Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 223. ayet

Şuarâ suresi, 223. ayet. يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَٰذِبُونَ

yülḳûne-ssem`a veekŝeruhüm kâẕibûn.

Diyanet İşleri

Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 220–226 · surenin 223. ayeti / 227

Konu "En yakın akrabanı uyar"; şairler Şuarâ 213–227 3

  1. Şuarâ 220

    Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  2. Şuarâ 221

    Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?

  3. Şuarâ 222

    Onlar, her günahkar yalancıya inerler.

  4. 223

    Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.

  5. Şuarâ 224

    Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar.

  6. Şuarâ 225–226

    (225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 221–223. ayetler için yazılmıştır.

221. “Size şeytanların kimin üzerine indiğini haber vereyim mi?” Hakkında herhangi bir şüphe ve tereddüt söz konusu olmaksızın şeytanların kimin üzerine indirildiğini, yani üzerlerine şeytanın ineceği şahısların niteliklerini haber vereyim mi?

222. Şeytanlar çokça yalan söyleyen, batıl iftiralarda bulunan “yalancı” ve fiillerinde “günahkâr”, masiyetleri pek çok olan kimseler “üzerine inerler.” İşte şeytanların üzerine indiği ve hali şeytanların haline uygun düşen kimseler bunlardır.

223. “O (şeytanlar)” semadan kulak hırsızlığı yoluyla dinledikleri şeyleri o günahkar yalancı kimseye “iletirler” ve bunu ona telkin ederler, “ve onların çoğu yalan söylerler.” Ona telkin ettikleri sözlerin çoğu da yalandır. Bir tane doğru söylese de ona yüz de yalan katar. Böylelikle hak batıla karışır. Gerek oran itibariyle azlığı gerekse de bilinmemesi dolayısıyla hak kaybolur gider. İşte üzerlerine şeytanların indiği şahısların ve şeytanların böylelerine yaptığı telkinin niteliği budur.

uhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in hali ise bunlardan çok farklıdır. Zira o, doğru sözlüdür, güvenilirdir, asla gerçeğe aykırı konuşmaz. Doğru yolda giden birisidir. Onun kalbi de doğruluk ve iyilikle doludur. Sözü de doğrudur. Fiilleri de haramdan uzak, pek nezih ve temizdir. Allah tarafından üzerine indirilen vahiy de korunmuş ve himaye edilmiş olarak iner, hakkında en ufak bir şüphenin söz konusu olmadığı pek büyük doğruyu ihtiva eder. Hiç -ey akıl sahibi kimseler- onun gösterdiği yol ile üzerlerine şeytanların indiği kimselerin iftiraları aynı olabilir mi? Deli ve temyiz gücü bulunmayan, eşyayı birbirinden ayırt edemeyenler dışında herhangi bir kimse bunlar arasında bir benzerlik olduğunu düşünebilinir mi?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şeytanlar, Mele-i A'la'yı/yüce topluluğu gizli gizli dinlerler ve duyduklarını kâhinlerden olan dostlarına naklederler. Kâhinlerin çoğu yalancıdırlar. Eğer bir kelime doğru söylerler ise onunla beraber yüz yalan söylerler.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يُلْقُونَ yulkune kulak verirler kök: لقي
  2. ٱلسَّمْعَ s-sem'a işitilene kök: سمع
  3. وَأَكْثَرُهُمْ ve ekseruhum ve çokları da kök: كثر
  4. كَـٰذِبُونَ kazibune yalan söylerler kök: كذب

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar (yalan sözlere) kulak verirler; çoğu da yalancıdır.

Mustafa İslamoğlu

(yalana) kulak kabartırlar ve onların çoğu (başkalarına da) yalan söylerler.

Muhammed Esed

ki, böyleleri (zaten hep asılsız, aldatıcı şeylere) kulak verir ve onlardan çoğu başkalarına da yalan söylerler.

Ahmed Hulusi

Kendilerini aldatanlar, (şeytanlara - bilinçteki aldatıcı fikirlere) kulak verirler ve onların ekseriyeti yalancıdırlar.

Ali Bulaç

Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.

Ali Özek ve heyeti

Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.

Ali Rıza Safa

Kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.

Bayraktar Bayraklı

"Bunlar, şeytanlara kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar."

Edip Yüksel

Kulak verirler; ancak çoğu yalancıdır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kulak verirler; ancak çoğu yalancıdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu da yalan söylerler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar kulak verirler ve ekseri yalan söylerler

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, kulak verirler dipnot 1 ve onların çoğu yalancıdırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yalana kulak verirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, kulak verirler dipnot 1 ve onların çoğu yalancıdırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yalana kulak verirler.

Gültekin Onan

Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.

Hasan Basri Çantay

Onlar dır ki (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.

İbni Kesir

Bunlar ona kulak verirler ve çoğu yalancılardır.

Mehmet Alagaş

(192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.

