Diyanet İşleri
Firavun, "Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız" dedi.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 42. ayet. قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ
ḳâle ne`am veinneküm iẕel lemine-lmüḳarrabîn.
Firavun, "Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
İnsanlara da "Siz de toplanır mısınız?" denildi.
"Umarız, üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız" (dediler.)
Sihirbazlar gelince, Firavun'a, "Eğer biz üstün gelirsek, gerçekten bize bir mükafat var mı?" dediler.
Firavun, "Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız" dedi.
Musa onlara, "Hadi ortaya atacağınız şeyi atın" dedi.
Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz" dediler.
Musa da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 41–42. ayetler için yazılmıştır.
41-42. “Sihirbazlar geldiklerinde” Firavun’un yanına ulaştıklarında “Firavuna: Eğer” Mûsâ’ya “galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfat var, değil mi?” Buna karşılık Firavun da onlara: “Evet” size hem bir ücret, hem de mükâfat verilecektir. “O zaman siz elbette” nezdimde “çok yakınlarımdan da olacaksınız, dedi.” Bu sözleriyle onlara hem mükâfat, hem de kendisine yakın olma vaadinde bulundu ki daha bir gayrete gelsinler ve Mûsâ’nın getirdiklerine karşı çıkmak için bütün güçlerini ortaya koysunlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Firavun onlara şöyle dedi: "Evet! Sizin için mükâfat vardır. Sizin Musa'ya galip gelmeniz durumunda sizlere yüksek makamlar verilerek bana yakın kimselerden olacaksınız."
Aynı kök: قرب (96 geçiş)
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Aynı kök: قرب (96 geçiş)
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Aynı kök: قرب (96 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Firavun) "Tamam! Şüphesiz ki o takdirde siz gözdelerimden (olacaksı)nız!" demişti. dipnot 1
(Firavun) "Kesinlikle" dedi, "üstelik siz (protokolde) maiyyetimiz arasındaki yerinizi de alacaksınız!"
(Firavun;) "Elbette", diye cevap verdi, "o takdirde, gerçekten de benim gözdelerim arasında yer alacaksınız".
(Firavun): "Evet" dedi. . . "Siz o takdirde benim en yakınlarım olacaksınız. "
"Evet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız."
Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden de olacaksınız.
"Evet!" dedi; "Ayrıca, kesinlikle yakın çevreme gireceksiniz!"
- Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a, "Biz üstün gelirsek, bize bir ödül vereceksin, değil mi?" dediler. Firavun, "Evet, o taktirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi.
"Evet" dedi, "Hatta siz benim konseyime gireceksiniz."
'Evet,' dedi, 'Hatta siz benim konseyime gireceksiniz.'
(Firavun): "Evet, hem siz o vakit benim en yakınlarımdan olacaksınız." dedi.
Evet, dedi: hem siz o vakıt muhakkak mukarrebindensiniz
"Evet; o zaman sizi kesinlikle himayeme alırım." dedi.
"Evet; o zaman sizi kesinlikle himayeme alırım." dedi.
"Evet; o zaman sizi kesinlikle himayeme alırım." dedi.
"Evet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakınlarım kılınanlardan olacaksınız."
(Fir'avn): "Evet, dedi, hem o takdirde siz elbet ve elbet (benim) en yakınlar (ım) dan (olacak) sınız".
Evet, dedi. O takdirde siz, muhakkak gözdelerdensiniz.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Firavun: “Evet! Hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız.” dedi.
"Evet dedi, hem o takdirde siz (bana) yakınlardan olacaksınız."
"Evet, o zaman siz, kesinlikle benim yakın adamlarımdan olacaksınız." dedi dipnot 1 .
"Evet" dedi. Üstelik bana yakın kimselerden olacaksınız".
Evet, dedi. Siz o zaman, bana yakınlaştırılmış kimselerden olacaksınız.
-Evet, dedi. Siz o zaman, gözdelerimden olacaksınız.
"Evet, dedi, siz o zaman benim yakınlarımdan olacaksınız."
"Yes indeed, " Pharaoh said, "and you shall be in a position that entitles you to be among my retinue".
and he said, ‘Yes, and you will join my inner court.’
He said: "Yea, (and more),- for ye shall in that case be (raised to posts) nearest (to my person)."
He said: "Yes, you will then become those near-stationed to me." dipnot 1
He said, ‘Yes, and in that case you will be among those brought near. ’
He said: "Yes, and you shall then verily be of those brought near (to myself)."
He said, ‘ Of course; and indeed you shall be among those near [to me]. ’
He said, `Yes, and surely you will in that case be among my close companions. '
He said, 'Yes indeed; and you shall then be among the near-stationed. '
Pharaoh replied: "Not only there will be a great reward, but also a high administrative position in my court will be yours. "
Said he, 'Yes; and, verily, ye shall then be of those who are nigh (my throne). '
He said, "Yes, and you shall also be near to me."
He answered, yea; and ye shall surely be of those who approach my person.
And when the sorcerers came they said unto Pharaoh, "Will we have a sure reward if we win?"
He said, "Yes, and lo indeed, surely you will be indeed among the near-stationed. "
He said: Aye, and ye will then surely be of those brought near (to me).
"Yes, " he replied. "You 'will be among the honoured."
Answered he: "Yea - and, verily, in that case you shall be among those who are near unto me.
He replied, "Yes, and you will then certainly be among those closest to me."
He said: "Yes, and you shall also be near to me. "
He said, "Yes indeed; you will even be close to me."
He said, "Yes, and indeed, you will then be of those near [to me]. "
He said: “Yea; and you will then be of those brought near.”
He said, "Yes, and you will have high ranks in my court. " (7:113).
Said (Firon): "Yes, (and more)— Because, in that case (if you win), you will be (given positions) near (to me). "
He said, "Yes, and of course, you will then be among the closer ones."
He said: "Yes, and you shall also be near to me."