Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 157. ayet

Şuarâ suresi, 157. ayet. فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا۟ نَٰدِمِينَ

fe`aḳarûhâ feaṣbeḥû nâdimîn.

Diyanet İşleri

Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 154–160 · surenin 157. ayeti / 227

Konu Sâlih ve Semûd kavmi Şuarâ 141–159 3

  1. Şuarâ 154

    "Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir."

  2. Şuarâ 155

    Salih, şöyle dedi: "İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır."

  3. Şuarâ 156

    "Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."

  4. 157

    Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.

  5. Şuarâ 158

    Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

  6. Şuarâ 159

    Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

  7. Şuarâ 160

    Lut'un kavmi de peygamberleri yalanladı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 157–159. ayetler için yazılmıştır.

157-159. “Derken onu kesip öldürdüler de (bu yaptıklarına) pişman oldular. Zira azap onları (ansızın) yakaladı.” Bu ise onların üzerlerine gelen şiddetli bir çığlıktı. Onların hepsini perişan etti. “Şüphesiz bunda bir ibret” peygamberlerimizin getirdiklerinin doğruluğuna, onlara karşı çıkanların sözlerinin de batıl olduğuna bir âlâmet “vardır. Ama onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Dişi deveyi kesmek üzere ittifak etmişlerdi. İçlerinden en kötüsü deveyi kesti. Sonra da azaptan kurtulmanın imkânsız olduğunu ve mutlak azabın kendilerine ineceğini öğrendiklerinde yaptıklarına pişman oldular. Fakat azabın görünmesi sırasında olan pişmanlık sahibine fayda vermez.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَعَقَرُوهَا feakaruha nihayet onu kestiler kök: عقر
  2. فَأَصْبَحُوا۟ feesbehu ama oldular kök: صبح
  3. نَـٰدِمِينَ nadimine pişman kök: ندم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih

    Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı…

  • Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih

    Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helak olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir."

  • Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih

    Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.

  • Aynı kök: ندم (7 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu…

  • Aynı kök: ندم (7 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında koşup durduklarını…

  • Aynı kök: ندم (7 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Allah, "Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!" dedi.

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler1

Arkeoloji1
  • Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.

    Arkeoloji

    Kasru'l-Ferîd kaya mezarı — Hegra

    Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.

    Hegra'daki mezarlar Nabatî dönemine (MÖ 1 – MS 1. yy) aittir; Semûd kavmine ait oldukları arkeolojik olarak gösterilmiş değildir. Ayetlerdeki 'dağları yontarak ev yapanlar' tasviriyle coğrafi bir yakınlık kurulur, kimlik özdeşliği değil.

    Ayet: A'râf 73-79 · Hicr 80-84 · Şuarâ 141-159

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Ahmad AlHasanat
    Tarih
    2017-02-16 17:40:03
    Lisans
    CC BY-SA

    Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Buna rağmen onlar, onu işkence yaparak vahşice katlettiler; fakat sonunda pişman oldular;

Muhammed Esed

Bütün bu uyarılara rağmen onlar yine de o deveyi hoyratça boğazladılar; ama bunu yaptıklarına (çok geçmeden) pişman oldular;

Ahmed Hulusi

(Uyarıyı dinlemeyip) dişi deveyi vahşice boğazladılar; sonunda da çok pişman oldular.

Ali Bulaç

"Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular."

Ali Özek ve heyeti

Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.

Ali Rıza Safa

Yine de onu kestiler. Sonra pişman oldular.

Bayraktar Bayraklı

Buna rağmen onlar deveyi kestiler, ama sonunda pişman oldular.

Edip Yüksel

Nihayet onu kestiler; ancak pişman oldular.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Nihayet onu kestiler; ancak pişman oldular.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken onu vurdular, fakat pişman oldular;

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken onu vurdular, fakat nadim oldular

Erhan Aktaş

Derken onu boğazladılar. Sonra da pişman oldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Derken onu boğazladılar. Sonra da pişman oldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Derken onu kestiler. Sonra da pişman oldular."

Gültekin Onan

Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular.

Hasan Basri Çantay

Derken onu kesdiler. Fakat peşiman oldular.

İbni Kesir

Onlar ise onu kestiler de pişman oldular.

Mehmet Alagaş

(141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Derken onu kestiler de pişman oluverdiler.

Süleyman Ateş

Nihayet onu kestiler, ama pişman oldular.

Süleymaniye Vakfı

Yine de o deveyi ayaklarını keserek öldürdüler, sonra pişman oldular.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra o deveyi kestiler ama yaptıklarına pişman oldular.

Şaban Britch

Buna rağmen kestiler sonra da pişman oldular.

Şaban Piriş

Buna rağmen kestiler sonra da pişman oldular.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu yere yatırıp kestiler. Sonra da pişman oldular.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nevertheless they defiantly disabled her by cutting her hamstring muscles. (Their outrage on consecrated objects invited their ruin) which led to pining regrets and vain repentances.

Abdul Haleem

But they hamstrung her. In the morning they had cause to regret it:

Abdullah Yusuf Ali

But they ham-strung her: then did they become full of regrets.

Abul A'la Maududi

But they hamstrung her dipnot 1 and then regretted it.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This does not mean that as soon as they heard the challenge, they attacked the she-camel at once and hamstrung her. Actually, when the she-camel became a problem for the whole nation, the hearts of the people were filled with rage, and they began to hold lengthy consultations as to how to get rid of her. At last, a haughty chief undertook the task of putting an end to her, as mentioned in Surah Ash-Shams thus: When arose the most villainous of the people (verse 12), and in Surah Al-Qamar thus: They appealed to their companion; so he took up the responsibility and hamstrung her. (verse 29).

Aisha Bewley

But they hamstrung her and woke up full of remorse,

Al-Hilali & Khan

But they killed her, and then they became regretful.

Ali Quli Qarai

But they hamstrung her, whereupon they became regretful.

Amatul Rahman Omar

Notwithstanding (all this warning) they hamstrung her and then they became regretful.

Arthur John Arberry

But they hamstrung her, and in the morning they were remorseful,

Bijan Moeinian

Yet they slaughtered her and became regretful….

E. Henry Palmer

But they hamstrung her, and on the morrow they repented;

Edip-Layth

But they slaughtered her, and they became regretful.

George Sale

But they slew her; and were made to repent of their impiety:

Hamid S. Aziz

"Touch her not with evil, lest there seize you the retribution of an awful day. "

Mahmoud Ghali

Yet they hamstrung her, (and) so they became remorseful.

Marmaduke Pickthall

But they hamstrung her, and then were penitent.

Mohamed Ahmed - Samira

But they hamstrung her; and on the morrow were repentant,

Muhammad Asad

But they cruelly slaughtered her - and then they had cause to regret it:

Mustafa Khattab

But they killed her, becoming regretful.

Progressive Muslims

But they slaughtered her, and they became regretful.

Rashad Khalifa

They slaughtered her, and thus incurred sorrow.

Sahih International

But they hamstrung her and so became regretful.

Sam Gerrans

But they hamstrung her, then they became remorseful,

Shabbir Ahmed

But they killed her and made way for their own humiliation. (The usual rendering here of FAASBAHOO NADIMEEN that they regretted, repented or became penitent seems to be incorrect, since in that case the Most Gracious might have forgiven them).

Syed Vickar Ahamed

But they killed her (by cutting the hamstrings): Then they became full of sorrow.

Taqi Usmani

But they killed her, then they became remorseful,

The Monotheist Group

But they slaughtered her, and they became regretful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 157. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 157. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 157. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