Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 211. ayet

Şuarâ suresi, 211. ayet. وَمَا يَنۢبَغِى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ

vemâ yembegî lehüm vemâ yesteṭî`ûn.

Diyanet İşleri

Zaten bu onların harcı değildir, buna güçleri de yetmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 208–214 · surenin 211. ayeti / 227

Konu Kur'an'ın indirilişi; "onu şeytanlar indirmedi" Şuarâ 192–212 3

  1. Şuarâ 208

    Biz, hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik.

  2. Şuarâ 209

    Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.

  3. Şuarâ 210

    O Kur'an'ı şeytanlar indirmemiştir.

  4. 211

    Zaten bu onların harcı değildir, buna güçleri de yetmez.

  5. Şuarâ 212

    Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır.

  6. Şuarâ 213

    Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun!

  7. Şuarâ 214

    (Önce) en yakın akrabanı uyar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 210–212. ayetler için yazılmıştır.

210-211. Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’in kemalini ve üstünlüğünü beyan ettikten sonra, onu her türlü eksiklikten tenzih etmekte ve gerek nüzulü esnasında gerek nüzulünden sonra ins ve cin şeytanlarına karşı onu himaye ettiğini belirterek şöyle buyurmaktadır: “O (Kur'ân’ı) şeytanlar indirmemiştir. Bu, onlara yaraşmaz” hallerine yakışmaz ve uygun düşmez, “zaten buna güçleri de yetmez.”

212. “Çünkü onlar, (semada Kur'ân’ı) işitmekten kesinlikle uzak tutulmuşlardır.” Kur’ân-ı Kerîm’i işitmekten uzak tutuldukları gibi, Kur’ân-ı Kerîm’in korunması için onları uzak tutucu unsurlar da hazırlanmıştır. Bu Kur’ân-ı Kerîm’i meleklerin en güçlüleri olan Cebrail indirmişdir. Şeytanın ona yanaşmaya gücü yoktur. Hatta onun yakınlarına dahi yaklaşamaz. Bu da Yüce Allah’ın: “Şüphesiz ki Zikri indirenler Bizleriz. Ve muhakkak onu koruyacak olanlar da Bizleriz” (el-Hicr, 15/9) buyruğunu andırmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kur'an'ı, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kalbine indirmek onlara (Şeytanlara) düşmez; zaten buna güçleri de yetmez.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma
  2. يَنۢبَغِى yenbegi bu yaraşmaz kök: بغي
  3. لَهُمْ lehum onlara
  4. وَمَا ve ma ve zaten
  5. يَسْتَطِيعُونَ yestetiune yapamazlar kök: طوع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(210, 211) Onu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir; bu onlara yaraşmaz; zaten (buna) güçleri de yetmez.

Mustafa İslamoğlu

Zira bu hem onların ağzının işi değildir, hem de buna güçleri yetmez:

Muhammed Esed

çünkü bu onların harcı değildir; zaten, buna güçleri de yetmez.

Ahmed Hulusi

Onların işlevine uymaz! (Zaten) buna yetecek kuvvelere de sahip değillerdir!

Ali Bulaç

Bu, onlara yaraşmaz ve güç de yetiremezler.

Ali Özek ve heyeti

Bu onlara düşmez; zaten güçleri de yetmez.

Ali Rıza Safa

Bu, onlara yakışmaz; zaten güçleri de yetmez.

Bayraktar Bayraklı

Bu, ne onlara düşer, ne de ona güç yetirebilirler.

Edip Yüksel

Onlar bunu ne yaparlar, ne de becerirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar bunu ne yaparlar, ne de becerirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

bu onlara hem yaraşmaz, hem güçleri yetmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez?

Erhan Aktaş

Bu onların harcı değil, hem buna güçleri de yetmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu onların harcı değil, hem buna güçleri de yetmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu onların harcı değil, hem buna güçleri de yetmez.

Gültekin Onan

Bu, onlara yaraşmaz ve güç de yetiremezler.

