26. sure

Şuarâ Suresi الشعراء

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 10 konu
  1. "Mü'min olmuyorlar diye üzülme"; yerdeki deliller 1–9 karşılaştır — "Mü'min olmuyorlar diye üzülme"; yerdeki deliller
  2. Mûsâ ve Firavun 10–68 karşılaştır — Mûsâ ve Firavun
  3. İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi 69–104 karşılaştır — İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi
  4. Nûh 105–122 karşılaştır — Nûh
  5. Hûd ve Âd kavmi 123–140 karşılaştır — Hûd ve Âd kavmi
  6. Sâlih ve Semûd kavmi 141–159 karşılaştır — Sâlih ve Semûd kavmi
  7. Lût 160–175 karşılaştır — Lût
  8. Şu'ayb ve Eyke halkı 176–191 karşılaştır — Şu'ayb ve Eyke halkı
  9. Kur'an'ın indirilişi; "onu şeytanlar indirmedi" 192–212 karşılaştır — Kur'an'ın indirilişi; "onu şeytanlar indirmedi"
  10. "En yakın akrabanı uyar"; şairler 213–227 karşılaştır — "En yakın akrabanı uyar"; şairler

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

"Mü'min olmuyorlar diye üzülme"; yerdeki deliller 1–9

  1. Şuarâ suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 1. ayet. طسٓمٓ

    ṭâ-sîn-mîm.

    Ahmed Hulusi

    Ta, Siin, Miim.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 1. ayet

  2. Şuarâ suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 2. ayet. تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    tilke âyâtü-lkitâbi-lmübîn.

    Ahmed Hulusi

    Bunlar apaçık ortada olan BİLGİnin (Sünnetullah'ın) işaretleridir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 2. ayet

  3. Şuarâ suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 3. ayet. لَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

    le`alleke bâḫi`un nefseke ellâ yekûnû mü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    İman etmiyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 3. ayet

  4. Şuarâ suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 4. ayet. إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةً فَظَلَّتْ أَعْنَٰقُهُمْ لَهَا خَٰضِعِينَ

    in neşe' nünezzil `aleyhim mine-ssemâi âyeten feżallet a`nâḳuhüm lehâ ḫâḍi`în.

    Ahmed Hulusi

    Eğer dilesek semadan üzerlerine bir mucize inzal ederiz de, zorunlu olarak boyunları bükülüp, hükmü kabul ederler!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 4. ayet

  5. Şuarâ suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 5. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهُ مُعْرِضِينَ

    vemâ ye'tîhim min ẕikrim mine-rraḥmâni muḥdeŝin illâ kânû `anhü mü`riḍîn.

    Ahmed Hulusi

    Ne zaman kendilerine Rahman'dan yeni bir hatırlatma gelse, hep ondan yüz çevirirler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 5. ayet

  6. Şuarâ suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 6. ayet. فَقَدْ كَذَّبُوا۟ فَسَيَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    feḳad keẕẕebû feseye'tîhim embâü mâ kânû bihî yestehziûn.

    Ahmed Hulusi

    Gerçekten yalanladılar! Alay edegeldikleri şeyin haberleri, kendilerine yakında gelecektir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 6. ayet

  7. Şuarâ suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 7. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلْأَرْضِ كَمْ أَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

    evelem yerav ile-l'arḍi kem embetnâ fîhâ min külli zevcin kerîm.

    Ahmed Hulusi

    Görmediler mi arzı ki, orada her cömert çiftten (genetik çifte sarmalından) nice (şeyler) yetiştirip büyüttük?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 7. ayet

  8. Şuarâ suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 8. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bunda bir işaret vardır. . . Onların ekseriyeti (Hakk'a, hakikatlerine) iman etmemişlerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 8. ayet

  9. Şuarâ suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 9. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki senin Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 9. ayet

Mûsâ ve Firavun 10–68

  1. Şuarâ suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 10. ayet. وَإِذْ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئْتِ ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veiẕ nâdâ rabbüke mûsâ eni-'ti-lḳavme-żżâlimîn.

    Ahmed Hulusi

    Hani Rabbin Musa'ya: "Zalimler topluluğuna git!" diye nida etmişti.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 10. ayet

  2. Şuarâ suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 11. ayet. قَوْمَ فِرْعَوْنَ أَلَا يَتَّقُونَ

    ḳavme fir`avn. elâ yetteḳûn.

    Ahmed Hulusi

    "Firavun'un halkına. . . Korkup korunmayacaklar mı?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 11. ayet

  3. Şuarâ suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 12. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

    ḳâle rabbi innî eḫâfü ey yükeẕẕibûn.

    Ahmed Hulusi

    (Musa) dedi ki: "Rabbim, beni yalanlamalarından korkuyorum!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 12. ayet

  4. Şuarâ suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 13. ayet. وَيَضِيقُ صَدْرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَٰرُونَ

    veyeḍîḳu ṣadrî velâ yenṭaliḳu lisânî feersil ilâ hârûn.

    Ahmed Hulusi

    "İçim daralıyor, dilim çözülmüyor, bunun için Harun'a (görev) irsal et!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 13. ayet

  5. Şuarâ suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 14. ayet. وَلَهُمْ عَلَىَّ ذَنۢبٌ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ

    velehüm `aleyye ẕembün feeḫâfü ey yaḳtülûn.

    Ahmed Hulusi

    "Beni öldürmelerinden korkuyorum; çünkü onların haklı oldukları bir suçum var!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 14. ayet

  6. Şuarâ suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 15. ayet. قَالَ كَلَّا فَٱذْهَبَا بِـَٔايَٰتِنَآ إِنَّا مَعَكُم مُّسْتَمِعُونَ

    ḳâle kellâ. feẕhebâ biâyâtinâ innâ me`aküm müstemi`ûn.

    Ahmed Hulusi

    Buyurdu ki: "Hayır, asla!". . . "İkiniz mucizelerimiz - delillerimiz olarak gidiniz. . . Doğrusu biz sizinle BİRlikteyiz, işiticileriz. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 15. ayet

  7. Şuarâ suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 16. ayet. فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    fe'tiyâ fir`avne feḳûlâ innâ rasûlü rabbi-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    "İkiniz Firavun'a gelin ve deyin ki: Muhakkak ki biz Rabb-ül alemin'in (Esma özellikleriyle alemdekileri yaratanın) Rasulüyüz. . . "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 16. ayet

  8. Şuarâ suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 17. ayet. أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    en ersil me`anâ benî isrâîl.

    Ahmed Hulusi

    "İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 17. ayet

  9. Şuarâ suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 18. ayet. قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ

    ḳâle elem nürabbike fînâ velîdev velebiŝte fînâ min `umürike sinîn.

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) dedi ki: "Yanımızda ufak çocukken, seni terbiye edip yetiştirmedik mi? Hayatının nice yıllarını bizimle geçirmemiş miydin?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 18. ayet

  10. Şuarâ suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 19. ayet. وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ ٱلَّتِى فَعَلْتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    vefe`alte fa`leteke-lletî fe`alte veente mine-lkâfirîn.

    Ahmed Hulusi

    "Bir de o fiili işledin! (Firavun'un halkından birini öldürmek). . . Sen nankörlerdensin!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 19. ayet

  11. Şuarâ suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 20. ayet. قَالَ فَعَلْتُهَآ إِذًا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

    ḳâle fe`altühâ iẕev veenâ mine-ḍḍâllîn.

    Ahmed Hulusi

    (Musa) dedi ki: "O filli işlediğimde ben ne yaptığımın farkında değildim. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 20. ayet

  12. Şuarâ suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 21. ayet. فَفَرَرْتُ مِنكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِى رَبِّى حُكْمًا وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    feferartü minküm lemmâ ḫiftüküm fevehebe lî rabbî ḥukmev vece`alenî mine-lmürselîn.

    Ahmed Hulusi

    "Bu yüzden de sizden korkumdan firar ettim. . . Rabbim de bana bir hüküm hibe etti ve beni Rasullerden kıldı. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 21. ayet

  13. Şuarâ suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 22. ayet. وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَىَّ أَنْ عَبَّدتَّ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    vetilke ni`metün temünnühâ `aleyye en `abbette benî isrâîl.

