Şuarâ suresi · 176–191. ayetler

Şu'ayb ve Eyke halkı

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Şuarâ suresi, 176. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 176. ayet. كَذَّبَ أَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.

    Mehmet Okuyan

    Eyke halkı dipnot 1 da (bütün) elçileri yalanlamıştı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Ashâbu'l-eykeh] "Eykeliler" tamlamasındaki [eykeh], "birbirine girmiş yeşil ağaçların bulunduğu bölgenin (vadinin) adı"dır. Eyke ve Medyen'in aynı yerin veya birbirine çok yakın iki bölgenin ismi olduğu rivayet edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ormanlık vadinin halkı (da) elçilerini yalanladı.

    Muhammed Esed

    (Ve) O ağaçlı vadinin halkı da kendilerine gönderilen elçiyi yalanladılar.

    Ahmed Hulusi

    Ashab-ı Eyke de (orman halkı, Şuayb a. s. ın kavmi) Rasulleri yalanladı!

    Ali Bulaç

    Eyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı.

    Ali Özek ve heyeti

    Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla suçladı.

    Ali Rıza Safa

    Eyke yoldaşları da gönderilenleri yalanlamıştı. dipnot 302

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 302
      Şuayb peygamberin toplumu olarak anlatılan Eyke, kimi ayetlerde Medyen ismiyle bildirilmiştir. Eyke isminin Ormanlık Yer veya Yeşil Vadi anlamına gelmesi nedeniyle, Medyen toplumunun ormanlık bir bölgede yaşadığı öne sürülür.

    Bayraktar Bayraklı

    Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.

    Edip Yüksel

    Eyke halkı da elçileri yalanladı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Eyke halkı da elçileri yalanladı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eyke halkı da gönderilen peygamberleri yalanladı

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eshabı Eyke gönderilen Resulleri tekzib etti

    Gültekin Onan

    Eyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı.

    Hasan Basri Çantay

    Eyke yaranı da (gönderilen) peygamberleri tekzib etmişdir.

    İbni Kesir

    Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eyke halkı da peygamberleri (Şuayb'ı) yalanlamıştı.

    Süleyman Ateş

    Eyke halkı da gönderilen elçileri yalanladı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eykeliler elçilerini yalancı yerine koydular.

    Şaban Britch

    Eyke halkı da peygamberleri (Şuayb'ı) yalanlamıştı.

    Şaban Piriş

    Eyke halkı da peygamberleri yalanlamıştı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eyke halkı da elçileri yalanladı.

  2. Şuarâ suresi, 177. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 177. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani Şu'ayb, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

    Mehmet Okuyan

    Şuayb onlara şöyle demişti: "(Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmaz mısınız?

    Mustafa İslamoğlu

    Hani bir zamanlar, Şuayp şöyle demişti: "Hala sorumlu davranmayacak mısınız?"

    Muhammed Esed

    Hani, Şuayb onlara: "Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşımayacak mısınız?" demişti,

    Ahmed Hulusi

    Hani Şuayb onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"

    Ali Bulaç

    Hani onlara Şuayb: "Sakınmaz mısınız?" demişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Şuayb onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?

    Ali Rıza Safa

    Kardeşleri Şuayb, onlara, şöyle demişti: "Sorumluluk bilincine erişmeyecek misiniz?"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara Şu'ayb şunları söyledi: "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

    Edip Yüksel

    Kardeşleri Şuayb onlara demişti ki, "Erdemli olmayacak mısınız?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kardeşleri Şuayb onlara demişti ki, 'Erdemli olmayacak mısınız?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şuayb o zaman onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Vakit ki Şuayb onlara demişti: Siz Allahdan korkmaz mısınız?

    Erhan Aktaş

    Hani! Şu'ayb onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani! Şuayb onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani! Şuayb onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.

    Gültekin Onan

    Hani onlara Şuayb: "Sakınmaz mısınız?" demişti.

    Hasan Basri Çantay

    O zamanda ki Şuayb onlara: "(Allahdan) korkmaz mısınız?" demişdi,

    İbni Kesir

    Hani onlara Şuayb demişti ki: Siz, sakınmaz mısınız?

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani Şu’ayb, onlara şöyle demişti: "Siz sakınmıyor musunuz?

    Süleyman Ateş

    Şu'ayb, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız?"