Hasan Basri Çantay

Bu, onlara hem yakışmaz, hem onlar (buna esasen) güc yetiremezler.

İbni Kesir

Bu, onlara düşmez de, buna güçleri de yetmez.

Mehmet Alagaş

(192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Zaten bu onların harcı değildir, buna güçleri de yetmez.

Süleyman Ateş

Bu, onlara yaraşmaz ve zaten yapamazlar da.

Süleymaniye Vakfı

Zaten bu, onların yapabileceği bir iş değildir; buna güçleri de yetmez;

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu onların yapabileceği bir iş değildir; buna güçleri de yetmez.

Şaban Britch

Bu onlara düşmez, buna güçleri de yetmez.

Şaban Piriş

Bu onlara düşmez, buna güçleri de yetmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara yaraşmaz, zaten güçleri de yetmez.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nor is it befitting that they be employed by Allah in conveying His sacred message nor can they apply themselves to this purpose.

Abdul Haleem

it is neither in their interests nor in their power,

Abdullah Yusuf Ali

It would neither suit them nor would they be able (to produce it).

Abul A'la Maududi

nor does it behove them, dipnot 1 nor does it lie in their power. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, even if the satans wanted they could not impart truth and goodness to the people like a true teacher and reformer as the Quran does. Even if to deceive the people, they came out under the guise of a benefactor, their work would not be tree from blemishes, which would betray their ignorance and their hidden satanic nature. Similarly the life and the teachings of a person who poses to be a religious guide, under the influence and inspiration of satans, would inevitably reflect the wickedness of intention and design. Thus the satans can neither inspire others with piety and goodness, nor can those, who have any relation with the satans, become pious and righteous themselves. Then in addition to its high and noble teachings, the Quran is a lucid and eloquent Book, which contains the knowledge of reality. That is why it has over and over again put forward the challenge that human beings and jinns would never be able to produce a book like the Quran even if they collaborated with all their energies and capacities. Declare this: Even if human beings and jinns should cooperate with one another to bring forth a book like the Quran, they will never be able to bring anything like it, even though all of them help one another (Surah Bani Israil, Ayat 88).
  2. metne dön, dipnot 2
    Tell them: if what you say be true, then produce one Surah like this, and you may call to your assistance anyone you can other than Allah. (Surah Yunus, Ayat 38).

Aisha Bewley

It does not befit them and they are not capable of it.

Al-Hilali & Khan

Neither would it suit them, nor they can (produce it).

Ali Quli Qarai

Neither does it behoove them, nor are they capable [of doing that].

Amatul Rahman Omar

It does neither suit them nor have they the power (to reveal it).

Arthur John Arberry

it behoves them not, neither are they able.

Bijan Moeinian

They neither would (because of their evil nature, ) nor could (because of their inability to understand the goodness. )

E. Henry Palmer

it is not fit work for them; nor are they able to do it.

Edip-Layth

Nor would they, nor could they.

George Sale

It is not for their purpose, neither are they able to produce such a book;

Hamid S. Aziz

No devils (or evil ones) brought down this revelation (the Quran);

Mahmoud Ghali

And in no way does it behoove them, And in no way are they able to do (that).

Marmaduke Pickthall

It is not meet for them, nor is it in their power,

Mohamed Ahmed - Samira

They are not worthy of it, nor have they power.

Muhammad Asad

for, neither does it suit their ends, nor is it in their power [to impart it to man]:

Mustafa Khattab

it is not for them ˹to do so˺, nor can they,

Progressive Muslims

Nor would they, nor could they.

Rashad Khalifa

They neither would, nor could.

Sahih International

It is not allowable for them, nor would they be able.

Sam Gerrans

And it does not behove them, nor are they able.

Shabbir Ahmed

It is beyond their stature, nor is it in their power.

Syed Vickar Ahamed

It would not befit them, and they would not be able (to produce it).

Taqi Usmani

It neither suits them, nor are they able to (do this).

The Monotheist Group

Nor would they, nor could they.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 211. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 211. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 211. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