26. sure · dinle

Şuarâ Suresi الشعراء

Okunan kelime metin üstünde işaretlenir; sure baştan sona kesintisiz çalar. Betik çalışmazsa her ayetin altındaki oynatıcı yine çalışır.

Şuarâ suresi sayfasına dön

2 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 2. ayet. تِلْكَ ءَايَـٰتُ ٱلْكِتَـٰبِ ٱلْمُبِينِ

İşte şu(nlar), apaçık Kitabın ayetleridir.

3 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 3. ayet. لَعَلَّكَ بَـٰخِعٌۭ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

Onlar iman etmiyor diye neredeyse kendine yazık edeceksin!

4 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 4. ayet. إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةًۭ فَظَلَّتْ أَعْنَـٰقُهُمْ لَهَا خَـٰضِعِينَ

Dilesek, üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de ona boyunları eğik kalır.

5 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 5. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍۢ مِّنَ ٱلرَّحْمَـٰنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهُ مُعْرِضِينَ

Kendilerine, Rahmân'dan her yeni mesaj geldiğinde ondan yüz çevirirler.

6 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 6. ayet. فَقَدْ كَذَّبُوا۟ فَسَيَأْتِيهِمْ أَنۢبَـٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Elbette (bu mesajı) da yalanladılar; (fakat) alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında kendilerine gelecektir.

7 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 7. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلْأَرْضِ كَمْ أَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍۢ كَرِيمٍ

Yerde her değerli çiftten nice (bitkiler) yetiştirdiğimizi hiç mi görmediler?

8 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 8. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

9 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 9. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir.

10 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 10. ayet. وَإِذْ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئْتِ ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

(10, 11) Hani Rabbin, Musa'ya "Zalim topluma, yani Firavun'un kavmine git! (Hâlâ) takvâlı (duyarlı) davranmayacaklar mı?" diye seslenmişti.

11 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 11. ayet. قَوْمَ فِرْعَوْنَ ۚ أَلَا يَتَّقُونَ

(10, 11) Hani Rabbin, Musa'ya "Zalim topluma, yani Firavun'un kavmine git! (Hâlâ) takvâlı (duyarlı) davranmayacaklar mı?" diye seslenmişti.

12 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 12. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

(Musa) şöyle demişti: "Rabbim! Beni yalanlamalarından korkuyorum.

13 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 13. ayet. وَيَضِيقُ صَدْرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَـٰرُونَ

İçim daralabilir, dilim dönmeyebilir; (bu nedenle) Harun'a da elçilik ver!

14 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 14. ayet. وَلَهُمْ عَلَىَّ ذَنۢبٌۭ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ

Onların lehinde, benim aleyhimde bir suç(um) var. Beni öldürmelerinden korkuyorum."

15 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 15. ayet. قَالَ كَلَّا ۖ فَٱذْهَبَا بِـَٔايَـٰتِنَآ ۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسْتَمِعُونَ

(Allah) şöyle demişti: "Hayır! İkiniz mesajlarımı götürün! Biz sizinle birlikteyiz; (olup biteni) duymaktayız.

16 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 16. ayet. فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

(16, 17) Firavun'a gidin ve deyin ki: ‘Şüphesiz ki biz, İsrailoğullarını bizimle göndermen için âlemlerin Rabbi'nin elçi(leri)yiz."

17 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 17. ayet. أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

(16, 17) Firavun'a gidin ve deyin ki: ‘Şüphesiz ki biz, İsrailoğullarını bizimle göndermen için âlemlerin Rabbi'nin elçi(leri)yiz."

18 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 18. ayet. قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًۭا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ

(Firavun) şöyle demişti: "Biz seni aramızda çocukken büyütmemiş miydik? Sen de ömründen senelerce aramızda kalmıştın.

19 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 19. ayet. وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ ٱلَّتِى فَعَلْتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلْكَـٰفِرِينَ

Yaptığın o işini de yapmıştın. Sen nankörlerdensin."

20 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 20. ayet. قَالَ فَعَلْتُهَآ إِذًۭا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

(Musa) şöyle demişti: "Ben o zaman şaşkınlardan olarak o işi yapmıştım.

