Diyanet İşleri
"Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 97. ayet. تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
tellâhi in künnâ lefî ḍalâlim mübîn.
"Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi Şuarâ 69–104 3
(94-95) Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.
Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler:
"Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
"Çünkü sizi, alemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk."
"Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."
"İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 96–104. ayetler için yazılmıştır.
96-98. “Onlar” yani İblis’in azgın orduları, tapındıkları put ve heykellerle “çekişerek derler ki: Allah’a yemin olsun ki biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeydik. Çünkü sizi” ibadet, sevgi, korku, ümit vb. hususlarında “âlemlerin Rabbi ile denk tutuyorduk.” Ve O’na dua ve ibadet ettiğimiz gibi size de dua ve ibadet ediyorduk. Böylelikle kendi sapıklıklarını açıkça görmüş olacaklardır. Yüce Allah’ın kendilerini cezalandırmaktaki adaletini ve bu cezanın son derece yerinde olduğunu ikrar ve itiraf edeceklerdir. Onlar, bu sahte ilahlarını ancak ibadet hususunda âlemlerin Rabbine denk kabul ediyorlardı. Yoksa yaratmada denk tutmuyorlardı. Buna delil ise “âlemlerin Rabbi” sözleridir. Yani onlar, Allah’ın bütün âlemlerin Rabbi olduğunu ve bu arada kendi put ve heykellerinin de rabbi olduğunu ikrar ve itiraf ediyorlardı.
99. “Ama bizi günahkârlardan başkası” doğruluk ve hidâyet yolundan “saptırmadı.” Onlar, bizi bunun yerine sapıklığın ve fıskın yoluna çağırdılar. Sözü edilen günahkarlar, cehennem ateşine çağıran önderlerdir.
100-101. “Artık bizim” bu vakitte bizi azaptan kurtarmak için bize şefaat edecek “ne bir şefaatçimiz var. Ne de candan bir dostumuz.” Dünyada görülegeldiği üzere asgari bir miktarda bize fayda sağlayacak samimi bir yakınımız da yok. Böylelikle her türlü hayırdan yana ümitlerini kesmiş olacaklar, kazandıklarının karşılığını görecekler. Salih amel işlemek maksadıyla dünyaya döndürülmeyi temenni ederek şöyle diyecekler:
102. “Keşke (dünyaya) dönme imkânımız olsa da” oraya döndürülsek de “mü’minlerden olsak?” Bu yolla da azaptan kurtulup mükâfatı hak etsek? Ama ne mümkün! Onlaırn bu arzularını gerçekleştirmelerine müsaade edilmeyecektir. Zira artık onların rehin alınan canları, kesinlikle salınmayacaktır.
103-104. “Şüphesiz bunda” size sözünü ettiğimiz ve anlattığımız bu hususlarda sizin için “bir ibret vardır. Fakat” bunca âyetin indirilmiş olmasına rağmen “onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Vallahi biz, gerçekten haktan uzak apaçık bir sapıklıkta idik.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(97, 98) Allah'a yemin olsun: dipnot 1 Sizi âlemlerin Rabbiyle eşit saymakla doğrusu apaçık bir sapkınlık içindeymişiz.
"Hayret vallahi! Her ne kadar, apaçık bir sapıklığın ortasına düşen biz isek de,
"Allah şahittir ki, biz apaçık bir sapıklık içindeydik,
"Tallahi, kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde imişiz!"
"Andolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz,"
Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
"Allah tanıktır ki, apaçık bir sapkınlık içindeydik!"
- Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: "Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır.Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
"ALLAH'a ant olsun, biz gerçekten çok açık bir sapıklık içinde imişiz."
'ALLAH'a andolsun, biz gerçekten çok açık bir sapıklık içinde imişiz.'
Vallahi biz, doğrusu açık bir sapıklık içindeymişiz.
Tallahi biz doğrusu açık bir dalal içinde imişiz
"Allah'a yemin olsun ki, biz apaçık bir sapkınlık içindeymişiz."
"Allah'a yemin olsun ki, biz apaçık bir sapkınlık içindeymişiz."
"Allah'a yemin olsun ki, biz apaçık bir sapkınlık içindeymişiz."
"Andolsun Tanrı'ya, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
"Allaha andolsun, hakıykat biz apaçık bir sapıklık içinde idik".
Andolsun Allah'a ki; biz, apaçık sapıklıkta idik.
(90-104) Cennet sakınanlar için yaklaştırıldı, cehennem azgınlara gösterildi / ibraz edildi ve nerede Allah’ın dışında taptıklarınız? Yardım edebiliyorlar mı veyahut yardım görüyorlar mı? diye onlara soruldu. Azgınlar ve iblisin ordularının hepsi ona / cehenneme, yüzüstü / yere kapaklanmış halde atılırlar. Orada çekişirlerken / hasımlaşırlarken derler ki, Allah'a yemin olsun biz kesinlikle a paçık bir sapıklık içindeydik, alemlerin rabbi ile sizleri / başka taptıklarımızı aynı seviyede tutuyorduk. Bizleri ancak siz suçlular saptırdınız, bize ne bir aracı / bir şefaatçi ve de candan bağlı biri yoktur, bize bir defa daha / bir kere daha verilse de inananlardan olsak. İşte bu kesinlikle ayettir onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı. Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
“Allah’a andolsun, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”
"Vallahi biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz!"
"Vallahi biz apaçık bir sapkınlık içindeydik.
"Vallahi biz apaçık bir sapkınlık içindeydik.
Vallahi biz, açıkça sapıklıktaydık.
-Vallahi biz, açıkça sapıklıktaydık.
"Vallahi, biz açık bir sapıklığın ta içindeymişiz."
"By Allah", they say, "we wandered indeed from the path of rectitude and were lost in the maze of error".
‘We were clearly misguided
"'By Allah, we were truly in an error manifest,
"By Allah, we were surely in clear error
‘By Allah, we were plainly misguided
By Allâh, we were truly in a manifest error,
‘By Allah, we had indeed been in manifest error,
`By Allâh! we were certainly in manifest (and deep) error,
'By God, we were certainly in manifest error
"By God, we were on absolute darkness. "
"By God! we were surely in an obvious error,
"By God, we were clearly misguided."
by God, we were in a manifest error,
"They shall say, while they quarrel therein,
"By Allah, decidedly we were indeed in evident error,
By Allah, of a truth we were in error manifest
"By God, we were plainly in error
"By God, we were most obviously astray
"By Allah! We were clearly mistaken,
"By God, we were clearly misguided. "
"By GOD, we were far astray.
"By Allah, we were indeed in manifest error
“By God, we were in manifest error
"By God, we were in manifest error!
" ‘By Allah, truly, we were in a clear error,
‘By Allah, we were in open error
"ByGod, we were clearly misguided."