Diyanet İşleri
"O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 82. ayet. وَٱلَّذِىٓ أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِى خَطِيٓـَٔتِى يَوْمَ ٱلدِّينِ
velleẕî aṭme`u ey yagfira lî ḫaṭîetî yevme-ddîn.
"O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi Şuarâ 69–104 3
"O, bana yediren ve içirendir."
"Hastalandığımda da O bana şifa verir."
"O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır."
"O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur."
"Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat."
"Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl."
"Beni Naim cennetinin varislerinden eyle."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 75–82. ayetler için yazılmıştır.
75-78. İbrahim aleyhisselam şöyle dedi: Sizler de atalarınız da hepiniz bu hususta hasımsınız, hepinize söylenecek söz birdir: O da şudur: “De Gerek sizin gerekse de önceki atalarınızın nelere ibadet ettiğinizi hiç mi düşünmediniz? Şüphesiz onlar benim düşmanımdır.” Haydi onlar, bana en ufak bir zarar versinler! Haydi bana tuzak kursunlar! Buna güçleri yetmez. Ben onları düşman belledim. “Ancak âlemlerin Rabbi hariç. O ki beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.” Yaratma nimeti de dini ve dünyevi maslahatlara yol gösterip ulaştırma nimeti de yalnızca O’ndandır. Daha sonra İbrahim bu maslahatlardan birtakım zorunlu halleri özellikle söz konusu ederek şöyle dedi:
79-82. “Beni yediren ve içiren O’dur. Hastalandığımda bana şifa veren O’dur. Beni öldürecek sonra da diriltecek olan O’dur. Kıyamet gününde hatalarımı bağışlamasını ümit ettiğim de O’dur.” Bütün bunları yapan yalnızca O’dur. O halde yalnızca O’na ibadet etmek, yalnızca O’na itaat etmek icap eder. Hiçbir şey yaratamayan, doğru yola erdiremeyen, hastalık veremeyen, şifaya kavuşturamayan, yediremeyen, içiremeyen, öldüremeyen, diriltemeyen, gerek kendilerine ibadet edenlerin sıkıntılarını gidererek olsun gerek günahlarını bağışlayarak olsun hiçbir fayda sağlayamayan bu putların da terk edilmesi icap eder. İşte bu, kat’i bir delil ve göz kamaştırıcı bir belgedir ki sizler de atalarınız da buna karşı çıkamazsınız. O halde bu, sizin de onların da sapık olduğunuzun, hidâyet ve doğru yolu terk ettiğinizin kesin delilidir. Yüce Allah, bu hususta başka bir yerde de şöyle buyurmaktadır: “Kavmi ona karşı delil getirmeye kalkıştı. O da dedi ki: Beni doğru yola iletmişken benimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz?” (el-En’am, 6/80)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Hesap günü günahlarımı bağışlamasını ümit ettiğim tek varlık O’dur."
Aynı kök: خطا (22 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz…
Aynı kök: طمع (12 geçiş) · Aynı kök: خطا (22 geçiş)
"(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz."
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: "Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslam'ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak…
Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
(2-4) Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.
Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık…
Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…
Aynı kök: طمع (12 geçiş)
Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif…
Aynı kök: طمع (12 geçiş)
"Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?"
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hesap gününde benim için hatalarımı bağışlayacağını umduğum dipnot 1 O'dur.
Hesap Günü'nde beni, hatalarımı bağışlayacağını umduğum (tek) zat da O'dur."
Ve Hesap Günü'nde hatalarımı bağışlamasını umduğum kimse de O'dur.
"Ki O, Din hükümleri sürecinde hatalarımı mağfiret edeceğini umduğum. "
"Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur;"
Ve hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum O'dur.
"O, Yargı Günü'nde, eksiklerimi bağışlamasını umut ettiğimdir!"
- İbrahim şöyle demişti: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!"
"Yargı gününde, kusurlarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur."
' Yargı gününde, kusurlarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur.'
Ve O ki, ceza gününde günahlarımı bağışlamasını ümit ederim.
Ve o ki ceza günü ben onun günahımı afiv buyurmasını niyaz ederim
"Ve Din Günü dipnot 1 yanlışımı bağışlayacağını umduğum O'dur."
"Ve Din Günü dipnot 1 yanlışımı bağışlayacağını umduğum O'dur."
"Ve din günü dipnot 1 hatamı bağışlayacağını umduğum O'dur."
"Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur;"
"Ceza gününde kusurlarımı yarlığayacağını umduğum da Odur".
Ve din günü günahlarımı bağışlamasını umduğum O'dur.
(69-88) Onlara İbrahim'in haberini oku, bir vakit, kavmine ve babasına dedi ki neye tapıyorsunuz? Neye ibadet ediyorsunuz? Dediler ki putlara tapıyoruz ve bun a da tutkulu / adanmış bir halde devam edeceğiz. İbrahim, ç ağırdığınızda sizi duyuyorlar mı? dedi ya da size bir faydaları veya zararları var mı? dediler ki biz babalarımızı da bu şekilde yaparlarken bulduk. İbrahim dedi ki, eski babalarınızın ve de sizlerin nelere tapındığınızı gördünüz mü? Alemlerin rabbi hariç, onlar kesinlikle benim düşmanlarımdır, ki O / Allah beni yarattı, bana yol gösterir, ayrıca beni doyurur, bana su verir, hasta olduğum vakit bana şifa verir, beni O öldürecek ve sonra tekrar diriltecek , hesap günü de / din günü de beni ve hatalarımı bağışlayacağını bekliyorum / umuyorum. Rabbim bana hüküm b ağışla / hibe et. Beni düzelticilere / onarıcılara / ıslah edicilere / salihlere kat / ilhak et. (Hüküm; gerekçeli karar verme yeteneği) Sonrakiler içinde beni sözüne bağlı biri yap, beni naim cennetine mirasçı kıl (dünya gibi bitmediği için cennete, halife değil mirasçı olunur) Babamı bağışla, muhakkak ki o sapmışlardandır. Ne malın ne de oğulların fayda vermediği yalnızca Allah'a teslim olmuş bir kalp sunmanın fayda vereceği o günde, yeniden dirileceğimiz o günde, beni utandırma / rezil etme.
“O, hesap gününde hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur.”
"Ceza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O'dur."
Hesap günü hatalarımı bağışlamasını beklediğim de odur.
Hesap günü yanlış davranışlarımı bağışlamasını beklediğim de odur.
Hesap günü günahlarımı bağışlamasını ümit ettiğim de O’dur.
Kıyamet günü günahlarımı bağışlamasını ümit ettiğim de O'dur.
"Din gününde hatalarımı affetmesini umup durduğum da O'dur."
-The Creator- Whom I hope will relent and quit me all His debt and will forgive me my wrongful actions when I have audience of Him in Day of Judgement".
and He who will, I hope, forgive my faults on the Day of Judgement.
"And who, I hope, will forgive me my faults on the day of Judgment.
Who, I hope, will forgive me my sins on the Day of Judgement." dipnot 1
He who I sincerely hope will forgive my mistakes on the Day of Reckoning.
"And Who, I hope, will forgive me my faults on the Day of Recompense, (the Day of Resurrection).
and who, I hope, will forgive me my iniquities on the Day of Retribution. ’
`And Who, I eagerly hope, will protect me from (the undesirable consequences of) my faults on the Day of Requital. '
and who I am eager shall forgive me my offence on the Day of Doom.
"The One who hopefully will forgive my wrongdoings on the Day of Judgment. "
and who I hope will forgive me my sins on the day of judgment!
"The One whom I hope will forgive my faults on the day of Judgment."
and Who, I hope, will forgive my sins on the day of judgment.
"He who causes me to die, and then gives me life again,
And Whom I long (that) He will forgive me my offense (s) on the Day of Doom. (Or: Judgment)
And Who, I ardently hope, will forgive me my sin on the Day of Judgment.
And who, I hope, will condone my faults on the Day of Judgement.
and who, [hope, will forgive me my faults on Judgment Day!
And He is ˹the One˺ Who, I hope, will forgive my flaws[1] on Judgment Day."
"And the One whom I hope will forgive my faults on the Day of Judgment. "
"The One who hopefully will forgive my sins on the Day of Judgment.
And who I aspire that He will forgive me my sin on the Day of Recompense. "
“And who I hope will forgive me my offences on the Day of Judgment.”
And Who I ardently hope, will absolve my imperfections on the Day of Judgment.
"And Who, I hope, will forgive me for my mistakes on the Day of Resurrection. .
and who, I hope, will forgive my fault on the Day of Retribution.
"And the One whom I hope will forgive my mistakes on the Day of Recompense."