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün Şuayb onlara şöyle demişti: "Yanlış yapmaktan sakınmayacak mısınız?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün Şuayb onlara hiç çekinmez misiniz?" dedi.

    Şaban Britch

    Şuayb onlara: Hiç Allah’tan sakınmıyor musunuz? demişti.

    Şaban Piriş

    Şuayb onlara: -Hiç Allah'tan korkmuyor musunuz? demişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şuayb onlara demişti ki: "Hala sakınmıyor musunuz?"

  3. Şuarâ suresi, 178. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 178. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    Diyanet İşleri

    "Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

    Mehmet Okuyan

    Ben size gönderilmiş (güvenilir) bir elçiyim.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

    Muhammed Esed

    "Bakın, ben size (O'nun tarafından) gönderilmiş güvenilir bir elçiyim;

    Ahmed Hulusi

    "Ben kesinlikle güveneceğiniz bir Rasulüm. "

    Ali Bulaç

    "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

    Ali Özek ve heyeti

    Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, ben, sizin için, güvenilir bir elçiyim!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

    Edip Yüksel

    "Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ben size gönderilmiş bir Resulüm, eminim

    Erhan Aktaş

    "Sizin için güvenilir bir Resul'üm."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sizin için güvenilir bir resulüm."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sizin için güvenilir bir rasulüm."

    Gültekin Onan

    "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir (emiyn) bir elçiyim."

    Hasan Basri Çantay

    "Şübhesiz ben size (gönderilmiş) emin bir peygamberim".

    İbni Kesir

    Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm."

    Süleyman Ateş

    "Ben sizin için güvenilir bir elçiyim."

    Süleymaniye Vakfı

    "Ben sizin için güvenilir bir elçiyim.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte ben güvenebileceğiniz bir elçiyim.

    Şaban Britch

    Ben, sizin için güvenilir bir Rasûlüm.

    Şaban Piriş

    Ben, sizin için güvenilir bir peygamberim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Kuşkusuz, ben sizin için güvenilir bir resulüm."

  4. Şuarâ suresi, 179. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 179. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    Diyanet İşleri

    Artık, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!

    Muhammed Esed

    öyleyse artık Allah'tan yana bilinç ve duyarlık gösterin ve bana itaat edin!

    Ahmed Hulusi

    "O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "

    Ali Bulaç

    "Artık Allah'tan korkup sakının ve bana itaat edin."

    Ali Özek ve heyeti

    Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

    Ali Rıza Safa

    Artık, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve bana boyun eğin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

    Edip Yüksel

    "ALLAH'ı dinleyin ve beni izleyin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'ı dinleyin ve beni izleyin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gelin Allahdan korkun ve bana itaat edin

    Erhan Aktaş

    "Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."

    Gültekin Onan

    "Artık Tanrı'dan korkup sakının ve bana itaat edin."

    Hasan Basri Çantay

    "Artık Allahdan korkun ve bana itaat edin".

    İbni Kesir

    Artık Allah'tan korkun da bana itaat edin.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Artık, Allah'tan sakının ve bana itaat edin."

    Süleyman Ateş

    "Allah'tan korkun ve bana ita'at edin."

    Süleymaniye Vakfı

    Artık Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve bana gönülden boyun eğin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan çekinin de sözümü dinleyin.

    Şaban Britch

    Allah’tan sakının ve bana itaat edin.

    Şaban Piriş

    Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin."

  5. Şuarâ suresi, 180. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 180. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

    Mehmet Okuyan

    Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ben bu (davet) karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmiyorum; benim ecrimi takdir etmek sadece alemlerin Rabbine düşer."

    Muhammed Esed

    Üstelik, ben sizden bir karşılık da beklemiyorum; benim hak ettiğim karşılığı vermek alemlerin Rabbinden başkasına düşmez.

    Ahmed Hulusi

    "Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Hizmetimin karşılığı yalnızca Rabb-ül alemin'e aittir. "

    Ali Bulaç

    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."

    Ali Özek ve heyeti

    Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.

    Ali Rıza Safa

    "Bunun için, sizden bir karşılık istemiyorum. Benim ödülümü, ancak Evrenlerin Efendisi verir!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir."

    Edip Yüksel

    "Buna karşı sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim ancak evrenlerin Efendisine aittir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Buna karşı sizden herhangi bir ücret te istemiyorum. Benim ücretim ancak evrenlerin Rabbine aittir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım alemlerin Rabbine aittir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Buna karşı sizden bir ecir istemiyorum, benim ecrim ancak rabbül'alemine aiddir

    Erhan Aktaş

    "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."

