Diyanet İşleri
Şüphesiz bunlarda (Allah'ın varlığına) bir delil vardır, ama onların çoğu inanmamaktadırlar.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 8. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.
Şüphesiz bunlarda (Allah'ın varlığına) bir delil vardır, ama onların çoğu inanmamaktadırlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Mü'min olmuyorlar diye üzülme"; yerdeki deliller Şuarâ 1–9 3
Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.
Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.
Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik.
Şüphesiz bunlarda (Allah'ın varlığına) bir delil vardır, ama onların çoğu inanmamaktadırlar.
Şüphesiz senin Rabbin, elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
(10-11) Hani Rabbin, Musa'ya; "Zalimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Başlarına geleceklerden hala korkmuyorlar mı?" diye seslenmişti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
8. “Şüphesiz bunda” Yüce Allah’ın ölüleri ölümlerinden sonra diriltmesine dair “bir işaret/delil” bir belge “vardır.” O, yeri ölümünden sonra dirilttiği gibi ölüleri de diriltecektir. “Ama onların çoğu mü’min olmazlar.” Bu da Yüce Allah’ın şu buyruğuna benzemektedir: “Sen ne kadar hırs göstersen de insanların çoğu iman etmezler.” (Yusuf, 12/103)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz yeryüzünde çeşitli bitkilerin filizlendirilmesinde, onları filizlendirenin (Allah'ın) ölüleri yeniden diriltme kudretine apaçık bir delil vardır. Buna rağmen onların çoğu Mümin değildirler.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
Elbet bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır:
Şüphesiz, bunda (insanlar için çıkarılacak) bir ders vardır; ama onlardan çoğu (buna) inanmazlar.
Muhakkak ki bunda bir işaret vardır. . . Onların ekseriyeti (Hakk'a, hakikatlerine) iman etmemişlerdir.
Şüphesiz, bunda bir ayet vardır; ancak onların çoğu mü'min değildirler.
Şüphesiz bunlarda (Allah'ın kudretine) bir nişâne vardır; ama çoğu iman etmezler.
Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz. dipnot 293
Şüphesiz bunda yaratıcının varlığına dair kesin delil vardır; ama çoğu iman etmezler.
Bunda bir işaret vardır. Ama çokları onaylayacak değildir.
Bunda bir işaret vardır. Ama çokları inanacak değildir.
Şüphesiz ki, bunda mutlak bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
Şübhesiz ki bunda mutlak bir ayet var, hemde ekserisi mü'min olmadı
Bunda kesinlikle bir ayet dipnot 1 vardır. Ancak onların çoğu inanmadı.
Bunda kesinlikle bir ayet dipnot 1 vardır. Ancak onların çoğu iman etmedi.
Bunda kesinlikle bir ayet dipnot 1 vardır. Ancak onların çoğu iman etmedi.
Şüphesiz, bunda bir ayet vardır ancak onların çoğu inançlı olmamışlardır.
Şübhesiz ki bunlardan (Hakkın kemal-i kudretine) elbet birer, nişane vardır. (Fakat) onların çoğu iman edici değildirler.
Muhakkak ki bunda, bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'min olmadılar.
(1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır, ancak onların çoğu iman etmezler.
Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir.
İşte bunda tam bir ayet /ibret vardır ama onların çoğu inanıp güvenmezler.
İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.
İşte bunda da bir ayet vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.
İşte bunda da bir işaret vardır. Buna rağmen onların çoğu inanacak değildir.
Bunda elbette bir mucize var, fakat onların çoğu mümin değiller.
This is indeed emblematic of Allah's Omnipotence and Authority, but most of them -the infidels- counsel deaf to Allah's message and close their minds' eyes to all that appeals to the intellect and engages the intelligence.
There truly is a sign in this, though most of them do not believe:
Verily, in this is a Sign: but most of them do not believe.
Surely there is a Sign in this, dipnot 1 but most of them would not believe. dipnot 2
There is certainly a Sign in that, yet most of them are not muminun.
Verily, in this is an Ayâh (proof or sign), yet most of them (polytheists, pagans who do not believe in Resurrection) are not believers.
There is indeed a sign in that; but most of them do not have faith.
Indeed, there is a sign in this, yet most of them would not believe.
Surely in that is a sign, yet most of them are not believers.
Thinking about just this issue will provide them with enough food for thought to prove the existence and the greatness of God. Yet most of them do not care about believing.
verily, in that is a sign; but most of them will never be believers!
In that is a sign, but most of them are not those who acknowledge.
Verily herein is a sign: But the greater part of them do not believe.
Have they not looked to the earth, how We caused to grow therein of every noble kind?
Surely in that is indeed a sign; and in no way were most of them believers.
Lo! herein is indeed a portent; yet most of them are not believers.
Verily there are signs in this; yet many of them do not believe.
In this, behold, there is a message [unto men], even though most of them will not believe [in it].
Surely in this is a sign. Yet most of them would not believe.
In that is a sign, but most of them are not believers.
This should be a sufficient proof for them, but most of them are not believers.
Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers.
In that is a proof, but most of them are not believers.
This is indeed a Sign, yet most of them are not believers (in the Almightiness of their Lord).
Surely, there is a Sign in this: But most of them do not believe.
Surely, in this there is a sign, but most of them are not believers,
Inthat is a sign, but most of them are not believers.