Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 32. ayet

Şuarâ suresi, 32. ayet. فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ

feelḳâ `aṣâhü feiẕâ hiye ŝü`bânüm mübîn.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 29–35 · surenin 32. ayeti / 227
  1. Şuarâ 29

    Firavun, "Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim."

  2. Şuarâ 30

    Musa, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.

  3. Şuarâ 31

    Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi.

  4. 32

    Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.

  5. Şuarâ 33

    Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.

  6. Şuarâ 34

    Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.

  7. Şuarâ 35

    "Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 29–33. ayetler için yazılmıştır.

29. Firavun artık ortaya delil koyamayınca, Mûsâ’ya karşı koymaktan ve herhangi bir açıklama yapmaktan aciz kalınca sahip olduğu gücü kullanarak Mûsâ’ya tehditler savurmaya başladı: “Eğer benden başka bir ilâh edinirsen seni mutlaka hapse tıkarım.” Kahrolasıca; Mûsâ’yı saptıracağını ve kendisinden başka kimseyi ilâh edinmeyeceğini ümit etmişti. Yoksa Mûsâ’nın ve beraberindekilerin yaptıklarında, söylediklerinde basiret üzere olduklarını anlamıştı.

30. Mûsâ ona dedi ki: “Sana (doğruluğumu ispatlayan) apaçık bir şey” yani sana getirdiklerimin doğruluğuna delil teşkil edecek harikulade ve apaçık bir delil göstersem de mi böyle yapacaksın?

31-32. Bu (ثُعۡبَانٞ ) erkek yılandır. “Aşikar” olma niteliği ise herkes tarafından açıkça görülen, hayalî ve yılana benzer bir görüntü değil, gerçek bir yılan demektir.

33. “Elini” koynundan “çıkardı, bir de ne görsünler; o, bakanların önünde bembeyaz parlıyor.” Yani eli, bakanlar tarafından açıkça görünen ve herhangi bir kusur ve hastalık söz konusu olmaksızın büyük bir nur saçıyordu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bunun üzerine Musa asasını yere atıverdi. Asa birden görgü tanıklarına apaçık bir yılan oluverdi.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَلْقَىٰ feelka sonra attı kök: لقي
  2. عَصَاهُ asahu asasını kök: عصو
  3. فَإِذَا fe iza bir de (baktılar ki)
  4. هِىَ hiye o
  5. ثُعْبَانٌۭ sua'banun bir ejderha kök: ثعب
  6. مُّبِينٌۭ mubinun apaçık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 4 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ثعب (2 geçiş) · Aynı kök: عصو (12 geçiş)

    Bunun üzerine Musa, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.

  • Aynı kök: عصو (12 geçiş)

    Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…

  • Aynı kök: عصو (12 geçiş)

    Biz de Musa'ya, "Elindeki değneğini at" diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

  • Aynı kök: عصو (12 geçiş)

    Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur"…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine asasını bıraktı; fakat o da ne, bu besbelli ki kocaman bir yılan!

Muhammed Esed

Bunun üzerine (Musa) asasını yere bıraktı, bir de ne görsünler, (her haliyle) düpedüz bir yılan!

Ahmed Hulusi

(Musa da) asasını bıraktı; birden o kesinlikle yılan olarak göründü!

Ali Bulaç

Bunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi.

Ali Özek ve heyeti

Bunun üzerine Musa asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ apaçık koca bir yılan (oluvermiş).

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, değneğini attığında, apaçık büyük bir yılan oldu.

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine Musa, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, asa apaçık koca bir yılan oluverdi.

Edip Yüksel

Değneğini atınca apaçık bir yılan oluverdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Değneğini atınca apaçık bir yılan oluverdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine (Musa) asasını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi;

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine Asasını bırakıverdi, apaçık bir ejderha kesiliverdi

Erhan Aktaş

Bunun üzerine Musa, asasını bırakıverdi; bir de ne görsünler, apaçık büyük bir yılan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine Musa, asasını bırakıverdi; bir de ne görsünler, apaçık büyük bir yılan. dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ejderha.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine Musa, asasını bırakıverdi; bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.