    Gültekin Onan

    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin rabbine aittir."

    Hasan Basri Çantay

    "Ben buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatım aalemlerin Rabbinden başkasına aaid değil".

    İbni Kesir

    Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak alemlerin Rabbına aittir.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

    Süleyman Ateş

    "Ben sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir."

    Süleymaniye Vakfı

    Bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece Varlıkların Sahibi'ne aittir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu iş için sizden ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan sadece alemlerin Rabbidir.

    Şaban Britch

    Bu işime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak alemlerin Rabbine aittir.

    Şaban Piriş

    Bu işime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbine aittir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ben bu iş için sizden herhangi bir ödül de istemiyorum; benim ödülüm alemlerin Rabbi'nden başkasında değil."

  6. Şuarâ suresi, 181. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 181. ayet. أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ

    Diyanet İşleri

    "Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın."

    Mehmet Okuyan

    Ölçüyü tastamam yapın; (başkalarının hakkını) eksik verenlerden olmayın!

    Mustafa İslamoğlu

    (Ölçüp biçerken) ölçüyü tam tutun, hak yiyenlerden olmayın!

    Muhammed Esed

    Ölçüyü (her zaman ve herkese karşı) tam tutun; (başkalarının hakkını düzenbazca) eksilten kimselerden olmayın;

    Ahmed Hulusi

    "Ölçmeyi tam yapın. . . Tartıda hile yapıp eksik vermeyin!"

    Ali Bulaç

    "Ölçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmayın."

    Ali Özek ve heyeti

    Ölçüyü tastamam yapın, (insanların hakkını) eksik verenlerden olmayın.

    Ali Rıza Safa

    "Ölçüyü tam yapın; eksik verenler arasında olmayın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yapınız! İnsanların hakkını kısanlardan olmayınız!"

    Edip Yüksel

    "Ölçüyü tam uygulayın. Kandıranlardan olmayın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ölçüyü tam uygulayın. Kandıranlardan olmayın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın

    Erhan Aktaş

    "Ölçüde tam olun. Hak yiyenlerden olmayın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ölçüde tam olun. Hak yiyenlerden olmayın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ölçüde tam olun. Hak yiyenlerden olmayın."

    Gültekin Onan

    "Ölçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmayın."

    Hasan Basri Çantay

    Ölçeği tam ölçün. Eksiltenlerden olmayın".

    İbni Kesir

    Ölçüyü tam yapın da eksiltenlerden olmayın.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın.”

    Süleyman Ateş

    "Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın."

    Süleymaniye Vakfı

    Ölçüyü tam yapın, eksik ölçenlerden olmayın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ölçeği tam yapın, eksik ölçenlerden olmayın.

    Şaban Britch

    Ölçüyü tam tutun. Eksik tartanlardan olmayın.

    Şaban Piriş

    Ölçüyü tam tutun. Eksik tartanlardan olmayın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ölçüyü tam yapın; şunun bunun hakkını çarpanlardan olmayın"

  7. Şuarâ suresi, 182. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 182. ayet. وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ

    Diyanet İşleri

    "Doğru terazi ile tartın."

    Mehmet Okuyan

    Doğru bir terazi ile tartın!

    Mustafa İslamoğlu

    Ve doğruluktan şaşmayan bir teraziyle tartın!

    Muhammed Esed

    ve (tarttığınız zaman) şaşmaz bir teraziyle tartın,

    Ahmed Hulusi

    "Sağlıklı ölçümleme ile ölçün!"

    Ali Bulaç

    "Dosdoğru olan terazi ile tartın."

    Ali Özek ve heyeti

    Doğru terazi ile tartın.

    Ali Rıza Safa

    "Dosdoğru bir tartıyla tartın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Doğru terazi ile tartınız!"

    Edip Yüksel

    "Doğru ölçek ile tartınız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Doğru ölçek ile tartınız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve doğru terazi ile tartın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve doğru terazi ile tartın

    Erhan Aktaş

    "Doğru terazi ile tartın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Doğru terazi ile tartın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Doğru terazi ile tartın."

    Gültekin Onan

    "Dosdoğru olan terazi ile tartın."

