Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 97. ayet

Şuarâ suresi, 97. ayet. تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

tellâhi in künnâ lefî ḍalâlim mübîn.

Diyanet İşleri

"Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 94–100 · surenin 97. ayeti / 227

Konu İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi Şuarâ 69–104 3

  1. Şuarâ 94–95

    (94-95) Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.

  2. Şuarâ 96

    Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler:

  3. 97

    "Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

  4. Şuarâ 98

    "Çünkü sizi, alemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk."

  5. Şuarâ 99

    "Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."

  6. Şuarâ 100

    "İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 96–104. ayetler için yazılmıştır.

96-98. “Onlar” yani İblis’in azgın orduları, tapındıkları put ve heykellerle “çekişerek derler ki: Allah’a yemin olsun ki biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeydik. Çünkü sizi” ibadet, sevgi, korku, ümit vb. hususlarında “âlemlerin Rabbi ile denk tutuyorduk.” Ve O’na dua ve ibadet ettiğimiz gibi size de dua ve ibadet ediyorduk. Böylelikle kendi sapıklıklarını açıkça görmüş olacaklardır. Yüce Allah’ın kendilerini cezalandırmaktaki adaletini ve bu cezanın son derece yerinde olduğunu ikrar ve itiraf edeceklerdir. Onlar, bu sahte ilahlarını ancak ibadet hususunda âlemlerin Rabbine denk kabul ediyorlardı. Yoksa yaratmada denk tutmuyorlardı. Buna delil ise “âlemlerin Rabbi” sözleridir. Yani onlar, Allah’ın bütün âlemlerin Rabbi olduğunu ve bu arada kendi put ve heykellerinin de rabbi olduğunu ikrar ve itiraf ediyorlardı.

99. “Ama bizi günahkârlardan başkası” doğruluk ve hidâyet yolundan “saptırmadı.” Onlar, bizi bunun yerine sapıklığın ve fıskın yoluna çağırdılar. Sözü edilen günahkarlar, cehennem ateşine çağıran önderlerdir.

100-101. “Artık bizim” bu vakitte bizi azaptan kurtarmak için bize şefaat edecek “ne bir şefaatçimiz var. Ne de candan bir dostumuz.” Dünyada görülegeldiği üzere asgari bir miktarda bize fayda sağlayacak samimi bir yakınımız da yok. Böylelikle her türlü hayırdan yana ümitlerini kesmiş olacaklar, kazandıklarının karşılığını görecekler. Salih amel işlemek maksadıyla dünyaya döndürülmeyi temenni ederek şöyle diyecekler:

102. “Keşke (dünyaya) dönme imkânımız olsa da” oraya döndürülsek de “mü’minlerden olsak?” Bu yolla da azaptan kurtulup mükâfatı hak etsek? Ama ne mümkün! Onlaırn bu arzularını gerçekleştirmelerine müsaade edilmeyecektir. Zira artık onların rehin alınan canları, kesinlikle salınmayacaktır.

103-104. “Şüphesiz bunda” size sözünü ettiğimiz ve anlattığımız bu hususlarda sizin için “bir ibret vardır. Fakat” bunca âyetin indirilmiş olmasına rağmen “onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Vallahi biz, gerçekten haktan uzak apaçık bir sapıklıkta idik.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. تَٱللَّهِ tallehi vallahi kök: اله
  2. إِن in gerçekten
  3. كُنَّا kunna biz -imişiz kök: كون
  4. لَفِى lefi içinde
  5. ضَلَـٰلٍۢ delalin bir sapıklık kök: ضلل
  6. مُّبِينٍ mubinin apaçık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(97, 98) Allah'a yemin olsun: dipnot 1 Sizi âlemlerin Rabbiyle eşit saymakla doğrusu apaçık bir sapkınlık içindeymişiz.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    [Tellâhi] ifadesi, Kur'an'da dokuz kez geçen yeminlerden birisidir. Bu yeminler için bkz. Yûsuf 12:73, 85, 91, 95; Nahl 16:56, 63; Enbiyâ 21:57; Şu‘arâ 26:97; Sâffât 37:56.

Mustafa İslamoğlu

"Hayret vallahi! Her ne kadar, apaçık bir sapıklığın ortasına düşen biz isek de,

Muhammed Esed

"Allah şahittir ki, biz apaçık bir sapıklık içindeydik,

Ahmed Hulusi

"Tallahi, kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde imişiz!"

Ali Bulaç

"Andolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz,"

Ali Özek ve heyeti

Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.

