Diyanet İşleri
Nuh'un kavmi de Peygamberleri yalanladı.
Şuarâ suresi · 105–122. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Şuarâ suresi, 105. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ ٱلْمُرْسَلِينَ
Nuh'un kavmi de Peygamberleri yalanladı.
Nuh'un kavmi de elçileri yalanlamıştı. dipnot 1
Nuh kavmi (de) peygamberlerini yalanladı.
Nuh toplumu (da) peygamberlerini yalanladı.
Nuh toplumu da Rasulleri yalanladı.
Nuh kavmi de gönderilen (peygamber)leri yalanladı.
Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladılar.
Nuh toplumu da gönderilenleri yalanlamıştı.
Nuh kavmi de peygamberleri yalanladı.
Nuh'un halkı elçileri yalanladı.
Nuh'un halkı elçileri yalanladı.
Nuh kavmi, gönderilen peygamberleri yalanladı,
Nuh kavmı gönderilen Resulleri tekzib etti
Nuh halkı gönderilmişleri yalanladı.
Nuh halkı gönderilmişleri dipnot 1 yalanladı.
Nuh toplumu gönderilmişleri dipnot 1 yalanladı.
Nuh kavmi de gönderilen (peygamber)leri yalanladı.
Nuuh kavmi gönderilen (peygamber) leri tekzib etdi.
Nuh'un kavmi de peygamberleri yalanladı.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Nûh kavmi rasûlleri yalanladılar.
Nuh kavmi de gönderilen elçileri yalanladı.
Nuh'un halkı da elçileri dipnot 1 yalancılıkla suçlamıştı dipnot 2 .
Nuh'un halkı elçileri yalancılıkla suçlamıştı.
Nuh’un kavmi de elçileri yalanlamıştı.
Nuh'un kavmi de elçileri yalanlamıştı.
Nuh kavmi de hak elçileri yalanladı.
Şuarâ suresi, 106. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ
Hani kardeşleri Nuh, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "(Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmaz mısınız?
Hani bir zamanlar soydaşları Nuh onlara şöyle demişti: "Hala sorumlu davranmayacak mısınız?
Kardeşleri Nuh onlara: "Allah'a karşı sorumluluk bilinci duymaz mısınız?" dedi,
Hani kardeşleri Nuh onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"
Hani onlara kardeşleri Nuh: "Sakınmaz mısınız?" demişti.
Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Kardeşleri Nuh, onlara, şöyle demişti: "Sorumluluk bilincine erişmeyecek misiniz?" dipnot 296
- Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevi bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!"
Kardeşleri Nuh onlara demişti ki, "Dinleyip erdemli davranmaz mısınız?"
Kardeşleri Nuh onlara demişti ki, 'Dinleyip erdemli davranmaz mısınız?'
kardeşleri Nuh onlara şöyle dediği vakit: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?
O vakıt ki kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?
Kardeşleri Nuh onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.
Kardeşleri Nuh onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.
Kardeşleri Nuh onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.
Hani onlara kardeşleri Nuh: "Sakınmaz mısınız?" demişti.
Hani biraderleri Nuuh onlara: "(Allahdan) korkmaz mısınız?" demişdi,
Hani onlara kardeşleri Nuh demişti ki: Siz sakınmaz mısınız?
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Hani kardeşleri Nûh onlara demişti ki: "Siz sakınmıyor musunuz?
Kardeşleri Nuh onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti.
Kardeşleri Nuh, bir gün onlara şöyle demişti: "Yanlışlardan sakınmaz mısınız?
Bir gün kardeşleri Nuh onlara "Allah'tan çekinmez misiniz!" dedi.
Kardeşleri Nuh, onlara şöyle demişti: “Hiç Allah’tan korkmuyor musunuz?
Kardeşleri Nuh, onlara şöyle demişti: "Hiç Allah'tan korkmuyor musunuz?
Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz hiç sakınmıyor musunuz?"
Şuarâ suresi, 107. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
"Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
Ben size (gönderilmiş) güvenilir bir elçiyim.
