Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 58. ayet

Şuarâ suresi, 58. ayet. وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ

vekünûziv vemeḳâmin kerîm.

Diyanet İşleri

(57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 55–61 · surenin 58. ayeti / 227
  1. Şuarâ 55

    "Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar."

  2. Şuarâ 56

    "Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz."

  3. 57–58

    (57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.

  4. Şuarâ 59

    İşte böyle yaptık ve onlara, İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

  5. Şuarâ 60

    Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.

  6. Şuarâ 61

    İki topluluk birbirini görünce Musa'nın arkadaşları, "Eyvah yakalandık" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 57–59. ayetler için yazılmıştır.

57. Firavun ve askerleri büyük bir ordu halinde, genel bir seferberlik içerisinde yola çıktılar ve acizliklerinden dolayı çıkamayan mazeret sahipleri dışında hiç kimse geri kalmadı. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Böylece onları (ülkelerindeki) bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.” Mısır’ın güzel bahçelerinden, coşup kaynayan pınarlarından, topraklarını dolduran ekinlerinden ayırıp çıkardık. Ki şehirleri ve köyleri bunlarla mamur edilmişti.

58. “Hazinelerden ve güzel konaklardan da…” Öyle ki bakanlar onlardan hoşlanıyor, yakından inceleyenler de hayran kalıyordu. Uzun süre bunlardan yararlanmışlardı. Bunların zevk ve arzuları ile uzun bir ömrü, küfür ve fesat üzere geçirdiler. Kullara karşı büyüklük taslayarak, tam bir dalalet içerisinde hayatlarını sürdürdüler.

59. “İşte böyle! Ve Biz onlara” bu bahçelere, ekinlere, pınarlara ve o güzel konaklara daha önceden kendilerine köle yaptıkları ve ağır işlerinde çalıştırdıkları “İsrailoğullarını mirasçı kıldık.” Mülkü dilediğine veren, dilediğinden alan, itaati ile dilediğini aziz kılan, masiyetiyle de dilediğini zelil kılan Allah’ın şanı ne yücedir!

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Firavun'u ve kavmini hazinelerden ve güzel köşklerden çıkardık.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَكُنُوزٍۢ ve kunuzin ve hazineler(inden) kök: كنز
  2. وَمَقَامٍۢ ve mekamin ve yer(lerinden) kök: قوم
  3. كَرِيمٍۢ kerimin o güzel kök: كرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كنز (9 geçiş)

    Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve…

  • Aynı kök: كنز (9 geçiş)

    O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, "İşte bu, kendiniz için biriktirip…

  • Aynı kök: كنز (9 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana…

  • Aynı kök: كرم (47 geçiş)

    Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.

  • Aynı kök: كرم (47 geçiş)

    İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.

  • Aynı kök: كرم (47 geçiş)

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir.…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(57, 58) Onları (Firavun ve halkını) bahçeler(in)den, (su) kaynaklarından, hazinelerden ve değerli makamlardan çıkarmıştık.

Mustafa İslamoğlu

servetlerinden, eyvan ve çardaklarından...

Muhammed Esed

zenginlikler(in)den, nüfuz ve statülerinden (yoksun bıraktık)!" diyerek (onları İsrailoğulları'na karşı harekete geçirdi).

Ahmed Hulusi

Hazinelerden, zenginliklerden!

Ali Bulaç

Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da.

Ali Özek ve heyeti

Hâzinelerden ve değerli bir yerden çıkardık.

Ali Rıza Safa

Kaynaklardan ve sunulmuş konumlardan.

Bayraktar Bayraklı

- Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrailoğulları'nın ardına düştüler.

Edip Yüksel

Hazinelerden, yüksek makamlardan...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hazinelerden, yüksek makamlardan...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

hazinelerden ve güzel makamlardan çıkardık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hazinelerden, ve dilruba makamlardan çıkardık

Erhan Aktaş

Ve hazinelerden ve kerim dipnot 1 makamlardan.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şerefli. Cömert, yüce gönüllü, kerem sahibi, değerli, hoşa giden.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve hazinelerden ve kerim dipnot 1 makamlardan.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şerefli. Cömert, yüce gönüllü, kerem sahibi, değerli, hoşa giden.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve hazinelerden ve kerim dipnot 1 makamlardan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Saygın, ikram edilmiş, şerefli, bolluklu.

Gültekin Onan

Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da.

Hasan Basri Çantay

(57-58) Bu suretle onları bostanlardan, akar sulardan, hazinelerden ve şerefli makam (lar) dan çıkardık.

İbni Kesir

Hazinelerden ve şerefli makamlardan.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hazinelerden ve değerli yerlerden.

Süleyman Ateş

Hazineler(in)den ve o güzel yer(lerin)den.

Süleymaniye Vakfı

Hazinelerden ve değerli konaklardan da...

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hazinelerden ve değerli ikametgahlardan da.

Şaban Britch

Hazinelerden ve şerefli makamlardan...

Şaban Piriş

Hazinelerden ve şerefli makamlardan...

Yaşar Nuri Öztürk

Hazinelerinden, mutlu kutlu yerlerinden ettik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

the land of treasures and homes and accommodations so splendid.

Abdul Haleem

their treasures and their noble dwellings-

Abdullah Yusuf Ali

Treasures, and every kind of honourable position;

Abul A'la Maududi

and their treasures and excellent dwellings. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The general mobilization ordered by Pharaoh was aimed to crush the Israelites completely, but God’s device turned the tables on him and drew out all his chiefs and courtiers from their dwelling places and drove them to the place where they and their hosts were to be drowned all together. Had they not pursued the Israelites, nothing would have happened save that a community would have left the country quietly and they would have continued to enjoy life in their fine dwellings as before. But they in fact had cleverly planned not to allow the Israelites go away peacefully, but to attack the migrating caravans suddenly to finish them completely. For this very purpose the princes and the high chiefs and the nobles came out of their palaces and joined Pharaoh in the campaign, but their cleverness did not avail them anything. Not only did the Israelites succeed in escaping from Egypt, but also at the same time the elite of Pharaoh's tyrannical kingdom perished in the sea.

Aisha Bewley

from treasures and a splendid situation.

Al-Hilali & Khan

Treasures, and every kind of honourable place.

Ali Quli Qarai

and [from] treasures and splendid places.

Amatul Rahman Omar

As well as (every place with) treasures and every abode of honour (and grandeur).

Arthur John Arberry

and treasures and a noble station;

Bijan Moeinian

As well as their treasures and their prestigious positions.

E. Henry Palmer

and treasuries, and a noble station!' -

Edip-Layth

Treasures and an honorable dwelling.

George Sale

and treasures, and fair dwellings:

Hamid S. Aziz

(") So we (or We) expelled them out of gardens and springs,

Mahmoud Ghali

And hoardings, and an honorable station.

Marmaduke Pickthall

And treasures and a fair estate.

Mohamed Ahmed - Samira

And treasures and agreeable mansions.

Muhammad Asad

and [deprived them of their erstwhile] station of honour!"

Mustafa Khattab

treasures, and splendid residences.

Progressive Muslims

And treasures and an honourable dwelling.

Rashad Khalifa

And treasures and an honorable position.

Sahih International

And treasures and honorable station -

Sam Gerrans

And treasures and a noble station.

Shabbir Ahmed

And treasures, lofty positions and beautiful estate. (Destined to be drowned in hateful pursuit of Moses and his followers).

Syed Vickar Ahamed

Treasures, and every kind of honorable position;

Taqi Usmani

and from treasures and a noble abode.

The Monotheist Group

Andtreasures and an honorable station.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 58. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 58. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 58. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