Şuarâ suresi · 123–140. ayetler

Hûd ve Âd kavmi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Şuarâ suresi, 123. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 123. ayet. كَذَّبَتْ عَادٌ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Ad kavmi de peygamberleri yalanladı.

    Mehmet Okuyan

    Âd (kavmi) de elçileri yalanlamıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Ad kavmi (de) elçilerini yalanladı.

    Muhammed Esed

    (Ve) Ad toplumu (da) gönderilen elçilerden (birini) yalanladı.

    Ahmed Hulusi

    Ad (Hud a. s. ın halkı) da Rasulleri yalanladı.

    Ali Bulaç

    Ad (kavmi) de gönderilen (elçi)leri yalanladı.

    Ali Özek ve heyeti

    Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.

    Ali Rıza Safa

    Âd da gönderilenleri yalanlamıştı.

    Bayraktar Bayraklı

    'Ad kavmi de peygamberlerini yalanladı.

    Edip Yüksel

    Ad (halkı) da elçileri yalanladı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ad (halkı) da elçileri yalanladı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ad (kavmi de) gönderilen peygamberleri yalanladı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ad, gönderilen Resulleri tekzib etti

    Gültekin Onan

    Ad (kavmi) de gönderilen (elçi)leri yalanladı.

    Hasan Basri Çantay

    Aad (kavmi de kendilerine) gönderilen (peygamber) leri tekzibetdi.

    İbni Kesir

    Ad da peygamberleri yalanladı.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Âd kavmi de peygamberleri yalanlamıştı.

    Süleyman Ateş

    'Ad (kavmi) de, gönderilen elçileri yalanladı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ad halkı da elçilerini yalancı yerine koydu.

    Şaban Britch

    Ad Kavmi de peygamberleri yalanlamıştı.

    Şaban Piriş

    Ad Kavmi de peygamberleri yalanlamıştı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ad da peygamberleri yalanladı.

  2. Şuarâ suresi, 124. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 124. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani kardeşleri Hud, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

    Mehmet Okuyan

    Kardeşleri Hud onlara şöyle demişti: "(Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmaz mısınız?

    Mustafa İslamoğlu

    Hani bir zamanlar onlara da soydaşları Hud şöyle demişti: "Hala sorumlu davranmayacak mısınız?"

    Muhammed Esed

    Hani, kardeşleri Hud onlara: "Artık, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşımayacak mısınız?" demişti.

    Ahmed Hulusi

    Hani kardeşleri Hud onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız (korunun; takva elde edin!)?"

    Ali Bulaç

    Hani onlara kardeşleri Hud: "Sakınmaz mısınız?" demişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?

    Ali Rıza Safa

    Kardeşleri Hud, onlara, şöyle demişti: "Sorumluluk bilincine erişmeyecek misiniz?"

    Bayraktar Bayraklı

    Kardeşleri Hud, onlara şöyle dedi: "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

    Edip Yüksel

    Kardeşleri Hud onlara demişti ki, "Erdemli davranmaz mısınız?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kardeşleri Hud onlara demişti ki, 'Erdemli davranmaz mısınız?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kardeşleri Hud o zaman onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt ki kardeşleri Hud onlara demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?

    Erhan Aktaş

    Kardeşleri Hud onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kardeşleri Hud onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kardeşleri Hud onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.

    Gültekin Onan

    Hani onlara kardeşleri Hud: "Sakınmaz mısınız?" demişti.

    Hasan Basri Çantay

    Hani biraderleri Hud onlara: "(Allahdan) korkmaz mısınız?" demişdi,

    İbni Kesir

    Hani onlara kardeşleri Hud demişti ki: Siz, sakınmaz mısınız?

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani onlara kardeşleri Hûd, “Sakınmaz mısınız?” demişti.

    Süleyman Ateş

    Kardeşleri Hud onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün kardeşleri Hud onlara şöyle demişti: "Yanlışlardan sakınmaz mısınız?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün kardeşleri Hud onlara "Allah'tan çekinmez misiniz!" dedi.

    Şaban Britch

    Kardeşleri Hûd onlara: Hiç Allah’tan korkmuyor musunuz? demişti.

    Şaban Piriş

    Kardeşleri Hud onlara: -Hiç Allah'tan korkmuyor musunuz? demişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kardeşleri Hud onlara: "Siz hiç sakınmıyor musunuz?" demişti.

  3. Şuarâ suresi, 125. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 125. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    Diyanet İşleri

    "Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

    Mehmet Okuyan

    Ben size (gönderilmiş) güvenilir bir elçiyim.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

    Muhammed Esed

    "Bakın, ben size (Allah'ın gönderdiği) güvenilir bir elçiyim;

    Ahmed Hulusi

    "Şüphesiz ki ben sizin için güvenilir bir Rasulüm. "

    Ali Bulaç

    "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

    Ali Özek ve heyeti

    Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, ben, sizin için, güvenilir bir elçiyim!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

    Edip Yüksel

    "Ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş bir Resulüm, eminim

    Erhan Aktaş

    "Sizin için güvenilir bir Resul'üm."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sizin için güvenilir bir resulüm."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sizin için güvenilir bir rasulüm."