    Hasan Basri Çantay

    "Doğru terazi ile tartın".

    İbni Kesir

    Doğru ölçekle tartın.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Doğru terazi ile tartın."

    Süleyman Ateş

    "Doğru terazi ile tartın."

    Süleymaniye Vakfı

    Doğru tartı ile tartın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğru terazi ile tartın,

    Şaban Britch

    Dosdoğru terazi ile tartın.

    Şaban Piriş

    Dosdoğru terazi ile tartın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Doğru düzgün terazi ile tartın."

  8. Şuarâ suresi, 183. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 183. ayet. وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

    Diyanet İşleri

    "İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

    Mustafa İslamoğlu

    İnsanları hakları olan şeylerden mahrum bırakmayın ve kötülüğü yaygınlaştırarak yeryüzünde ahlaki çürümeye meydan vermeyin!

    Muhammed Esed

    insanları hak ettikleri şeylerden yoksun bırakmayın; ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın;

    Ahmed Hulusi

    "İnsanların hakkını vermemezlik etmeyin ve düzgün düzeni bozmayın, dünyada taşkınlık yapmayın. "

    Ali Bulaç

    "İnsanların eşyasını değerden düşürüp eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın."

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.

    Ali Rıza Safa

    "İnsanların eşyasının değerini düşürmeyin. Ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "İnsanların eşyalarını eksiltmeyiniz! Yeryüzünde kesinlikle bozgunculuk yapmayınız!"

    Edip Yüksel

    "Halkın hakkını kısmayın ve yeryüzünde kötülük işleyerek karışıklık çıkarmayın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Halkın hakkını kısmayın ve yeryüzünde kötülük işleyerek karışıklık çıkarmayın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin ve yeryüzünü ihtilalcilikle fesada vermeyin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin ve yeryüzünü ihtilalcılıkla fesada vermeyin

    Erhan Aktaş

    "İnsanların mallarını değerinden düşürmeyin. Bozgunculuk yaparak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "İnsanların mallarını değerinden düşürmeyin. Bozgunculuk yaparak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "İnsanların mallarını değerinden düşürmeyin. Bozgunculuk yaparak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın."

    Gültekin Onan

    "İnsanların eşyasını değerden düşürüp eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın."

    Hasan Basri Çantay

    "İnsanların hakkından bir şey'i kısmayın. Yer (yüzün) de fesadcılar olarak bozgunculuk etmeyin".

    İbni Kesir

    İnsanların eşyasını azaltmayın ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “İnsanların mal ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”

    Süleyman Ateş

    "İnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

    Süleymaniye Vakfı

    İnsanlara, mallarını - haklarını eksik vermeyin; bozgunculuk yaparak ortalığı birbirine katmayın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanların malını, sinsice eksiltmeyin; bozgunculuk yaparak ortalığı karıştırmayın.

    Şaban Britch

    İnsanların eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.

    Şaban Piriş

    İnsanların eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak, karışıklık çıkarmayın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Halkın eşyasını, değerlerini düşürerek almayın. Yeryüzünde, bozguncular olarak fesat çıkarmayın!"

  9. Şuarâ suresi, 184. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 184. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلْجِبِلَّةَ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    "Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının."

    Mehmet Okuyan

    Sizi de önceki nesilleri de yaratan (Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olun!"

    Mustafa İslamoğlu

    Sizi de önceki kuşakları da yaratan o Yaratıcıya karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun!"

    Muhammed Esed

    sizi de, sizden önceki nesilleri de yaratan Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyın!"

    Ahmed Hulusi

    "Sizi ve önceki nesilleri yaratandan (onlara yaptıklarının sonucunu yaşattığı ve size de yaşatacağı için) korunun!"

    Ali Bulaç

    "Sizi ve önceki yaratılmışları yaratandan sakının".

    Ali Özek ve heyeti

    Sizi ve önceki nesilleri yaratan (Allah) dan korkun.

    Ali Rıza Safa

    "Sizi ve önceki kuşakları yaratana karşı sorumluluk bilinci taşıyın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Sizi ve sizden önceki nesilleri yaratandan sakınınız!"

