Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 45. ayet

Şuarâ suresi, 45. ayet. فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ

feelḳâ mûsâ `aṣâhü feiẕâ hiye telḳafü mâ ye'fikûn.

Diyanet İşleri

Musa da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 42–48 · surenin 45. ayeti / 227
  1. Şuarâ 42

    Firavun, "Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız" dedi.

  2. Şuarâ 43

    Musa onlara, "Hadi ortaya atacağınız şeyi atın" dedi.

  3. Şuarâ 44

    Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz" dediler.

  4. 45

    Musa da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.

  5. Şuarâ 46

    Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.

  6. Şuarâ 47

    "Alemlerin Rabbine inandık" dediler.

  7. Şuarâ 48

    "Musa'nın ve Harun'un Rabbi'ne."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 43–45. ayetler için yazılmıştır.

43. Mûsâ, sihirbazlar ve Mısır halkı belirlenen vakitte bir araya geldiklerinde Mûsâ sihirbazlara öğütlerde bulundu ve dedi ki: “Yazıklar olsun size! Yalan uydurup Allah’a iftira etmeyin. Sonra azap ile kökünüzü kazır. Zira (O’na) iftira eden zarar eder.” (Tâ-Hâ, 20/61) Sihirbazlar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler, tartıştılar. Sonra Firavun onları gayrete getirdi, onlar da birbirlerini teşvik ettiler. “Mûsâ onlara: Haydi, ne atacaksanız atın, dedi.” Yani siz içinizden neyi atmayı geçiriyorsanız atın. Bu sözleriyle Mûsâ onlara herhangi bir sınır getirmemiş oluyordu. Çünkü o, hakka karşı çıkmak maksadıyla yapacakları işin batıl olduğunun ortaya çıkacağına kesin kanaat sahibiydi.

44. “Onlar da iplerini ve asalarını attılar.” Bunlar hareket eden yılanlara dönüştü ve bu yolla insanların gözlerini büyülediler. “Ve: Firavunun izzetine yemin olsun ki galip gelecek olan kesinlikle biziz, dediler.” Her açıdan zayıf ve aciz bir kulun izzetini, gücüne sığındılar. Bu kulun tek vasfı, zorbalık ve büyüklük taslaması, görünüşte hükümdar olması ve ordusu bulunmasıydı. İşte onlar bu manzaraya aldandılar. Basiretleri, işin gerçeğine nüfuz edememişti. Yahut onlar bu sözleriyle Firavun’un izzetine yemin ederek galip geleceklerini zannetmişlerdi.

45. “Mûsâ da asasını attı. Birden o (yılana dönüşüp) onların göz boyamalarından ibaret şeyleri yutmaya başladı.” Ortaya attıkları bütün ipleri ve sopaları tamamen yuttu. Çünkü onların yaptıkları bir göz boyama, bir yalan ve bir uydurmaydı. Onların hepsi boş, batıl şeylerdi. Hakka karşı duramaz, direnemezlerdi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa da asasını attı ve hemen yılana dönüştü. Onların sihirle insanları aldattıkları şeyleri hemen yutmaya başladı.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَلْقَىٰ feelka attı kök: لقي
  2. مُوسَىٰ musa Musa
  3. عَصَاهُ asahu asasını kök: عصو
  4. فَإِذَا fe iza birden
  5. هِىَ hiye o
  6. تَلْقَفُ telkafu yutmağa başladı kök: لقف
  7. مَا ma şey(ler)i
  8. يَأْفِكُونَ ye'fikune onların uydurdukları kök: افك

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لقف (3 geçiş) · Aynı kök: عصو (12 geçiş) · Aynı kök: افك (30 geçiş)

    Biz de Musa'ya, "Elindeki değneğini at" diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

  • Aynı kök: لقف (3 geçiş)

    "Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa…

  • Aynı kök: عصو (12 geçiş)

    Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…

  • Aynı kök: عصو (12 geçiş)

    Bunun üzerine Musa, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.

  • Aynı kök: عصو (12 geçiş)

    Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur"…

  • Aynı kök: افك (30 geçiş)

    Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…

  • Aynı kök: افك (30 geçiş)

    Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Ölüden diriyi çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte budur Allah! Peki (O'ndan) nasıl…

  • Aynı kök: افك (30 geçiş)

    Yahudiler, "Üzeyr, Allah'ın oğludur" dediler. Hıristiyanlar ise, "İsa Mesih, Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Musa da asasını atmıştı. Bir de ne görsünler, (Musa'nın asası) onların uydurduklarını yutuyor. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetler A‘râf 7:117. ayetle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Derken, Musa asasını bıraktı. Fakat o da ne! O onların gözbağcılıklarını bir bir silip süpürmesin mi!

Muhammed Esed

(Onların) ardından Musa da asasını atınca, bir de ne görsünler, onların bütün o düzenbazlıklarını yutmasın mı!

Ahmed Hulusi

Musa da asasını attı; bir de ne görsünler, o (asa), onların var gösterdiklerini kapıp yutuyor!

Ali Bulaç

Böylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor.

Ali Özek ve heyeti

Sonra Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuveriyor!

Ali Rıza Safa

Sonra, Musa, değneğini attı. Bir de ne görsünler; onların uydurmuş olduklarını yutuyor.

