Diyanet İşleri
(217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 218. ayet. ٱلَّذِى يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ
elleẕî yerâke ḥîne teḳûm.
(217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "En yakın akrabanı uyar"; şairler Şuarâ 213–227 3
Mü'minlerden sana uyanlara kanatlarını indir.
Eğer sana karşı gelirlerse, "Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım" de.
(217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.
Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 218–220. ayetler için yazılmıştır.
218-219. Daha sonra Yüce Allah, Peygamber’in Yüce Allah’a yakın olmaya ve ihsan konumuna yükselmeye yardımcı olacak hususa dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır. “O seni kalkınca da görür. Secde edenler arasındaki dolaşmanı da.” Yani O, şu pek büyük ibadet olan namazı kılarken, kıyamda olduğun vakit seni görür. Rüku ve secde arasında gidip gelmeni de görür. Allah'ın özellikle namazı söz konusu etmesi, fazilet ve şerefinden ötürüdür. Çünkü namazda Rabbinin huzurunda olduğunu bilen bir kimse, Rabbinin huzurunda saygı ve zilletle boyun eğer, namazını eksiksiz kılar. Namazı eksiksiz kılmakla diğer amellerini de tamamlar. Ve namaz ile diğer işlerine karşı yardım elde eder.
220. “Şüphesiz her şeyi” farklılıklarına, türlü ve değişik olmalarına rağmen bütün sesleri “işiten,” bilgisiyle açık olanları, gizlilikleri, görüneni ve görünmeyeni “bilen yalnızca O’dur.” Kulun, Rabbinin bütün hallerinde kendisini gördüğünü, söylediği bütün sözlerini işittiğini hatırında bulundurması, kalbindeki karar, düşünce ve niyetleri dahi bildiğinin şuuruna varması, elbette ki onun ihsan makamına ulaşmasına yardımcı olur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O, Allah -Subhânehu ve Teâlâ- namaza kalktığın zaman seni görmektedir.
Aynı kök: حين (35 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: حين (35 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: حين (35 geçiş)
Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(217, 218, 219, 220) Ayağa kalktığında ve secde edenler arasındaki dolaşmanda seni görene, (ayrıca) duyan, bilen, güçlü, çok merhametli olana (Allah'a) güven!
Ki O kıyam ettiğin vakit seni görmektedir;
O ki senin (O'nun yolunda tek başına) ayakta kalmaya çalıştığını da görmektedir,
Ki O, işlevine kalktığında seni görür. . .
O, kıyam ettiğin zaman seni görüyor.
O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
O, senin ayakta kalmaya çalıştığını görüyor. dipnot 304
- Namaza kalktığında ve secde edenlerle birlikte dolaştığında seni gören güçlü ve merhametli olan Allah'a güven!
O ki (ibadet ve düşünme için) kalktığın/uyandığın zaman seni görür.
O ki (ibadet ve düşünme için) kalktığın/uyandığın zaman seni görür.
O ki, (namaza) kalktığın vakit seni görüyor
O ki görüyor kıyam ettiğin vakıt seni
Kıyam dipnot 1 ettiğin zaman O seni görür.
Kıyam dipnot 1 ettiğin zaman O seni görür.
Kıyam dipnot 1 ettiğin zaman O seni görür.
O, kıyam ettiğin zaman seni görüyor.
(218-219) (Öyle mutlak gaalib, öyle çok esirgeyici) ki O, (namaza) kıyam etdiğin vakit seni ve secde edenler içinde dolaşmanı (daima) görendir.
Görür O seni, kalktığında.
(192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.
O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
O, seni görür; Namaza durduğun zaman,
Kalktığında seni görene,
Ayakta iken seni gören,
218-219 O, seni (namaza) kalktığın zaman da; secde edenler arasında (onlarla birlikte rukü, secde… ile) hareket etmeni de görür.
(218-219) O, seni (namaza) kalktığın zaman da; secde edenler ile (secdeye) yatıp kalktığın zaman da görür.
O ki görüyor seni kıyam ettiğin zaman.
Who sees you when you stand alone in the act of praying,
who sees you when you stand up [for prayer]
Who seeth thee standing forth (in prayer),
Who observes you when you rise (to pray) dipnot 1
He who sees you when you stand up to pray
Who sees you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) when you stand up (alone at night for Tahajjud prayers).
who sees you when you stand [for prayer],
Who sees you (at the time) when you stand up (in Prayer, and also for calling the people to the right path).
who sees thee when thou standest
He sees you when you worship Him at night.
who sees thee when thou dost stand up,
The One who sees you when you stand.
who seeth thee when thou risest up,
And put your trust (rely) upon the Mighty, the Merciful,
Who sees you while you rise (in prayer).
Who seeth thee when thou standest up (to pray)
Who watches you when you get up,
who sees thee when thou standest [alone],
Who sees you when you rise ˹for prayer at night˺,
The One who sees you when you stand.
Who sees you when you meditate during the night.
Who sees you when you arise
Who sees thee when thou arisest,
Who sees you whenever you take a stand.
Who sees you standing up (in prayer),
Who sees you when you stand (in prayer,)
The One who sees you when you stand.