Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 59. ayet

Şuarâ suresi, 59. ayet. كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

keẕâlik. veevraŝnâhâ benî isrâîl.

Diyanet İşleri

İşte böyle yaptık ve onlara, İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 56–62 · surenin 59. ayeti / 227
  1. Şuarâ 56

    "Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz."

  2. Şuarâ 57–58

    (57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.

  3. 59

    İşte böyle yaptık ve onlara, İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

  4. Şuarâ 60

    Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.

  5. Şuarâ 61

    İki topluluk birbirini görünce Musa'nın arkadaşları, "Eyvah yakalandık" dediler.

  6. Şuarâ 62

    Musa, "Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 57–59. ayetler için yazılmıştır.

57. Firavun ve askerleri büyük bir ordu halinde, genel bir seferberlik içerisinde yola çıktılar ve acizliklerinden dolayı çıkamayan mazeret sahipleri dışında hiç kimse geri kalmadı. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Böylece onları (ülkelerindeki) bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.” Mısır’ın güzel bahçelerinden, coşup kaynayan pınarlarından, topraklarını dolduran ekinlerinden ayırıp çıkardık. Ki şehirleri ve köyleri bunlarla mamur edilmişti.

58. “Hazinelerden ve güzel konaklardan da…” Öyle ki bakanlar onlardan hoşlanıyor, yakından inceleyenler de hayran kalıyordu. Uzun süre bunlardan yararlanmışlardı. Bunların zevk ve arzuları ile uzun bir ömrü, küfür ve fesat üzere geçirdiler. Kullara karşı büyüklük taslayarak, tam bir dalalet içerisinde hayatlarını sürdürdüler.

59. “İşte böyle! Ve Biz onlara” bu bahçelere, ekinlere, pınarlara ve o güzel konaklara daha önceden kendilerine köle yaptıkları ve ağır işlerinde çalıştırdıkları “İsrailoğullarını mirasçı kıldık.” Mülkü dilediğine veren, dilediğinden alan, itaati ile dilediğini aziz kılan, masiyetiyle de dilediğini zelil kılan Allah’ın şanı ne yücedir!

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Firavun'u ve kavmini bu nimetlerden mahrum ettik. Ardından onlara vermiş olduğumuz aynı nimetleri Şam diyarında bulunan İsrailoğulları'na verdik.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. كَذَٰلِكَ kezalike böylece
  2. وَأَوْرَثْنَـٰهَا ve evrasnaha bunları miras yaptık kök: ورث
  3. بَنِىٓ beni oğullarına kök: بني
  4. إِسْرَٰٓءِيلَ israile İsrail

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa, kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Her şey işte böyle olup bitti. Sonuçta Biz İsrailoğullarını, onlardan geriye kalanlara mirasçı kıldık.

Muhammed Esed

Olaylar böyle gelişti; fakat (Firavun'un çekip aldığı bütün) bu şeylere (zaman içinde) İsrailoğulları'nın yeniden kavuşmasını sağladık.

Ahmed Hulusi

İşte böyle. . . (Sonunda) onlara (Firavun hanedanına) İsrailoğullarını varis kıldık.

Ali Bulaç

İşte böyle; bunlara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

Ali Özek ve heyeti

Böylece, bunlara İsrailoğullarını mirasçı yaptık.

Ali Rıza Safa

İşte böyle oldu. Ve tüm bunlara, İsrailoğullarını kalıtçı yaptık.

Bayraktar Bayraklı

- Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrailoğulları'nın ardına düştüler.

Edip Yüksel

Daha sonra onları İsrail oğullarına miras yaptık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Daha sonra onları İsrail oğullarına miras yaptık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ve onlan İsrail oğullarına miras kıldık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onları Beni İsraile miras kıldık

Erhan Aktaş

İşte böylece onlara İsrailoğulları'nı varis kıldık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte böylece onlara İsrailoğulları'nı varis kıldık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte böylece onlara İsrailoğulları'nı varis kıldık.

Gültekin Onan

İşte böyle; bunlara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

Hasan Basri Çantay

İşte (çıkarışımız) böyle oldu ve onlara İsrail oğullarını mirascı kıldık.

İbni Kesir

Böylece onlara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte böyle yaptık ve onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık.

Süleyman Ateş

Böylece bunları İsrail oğullarına miras yaptık.

Süleymaniye Vakfı

Böyle yaptık. Çünkü bunları İsrailoğullarına miras bıraktık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Öyle oldu. İsrailoğullarını onların yerine geçirecektik.

