Diyanet İşleri
Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 32. ayet. فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ
feelḳâ `aṣâhü feiẕâ hiye ŝü`bânüm mübîn.
Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
Firavun, "Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim."
Musa, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.
Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi.
Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.
Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.
"Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 29–33. ayetler için yazılmıştır.
29. Firavun artık ortaya delil koyamayınca, Mûsâ’ya karşı koymaktan ve herhangi bir açıklama yapmaktan aciz kalınca sahip olduğu gücü kullanarak Mûsâ’ya tehditler savurmaya başladı: “Eğer benden başka bir ilâh edinirsen seni mutlaka hapse tıkarım.” Kahrolasıca; Mûsâ’yı saptıracağını ve kendisinden başka kimseyi ilâh edinmeyeceğini ümit etmişti. Yoksa Mûsâ’nın ve beraberindekilerin yaptıklarında, söylediklerinde basiret üzere olduklarını anlamıştı.
30. Mûsâ ona dedi ki: “Sana (doğruluğumu ispatlayan) apaçık bir şey” yani sana getirdiklerimin doğruluğuna delil teşkil edecek harikulade ve apaçık bir delil göstersem de mi böyle yapacaksın?
31-32. Bu (ثُعۡبَانٞ ) erkek yılandır. “Aşikar” olma niteliği ise herkes tarafından açıkça görülen, hayalî ve yılana benzer bir görüntü değil, gerçek bir yılan demektir.
33. “Elini” koynundan “çıkardı, bir de ne görsünler; o, bakanların önünde bembeyaz parlıyor.” Yani eli, bakanlar tarafından açıkça görünen ve herhangi bir kusur ve hastalık söz konusu olmaksızın büyük bir nur saçıyordu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bunun üzerine Musa asasını yere atıverdi. Asa birden görgü tanıklarına apaçık bir yılan oluverdi.
Aynı kök: ثعب (2 geçiş) · Aynı kök: عصو (12 geçiş)
Bunun üzerine Musa, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.
Aynı kök: عصو (12 geçiş)
Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…
Aynı kök: عصو (12 geçiş)
Biz de Musa'ya, "Elindeki değneğini at" diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.
Aynı kök: عصو (12 geçiş)
Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur"…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Musa) asasını atmıştı. Bir de ne görsünler, o (asa) apaçık bir yılan (olmuş)! dipnot 1
Bunun üzerine asasını bıraktı; fakat o da ne, bu besbelli ki kocaman bir yılan!
Bunun üzerine (Musa) asasını yere bıraktı, bir de ne görsünler, (her haliyle) düpedüz bir yılan!
(Musa da) asasını bıraktı; birden o kesinlikle yılan olarak göründü!
Bunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi.
Bunun üzerine Musa asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ apaçık koca bir yılan (oluvermiş).
Bunun üzerine, değneğini attığında, apaçık büyük bir yılan oldu.
Bunun üzerine Musa, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, asa apaçık koca bir yılan oluverdi.
Değneğini atınca apaçık bir yılan oluverdi.
Değneğini atınca apaçık bir yılan oluverdi.
Bunun üzerine (Musa) asasını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi;
Bunun üzerine Asasını bırakıverdi, apaçık bir ejderha kesiliverdi
Bunun üzerine Musa, asasını bırakıverdi; bir de ne görsünler, apaçık büyük bir yılan.
Bunun üzerine Musa, asasını bırakıverdi; bir de ne görsünler, apaçık büyük bir yılan. dipnot 1
Bunun üzerine Musa, asasını bırakıverdi; bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.
Bunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi.
Bunun üzerine (Muusa) asaasını bırakıverdi. Birde (ne görsünler) o, apaçık bir ejderha!
Bunun üzerine o asasını attı, bir de ne görsün; apaçık bir ejderhadır.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
(Mûsâ) bunun üzerine asasını bıraktı. O da hemen apaçık bir yılan oluverdi.
(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha!
(Musa) Değneğini attı, bir de ne görsünler; apaçık koskoca bir yılan dipnot 1 !
Hemen değneğini attı, o da her şeyiyle koskoca bir yılan oldu.
Bunun üzerine Musa asasını atmış ve o da hemen apaçık bir yılan oluvermişti.
Bunun üzerine Musa asasını atmış ve o da hemen apaçık bir yılan oluvermişti.
O da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa korkunç bir ejderha oluvermiş.
And there did Mussa cast his staff on the ground and instantaneously it was transformed into a serpent personified.
So Moses threw down his staff and- lo and behold!- it became a snake for everyone to see.
So (Moses) threw his rod, and behold, it was a serpent, plain (for all to see)!
(No sooner had he said this than) Moses threw down his rod and behold, it was a veritable serpent, dipnot 1
So He threw down his staff and there it was, unmistakably a snake.
So [Mûsâ (Moses)] threw his stick, and behold, it was a serpent, manifest.
Thereat he threw down his staff, and behold, it was a manifest python.
So he put his staff (on the ground) and behold, it was a serpent plainly visible.
So he cast his staff, and behold, it was a serpent manifest.
Moses then threw his staff and it turned into a huge snake.
And he threw down his rod, and, behold, it was an obvious serpent!
So he cast his staff, then it manifested into a serpent.
And he cast down his rod, and behold, it became a visible serpent:
Said he, "Bring it, if you are of those who tell the truth. "
So he cast his staff, then, only then was it a (demonstrably) evident serpent.
Then he flung down his staff and it became a serpent manifest,
So (Moses) cast his staff, and lo, it turned into a living serpent.
Thereupon [Moses] threw down his staff - and lo! it was a serpent, plainly visible;
So he threw down his staff and—behold!—it became a real snake.
So he cast his staff, then it manifested into a serpent.
He then threw his staff, whereupon it became a profound snake.
So [Moses] threw his staff, and suddenly it was a serpent manifest.
And he cast his staff, and then it was a clear serpent;
Moses presented the Absolute Truth, vibrant with life. (7:107-108), (20:17-25), (28:31-32).
So (Musa) threw his rod, and look, it was a (huge) snake, clearly (for all to see)!
So, he threw down his staff, and in no time it was a serpent, clearly visible,
So he cast his staff, then it manifested into a serpent.