Diyanet İşleri
Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 174. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.
Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût Şuarâ 160–175 3
(170-171) Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.
Sonra diğerlerini helak ettik.
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.
Hani Şu'ayb, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 168–175. ayetler için yazılmıştır.
168-169. Lût, onların bu yollarını sürdürmeye devam ettiklerini görünce şöyle dedi: “Ben sizin yaptığınızdan nefret edenlerdenim.” Bu işten vazgeçmenizi isteyen, bundan sakındıran ve bundan nefret eden kimselerdenim. “Rabbim beni ve ailemi onların yaptıklarından” o işi işlemekten ve bunun cezasına çarptırılmaktan “kurtar.”
170-175. Yüce Allah da onun duasını kabul buyurdu: “Biz de onu ve ailesini hep birlikte kurtardık. Ancak geride (helak edilecekler arasında) kalan bir kocakarı hariç.” O azapta kalanlar arasında oldu. Bu da Lut’un karısı idi. “Sonra da diğerlerini tümden helak ettik. Onların üzerine” pişirilmiş çamurdan yapılmış taşlardan bir “yağmur yağdırdık. Uyarılanların (ama dinlemeyenlerin) yağmuru ne fenadır!” Allah onlardan hiçbir kimse kalmamak üzere hepsini helâk etti. “Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Ama onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yaptıkları kötü fiil sebebiyle Lût -aleyhisselam-'ın kavmine gönderildiği ifade edilen bu azapta, ibret alanlar için bir öğüt vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Aynı kıssa: Hz. Lût
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
Aynı kıssa: Hz. Lût
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
Aynı kıssa: Hz. Lût
Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.." demek oldu.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
Elbet bu (Lut kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
Bu (kıssada da insanlar için) bir ders vardır; onlardan çoğu (buna) inanmasalar da...
Muhakkak ki bu olayda da bir işaret - ders vardır. . . Ne var ki onların çoğunluğu iman etmemiştir.
Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.
Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.
- Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da. Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.
Bunda bir ders var; ancak çokları onaylamaz.
Bunda bir ders var; ancak çokları inanmaz.
Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı
Kuşkusuz bunda dipnot 1 bir ayet dipnot 2 vardır. Ama onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Kuşkusuz bunda dipnot 1 bir ayet dipnot 2 vardır. Ama onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Kuşkusuz bunda dipnot 1 bir ayet dipnot 2 vardır. Ama onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Gerçekten bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır.
Şübhesiz bunda elbette bir ibret vardır. (Fakat) onların çoğu iman ediciler değildir.
Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.
(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
İşte bu anlatılanlarda tam bir ayet /bir ibret vardır. Onların çoğu inanıp güvenmiş değillerdi.
İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.
İşte bunda da bir ayet/ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.
İşte bunda da bir ibret vardır. Fakat, onların çoğu yine de inanmış değildir.
Elbette bunda bir ayet var ama onların çoğu müminler değildi.
This is indeed emblematic of Allah's Omnipotence and Authority but most of them denied Allah Who brought them into existence
There truly is a sign in this, though most of them will not believe:
Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.
Surely there is a Sign in this, but most of them would not believe.
There is certainly a Sign in that, yet most of them are not muminun.
Verily, in this is indeed a sign, yet most of them are not believers.
There is indeed a sign in that; but most of them do not have faith.
There is a great sign in this (episode), yet most of them would not be believers.
Surely in that is a sign, yet most of them are not believers.
This is a great lesson; yet most people care less.
Verily, in that is a sign; but most, of them will never be believers.
In that is a sign, but most of them are not those who acknowledge.
Verily herein was a sign; but the greater part of them did not believe.
We rained down upon them a shower (of brimstone); and dreadful was the rain for those who had been warned.
Surely in that is indeed a sign, and in no way were most of them believers.
Lo! herein is indeed a portent, yet most of them are not believers.
Verily in this was a sign, but most of them do not believe.
In this [story], behold, there is a message [unto men], even though most of them will not believe [in it].
Surely in this is a sign. Yet most of them would not believe.
In that is a sign, but most of them are not believers.
This should be a lesson, but most people are not believers.
Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers.
In that is a proof, but most of them are not believers.
Herein indeed is a sign, but most of them were not believers in the Law of Requital.
Surely there is a Sign in this but most of them do not believe.
Surely, in this there is a sign, but most of them are not believers,
In that is a sign, but most of them are not believers.