Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 50. ayet

Şuarâ suresi, 50. ayet. قَالُوا۟ لَا ضَيْرَ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

ḳâlû lâ ḍayr. innâ ilâ rabbinâ münḳalibûn.

Diyanet İşleri

Sihirbazlar şöyle dediler: "Zararı yok, mutlaka Rabbimize döneceğiz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 47–53 · surenin 50. ayeti / 227
  1. Şuarâ 47

    "Alemlerin Rabbine inandık" dediler.

  2. Şuarâ 48

    "Musa'nın ve Harun'un Rabbi'ne."

  3. Şuarâ 49

    Firavun, "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım" dedi.

  4. 50

    Sihirbazlar şöyle dediler: "Zararı yok, mutlaka Rabbimize döneceğiz."

  5. Şuarâ 51

    "(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz."

  6. Şuarâ 52

    Biz Musa'ya, "Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz" diye vahyettik.

  7. Şuarâ 53

    Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 49–51. ayetler için yazılmıştır.

49 - 51. Firavun sihirbazlara “dedi ki: Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz?” Firavun, sihirbazların kendine karşı gösterdikleri cesaretten, kendi izni olmadan ve ona danışmadan iman etmeye kalkışmalarından hem hayrete düşmüştü hem de kavmine bunun şaşılacak bir şey olduğunu ima etmişti. “Şüphesiz o, size sihri öğreten büyüğünüzdür.” Halbuki sihirbazları toplayan o idi. Onları bulundukları şehirlerden toplayıp getirme görüşünü ortaya koyanlar da onun ileri gelenler idi. Biliyorlardı ki Mûsâ ile sihirbazlar daha önce hiç bir araya gelmemişlerdi. Bundan önce onu görmemişlerdi bile. Buna karşılık görenleri hayrete ve dehşete düşürecek bir sihir ortaya koymuşlardı. Bununla birlikte onlar, kendilerinin bile batıl olduğuna inandıkları bu sözleri söylemekten geri kalmadılar. Aklî seviyeleri bu olan kimselerin apaçık hakka, göz kamaştırıcı belgelere iman etmeyişleri garip karşılanmamalıdır. Çünkü Firavun, bu yakın çevresine herhangi bir şey için gerçek şeklinden başka türlü olduğunu söyleyecek olsa onlar, yine de onu tasdik edeceklerdi.

iravun daha sonra sihirbazları tehdit ederek dedi ki: “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim.” Yani yeryüzünde fesat çıkartanlara uygulandığı gibi sağ el ile sol ayaklarını kesmekle tehdit etti onları. “ve hepinizi birden asacağım” böylelikle rezil ve zelil olmanızı sağlayacağım.

Sihirbazlar imanın ne kadar tatlı olduğunu anlayıp lezzetini aldıklarından dolayı: “Olsun, zararı yok” senin bize yaptığın bu tehdide aldırmıyoruz. “Zaten biz elbette Rabbimize döneceğiz, dediler. Biz” kavmin arasında Mûsâ’ya “ilk iman edenler olduğumuz için Rabbimizin” küfür, sihir ve buna benzer sair “günahlarımızı bağışlayacağını ümit ediyoruz.” Yüce Allah, böylelikle onlara sabır ve sebat verdi. Firavun’un otoritesi ve o dönemdeki iktidarı dolayısıyla onlara savurduğu bu tehdidi uygulamış olma ihtimali olduğu gibi Yüce Allah’ın sihirbazları ona karşı korumuş olması da muhtemeldir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sihirbazlar Firavun'a şöyle dediler: "Bizi dünyada ellerimizi ve ayaklarımızı çaprazlamasına kesme ve asmayla tehdit etmende bir zarar yoktur. Senin azabın geçicidir, gider. Biz ise Rabbimize döneceğiz ve bizi daimî olan rahmetine sokacaktır."

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  2. لَا la yok
  3. ضَيْرَ ۖ deyra zarar kök: ضير
  4. إِنَّآ inna muhakkak biz
  5. إِلَىٰ ila
  6. رَبِّنَا rabbina Rabbimize kök: ربب
  7. مُنقَلِبُونَ munkalibune döneceğiz kök: قلب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Bakara 7 olası

    Ortak kavram: Kalp

    Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

  • Ortak kavram: Kalp

    Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…

  • Ortak kavram: Kalp

    Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Büyücüler) şöyle demişlerdi: "Zararı yok, (nasıl olsa) Rabbimize döneceğiz.

Mustafa İslamoğlu

(İman eden sihirbazlar) "Ziyanı yok" dediler, "Nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz.

Muhammed Esed

Onlar da: "Hayır, (sen bize) bir zarar veremezsin" diye karşılık verdiler, "(çünkü) er geç Rabbimize döneceğiz!