21 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 21. ayet. فَفَرَرْتُ مِنكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِى رَبِّى حُكْمًۭا وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Sizden korktuğum için de aranızdan kaçmıştım. Sonra Rabbim bana hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) verdi ve beni elçilerden (biri olarak) görevlendirdi.

22 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 22. ayet. وَتِلْكَ نِعْمَةٌۭ تَمُنُّهَا عَلَىَّ أَنْ عَبَّدتَّ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

Başıma kaktığın o nimete gelince, (onun sebebi de) İsrailoğullarını kendine kul köle etmendi."

23 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 23. ayet. قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

(Firavun) "Âlemlerin Rabbi de nedir?" demişti.

24 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 24. ayet. قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

(Musa ise) "Kesin inananlar olursanız, (bilin ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir." demişti.

25 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 25. ayet. قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُۥٓ أَلَا تَسْتَمِعُونَ

(Firavun) etrafındakilere "Duymuyor musunuz?" demişti.

26 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 26. ayet. قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

(Musa ise) "O, sizin de Rabbinizdir; önceki atalarınızın da Rabbidir." demişti.

27 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 27. ayet. قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِىٓ أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌۭ

(Firavun) "Size gönderilen bu Elçiniz mutlaka cinlenmiştir!" demişti.

28 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 28. ayet. قَالَ رَبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ

(Musa ise) "Aklınızı kullanırsanız (anlarsınız ki Allah), doğunun, batının ve ikisi arasında bulunanların da Rabbidir." demişti.

29 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 29. ayet. قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذْتَ إِلَـٰهًا غَيْرِى لَأَجْعَلَنَّكَ مِنَ ٱلْمَسْجُونِينَ

(Firavun) "Benden başkasını ilah edinirsen şüphesiz ki seni hapse atılanlardan yaparım!" demişti.

30 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 30. ayet. قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَىْءٍۢ مُّبِينٍۢ

(Musa ise) "Sana apaçık bir şey (delil) getirsem de mi (hapse atarsın)?" diye sormuştu.

31 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 31. ayet. قَالَ فَأْتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

(Firavun da) "Doğru söyleyenlerdensen getir onu (delilini)!" demişti.

32 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 32. ayet. فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌۭ مُّبِينٌۭ

(Musa) asasını atmıştı. Bir de ne görsünler, o (asa) apaçık bir yılan (olmuş)!

33 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 33. ayet. وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّـٰظِرِينَ

Elini de (koynundan) çıkarmıştı. Bir de ne görsünler, o (eli) bakanlara bembeyaz (görünmüştü).

34 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 34. ayet. قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُۥٓ إِنَّ هَـٰذَا لَسَـٰحِرٌ عَلِيمٌۭ

(34, 35) (Firavun) çevresindeki yöneticilere şöyle demişti: "Bu, sizi büyüsüyle yurdunuzdan çıkarmak isteyen çok bilgili bir büyücüdür. Öneriniz nedir?"

35 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 35. ayet. يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِۦ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

(34, 35) (Firavun) çevresindeki yöneticilere şöyle demişti: "Bu, sizi büyüsüyle yurdunuzdan çıkarmak isteyen çok bilgili bir büyücüdür. Öneriniz nedir?"

36 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 36. ayet. قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَٱبْعَثْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَـٰشِرِينَ

(36, 37) (Onlar) şöyle demişlerdi: "Kardeşiyle birlikte onu (Musa'yı) alıkoy ve bütün bilgin büyücüleri sana getirmeleri için toplayıcıları şehirlere gönder!"

37 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 37. ayet. يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٍۢ

(36, 37) (Onlar) şöyle demişlerdi: "Kardeşiyle birlikte onu (Musa'yı) alıkoy ve bütün bilgin büyücüleri sana getirmeleri için toplayıcıları şehirlere gönder!"

38 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 38. ayet. فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَـٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ

(Ardından) büyücüler belirli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirilmişlerdi.

39 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 39. ayet. وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ

İnsanlara da "Siz de toplanıyor musunuz? (toplanın)!" denmişti.