    Edip Yüksel

    "Sizi ve önceki nesilleri yaratanı sayıp dinleyin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sizi ve önceki nesilleri yaratanı sayıp dinleyin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Yaratıcıdan korkun!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O sizi ve sizden evvelki cibilleti yaratan halıktan korkun

    Erhan Aktaş

    "Sizi ve sizden önceki nesilleri yaratana karşı takva sahibi olun."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sizi ve sizden önceki nesilleri yaratana karşı takva sahibi olun."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sizi ve sizden önceki nesilleri yaratana karşı takva sahibi olun."

    Gültekin Onan

    "Sizi ve önceki yaratılmışları yaratandan sakının."

    Hasan Basri Çantay

    "(Gerek) sizi, (gerek sizden) evvelki ümmetleri yaratan (Allah) dan korkun".

    İbni Kesir

    Sizi ve daha önceki nesilleri yaratmış olandan korkun.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Sizi ve önceki nesilleri yaratandan sakının."

    Süleyman Ateş

    "Sizi ve önceki nesilleri yaratandan korkun.

    Süleymaniye Vakfı

    Sizi ve sizden önceki nesilleri yaratana karşı yanlış yapmaktan sakının."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi de sizden öncekileri de yaratandan çekinin."

    Şaban Britch

    Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan sakının

    Şaban Piriş

    Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sizi ve önceki nesilleri yaratandan sakının!"

  10. Şuarâ suresi, 185. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 185. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlar şöyle dediler: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."

    Mehmet Okuyan

    (Kavmi) şöyle demişti: "Sen sadece büyülenmişlerdensin.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar dediler ki: "Sen büyülenmiş birinden başkası değilsin!

    Muhammed Esed

    (Halkı Şuayb'a şöyle) dedi: "Sen düpedüz büyülenmiş birisin;

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Sen yalnızca büyülenmişsin (etki altındasın)!"

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin".

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar söyle dediler: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, sen büyülenmişsin!" dediler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar şöyle dediler: "Sen sadece büyülenenlerden birisin."

    Edip Yüksel

    Dediler ki, "Sen büyülenmişsin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Sen büyülenmişsin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dediler: "Sen muhakkak büyülenmişlerdensin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen, dediler: muhakkak sihirlilerdensin

    Erhan Aktaş

    "Sen iyice büyülenmişlerdensin." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sen iyice büyülenmişlerdensin." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sen iyice büyülenmişlerdensin." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler: "Sen ancak fazla büyülenmişlerdensin"!

    İbni Kesir

    Dediler ki: Sen, ancak büyülenmişlerdensin.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dediler ki: "Sen ancak aşırı bir şekilde büyülenmişlerdensin."

    Süleyman Ateş

    Dediler: "Sen iyice büyülenmişlerdensin."

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar şöyle dediler: "Sen sadece büyülenmiş kişilerdensin,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen iyice büyülenmiş kişilerden olmuşsun" dediler.

    Şaban Britch

    Sen, ancak büyülenmiş bir adamsın, dediler.

    Şaban Piriş

    -Sen, ancak büyülenmiş bir adamsın dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Sen fena halde büyülenmişsin."

  11. Şuarâ suresi, 186. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 186. ayet. وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    Diyanet İşleri

    "Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz."

    Mustafa İslamoğlu

    Sen de sadece bizim gibi beşer türüne mensup birisin; doğrusu bize göre sen kesinlikle yalancının tekisin.

    Muhammed Esed

    olup olacağın, bizim gibi ölümlü bir insansın; doğrusunu istersen, biz senin düpedüz bir yalancı olduğunu düşünüyoruz!

    Ahmed Hulusi

    "Sen bizim gibi bir beşersin! Senin yalancı olduğunu düşünüyoruz!"

    Ali Bulaç

    "Sen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz."

    Ali Özek ve heyeti

    Sen de, ancak bizim gibi bir beşersin. Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.

    Ali Rıza Safa

    "Bizler gibi bir insanoğlundan başkası değilsin. Zaten aslında, senin yalancı olduğundan kuşkumuz yok!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Sen de sırf bizim gibi bir insansın. Senin kesinlikle yalancılardan olduğunu sanıyoruz."

    Edip Yüksel

    "Sen sadece bizim gibi bir insansın ve biz senin yalan söylediğini sanıyoruz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sen sadece bizim gibi bir insansın ve biz senin yalan söylediğine inanıyoruz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Doğrusu biz seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen bizim gibi bir beşerden başka nesin, doğrusu biz seni her halde yalancılardan sanıyoruz

    Erhan Aktaş

    "Sen de bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin. Kesinlikle yalancı olduğunu düşünüyoruz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sen de bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin. Kesinlikle yalancı olduğunu düşünüyoruz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sen de bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin. Kesinlikle yalancı olduğunu düşünüyoruz."