    Ahmed Hulusi

    "Nimetim diye başıma kaktığın şey, İsrailoğullarını köleleştirmen yüzünden oluşan bir olaydır!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 22. ayet

  14. Şuarâ suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 23. ayet. قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳâle fir`avnü vemâ rabbü-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    Firavun dedi ki: "Peki, Rabb-ül alemin nedir?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 23. ayet

  15. Şuarâ suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 24. ayet. قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

    ḳâle rabbü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. in küntüm mûḳinîn.

    Ahmed Hulusi

    (Musa) dedi ki: "Semaların, arzın ve ikisi arasında olan şeylerin Rabbi (Esma'sından meydana getireni), eğer yakin ehliyseniz (bilirsiniz)!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 24. ayet

  16. Şuarâ suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 25. ayet. قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُۥٓ أَلَا تَسْتَمِعُونَ

    ḳâle limen ḥavlehû elâ testemi`ûn.

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) etrafında olanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 25. ayet

  17. Şuarâ suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 26. ayet. قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

    ḳâle rabbüküm verabbü âbâikümü-l'evvelîn.

    Ahmed Hulusi

    (Musa) dedi ki: "Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbi. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 26. ayet

  18. Şuarâ suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 27. ayet. قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِىٓ أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ

    ḳâle inne rasûlekümü-lleẕî ürsile ileyküm lemecnûn.

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) dedi ki: "Size irsal olunan bu Rasulünüz kesinlikle cinni etki altındadır. " (Rasullerin birçoğu hakikati dillendirdiğinde, cin etkisi altında olma ithamına maruz kalmıştır. A. H. )

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 27. ayet

  19. Şuarâ suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 28. ayet. قَالَ رَبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ

    ḳâle rabbü-lmeşriḳi velmagribi vemâ beynehümâ. in küntüm ta`ḳilûn.

    Ahmed Hulusi

    (Musa) dedi ki: "Doğu, batı ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbi. . . Eğer aklınızı kullanıyorsanız!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 28. ayet

  20. Şuarâ suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 29. ayet. قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذْتَ إِلَٰهًا غَيْرِى لَأَجْعَلَنَّكَ مِنَ ٱلْمَسْجُونِينَ

    ḳâle leini-tteḫaẕte ilâhen gayrî leec`alenneke mine-lmescûnîn.

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) dedi ki: "Andolsun ki, eğer benim gayrımı tanrı edinirsen, seni zindana attırırım!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 29. ayet

  21. Şuarâ suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 30. ayet. قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَىْءٍ مُّبِينٍ

    ḳâle evelev ci'tüke bişey'im mübîn.

    Ahmed Hulusi

    (Musa) dedi ki: "Apaçık bir şey ile (apaçık bir delil olarak) sana gelmişsem de mi?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 30. ayet

  22. Şuarâ suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 31. ayet. قَالَ فَأْتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    ḳâle fe'ti bihî in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) dedi ki: "Hadi göster bakalım, eğer doğru söyleyenlerden isen?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 31. ayet

  23. Şuarâ suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 32. ayet. فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ

    feelḳâ `aṣâhü feiẕâ hiye ŝü`bânüm mübîn.

    Ahmed Hulusi

    (Musa da) asasını bıraktı; birden o kesinlikle yılan olarak göründü!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 32. ayet

  24. Şuarâ suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 33. ayet. وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ

    veneza`a yedehû feiẕâ hiye beyḍâü linnâżirîn.

    Ahmed Hulusi

    (Musa) elini çekip çıkardı (gömleğinden), bakanlar bembeyaz gördü!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 33. ayet

  25. Şuarâ suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 34. ayet. قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٌ

    ḳâle lilmelei ḥavlehû inne hâẕâ lesâḥirun `alîm.

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) çevresindeki ileri gelenlerine dedi ki: "Muhakkak ki bu çok bilen bir sihirbaz. . . "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 34. ayet

  26. Şuarâ suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 35. ayet. يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِۦ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

    yürîdü ey yuḫriceküm min arḍiküm bisiḥrih. femâẕâ te'mürûn.

    Ahmed Hulusi

    "Sihri ile sizi mekanınızdan çıkarmayı diliyor. . . Nedir öneriniz?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 35. ayet

  27. Şuarâ suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 36. ayet. قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَٱبْعَثْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

    ḳâlû ercih veeḫâhü veb`aŝ fi-lmedâini ḥâşirîn.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. . . Şehirlere de haberciler yolla. . . "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 36. ayet

  28. Şuarâ suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 37. ayet. يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٍ

    ye'tûke bikülli seḥḥârin `alîm.

    Ahmed Hulusi

    "Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 37. ayet

  29. Şuarâ suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 38. ayet. فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

    fecümi`a-sseḥaratü limîḳâti yevmim ma`lûm.

    Ahmed Hulusi

    Nihayet sihirbazlar belirlenen zamanda, bilinen bir yerde toplandılar.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 38. ayet

  30. Şuarâ suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 39. ayet. وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ

    veḳîle linnâsi hel entüm müctemi`ûn.

    Ahmed Hulusi

    İnsanlara: "Hepiniz toplandınız mı?" denildi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 39. ayet

  31. Şuarâ suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 40. ayet. لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ

    le`allenâ nettebi`u-sseḥarate in kânû hümü-lgâlibîn.

    Ahmed Hulusi

    "Eğer galip gelirlerse, muhtemelen biz sihirbazlara tabi oluruz" (dedi halk).

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 40. ayet

  32. Şuarâ suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 41. ayet. فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَٰلِبِينَ

    felemmâ câe-sseḥaratü ḳâlû lifir`avne einne lenâ leecran in künnâ naḥnü-lgâlibîn.

    Ahmed Hulusi

    Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a dediler ki: "Peki biz galip gelirsek, bir kazancımız olacak mı?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 41. ayet

  33. Şuarâ suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 42. ayet. قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

    ḳâle ne`am veinneküm iẕel lemine-lmüḳarrabîn.

    Ahmed Hulusi

    (Firavun): "Evet" dedi. . . "Siz o takdirde benim en yakınlarım olacaksınız. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 42. ayet

  34. Şuarâ suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 43. ayet. قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ

    ḳâle lehüm mûsâ elḳû mâ entüm mülḳûn.

    Ahmed Hulusi

    Musa onlara dedi ki: "Atın (ortaya) bakalım elinizdekileri!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 43. ayet

  35. Şuarâ suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 44. ayet. فَأَلْقَوْا۟ حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا۟ بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ ٱلْغَٰلِبُونَ

    feelḳav ḥibâlehüm ve`iṣiyyehüm veḳâlû bi`izzeti fir`avne innâ lenaḥnü-lgâlibûn.

    Ahmed Hulusi

    Onlar da iplerini ve asalarını attılar ve: "Firavun'un izzetine yemin olsun, galip geleceğiz" dediler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 44. ayet

  36. Şuarâ suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 45. ayet. فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ

    feelḳâ mûsâ `aṣâhü feiẕâ hiye telḳafü mâ ye'fikûn.

    Ahmed Hulusi

    Musa da asasını attı; bir de ne görsünler, o (asa), onların var gösterdiklerini kapıp yutuyor!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 45. ayet

  37. Şuarâ suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 46. ayet. فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ

    feülḳiye-sseḥaratü sâcidîn.

    Ahmed Hulusi

    Bunu gören sihirbazlar, yere kapandılar Musa önünde!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 46. ayet

  38. Şuarâ suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 47. ayet. قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳâlû âmennâ birabbi-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Alemlerin Rabbine iman ediyoruz. . . "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 47. ayet

  39. Şuarâ suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 48. ayet. رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

    rabbi mûsâ vehârûn.

    Ahmed Hulusi

    "Musa'nın ve Harun'un Rabbine!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 48. ayet

  40. Şuarâ suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 49. ayet. قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ

    ḳâle âmentüm lehû ḳable en âẕene leküm. innehû lekebîrukümü-lleẕî `allemekümü-ssiḥr. felesevfe ta`lemûn. leüḳaṭṭi`anne eydiyeküm veercüleküm min ḫilâfiv veleüṣallibenneküm ecme`în.

