Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 158. ayet

Şuarâ suresi, 158. ayet. فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

feeḫaẕehümü-l`aẕâb. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Diyanet İşleri

Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 155–161 · surenin 158. ayeti / 227

Konu Sâlih ve Semûd kavmi Şuarâ 141–159 3

  1. Şuarâ 155

    Salih, şöyle dedi: "İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır."

  2. Şuarâ 156

    "Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."

  3. Şuarâ 157

    Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.

  4. 158

    Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

  5. Şuarâ 159

    Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

  6. Şuarâ 160

    Lut'un kavmi de peygamberleri yalanladı.

  7. Şuarâ 161

    Hani kardeşleri Lut, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 157–159. ayetler için yazılmıştır.

157-159. “Derken onu kesip öldürdüler de (bu yaptıklarına) pişman oldular. Zira azap onları (ansızın) yakaladı.” Bu ise onların üzerlerine gelen şiddetli bir çığlıktı. Onların hepsini perişan etti. “Şüphesiz bunda bir ibret” peygamberlerimizin getirdiklerinin doğruluğuna, onlara karşı çıkanların sözlerinin de batıl olduğuna bir âlâmet “vardır. Ama onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Vadedildikleri azap onları yakalayıvermişti. O azap, şiddetli bir sarsıntı ve çok güçlü bir çığlık idi. Şüphesiz Salih -aleyhisselam- ve kavminin kıssasında ibret alanlar için bir öğüt vardır. Onların çoğu iman eden kimseler değildirler.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَخَذَهُمُ feehazehumu ve onları yakaladı kök: اخذ
  2. ٱلْعَذَابُ ۗ l-azabu azab kök: عذب
  3. إِنَّ inne muhakkak ki
  4. فِى fi vardır
  5. ذَٰلِكَ zalike bunda
  6. لَـَٔايَةًۭ ۖ layeten bir ibret kök: ايي
  7. وَمَا vema ama yine
  8. كَانَ kane değildir kök: كون
  9. أَكْثَرُهُم ekseruhum çokları kök: كثر
  10. مُّؤْمِنِينَ mu'minine inananlardan kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih

    Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih

    "Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih

    Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler1

Arkeoloji1
  • Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.

    Arkeoloji

    Kasru'l-Ferîd kaya mezarı — Hegra

    Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.

    Hegra'daki mezarlar Nabatî dönemine (MÖ 1 – MS 1. yy) aittir; Semûd kavmine ait oldukları arkeolojik olarak gösterilmiş değildir. Ayetlerdeki 'dağları yontarak ev yapanlar' tasviriyle coğrafi bir yakınlık kurulur, kimlik özdeşliği değil.

    Ayet: A'râf 73-79 · Hicr 80-84 · Şuarâ 141-159

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Ahmad AlHasanat
    Tarih
    2017-02-16 17:40:03
    Lisans
    CC BY-SA

    Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Ama çoktan) o azap kendilerini yakalamıştı. Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda, bir ders vardır.

Mustafa İslamoğlu

çünkü onları malum azap kıskıvrak yakalamıştı. Elbet bu (Salih kıssası)nda da, alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanları çoğu yine de inanmayacaklardır.

Muhammed Esed

çünkü (Salih'in önceden haber verdiği) azap onları kıskıvrak yakaladı. Şüphesiz bu (kıssada da insanlar için) bir ders vardır; onlardan çoğu (buna) inanmasalar da...

Ahmed Hulusi

Sonunda o azap onları çarptı! Muhakkak ki bu olayda bir işaret - ders vardır. . . Onların çoğunluğu iman etmemişlerdir!

Ali Bulaç

Böylece azab onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

Ali Özek ve heyeti

Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.

Ali Rıza Safa

Sonunda, ceza onları yakaladı. Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.

Bayraktar Bayraklı

Çünkü felaket başlarına geldi. Onların çoğu inanmamış olsa da,bunda kesinlikle bir ders vardır.

Edip Yüksel

Ve ceza onları yakaladı. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve ceza onları yakaladı. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü kendilerini azab yakalayıverdi şüphesiz bunda mutlak bir ayet var öyle iken ekserisi mü'min olmadı

Gültekin Onan

Böylece azab onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır / değildir.

Hasan Basri Çantay

Çünkü kendilerini o azab yakalayıverdi. Şübhesiz bunda mutlak bir ayet (ibret) vardır. Böyle iken onların çoğu iman ediciler değildir.

İbni Kesir

Bunun üzerine azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.