    Gültekin Onan

    "Siz, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz."

    Hasan Basri Çantay

    "Sen bizim gibi bir beşerden başkası değilsin. Biz senin muhakkak yalancılardan olduğunu zannediyoruz".

    İbni Kesir

    Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu biz, seni yalancılardan sanıyoruz.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Sen ancak bizim gibi bir beşersin ve muhakkak biz seni yalancılardan sanıyoruz."

    Süleyman Ateş

    "Sen de bizim gibi bir insansın, biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz."

    Süleymaniye Vakfı

    Sen sadece bizim gibi bir beşersin. Senin gerçekten yalancılardan biri olduğunu düşünüyoruz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oysa bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Bize göre sen, sadece bir yalancısın.

    Şaban Britch

    Sen, sadece bizim gibi bir insansın. Gerçekten senin yalancı olduğunu sanıyoruz.

    Şaban Piriş

    Sen, sadece bizim gibi bir insansın. Gerçekten senin yalancı olduğunu sanıyoruz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sen bizim gibi bir insandan başka şey değilsin. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz."

  12. Şuarâ suresi, 187. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 187. ayet. فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi gökten üzerimize bir parça düşür."

    Mehmet Okuyan

    Doğru sözlülerdensen üzerimize gökten bir parça indir!"

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat sen, eğer sözünün arkasındaysan haydi göğü paramparça başımıza indir!"

    Muhammed Esed

    Eğer doğru sözlü biriysen, haydi, göğü parça parça başımıza indir (de görelim)!"

    Ahmed Hulusi

    "Eğer sözünde sadıksan, hadi üzerimize semadan parçalar düşürt. "

    Ali Bulaç

    "Eğer doğru sözlü isen, bu durumda gökten üstümüze bir parça düşürüver."

    Ali Özek ve heyeti

    Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten azap yağdır.

    Ali Rıza Safa

    "Üzerimize gökten bir parça düşür; eğer doğruyu söylüyorsan?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Haydi, eğer doğru söyleyenlerden isen üzerimize gökten bir kütle düşür!" dediler.

    Edip Yüksel

    "Doğru sözlü isen üzerimize gökten kütleler indir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Doğru sözlü isen üzerimize gökten kütleler indir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Üzerimize gökten bir parça düşürüver, eğer doğru söyleyenlerden isen."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Üzerimize Semadan bir kıt'ayı düşürüver haydi sadıklardan isen

    Erhan Aktaş

    "Eğer doğru söylüyorsan, haydi gökten üzerimize parçalar düşür."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eğer doğru söylüyorsan, haydi gökten üzerimize parçalar düşür."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eğer doğru söylüyorsan, haydi gökten üzerimize parçalar düşür."

    Gültekin Onan

    "Eğer doğru sözlü isen, bu durumda gökten üstümüze bir parça düşürüver."

    Hasan Basri Çantay

    "Eğer doğruculardan isen gökden üstümüze bir parça düşür".

    İbni Kesir

    Eğer sadıklardan isen bize, gökten bir parça indir.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi üzerimize gökten parçalar indir."

    Süleyman Ateş

    "Eğer doğrulardansan o halde üzerimize gökten parçalar düşür."

    Süleymaniye Vakfı

    Doğru söylüyorsan haydi göğü üstümüze parça parça düşür!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğru söylüyorsan gökten üzerimize parçalar düşürsene!"

    Şaban Britch

    Eğer, doğru söylüyorsan haydi üzerimize gökten bir parça düşürüver.

    Şaban Piriş

    Eğer, doğru söylüyorsan haydi üzerimize gökten bir parça düşürüver.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Eğer doğru sözlülerdensen, hadi üzerimize gökten parçalar düşür!"

  13. Şuarâ suresi, 188. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 188. ayet. قَالَ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Şu'ayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Şuayb) "Rabbim yaptıklarınızı çok iyi bilendir." demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    (Şuayb) dedi ki: "Rabbim yapıp ettiğiniz her şeyi çok iyi biliyor."

    Muhammed Esed

    (Şuayb:) "Bütün (bu) yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir" diye cevap verdi.