    Gültekin Onan

    "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir (emiyn) bir elçiyim."

    Hasan Basri Çantay

    "Şübhesiz, ben size (gönderilmiş) emin bir peygamberim".

    İbni Kesir

    Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm.”

    Süleyman Ateş

    "Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

    Süleymaniye Vakfı

    Ben sizin için güvenilir bir elçiyim.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben sizin güveneceğiniz bir elçiyim.

    Şaban Britch

    Ben sizin için güvenilir bir peygamberim.

    Şaban Piriş

    Ben sizin için güvenilir bir peygamberim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ben sizin için, güvenilir bir resulüm."

  4. Şuarâ suresi, 126. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 126. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    Diyanet İşleri

    "Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."

    Mehmet Okuyan

    Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde, Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!

    Muhammed Esed

    öyleyse, artık Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyın ve bana itaat edin!

    Ahmed Hulusi

    "O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "

    Ali Bulaç

    "Artık Allah'tan korkup sakının ve bana itaat edin."

    Ali Özek ve heyeti

    Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

    Ali Rıza Safa

    "Artık, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve bana boyun eğin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah'tan sakının ve bana itaat edin!"

    Edip Yüksel

    "ALLAH'ı dinleyip bana uyun."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'ı dinleyip bana uyun.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gelin Allahdan korkun ve bana itaat edin

    Erhan Aktaş

    "Öyleyse Allah için takva sahibi olun ve bana tabi olun."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Öyleyse Allah için takva sahibi olun ve bana tabi olun."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Öyleyse Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."

    Gültekin Onan

    "Artık Tanrı'dan korkup sakının ve bana itaat edin."

    Hasan Basri Çantay

    "Artık Allahdan korkun ve bana itaat edin".

    İbni Kesir

    Artık Allah'tan korkun da bana itaat edin.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Öyle ise Allah'tan sakının ve bana itaat edin."

    Süleyman Ateş

    "Allah'tan korkun ve bana ita'at edin."

    Süleymaniye Vakfı

    Artık Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve bana gönülden boyun eğin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık Allah'tan çekinin ve sözümü dinleyin.

    Şaban Britch

    Allah’tan korkun ve bana itaat edin.

    Şaban Piriş

    Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin."

  5. Şuarâ suresi, 127. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 127. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

    Mustafa İslamoğlu

    Ben bu (davet) karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmiyorum, benim ecrimi takdir etmek sadece alemlerin Rabbine düşer."

    Muhammed Esed

    Hem, ben sizden bunun için (dünyevi) bir karşılık da beklemiyorum; benim hak ettiğim karşılığı vermek alemlerin Rabbinden başkasına düşmez.

    Ahmed Hulusi

    "Bunun üzerine sizden bir karşılık istemiyorum. . . Çalışmamın karşılığı sadece Rabb-ül alemin'e aittir. "

    Ali Bulaç

    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."

    Ali Özek ve heyeti

    Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.

    Ali Rıza Safa

    "Bunun için, sizden bir karşılık istemiyorum. Benim ödülümü, ancak Evrenlerin Efendisi verir!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ben bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir."

    Edip Yüksel

    "Buna karşılık sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim, ancak evrenlerin Efendisine aittir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Buna karşılık sizden herhangi bir ücret te istemiyorum. Benim ücretim, ancak evrenlerin Rabbine aittir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Buna karşı ben sizden bir ecir de istemiyorum. benim ecrim ancak rabbül'alemine aiddir

    Erhan Aktaş

    "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."

    Gültekin Onan

    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin rabbine aittir."

    Hasan Basri Çantay

    "Sizden buna karşı hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatım aalemlerin Rabbinden başkasına aaid değildir".

    İbni Kesir

    Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbına aittir.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

    Süleyman Ateş

    "Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir."

    Süleymaniye Vakfı

    Bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece Varlıkların Sahibi'ne aittir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu iş için sizden ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan sadece alemlerin Rabbidir.

    Şaban Britch

    Buna karşılık sizden bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim ancak Alemlerin Rabbine aittir.

    Şaban Piriş

    Buna karşılık sizden bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim ancak Alemlerin Rabbine aittir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ben sizden bu iş için bir ücret istemiyorum. Benim ödülüm alemlerin Rabbi'ndendir."

  6. Şuarâ suresi, 128. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 128. ayet. أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةً تَعْبَثُونَ

    Diyanet İşleri

    "Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?"

    Mehmet Okuyan

    Siz övünüp eğlenmek üzere her yüksek yere bir ayet (anıt) mı dikiyorsunuz?

    Mustafa İslamoğlu

    "Siz, abesle iştigal ederek her bir tepede yüksek bir anıt, bir yapı mı inşa ediyorsunuz?