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden mi Ona iman ettiniz? Kesinlikle O, size sihri öğreten büyüğünüzdür. . . Yakında bileceksiniz. . . Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestirip, kesinlikle hepinizi toptan astıracağım. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 49. ayet

  41. Şuarâ suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 50. ayet. قَالُوا۟ لَا ضَيْرَ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

    ḳâlû lâ ḍayr. innâ ilâ rabbinâ münḳalibûn.

    Ahmed Hulusi

    (İman eden sihirbazlar da) dediler ki: "Zararı olmaz! Kesinlikle biz Rabbimize (hakikatimize) dönücüleriz. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 50. ayet

  42. Şuarâ suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 51. ayet. إِنَّا نَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَٰيَٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    innâ naṭme`u ey yagfira lenâ rabbünâ ḫaṭâyânâ en künnâ evvele-lmü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    "Biz ilk iman edenler olarak, Rabbimizin hatalarımızı mağfiret edeceğini umuyoruz. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 51. ayet

  43. Şuarâ suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 52. ayet. وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِىٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

    veevḥaynâ ilâ mûsâ en esri bi`ibâdî inneküm müttebe`ûn.

    Ahmed Hulusi

    Musa'ya: "Kullarımı gece oradan götür. . . Siz takip edileceksiniz" diye vahyettik.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 52. ayet

  44. Şuarâ suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 53. ayet. فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

    feersele fir`avnü fi-lmedâini ḥâşirîn.

    Ahmed Hulusi

    Firavun, şehirlere haberciler saldı. . .

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 53. ayet

  45. Şuarâ suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 54. ayet. إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَشِرْذِمَةٌ قَلِيلُونَ

    inne hâülâi leşirẕimetün ḳalîlûn.

    Ahmed Hulusi

    "Bunlar (İsrailoğulları) önemsiz bir azınlıktır!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 54. ayet

  46. Şuarâ suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 55. ayet. وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَآئِظُونَ

    veinnehüm lenâ legâiżûn.

    Ahmed Hulusi

    "Ne var ki bizi öfkelendiriyorlar!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 55. ayet

  47. Şuarâ suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 56. ayet. وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَٰذِرُونَ

    veinnâ lecemî`un ḥâẕirûn.

    Ahmed Hulusi

    "Doğrusu biz (her şeye) hazırlıklı bir topluluğuz" (dedi Firavun).

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 56. ayet

  48. Şuarâ suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 57. ayet. فَأَخْرَجْنَٰهُم مِّن جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    feaḫracnâhüm min cennâtiv ve`uyûn.

    Ahmed Hulusi

    Bu yüzden onları bağ-bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 57. ayet

  49. Şuarâ suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 58. ayet. وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ

    vekünûziv vemeḳâmin kerîm.

    Ahmed Hulusi

    Hazinelerden, zenginliklerden!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 58. ayet

  50. Şuarâ suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 59. ayet. كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    keẕâlik. veevraŝnâhâ benî isrâîl.

    Ahmed Hulusi

    İşte böyle. . . (Sonunda) onlara (Firavun hanedanına) İsrailoğullarını varis kıldık.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 59. ayet

  51. Şuarâ suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 60. ayet. فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ

    feetbe`ûhüm müşriḳîn.

    Ahmed Hulusi

    (Firavun ve ordusu) güneş doğarken onları izlediler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 60. ayet

  52. Şuarâ suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 61. ayet. فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدْرَكُونَ

    felemmâ terâe-lcem`âni ḳâle aṣḥâbü mûsâ innâ lemüdrakûn.

    Ahmed Hulusi

    İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın çevresindekiler: "Bize yetiştiler" dediler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 61. ayet

  53. Şuarâ suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 62. ayet. قَالَ كَلَّآ إِنَّ مَعِىَ رَبِّى سَيَهْدِينِ

    ḳâle kellâ. inne me`iye rabbî seyehdîn.

    Ahmed Hulusi

    (Musa) dedi ki: "Hayır! Rabbim benimledir; (kurtuluşun) yolunu gösterecektir!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 62. ayet

  54. Şuarâ suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 63. ayet. فَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْبَحْرَ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَٱلطَّوْدِ ٱلْعَظِيمِ

    feevḥaynâ ilâ mûsâ eni-ḍrib bi`aṣâke-lbaḥr. fenfeleḳa fekâne küllü firḳin keṭṭavdi-l`ażîm.

    Ahmed Hulusi

    Musa'ya: "Asan ile denize vur" diye vahyettik. . . (Vurunca) patladı, ikiye yarıldı. . . Sonra her bir yan büyük bir dağ gibi oldu.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 63. ayet

  55. Şuarâ suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 64. ayet. وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ ٱلْـَٔاخَرِينَ

    veezlefnâ ŝemme-l'âḫarîn.

    Ahmed Hulusi

    Diğerlerini de (takip edenleri) oraya yaklaştırdık.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 64. ayet

  56. Şuarâ suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 65. ayet. وَأَنجَيْنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

    veenceynâ mûsâ vemem me`ahû ecme`în.

    Ahmed Hulusi

    Musa'yı ve Onunla beraber olanların hepsini kurtardık.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 65. ayet

  57. Şuarâ suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 66. ayet. ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ

    ŝümme agraḳne-l'âḫarîn.

    Ahmed Hulusi

    Sonra, ötekilerini suda boğduk.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 66. ayet

  58. Şuarâ suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 67. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders var! Onların çoğunluğu ise buna iman etmiş değillerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 67. ayet

  59. Şuarâ suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 68. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki senin Rabbin "HU"dur; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 68. ayet

İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi 69–104

  1. Şuarâ suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 69. ayet. وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ إِبْرَٰهِيمَ

    vetlü `aleyhim nebee ibrâhîm.

    Ahmed Hulusi

    İbrahim'in haberini de anlat onlara.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 69. ayet

  2. Şuarâ suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 70. ayet. إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا تَعْبُدُونَ

    iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâ ta`büdûn.

    Ahmed Hulusi

    Hani (İbrahim) babasına ve toplumuna: "Neye kulluk ediyorsunuz?" demişti.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 70. ayet

  3. Şuarâ suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 71. ayet. قَالُوا۟ نَعْبُدُ أَصْنَامًا فَنَظَلُّ لَهَا عَٰكِفِينَ

    ḳâlû na`büdü aṣnâmen feneżallü lehâ `âkifîn.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Putlara kulluk ederiz, hep onlarla meşgulüz. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 71. ayet

  4. Şuarâ suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 72. ayet. قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ

    ḳâle hel yesme`ûneküm iẕ ted`ûn.

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim) dedi ki: "Dua ettiğinizde sizi işitirler mi?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 72. ayet

  5. Şuarâ suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 73. ayet. أَوْ يَنفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ

    ev yenfe`ûneküm ev yeḍurrûn.

    Ahmed Hulusi

    "Yahut size fayda sağlıyor ya da zarar veriyorlar mı?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 73. ayet

  6. Şuarâ suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 74. ayet. قَالُوا۟ بَلْ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ

    ḳâlû bel vecednâ âbâenâ keẕâlike yef`alûn.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Hayır! Fakat atalarımızı bunu uygular bulduk (biz de taklit ediyoruz onları)!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 74. ayet

  7. Şuarâ suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 75. ayet. قَالَ أَفَرَءَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

    ḳâle eferaeytüm mâ küntüm ta`büdûn.

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim) dedi ki: "Bir düşünün! Neye kulluk ediyorsunuz. . . "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 75. ayet

  8. Şuarâ suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 76. ayet. أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلْأَقْدَمُونَ

    entüm veâbâükümü-l'aḳdemûn.