40 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 40. ayet. لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَـٰلِبِينَ

(Şehir halkı:) "Umarız ki büyücüler üstün gelirlerse büyücülere uyarız!" (demişti).

41 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 41. ayet. فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَـٰلِبِينَ

Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a "Galip gelirsek bize ödül var, değil mi?" demişlerdi.

42 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 42. ayet. قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًۭا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

(Firavun) "Tamam! Şüphesiz ki o takdirde siz gözdelerimden (olacaksı)nız!" demişti.

43 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 43. ayet. قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ

Musa onlara "Ne atacaksanız atın!" demişti.

44 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 44. ayet. فَأَلْقَوْا۟ حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا۟ بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ ٱلْغَـٰلِبُونَ

İplerini ve asalarını atmış ve "Firavun'un itibarı için elbette biz galip geleceğiz!" demişlerdi.

45 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 45. ayet. فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ

Musa da asasını atmıştı. Bir de ne görsünler, (Musa'nın asası) onların uydurduklarını yutuyor.

46 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 46. ayet. فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَـٰجِدِينَ

(Bunu gören) büyücüler derhal secdeye kapanmışlardı.

47 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 47. ayet. قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

(47, 48) "Âlemlerin Rabbine, yani Musa ve Harun'un Rabbine inanıp güvendik!"demişlerdi.

48 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 48. ayet. رَبِّ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ

(47, 48) "Âlemlerin Rabbine, yani Musa ve Harun'un Rabbine inanıp güvendik!"demişlerdi.

49 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 49. ayet. قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ ۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَـٰفٍۢ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ

(Firavun) şöyle demişti: "Ben size izin vermeden ona iman ettiniz, (öyle mi)! Şüphesiz ki o (Musa), size büyü öğreten büyüğünüzdür (akıl hocanızdır). İleride (size neler yapacağımı) elbette bileceksiniz. Dönekliğ(iniz)den dolayı kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı elbette kestireceğim ve hepinizi astıracağım!"

50 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 50. ayet. قَالُوا۟ لَا ضَيْرَ ۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

(Büyücüler) şöyle demişlerdi: "Zararı yok, (nasıl olsa) Rabbimize döneceğiz.

51 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 51. ayet. إِنَّا نَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَـٰيَـٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

İlk iman edenler (iman edenlerin öncüleri) olduğumuz için Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz."

52 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 52. ayet. وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِىٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Musa'ya "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz ki takip edileceksiniz!" diye vahyetmiştik.

53 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 53. ayet. فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَـٰشِرِينَ

Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar göndermişti.

54 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 54. ayet. إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَشِرْذِمَةٌۭ قَلِيلُونَ

(54, 55, 56) "Şüphesiz ki bunlar az bir topluluktur; (ama) bize karşı öfke doludurlar. Biz ise donanımlı bir topluluğuz!" (demişti).

55 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 55. ayet. وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَآئِظُونَ

(54, 55, 56) "Şüphesiz ki bunlar az bir topluluktur; (ama) bize karşı öfke doludurlar. Biz ise donanımlı bir topluluğuz!" (demişti).

56 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 56. ayet. وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَـٰذِرُونَ

(54, 55, 56) "Şüphesiz ki bunlar az bir topluluktur; (ama) bize karşı öfke doludurlar. Biz ise donanımlı bir topluluğuz!" (demişti).

57 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 57. ayet. فَأَخْرَجْنَـٰهُم مِّن جَنَّـٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ

(57, 58) Onları (Firavun ve halkını) bahçeler(in)den, (su) kaynaklarından, hazinelerden ve değerli makamlardan çıkarmıştık.

58 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 58. ayet. وَكُنُوزٍۢ وَمَقَامٍۢ كَرِيمٍۢ

(57, 58) Onları (Firavun ve halkını) bahçeler(in)den, (su) kaynaklarından, hazinelerden ve değerli makamlardan çıkarmıştık.

59 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 59. ayet. كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَـٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

Böylece İsrailoğullarını onlara (geride bıraktıklarına) mirasçı yapmıştık.

60 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 60. ayet. فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ

(Firavun ve adamları) gün doğarken onların peşine düşmüşlerdi.