    Muhammed Esed

    Her tepede cehalet eseri, (putperestçe) anıtlar, tapınaklar mı yükselteceksiniz

    Ahmed Hulusi

    "Siz her tepeye köşkler inşa edip, oyalanıyor musunuz?"

    Ali Bulaç

    "Siz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Siz her yüksek yere bir alâmet (köşk) dikerek eğleniyor musunuz?

    Ali Rıza Safa

    "Her tepede bir simge yaparak, boş şeylerle mi uğraşıyorsunuz?" dipnot 300

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 300
      "Simge" olarak yazdığımız "Ayeten" sözcüğü, kimi Kur'an çevirilerinde, "Anıt" veya "Bina" veya "Yapı" veya "Eser" olarak da çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Sizler her yüksek yerde övündüğünüz büyük bir köşk mü dikeceksiniz?"

    Edip Yüksel

    "Her tepenin üzerine bir işaret (bir yapı) yerleştirip oyalanıyor musunuz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Her tepenin üzerine bir işaret (bir yapı) yerleştirip oyalanıyor musunuz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz her tepeye bir alamet bina edip eğlenir durur musunuz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz her tepeye bir alamet bina eder eğlenir misiniz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Her yüksek tepeye ayet dipnot 1 bina ederek mi oyalanıyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Alamet, işaret, belirti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Her yüksek tepeye ayet dipnot 1 bina ederek mi oyalanıyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Alamet, işaret, belirti.

    Gültekin Onan

    "Siz, her tepeye bir ayet inşa edip [yararsız bir şeyle] oyalanıp eğleniyor musunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    "Siz, her yüksek yerde bir alamet bina edib eğlenir misiniz"?

    İbni Kesir

    Siz, her yüksek yere koca bir bina kurup boş şeylerle mi uğraşırsınız?

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Siz her yüksek yerde eğlenmek için koca bir bina mı inşa edip durursunuz?"

    Süleyman Ateş

    "Siz her yol üzerine, (gelip geçenleri yanıltmak için) bir işaret yapıp da boş şeyle mi uğraşıyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı

    Siz anlamsız işlerle uğraşarak her yüksek yere bir anıt mı dikiyorsunuz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz her tepeye bir anıt dikip boş işlerle uğraşıyorsunuz değil mi?

    Şaban Britch

    Siz, her tepeye bir alamet bina edip eğlenir misiniz?

    Şaban Piriş

    Siz, her tepeye bir alamet bina edip eğlenir misiniz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Her yüksek tepeye/yola şaşılacak bir bina kurarak/bir işaret dikerek mi eğleniyorsunuz!"

  7. Şuarâ suresi, 129. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 129. ayet. وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ

    Diyanet İşleri

    "İçlerinde ebedi yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan

    Sürekli kalacağınızı umarak sağlam yapılar yapıyorsunuz.

    Mustafa İslamoğlu

    Görkemli binalar kondurarak sürekli yaşayacağınızı mı umuyorsunuz?

    Muhammed Esed

    Ve sonsuza kadar yaşayacağınız kuruntusuyla, sapasağlam malikaneler mi edineceksiniz?

    Ahmed Hulusi

    "Sonsuz yaşayacakmış gibi kale benzeri evler mi yaptırıyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    "Ölümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?

    Ali Rıza Safa

    "Sonsuza dek kalacağınızı umut ederek, sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ebedi kalacağınız ümidiyle saraylar mı edineceksiniz?"

    Edip Yüksel

    "Ebedi kalırsınız diye sağlam sanayiler/endüstriler mi kurarsınız?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ebedi kalırsınız diye sağlam yapılar mı edinirsiniz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ebedi kalacakmışsınız gibi bir takım sanayiler ediniyorsunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir takım masnuat da ediniyorsunuz ki sanki muhalled kalacaksınız

    Erhan Aktaş

    "Hiç ölmeyeceğinizi sanarak sağlam yapılar ediniyorsunuz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Hiç ölmeyeceğinizi sanarak sağlam yapılar ediniyorsunuz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Hiç ölmeyeceğinizi sanarak sağlam yapılar ediniyorsunuz."

    Gültekin Onan

    "Ölümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    "Ebedi kalacağınızı umarak yer altında su mahzenleri edinir misiniz"?

    İbni Kesir

    Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ve ebedi kalırsınız ümidi ile sapasağlam kaleler mi yapar durursunuz?"

    Süleyman Ateş

    "Belki ebedi yaşarsınız diye köşkler (ve müstahkem kaleler) ediniyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de sanki içlerinde sonsuza dek yaşayacakmış gibi sağlam yapılar ediniyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Belki ölümsüzleşirsiniz diye yapıların sağlam olmasını da ilke edinmişsiniz.

    Şaban Britch

    Ebedi kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı yapıyorsunuz?

    Şaban Piriş

    Ebedi kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı yapıyorsunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sanayi üreten yerler edinerek sonsuzlaşmak ümidine mi düşüyorsunuz?"

