Diyanet İşleri
"Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Harun'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 13. ayet. وَيَضِيقُ صَدْرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَٰرُونَ
veyeḍîḳu ṣadrî velâ yenṭaliḳu lisânî feersil ilâ hârûn.
"Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Harun'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
(10-11) Hani Rabbin, Musa'ya; "Zalimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Başlarına geleceklerden hala korkmuyorlar mı?" diye seslenmişti.
Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum."
"Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Harun'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."
"Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım."
Allah dedi ki, "Hayır, korkma! Mucizelerimizle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz."
"Firavun'a gidin ve deyin: "Şüphesiz biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz",
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 12–14. ayetler için yazılmıştır.
12-13. Mûsâ, Rabbine özür beyan ederek, bu ağır yükte kendisine yardımcı vermesi talebinde bulunup “dedi ki: Rabbim, korkarım ki onlar beni yalanlarlar. Benim de göğsüm daralır ve dilim dönmez.” Bir başka yerde Mûsâ’nın şöyle söylediği buyrulmaktadır: “Rabbim göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır ve dilimden bağı çöz ki sözümü anlasınlar. Bana ailemden bir yardımcı ver, kardeşim Hârûn’u...” (Tâ-Hâ, 20/25) “Onun için Hârûn’a da risalet ver.” Yüce Allah da onun duasını kabul buyurdu. Mûsâ’ya peygamberlik verdiği gibi kardeşine de peygamberlik verdi. “Onu bana yardımcı olarak gönder.” (el-Kasas, 28/34) Yani bu işimde bana yardımcı olarak gönder.
14. “Ayrıca onlara göre ben” bir Kıpti’yi öldürme meselesinden dolayı “bir suçluyum. O nedenle beni öldürmelerinden de korkuyorum.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Beni yalanlamalarından dolayı göğsüm daralır, dilim tutulup konuşamaz hale gelirim. Benimle beraber olup bana yardımcı olması için Cebrail -aleyhisselam-'ı kardeşim Harun'a da gönder.
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kök: لسن (25 geçiş)
"Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni…
Aynı kök: ضيق (13 geçiş) · Aynı kök: صدر (46 geçiş)
Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır,…
Aynı kök: ضيق (13 geçiş) · Aynı kök: صدر (46 geçiş)
(Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana…
Aynı kök: ضيق (13 geçiş) · Aynı kök: صدر (46 geçiş)
Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz.
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kök: طلق (23 geçiş)
Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla…
Aynı kök: طلق (23 geçiş)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İçim daralabilir, dilim dönmeyebilir; (bu nedenle) Harun'a da elçilik ver! dipnot 1
Bundan dolayı göğsüm daralacak, dilim dolaşacaktır: işte bu yüzden Harun'a (da) elçilik ver!
ve göğsümün daralacağından ve dilimin dolaşacağından (korkuyorum); bu yüzden, (bu emri) Harun'a tevdi et.
"İçim daralıyor, dilim çözülmüyor, bunun için Harun'a (görev) irsal et!"
"Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder."
"Göğsüm daralıyor; dilim çözülmüyor; onun için Harun'a da elçilik ver.
"Gönlüm daralıyor, dilim dolaşıyor; Harun'a gönder!" dipnot 295
"Bu durumda içim daralır, dilim dönmez. Onun için Harun'a da peygamberlik ver!"
"Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor; kardeşim Harun'u gönder."
'Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor; kardeşim Harun'u gönder.'
ve göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Harun'a da peygamberlik ver!
ve Göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Haruna da risalet ver
"Göğsüm daralır, dilim dönmez; dipnot 1 onun için Harun'u gönder."
"Göğsüm daralır, dilim dönmez; dipnot 1 onun için Harun'u gönder."
"Göğsüm daralır, dilim dönmez; dipnot 1 onun için Harun'u gönder."
"Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder."
"Benim de göğsüm daralır, dilim açılmaz. Onun için Haruuna (Cebraili) gönder (ona da peygamberlik ver)".
Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Bunun için Harun'a da elçilik ver.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
“Ve göğsüm daralır, dilim çözülmez; bunun için Hârûn da (vahiy) gönder.
Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun'a da elçilik ver."
Göğsüm daralır, dilim dönmez. Elçilik görevini Harun'a ver dipnot 1 .
Benim göksüm daralır, dilim tutulur; sen Harun'u elçi yap.
Göğsüm daralır, dilim açılmaz. Onun için Harun’a da (vahiy) gönder.
Göğsüm daralır, dilim açılmaz. Onun için Harun'a da peygamberlik ver.
"Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Görev emrini Harun'a gönder."
"And my chest becomes drawn tight and my mind and my feeling become strained and my tongue becomes restrained from free expression, therefore I pray and beseech You O Allah, my Creator, to send -The Angel Gabriel- to my brother Harun".
and I will feel stressed and tongue-tied, so send Aaron too;
"My breast will be straitened. And my speech may not go (smoothly): so send unto Aaron.
My breast is constricted and my tongue is not fluent, so endow Messengership on Aaron. dipnot 1
and that my breast will be constricted and that my tongue will not be free, so send Harun as a Messenger as well.
"And my breast straitens, and my tongue expresses not well. So send for Hârûn (Aaron) (to come along with me).
and I will become upset, and my tongue will fail me. So send [Your messenger] to Aaron.
`And my bosom straitens, (and my heart fails me), and my tongue is not fluent (for feeling inadequate to deliver the message I am entrusted with), therefore send to Aaron (to help me).
and my breast will be straitened, and my tongue will not be loosed; so send to Aaron.
"I may loose my temper. Besides, I have a problem with my tongue (and I cannot deliver an effective speech.) Would you kindly appoint my brother Aaron as my assistant."
and my breast is straitened, and my tongue is not fluent; send then unto Aaron,
"My chest would become tight, and my tongue would not be able to express; so send for Aaron."
and lest my breast become straitened, and my tongue be not ready in speaking: Send therefore unto Aaron, to be my assistant.
Said he, "My Lord! Verily, I fear that they will call me liar;
And my breast will be straitened, and my tongue will not be free. (i.e., it will not express well; literally, will not go off freely) So send to Harûn. (Aaron).
And I shall be embarrassed, and my tongue will not speak plainly, therefor send for Aaron (to help me).
My heart is constrained, my tongue falters, so delegate Aaron;
and then my breast will be straitened and my tongue will not be free: send, then, [this Thy command] to Aaron.
And ˹so˺ my heart will be broken and my tongue will be tied. So send Aaron along ˹as a messenger˺.
"And my chest would become tight, and my tongue would not be able to express; so send for Aaron. "
"I may lose my temper. My tongue gets tied; send for my brother Aaron.
And that my breast will tighten and my tongue will not be fluent, so send for Aaron.
“And my breast will be straitened, and my tongue not proceed; so send Thou for Aaron.
I shall be embarrassed and I might not speak confidently, so send for Aaron to help me.
"My chest may become strained: And my speech may not go smoothly; So send forth (with me) Haroon (Aaron).
My heart gets straitened, and my tongue is not fluent; so send for Hārūn.
"And my chest would become tight, and my tongue would not be able to express; so send for Aaron."