Hem bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim;
"Bakın, ben (O'nun tarafından) size (gönderilmiş) güvenilir bir elçiyim:
"Kesinlikle sizin için güvenilir bir Rasulüm. "
"Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
Bilin ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
"Aslında, ben, sizin için, güvenilir bir elçiyim!" dipnot 297
- Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevi bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!"
"Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
'Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.'
Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
Haberiniz olsun ben size gönderilmiş bir Resulüm, bir eminim
"Sizin için güvenilir bir Resul'üm."
"Sizin için güvenilir bir Resulüm."
"Sizin için güvenilir bir rasulüm."
"Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir (emiyn)bir elçiyim."
"Şübhesiz ben size gönderilmiş emin bir peygamberim".
Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm.''
"Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
Ben sizin için güvenilir bir elçiyim.
Ben sizin güveneceğiniz bir elçiyim.
Ben, sizin için güvenilir bir elçiyim.
Ben, sizin için güvenilir bir elçiyim.
"Ben sizin için gelmiş, güvenilir bir resulüm."
Şuarâ suresi, 108. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
"Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!
şu halde, Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!
öyleyse artık Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyın ve benim izimden yürüyün!"
"O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin!"
"Artık Allah'tan korkup sakının ve bana itaat edin."
Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
"Artık, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve bana boyun eğin!" dipnot 298
- Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevi bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!"
"ALLAH'ı dinleyip bana uymalısınız."
'ALLAH'ı dinleyip bana uymalısınız.'
Gelin Allah'tan korkun, bana itaat edin!
Gelin Allahdan korkun, bana itaat edin
"Öyleyse Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."
"Öyleyse Allah için takva dipnot 1 sahibi olun ve bana itaat edin."
"Öyleyse Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."
"Artık Tanrı'dan korkup sakının ve bana itaat edin."
"Artık Allahdan korkun ve bana itaat edin".
Artık Allah'tan korkun da bana itaat edin.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin.
"Allah'tan korkun ve bana ita'at edin."
Artık Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve bana dipnot 1 gönülden boyun eğin.
Allah'tan çekinin ve sözümü dinleyin.
Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
"Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin."
Şuarâ suresi, 109. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."
Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.
Ben bu (davet) karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmiyorum. Benim ecrimi takdir etmek, sadece alemlerin Rabbine düşer.
"Hem bunun için sizden (dünyevi) bir karşılık da gözlemiyorum; hak ettiğim karşılığı (vermek) alemlerin Rabbinden başkasına düşmez.
"Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Çalışmamın karşılığını yaşatacak olan sadece Rabb-ül alemin'dir!"
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."
Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
"Bunun için, sizden bir karşılık istemiyorum. Benim ödülümü, ancak Evrenlerin Efendisi verir!" dipnot 299
- Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevi bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!"
"Buna karşılık sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim, ancak evrenlerin Efendisine aittir."
'Buna karşılık sizden herhangi bir ücret te istemiyorum. Benim ücretim, ancak evrenlerin Rabbine aittir.'
Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.
Buna karşı ben sizden bir ecir de istemiyorum, benim ecrim ancak rabbül'alemine aiddir
"Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."
"Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."
"Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca alemlerin Rabb'ine aittir."
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin rabbine aittir."
"Ben buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatım aalemlerin Rabbinden başkasına aaid değildir".
Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbına aittir.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”
"Ben sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, yalnız alemlerin Rabbine aittir."
Bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece Varlıkların Sahibi'ne aittir.
Bu iş için sizden ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan sadece alemlerin Rabbidir.
Buna karşılık sizden bir ücret de istemiyorum. Benim ecrim ancak alemlerin Rabbine aittir.
Buna karşılık sizden bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim, ancak alemlerin Rabbine aittir.
"Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ödülüm sadece alemlerin Rabbi'ndendir.
Şuarâ suresi, 110. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
"O halde, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!"
Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!"
Haydi artık Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!"
Öyleyse artık Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyın ve benim izimden yürüyün!"
"O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin!"
"Artık Allah'tan korkup sakının ve bana itaat edin."
Onun için, Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
"Artık, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve bana boyun eğin!"
- Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevi bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!"
"ALLAH'ı dinleyip bana uymalısınız."
'ALLAH'ı dinleyip bana uymalısınız.'
Gelin Allah'tan korkun, bana itaat edin!"
Gelin Allahdan korkun bana itaat edin
"Öyleyse Allah için takva sahibi olun ve bana tabi olun."
"Öyleyse Allah için takva sahibi olun ve bana tabi olun."
"Öyleyse Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."
"Artık Tanrı'dan korkup sakının ve bana itaat edin."
"O halde Allahdan korkun ve bana itaat edin".
O halde Allah'tan korkun da bana itaat edin.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
“O halde, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”
"Öyle ise Allah'tan korkun ve bana ita'at edin."
Artık Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve bana gönülden boyun eğin.
Öyleyse Allah'tan çekinin ve sözümü dinleyin," dedi.
Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
"Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin."
Şuarâ suresi, 111. ayet. قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلْأَرْذَلُونَ
Dediler ki: "Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız?"
(Kavmi) "Sana düşük (seviyeli) insanlar uymuşken, biz sana iman eder miyiz hiç!" demişti. dipnot 1
Dediler ki: "Ne yani, toplumun en düşüklerinin sana tabi olduğunu bile bile sana inanalım mı?"
"(Toplumun) en aşağı tabakasından insanların senin ardına düştüğünü göre göre tutup sana mı inanacağız?" dediler.
Dediler ki: "En alt tabaka sana tabi oluyor iken, sana iman eder miyiz hiç?"
Dediler ki: "Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız?"
Onlar şöyle cevap verdiler. Sana düşük seviyeli kimseler tâbi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç!
"Sana mı inanacağız; zaten seni izleyenler, en aşağı tabakadan olanlar?" dediler.
Kavmi, Nuh'a şöyle dedi: "Sana, düşük seviyeli kimseler tabi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç!"
Dediler ki, "Seni izleyenler bayağı ve kötü kimseler iken, nasıl olur da seni onaylarız?"
Dediler ki, 'Seni izleyenler bayağı ve kötü kimseler iken, nasıl olur da sana inanırız?'
A! Senin ardına hep o reziller düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız? dediler.
A, dediler: hiç biz sana inanır mıyız? Senin ardına hep o erzail düşmüş?
"Toplumun en yoksun kesimi sana uymaktayken, biz kendimizi onlarla bir tutup sana inanır mıyız?" dediler.
"Toplumun en yoksun kesimi sana uymaktayken, biz kendimizi onlarla bir tutup sana inanır mıyız?" dediler.
"Toplumun en yoksun kesimi sana uymaktayken, biz kendimizi onlarla bir tutup sana inanır mıyız? dediler.
Dediler ki: "Sana sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız?"
Dediler ki: "Arkana hep bayağı kimseler düşmüşken biz sana iman eder miyiz"?
Sana mı inanacağız? Halbuki sana uyanlar en rezil kimselerdir, dediler.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Dediler ki: “Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken(biz) sana iman eder miyiz?”
Dediler ki: "Sana bayağı kimseler uymuşken biz sana inanır mıyız?"
(Halkı:) "Şu en alt tabakamız senin peşine takılmışken sana inanır mıyız?" dediler dipnot 1 .
"Şu aşağılık kimseler peşindeyken sana inanmamızı mı bekliyorsun?" dediler.
Sana ayak takımı tabi olmuşken, biz sana inanır mıyız? dediler.
-Sana ayak takımı tabi olmuşken, biz sana inanır mıyız? dediler.
Dediler: "Biz sana inanır mıyız? Seni, o bayağı zavallılar izliyor."
Şuarâ suresi, 112. ayet. قَالَ وَمَا عِلْمِى بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Nuh, şöyle dedi: "Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?"
(Nuh) şöyle demişti: "Onların (daha önce) neler yaptığına dair hiçbir bilgim yok.
(Nuh): "Onların öteden beri ne yapıp ettiklerine dair benim bir bilgim yok;
(Nuh:) "Ben onların (bana gelmeden önce) neler yaptıklarını bilmem" dedi.