Süleyman Ateş

O yalancılar, (şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şeytanlara bunlar kulak verirler. Onların çoğu yalancıdır.

Şaban Britch

Onlar (şeytanlara) kulak verirler, çoğu zaten yalancıdır.

Şaban Piriş

Onlar (şeytanlara) kulak verirler, çoğu zaten yalancıdır.

Yaşar Nuri Öztürk

Kulak kabartırlar ama çoğu yalancılardır onların.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

who open their hearts' ears to misrepresentations and vanities and to what the Devils impart to them of falsities and most of them (those who relate and those who receive) are liars. The pagans labelled the Quran as poetry and the Prophet as a poet while the difference is obviously vast. A. The Quran invites to a straight course aiming at a specific Purpose and a useful end. The Prophet's words together with his deeds accord, he does not say something today and cancels it tomorrow nor does he yield to emotions and desires but insists on a divine course of action and does not change nor deviate. On the other hand poets are captives of their emotions, their imagination and of the changing atmospheres and temperaments. When pleased they say one thing and when displeased they say another thing, whereas the Quran adheres eternally to the same thing. B. Poets may be good poets (poets of literary merit), poetic antiquarian (poet with another quality), poeticule (insignificant ), poetaster (a writer of trashy verse) a rhymester. Some of them engage in feigning and devising fables and others aim to please. C. Therefore those whose ruling passion conquers reason who refer their way of life and course of action to the region of poetry or emotions are wasting their days in vanity.

Abdul Haleem

who readily lends an ear to them, and most of them are liars:

Abdullah Yusuf Ali

(Into whose ears) they pour hearsay vanities, and most of them are liars.

Abul A'la Maududi

on those who whisper hearsay in the ears of people; and most of them are liars. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the people who follow and accompany the poets, are wholly different in their characteristics, habits and temper from those who follow and accompany Muhammad (peace be upon him). The difference between the two groups is so obvious that one group can be easily distinguished from the other. On the one side, there are the people who are characterized by the high seriousness, civilized and gentle behavior, righteousness and fear of God, sense of responsibility and a high regard for the rights of others. People who are fair and just in their dealings, who do not utter a word except in the cause of goodness, who have a high and pure ideal before them, which they pursue with single-minded devotion and for whose attainment they expend all their energies and capabilities. On the other side, there are the people whose only pastime is to portray erotic scenes of love and wine-drinking, mocking and jesting, satirizing and eulogizing, or to arouse feelings of hatred and enmity and vengeance against others, or to describe charms of unchaste women to the brothel or of chaste ladies in the houses, only for the sake of pleasing the people and winning their applause. From the crowds who throng the poetic sessions and follow the famous poets, one cannot help forming the impression that those people are free from every moral restriction, who have no object in life except to gratify the lusts of the flesh like animals, and who have no idea whatever of the higher and nobler ideals and ends of life. The person who cannot see the obvious difference between the two types is indeed blind. But if in spite of seeing and knowing the difference, only for the purpose of suppressing the truth, he says that Muhammad (peace be upon him) and his companions are no different from the poets and their followers, he is not only a liar but has also transgressed all bounds of modesty and decency.

Aisha Bewley

They give them a hearing and most of them are liars.

Al-Hilali & Khan

Who gives ear (to the devils and they pour what they may have heard of the Unseen from the angels), and most of them are liars.

Ali Quli Qarai

They eavesdrop, and most of them are liars.

Amatul Rahman Omar

Who listen eagerly (to what the evil ones say), yet mostly they tell them lies.

Arthur John Arberry

They give ear, but most of them are liars.

Bijan Moeinian

Such people whisper hearsay into ears, but most of them are liars.

E. Henry Palmer

and impart what they have heard; but most of them are liars.

Edip-Layth

They claim to listen, but most of them are liars.

George Sale

They learn what is heard; but the greater part of them are liars.

Hamid S. Aziz

They descend upon every wicked liar,

Mahmoud Ghali

They are eager on hearing, and most of them are liars.

Marmaduke Pickthall

They listen eagerly, but most of them are liars.

Mohamed Ahmed - Samira

Who listens to you (for spreading rumours); but most of them are liars.

Muhammad Asad

who readily lend ear [to every falsehood], and most of whom lie to others as well.

Mustafa Khattab

who gives an ˹attentive˺ ear ˹to half-truths˺, mostly passing on sheer lies.[1]

Progressive Muslims

They claim to listen, but most of them are liars.

Rashad Khalifa

They pretend to listen, but most of them are liars.

Sahih International

They pass on what is heard, and most of them are liars.

Sam Gerrans

They give ear, and most of them are liars.

Shabbir Ahmed

They listen for lies and rumors, and most of them make up lies.

Syed Vickar Ahamed

(In their ears) they fill half-true, worthless things, and most of them are liars.

Taqi Usmani

They give ear to hear (secretly,) and most of them tell lies.

The Monotheist Group

Theyclaim to listen, but most of them are liars.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 223. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 223. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 223. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