Diyanet İşleri
Semud kavmi de Peygamberleri yalanladı.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 141. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ ٱلْمُرْسَلِينَ
keẕẕebet ŝemûdü-lmürselîn.
Semud kavmi de Peygamberleri yalanladı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sâlih ve Semûd kavmi Şuarâ 141–159 3
"Biz azaba uğratılacak da değiliz."
Böylece onlar Hud'u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helak ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
Semud kavmi de Peygamberleri yalanladı.
Hani kardeşleri Salih, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
"Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
"Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 141–144. ayetler için yazılmıştır.
141. “Semûd” diye Hicr’de yaşamış meşhur kabile de “peygamberleri” Salih aleyhisselam’ı ve diğerlerini “yalanladılar.” O, onlara bütün peygamberlerin davet ettiği tevhidi getirmişti. O bakımdan Salih’i yalanlamaları bütün peygamberleri yalanlamak demekti.
142. “Hani” neseben “kardeşleri” olan “Salih onlara” yumuşaklık ve şefkat ile “şöyle demişti:” Yüce Allah’tan “kokmaz mısınız?” böylece şirk ve masiyetleri terk etmez misiniz?
143-144. “Ben sizin için” Rabbiniz Allah’tan gönderilmiş “güvenilir bir elçiyim.” O, beni sizlere bir lütuf ve rahmet olmak üzere göndermiştir. Siz de onun rahmetini kabul ile karşılayın ve itaat ile ona karşılık verin. Siz benim güvenilir bir kişi olduğumu da bilmektesiniz. Bunlar ise sizin bana ve getirdiklerime iman etmenizi gerektirmektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Semûd kavmi de peygamberleri Salih -aleyhisselam-'ı yalanlayarak bütün resulleri yalanladılar.
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
"Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Arkeoloji
Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.
Hegra'daki mezarlar Nabatî dönemine (MÖ 1 – MS 1. yy) aittir; Semûd kavmine ait oldukları arkeolojik olarak gösterilmiş değildir. Ayetlerdeki 'dağları yontarak ev yapanlar' tasviriyle coğrafi bir yakınlık kurulur, kimlik özdeşliği değil.
Ayet: A'râf 73-79 · Hicr 80-84 · Şuarâ 141-159
Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Semûd (kavmi) de elçileri yalanlamıştı.
Semut (da) elçilerini yalanladı.
(Ve) Semud toplumu (da) gönderilen elçilerden (birini) yalanladı.
Semud da Rasulleri yalanladı.
Semud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı.
Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
Semud da gönderilenleri yalanlamıştı.
Semud kavmi de peygamberlerini yalanladı.
Semud (halkı) da elçileri yalanladı.
Semud (halkı) da elçileri yalanladı.
Semüd (kavmi) de gönderilen peygamberleri yalanladı.
Semud gönderilen Resulleri tekzib etti
Semud halkı gönderilmişleri dipnot 1 yalanladı.
Semud halkı gönderilmişleri dipnot 1 yalanladı.
Semud halkı gönderilmişleri dipnot 1 yalanladı.
Semud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı.
Semud (kavmi de gönderilen) peygamberleri tekzib etmişdir.
Semud da peygamberleri yalanladı.
(141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Semûd da rasulleri yalanladılar.
Semud (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı:
Semud halkı da elçileri dipnot 1 yalancılıkla suçlamıştı dipnot 2 .
Semud halkı da elçilerini yalancı yerine koydu.
Semûd Kavmi de peygamberlerini yalanlamıştı.
Semud Kavmi de peygamberlerini yalanlamıştı.
Semud da peygamlerleri yalanladı.
And just as averse were the people of Thamùd (the Thamùdites) who refused to accept Allah's message and Messengers.
The people of Thamud, too, called the messengers liars.
The Thamud (people) rejected the messengers.
The Thamud gave the lie to the Messengers. dipnot 1
Thamud denied the Messengers,
Thamûd (people) belied the Messengers.
[The people of] Thamūd impugned the apostles
(The tribe of) Thamûd (too) cried lies to the Messengers.
Thamood cried lies to the Envoys
Thamood also disbelieved in the prophet hood.
Thamud called the apostles liars;
Thamud denied the messengers.
The tribe of Thamud also charged the messengers of God with falsehood.
And, verily, your Lord, He is indeed the Mighty, the Merciful.
Thamûd cried lies to the Emissaries,
(The tribe of) Thamud denied the messengers (of Allah)
The Thamud accused the messengers of lies.
[AND the tribe of] Thamud gave the lie to [one of God’s] message-hearers
The people of Thamûd rejected the messengers
Thamud denied the messengers.
Thamoud disbelieved the messengers.
Thamud denied the messengers
Thamūd denied the emissaries
Thamud also denied the Messengers.
The Samood (Thamud people) rejected the messengers.
The (people of) Thamūd rejected the messengers
Thamud denied the messengers.