    Ahmed Hulusi

    (Şuayb) dedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı (yaratan olarak) daha iyi bilir. "

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı daha iyi bilir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şuayb: Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Benim Efendim, yaptıklarınızı bilir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Şu'ayb, "Rabbim, sizin ne yaptığınızı daha iyi bilir" dedi.

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Efendim sizin ne yaptığınızı çok iyi bilir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Rabbim sizin ne yaptığınızı çok iyi bilir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Şuayb): "Rabbim yaptıklarınızı daha iyi bilir." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbım a'lemdir, dedi: yaptıklarınıza

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şuayb: "Rabbim yaptıklarınızı daha iyi bilir." dipnot 1 dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sizi nasıl cezalandıracağını O bilir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şuayb: "Rabb'im yaptıklarınızı daha iyi bilir." dipnot 1 dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sizi nasıl cezalandıracağını O bilir.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı daha iyi bilir.

    Hasan Basri Çantay

    (Şuayb) dedi: "Ne yapıyorsanız Rabbim daha iyi bilicidir".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Rabbım; yaptıklarınızı en iyi bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şuayb: “Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir.” dedi.

    Süleyman Ateş

    "Rabbim yaptığınızı daha iyi bilir" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    (Şuayb:) "Ne yaptığınızı Rabbim /Sahibim çok iyi bilir" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Sizin ne yaptığınızı Rabbim çok iyi bilir" dedi.

    Şaban Britch

    Sizin yaptıklarınızı Rabbim çok iyi biliyor, dedi.

    Şaban Piriş

    -Sizin yaptıklarınızı Rabbim çok iyi biliyor, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şuayb dedi: "Yapmakta olduğunuzu Rabbim daha iyi bilir."

  14. Şuarâ suresi, 189. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 189. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Onlar Şu'ayb'ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.

    Mehmet Okuyan

    Onu yalanlamışlar ve kendilerini o gölge gününün azabı yakalamıştı. Şüphesiz ki o, büyük bir günün azabıydı!

    Mustafa İslamoğlu

    Neticede, onu işte böyle yalanladılar; bunun üzerine onları Gölge Günü'nün azabı yakalayıverdi; gerçekten de o pek korkunç bir günün azabıydı.

    Muhammed Esed

    Böylece onu yalanlamış oldular; ve bu yüzden, (kopkoyu) gölgelerle kaplı bir günün azabı onları kıskıvrak yakaladı.

    Ahmed Hulusi

    Böylece Onu yalanladılar da bu yüzden o kararan günün şiddetli azabı onları yakaladı. . . Muhakkak ki o aziym bir sürecin azabı idi.

    Ali Bulaç

    Sonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı.

    Ali Özek ve heyeti

    Velhasıl onu yalancı saydılar da, kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabı idi!

    Ali Rıza Safa

    Böylece, Onu yalanladılar. Sonunda, Gölgelik Gün'ün cezası onları yakaladı. Aslında, Büyük Gün'ün cezasıydı.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine onu yalanladılar. Derken o gölge gününün çetin azabı onları yakıp yok etti. Şüphesiz o, korkunç bir günün azabı idi.

    Edip Yüksel

    Onu yalanladılar ve sonuç olarak Sayvan Gününün cezası kendilerini yakaladı; müthiş bir günün cezasıydı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu yalanladılar ve sonuç olarak Sayvan Gününün cezası kendilerini yakaladı; müthiş bir günün cezasıydı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hülasa onu yalanladılar, kendilerini de o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hasılı onu tekzib ettiler, kendilerini de o zulle gününün azabı alıverdi ki o cidden büyük bir günün azabı idi

    Erhan Aktaş

    Ne var ki onu yalanladılar. Bunun üzerine gölge gününün azabı onları yakaladı. Kuşkusuz o, büyük günün azabıydı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ne var ki onu yalanladılar. Bunun üzerine gölge gününün azabı onları yakaladı. Kuşkusuz o, büyük günün azabıydı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ne var ki onu yalanladılar. Bunun üzerine gölge gününün azabı onları yakaladı. Kuşkusuz o, büyük günün azabıydı.

    Gültekin Onan

    Sonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı.

    Hasan Basri Çantay

    Hulasa: Onu tekzib etdiler de kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Hakıykat bu, o günün büyük azabı idi.