  8. Şuarâ suresi, 130. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 130. ayet. وَإِذَا بَطَشْتُم بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ

    Diyanet İşleri

    "Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız."

    Mehmet Okuyan

    (İnsanları) yakaladığınız zaman zorbalar olarak yakalıyorsunuz.

    Mustafa İslamoğlu

    Elinize her (fırsat) geçirdiğinizde, hukuka tecavüz edip zorbalık (mı) yapacaksınız?

    Muhammed Esed

    Ve (başkalarının hukukuna) el uzattığınız zaman, hiçbir sınır tanımadan, hep böyle zorbalık mı yapacaksınız?

    Ahmed Hulusi

    "Gücünüze dayanarak hakları ortadan kaldırıp, ele geçirdiğinize sahip oluyorsunuz!"

    Ali Bulaç

    "Tutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Yakaladığınız zaman, zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?

    Ali Rıza Safa

    "Yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Yakaladığınızda, zorbalar gibi yakalıyorsunuz."

    Edip Yüksel

    "Yakaladığınız vakit acımasız yakalıyorsunuz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yakaladığınız vakit acımasız yakalıyorsunuz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem tuttuğunuz vakit, merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem tuttuğunuz vakıt merhametsiz, cebbarcasına tutuyorsunuz

    Erhan Aktaş

    "Elinize imkan geçtiği zaman, onu zorbaca kullanıyorsunuz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Elinize imkan geçtiği zaman, onu zorbaca kullanıyorsunuz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Elinize imkan geçtiği zaman, onu zorbaca kullanıyorsunuz."

    Gültekin Onan

    "Tutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    "Tutub yakaladığınız vakit zorbalar gibi yakalar mısınız"?

    İbni Kesir

    Ve yakaladığınız zaman da zorbaca mı yakalarsınız?

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Yakaladığınız zaman da zorbaca mı davranırsınız?"

    Süleyman Ateş

    "(Bir kavmi) yakaladığınız zaman da zorbalar gibi yakalıyorsunuz."

    Süleymaniye Vakfı

    Birinin yakasına yapışınca da zorbalar gibi yapışıyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir şeye yapışınca da zorbalar gibi yapışıyorsunuz.

    Şaban Britch

    Yakaladığınız zamanda zorbaca tutuyorsunuz.

    Şaban Piriş

    Yakaladığınız zaman da zorbaca tutuyorsunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yakaladığınız vakit zorbaca yakalıyorsunuz?"

  9. Şuarâ suresi, 131. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 131. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    Diyanet İşleri

    "Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."

    Mehmet Okuyan

    Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

    Mustafa İslamoğlu

    Haydı, artık Allah'a karşı sorumlu davranın ve bana uyun!

    Muhammed Esed

    "Öyleyse, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyın ve bana itaat edin,

    Ahmed Hulusi

    "Artık Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "

    Ali Bulaç

    "Artık Allah'tan korkup sakının ve bana itaat edin."

    Ali Özek ve heyeti

    Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.

    Ali Rıza Safa

    "Artık, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve bana boyun eğin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin!"

    Edip Yüksel

    "ALLAH'ı dinleyip bana uymalısınız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'ı dinleyip bana uymalısınız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Artık Allahdan korkun ve bana itaat edin

    Erhan Aktaş

    "Gelin Allah'a karşı takva sahibi olun. Ve bana itaat edin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Gelin Allah'a karşı takva sahibi olun. Ve bana itaat edin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Gelin Allah'a karşı takva sahibi olun. Ve bana itaat edin."

    Gültekin Onan

    "Artık Tanrı'dan korkup sakının ve bana itaat edin."

    Hasan Basri Çantay

    "Artık Allahdan korkun ve bana itaat edin".

    İbni Kesir

    O halde Allah'tan korkun da bana itaat edin.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin."

    Süleyman Ateş

    "Allah'tan korkun ve bana ita'at edin."

    Süleymaniye Vakfı

    Artık Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve bana gönülden boyun eğin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık Allah'tan çekinin de sözümü dinleyin.

    Şaban Britch

    Allah’tan korkun ve bana itaat edin.

    Şaban Piriş

    Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin."

  10. Şuarâ suresi, 132. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 132. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِىٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    (132-134) "Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah'a karşı gelmekten sakının."

    Mehmet Okuyan

    (132, 133, 134) Bildiğiniz şeyleri size bolca verene yani hayvanları, çocukları, bahçeleri ve (su) kaynaklarını size bolca verene (Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olun!

    Mustafa İslamoğlu

    Aklınıza gelebilecek her tür (nimeti) size lutfeden Zat'a karşı saygılı olun!

    Muhammed Esed

    düşünebileceğiniz bütün (iyilikleri) size sağlayan (Allah'tan) yana duyarlı olun;

    Ahmed Hulusi

    "Bildiğiniz nimetlerle size yardım edenden korunun. "

    Ali Bulaç

    "Bildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup sakının."