(Nuh) dedi ki: "Onların yaptıkları konusunda bilgim yok. . . "
Dedi ki: "Onların yapmakta oldukları hakkında benim bilgim yoktur."
Nuh dedi ki: Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur.
Dedi ki: "Onların neler yaptıklarını ben bilemem!"
- Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Dedi ki, "Onların yaptıklarından bir bilgim yok."
Dedi ki, 'Onların yaptıklarından bir bilgim yok.'
(Nuh) "Benim onların ne yaptıklarına dair ne bilgim olabilir?
Benim ne ılmim olabilir? dedi: onlar ne yapıyorlarmış
"Onların tercihlerini belirleyici ben değilim. dipnot 1 " dedi.
"Onların tercihlerini belirleyici ben değilim. dipnot 1 " dedi.
"Onların tercihlerini belirleyici ben değilim. dipnot 1 " dedi.
Dedi ki: "Onların yapmakta oldukları hakkında benim bilgim yoktur."
(Nuuh): "Benim onların neler yapmakda olduklarına bilgim yokdur" dedi.
Dedi ki: Onların yapmakta oldukları şeyler hakkında bir bilgim yoktur.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Nûh, şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?”
Dedi ki: "Ben onların yaptıklarını(n iç yüzünü) bilmem (ben ancak görünüşe göre hüküm veririm)."
(Nuh:) "Onların ne yaptıkları hakkında bir bilgiye sahip değilim.
"Onların gerçekte ne yaptıkları konusunda bir bilgim yoktur.
Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur.
Nuh da: -Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur.
Nuh dedi: "Onların yaptıklarına ilişkin bir ilmim yok."
Şuarâ suresi, 113. ayet. إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّى لَوْ تَشْعُرُونَ
"Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!"
Düşünürseniz, onların hesabının ancak Rabbime ait olduğunu anlarsınız.
Onlar hakkında yargıda bulunmak bana değil, sadece Rabbime düşer: keşke bu kadarını olsun fark etseydiniz!
"Eğer iyi düşünecek olursanız, onları yargılamak ancak Rabbime düşer!
"Onların yaptıklarının sonucu, Rabbimin bileceği iştir. . . Olayın şuuruna varsaydınız!"
"Onların hesabı yalnızca Rabbime aittir, eğer şuurundaysanız (anlarsınız.)"
Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Bir düşünseniz!
"Onları yargılamak, yalnızca Efendime özgüdür; bir anlayabilseniz!"
- Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
"Hesapları, yalnız Efendime aittir; keşke anlasanız."
'Hesapları, yalnız Rabbime aittir; keşke anlasanız.'
Sizin şuurunuz olsa onların hesabının ancak Rabbime ait olduğunu bilirdiniz.
Sizin şuurunuz olsa onların hısabı ancak rabbıma aiddir
"Onların hesabı ancak Rabb'ime aittir. Eğer düşünürseniz gerçeği anlarsınız."
"Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Eğer düşünürseniz gerçeği anlarsınız."
"Onların hesabı ancak Rabb'ime aittir. Eğer düşünürseniz gerçeği anlarsınız."
"Onların hesabı yalnızca rabbime aittir, eğer şuurundaysanız (anlarsınız.)"
"Onların hesabı Rabbimden başkasına aaid değildir, eğer ince düşünürseniz... "
Onların hesabı ancak Rabbıma aittir. Keşki düşünseniz.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
“Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!”
"Anlayışınız olsa, onların hesabının Rabbime ait olduğunu bilirsiniz."
Keşke anlasanız! Onlara hesap soracak olan sadece Sahibimdir.
Onlara hesap soracak olan Rabbimdir, keşke bunu anlasanız!
Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Eğer anlarsanız.
Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Eğer anlarsanız, dedi.
"Onların hesabı Rabbimden başkasına ait değildir. Bir düşünebilseniz!"
Şuarâ suresi, 114. ayet. وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
"Ben inananları kovacak değilim."