Şaban Britch

İşte, bunlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık.

Şaban Piriş

Böylece, onlara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

Yaşar Nuri Öztürk

Böylece oralara İsrailoğullarını varis kıldık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And so it was, and We made the land inheritable by the Children of Israel to whom We conveyed the right of the property after We drowned Pharaoh and his people.

Abdul Haleem

We gave [such] things [later]to the Children of Israel.

Abdullah Yusuf Ali

Thus it was, but We made the Children of Israel inheritors of such things.

Abul A'la Maududi

This happened with them; (but on the other hand), We enabled the Children of Israel to inherit those bounties. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Some commentators have interpreted this verse to mean that Allah made the Children of Israel to inherit the gardens, water-springs, treasure-houses and fine dwellings vacated and left behind by Pharaoh and his people. This would inevitably mean that after the drowning of Pharaoh, the Israelites returned to Egypt and took possession of the wealth and properties of Pharaoh’s people. This interpretation, however, is neither supported by history nor by other verses of the Quran. The relevant verses of Surahs Al-Baqarah, Al-Maidah, Al-Aaraf and TaHa confirm that after the destruction of Pharaoh in the sea, the Israelites did not return to Egypt but proceeded towards their destination (Palestine) and then, till the time of Prophet David (973-1013 B.C.) all the major events of their history took place in the lands which are now known as the Sinai Peninsula, northern Arabia, Transjordan and Palestine. As such, in our opinion the verses mean this: On the one hand, Allah deprived the people of Pharaoh of their wealth, possessions and grandeur, and on the other hand, He bestowed the same on the Children of Israel in Palestine, and not in Egypt. This same meaning is borne out by( verses 136-137 of Surah A1-Aaraf): Then We took Our vengeance on them and drowned them in the sea because they had treated Our signs as false and grown heedless of them. And after them We gave as heritage to those who had been abased and kept low, the eastern and the western parts of that land, which had been blessed bountifully by Us. The epithet of the blessed land has generally been used for Palestine in the Quran as in(Surah Bani Israil, Ayat 1); (Surah Al-Anbiya, Ayats 71-81); and (Surah Saba, Ayat 18).

Aisha Bewley

So it was! And We bequeathed them to the tribe of Israel.

Al-Hilali & Khan

Thus [We turned them (Pharaoh’s people) out] and We caused the Children of Israel to inherit them.

Ali Quli Qarai

So it was; and We bequeathed them to the Children of Israel.

Amatul Rahman Omar

That is what We did (for their wrong- doings). And We gave (the like of) these (- gardens and springs) as a free gift to the Children of Israel.

Arthur John Arberry

even so, and We bequeathed them upon the Children of Israel.

Bijan Moeinian

On the other hand, I showered all the children of Israel with such blessings.

E. Henry Palmer

thus, - and we made the children of Israel to inherit them.

Edip-Layth

As such, We gave it to the Children of Israel.

George Sale

Thus did We do; and We made the children of Israel to inherit the same.

Hamid S. Aziz

(") And treasures, and noble positions. (")

Mahmoud Ghali

Thus, We gave them as an inheritance to the Seeds (Or: sons) of Israel).

Marmaduke Pickthall

Thus (were those things taken from them) and We caused the Children of Israel to inherit them.

Mohamed Ahmed - Samira

Thus it was; and We made the children of Israel possess them.

Muhammad Asad

Thus it was: but [in the course of time] We were to bestow all these [things] as a heritage on the children of Israel.

Mustafa Khattab

So it was. And We awarded it ˹all˺ to the Children of Israel.

Progressive Muslims

As such, We gave it to the Children of Israel.

Rashad Khalifa

Then we made it an inheritance for the Children of Israel.

Sahih International

Thus. And We caused to inherit it the Children of Israel.

Sam Gerrans

Thus! And We caused the children of Israel to inherit them.

Shabbir Ahmed

Thus were those things taken away from them and We caused the Children of Israel to inherit such blessings. (Instead of returning to Egypt they would rule the land including Sinai, Jordan, Palestine, Northern Arabian Peninsula until their zenith during the times of David and Solomon about 940 B.C. (7:136), (7:137), (20:76-80)).

Syed Vickar Ahamed

It was like this, that We made the Children of Israel inheritors of these things.

Taqi Usmani

Thus it was. And We made the children of Isrā’īl inherit all such things.

The Monotheist Group

As such, We gave it to the Children of Israel.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 59. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 59. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 59. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