Ali Rıza Safa

"Allah tanıktır ki, apaçık bir sapkınlık içindeydik!"

Bayraktar Bayraklı

- Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: "Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır.Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."

Edip Yüksel

"ALLAH'a ant olsun, biz gerçekten çok açık bir sapıklık içinde imişiz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'ALLAH'a andolsun, biz gerçekten çok açık bir sapıklık içinde imişiz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Vallahi biz, doğrusu açık bir sapıklık içindeymişiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tallahi biz doğrusu açık bir dalal içinde imişiz

Erhan Aktaş

"Allah'a yemin olsun ki, biz apaçık bir sapkınlık içindeymişiz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Allah'a yemin olsun ki, biz apaçık bir sapkınlık içindeymişiz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Allah'a yemin olsun ki, biz apaçık bir sapkınlık içindeymişiz."

Gültekin Onan

"Andolsun Tanrı'ya, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

Hasan Basri Çantay

"Allaha andolsun, hakıykat biz apaçık bir sapıklık içinde idik".

İbni Kesir

Andolsun Allah'a ki; biz, apaçık sapıklıkta idik.

Mehmet Alagaş

(90-104) Cennet sakınanlar için yaklaştırıldı, cehennem azgınlara gösterildi / ibraz edildi ve nerede Allah’ın dışında taptıklarınız? Yardım edebiliyorlar mı veyahut yardım görüyorlar mı? diye onlara soruldu. Azgınlar ve iblisin ordularının hepsi ona / cehenneme, yüzüstü / yere kapaklanmış halde atılırlar. Orada çekişirlerken / hasımlaşırlarken derler ki, Allah'a yemin olsun biz kesinlikle a paçık bir sapıklık içindeydik, alemlerin rabbi ile sizleri / başka taptıklarımızı aynı seviyede tutuyorduk. Bizleri ancak siz suçlular saptırdınız, bize ne bir aracı / bir şefaatçi ve de candan bağlı biri yoktur, bize bir defa daha / bir kere daha verilse de inananlardan olsak. İşte bu kesinlikle ayettir onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı. Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

“Allah’a andolsun, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”

Süleyman Ateş

"Vallahi biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz!"

Süleymaniye Vakfı

"Vallahi biz apaçık bir sapkınlık içindeydik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Vallahi biz apaçık bir sapkınlık içindeydik.

Şaban Britch

Vallahi biz, açıkça sapıklıktaydık.

Şaban Piriş

-Vallahi biz, açıkça sapıklıktaydık.

Yaşar Nuri Öztürk

"Vallahi, biz açık bir sapıklığın ta içindeymişiz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"By Allah", they say, "we wandered indeed from the path of rectitude and were lost in the maze of error".

Abdul Haleem

‘We were clearly misguided

Abdullah Yusuf Ali

"'By Allah, we were truly in an error manifest,

Abul A'la Maududi

"By Allah, we were surely in clear error

Aisha Bewley

‘By Allah, we were plainly misguided

Al-Hilali & Khan

By Allâh, we were truly in a manifest error,

Ali Quli Qarai

‘By Allah, we had indeed been in manifest error,

Amatul Rahman Omar

`By Allâh! we were certainly in manifest (and deep) error,

Arthur John Arberry

'By God, we were certainly in manifest error

Bijan Moeinian

"By God, we were on absolute darkness. "

E. Henry Palmer

"By God! we were surely in an obvious error,

Edip-Layth

"By God, we were clearly misguided."

George Sale

by God, we were in a manifest error,

Hamid S. Aziz

"They shall say, while they quarrel therein,

Mahmoud Ghali

"By Allah, decidedly we were indeed in evident error,

Marmaduke Pickthall

By Allah, of a truth we were in error manifest

Mohamed Ahmed - Samira

"By God, we were plainly in error

Muhammad Asad

"By God, we were most obviously astray

Mustafa Khattab

"By Allah! We were clearly mistaken,

Progressive Muslims

"By God, we were clearly misguided. "

Rashad Khalifa

"By GOD, we were far astray.

Sahih International

"By Allah, we were indeed in manifest error

Sam Gerrans

“By God, we were in manifest error

Shabbir Ahmed

"By God, we were in manifest error!

Syed Vickar Ahamed

" ‘By Allah, truly, we were in a clear error,

Taqi Usmani

‘By Allah, we were in open error

The Monotheist Group

"ByGod, we were clearly misguided."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 97. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 97. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 97. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