    Ahmed Hulusi

    "Siz ve geçmişteki atalarınız!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 76. ayet

  9. Şuarâ suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 77. ayet. فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِّىٓ إِلَّا رَبَّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    feinnehüm `adüvvül lî illâ rabbe-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    "Kesinlikle onlar benim düşmanımdır. . . Sadece Rabb-ül alemin. . . "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 77. ayet

  10. Şuarâ suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 78. ayet. ٱلَّذِى خَلَقَنِى فَهُوَ يَهْدِينِ

    elleẕî ḫaleḳanî fehüve yehdîn.

    Ahmed Hulusi

    "Ki O, beni yarattı. . . O bana hidayet eder. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 78. ayet

  11. Şuarâ suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 79. ayet. وَٱلَّذِى هُوَ يُطْعِمُنِى وَيَسْقِينِ

    velleẕî hüve yuṭ`imünî veyesḳîn.

    Ahmed Hulusi

    "Ki O, beni yedirip doyurur ve içirir. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 79. ayet

  12. Şuarâ suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 80. ayet. وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ

    veiẕâ meriḍtü fehüve yeşfîn.

    Ahmed Hulusi

    "Hastalandığımda, O'dur bana şifa veren. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 80. ayet

  13. Şuarâ suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 81. ayet. وَٱلَّذِى يُمِيتُنِى ثُمَّ يُحْيِينِ

    velleẕî yümîtünî ŝümme yuḥyîn.

    Ahmed Hulusi

    "Ki O, beni öldüren, sonra dirilten. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 81. ayet

  14. Şuarâ suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 82. ayet. وَٱلَّذِىٓ أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِى خَطِيٓـَٔتِى يَوْمَ ٱلدِّينِ

    velleẕî aṭme`u ey yagfira lî ḫaṭîetî yevme-ddîn.

    Ahmed Hulusi

    "Ki O, Din hükümleri sürecinde hatalarımı mağfiret edeceğini umduğum. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 82. ayet

  15. Şuarâ suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 83. ayet. رَبِّ هَبْ لِى حُكْمًا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّٰلِحِينَ

    rabbi heb lî ḥukmev veelḥiḳnî biṣṣâliḥîn.

    Ahmed Hulusi

    "Rabbim, bana bir hüküm hibe et ve beni salihlere dahil et!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 83. ayet

  16. Şuarâ suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 84. ayet. وَٱجْعَل لِّى لِسَانَ صِدْقٍ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

    vec`al lî lisâne ṣidḳin fi-l'âḫirîn.

    Ahmed Hulusi

    "Arkamdan geleceklere de hakikati iletmemi sağla!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 84. ayet

  17. Şuarâ suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 85. ayet. وَٱجْعَلْنِى مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ

    vec`alnî miv veraŝeti cenneti-nne`îm.

    Ahmed Hulusi

    "Beni nimetler cennetinin varislerinden kıl!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 85. ayet

  18. Şuarâ suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 86. ayet. وَٱغْفِرْ لِأَبِىٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

    vagfir liebî innehû kâne mine-ḍḍâllîn.

    Ahmed Hulusi

    "Babamı mağfiret et! Muhakkak ki o, doğru inançtan sapanlardandı!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 86. ayet

  19. Şuarâ suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 87. ayet. وَلَا تُخْزِنِى يَوْمَ يُبْعَثُونَ

    velâ tuḫzinî yevme yüb`aŝûn.

    Ahmed Hulusi

    "Ba's sürecinde beni rezil - rüsva etme!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 87. ayet

  20. Şuarâ suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 88. ayet. يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ

    yevme lâ yenfe`u mâlüv velâ benûn.

    Ahmed Hulusi

    "O süreçte zenginlik de fayda vermez, oğullar da (fayda vermez). "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 88. ayet

  21. Şuarâ suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 89. ayet. إِلَّا مَنْ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ

    illâ men ete-llâhe biḳalbin selîm.

    Ahmed Hulusi

    "Sadece, Allah'a kalb-i selim (şuurunda hakikat açığa çıkmış olan) ile gelmiş kimse müstesna!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 89. ayet

  22. Şuarâ suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 90. ayet. وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ

    veüzlifeti-lcennetü lilmütteḳîn.

    Ahmed Hulusi

    Korunmuşlara cennet (yaşantısı) yaklaştırılmıştır.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 90. ayet

  23. Şuarâ suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 91. ayet. وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ

    vebürrizeti-lceḥîmü lilgâvîn.

    Ahmed Hulusi

    Hakikatten sapanlar içinse; cehennem önlerine getirilmiştir!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 91. ayet

  24. Şuarâ suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 92. ayet. وَقِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

    veḳîle lehüm eyne mâ küntüm ta`büdûn.

    Ahmed Hulusi

    Onlara: "Nerede tapındığınız şeyler?" denildi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 92. ayet

  25. Şuarâ suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 93. ayet. مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلْ يَنصُرُونَكُمْ أَوْ يَنتَصِرُونَ

    min dûni-llâh. hel yenṣurûneküm ev yenteṣirûn.

    Ahmed Hulusi

    "Allah dununda tapındıklarınız. . . Size yardım ediyorlar mı? Yahut kendilerine bir yardımları dokunur mu?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 93. ayet

  26. Şuarâ suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 94. ayet. فَكُبْكِبُوا۟ فِيهَا هُمْ وَٱلْغَاوُۥنَ

    fekübkibû fîhâ hüm velgâvûn.

    Ahmed Hulusi

    Onlar (taptıklarınız) ve hakikatinden sapıp putlara tapanlar, onun içinde (cehennemde) tepetaklak yüzüstü yere çarpılmıştır!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 94. ayet

  27. Şuarâ suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 95. ayet. وَجُنُودُ إِبْلِيسَ أَجْمَعُونَ

    vecünûdü iblîse ecme`ûn.

    Ahmed Hulusi

    İblis'in orduları da toptan (oraya atılmıştır).

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 95. ayet

  28. Şuarâ suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 96. ayet. قَالُوا۟ وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ

    ḳâlû vehüm fîhâ yaḫteṣimûn.

    Ahmed Hulusi

    Onlar orada tartışarak dediler ki:

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 96. ayet

  29. Şuarâ suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 97. ayet. تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    tellâhi in künnâ lefî ḍalâlim mübîn.

    Ahmed Hulusi

    "Tallahi, kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde imişiz!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 97. ayet

  30. Şuarâ suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 98. ayet. إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    iẕ nüsevvîküm birabbi-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    "Hani sizi Rabb-ül alemin ile eşit kılmıştık. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 98. ayet

  31. Şuarâ suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 99. ayet. وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلْمُجْرِمُونَ

    vemâ eḍallenâ ille-lmücrimûn.

    Ahmed Hulusi

    "Bizi ancak o suçlular (hakikati inkar edenler) saptırdı. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 99. ayet

  32. Şuarâ suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 100. ayet. فَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَ

    femâ lenâ min şâfi`în.

    Ahmed Hulusi

    "Şefaatçimiz de yok. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 100. ayet

  33. Şuarâ suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 101. ayet. وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ

    velâ ṣadîḳin ḥamîm.

    Ahmed Hulusi

    "Güveneceğimiz bir dostumuz da yok. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 101. ayet

  34. Şuarâ suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 102. ayet. فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    felev enne lenâ kerraten fenekûne mine-lmü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    "Keşke geri dönebilsek de (hakikate) iman etmenin getirisini elde etsek. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 102. ayet

  35. Şuarâ suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 103. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bu olayda bir ders vardır. . . Onların çoğunluğu (hakikatlerine) iman etmiş değillerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 103. ayet

  36. Şuarâ suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 104. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 104. ayet

Nûh 105–122

  1. Şuarâ suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 105. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ ٱلْمُرْسَلِينَ

    keẕẕebet ḳavmü nûḥin-lmürselîn.

    Ahmed Hulusi

    Nuh toplumu da Rasulleri yalanladı.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 105. ayet

  2. Şuarâ suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 106. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm nûḥun elâ tetteḳûn.

    Ahmed Hulusi

    Hani kardeşleri Nuh onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 106. ayet

  3. Şuarâ suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 107. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    innî leküm rasûlün emîn.

