Diyanet İşleri
"Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 21. ayet. فَفَرَرْتُ مِنكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِى رَبِّى حُكْمًا وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
feferartü minküm lemmâ ḫiftüküm fevehebe lî rabbî ḥukmev vece`alenî mine-lmürselîn.
"Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
Firavun, şöyle dedi: "Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin."
"(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin."
Musa, şöyle dedi: "Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım."
"Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı."
"Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir."
Firavun, "Alemlerin Rabbi de nedir?" dedi.
Musa, "O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 20–22. ayetler için yazılmıştır.
20-21. “O işi yaptığım sırada ben cahillerden idim.” Yani ben bu işi kâfir olarak işlemedim, aksine bu işi bilmeden, istemeyerek yaptım. Hem ben bunun için Rabbimden mağfiret diledim. O da bana mağfiret buyurdu. “Sizden korkunca da” beni öldürmek için aranızda karar almanız üzerine “aranızdan kaçtım.” ve Medyen’e gittim. Orada yıllarca kaldıktan sonra geri size geldim. Bu esnada “Rabbim bana hüküm/hikmet bağışladı ve beni peygamberlerden kıldı.”
zetle Firavun’un Mûsâ’ya karşı itirazı, cahil veya işi cahilliğe vuran birinin itirazı tütürdendir. O, Mûsâ’nın peygamber olamayacağına dair bir kişiyi öldürmüş olmasını sebep göstermeye kalkıştı. Mûsâ da o kimseyi öldürmesinin bizzat öldürme kastı olmaksızın, bilmeden ve hata yoluyla olduğunu açıklamıştı. Şanı Yüce Allah’ın lütfu ise kimseden alıkonamaz. O halde ne diye Yüce Allah’ın bana hikmet ve risalet bağışlamış olmasını imkânsız kabul ediyorsunuz?
22. Geriye ey Firavun, senin: “Çocukken seni yanımızda besleyip büyütmedik mi?” şeklindeki itirazın kalıyor. Aslında biz bu meseleyi iyice tetkik edecek olursak açıkça görülür ki senin başıma kaktığın bu işte, minnet edilecek bir taraf yoktur. Bundan dolayı Mûsâ ona şöyle demişti: “Başıma kaktığın o iyilik ise (aslında bir iyilik değil) senin İsrailoğullarını köleleştirmenin bir sonucudur.” Senin bunu başıma nimet diye kakmanın sebebi, İsrailoğullarını kendi işlerinde çalıştırman ve onları kendine adeta köle konumuna getirmendir. Beni ise kendine köleleştirmekten ve işlerinde çalıştırmaktan uzak tuttun; şimdi de bunu başıma kakılacak bir iyilik sayıyorsun. Fakat meselenin düşünülmesi halinde gerçek açıkça ortaya çıkar. Sen aslında bu değerli halka zulmettin, onlara işkenceler uyguladın, onları angarya işlerde çalıştırdın. Yüce Allah, kavmime eziyet etmiş olmana rağmen beni senin eziyetinden kurtardı. Senin bana minnet diye hatırlattığın ve başıma kaktığın bu işin, başa kakılacak tarafı neresidir?
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Ben o adamı öldürdükten sonra, onu öldürmem sebebiyle beni cezalandırarak öldürmenizden korktuğum için Medyen şehrine kaçtım. Rabbim bana ilim verdi ve beni insanlara gönderdiği resullerden biri yaptı."
Aynı kök: وهب (25 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
(5-6) "Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankar olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf) · Ortak kavram: Hikmet
Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı)…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf) · Ortak kavram: Hikmet
Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf) · Ortak kavram: Hikmet
Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda…
Aynı kök: وهب (25 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet
"Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat."
Aynı kök: فرر (11 geçiş)
Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta…
Aynı kök: فرر (11 geçiş)
Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da,…
Aynı kök: فرر (11 geçiş)
De ki: "Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sizden korktuğum için de aranızdan kaçmıştım. Sonra Rabbim bana hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) verdi ve beni elçilerden (biri olarak) görevlendirdi.
ardından da, sizden korktuğum için yanınızdan kaçtım. Daha sonra Rabbim bana doğru düşünme yeteneği bahşetti ve beni elçiler arasına kattı.
"ve sizin yanınızdan kaçtım, çünkü sizden korkuyordum. Ama daha sonra bana Rabbim (doğruyla eğri arasında) hüküm verebilme yeteneği bahşetti; ve beni elçiler(in)den biri yaptı.
"Bu yüzden de sizden korkumdan firar ettim. . . Rabbim de bana bir hüküm hibe etti ve beni Rasullerden kıldı. "
"Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı."
Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı.
"Sizden korktuğum için aranızdan kaçtım. Sonra, Efendim, bana bilgelik verdi ve beni gönderilenlerden yaptı!"
- Musa, "O işi, daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim. Bu yüzden sizden korkup kaçtım; sonra, Rabbim bana ilim ve hikmet verip beni peygamberlerden kıldı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğulları'nı kendine köle yapmandan dolayıdır" dedi.
"Sonra, sizden korktuğum için sizden kaçtım ve Efendim bana bilgelik verip beni elçilikle görevlendirdi."
