırlar onun bu rahmetinin tecellilerindendir. Peygamberlerini yalanlayan düşmanlarını helâk etmesi, O’nun izzettinin bir tecellesi olduğu gibi; gerçek dostlarını ve onlarla birlikte iman edenleri kurtarması da O’nun rahmetinin tecellilerinden birisidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz Şuayb -aleyhisselam-'ın kavminin helak edilmesini anlatan bu kıssada ibret alanlar için bir öğüt vardır. Buna rağmen onların çoğu Mümin değillerdir.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne muhakkak ki
  2. فِى fi vardır
  3. ذَٰلِكَ zalike bunda
  4. لَـَٔايَةًۭ ۖ layeten bir ibret kök: ايي
  5. وَمَا vema ama yine
  6. كَانَ kane değildir kök: كون
  7. أَكْثَرُهُم ekseruhum çokları kök: كثر
  8. مُّؤْمِنِينَ mu'minine inananlardan kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Eyke · Aynı kıssa: Hz. Şuayb

    Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Eyke · Aynı kıssa: Hz. Şuayb

    Hani Şu'ayb, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Eyke · Aynı kıssa: Hz. Şuayb

    "Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

  • Aynı kıssa: Hz. Şuayb

    Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah…

  • Aynı kıssa: Hz. Şuayb

    "Bir de, tehdit ederek Allah'ın yolundan O'na iman edenleri çevirmek, Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın.…

  • Aynı kıssa: Hz. Şuayb

    "Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış, bir kısmı da inanmamışsa, artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

Mustafa İslamoğlu

Elbet bu (Şuayb kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.

Muhammed Esed

Bu (kıssada da insanlar için) bir ders vardır; insanların çoğu (buna) inanmasalar da...

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki bu olayda da işaret - ders vardır. . . Ne var ki onların çoğunluğu iman etmemiştir!

Ali Bulaç

Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

Ali Özek ve heyeti

Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.

Ali Rıza Safa

Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.

Bayraktar Bayraklı

Çoğu inanmamış olsa da bunda kesinlikle bir ders vardır.

Edip Yüksel

Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şüphesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı

Gültekin Onan

Gerçekten bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır.

Hasan Basri Çantay

Şübhesiz bunda mutlak bir ayet vardır. (Fakat) onların çoğu iman ediciler değildir.

İbni Kesir

Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.

Mehmet Alagaş

(176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

Süleyman Ateş

Muhakkak ki bunda bir ibret vardır ama yine çokları inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı

İşte bu anlatılanlarda tam bir ayet /ibret vardır ama onların çoğu inanıp güvenmiş değillerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir

Şaban Britch

İşte bu olayda da bir ayet/ ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.

Şaban Piriş

İşte bu olayda da bir ibret vardır, fakat onların çoğu yine de inanmış değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunda elbette bir ibret var ama onların çoğu inanan kişiler değildi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

This is indeed emblematic of Allah's Omnipotence and Authority but most of them denied Him Who brought them into existence.

Abdul Haleem

There truly is a sign in this, though most of them will not believe:

Abdullah Yusuf Ali

Verily in that is a Sign: but most of them do not believe.

Abul A'la Maududi

Surely there is a Sign in this, but most of them would not believe.

Aisha Bewley

There is certainly a Sign in that, yet most of them are not muminun.

Al-Hilali & Khan

Verily, in this is indeed a sign, yet most of them are not believers.

Ali Quli Qarai

There is indeed a sign in that; but most of them do not have faith.

Amatul Rahman Omar

Behold! there is a great sign in this (episode), yet most of them would not be believers.

Arthur John Arberry

Surely in that is a sign, yet most of them are not believers.

Bijan Moeinian

This is a great lesson, yet most people care less.

E. Henry Palmer

verily, in that is a sign; but most of them will never be believers;

Edip-Layth

In that is a sign, but most of them are not those who acknowledge.

George Sale

Verily herein was a sign; but the greater part of them did not believe.

Hamid S. Aziz

But they rejected him, so the torment of the day of gloom (Ashes from a volcanic eruption?) seized them. Lo! It was the retribution of an awful day.

Mahmoud Ghali

Surely in that is indeed a sign, and in no way were most of them believers.

Marmaduke Pickthall

Lo! herein is indeed a portent; yet most of them are not believers.

Mohamed Ahmed - Samira

Verily in this was a sign, but most of them do not believe.

Muhammad Asad

In this [story], behold, there is a message [unto men], even though most of them will not believe [in it].

Mustafa Khattab

Surely in this is a sign. Yet most of them would not believe.

Progressive Muslims

In that is a sign, but most of them are not believers.

Rashad Khalifa

This should be a lesson, but most people are not believers.

Sahih International

Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers.

Sam Gerrans

In that is a proof, but most of them are not believers.

Shabbir Ahmed

Herein, behold, is a sign, and most of them were not believers (in the Law of Requital).

Syed Vickar Ahamed

Surely, in that, there is a Sign but most of them do not believe.

Taqi Usmani

Surely, in this there is a sign, but most of them are not believers,

The Monotheist Group

In that is a sign, but most of them are not believers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 190. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 190. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 190. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