Ben müminleri asla (yanımdan) kovamam.
Üstelik ben inananları yanımda kovacak değilim.
Bunun içindir ki, inandığını söyleyenleri yanımdan kovacak değilim;
"Ben iman edenleri uzaklaştırıcı değilim!"
"Ve ben mü'min olanları kovacak değilim."
Ben iman eden kimseleri kovacak değilim.
"İnananları kovacak değilim!"
- Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
"Kesinlikle hiçbir gerçeği onaylayanı kovamam."
'Kesinlikle hiç bir inananı kovamam.'
Hem ben iman edenleri kovmaya me'mur değilim.
Hem ben iyman edenleri koğmaya me'mur değilim
"İnananları kovacak değilim."
"İnananları kovacak değilim."
"İnananları kovacak değilim."
"Ve ben inançlıları kovacak değilim."
"Ve ben o mü'minleri (sizin hatırınız için) tardedici de değilim".
Ve ben, inananları kovacak değilim.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
"Ben, Müminleri kovacak değilim."
"Ben inananları kovacak değilim."
Ben, müminleri kovamam.
Ben müminleri yanımdan kovamam.
Ben, müminleri kovacak değilim.
Ben, müminleri kovacak değilim.
"Ben iman etmiş insanları kovamam."
Şuarâ suresi, 115. ayet. إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." dipnot 1
Çünkü ben, (hakkı) tüm açıklığıyla (ortaya koyan) bir uyarıcıdan başkası değilim."
ben sadece (gerçekleri) apaçık dile getiren bir uyarıcıyım."
"Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım!"
"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.
"Ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim!"
- Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
'Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.'
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." dedi.
Ben ancak açık, bir nezirim
"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
"Ben (gelecek tehlikelerle) apaçık korkutandan başka (bir kimse) de değilim".
Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
"Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım."
"Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
Ben sadece, doğruları ortaya koyan bir uyarıcıyım!" dedi.
Ben sadece açık uyarılarda bulunan bir kişiyim" dedi.
Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.
Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.
"Ben sadece açık bir biçimde uyarmaktayım."
Şuarâ suresi, 116. ayet. قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمَرْجُومِينَ
Dediler ki: "Ey Nuh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!"
(Kavmi) şöyle demişti: "Ey Nuh! (Bu davandan) vazgeçmezsen (iyi bil ki) kovulmuşlardan olacaksın!" dipnot 1
"Ey Nuh!" dediler, "Eğer buna bir son vermezsen, taşlana(rak susturula)caksın.
(İnanmayanlar:) "Ey Nuh!" dediler, "Eğer (bu iddialarına) son vermezsen, mutlaka taşlanacaksın!"
Dediler ki: "Andolsun ki ey Nuh, eğer vazgeçmezsen kesinlikle taşlanarak öldürüleceksin!"
Dediler ki: "Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten taşa tutulup kovulacaksın."
Dediler ki: Ey Nuh! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşlanmışlardan olacaksın!
"Ey Nuh!" dediler; "Buna son vermezsen, kesinlikle taşlanacaksın!"
Dediler ki: "Ey Nuh! Vazgeçmezsen iyi bil ki, taşlanmışlardan olacaksın!"
Dediler ki, "Bak Nuh, bu davranışına bir son vermezsen taşlananlardan olacaksın."
Dediler ki, 'Bak Nuh, bu davranışına bir son vermezsen taşlananlardan olacaksın.'
Dediler ki: "Ey Nuh, eğer vazgeçmezsen, kesinlikle taşlanmışlardan olacaksın!"
And ederiz ki dediler; eğer vazgeçmezsen ya Nuh! Mutlak ve muhakkak recm edilenlerden olacaksın
"Ey Nuh! Eğer kesin olarak vazgeçmezsen, iyi bil ki, kesinlikle taşlananlardan dipnot 1 olursun!" dediler.
"Ey Nuh! Eğer kesin olarak vazgeçmezsen, iyi bil ki, kesinlikle taşlananlardan dipnot 1 olursun!" dediler.