    İbni Kesir

    Onu da yalanladılar ve onları bulutlu bir günün azabı yakaladı. Doğrusu o, büyük bir günün azabı idi.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar Şuayb’ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.

    Süleyman Ateş

    Onu yalanladılar, nihayet o gölge gününün azabı, kendilerini yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabı idi.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu yalancı yerine koydular. Bu yüzden gölgeli günün azabı onları yakaladı. O, azametli bir günün azabıydı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu yalancı yerine koydukları için o gölgeli günün azabı onları çarptı. O, korkunç bir günün azabıydı.

    Şaban Britch

    Onu yalanlamışlardı da, onları (azapla dolu) gölgeli bir günün azabı yakalamıştı. O, büyük günün azabı idi.

    Şaban Piriş

    Onu yalanlamışlardı da, onları bulutlu bir günün azabı yakalamıştı. O, büyük günün azabı idi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu yalanladılar; bunun üzerine o gölgelik gününün azabı onları yakalayıverdi. O, gerçekten büyük bir günün azabıydı.

  15. Şuarâ suresi, 190. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 190. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

    Mehmet Okuyan

    Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet bu (Şuayb kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.

    Muhammed Esed

    Bu (kıssada da insanlar için) bir ders vardır; insanların çoğu (buna) inanmasalar da...

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bu olayda da işaret - ders vardır. . . Ne var ki onların çoğunluğu iman etmemiştir!

    Ali Bulaç

    Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.

    Bayraktar Bayraklı

    Çoğu inanmamış olsa da bunda kesinlikle bir ders vardır.

    Edip Yüksel

    Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şüphesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı

    Gültekin Onan

    Gerçekten bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz bunda mutlak bir ayet vardır. (Fakat) onların çoğu iman ediciler değildir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

    Süleyman Ateş

    Muhakkak ki bunda bir ibret vardır ama yine çokları inanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte bu anlatılanlarda tam bir ayet /ibret vardır ama onların çoğu inanıp güvenmiş değillerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir

    Şaban Britch

    İşte bu olayda da bir ayet/ ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.

    Şaban Piriş

    İşte bu olayda da bir ibret vardır, fakat onların çoğu yine de inanmış değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunda elbette bir ibret var ama onların çoğu inanan kişiler değildi.

  16. Şuarâ suresi, 191. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 191. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.

    Muhammed Esed

    Şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Ve kuşkusuz, Efendin, gerçekten, Üstündür; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.

    Edip Yüksel

    Kuşkusuz, senin Efendin Üstündür, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşkusuz, senin Rabbin Üstündür, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok güçlü ve çok merhametlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şüphesiz ki rabbın o, öyle aziz öyle rahim

    Erhan Aktaş

    Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabbin, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'in, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Ve şüphesiz, senin rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, senin Rabbin mutlak gaalibdir, çok esirgeyicidir O.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz'dir, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (176-191) Eyke halkı gönderilenleri / Resul leri y alanladı. Bir vakit Şuayip onlara sakınmaz mısınız? Ben sizin için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana itaat edin, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum, benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, ölçeğe tam uyun / vefalı olun eksiltenlerden olmayın , doğru / şaşmaz bir şekilde kıstaslara uygun tartın, insanların eşyalarının fiyatlarını düşürmeyin, bozguncular olarak / ifsatçılar olarak yeryüzünde kötülük işlemeyin, sizleri de evvelki karakterleri de / cibilliyetleri de yaratandan sakının. Dediler ki sen büyülenmişsin sihirlenmişsin , sen bizim benzerimiz gibi bir derilisin / bir beşersin, senin yalancı olduğunu sanıyoruz, eğer ki söylediklerine bağlı biri isen, gökten üzerimize bir parça düşür. Dedi ki yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir. Onu yalanladılar, yoğun gölgeli bir gün, azap ile onları yakaladık, kesinlikle o, çok büyük bir azap günüydü, kesinlikle bunda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı, muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak Rabbin Azîz olandır, Rahîm olandır.

    Süleyman Ateş

    Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.

    Süleymaniye Vakfı

    Şüphesiz senin Rabbin /Sahibin daima üstün ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin elbette güçlüdür; ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Elbette Rabbin, çok güçlüdür, çok merhametlidir.

    Şaban Piriş

    Rabbin ise, elbette güçlü olan, merhametli olan O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve senin Rabbin mutlak Aziz, mutlak Rahim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.