    Ali Özek ve heyeti

    Bildiğiniz şeyleri size veren, (Allah'a karşı gelmek) den sakının.

    Ali Rıza Safa

    "Sonuç olarak, bildiğiniz her şeyi size verene karşı sorumluluk bilinci taşıyın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Size bildiğiniz nimetleri veren Allah'tan sakının!"

    Edip Yüksel

    "Bildiğiniz her şeyi size vereni dinleyin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bildiğiniz her şeyi size vereni dinleyin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri verdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Allahdan korkun ki size o bildiğiniz şeylere imdad buyurdu

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bildiğiniz şeylerle dipnot 1 size yardım edene karşı takva sahibi olun."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Verdiği nimetlerle.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bildiğiniz şeylerle dipnot 1 size yardım edene karşı takva sahibi olun."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Verdiği nimetlerle.

    Gültekin Onan

    "Bildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup sakının."

    Hasan Basri Çantay

    "Size bilib durduğunuz şeylerle (nimetlerle) yardım eden",

    İbni Kesir

    Bildiğiniz şeylerle sizi destekleyenden sakının.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bilmekte olduğunuz şeylerle size yardım edenden korkup sakının."

    Süleyman Ateş

    "Size bildiğiniz ni'metleri bol bol veren (Allah)dan korkun."

    Süleymaniye Vakfı

    Bildiğiniz nimetleri veren Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizin de bildiğiniz gibi size destek verenden çekinin.

    Şaban Britch

    Size bildiğiniz şeyleri sunandan korkun!

    Şaban Piriş

    Size bildiğiniz şeyleri sunandan korkun!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "O bildiğiniz nimetleri önünüze yayandan korkun."

  11. Şuarâ suresi, 133. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 133. ayet. أَمَدَّكُم بِأَنْعَٰمٍ وَبَنِينَ

    Diyanet İşleri

    (132-134) "Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah'a karşı gelmekten sakının."

    Mehmet Okuyan

    (132, 133, 134) Bildiğiniz şeyleri size bolca verene yani hayvanları, çocukları, bahçeleri ve (su) kaynaklarını size bolca verene (Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olun!

    Mustafa İslamoğlu

    Size sürüler ve çocuklar lutfeden;

    Muhammed Esed

    size sürüler ve çocuklar veren,

    Ahmed Hulusi

    "En'am (kurban edilebilir hayvanlar) ve oğullar verdi. "

    Ali Bulaç

    "Size hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti."

    Ali Özek ve heyeti

    Size nimetler (davarlar), oğullar, ihsan eden

    Ali Rıza Safa

    "Size, sürüler ve oğullar veren!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Size evcil hayvanlar ve oğullar verdi."

    Edip Yüksel

    "Size çiftlik hayvanları ve çocuklar verdi."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Size çiftlik hayvanları ve çocuklar verdi.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (133-134) Size davarlar, oğullar, cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar verdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    En'am, oğullar

    Erhan Aktaş

    "Size davarlarla, evlatlarla yardım etti."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Size davarlarla, evlatlarla yardım etti."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Size davarlarla, evlatlarla yardım etti."

    Gültekin Onan

    "Size hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti."

    Hasan Basri Çantay

    (133-134) "Size davarlar, oğullar", "Bağlar, ırmaklar ihsan eden (Allahdan) korkun".

    İbni Kesir

    O, desteklemiştir sizi, hayvanlar ve oğullarla;

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Size hayvanlar ve çocuklar (vererek) yardım etti."

    Süleyman Ateş

    "O size verdi: davarlar, oğullar,"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O sizi küçük ve büyük baş hayvanlar ve oğullarla.

    Şaban Britch

    Size hayvanlar ve çocuklar sundu.

    Şaban Piriş

    Size hayvanlar ve çocuklar sundu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Size bir yığın nimet lütfetti: Davarlar, oğullar,

  12. Şuarâ suresi, 134. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 134. ayet. وَجَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    Diyanet İşleri

    (132-134) "Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah'a karşı gelmekten sakının."

    Mehmet Okuyan

    (132, 133, 134) Bildiğiniz şeyleri size bolca verene yani hayvanları, çocukları, bahçeleri ve (su) kaynaklarını size bolca verene (Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olun!

    Mustafa İslamoğlu

    dahası, bağlar-bahçeler ve pınarlar (lutfeden Zat'a)...

    Muhammed Esed

    size bahçeler ve pınarlar veren (Allah'tan yana)...

    Ahmed Hulusi

    "Bahçeler, pınarlar. . . "

    Ali Bulaç

    "Bahçeler ve pınarlar da."

    Ali Özek ve heyeti

    bağlar, pınarlar…

    Ali Rıza Safa

    "Bahçeler ve pınarlar!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bahçeler ve pınarlar verdi."