    Ahmed Hulusi

    "Kesinlikle sizin için güvenilir bir Rasulüm. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 107. ayet

  4. Şuarâ suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 108. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Ahmed Hulusi

    "O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 108. ayet

  5. Şuarâ suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 109. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    "Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Çalışmamın karşılığını yaşatacak olan sadece Rabb-ül alemin'dir!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 109. ayet

  6. Şuarâ suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 110. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Ahmed Hulusi

    "O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 110. ayet

  7. Şuarâ suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 111. ayet. قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلْأَرْذَلُونَ

    ḳâlû enü'minü leke vettebe`ake-l'erẕelûn.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "En alt tabaka sana tabi oluyor iken, sana iman eder miyiz hiç?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 111. ayet

  8. Şuarâ suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 112. ayet. قَالَ وَمَا عِلْمِى بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    ḳâle vemâ `ilmî bimâ kânû ya`melûn.

    Ahmed Hulusi

    (Nuh) dedi ki: "Onların yaptıkları konusunda bilgim yok. . . "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 112. ayet

  9. Şuarâ suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 113. ayet. إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّى لَوْ تَشْعُرُونَ

    in ḥisâbühüm illâ `alâ rabbî lev teş`urûn.

    Ahmed Hulusi

    "Onların yaptıklarının sonucu, Rabbimin bileceği iştir. . . Olayın şuuruna varsaydınız!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 113. ayet

  10. Şuarâ suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 114. ayet. وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    vemâ ene biṭâridi-lmü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    "Ben iman edenleri uzaklaştırıcı değilim!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 114. ayet

  11. Şuarâ suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 115. ayet. إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    in ene illâ neẕîrum mübîn.

    Ahmed Hulusi

    "Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 115. ayet

  12. Şuarâ suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 116. ayet. قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمَرْجُومِينَ

    ḳâlû leil lem tentehi yâ nûḥu letekûnenne mine-lmercûmîn.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Andolsun ki ey Nuh, eğer vazgeçmezsen kesinlikle taşlanarak öldürüleceksin!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 116. ayet

  13. Şuarâ suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 117. ayet. قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِى كَذَّبُونِ

    ḳâle rabbi inne ḳavmî keẕẕebûn.

    Ahmed Hulusi

    (Nuh) dedi ki: "Rabbim. . . Halkım kesinkes beni yalanladı!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 117. ayet

  14. Şuarâ suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 118. ayet. فَٱفْتَحْ بَيْنِى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِى وَمَن مَّعِىَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    feftaḥ beynî vebeynehüm fetḥav veneccinî vemem me`iye mine-lmü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    "Benimle onların arasını aç ki (layıklarını bulsunlar; Rasul aralarında yaşarken azap gelmez); beni ve iman edenlerden benimle beraber olanları kurtar. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 118. ayet

  15. Şuarâ suresi, 119. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 119. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

    feenceynâhü vemem me`ahû fi-lfülki-lmeşḥûn.

    Ahmed Hulusi

    Biz de Onu ve Onunla beraber olan kimselerle dolu gemiyle, onları kurtardık.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 119. ayet

  16. Şuarâ suresi, 120. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 120. ayet. ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ ٱلْبَاقِينَ

    ŝümme agraḳnâ ba`dü-lbâḳîn.

    Ahmed Hulusi

    Sonra, onların ardında kalanları suda boğduk!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 120. ayet

  17. Şuarâ suresi, 121. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 121. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders vardır. . . Ne var ki onların ekseriyeti iman edenler değillerdir!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 121. ayet

  18. Şuarâ suresi, 122. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 122. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle Rabbindir "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 122. ayet

Hûd ve Âd kavmi 123–140

  1. Şuarâ suresi, 123. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 123. ayet. كَذَّبَتْ عَادٌ ٱلْمُرْسَلِينَ

    keẕẕebet `âdün-lmürselîn.

    Ahmed Hulusi

    Ad (Hud a. s. ın halkı) da Rasulleri yalanladı.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 123. ayet

  2. Şuarâ suresi, 124. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 124. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm hûdün elâ tetteḳûn.

    Ahmed Hulusi

    Hani kardeşleri Hud onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız (korunun; takva elde edin!)?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 124. ayet

  3. Şuarâ suresi, 125. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 125. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    innî leküm rasûlün emîn.

    Ahmed Hulusi

    "Şüphesiz ki ben sizin için güvenilir bir Rasulüm. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 125. ayet

  4. Şuarâ suresi, 126. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 126. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Ahmed Hulusi

    "O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 126. ayet

  5. Şuarâ suresi, 127. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 127. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    "Bunun üzerine sizden bir karşılık istemiyorum. . . Çalışmamın karşılığı sadece Rabb-ül alemin'e aittir. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 127. ayet

  6. Şuarâ suresi, 128. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 128. ayet. أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةً تَعْبَثُونَ

    etebnûne bikülli rî`in âyeten ta`beŝûn.

    Ahmed Hulusi

    "Siz her tepeye köşkler inşa edip, oyalanıyor musunuz?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 128. ayet

  7. Şuarâ suresi, 129. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 129. ayet. وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ

    vetetteḫiẕûne meṣâni`a le`alleküm taḫlüdûn.

    Ahmed Hulusi

    "Sonsuz yaşayacakmış gibi kale benzeri evler mi yaptırıyorsunuz?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 129. ayet

  8. Şuarâ suresi, 130. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 130. ayet. وَإِذَا بَطَشْتُم بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ

    veiẕâ beṭaştüm beṭaştüm cebbârîn.

    Ahmed Hulusi

    "Gücünüze dayanarak hakları ortadan kaldırıp, ele geçirdiğinize sahip oluyorsunuz!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 130. ayet

  9. Şuarâ suresi, 131. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 131. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Ahmed Hulusi

    "Artık Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 131. ayet

  10. Şuarâ suresi, 132. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 132. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِىٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعْلَمُونَ

    vetteḳu-lleẕî emeddeküm bimâ ta`lemûn.

    Ahmed Hulusi

    "Bildiğiniz nimetlerle size yardım edenden korunun. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 132. ayet

  11. Şuarâ suresi, 133. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 133. ayet. أَمَدَّكُم بِأَنْعَٰمٍ وَبَنِينَ

    emeddeküm bien`âmiv vebenîn.

    Ahmed Hulusi

    "En'am (kurban edilebilir hayvanlar) ve oğullar verdi. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 133. ayet

  12. Şuarâ suresi, 134. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 134. ayet. وَجَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    vecennâtiv ve`uyûn.

    Ahmed Hulusi

    "Bahçeler, pınarlar. . . "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 134. ayet

  13. Şuarâ suresi, 135. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 135. ayet. إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    innî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmin `ażîm.

    Ahmed Hulusi

    "Doğrusu, çok büyük bir sürecin azabı üzerinizdedir (diye) korkuyorum. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 135. ayet

  14. Şuarâ suresi, 136. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 136. ayet. قَالُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُن مِّنَ ٱلْوَٰعِظِينَ

    ḳâlû sevâün `aleynâ eve`ażte em lem teküm mine-lvâ`iżîn.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "İster öğüt ver ister verme; bize birdir!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 136. ayet

  15. Şuarâ suresi, 137. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 137. ayet. إِنْ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ

    in hâẕâ illâ ḫulüḳu-l'evvelîn.

    Ahmed Hulusi

    "Bu eskilerin uydurmasıdır!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 137. ayet

  16. Şuarâ suresi, 138. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 138. ayet. وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

    vemâ naḥnü bimü`aẕẕebîn.

    Ahmed Hulusi

    "Biz azaba da çarpılmayacağız!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 138. ayet

  17. Şuarâ suresi, 139. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 139. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَٰهُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    fekeẕẕebûhü feehleknâhüm. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    Böylece Onu yalanladılar, biz de onları helak ettik! Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders vardır! Onların ekseriyeti de iman eden değillerdir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 139. ayet

  18. Şuarâ suresi, 140. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 140. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle senin Rabbin'dir "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 140. ayet

Sâlih ve Semûd kavmi 141–159

  1. Şuarâ suresi, 141. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 141. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ ٱلْمُرْسَلِينَ

    keẕẕebet ŝemûdü-lmürselîn.