"Ey Nuh! Eğer kesin olarak vazgeçmezsen, iyi bil ki, kesinlikle taşlananlardan olursun!" dediler.
Dediler ki: "Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten taşa tutulup kovulacaksın."
Dediler ki: "Ey Nuuh, sen (bu dediğinden) vaz geçmezsen muhakkak ki taşlanmışlardan olacaksın".
Ey Nuh, eğer son vermezsen, sen muhakkak taşlananlardan olursun, dediler
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!”
Dediler: "Ey Nuh, (bu dediğinden) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın."
(Halkı:) "Bak Nuh! Hele bu işten vaz geçme, kesinlikle taşlananlardan olursun" dediler.
"Bak Nuh, dediler; eğer bu işten vazgeçmezsen, taşlanarak öldürülenlerden olursun.
Eğer buna son vermezsen ey Nuh! Sen gerçekten taşlanacaklardan olacaksın! dediler.
-Eğer buna son vermezsen ey Nuh sen gerçekten taşlanacaklardan olacaksın! dediler.
Dediler: "Ey Nuh! Eğer bu işe son vermezsen, vallahi taşlananlardan olacaksın."
Şuarâ suresi, 117. ayet. قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِى كَذَّبُونِ
Nuh, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı."
(Nuh, Rabbine yönelerek) "Rabbim! Kavmim beni yalanladı.
"Rabbim!" dedi, "İşte, sonunda kavmim beni yalanlamış bulunuyor;
(Bunun üzerine Nuh:) "Ey Rabbim!" dedi, "İşte kavmim beni yalanladı;
(Nuh) dedi ki: "Rabbim. . . Halkım kesinkes beni yalanladı!"
Dedi ki: "Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı."
Nuh: Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla suçladı.
Dedi ki: "Efendim! Aslında, toplumum beni yalanladı!"
- Nuh, "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı, benimle onların arasında sen hüküm ver! Beni ve beraberimdeki inananları kurtar!" dedi.
Dedi ki, "Efendim, halkım beni yalanladı."
Dedi ki, 'Rabbim, halkım beni yalanladı.'
(Nuh): "Ey Rabbim, anlaşıldı ki, kavmim beni yalanladılar.
Ya rab! dedi: anlaşıldı ki kavmim beni tekzib ettiler
"Rabb'im! Halkım beni yalanladı." dedi.
"Rabbim! Halkım beni yalanladı." dedi.
"Rabb'im! Halkım beni yalanladı." dedi.
Dedi ki: "Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı."
(Nuuh): "Rabbim, dedi, hakıykat kavmim beni tekzib etdi".
O da dedi ki: Rabbım, doğrusu kavmim beni yalanladı.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı.”
(Nuh): "Rabbim, dedi, kavmim beni yalanladı."
(Nuh:) "Sahibim! Halkım beni yalancı yerine koyuyor.
"Rabbim, benim halkım beni yalancı yerine koyuyor."
Rabbim! Kavmim beni yalanladı, dedi.
-Rabbim, kavmim beni yalanladı, dedi.
Nuh şöyle yakardı: "Rabbim, toplumum beni yalanladı."
Şuarâ suresi, 118. ayet. فَٱفْتَحْ بَيْنِى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِى وَمَن مَّعِىَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
"Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."
Benimle onlar arasında hükmünü ver ve hem beni hem de benimle birlikte inananları kurtar!" demişti.
artık benimle onlar arasında kesin bir hüküm ver ve hem beni, hem de benimle birlikte olan mü'minleri kurtar!"
bunun için, benimle onlar arasındaki gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koy; beni ve benimle beraber olan müminleri kurtar!"
"Benimle onların arasını aç ki (layıklarını bulsunlar; Rasul aralarında yaşarken azap gelmez); beni ve iman edenlerden benimle beraber olanları kurtar. "
"Bundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."
Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.
"Artık, benimle onların arasını aç; beni ve benimle birlikte olan inananları kurtar!"
- Nuh, "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı, benimle onların arasında sen hüküm ver! Beni ve beraberimdeki inananları kurtar!" dedi.