    Edip Yüksel

    "Üstelik bahçeler, pınarlar..."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Üstelik bahçeler, pınarlar...'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (133-134) Size davarlar, oğullar, cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar verdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Cennet gibi bağlar, bahçeler, menba'lar ile size imdad buyurmakta

    Erhan Aktaş

    "Ve bahçelerle ve pınarlarla."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ve bahçelerle ve pınarlarla."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ve bahçelerle ve pınarlarla."

    Gültekin Onan

    "Bahçeler ve pınarlar da."

    Hasan Basri Çantay

    (133-134) "Size davarlar, oğullar", "Bağlar, ırmaklar ihsan eden (Allahdan) korkun".

    İbni Kesir

    Bahçeler ve çeşmelerle.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hem de bahçeler ve pınarlar da (vermiştir).

    Süleyman Ateş

    "Bahçeler, çeşmeler."

    Süleymaniye Vakfı

    Bahçeler ve pınarlar verdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bahçeler ve pınarlarla desteklemiştir.

    Şaban Britch

    Bahçeler ve pınarlar…

    Şaban Piriş

    Bahçeler ve pınarlar sundu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bahçeler, pınarlar."

  13. Şuarâ suresi, 135. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 135. ayet. إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    Diyanet İşleri

    "Çünkü ben, sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum."

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki üzerinize gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum."

    Mustafa İslamoğlu

    Bakın, ben korkunç bir günün sizin üzerinize çöreklenecek azabından endişe ediyorum!"

    Muhammed Esed

    Doğrusu, ben sizin için o büyük ve zorlu günün azabından korkuyorum!"

    Ahmed Hulusi

    "Doğrusu, çok büyük bir sürecin azabı üzerinizdedir (diye) korkuyorum. "

    Ali Bulaç

    "Doğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."

    Ali Özek ve heyeti

    Doğrusu sizin hakkınızda muazzam bir günün azabından endişe ediyorum.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, sizin için, Büyük Gün'ün cezasından korkarım!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ben hakkınızda büyük bir günün azabından korkarım" dediğinde;

    Edip Yüksel

    "Sizin için müthiş bir günün cezasından korkarım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sizin için müthiş bir günün cezasından korkarım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Cidden ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Cidden ben size büyük bir günün azabından korkuyorum

    Erhan Aktaş

    "Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."

    Gültekin Onan

    "Doğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."

    Hasan Basri Çantay

    "Ben cidden üstünüze (gelecek) büyük bir günün azabından korkuyorum".

    İbni Kesir

    Doğrusu hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Gerçekten sizin için büyük bir günün azabından korkarım."

    Süleyman Ateş

    "Doğrusu ben size büyük bir günün azabı(nın çarpması)ndan korkuyorum."

    Süleymaniye Vakfı

    Ben, size azametli bir günün azabının gelmesinden korkuyorum."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben sizin adınıza o büyük günün azabından korkuyorum."

    Şaban Britch

    Ben, sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.

    Şaban Piriş

    Ben, sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Büyük bir günün azabı üstünüzedir diye korkuyorum."

  14. Şuarâ suresi, 136. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 136. ayet. قَالُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُن مِّنَ ٱلْوَٰعِظِينَ

    Diyanet İşleri

    Dediler ki: "Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir."

    Mehmet Okuyan

    (Kavmi ise) şöyle demişti: "Öğüt versen de öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar "Sen" dediler, "bize öğüt versen de öğüt vermesen de, bizim için fark eden bir şey olmaz.

    Muhammed Esed

    (Ama bütün bu uyarılara karşı onlar:) "Bize öğüt veriyor olsan da, olmasan da, bizim için fark etmez!" dediler.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "İster öğüt ver ister verme; bize birdir!"

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Bizim için farketmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da."

    Ali Özek ve heyeti

    (Onlar) şöyle dediler: Sen öğüt versen de, vermesen de bizce birdir.

    Ali Rıza Safa

    "Öğüt versen de öğüt vermesen de bizim için değişmez!" dediler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, "Senin ögüt vermen de vermemen de bizim için birdir";

    Edip Yüksel

    Dediler ki, "Öğüt versen de vermesen de bizce birdir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Öğüt versen de vermesen de bizce birdir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dediler ki: "Sen ha öğüt vermişsin, ha öğüt verenlerden olmamışsın, bizce birdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen, dediler: ha va'zetmişin ha va'zedenlerden olmamışın bizce müsavidir

    Erhan Aktaş

    "Bize öğüt versen de veya öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bize öğüt versen de veya öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bize öğüt versen de veya öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Bizim için farketmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler: "Va'z etsen de, yahud va'z edicilerden olmasan da bize göre birdir".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Öğüt versen de, yahut öğüt verenlerden olmasan da bizim için eşittir.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar dediler ki: "Sen öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir."

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizce birdir."

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Öğüt versen de vermesen de bizim için fark etmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki, "öğüt versen de, vermesen de bizim için bir şey değişmez.

