Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 33. ayet

Şuarâ suresi, 33. ayet. وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ

veneza`a yedehû feiẕâ hiye beyḍâü linnâżirîn.

Diyanet İşleri

Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 30–36 · surenin 33. ayeti / 227
  1. Şuarâ 30

    Musa, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.

  2. Şuarâ 31

    Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi.

  3. Şuarâ 32

    Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.

  4. 33

    Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.

  5. Şuarâ 34

    Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.

  6. Şuarâ 35

    "Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?"

  7. Şuarâ 36

    Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 29–33. ayetler için yazılmıştır.

29. Firavun artık ortaya delil koyamayınca, Mûsâ’ya karşı koymaktan ve herhangi bir açıklama yapmaktan aciz kalınca sahip olduğu gücü kullanarak Mûsâ’ya tehditler savurmaya başladı: “Eğer benden başka bir ilâh edinirsen seni mutlaka hapse tıkarım.” Kahrolasıca; Mûsâ’yı saptıracağını ve kendisinden başka kimseyi ilâh edinmeyeceğini ümit etmişti. Yoksa Mûsâ’nın ve beraberindekilerin yaptıklarında, söylediklerinde basiret üzere olduklarını anlamıştı.

30. Mûsâ ona dedi ki: “Sana (doğruluğumu ispatlayan) apaçık bir şey” yani sana getirdiklerimin doğruluğuna delil teşkil edecek harikulade ve apaçık bir delil göstersem de mi böyle yapacaksın?

31-32. Bu (ثُعۡبَانٞ ) erkek yılandır. “Aşikar” olma niteliği ise herkes tarafından açıkça görülen, hayalî ve yılana benzer bir görüntü değil, gerçek bir yılan demektir.

33. “Elini” koynundan “çıkardı, bir de ne görsünler; o, bakanların önünde bembeyaz parlıyor.” Yani eli, bakanlar tarafından açıkça görünen ve herhangi bir kusur ve hastalık söz konusu olmaksızın büyük bir nur saçıyordu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Elini koynuna soktuğunda beyaz değildi. Ama elini koynundan çıkardığında elinde bir alaca hastalığı olmadan nurlu bir beyazlıkla çıkardı. Bakanlar da bu şekilde görüyorlardı.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَنَزَعَ ve nezea ve çıkardı kök: نزع
  2. يَدَهُۥ yedehu elini kök: يدي
  3. فَإِذَا fe iza işte
  4. هِىَ hiye o (da)
  5. بَيْضَآءُ beyda'u parıl parıl parlıyor(du) kök: بيض
  6. لِلنَّـٰظِرِينَ linnazirine bakanlara kök: نظر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بيض (12 geçiş) · Aynı kök: نزع (20 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.

  • Aynı kök: بيض (12 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    (22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık…

  • Aynı kök: بيض (12 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    "Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir…

  • Aynı kök: نزع (20 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil…

  • Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın…

  • Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir…

  • Aynı kök: نزع (20 geçiş)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı kök: نزع (20 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Ve elini çıkardı, fakat o da ne, bu bakanların (gözünü kamaştıran) bir beyazlık!

Muhammed Esed

Sonra elini ortaya çıkardı; bakanlar ne görsünler, bembeyazdı.

Ahmed Hulusi

(Musa) elini çekip çıkardı (gömleğinden), bakanlar bembeyaz gördü!

Ali Bulaç

Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş'.

Ali Özek ve heyeti

Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!

Ali Rıza Safa

Ve elini çekip çıkardığında, o ışıltıyı seyrettiler.

Bayraktar Bayraklı

Elini de koynundan çıkardı, bir de ne görsünler; bembeyaz olmuş.