    Ahmed Hulusi

    Semud da Rasulleri yalanladı.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 141. ayet

  2. Şuarâ suresi, 142. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 142. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm ṣâliḥun elâ tetteḳûn.

    Ahmed Hulusi

    Hani kardeşleri Salih onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 142. ayet

  3. Şuarâ suresi, 143. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 143. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    innî leküm rasûlün emîn.

    Ahmed Hulusi

    "Ben kesinlikle güveneceğiniz bir Rasulüm. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 143. ayet

  4. Şuarâ suresi, 144. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 144. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Ahmed Hulusi

    "O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 144. ayet

  5. Şuarâ suresi, 145. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 145. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    "Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Hizmetimin karşılığı yalnızca Rabb-ül alemin'e aittir. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 145. ayet

  6. Şuarâ suresi, 146. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 146. ayet. أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ

    etütrakûne fî mâ hâhünâ âminîn.

    Ahmed Hulusi

    "(Ne yaparsanız yapın) hep böyle güvende olacağınızı mı sanıyorsunuz?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 146. ayet

  7. Şuarâ suresi, 147. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 147. ayet. فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    fî cennâtiv ve`uyûn.

    Ahmed Hulusi

    "Cennetler (bahçeler) ve pınarlar içinde. . . "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 147. ayet

  8. Şuarâ suresi, 148. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 148. ayet. وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ

    vezürû`iv venaḫlin ṭal`uhâ heḍîm.

    Ahmed Hulusi

    "Ekinler ve tomurcuklarıyla hurma ağaçları!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 148. ayet

  9. Şuarâ suresi, 149. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 149. ayet. وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا فَٰرِهِينَ

    vetenḥitûne mine-lcibâli büyûten fârihîn.

    Ahmed Hulusi

    "Hünerli ve keyifli olarak dağlardan evler yontuyorsunuz!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 149. ayet

  10. Şuarâ suresi, 150. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 150. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Ahmed Hulusi

    "O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 150. ayet

  11. Şuarâ suresi, 151. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 151. ayet. وَلَا تُطِيعُوٓا۟ أَمْرَ ٱلْمُسْرِفِينَ

    velâ tüṭî`û emra-lmüsrifîn.

    Ahmed Hulusi

    "Yetkisini aşanların emrine itaat etmeyin!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 151. ayet

  12. Şuarâ suresi, 152. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 152. ayet. ٱلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

    elleẕîne yüfsidûne fi-l'arḍi velâ yuṣliḥûn.

    Ahmed Hulusi

    "Ki onlar (yetkilerini aşanlar) dünyada insanları yanlışa yönlendirirler, düzeltici olmazlar. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 152. ayet

  13. Şuarâ suresi, 153. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 153. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

    ḳâlû innemâ ente mine-lmüseḥḥarîn.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Sen büyülenmişsin (etki altına girmişsin). "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 153. ayet

  14. Şuarâ suresi, 154. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 154. ayet. مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    mâ ente illâ beşerum miŝlünâ. fe'ti biâyetin in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Ahmed Hulusi

    "Sen yalnızca bizim benzerimiz bir beşersin (ama kendini farklı sanıyorsun)! Eğer sözünde sadıksan hadi bir mucize göster!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 154. ayet

  15. Şuarâ suresi, 155. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 155. ayet. قَالَ هَٰذِهِۦ نَاقَةٌ لَّهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

    ḳâle hâẕihî nâḳatül lehâ şirbüv veleküm şirbü yevmim ma`lûm.

    Ahmed Hulusi

    (Salih) dedi ki: "Şu (başıboş) dişi deve. . . Onun da bir su içme sırası var, sizin develerinizin de. . . "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 155. ayet

  16. Şuarâ suresi, 156. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 156. ayet. وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    velâ temessûhâ bisûin feye'ḫuẕeküm `aẕâbü yevmin `ażîm.

    Ahmed Hulusi

    "(Sakın) ona kötülük yapmayın. (Aksi takdirde) sizi çok güçlü bir sürecin azabı yakalar. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 156. ayet

  17. Şuarâ suresi, 157. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 157. ayet. فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا۟ نَٰدِمِينَ

    fe`aḳarûhâ feaṣbeḥû nâdimîn.

    Ahmed Hulusi

    (Uyarıyı dinlemeyip) dişi deveyi vahşice boğazladılar; sonunda da çok pişman oldular.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 157. ayet

  18. Şuarâ suresi, 158. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 158. ayet. فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    feeḫaẕehümü-l`aẕâb. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    Sonunda o azap onları çarptı! Muhakkak ki bu olayda bir işaret - ders vardır. . . Onların çoğunluğu iman etmemişlerdir!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 158. ayet

  19. Şuarâ suresi, 159. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 159. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 159. ayet

Lût 160–175

  1. Şuarâ suresi, 160. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 160. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلِينَ

    keẕẕebet ḳavmü lûṭini-lmürselîn.

    Ahmed Hulusi

    Lut toplumu da Rasulleri yalanladı.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 160. ayet

  2. Şuarâ suresi, 161. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 161. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm lûṭun elâ tetteḳûn.

    Ahmed Hulusi

    Hani kardeşleri Lut onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 161. ayet

  3. Şuarâ suresi, 162. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 162. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    innî leküm rasûlün emîn.

    Ahmed Hulusi

    "Ben kesinlikle güveneceğiniz bir Rasulüm. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 162. ayet

  4. Şuarâ suresi, 163. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 163. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Ahmed Hulusi

    "O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 163. ayet

  5. Şuarâ suresi, 164. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 164. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    "Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Hizmetimin karşılığı yalnızca Rabb-ül alemin'e aittir. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 164. ayet

  6. Şuarâ suresi, 165. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 165. ayet. أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ete'tûne-ẕẕükrâne mine-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    "İnsanlardan (dişileri bırakıp) erkeklerle mi yatmak istiyorsunuz?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 165. ayet

  7. Şuarâ suresi, 166. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 166. ayet. وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ

    veteẕerûne mâ ḫaleḳa leküm rabbüküm min ezvâciküm. bel entüm ḳavmün `âdûn.

    Ahmed Hulusi

    "Rabbinizin sizin için yarattığı kadınları bırakıyorsunuz! Hayır, siz sınırlarınızı aşan bir topluluksunuz!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 166. ayet

  8. Şuarâ suresi, 167. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 167. ayet. قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ

    ḳâlû leil lem tentehi yâ lûṭu letekûnenne mine-lmuḫracîn.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Andolsun ki ey Lut, eğer (bu söylemlerinden) vazgeçmezsen, kesinlikle (buradan) çıkarılacaksın!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 167. ayet

  9. Şuarâ suresi, 168. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 168. ayet. قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ

    ḳâle innî li`ameliküm mine-lḳâlîn.

    Ahmed Hulusi

    (Lut) dedi ki: "Gerçek şu ki, sizin bu fiillerinizden nefret ediyorum! (Faile değil, fiile nefret gerçeği vurgulanıyor. A. H. )"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 168. ayet

  10. Şuarâ suresi, 169. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 169. ayet. رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ

    rabbi neccinî veehlî mimmâ ya`melûn.

    Ahmed Hulusi

    "Rabbim, beni ve ehlimi (bunların) yaptıklarından kurtar. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 169. ayet

  11. Şuarâ suresi, 170. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 170. ayet. فَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

    fenecceynâhü veehlehû ecme`în.

    Ahmed Hulusi

    Bunun üzerine Onu ve ehlini toptan kurtardık.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 170. ayet

  12. Şuarâ suresi, 171. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 171. ayet. إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ

    illâ `acûzen fi-lgâbirîn.

    Ahmed Hulusi

    Sadece gelmek istemeyen kocakarı (Lut a. s. ın iman etmeyen karısı) hariç!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 171. ayet

  13. Şuarâ suresi, 172. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 172. ayet. ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ

    ŝümme demmerne-l'âḫarîn.

    Ahmed Hulusi

    Sonra diğerlerini yerle bir ettik!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 172. ayet

  14. Şuarâ suresi, 173. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 173. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ

    veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fesâe meṭaru-lmünẕerîn.