Gültekin Onan

Bunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine (Muusa) asaasını bırakıverdi. Birde (ne görsünler) o, apaçık bir ejderha!

İbni Kesir

Bunun üzerine o asasını attı, bir de ne görsün; apaçık bir ejderhadır.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Mûsâ) bunun üzerine asasını bıraktı. O da hemen apaçık bir yılan oluverdi.

Süleyman Ateş

(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hemen değneğini attı, o da her şeyiyle koskoca bir yılan oldu.

Şaban Britch

Bunun üzerine Musa asasını atmış ve o da hemen apaçık bir yılan oluvermişti.

Şaban Piriş

Bunun üzerine Musa asasını atmış ve o da hemen apaçık bir yılan oluvermişti.

Yaşar Nuri Öztürk

O da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa korkunç bir ejderha oluvermiş.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there did Mussa cast his staff on the ground and instantaneously it was transformed into a serpent personified.

Abdul Haleem

So Moses threw down his staff and- lo and behold!- it became a snake for everyone to see.

Abdullah Yusuf Ali

So (Moses) threw his rod, and behold, it was a serpent, plain (for all to see)!

Abul A'la Maududi

(No sooner had he said this than) Moses threw down his rod and behold, it was a veritable serpent, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Thuban means a serpent. At other places, the Quran has used hayyatun (snake) and jaann (a small snake) to describe the snake of the staff. The interpretation given by Imam Razi is that the snake of the staff looked like a serpent from its big size and has been called jaann on account of its swift movement which is characteristic of small snakes.

Aisha Bewley

So He threw down his staff and there it was, unmistakably a snake.

Al-Hilali & Khan

So [Mûsâ (Moses)] threw his stick, and behold, it was a serpent, manifest.

Ali Quli Qarai

Thereat he threw down his staff, and behold, it was a manifest python.

Amatul Rahman Omar

So he put his staff (on the ground) and behold, it was a serpent plainly visible.

Arthur John Arberry

So he cast his staff, and behold, it was a serpent manifest.

Bijan Moeinian

Moses then threw his staff and it turned into a huge snake.

E. Henry Palmer

And he threw down his rod, and, behold, it was an obvious serpent!

Edip-Layth

So he cast his staff, then it manifested into a serpent.

George Sale

And he cast down his rod, and behold, it became a visible serpent:

Hamid S. Aziz

Said he, "Bring it, if you are of those who tell the truth. "

Mahmoud Ghali

So he cast his staff, then, only then was it a (demonstrably) evident serpent.

Marmaduke Pickthall

Then he flung down his staff and it became a serpent manifest,

Mohamed Ahmed - Samira

So (Moses) cast his staff, and lo, it turned into a living serpent.

Muhammad Asad

Thereupon [Moses] threw down his staff - and lo! it was a serpent, plainly visible;

Mustafa Khattab

So he threw down his staff and—behold!—it became a real snake.

Progressive Muslims

So he cast his staff, then it manifested into a serpent.

Rashad Khalifa

He then threw his staff, whereupon it became a profound snake.

Sahih International

So [Moses] threw his staff, and suddenly it was a serpent manifest.

Sam Gerrans

And he cast his staff, and then it was a clear serpent;

Shabbir Ahmed

Moses presented the Absolute Truth, vibrant with life. (7:107-108), (20:17-25), (28:31-32).

Syed Vickar Ahamed

So (Musa) threw his rod, and look, it was a (huge) snake, clearly (for all to see)!

Taqi Usmani

So, he threw down his staff, and in no time it was a serpent, clearly visible,

The Monotheist Group

So he cast his staff, then it manifested into a serpent.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 32. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 32. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 32. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