Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 139. ayet

Şuarâ suresi, 139. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَٰهُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

fekeẕẕebûhü feehleknâhüm. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Diyanet İşleri

Böylece onlar Hud'u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helak ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 136–142 · surenin 139. ayeti / 227

Konu Hûd ve Âd kavmi Şuarâ 123–140 3

  1. Şuarâ 136

    Dediler ki: "Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir."

  2. Şuarâ 137

    "Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir."

  3. Şuarâ 138

    "Biz azaba uğratılacak da değiliz."

  4. 139

    Böylece onlar Hud'u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helak ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

  5. Şuarâ 140

    Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

  6. Şuarâ 141

    Semud kavmi de Peygamberleri yalanladı.

  7. Şuarâ 142

    Hani kardeşleri Salih, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 139–140. ayetler için yazılmıştır.

139. “Böylece onu yalanladılar.” Yani peygamberi yalanlamak onların bir karakteri, bir ahlâkı oldu. Hiçbir öğüt, bu işten onları vazgeçirmedi. “Biz de onları helâk ettik.” Neyle helâk edildikleri bir başka buyrukta şöyle açıklanmaktadır: “Âd’a gelince onlar da ıslıklı ve azgın bir fırtına ile helâk edildiler. O, o rüzgarı onlara yedi gece ve sekiz gün peş peşe musallat kıldı. O kavmi o süre içinde içleri boşalmış hurma kütükleri imiş gibi yere serilmiş görürdün.” (el-Hakka, 69/5-7) “Şüphesiz bunda” peygamberimiz Hud aleyhisselam’ın doğru söylediğine, getirdiklerinin doğruluğuna, onun kavminin şirk ve zorbalıklarının da batıl olduğuna dair “bir ibret vardır. Ama onların çoğu” iman etmeyi gerektiren bunca âyet, belge ve mucizenin varlığına rağmen “iman etmezler.”

140. “Şüphe yok ki” kudretiyle Hud kavmini, güçlerine ve yakaladıklarını zorbaca yakalayışlarına rağmen helâk eden “Rabbin Azizdir.” Peygamberi Hud’u ve onunla birlikte bulunan mü’minleri kurtaran “Rahimdir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

(Onlar) Peygamberleri Hûd -aleyhisselam-'ı yalanlamaya devam ettiler. Yalanlamaları sebebi ile Biz de onları yok edici bir rüzgâr ile helak ettik. Bunda ibret alanlar için öğüt vardır. Onların çoğu ise Mümin değillerdir.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَكَذَّبُوهُ fekezzebuhu onu yalanladılar kök: كذب
  2. فَأَهْلَكْنَـٰهُمْ ۗ feehleknahum biz de onları helak ettik kök: هلك
  3. إِنَّ inne muhakkak ki
  4. فِى fi vardır
  5. ذَٰلِكَ zalike bunda
  6. لَـَٔايَةًۭ ۖ layeten bir ibret kök: ايي
  7. وَمَا vema ama yine
  8. كَانَ kane değildir kök: كون
  9. أَكْثَرُهُم ekseruhum çokları kök: كثر
  10. مُّؤْمِنِينَ mu'minine inananlardan kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın…

  • Aynı kıssa: Hz. Hûd

    Ad kavmine de kardeşleri Hud'u peygamber olarak gönderdik. Onlara, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur.…

  • Aynı kıssa: Hz. Hûd

    Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri…

  • Aynı kıssa: Hz. Hûd

    Hud, şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. Aksine ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Böylece onu (Hud'u) yalanlamışlar; biz de kendilerini helak etmiştik. Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

Mustafa İslamoğlu

Neticede, onu işte böyle yalanladılar; bunun üzerine Biz de onları helak ettik. Elbet bu (Hud kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.

Muhammed Esed

İşte o'nu böyle yalanladılar; ve bunun üzerine Biz de onları yok ettik. Bu (kıssada da insanlar için) mutlaka, bir ders vardır, onlardan çoğu (buna) inanmasa da...

Ahmed Hulusi

Böylece Onu yalanladılar, biz de onları helak ettik! Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders vardır! Onların ekseriyeti de iman eden değillerdir.

Ali Bulaç

Böylelikle onu yalanladılar, biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

Ali Özek ve heyeti

Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de kendilerini helâk ettik. Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler.

Ali Rıza Safa

Böylece, Onu yalanladılar. Sonunda, onları yıkıma uğrattık. Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.

Bayraktar Bayraklı

-"Biz yaptıklarımızdan dolayı ceza görmeyeceğiz" deyip onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da.

Edip Yüksel

Böylece onu yalanladılar. Nihayet biz de onları yok ettik. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böylece onu yalanladılar. Nihayet biz de onları yok ettik. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O'nu yalanladılar; Biz de kendilerini helak ediverdik. Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır, ama çokları iman etmedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Diye onu tekzib ettiler de kendilerini helak ediverdik. Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı

Gültekin Onan

Böylelikle onu yalanladılar, biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır.

Hasan Basri Çantay

Hulasa: Onu yalan saydılar da biz de kendilerini helak etdik. Şübhesiz bunda bir ibret vardır elbet. (Fakat) onların çoğu iman ediciler değildir.