    Şaban Britch

    Onlar da şöyle dediler:Öğüt versen de vermesen de bizim için birdir.

    Şaban Piriş

    Onlar da şöyle dediler: -Öğüt versen de vermesen de bizim için birdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Sen ha öğüt vermişsin ha öğüt verenlerden olmamışsın. Bizim için fark etmez."

  15. Şuarâ suresi, 137. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 137. ayet. إِنْ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    "Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir."

    Mehmet Okuyan

    Bu (söylediklerin) öncekilerin uydurmalarından başka bir şey değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Zira) bu, önden giden (atalarımızın) ahlak sisteminden başkası değildir.

    Muhammed Esed

    "Bu (benimsediğimiz tutum) atalarımızın tutumundan başka bir şey değil ki..!

    Ahmed Hulusi

    "Bu eskilerin uydurmasıdır!"

    Ali Bulaç

    "Bu, geçmiştekilerin geleneksel tutumundan başkası değildir."

    Ali Özek ve heyeti

    Bu, öncekilerin geleneğinden (masallarından) başka bir şey değildir.

    Ali Rıza Safa

    "Öncekilerin alışkanlıklarından başka bir şey değil bu!" dipnot 301

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 301
      "Öncekilerin alışkanlıkları!" söylemi, Kur'an çevirilerinde, "Öncekilerin gelenekleri!" veya "Öncekilerin yaşam biçimi!" veya "Öncekilerin uydurmaları!" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Bu dediklerin eskilerin yalanlarından başka bir şey değildir."

    Edip Yüksel

    "Bu, bizden öncekilerin izlediği yaşantı biçimidir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bu, bizden öncekilerin izlediği yaşantı biçimidir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu sadece eskilerin adetidir

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu sırf eskilerin adeti

    Erhan Aktaş

    "Bu öncekilerin uydurmasından başka bir şey değildir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bu öncekilerin uydurmasından başka bir şey değildir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bu öncekilerin geleneğinden başka bir şey değildir."

    Gültekin Onan

    "Bu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan' başkası değildir."

    Hasan Basri Çantay

    "Bu, evvelkilerin aadetinden başka (bir şey) değildir".

    İbni Kesir

    Bu, öncekilerin adetinden başka bir şey değildir.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bu öncekilerin adetlerinden başka bir şey değildir."

    Süleyman Ateş

    "Bu (davranışımız), sadece evvelkilerin ahlakı (ve geleneği)dir."

    Süleymaniye Vakfı

    Seninkisi sadece öncekilerin davranış tarzıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zaten eskilerin huyu hep böyledir.

    Şaban Britch

    Bu, ancak öncekilerin geleneğidir.

    Şaban Piriş

    Bu, ancak öncekilerin geleneğidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bu, öncekilerin uydurmalarından başka şey değil."

  16. Şuarâ suresi, 138. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 138. ayet. وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

    Diyanet İşleri

    "Biz azaba uğratılacak da değiliz."

    Mehmet Okuyan

    Biz asla azaba uğratılacak da değiliz."

    Mustafa İslamoğlu

    Dolayısıyla, bu yüzden bizim azaba uğratılmamız da mümkün değildir!"

    Muhammed Esed

    Hem, (bu yüzden) azaba uğrayacak da değiliz!"

    Ahmed Hulusi

    "Biz azaba da çarpılmayacağız!"

    Ali Bulaç

    "Ve biz azab görecek de değiliz."

    Ali Özek ve heyeti

    Biz azaba uğratılacak da değiliz.

    Ali Rıza Safa

    "Zaten cezaya uğratılacak değiliz!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Biz yaptıklarımızdan dolayı ceza görmeyeceğiz" deyip onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da.

    Edip Yüksel

    "Biz, cezalandırılacak da değiliz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz, cezalandırılacak da değiliz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz azaba uğratılacak değiliz."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz ta'zib olunmayız

    Erhan Aktaş

    "Biz, azaba uğratılacak da değiliz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Biz, azaba uğratılacak da değiliz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Biz, azaba uğratılacak da değiliz."

    Gültekin Onan

    "Ve biz azab görecek de değiliz."

    Hasan Basri Çantay

    "Biz azaba uğratılacaklar da değiliz".

    İbni Kesir

    Hem biz, azaba uğratılacak da değiliz.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Biz azap olunacaklardan da değiliz."

    Süleyman Ateş

    "Biz azaba uğratılacak değiliz."

    Süleymaniye Vakfı

    Biz azaba uğratılacak değiliz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama biz azaba uğrayacak değiliz."

    Şaban Britch

    Biz, azaba uğrayacak değiliz.

    Şaban Piriş

    Biz, azaba uğrayacak değiliz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Biz azaba uğratılacak değiliz."

  17. Şuarâ suresi, 139. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 139. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَٰهُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Böylece onlar Hud'u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helak ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

    Mehmet Okuyan

    Böylece onu (Hud'u) yalanlamışlar; biz de kendilerini helak etmiştik. Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Neticede, onu işte böyle yalanladılar; bunun üzerine Biz de onları helak ettik. Elbet bu (Hud kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.