    Ahmed Hulusi

    Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 173. ayet

  15. Şuarâ suresi, 174. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 174. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bu olayda da bir işaret - ders vardır. . . Ne var ki onların çoğunluğu iman etmemiştir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 174. ayet

  16. Şuarâ suresi, 175. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 175. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 175. ayet

Şu'ayb ve Eyke halkı 176–191

  1. Şuarâ suresi, 176. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 176. ayet. كَذَّبَ أَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ ٱلْمُرْسَلِينَ

    keẕẕebe aṣḥâbü-l'eyketi-lmürselîn.

    Ahmed Hulusi

    Ashab-ı Eyke de (orman halkı, Şuayb a. s. ın kavmi) Rasulleri yalanladı!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 176. ayet

  2. Şuarâ suresi, 177. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 177. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    iẕ ḳâle lehüm şu`aybün elâ tetteḳûn.

    Ahmed Hulusi

    Hani Şuayb onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 177. ayet

  3. Şuarâ suresi, 178. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 178. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    innî leküm rasûlün emîn.

    Ahmed Hulusi

    "Ben kesinlikle güveneceğiniz bir Rasulüm. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 178. ayet

  4. Şuarâ suresi, 179. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 179. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Ahmed Hulusi

    "O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 179. ayet

  5. Şuarâ suresi, 180. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 180. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    "Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Hizmetimin karşılığı yalnızca Rabb-ül alemin'e aittir. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 180. ayet

  6. Şuarâ suresi, 181. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 181. ayet. أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ

    evfü-lkeyle velâ tekûnû mine-lmuḫsirîn.

    Ahmed Hulusi

    "Ölçmeyi tam yapın. . . Tartıda hile yapıp eksik vermeyin!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 181. ayet

  7. Şuarâ suresi, 182. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 182. ayet. وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ

    vezinû bilḳisṭâsi-lmüsteḳîm.

    Ahmed Hulusi

    "Sağlıklı ölçümleme ile ölçün!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 182. ayet

  8. Şuarâ suresi, 183. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 183. ayet. وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

    velâ tebḫasü-nnâse eşyâehüm velâ ta`ŝev fi-l'arḍi müfsidîn.

    Ahmed Hulusi

    "İnsanların hakkını vermemezlik etmeyin ve düzgün düzeni bozmayın, dünyada taşkınlık yapmayın. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 183. ayet

  9. Şuarâ suresi, 184. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 184. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلْجِبِلَّةَ ٱلْأَوَّلِينَ

    vetteḳu-lleẕî ḫaleḳaküm velcibillete-l'evvelîn.

    Ahmed Hulusi

    "Sizi ve önceki nesilleri yaratandan (onlara yaptıklarının sonucunu yaşattığı ve size de yaşatacağı için) korunun!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 184. ayet

  10. Şuarâ suresi, 185. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 185. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

    ḳâlû innemâ ente mine-lmüseḥḥarîn.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Sen yalnızca büyülenmişsin (etki altındasın)!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 185. ayet

  11. Şuarâ suresi, 186. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 186. ayet. وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    vemâ ente illâ beşer miŝlünâ vein neżunnüke lemine-lkâẕibîn.

    Ahmed Hulusi

    "Sen bizim gibi bir beşersin! Senin yalancı olduğunu düşünüyoruz!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 186. ayet

  12. Şuarâ suresi, 187. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 187. ayet. فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    feesḳiṭ `aleynâ kisefem mine-ssemâi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Ahmed Hulusi

    "Eğer sözünde sadıksan, hadi üzerimize semadan parçalar düşürt. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 187. ayet

  13. Şuarâ suresi, 188. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 188. ayet. قَالَ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ

    ḳâle rabbî a`lemü bimâ ta`melûn.

    Ahmed Hulusi

    (Şuayb) dedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı (yaratan olarak) daha iyi bilir. "

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 188. ayet

  14. Şuarâ suresi, 189. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 189. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    fekeẕẕebûhü feeḫaẕehüm `aẕâbü yevmi-żżulleh. innehû kâne `aẕâbe yevmin `ażîm.

    Ahmed Hulusi

    Böylece Onu yalanladılar da bu yüzden o kararan günün şiddetli azabı onları yakaladı. . . Muhakkak ki o aziym bir sürecin azabı idi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 189. ayet

  15. Şuarâ suresi, 190. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 190. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bu olayda da işaret - ders vardır. . . Ne var ki onların çoğunluğu iman etmemiştir!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 190. ayet

  16. Şuarâ suresi, 191. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 191. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 191. ayet

Kur'an'ın indirilişi; "onu şeytanlar indirmedi" 192–212

  1. Şuarâ suresi, 192. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 192. ayet. وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    veinnehû letenzîlü rabbi-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki O (Kur'an), Rabb-ül alemin'in tenzilidir (hakikatin olan El Esma mertebesinden şuuruna boyutsal iniştir)!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 192. ayet

  2. Şuarâ suresi, 193. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 193. ayet. نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلْأَمِينُ

    nezele bihi-rrûḥu-l'emîn.

    Ahmed Hulusi

    Er Ruh-ul Emin (Fuadına yansıyan Esma ilmi) Onunla (Cibril) indi!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 193. ayet

  3. Şuarâ suresi, 194. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 194. ayet. عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ

    `alâ ḳalbike litekûne mine-lmünẕirîn.

    Ahmed Hulusi

    Senin kalbine (şuuruna) ki, (bu bilgiye dayalı olarak) uyarıcılardan olasın!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 194. ayet

  4. Şuarâ suresi, 195. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 195. ayet. بِلِسَانٍ عَرَبِىٍّ مُّبِينٍ

    bilisânin `arabiyyim mübîn.

    Ahmed Hulusi

    Apaçık bir Arapça anlatım diliyle!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 195. ayet

  5. Şuarâ suresi, 196. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 196. ayet. وَإِنَّهُۥ لَفِى زُبُرِ ٱلْأَوَّلِينَ

    veinnehû lefî zübüri-l'evvelîn.

    Ahmed Hulusi

    Şüphesiz ki O (hakikat bilgisi), öncekilerin hikmetli bilgilerinde de vardır.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 196. ayet

  6. Şuarâ suresi, 197. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 197. ayet. أَوَلَمْ يَكُن لَّهُمْ ءَايَةً أَن يَعْلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُا۟ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    evelem yekül lehüm âyeten ey ya`lemehû `ulemâü benî isrâîl.

    Ahmed Hulusi

    İsrailoğullarının alimlerinin Onu bilmesi, onlar için bir delil değil midir?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 197. ayet

  7. Şuarâ suresi, 198. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 198. ayet. وَلَوْ نَزَّلْنَٰهُ عَلَىٰ بَعْضِ ٱلْأَعْجَمِينَ

    velev nezzelnâhü `alâ ba`ḍi-l'a`cemîn.

    Ahmed Hulusi

    Eğer Onu Arapça bilmeyen birine inzal etseydik;

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 198. ayet

  8. Şuarâ suresi, 199. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 199. ayet. فَقَرَأَهُۥ عَلَيْهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ مُؤْمِنِينَ

    feḳara'ehû `aleyhim mâ kânû bihî mü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    Onu, onlara bildirseydi; gene Ona iman etmezlerdi.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 199. ayet

  9. Şuarâ suresi, 200. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 200. ayet. كَذَٰلِكَ سَلَكْنَٰهُ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

    keẕâlike seleknâhü fî ḳulûbi-lmücrimîn.

    Ahmed Hulusi

    İşte Onu, (hakikati inkar) suçu işleyenlerin akıllarına bu kadar sokarız!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 200. ayet

  10. Şuarâ suresi, 201. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 201. ayet. لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

    lâ yü'minûne bihî ḥattâ yeravu-l`aẕâbe-l'elîm.

