Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 6. ayet

Şuarâ suresi, 6. ayet. فَقَدْ كَذَّبُوا۟ فَسَيَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

feḳad keẕẕebû feseye'tîhim embâü mâ kânû bihî yestehziûn.

Diyanet İşleri

Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 3–9 · surenin 6. ayeti / 227

Konu "Mü'min olmuyorlar diye üzülme"; yerdeki deliller Şuarâ 1–9 3

  1. Şuarâ 3

    Ey Muhammed! Mü'min olmuyorlar diye adeta kendini helak edeceksin!

  2. Şuarâ 4

    Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar.

  3. Şuarâ 5

    Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.

  4. 6

    Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.

  5. Şuarâ 7

    Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik.

  6. Şuarâ 8

    Şüphesiz bunlarda (Allah'ın varlığına) bir delil vardır, ama onların çoğu inanmamaktadırlar.

  7. Şuarâ 9

    Şüphesiz senin Rabbin, elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

6. “İşte onlar” hakkı “yalanladılar.” Yalanlamak, onların değişmez ve vazgeçilmez bir karakteri haline gelmiştir. “O nedenle alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine yakında gelecektir.” Onların: Yalandır, dedikleri azap, pek yakında başlarına gelecek, onları bulacaktır. Çünkü azap sözü onlara hak olmuştur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar, resullerinin kendilerine getirdiğini yalanladılar. Alay edip durdukları şeyin haberleri kendilerine yakında gelecektir ve azap başlarına inecektir.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَقَدْ fekad şüphesiz
  2. كَذَّبُوا۟ kezzebu yalanladılar kök: كذب
  3. فَسَيَأْتِيهِمْ feseye'tihim ama kendilerine gelecektir kök: اتي
  4. أَنۢبَـٰٓؤُا۟ enba'u haberleri kök: نبا
  5. مَا ma şeyin
  6. كَانُوا۟ kanu oldukları kök: كون
  7. بِهِۦ bihi onunla
  8. يَسْتَهْزِءُونَ yestehziune alay edip duruyor(lar) kök: هزا

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Nitekim hak (Kur'an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir surenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: "Siz alay ede…

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

  • Ortak kavram: Nübüvvet

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

  • Ortak kavram: Nübüvvet

    Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…

  • Ortak kavram: Nübüvvet

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Elbette (bu mesajı) da yalanladılar; (fakat) alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında kendilerine gelecektir. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: En‘âm 6:5.

Mustafa İslamoğlu

Kaldı ki, işte onlar (bunu) da yalanladılar. Buna rağmen, alay edip durdukları haberler yine de karşılarına çıkarılacaktır.

Muhammed Esed

Nitekim, işte (bu mesajı da) yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin tahakkuku yakında bütün açıklığıyla onların karşısına çıkarılacak!

Ahmed Hulusi

Gerçekten yalanladılar! Alay edegeldikleri şeyin haberleri, kendilerine yakında gelecektir.

Ali Bulaç

Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.

Ali Özek ve heyeti

Üstelik (ona) «yalandır» derler, fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir.

Ali Rıza Safa

Nitekim yalanladılar. Artık, alay ettikleri şeyin haberleri, yakında onlara gelecektir.

Bayraktar Bayraklı

Nitekim Kur'an'ı da yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

Edip Yüksel

Yalanladıkları için, eğlenceye aldıkları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yalanladıkları için, eğlenceye aldıkları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Evet, yalanlamaktalar; fakat onlara alay edip durdukları şeyin dehşet veren haberleri gelecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet tekzib etmekteler, fakat onlara o istihza ettikleri şeyin müdhiş haberleri gelecek

Erhan Aktaş

Sonra da kesin olarak yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri yakında onlara gelecek.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra da kesin olarak yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri yakında onlara gelecek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra da kesin olarak yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri yakında onlara gelecek.

Gültekin Onan

Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.

Hasan Basri Çantay

Şimdi (kat'i suretde) tekzib etdiler. (Fakat) istihza edegeldikleri (hakıykatların mühim) haberleri yakında onlara gelecekdir.

İbni Kesir

Onlar, gerçekten yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine yakında gelecektir.

