Diyanet İşleri
İbrahim, dedi ki: "Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?"
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 72. ayet. قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ
ḳâle hel yesme`ûneküm iẕ ted`ûn.
İbrahim, dedi ki: "Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi Şuarâ 69–104 3
Ey Muhammed! Onlara İbrahim'in haberini de oku.
Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.
"Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz" demişlerdi.
İbrahim, dedi ki: "Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?"
"Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?"
"Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk" dediler.
(75-76) İbrahim, şöyle dedi: "Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 72–74. ayetler için yazılmıştır.
72. Bunun üzerine İbrahim, bu putların ibadete layık olmadıklarını açıklayarak: “Bunlar dua ettiğinizde sizi işitirler mi?” Dualarınızı kabul edip de sıkıntılarınızı giderir, hoşunuza gitmeyen her şeyi sizden çekip uzaklaştırırlar mı?
73. “Yahut size fayda ya da zarar verirler mi?” Kavmi, bütün bunların ilâhlarında bulunmadığını kabul ettiler. Dualarını işitmediklerini, kabul etmediklerini, fayda ve zararlarının olmadığını itiraf ettiler. Bundan dolayı İbrahim putları kırdığında: “Onların şu büyükleri bunu yapmıştır. Onlara sorun, eğer konuşabilirlerse (size cevap versinler)” dediğinde onlar “Sen de çok iyi bilirsin ki bunlar konuşamazlar.” (el-Enbiya, 21/63-65) demişlerdi. “Yani bu iş, zaten hallerinden bilinip anlaşılan bir şeydir. Bunda anlaşılmayacak veya şüphe etmeyi gerektirecek bir şey yoktur.” Bu yüzden de sapık atalarını taklide sığınarak kendilerini savundular ve şöyle dediler:
74. “Hayır! Ama biz atalarımızı böyle yaparken bulduk.” Biz de bu konuda onlara uyduk. Onların yollarını izledik. Onların âdetlerini olduğu gibi koruduk.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İbrahim -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: "Dua ettiğiniz zaman, putlar sizin duanızı işitiyorlar mı?"
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: Dua
Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: Dua
"Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail'i ve İshak'ı veren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir."
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: Dua
"Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle."
Ortak kavram: Dua
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Ortak kavram: Dua
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Ortak kavram: Dua
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(72, 73) (İbrahim) "Kendilerine yalvardığınızda sizi duyuyorlar veya size yarar ya da zarar verebiliyorlar mı?" diye sormuştu.
(İbrahim) "Yalvarıp yakardığınızda sizi duyuyorlar mı bari?" dedi;
(İbrahim:) "Peki, yalvarıp yakardığınız zaman sizi işittiklerine,
(İbrahim) dedi ki: "Dua ettiğinizde sizi işitirler mi?"
Dedi ki: "Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı?"
İbrahim: Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?
Dedi ki: "Yakarışlarda bulunduğunuzda, sizi duyuyorlar mı?"
- Onlara İbrahim'in kıssasını anlat! İbrahim, babasına ve ulusuna "nelere tapıyorsunuz?" demişti. Onlar: "Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz" demişlerdi. İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti. Onlar: "Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk" demişlerdi.
"Kendilerini çağırdığınızda sizi işitiyorlar mı?" dedi,
'Kendilerini çağırdığınızda sizi işitiyorlar mı?' dedi,
(İbrahim) dedi. Dua ettiğiniz vakit onlar işitirler mi;
Onlar, dedi: dua ettiğiniz vakıt işidirler mi?
İbrahim: "Onlara dua ettiğiniz zaman sizi işitiyorlar mı?" dedi.
İbrahim: "Onlara dua ettiğiniz zaman sizi işitiyorlar mı?" dedi.
İbrahim: "Onlara dua ettiğiniz zaman sizi işitiyorlar mı?" dedi.
Dedi ki: "Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı?"
(İbrahim): "Siz, dedi, çağırdığınız vakit onlar sizi duyuyorlar mı"?
O da demişti ki: Çağırdığınızda sizi duyuyorlar mı?
(69-88) Onlara İbrahim'in haberini oku, bir vakit, kavmine ve babasına dedi ki neye tapıyorsunuz? Neye ibadet ediyorsunuz? Dediler ki putlara tapıyoruz ve bun a da tutkulu / adanmış bir halde devam edeceğiz. İbrahim, ç ağırdığınızda sizi duyuyorlar mı? dedi ya da size bir faydaları veya zararları var mı? dediler ki biz babalarımızı da bu şekilde yaparlarken bulduk. İbrahim dedi ki, eski babalarınızın ve de sizlerin nelere tapındığınızı gördünüz mü? Alemlerin rabbi hariç, onlar kesinlikle benim düşmanlarımdır, ki O / Allah beni yarattı, bana yol gösterir, ayrıca beni doyurur, bana su verir, hasta olduğum vakit bana şifa verir, beni O öldürecek ve sonra tekrar diriltecek , hesap günü de / din günü de beni ve hatalarımı bağışlayacağını bekliyorum / umuyorum. Rabbim bana hüküm b ağışla / hibe et. Beni düzelticilere / onarıcılara / ıslah edicilere / salihlere kat / ilhak et. (Hüküm; gerekçeli karar verme yeteneği) Sonrakiler içinde beni sözüne bağlı biri yap, beni naim cennetine mirasçı kıl (dünya gibi bitmediği için cennete, halife değil mirasçı olunur) Babamı bağışla, muhakkak ki o sapmışlardandır. Ne malın ne de oğulların fayda vermediği yalnızca Allah'a teslim olmuş bir kalp sunmanın fayda vereceği o günde, yeniden dirileceğimiz o günde, beni utandırma / rezil etme.
İbrahim, dedi ki: “Onlara dua ettiğinizde sizi işitiyorlar mı?”
"Peki, dedi, siz du'a ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı?"
"Peki, dua ettiğinizde sizi duyuyorlar mı?" dedi.
"Yardım istediğinizde sizi duyuyorlar mı?" dedi.
Onlara dua ettiğiniz de sizi işitiyorlar mı? dedi.
-Onlara dua ettiğiniz de sizi işitiyorlar mı? dedi.
Dedi: "Yalvarıp yakardığınızda sizi duyuyorlar mı?"
"Do they hear you", Ibrahim asked, "when you praise them or supplicate!"
He asked, ‘Do they hear you when you call?
He said: "Do they listen to you when ye call (on them)?"
He asked: "Do they hear you when you call them
He said, ‘Do they hear you when you call
He said: "Do they hear you, when you call on (them)?
He said, ‘Do they hear you when you call them?
Abraham said, `Can they listen to you when you call (on them)?
He said, 'Do they hear you when you call,
Abraham said, "Can they hear your prayers?"
He said, 'Can they hear you when ye call,
He said, "Do they hear you when you pray to them?"
Abraham said, do they hear you, when ye invoke them?
They said, "We worship idols, and we are devoted to them. "
He said, "Do they hear you as you invoke (them)?
He said: Do they hear you when ye cry?
(Abraham) asked: "Do they hear when you call them?
Said he: "Do [you really think that] they hear you when you invoke them,
Abraham asked, "Can they hear you when you call upon them?
He said: "Do they hear you when you pray to them"
He said, "Can they hear you when you implore?
He said, "Do they hear you when you supplicate?
He said: “Do they hear you when you call,
He said, "Do they hear when you call them?
He said: "Do they listen to you when you call unto (them)
He said, "Do they listen to you when you call (them)
He said: "Do they hear you when you call to them?"