Bayraktar Bayraklı

- Musa onlara: "Ne atacaksanız atın!" dedi. Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un onuru için elbette bizler galip geleceğiz" dediler. Sonra Musa asasını yere bıraktı. Bir de ne görsünler, onların sihirlerini yutuveriyor.

Edip Yüksel

Sonra Musa değneğini attı; hemen onların uydurduklarını yutmaya başladı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sonra Musa değneğini attı; hemen onların uydurduklarını yutmaya başladı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa da asasını (yere) koyuverdi, bir de ne görsünler, onlar her ne dolap çeviriyorlarsa (bütün uydurduklarını) yutuyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

Musa da Asasını koyuverdi, bir de baktılar ki o, her ne dolap çeviriyorlarsa yutuyor

Erhan Aktaş

Sonra Musa asasını attı. Birde ne görsünler! Uydurdukları şeyleri yutuyor.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra Musa asasını attı. Birde ne görsünler! Uydurdukları şeyleri yutuyor.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra Musa asasını attı. Birde ne görsünler! Uydurdukları şeyleri yutuyor.

Gültekin Onan

Böylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine Muusa da asaasını bırakıverdi. Bir de (ne görsünler) o, (büyücüler) in düzer olduklarını yutuyor!

İbni Kesir

Ardından Musa asasını attı. Bir de ne görsünler; onların uydurduklarını yutuveriyor.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Mûsâ asasını bırakır bırakmaz onların hile ile yaptıklarını yutuverdi.

Süleyman Ateş

Musa da asasını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmağa başladı.

Süleymaniye Vakfı

Arkasından Musa değneğini attı. Bir de ne görsünler! Değnek, sihirbazların uydurdukları dipnot 1 şeyleri yalayıp yutuyor.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Uydurma" anlamı verilen kelime ifk (إفك) kökündendir. İfk, yalan ve asılsız şeylerle birini bir şeyden çevirmektir. (el-Ayn). Sihirbazların kurdukları düzenekler ve aldatmacalar bu kelimeyle ifade edilmektedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Arkasından Musa değneğini attı. O da onların gözbağı için yaptıklarını beklenmedik bir şekilde yutuverdi.

Şaban Britch

Musa da değneğini attığı zaman, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı.

Şaban Piriş

Musa da değneğini attığı zaman, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa da asasını attı. Bir de ne görsünler, o onların hüner olarak ortaya getirdikleri şeyleri yalayıp yutuyor.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when Mussa cast his staff, it counter-worked their ingenious expedience and swallowed all that they cast upon the ground of fraudulent devices of a mean and deceptive kind.

Abdul Haleem

But Moses threw his staff and- lo and behold!- it swallowed up their trickery

Abdullah Yusuf Ali

Then Moses threw his rod, when, behold, it straightway swallows up all the falsehoods which they fake!

Abul A'la Maududi

Thereafter, Moses threw down his rod and behold, it went about swallowing up all the false devices they had contrived.

Aisha Bewley

But Musa threw down his staff and at once it swallowed up what they had fabricated.

Al-Hilali & Khan

Then Mûsâ (Moses) threw his stick, and behold, it swallowed up all that they falsely showed!

Ali Quli Qarai

Thereat Moses threw down his staff, and behold, it was swallowing what they had faked.

Amatul Rahman Omar

Then Moses put down (on the ground) his staff; lo! it instantly destroyed all that they had fabricated.

Arthur John Arberry

Then Moses cast his staff and lo, it forthwith swallowed up their lying invention;

Bijan Moeinian

Then Moses threw his staff which started to swallow all their tricks.

E. Henry Palmer

And Moses threw down his rod, and, lo, it swallowed up what they falsely devised!

Edip-Layth

So whenever Moses cast down his staff, it ate up all that they showed!

George Sale

And Moses cast down his rod, and behold, it swallowed up that which they had caused falsely to appear changed into serpents.

Hamid S. Aziz

So they threw down their ropes and their rods and said, "By Pharaoh's might, verily, it is we who shall be the winners. "

Mahmoud Ghali

Then Mûsa cast down his staff, then, only then did it gulp whatever falshood they (showed).

Marmaduke Pickthall

Then Moses threw his staff and lo! it swallowed that which they did falsely show.

Mohamed Ahmed - Samira

Then Moses threw down his staff, and lo, it swallowed up their conjurations.

Muhammad Asad

[But] then Moses threw his staff - and lo! it swallowed up all their deceptions.

Mustafa Khattab

Then Moses threw down his staff, and—behold!—it devoured the objects of their illusion!

Progressive Muslims

So Moses cast down his staff, then it was eating-up all that they showed!

Rashad Khalifa

Moses threw his staff, whereupon it swallowed what they fabricated.

Sahih International

Then Moses threw his staff, and at once it devoured what they falsified.

Sam Gerrans

Then Moses cast his staff; and then it swallowed up what they falsified;

Shabbir Ahmed

Moses responded with the mighty Truth, and right away it swallowed their false logic.

Syed Vickar Ahamed

Then (Musa) threw his rod, when, look! It right away swallows up all the lies that they make up!

Taqi Usmani

Then Mūsā threw down his staff, and in no time it started swallowing the falsehood they invented.

The Monotheist Group

So Moses cast down his staff, then it was eating-up all that they showed!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 45. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 45. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 45. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