Diyanet İşleri
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 173. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ
veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fesâe meṭaru-lmünẕerîn.
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût Şuarâ 160–175 3
(170-171) Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.
Sonra diğerlerini helak ettik.
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 168–175. ayetler için yazılmıştır.
168-169. Lût, onların bu yollarını sürdürmeye devam ettiklerini görünce şöyle dedi: “Ben sizin yaptığınızdan nefret edenlerdenim.” Bu işten vazgeçmenizi isteyen, bundan sakındıran ve bundan nefret eden kimselerdenim. “Rabbim beni ve ailemi onların yaptıklarından” o işi işlemekten ve bunun cezasına çarptırılmaktan “kurtar.”
170-175. Yüce Allah da onun duasını kabul buyurdu: “Biz de onu ve ailesini hep birlikte kurtardık. Ancak geride (helak edilecekler arasında) kalan bir kocakarı hariç.” O azapta kalanlar arasında oldu. Bu da Lut’un karısı idi. “Sonra da diğerlerini tümden helak ettik. Onların üzerine” pişirilmiş çamurdan yapılmış taşlardan bir “yağmur yağdırdık. Uyarılanların (ama dinlemeyenlerin) yağmuru ne fenadır!” Allah onlardan hiçbir kimse kalmamak üzere hepsini helâk etti. “Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Ama onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Üzerlerine şiddetli yağmur yağdırır gibi gökten taş yağdırdık. Lût'un, Yüce Allah'ın azabından uyardığı ve sakındırdığı bu yağmur ne de korkunçtu. İşledikleri günah ve münkerleri yapageldikleri için bu azap onların başına geldi.
Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş)
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!
Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût
Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.
Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût
(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar…
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Üzerlerine büyük bir bela yağmuru yağdırmıştık. Uyarılanların (ama yola gelmeyenlerin) bela yağmuru ne de kötü (olmuştu)!
sonunda (bela) sağanağını üzerlerine boca ettik: gör ki, uyarılan (fakat uslanmayan) kimselerin maruz kaldığı sağanak ne berbattır.
üzerlerine (helak edici) yağmurlar yağdırdık; uyarıl(dıkları halde uslanmay)anların maruz kaldığı yağmur, gerçekten, ne korkunçtur!
Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp korkutulanların yağmuru ne kötü.
Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!
Ve onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
- Sonra diğerlerini yerle bir ettik. Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Ne kötü bir yağmurdu, o uyarılanların yağmuru!
Üzerlerine bir çeşit yağmur yağdırdık; uyarılanların yağmuru ne felaketli bir yağmurdur.
Üzerlerine bir çeşit yağmur yağdırdık; uyarılanların yağmuru ne felaketli bir yağmurdur.
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, ne kötü idi O uyarılanların yağmuru!
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki ne fena idi o münzerin yağmuru
Ve üzerlerine taştan dipnot 1 yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Ve üzerlerine taştan dipnot 1 yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Ve üzerlerine taştan dipnot 1 yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp korkutulanların yağmuru ne kötü.
Üstlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki. (Bak) inzar edilenlerin yağmuru ne kötüdür!
Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu!
Üzerlerine bir yağmur (pişmiş balçıktan taş ve kül dipnot 1 ) yağdırdık; uyarılmış kişilerin yağmuru ne kötüydü!
Üzerlerine bir yağmur (taş yağmuru dipnot 1 ) yağdırdık; uyarılmış kişilerin yağmuru ne kötüydü.
Üzerlerine şiddetli bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
Üzerlerine şiddetli bir yağmur yağdırdık. Uyarılmışların yağmuru ne kötüdür..
Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Ne de kötüymüş uyarılanların yağmuru!
We poured down upon them a direful rain (of fire and brimstone) and how evil and devastating was the rain on the heads of those who defiantly ignored Allah's warning.
and poured a rain of destruction down upon them. How dreadful that rain was for those who had been forewarned!
We rained down on them a shower (of brimstone): and evil was the shower on those who were admonished (but heeded not)!
and We sent upon them a rain, an evil rain that fell on those who had been warned. dipnot 1
and made a Rain come pouring down upon them. How evil is the rain of those who are warned!
And We rained on them a rain (of torment). And how evil was the rain of those who had been warned!
and rained down upon them a rain [of stones]. Evil was the rain of those who were warned!
And We pelted them with a terrible rain (of stones). Look! how terrible was the rain (that descended) upon those who were warned.
and We rained on them a rain; and evil is the rain of them that are warned.
I sent them a shower. What a miserable shower. They had already bee warned about it.
and we rained down upon them a rain; and evil was the rain of those who were warned.
We rained upon them a rain. Miserable was the rain to those who had been warned.
and We rained on them a shower of stones; and terrible was the shower which fell on those who had been warned in vain.
Then We destroyed the others.
And We rained on them a rain, so odious is the rain of them that are warned.
And We rained on them a rain. And dreadful is the rain of those who have been warned.
And rained on them a shower (of Stones). How terrible was the rain (that fell) on those who had been warned!
and rained down upon them a rain [of destruction]: and dire is such rain upon all who let themselves be warned [to no avail]!
pouring upon them a rain ˹of brimstone˺. How evil was the rain of those who had been warned!
And We rained upon them a rain. Miserable was the rain to those who had been warned.
We showered them with a miserable shower; what a terrible shower for those who had been warned!
And We rained upon them a rain [of stones], and evil was the rain of those who were warned.
And We rained upon them a rain; and evil is the rain of those who were warned.
And We rained on them a rain, the dreadful rain (from the volcano) on those who all had been warned.
And, We rained down on them a shower (of hard clay-stone): And evil was the shower on those who were warned (but did not listen)!
and subjected them to a terrible rain. So evil was the rain of those who were warned.
And We rained upon them a rain. Miserable was the rain to those who had been warned.