    Ahmed Hulusi

    Feci azabı görünceye kadar Ona iman etmezler.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 201. ayet

  11. Şuarâ suresi, 202. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 202. ayet. فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    feye'tiyehüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

    Ahmed Hulusi

    (Ölüm azabı) onlara, düşünmedikleri bir anda, ansızın gelir! (Ölüm, en büyük azaptır; çünkü kişi ölümü tadarak hakikatini bizzat müşahede eder ve hakikatinin hakkını veremediğini kavrar; artık bunun gereğini yerine getirme imkanı kalmadığını idrak ederek çok büyük bir pişmanlığın azabı içine düşer. A. H. )

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 202. ayet

  12. Şuarâ suresi, 203. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 203. ayet. فَيَقُولُوا۟ هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ

    feyeḳûlû hel naḥnü münżarûn.

    Ahmed Hulusi

    (O vakit) derler ki: "Bize ek süre tanınır mı ki?"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 203. ayet

  13. Şuarâ suresi, 204. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 204. ayet. أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

    efebi`aẕâbinâ yesta`cilûn.

    Ahmed Hulusi

    Azabımızın kendilerinde açığa çıkmasını acele mi istiyorlar?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 204. ayet

  14. Şuarâ suresi, 205. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 205. ayet. أَفَرَءَيْتَ إِن مَّتَّعْنَٰهُمْ سِنِينَ

    eferaeyte im metta`nâhüm sinîn.

    Ahmed Hulusi

    Görüyorsun işte. . . Onları senelerce çeşitli nimetlerle zevklendirsek,

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 205. ayet

  15. Şuarâ suresi, 206. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 206. ayet. ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

    ŝümme câehüm mâ kânû yû`adûn.

    Ahmed Hulusi

    Sonra, uyarıldıkları başlarına gelse. . .

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 206. ayet

  16. Şuarâ suresi, 207. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 207. ayet. مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يُمَتَّعُونَ

    mâ agnâ `anhüm mâ kânû yümette`ûn.

    Ahmed Hulusi

    Sahip olduklarıyla yaşadıkları zevkler, onlara hiçbir yarar sağlamaz!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 207. ayet

  17. Şuarâ suresi, 208. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 208. ayet. وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ

    vemâ ehleknâ min ḳaryetin illâ lehâ münẕirûn.

    Ahmed Hulusi

    Biz, uyarıcıları gelmemiş hiçbir bölge halkını helak etmedik.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 208. ayet

  18. Şuarâ suresi, 209. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 209. ayet. ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    ẕikrâ. vemâ künnâ żâlimîn.

    Ahmed Hulusi

    (Önce) hatırlatma olur! Biz haksızlık etmeyiz!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 209. ayet

  19. Şuarâ suresi, 210. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 210. ayet. وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ ٱلشَّيَٰطِينُ

    vemâ tenezzelet bihi-şşeyâṭîn.

    Ahmed Hulusi

    Onu (Kuran'ı) şeytanlar oluşturmadı!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 210. ayet

  20. Şuarâ suresi, 211. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 211. ayet. وَمَا يَنۢبَغِى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ

    vemâ yembegî lehüm vemâ yesteṭî`ûn.

    Ahmed Hulusi

    Onların işlevine uymaz! (Zaten) buna yetecek kuvvelere de sahip değillerdir!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 211. ayet

  21. Şuarâ suresi, 212. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 212. ayet. إِنَّهُمْ عَنِ ٱلسَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ

    innehüm `ani-ssem`i lema`zûlûn.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki onlar algılama kapasitesinden yoksundurlar!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 212. ayet

"En yakın akrabanı uyar"; şairler 213–227

  1. Şuarâ suresi, 213. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 213. ayet. فَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْمُعَذَّبِينَ

    felâ ted`u me`a-llâhi ilâhen âḫara fetekûne mine-lmü`aẕẕebîn.

    Ahmed Hulusi

    O halde Allah (hakikati ortada iken) yanı sıra tanrı kavramına yönelme! Yoksa azabı yaşayacaklardan olursun!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 213. ayet

  2. Şuarâ suresi, 214. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 214. ayet. وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ ٱلْأَقْرَبِينَ

    veenẕir `aşîrateke-l'aḳrabîn.

    Ahmed Hulusi

    Uyarmaya en yakınlarından başla!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 214. ayet

  3. Şuarâ suresi, 215. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 215. ayet. وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    vaḫfiḍ cenâḥake limeni-ttebe`ake mine-lmü'minîn.

    Ahmed Hulusi

    İman edenlerden sana tabi olanları kanadının altına al!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 215. ayet

  4. Şuarâ suresi, 216. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 216. ayet. فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ

    fein `aṣavke feḳul innî berîüm mimmâ ta`melûn.

    Ahmed Hulusi

    Eğer sana asi olurlar ise de ki: "Ben yaptıklarınızdan beriyim!"

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 216. ayet

  5. Şuarâ suresi, 217. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 217. ayet. وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

    vetevekkel `ale-l`azîzi-rraḥîm.

    Ahmed Hulusi

    (Hakikatin olan Esma mertebesine) Aziyz Rahıym'e tevekkül et!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 217. ayet

  6. Şuarâ suresi, 218. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 218. ayet. ٱلَّذِى يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ

    elleẕî yerâke ḥîne teḳûm.

    Ahmed Hulusi

    Ki O, işlevine kalktığında seni görür. . .

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 218. ayet

  7. Şuarâ suresi, 219. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 219. ayet. وَتَقَلُّبَكَ فِى ٱلسَّٰجِدِينَ

    veteḳallübeke fi-ssâcidîn.

    Ahmed Hulusi

    Secde edenler içinde yer aldığını da!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 219. ayet

  8. Şuarâ suresi, 220. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 220. ayet. إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki O, "HU"; Semi'dir, Aliym'dir.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 220. ayet

  9. Şuarâ suresi, 221. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 221. ayet. هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَٰطِينُ

    hel ünebbiüküm `alâ men tenezzelü-şşeyâṭîn.

    Ahmed Hulusi

    Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 221. ayet

  10. Şuarâ suresi, 222. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 222. ayet. تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ

    tenezzelü `alâ külli effâkin eŝîm.

    Ahmed Hulusi

    Kendini aldatan vebal sahibini etkilerler!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 222. ayet

  11. Şuarâ suresi, 223. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 223. ayet. يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَٰذِبُونَ

    yülḳûne-ssem`a veekŝeruhüm kâẕibûn.

    Ahmed Hulusi

    Kendilerini aldatanlar, (şeytanlara - bilinçteki aldatıcı fikirlere) kulak verirler ve onların ekseriyeti yalancıdırlar.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 223. ayet

  12. Şuarâ suresi, 224. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 224. ayet. وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلْغَاوُۥنَ

    veşşu`arâü yettebi`uhümü-lgâvûn.

    Ahmed Hulusi

    Şairler (şiirlerle duygusallığı tahrik ederek, insanları tanrı edindiklerine tapınmaya yönlendirenler); onlara hakikatten sapanlar tabi olur.

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 224. ayet

  13. Şuarâ suresi, 225. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 225. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِى كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ

    elem tera ennehüm fî külli vâdiy yehîmûn.

    Ahmed Hulusi

    Görmez misin ki onlar hayal - evham dünyalarında yaşarlar!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 225. ayet

  14. Şuarâ suresi, 226. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 226. ayet. وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ

    veennehüm yeḳûlûne mâ lâ yef`alûn.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki onlar yapmayacakları şeyleri söylerler!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 226. ayet

  15. Şuarâ suresi, 227. ayet — tek başına aç

    Şuarâ suresi, 227. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱنتَصَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ وَسَيَعْلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَىَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ

    ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veẕekerü-llâhe keŝîrav venteṣarû mim ba`di mâ żulimû. veseya`lemü-lleẕîne żalemû eyye münḳalebiy yenḳalibûn.

    Ahmed Hulusi

    Ancak (hakikate) iman edenler ve imanın gereğini uygulayanlar, Allah'ı çok zikredenler ve zulme uğradıktan sonra zafere ulaşanlar müstesna. . . (Nefslerine) zulmedenler, yakında hangi dönüşüme uğrayacaklarını kavrayacaklar (ama iş işten geçmiş olacak)!

    Ayet detayı — Şuarâ suresi, 227. ayet