'Sonra, sizden korktuğum için sizden kaçtım ve Rabbim bana bilgelik verip beni elçilikle görevlendirdi.'
Sizden korkunca da aranızdan kaçtım; derken Rabbim bana hüküm lütfetti ve beni peygamberlerden kıldı.
Onun üzerine vaktaki sizden korktum, içinizden kaçtım, derken rabbım bana huküm ihsan buyurdu ve beni mürselinden kıldı
"Sizden korktuğum için de hemen kaçtım. Sonra Rabb'im bana hikmet dipnot 1 bağışladı ve beni Resullerden kıldı."
Sizden korktuğum için de hemen kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet dipnot 1 bağışladı ve beni resullerden kıldı.
Sizden korktuğum için de hemen kaçtım. Sonra Rabb'im bana hikmet dipnot 1 bağışladı ve beni rasullerden kıldı.
"Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı."
"Sizden korkunca da hemen içinizden (bırakıb) kaçdım. Nihayet Rabbim bana bir hüküm verdi ve beni peygamberlerden yapdı".
Bu yüzden sizden korktuğum için kaçtım. Sonra Rabbım bana hüküm ihsan etti ve beni peygamberlerden kıldı.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
“Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı.”
"Sizden korkunca aranızdan kaçtım, sonra Rabbim bana hükümdarlık verdi ve beni elçilerden yaptı"
Sizden korkunca da kaçtım dipnot 1 . Sonra Rabbim bana hikmeti bahşetti dipnot 2 ve beni elçilerinden biri yaptı.
Sizden korktuğum için de kaçtım. Rabbim şimdi bana hikmeti verdi ve beni elçilerinden biri yaptı.
Sizden korktuğum için de kaçtım. Sonra Rabbim bana hüküm/ilim verdi ve beni rasûllerden kıldı.
Sizden koktuğum için de kaçtım. Sonra Rabbim bana gerçeği kavrama yetisi verdi ve beni bir elçi olarak görevlendirdi.
"Sizden korkunca aranızdan kaçtım. Daha sonra Rabbim bana hükmetme gücü bağışladı ve beni peygamberlerden biri yaptı."
In consequence I withdrew hastily and took flight when I feared you might avenge your right. But Allah, my Creator, -knowing that the guilt did not reside in my intention- vested me with the capacity of judging rightly in matters relating to life and conduct and with the soundness of judgement in the choice of means and ends, and conferred on me the prerogative of being one of the Messengers.
and I fled from you in fear; later my Lord gave me wisdom and made me one of His messengers.
"So I fled from you (all) when I feared you; but my Lord has (since) invested me with judgment (and wisdom) and appointed me as one of the messengers.
Then I fled for fear of you. Then my Lord bestowed wisdom and authority on me dipnot 1 and made me one of the Messengers.
and so I fled from you when I was in fear of you but my Lord gave me right judgement and made me one of the Messengers.
"So I fled from you when I feared you. But my Lord has granted me Hukm (i.e. religious knowledge, right judgement of the affairs and Prophethood), and made me one of the Messengers.
So I fled from you, as I was afraid of you. Then my Lord gave me judgement and made me one of the apostles.
`So I fled from you when I apprehended (injustice from) you; then (it came to pass that) my Lord granted me knowledge and (right) judgment and made me (one) of the Messengers.
so I fled from you, fearing you. But my Lord gave me Judgment and made me one of the Envoys.
"Yes, I fled from you out of fear. But now my Lord has granted me the wisdom and has appointed me to His prophet hood."
'And I fled from you when I feared you, and my Lord granted me judgment, and made me one of His messengers;
"So I ran away from you all when I feared you. So my Lord granted me judgment, and made me of the messengers."
wherefore I fled from you, because I feared you: But my Lord hath bestowed on me wisdom, and hath appointed me one of his apostles.
Moses said, "I did commit this, and I was of those who erred.
So I fled from you as soon as I feared you. Then my Lord bestowed upon me judgment and He made me one of the Emissaries.
Then I fled from you when I feared you, and my Lord vouchsafed me a command and appointed me (of the number) of those sent (by Him).
So I ran away from you out of fear. But my Lord has given me wisdom, and made me an apostle.
and I fled from you because I feared you. But [since] then my Sustainer has endowed me with the ability to judge [between right and wrong], and has made me one of [His] message-bearers.
So I fled from you when I feared you. Then my Lord granted me wisdom and made me one of the messengers.
"So I ran away from you all when I feared you. So my Lord granted me judgment, and made me of the messengers."
"Then I fled, when I feared you, and my Lord endowed me with wisdom and made me one of the messengers.
So I fled from you when I feared you. Then my Lord granted me wisdom and prophethood and appointed me [as one] of the messengers.
“And I fled from you when I feared you. Then my Lord gave me judgment and made me among the emissaries.
Then I fled from you in fear. Now Allah has given me a Command and appointed me one of His Messengers.
"So, I ran away from (all of) you, when I feared you; But (after that) my Lord has granted me judgment (and wisdom) and made me one of the messengers.
Then I fled away from you when I feared you. Thereafter my Lord granted wisdom to me, and made me one of the messengers.
"SoI ran away from you all, for I feared you. So my Lord granted me judgment, and made me of the messengers."