Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 55. ayet

Şuarâ suresi, 55. ayet. وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَآئِظُونَ

veinnehüm lenâ legâiżûn.

Diyanet İşleri

"Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 52–58 · surenin 55. ayeti / 227
  1. Şuarâ 52

    Biz Musa'ya, "Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz" diye vahyettik.

  2. Şuarâ 53

    Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.

  3. Şuarâ 54

    Dedi ki, "Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur."

  4. 55

    "Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar."

  5. Şuarâ 56

    "Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz."

  6. Şuarâ 57–58

    (57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 53–56. ayetler için yazılmıştır.

53-55. “Firavun şehirlere” İsrailoğullarını cezalandırmak üzere insanları bir araya getirmek için “toplayıcı adamlar gönderdi.” Kavmini gayrete getirmek kastıyla da şunları söylüyordu: “Gerçekten bunlar” yani İsrailoğulları “az bir topluluktur. Ve onlar bizi gerçekten kızdırdılar.” O bakımdan bizim, şu bizden kaçmış bulunan bu kaçkın kölelerden, bizi öfkelendirmelerinin intikamını almamız kaçınılmaz bir şeydir.

56. “Biz ise uyanık ve tedbirli bir topluluğuz.” Yani onların hepsine karşı tedbirliyiz. Onlar, hepimizin düşmanıdır. Dolayısıyla onların üzerine gitmekte hepimizin maslahatı da ortaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

"Kuşkusuz onlar bizleri kızdıran hareketler yapmaktadırlar."

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِنَّهُمْ ve innehum ve elbette onlar
  2. لَنَا lena bizi
  3. لَغَآئِظُونَ legaizune kızdırmaktadırlar kök: غيظ

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غيظ (11 geçiş)

    İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları…

  • Aynı kök: غيظ (11 geçiş)

    Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: غيظ (11 geçiş)

    (14-15) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü'min topluluğun…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(54, 55, 56) "Şüphesiz ki bunlar az bir topluluktur; (ama) bize karşı öfke doludurlar. Biz ise donanımlı bir topluluğuz!" (demişti).

Mustafa İslamoğlu

Buna rağmen onlar bize karşı hınçla dolular.

Muhammed Esed

fakat kalpleri bize karşı kin ve nefretle dolu;

Ahmed Hulusi

"Ne var ki bizi öfkelendiriyorlar!"

Ali Bulaç

"Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler.

Ali Özek ve heyeti

«(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir.»

Ali Rıza Safa

"Aslında, bize, gerçekten kin duyuyorlar!"

Bayraktar Bayraklı

- Bu arada Firavun, şehirlere, "Doğrusu bunlar, bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; elbette hepimiz uyanık olmalıyız" diyen haberciler gönderdi.

Edip Yüksel

"Bize karşı öfkeyle ayaklanmaktadırlar."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Bize karşı öfkeyle ayaklanmaktadırlar.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

fakat hakkımızda çok kin ve nefret besliyorlar;

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat hakkımızda çok gayz besliyorlar

Erhan Aktaş

"Ve bize karşı kin ve nefret duyuyorlar."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ve bize karşı kin ve nefret duyuyorlar."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ve bize karşı kin ve nefret duyuyorlar."

Gültekin Onan

"Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler."

Hasan Basri Çantay

"(Böyle iken) onlar mutlakaa bizi darıltıcıdırlar".

İbni Kesir

Ve gerçekten bize de büyük bir öfke beslemektedirler.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Ve onlar bizi kızdırmaktadırlar."

Süleyman Ateş

"Bizi kızdırmaktadırlar."

Süleymaniye Vakfı

Onlar bize karşı kin ve nefretle dolular.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ama bize karşı kin ve nefretle dolular.

Şaban Britch

Onlar bizi kesinlikle öfkelendirmişlerdir

Şaban Piriş

Üstelik onlar bize karşı öfkelidirler.

Yaşar Nuri Öztürk

"Fakat bize gerçekten öfke püskürüyolar."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"And they provoked Our anger and came within the measure of Our wrath which is conducive to annihilation".

Abdul Haleem

they have enraged us-

Abdullah Yusuf Ali

"And they are raging furiously against us;

Abul A'la Maududi

who have certainly provoked our wrath.

Aisha Bewley

and we find them irritating

Al-Hilali & Khan

"And verily, they have done what has enraged us.

Ali Quli Qarai

They have surely aroused our wrath,

Amatul Rahman Omar

`Yet they have offended us (by defying us and making good their escape),

Arthur John Arberry

and indeed they are enraging us;

Bijan Moeinian

"But they have outraged us. "

E. Henry Palmer

And, verily, they are enraged with us;

Edip-Layth

"They have done what has enraged us."

George Sale

and they are enraged against us:

Hamid S. Aziz

(Who said) "Verily, these are a small company.

Mahmoud Ghali

And surely they are indeed enraging us,

Marmaduke Pickthall

And lo! they are offenders against us.

Mohamed Ahmed - Samira

They are always harassing us.

Muhammad Asad

but they are indeed filled with hatred of us

Mustafa Khattab

who have really enraged us,

Progressive Muslims

"And they have done what has enraged us. "

Rashad Khalifa

"They are now opposing us.

Sahih International

And indeed, they are enraging us,

Sam Gerrans

“But they do enrage us

Shabbir Ahmed

And indeed they are offenders against us.

Syed Vickar Ahamed

"And they are very angry against us;

Taqi Usmani

and indeed they are enraging us,

The Monotheist Group

"And they have done what has enraged us."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 55. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 55. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 55. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