İbni Kesir

Böylece onu yalanladılar. Ve Biz, onları yok ettik. Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.

Mehmet Alagaş

(123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Böylece onu yalanladılar. Biz de onları helâk ettik. Muhakkak bunda bir ayet vardır. Onların çoğu da iman etmiş değildi."

Süleyman Ateş

(Böylece) onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Böylece Hud'u yalancı yerine koydular. Biz de onları helak ettik. İşte bu anlatılanlarda tam bir ayet /bir ibret vardır. Onların çoğu inanıp güvenmiş değillerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böylece Hud'u yalancı yerine koydular, biz de onları helak ettik. Bunda kesin bir ibret var ama bunların çoğu inanacak değillerdir.

Şaban Britch

Hûd’u yalanladılar. Biz de onları yok ettik. İşte bunda bir ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.

Şaban Piriş

Hud'u yalanladılar. Biz de onları yok ettik. İşte bunda bir ibret vardır. Yine de onların çoğu inanacak değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu bu şekilde yalanladılar, biz de onları helak ettik. Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu müminlerden değildi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And they disbelieved him and refused credence to Our message wherefore We reduced them to a useless form. This is indeed emblematic of Allah's Omnipotence and Authority, but most of them denied Allah Who brought them into existence.

Abdul Haleem

They denounced him as a liar, and so We destroyed them. There truly is a sign in this, though most of them do not believe:

Abdullah Yusuf Ali

So they rejected him, and We destroyed them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.

Abul A'la Maududi

Eventually they gave the lie to him and We destroyed them. dipnot 1 Surely there is a Sign in this, but most of them would not believe.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    According to the Quran, the people of Aad were destroyed by a violent windstorm. When they saw it advancing towards their valleys, they rejoiced with the hope that those were dense clouds which would bring much rain for them, but in reality it was Allah’s scourge. The windstorm continued to rage for eight days and seven nights and destroyed everything. The people were swept away like straw and everything on which the hot, dry wind blew was left rotting. The storm did not abate until the last man of the wicked tribe had met his doom. Only ruins of their habitations remained to tell the tale of their terrible fate, and today even the ruins have become extinct. The whole territory of Ahqaf has turned into dreadful desert dunes. For details, see(E.N. 25 of Surah Al-Ahqaf).

Aisha Bewley

So they denied him and We destroyed them. There is certainly a Sign in that, yet most of them are not muminun.

Al-Hilali & Khan

So they belied him, and We destroyed them. Verily in this is indeed a sign, yet most of them are not believers.

Ali Quli Qarai

So they impugned him, whereupon We destroyed them. There is indeed a sign in that; but most of them do not have faith.

Amatul Rahman Omar

Thus they cried him lies and We destroyed them. There is indeed, a remarkable sign in this (episode), yet most of them would not be believers.

Arthur John Arberry

So they cried him lies; then We destroyed them. Surely in that is a sign, yet most of them are not believers.

Bijan Moeinian

They chose to disbelieve and, consequently, I destroyed them as a punishment. This should be a great lesson; yet most people care less.

E. Henry Palmer

but we destroyed them. Verily, in that is a sign, but most of them will never be believers.

Edip-Layth

So they denied him, and We destroyed them. In that is a sign, but most do not acknowledge.

George Sale

And they accused him of imposture: Wherefore We destroyed them. Verily herein was a sign: But the greater part of them believed not.

Hamid S. Aziz

"For we are not the ones to be doomed (or tormented). "

Mahmoud Ghali

So they cried him lies, then We caused them to perish. Surely in that is indeed a sign; and in no way were most of them believers,

Marmaduke Pickthall

And they denied him; therefor We destroyed them. Lo! herein is indeed a portent, yet most of them are not believers.

Mohamed Ahmed - Samira

Then they accused him of lies; so We annihilated them. Verily there is a sign in this, but most of them do not believe.

Muhammad Asad

And so they gave him the lie: and thereupon We destroyed them. In this [story], behold, there is a message [unto men], even though most of them will not believe [in it].

Mustafa Khattab

So they rejected him, and ˹so˺ We destroyed them. Surely in this is a sign. Yet most of them would not believe.

Progressive Muslims

So they denied him, and We destroyed them. In that is a sign, but most are not believers.

Rashad Khalifa

They thus disbelieved and, consequently, we annihilated them. This should be a lesson, but most people are not believers.

Sahih International

And they denied him, so We destroyed them. Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers.

Sam Gerrans

And they denied him, then We destroyed them. In that is a proof, but most of them are not believers.

Shabbir Ahmed

So, they rejected him and We destroyed them. Therein, behold, is a sign, even though most people are not believers (in the Law of Requital).

Syed Vickar Ahamed

So they rejected him, and We destroyed them. Surely there is a Sign in this but most of them do not believe.

Taqi Usmani

Thus they rejected him, so We destroyed them. Surely, in this there is a sign, but most of them are not believers,

The Monotheist Group

So they denied him, and We destroyed them. In that is a sign, but most are not believers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 139. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 139. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 139. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