"Benimle onların arasını aç; beni ve beraberimdeki iman edenleri kurtar."
'Benimle onların arasını aç; beni ve beraberimdeki inananları kurtar.'
Artık benimle onların arasını nasıl ayırt edeceksen et de, beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!" dedi.
Artık benimle onların arasını nasıl ayırd edeceksen et de bana ve beraberimdeki mü'minlere necat ver
"Artık benim onlarla işimi tamamen bitir. Beni ve benimle beraber iman edenleri kurtar." dedi.
"Artık benim onlarla işimi tamamen bitir. Beni ve benimle beraber iman edenleri kurtar." dedi.
"Artık benim onlarla işimi tamamen bitir. Beni ve benimle beraber iman edenleri kurtar." dedi.
"Bundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan inançlıları kurtar."
"Binaen'aleyh benimle onların arasındaki hükmü Sen ver de beni ve beraberimdeki mü'minleri kurtar".
Artık benimle onların arasında Sen, bir hüküm ver. Beni ve beraberimdeki mü'minleri kurtar.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Artık benimle onların aralarında hüküm ver ve beni ve benimle beraber olan Müminleri kurtar."
"Benimle onların arasını aç (aramızda hükmet), beni ve benimle beraber bulunan mü'minleri kurtar!"
Benimle onların arasını iyice aç! Beni ve beraberimdeki müminleri, bunların verdiği sıkıntıdan kurtar." dedi.
Artık benimle onların arasını iyice aç; beni ve beraberimdeki müminleri bunlardan kurtar" dedi.
Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.
Artık sen benimle onların arasında nasıl ayıracaksan ayır, beni ve yanımdaki müminleri kurtar.
"Artık benimle onlar arasını iyice aç; beni ve beraberimdeki müminleri kurtar."
Şuarâ suresi, 119. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ
Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.
Biz de onu ve beraberindekileri dolu gemide (taşıyarak) kurtarmıştık.
Derken, onu ve beraberindekileri yükünü almış olan o gemiyle kurtardık;
Ve bunun üzerine Biz de, onu ve onunla beraber olanları dopdolu bir gemi içinde kurtardık.
Biz de Onu ve Onunla beraber olan kimselerle dolu gemiyle, onları kurtardık.
Bunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanları (insan ve hayvanlarla) yüklü gemi içinde kurtardık.
Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri, o dolu geminin içinde (taşıyarak) kurtardık.
Bunun üzerine, Onu ve Onunla birlikte olanları, yüklü bir geminin içinde kurtardık.
- Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.
Onu ve yanındakileri yüklü bir gemiyle kurtardık.
Onu ve yanındakileri yüklü bir gemiyle kurtardık.
Bunun üzerine Biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.
Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri o dolu gemide necata çıkardık
Bunun üzerine onu ve onunla birlikte olanları dolan gemide kurtardık.
Bunun üzerine onu ve onunla birlikte olanları dolan gemide kurtardık.
Bunun üzerine onu ve onunla birlikte olanları dolan gemide kurtardık.
Bunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanları (insan ve hayvanlarla) yüklü gemi içinde kurtardık.
Bunun üzerine biz onu da, beraberinde olanları da o dolu (yüklü) geminin içinde selamete erdirdik.
Bunun üzerine Biz de, onu ve beraberindekileri, dolu bir gemi içinde kurtardık.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Biz de onu ve onunla birlikte olanları dopdolu o gemi içerisinde kurtardık.
Biz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi içinde kurtardık.
Bunun üzerine onu ve beraberindekileri dopdolu bir gemi ile kurtardık.
Bunun üzerine onu ve beraberindekilerini yüklü geminin içinde kurtardık.
Bunun üzerine biz, onu ve yanındakileri o yüklü/dolu gemide kurtuluşa erdirdik.
Bunun üzerine biz, onu ve yanındakileri o yüklü gemide kurtuluşa erdirdik.
Bunun üzerine biz, onu da beraberindekileri de o yüklü gemide kurtardık.