Mehmet Alagaş

(1-9) Tâ, sin, mim. Bu, açıklayıcı kitabın ayetleridir. Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın. İstesek onlara semadan bir ayet indiririz de onlar da boynu bükük / eğik halde kalırlardı. Rahmandan yeni bir hatırlatma (ihdas edilse) verilse ondan yüz çevirirler. Kesinlikle yalanladılar, alaya aldıkları / istihza ettikleri ne varsa haberleri sana verilecek. Yeri / Arzı görmüyorlar mı? onda her türden verilen / ikram edilen şeyler yeşerttik. (İkram sahibi / keramet sahibi) Muhakkak bunda göstergeler / ayetler vardır onların çoğu / ekserisi mümin olmadılar, Muhakkak rabbin, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar (Allah’ın ayetlerini) yalanladılar. Fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.

Süleyman Ateş

Yalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kesinlikle yalan söylüyorlar ama hafife aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

Şaban Britch

Onlar, yalanladılar; ama alay ettikleri şeyin haberleri onlara gelecektir.

Şaban Piriş

Onlar, inkar ettiler; ama, alay ettikleri şeyin haberleri onlara gelecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, yalanladılar ama yakında gelecektir onlara alaya alıp durdukları şeyin haberleri.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They labelled the truth -the Quran- as falsehood and counseled deaf to it. But soon shall they realize the truth of all that has been discoursed in this Book which they hold- up to ridicule.

Abdul Haleem

they deny it, but the truth of what they scorned will soon hit them.

Abdullah Yusuf Ali

They have indeed rejected (the Message): so they will know soon (enough) the truth of what they mocked at!

Abul A'la Maududi

They will soon come to know the truth of that which they have been scoffing at. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the people who show lack of feeling and interest for every rational attempt made to bring them to the right way, cannot be made to believe forcibly by sending down signs from heaven. They only deserve to be shown their evil end after they have been duly warned and shown guidance, which they not only treated with indifference but rejected scornfully. This evil end can be shown to them in several ways.

Aisha Bewley

They have denied the truth, but the news of what they mocked will certainly come to them.

Al-Hilali & Khan

So they have indeed denied (the truth - this Qur’ân), then the news of what they mocked at will come to them.

Ali Quli Qarai

They have certainly denied [the truth], but soon there will come to them the news of what they have been deriding.

Amatul Rahman Omar

Now, when they have cried lies (to the Messages of their Lord and denied the Qur'ân), there will soon come to them the great tidings (about their own doom and predominance of Islam) which they used to take lightly.

Arthur John Arberry

So they have cried lies; therefore assuredly tidings will come to them of that they mocked at.

Bijan Moeinian

As a result of their denial, pretty soon they will witness the reality of what they were mocking at.

E. Henry Palmer

They have called (thee) liar! but there shall come to them a message of that at which they mocked.

Edip-Layth

They have denied, thus the news will come to them of what they used to ridicule.

George Sale

and they have charged it with falsehood: But a message shall come unto them, which they shall not laugh to scorn.

Hamid S. Aziz

But there comes not to them a fresh Reminder from the Beneficent that they did not turn away from.

Mahmoud Ghali

Then they have readily cried lies; so the tidings will soon come up to them of what they used to mock at.

Marmaduke Pickthall

Now they have denied (the Truth); but there will come unto them tidings of that whereat they used to scoff.

Mohamed Ahmed - Samira

Surely they have done with denying; soon will come to them the news of what they were laughing at.

Muhammad Asad

thus, indeed, have they given the lie (to this message as well). But [in time] they will come to understand what it was that they were wont to deride!

Mustafa Khattab

They have certainly denied ˹the truth˺, so they will soon face the consequences of their ridicule.

Progressive Muslims

They have denied, thus the news will come to them of what they used to ridicule.

Rashad Khalifa

Since they disbelieved, they have incurred the consequences of their heedlessness.

Sahih International

For they have already denied, but there will come to them the news of that which they used to ridicule.

Sam Gerrans

Then have they denied; and there will come to them the report of that whereat they mocked.

Shabbir Ahmed

Thus indeed have they rejected this Message. But in time they will come to understand what it was that they ridiculed.

Syed Vickar Ahamed

Truly, they have rejected (the Message): So they will soon know the truth about that which they made fun!

Taqi Usmani

Thus they rejected (the Truth); well, soon will come to them the real descriptions of what they used to ridicule.

The Monotheist Group

They have denied, thus the news will come to them of what they used to mock.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