Edip Yüksel

Elini çıkarınca bakanlara bembeyaz görünüverdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Elini çıkarınca bakanlara bembeyaz görünüverdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

bir de elini (koynundan) çekti çıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de elini çekti çıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi

Erhan Aktaş

Ve elini çıkardı. Bakanlar ne görsün; beyaz bir el.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve elini çıkardı. Bakanlar ne görsün; beyaz bir el.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve elini çıkardı. Bakanlar ne görsün; beyaz bir el.

Gültekin Onan

Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş'.

Hasan Basri Çantay

Elini de çekib çıkardı. Bir de (ne görsünler) bu, temaşa edenler için bembeyaz (ve nuur saçan bir el) dir.

İbni Kesir

Elini çıkardı, bir de ne görsün; bakanlara bembeyazdır.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Elini koynundan çıkardı. Bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.

Süleyman Ateş

Elini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Elini çıkardı; bakanlar için bembeyaz oluverdi.

Şaban Britch

Elini çekip çıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi.

Şaban Piriş

Elini çekip çıkardı o da bakanlara bembeyaz oluverdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Elini çıkardı, o da anında seyredenler önünde bembeyaz kesildi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And he drew his hand from the folds of his garment and there it was instantaneously transfigured in a radiance of white divine light.

Abdul Haleem

Then he drew out his hand and- lo and behold!- it was white for the onlookers to see.

Abdullah Yusuf Ali

And he drew out his hand, and behold, it was white to all beholders!

Abul A'la Maududi

and he drew his hand (out of his armpit) and lo! it had become a shining object to the beholders. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Some commentators under the influence of the Israelite traditions have translated baida as white and have taken it to mean that the healthy hand when drawn out of the armpit became white as if struck by leprosy. But commentators like Ibn Jarir, Ibn Kathir, Zamakhshari, Razi, Abul Saud Imadi, Alusi and others agree that baida here means shining and bright. As soon as Prophet Moses (peace be upon him) took his hand out from the armpit, it made the whole place bright as if by the sun. For further explanation, see (E.N. 13 of Ta Ha).

Aisha Bewley

And he drew out his hand and there it was, pure white to those who looked.

Al-Hilali & Khan

And he drew out his hand, and behold, it was white to all beholders!

Ali Quli Qarai

Then he drew out his hand, and behold, it was white to the onlookers.

Amatul Rahman Omar

And he stuck his hand out and lo! it was (shining) white to the beholders.

Arthur John Arberry

And he drew forth his hand, and lo, it was white to the beholders.

Bijan Moeinian

Then he took his hand out of his pocket, and it radiated an intense light.

E. Henry Palmer

and he plucked out his hand, and, behold, it was white to the spectators!

Edip-Layth

He drew out his hand, then it became white to the onlookers.

George Sale

And he drew forth his hand out of his bosom; and behold, it appeared, white unto the spectators.

Hamid S. Aziz

And he threw down his rod, and, behold, it was an obvious serpent!

Mahmoud Ghali

And he drew out his hand, then, only then was it white to the onlookers.

Marmaduke Pickthall

And he drew forth his hand and lo! it was white to the beholders.

Mohamed Ahmed - Samira

And he drew forth his hand, and lo, it looked white to the beholders.

Muhammad Asad

and he drew forth his hand - and lo! it appeared [shining] white to the beholders.

Mustafa Khattab

Then he drew his hand ˹out of his collar˺ and it was ˹shining˺ white for all to see.

Progressive Muslims

And he drew out his hand, then it became white to the onlookers.

Rashad Khalifa

And he took out his hand, and it was white to the beholders.

Sahih International

And he drew out his hand; thereupon it was white for the observers.

Sam Gerrans

And he drew forth his hand, and then it was white for all to see.

Shabbir Ahmed

He presented his powerful logic that shone bright.

Syed Vickar Ahamed

And he drew out his hand, and look! It was white (and bright) to the seers!

Taqi Usmani

and he drew out his hand, and right then it was a white light to the onlookers.

The Monotheist Group

Andhe drew out his hand, then it became white to the onlookers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 33. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 33. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 33. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