    Muhammed Esed

    İşte o'nu böyle yalanladılar; ve bunun üzerine Biz de onları yok ettik. Bu (kıssada da insanlar için) mutlaka, bir ders vardır, onlardan çoğu (buna) inanmasa da...

    Ahmed Hulusi

    Böylece Onu yalanladılar, biz de onları helak ettik! Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders vardır! Onların ekseriyeti de iman eden değillerdir.

    Ali Bulaç

    Böylelikle onu yalanladılar, biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de kendilerini helâk ettik. Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, Onu yalanladılar. Sonunda, onları yıkıma uğrattık. Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.

    Bayraktar Bayraklı

    -"Biz yaptıklarımızdan dolayı ceza görmeyeceğiz" deyip onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da.

    Edip Yüksel

    Böylece onu yalanladılar. Nihayet biz de onları yok ettik. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece onu yalanladılar. Nihayet biz de onları yok ettik. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'nu yalanladılar; Biz de kendilerini helak ediverdik. Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır, ama çokları iman etmedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Diye onu tekzib ettiler de kendilerini helak ediverdik. Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı

    Gültekin Onan

    Böylelikle onu yalanladılar, biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Hulasa: Onu yalan saydılar da biz de kendilerini helak etdik. Şübhesiz bunda bir ibret vardır elbet. (Fakat) onların çoğu iman ediciler değildir.

    İbni Kesir

    Böylece onu yalanladılar. Ve Biz, onları yok ettik. Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Böylece onu yalanladılar. Biz de onları helâk ettik. Muhakkak bunda bir ayet vardır. Onların çoğu da iman etmiş değildi."

    Süleyman Ateş

    (Böylece) onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Böylece Hud'u yalancı yerine koydular. Biz de onları helak ettik. İşte bu anlatılanlarda tam bir ayet /bir ibret vardır. Onların çoğu inanıp güvenmiş değillerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böylece Hud'u yalancı yerine koydular, biz de onları helak ettik. Bunda kesin bir ibret var ama bunların çoğu inanacak değillerdir.

    Şaban Britch

    Hûd’u yalanladılar. Biz de onları yok ettik. İşte bunda bir ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.

    Şaban Piriş

    Hud'u yalanladılar. Biz de onları yok ettik. İşte bunda bir ibret vardır. Yine de onların çoğu inanacak değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu bu şekilde yalanladılar, biz de onları helak ettik. Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu müminlerden değildi.

  18. Şuarâ suresi, 140. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 140. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki senin Rabbin, sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.

    Muhammed Esed

    Ve şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle senin Rabbin'dir "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Ve kuşkusuz, Efendin, gerçekten, Üstündür; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.

    Edip Yüksel

    Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşkusuz senin Rabbin Üstündür, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok güçlü ve çok merhametlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şübhesiz ki rabbın o, öyle aziz öyle rahim

    Erhan Aktaş

    Rabb'in; Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'in; Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'in; Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Ve şüphesiz, senin rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, senin Rabbin, mutlak gaalibdir, çok esirgeyicidir O.

    İbni Kesir

    Ve muhakkak ki Rabbın, elbette o; Aziz'dir, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (123-140) Âd gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Hud onlara sakınmaz mısınız? Muhakkak ki sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim sadece alemlerin Rabbine aittir , her bir tepeye ayet / alamet / gösterge dikip abesle mi / boş şeyle rle mi uğraşıyorsunuz, böylelikle belki ebedilik kazanırız diye yapıtlarınızı mı ediniyorsunuz , yakaladığınız zaman zorbaca yakalıyorsunuz, Allah'tan sakının ve bana itaat edin , size bildiğiniz / malum şeyleri verenden sakının. Size nimetleri, oğulları, bahçeleri ve gözeleri verenden sakının, size olacak olan, çok büyük günün işkencesinden / azabından korkuyorum dedi. Dediler ki bizlere öğüt versen de / vaaz etsen de vaaz e tmesen de bizler için aynıdır / eşittir, bu sadece evvelkilerin yaratılmasıdır / onların yaradılış şeklidir, (evvelkiler için bahçeler, bağlar sular vardı bizim yaptıklarımızı biz ya ptık ve bizim yaptıklarımız farklı) biz azap edileceklerden değiliz dediler. Onu yalanladılar biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı , muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak Rabbin Azîz olandır, Rahîm olandır.

    Süleyman Ateş

    Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.

    Süleymaniye Vakfı

    Şüphesiz senin Rabbin /Sahibin daima üstün ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin pek güçlüdür, ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Elbette Rabbin, çok güçlüdür, çok merhametlidir.

    Şaban Piriş

    Rabbin ise, elbette güçlü olan, merhametli olan O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kuşkusuz, senin Rabbin mutlak Aziz, mutlak Rahim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.