Ahmed Hulusi

(İman eden sihirbazlar da) dediler ki: "Zararı olmaz! Kesinlikle biz Rabbimize (hakikatimize) dönücüleriz. "

Ali Bulaç

"Hiç zararı yok" dediler. "Çünkü biz gerçekten Rabbimize dönücüleriz."

Ali Özek ve heyeti

«Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.»

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Önemli değil; kuşkusuz, Efendimize döneceğiz!"

Bayraktar Bayraklı

-İnanan sihirbazlar, "Zararı yok, biz elbette Rabbimize döneceğiz, inananların ilki olmamızdan dolayı, Rabbimizin, günahlarımızı bağışlayacağını umarız" dediler.

Edip Yüksel

"Umurumuzda değil" dediler, "Biz zaten Efendimize döneceğiz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Umurumuzda değil,' dediler, 'Biz zaten Rabbimize döneceğiz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Büyücüler) dediler ki: "Zararı yok, mutlaka biz Rabbimize döneceğiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dediler: zararı yok, her halde biz rabbımıza döneceğiz

Erhan Aktaş

"Önemli değil. Nasıl olsa Rabb'imize döneceğiz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Önemli değil. Nasıl olsa Rabbimize döneceğiz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Önemli değil. Nasıl olsa Rabb'imize döneceğiz." dediler.

Gültekin Onan

"Hiç zararı yok" dediler. Çünkü biz gerçekten rabbimize çevrilip döneceğiz (münkalibun)."

Hasan Basri Çantay

Dediler: "(Bunda) bize hiçbir zarar yok. Biz şübhesiz ki Rabbimize dönücüleriz".

İbni Kesir

Onlar da dediler ki: Zararı yok. Biz muhakkak Rabbımıza dönenleriz.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Hiç zararı yok. Biz muhakkak Rabbimize döneceğiz."

Süleyman Ateş

"Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz Rabbimize döneceğiz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Zararı yok; biz de Rabbimize döneriz" dediler.

Şaban Britch

Onlar da: Bir zararı yok. Zaten Rabbimize döneceğiz.

Şaban Piriş

Onlar da: -Önemli değil, zaten Rabbimize döneceğiz.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Zararı yok, biz nasıl olsa Rabbimize döneceğiz,

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"We are not afraid of this, " they said, "We have enough sense to know what we are doing, we welcome your decision which shall haste us unto Allah Who might confer on us the glorious privilege of martyrdom.

Abdul Haleem

‘That will do us no harm,’ they said, ‘for we are sure to return to our Lord.

Abdullah Yusuf Ali

They said: "No matter! for us, we shall but return to our Lord!

Abul A'la Maududi

They said: "We do not care, for we are bound to return to our Lord,

Aisha Bewley

They said, ‘We do not care! We are returning to our Lord.

Al-Hilali & Khan

They said: "No harm! Surely, to our Lord (Allâh) we are to return.

Ali Quli Qarai

They said, ‘[There is] no harm [in that]! Indeed we shall return to our Lord.

Amatul Rahman Omar

They said, `It does not matter at all. We have, after all, to return to our Lord.

Arthur John Arberry

They said, 'There is no harm; surely unto our Lord we are turning.

Bijan Moeinian

They replied: "No problem; (as a matter of fact, you are doing us a favor as) we will return to our Lord.

E. Henry Palmer

They said, 'No harm; verily, unto our Lord do we return!

Edip-Layth

They said, "There is no worry, for we are all returning to our Lord."

George Sale

They answered, it will be no harm unto us; for we shall return unto our Lord.

Hamid S. Aziz

Said Pharaoh, "Do you believe in Him ere I give you permission? Surely, he is your leader (in a conspiracy) who has taught you sorcery. But soon you shall know. I will surely cut off your hands and your feet from opposite sides, and I will crucify you all together!"

Mahmoud Ghali

They said, "It is no trouble; surely to our Lord we are turning back. (Literally: turning over)

Marmaduke Pickthall

They said: It is no hurt, for lo! unto our Lord we shall return.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "There will be no harm. We shall return to our Lord.

Muhammad Asad

They answered: "No harm [canst thou do to us]: verily, unto our Sustainer do we turn!

Mustafa Khattab

They responded, "˹That would be˺ no harm! Surely to our Lord we will ˹all˺ return.

Progressive Muslims

They said: "There is no worry, for we are all returning to our Lord. "

Rashad Khalifa

They said, "This will not change our decision; to our Lord we will return.

Sahih International

They said, "No harm. Indeed, to our Lord we will return.

Sam Gerrans

They said: “No harm! To our Lord are we returning.

Shabbir Ahmed

They said, "We have nothing to lose, we will turn to our Lord and return to Him anyway.

Syed Vickar Ahamed

They said: "(That) does not matter! About us, we shall only go back to our Lord!

Taqi Usmani

They said, "There is no harm. We will return to our Lord.

The Monotheist Group

They said: "There is no worry, for we are all returning to our Lord."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 50. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 50. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 50. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