Mehmet Alagaş

(141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bunun üzerine azap onları yakaladı. Muhakkak bunda bir ayet vardır ama onların çoğu iman etmediler.

Süleyman Ateş

Ve azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Sonra o azap onları yakaladı dipnot 1 . Bu olayda kesin bir ibret /bir ayet vardır ama bunların çoğu inanıp güvenmiş kimseler değillerdi.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O azap onları hemen yakaladı. Bu olayda kesin bir belge vardır ama bunların çoğu inanacak değillerdir.

Şaban Britch

Çünkü onları azap yakaladı. Bu olayda gerçekten bir ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.

Şaban Piriş

Çünkü onları azap yakaladı. Bu olayda gerçekten bir ibret vardır. Fakat onların çoğu yine de iman etmiş değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonunda azap onları yakaladı. Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu inanan kişiler değildi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They were overtaken by Allah's wrath which spoke thunder. This is indeed emblematic of His Omnipotence and Authority but most of them denied Him Who brought them into existence.

Abdul Haleem

the punishment fell upon them. There truly is a sign in this, though most of them will not believe:

Abdullah Yusuf Ali

But the Penalty seized them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.

Abul A'la Maududi

So the chastisement seized them. dipnot 1 Surely there is a Sign in this, but most of them would not believe.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    As stated at other places in the Quran, when the shecamel was killed, Prophet Salih (peace be upon him) declared: You have only three more days to enjoy yourselves in your houses. (Surah Houd, Ayat 65). When this time limit came to an end, a shocking explosion took place in the night at about dawn, followed by a violent earthquake, which destroyed the whole nation completely. In the morning their dead bodies lay scattered here and there like dry pieces of bush trampled down by animals around an enclosure. Neither their stony castles nor their rock-hewn caves could protect them against the calamity. We sent against them a single blast and they became as the trampled twigs of the fence of a fold-builder. (Surah Al- Qamar, Ayat 31). Consequently a shocking catastrophe overtook them and they lay lifeless in their dwellings. (Surah Al-Aaraf, Ayat 78). At last a violent blast overtook them with the approach of the morning, and all that they had achieved proved of no avail to them. (Surah Al-Hijr, Ayat 83, 84).

Aisha Bewley

for the punishment did come down them. There is certainly a Sign in that, yet most of them are not muminun.

Al-Hilali & Khan

So the torment overtook them. Verily, in this is indeed a sign, yet most of them are not believers.

Ali Quli Qarai

So the punishment seized them. There is indeed a sign in that; but most of them do not have faith.

Amatul Rahman Omar

Consequently (the threatened) punishment overtook them. Behold! there is a remarkably great sign in this (episode); yet most of them would not be believers.

Arthur John Arberry

and the chastisement seized them. Surely in that is a sign, yet most of them are not believers.

Bijan Moeinian

when they were subjected to their punishment.

E. Henry Palmer

and the torment seized them; verily, in that is a sign; but most of them will never be believers:

Edip-Layth

So the retribution took them. In that is a sign, but most of them are not those who acknowledge.

George Sale

For the punishment which had been threatened overtook them. Verily herein was a sign; but the greater part of them did not believe.

Hamid S. Aziz

But they hamstrung her, and on the morrow they repented;

Mahmoud Ghali

Then the torment took them (away). Surely in that is indeed a sign, and in no way were most of them believers.

Marmaduke Pickthall

So the retribution came on them. Lo! herein is indeed a portent, yet most of them are not believers.

Mohamed Ahmed - Samira

For they were seized by the torment. Verily there was a sign in this, but most of them did not believe.

Muhammad Asad

for the suffering [predicted by Salih, ] befell them [then and there]. In this [story], behold, there is a message [unto men], even though most of them will not believe [in it].

Mustafa Khattab

So the punishment overtook them. Surely in this is a sign. Yet most of them would not believe.

Progressive Muslims

So the retribution took them. In that is a sign, but most of them are not believers.

Rashad Khalifa

The retribution overwhelmed them. This should be a lesson, but most people are not believers.

Sahih International

And the punishment seized them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers.

Sam Gerrans

And the punishment seized them. In that is a proof, but most of them are not believers.

Shabbir Ahmed

So, the Retribution seized them. Herein is indeed a sign, yet most people are not believers (in the Law of Requital).

Syed Vickar Ahamed

But the penalty seized them, surely there is indeed a Sign in this but most of them do not believe.

Taqi Usmani

and the punishment seized them. Surely, in this there is a sign, but most of them are not believers,

The Monotheist Group

So the retribution took them. In that is a sign, but most of them are not believers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 158. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 158. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 158. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