Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 60. ayet

Şuarâ suresi, 60. ayet. فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ

feetbe`ûhüm müşriḳîn.

Diyanet İşleri

Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 57–63 · surenin 60. ayeti / 227
  1. Şuarâ 57–58

    (57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.

  2. Şuarâ 59

    İşte böyle yaptık ve onlara, İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

  3. 60

    Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.

  4. Şuarâ 61

    İki topluluk birbirini görünce Musa'nın arkadaşları, "Eyvah yakalandık" dediler.

  5. Şuarâ 62

    Musa, "Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir" dedi.

  6. Şuarâ 63

    Bunun üzerine Musa'ya, "Asan ile denize vur" diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 60–62. ayetler için yazılmıştır.

60. “Güneş doğarken onların peşine düştüler.” Yani Firavun kavmi, güneşin doğuş vakti Mûsâ ve kavminin peşine koyuldular. Öfkeli ve kin dolu bir şekilde ısrarla arkalarından koşturdular.

61-62. “İki topluluk birbirini” her biri ötekini “görünce Mûsâ’nın arkadaşları” Mûsâ’ya kederli bir şekilde şikâyette bulunarak: “Kesinlikle bize yetişecekler, dediler.” Ancak Mûsâ, onlara sebat vererek ve Rabbinin hak vaadini onlara haber vererek: “Asla!” durum dediğiniz gibi değil, size yetişemeyecekler. “Şüphesiz Rabbim benimledir. O, bana” benim de sizin de kurtuluşumuzu gerçekleştirecek şekilde “yol gösterecektir, dedi.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Firavun ve kavmi ise Güneş'in doğuş vaktinde İsrailoğulları'nın peşine düştüler.

Kelimeler

2 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَتْبَعُوهُم feetbeuhum onların ardına düştüler kök: تبع
  2. مُّشْرِقِينَ muşrikine güneş doğarken kök: شرق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    "Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helak olursun!"

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş)

    Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş)

    Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da…

  • Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…

  • Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Derken gündoğumunda onların ardına düştüler.

Muhammed Esed

Ve sonunda (Mısırlılar) gün doğarken onlara yetiştiler;

Ahmed Hulusi

(Firavun ve ordusu) güneş doğarken onları izlediler.

Ali Bulaç

Böylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular.

Ali Özek ve heyeti

Derken (Firavun ve adamları) gün doğumunda onların ardına düştüler.

Ali Rıza Safa

Sonunda, gün doğarken onlara yetiştiler.

Bayraktar Bayraklı

- Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrailoğulları'nın ardına düştüler.

Edip Yüksel

Onları doğuya doğru izlediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları doğuya doğru izlediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken (Firavun ve askerleri) güneş doğmuştu ki, arkalarına düştüler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken arkalarına düştüler Güneş doğmuştu

Erhan Aktaş

Gün doğarken onların ardına düştüler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gün doğarken onların ardına düştüler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gün doğarken onların ardına düştüler.

Gültekin Onan

Böylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular.

Hasan Basri Çantay

Derken (Fir'avncular) güneş doğarken onların arkalarına düşdüler.

İbni Kesir

Güneş üzerlerine doğarken onları izlediler.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.

Süleyman Ateş

(Fir'avn ve adamları), güneş doğarken onların ardına düştüler.

Süleymaniye Vakfı

Gün doğarken onların ardına düştüler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gün doğarken onların peşine düştüler.

Şaban Britch

Güneşin doğuşuyla birlikte onların peşine düştüler.

Şaban Piriş

Güneşin doğuşuyla birlikte onların peşine düştüler.

Yaşar Nuri Öztürk

Firavun ve adamları, gün doğarken onları izlemeye başladılar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They followed Mussa and his people at sunrise,

Abdul Haleem

Pharaoh and his people pursued them at sunrise,

Abdullah Yusuf Ali

So they pursued them at sunrise.

Abul A'la Maududi

At sunrise they set off in pursuit of them

Aisha Bewley

So they pursued them towards the east.

Al-Hilali & Khan

So they pursued them at sunrise.

Ali Quli Qarai

Then they pursued them at sunrise.

Amatul Rahman Omar

And they (- the hosts of Pharaoh) pursued them at sunrise.

Arthur John Arberry

Then they followed them at the sunrise;

Bijan Moeinian

Pharaoh’s army pursued them towards the east.

E. Henry Palmer

And they followed them at dawn;

Edip-Layth

So they were pursued at sunrise.

George Sale

And they pursued them at sun-rise.

Hamid S. Aziz

Thus it was, but We made the children of Israel inheritors of these things.

Mahmoud Ghali

So they (Firaawn) (Pharaoh) and his hosts) followed them up at sunshine. (Or: going East)

Marmaduke Pickthall

And they overtook them at sunrise.

Mohamed Ahmed - Samira

But they pursued them at sunrise.

Muhammad Asad

And so [the Egyptians] caught up with them at sunrise;

Mustafa Khattab

And so they pursued them at sunrise.

Progressive Muslims

So they were pursued at sunrise.

Rashad Khalifa

They pursued them towards the east.

Sahih International

So they pursued them at sunrise.

Sam Gerrans

And they followed them at sunrise;

Shabbir Ahmed

And they (Pharaoh's armies) overtook them at sunrise.

Syed Vickar Ahamed

So they (Firon) chased them (Musa and the Israelites) at sunrise.

Taqi Usmani

So they (the people of Pharaoh) pursued them (the people of Mūsā) at the time of sunrise.

The Monotheist Group

So they were pursued at sunrise.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 60. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 60. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 60. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