Şuarâ suresi, 120. ayet. ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ ٱلْبَاقِينَ
Sonra da geride kalanları suda boğduk.
Sonra da geride kalanları (suda) boğmuştuk.
ve geride kalanları boğulmaya terk ettik.
Sonra da, geride kalanları sulara gömüverdik.
Sonra, onların ardında kalanları suda boğduk!
Sonra bunun ardından geride kalanları da suda boğduk.
Sonra da geri kalanları suda boğduk.
Sonra, geride kalanları boğduk.
- Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.
Sonra bunun ardından, geride kalanları boğduk.
Sonra bunun ardından, geride kalanları boğduk.
Sonra da arkasında kalanları boğuverdik.
Sonra da arkasından kalanları garkettik
Sonra geride kalanları boğduk.
Sonra geride kalanları boğduk.
Sonra geride kalanları boğduk.
Sonra bunun ardından geride kalanları da suda boğduk.
Sonra arkalarından arta kalanları da (suda) boğduk.
Sonra geride kalanları suda boğduk.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Sonra geride kalanları suda boğduk.
Sonra bunun ardından, geride kalanları boğduk.
Sonra geri kalan herkesi suda boğduk.
Sonra geri kalan herkesi suda boğduk.
Sonra geride kalanları da suda boğduk.
Sonra geride kalanları da suda boğduk.
Sonra dışta kalanları boğduk.
Şuarâ suresi, 121. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
Elbet bu (Nuh kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
Şüphesiz bu (kıssada insanlar için) bir ders vardır, onların çoğu (buna) inanmasa da.
Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders vardır. . . Ne var ki onların ekseriyeti iman edenler değillerdir!
Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.
- Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.
Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz.
Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.
Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır; öyle iken çoğu iman etmedi.
Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var öyle iken ekserisi mü'min olmadı
Bunda kesinlikle bir ayet dipnot 1 vardır. Yine de onların çoğu inananlardan olmadı.
Bunda kesinlikle bir ayet dipnot 1 vardır. Yine de onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Bunda kesinlikle bir ayet dipnot 1 vardır. Yine de onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır.
Şübhe yok ki bunda mutlak bir ibret vardır. (Fakat) onların çoğu iman ediciler değildir.
Muhakkak ki bunda, bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Muhakkak bunda bir ayet vardır. Onların çoğu iman etmediler.
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
İşte bu anlatılanlarda kesin bir ayet /bir ibret vardır. Onların çoğu inanıp güvenmiş değillerdi.
Bu olayda kesin bir ibret var ama bunların çoğu inanacak değillerdir.
İşte bunda da bir ayet/ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.
İşte bunda da bir ibret vardır. Fakat, onların çoğu yine de inanacak değillerdir.
Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu müminler değildi
Şuarâ suresi, 122. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.
Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir. dipnot 1
Ne ki senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.
Ve şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!
Kesinlikle Rabbindir "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
Ve şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Ve kuşkusuz, Efendin, gerçekten, Üstündür; Merhametlidir.
- Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.
Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Rahimdir.
Kuşkusuz senin Rabbin Üstündür, Rahimdir.
Ve şüphesiz ki Rabbin, çok güçlü, çok merhametlidir.
ve şübhesiz ki rabbın, o öyle aziz, öyle rahim
Rabb'in, elbette Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Rabbin, elbette Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Rabb'in, elbette Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ve şüphesiz senin rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
Şübhesiz ki senin Rabbin, elbette O, mutlak gaalibdir, çok esirgeyicidir.
Ve muhakkak ki Rabbın, elbette o; Aziz'dir, Rahim'dir.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
Muhakkak Rabbin Azîz olandır, Rahîm olandır.
Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.
Şüphesiz senin Rabbin /Sahibin daima üstün ve ikramı bol olandır.
Senin Rabbin pek güçlüdür, ikramı da boldur.
Şüphesiz Rabbin, çok güçlü, çok merhametli olan O’dur.
Şüphesiz Rabbin, güçlü olan, merhametli olan O'dur.
Kuşkusuz, senin Rabbindir o mutlak Aziz, mutlak Rahim.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.