Diyanet İşleri
Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 38. ayet. فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ
fecümi`a-sseḥaratü limîḳâti yevmim ma`lûm.
Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
"Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?"
Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder."
"Sana bütün usta sihirbazları getirsinler."
Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.
İnsanlara da "Siz de toplanır mısınız?" denildi.
"Umarız, üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız" (dediler.)
Sihirbazlar gelince, Firavun'a, "Eğer biz üstün gelirsek, gerçekten bize bir mükafat var mı?" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 38–40. ayetler için yazılmıştır.
38. Firavun, danıştığı bu kimselerin görüşlerini uygulamaya koyarak şehirlere sihirbazları toplayacak kimseler gönderdi ve bu konuda bütün gayretini ortaya koydu. “Böylece sihirbazlar belirlenen günün malum vaktinde toplandı.” O günde bir araya gelmek üzere Mûsâ onlarla sözleşmişti. O gün de onların iş-güçlerini bırakıp eğlenceye koştukları bir bayram günüydü.
39. “İnsanlara da: Siz de toplanacak mısınız? denildi.” Yani bütün insanların belirlenen bu günde toplanmaları için ilanda bulunuldu.
40. “Umarız ki sihirbazlar galip gelirlerse biz de onlara uyarız.” Yani insanlara şöyle dediler: Bir araya gelin, toplanın ki sihirbazların Mûsâ’yı nasıl yenik düşürdüklerini, onların işlerinde ne kadar becerikli olduklarını görün. Biz de onlara uyacağız; onları tazim edeceğiz. Sihir bilgisinin ne kadar değerli olduğunu öğrenmiş olacağız. Eğer hakka uyma muvaffakiyetine mazhar olmak isteselerdi, şöyle demeleri gerekirdi: Biz, onlardan kim haklı çıkarsa ona uyacağız ve doğruyu öğrenmiş olacağız. Bundan dolayı bu toplanmanın, onlara karşı delilin ortaya konulması dışında kendilerine hiçbir faydası olmadı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bunun üzerine Firavun, sihirbazlarını Musa ile karşılaşmaları için belli bir günde, belirlenen bir yerde bir araya getirdi.
Aynı kök: وقت (13 geçiş)
Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış,…
Aynı kök: وقت (13 geçiş)
Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz,…
Aynı kök: وقت (13 geçiş)
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Ardından) büyücüler belirli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirilmişlerdi. dipnot 1
Derken büyücüler belirli bir günde, tesbit edilen toplanma yer ve zamanında bir araya geldiler.
Ve böylece büyücüler belli bir günün belirli bir saatinde bir araya geldiler.
Nihayet sihirbazlar belirlenen zamanda, bilinen bir yerde toplandılar.
Böylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde bir araya getirildi.
Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi.
Böylece, bilinen bir günün, belirlenmiş bir zamanında, büyücüler bir araya getirildiler.
- İleri gelenler dediler ki, "Onu ve kardeşini alıkoy!Şehirlere haberciler sal!Bütün usta büyücüleri çağırsınlar." Büyücüler, belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.
Belirlenmiş günün randevusu için büyücüler bir araya getirildiler.
Belirlenmiş günün randevusu için büyücüler bir araya getirildiler.
Böylece tesbit edilen bir günün belli bir vaktinde sihirbazlar toplandılar
Bu suretle ma'lum bir gün miykat ta'yin olunarak sihirbazlar cemolundu
Böylece sihirbazlar, belirlenen bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildiler.
Böylece sihirbazlar, belirlenen bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildiler.
Böylece sihirbazlar, belirlenen bir günde tayin edilen vakitte bir araya getirildiler.
Böylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde bir araya getirildi.
Bu suretle muayyen bir günün belli bir vaktında bütün sihirbazlar bir araya getirildi.
Büyücüler belli bir günün tayin edilen vaktinde toplandılar.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.
Derken büyücüler belli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi.
Böylece, bilinen günün (bayram gününün) belirlenen saati için dipnot 1 sihirbazlarla toplantı kararı alındı.
Belli bir günün belli saatinde büyücüler bir araya getirildi.
Sihirbazlar, belli bir günde, belirlenen bir vakitte toplandılar.
Sihirbazlar, belli bir günde, belirlenen bir vakitte toplandılar.
Nihayet büyücüler belirlenen bir günün, belirlenen bir vaktinde bir araya getirildi.
And the magicians were assembled on their known Festive Day.
The sorcerers were [to be] assembled at the appointed time on a certain day
So the sorcerers were got together for the appointment of a day well-known,
So the magicians were brought together on a particular day at a set time dipnot 1
So the magicians were assembled for a meeting on a specified day.
So the sorcerers were assembled at a fixed time on a day appointed.
So the magicians were gathered for the tryst of a known day,
So the sorcerers were gathered together at the appointed time and place on a fixed day.
So the sorcerers were assembled for the appointed time of a fixed day.
The magicians came to the meeting place as it was planned.
And the sorcerers assembled at the appointed time on a stated day,
So the magicians were gathered to an appointed day.
So the magicians were assembled at an appointed time, on a solemn day.
"To collect and bring to you every knowing (expert) magician. "
So the sorcerers were gathered (together) for the fixed time on a known day. (A day of festival)
So the wizards were gathered together at a set time on a day appointed.
So the magicians were assembled at a stated time and place on an appointed day.
And so the sorcerers were assembled at a set time on a certain day,
So the magicians were assembled at the set time on the appointed day.
So the magicians were gathered to an appointed day.
The magicians were gathered at the appointed time, on the appointed day.
So the magicians were assembled for the appointment of a well-known day.
And the sorcerers were assembled at the appointed time of a known day.
The debaters got together at the appointed day and time.
So, the magicians were brought together for the event on a well known day,
So the sorcerers were assembled for the appointed time of a known day,
So the magicians were gathered to an appointed day.