61 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 61. ayet. فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَـٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدْرَكُونَ

İki topluluk birbirini görünce Musa'nın halkı "Şüphesiz ki yakalandık!" demişlerdi.

62 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 62. ayet. قَالَ كَلَّآ ۖ إِنَّ مَعِىَ رَبِّى سَيَهْدِينِ

(Musa) "Asla! Şüphesiz ki Rabbim benimledir, bana yol gösterecektir!" demişti.

63 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 63. ayet. فَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْبَحْرَ ۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍۢ كَٱلطَّوْدِ ٱلْعَظِيمِ

Musa'ya "Asanla denize vur!" diye vahyetmiştik. (Deniz) derhal yarılmış; her bölüm koca bir dağ gibi olmuştu.

64 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 64. ayet. وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ ٱلْـَٔاخَرِينَ

Diğerlerini oraya yaklaştırmıştık.

65 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 65. ayet. وَأَنجَيْنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtarmıştık.

67 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 67. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

68 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 68. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir.

69 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 69. ayet. وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ إِبْرَٰهِيمَ

Onlara İbrahim'in haberini tilavet et (okuyup aktar)!

70 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 70. ayet. إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا تَعْبُدُونَ

Hani o (İbrahim), babasına ve kavmine "Neye tapıyorsunuz?" diye sormuştu.

71 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 71. ayet. قَالُوا۟ نَعْبُدُ أَصْنَامًۭا فَنَظَلُّ لَهَا عَـٰكِفِينَ

Onlar "Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz!" demişlerdi.

72 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 72. ayet. قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ

(72, 73) (İbrahim) "Kendilerine yalvardığınızda sizi duyuyorlar veya size yarar ya da zarar verebiliyorlar mı?" diye sormuştu.

73 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 73. ayet. أَوْ يَنفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ

(72, 73) (İbrahim) "Kendilerine yalvardığınızda sizi duyuyorlar veya size yarar ya da zarar verebiliyorlar mı?" diye sormuştu.

74 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 74. ayet. قَالُوا۟ بَلْ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ

Onlar "Hayır ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk!" cevabını vermişlerdi.

75 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 75. ayet. قَالَ أَفَرَءَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

(75, 76) (İbrahim) şöyle demişti: "Siz ve önceki atalarınız neye taptığınızı hiç düşündünüz mü?

76 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 76. ayet. أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلْأَقْدَمُونَ

(75, 76) (İbrahim) şöyle demişti: "Siz ve önceki atalarınız neye taptığınızı hiç düşündünüz mü?

77 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 77. ayet. فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّۭ لِّىٓ إِلَّا رَبَّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Şüphesiz ki onlar (putlar) benim düşmanımdır; sadece âlemlerin Rabbine (kulluk ederim).

78 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 78. ayet. ٱلَّذِى خَلَقَنِى فَهُوَ يَهْدِينِ

Beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.

80 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 80. ayet. وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ

Hastalandığımda bana şifa verendir.

81 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 81. ayet. وَٱلَّذِى يُمِيتُنِى ثُمَّ يُحْيِينِ

Beni öldürüp sonra diriltecek olandır.

82 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 82. ayet. وَٱلَّذِىٓ أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِى خَطِيٓـَٔتِى يَوْمَ ٱلدِّينِ

Hesap gününde benim için hatalarımı bağışlayacağını umduğum O'dur.

83 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 83. ayet. رَبِّ هَبْ لِى حُكْمًۭا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّـٰلِحِينَ

Rabbim! Bana doğru hüküm verme yeteneği ver ve beni iyiler arasına kat!

84 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 84. ayet. وَٱجْعَل لِّى لِسَانَ صِدْقٍۢ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

Bana, (benden) sonra gelecekler arasında iyilikle anılmayı nasip et!

85 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 85. ayet. وَٱجْعَلْنِى مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ

Beni, nimet cennetinin mirasçılarından kıl!

86 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 86. ayet. وَٱغْفِرْ لِأَبِىٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Şaşkınlardan olan babamı da bağışla!

87 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 87. ayet. وَلَا تُخْزِنِى يَوْمَ يُبْعَثُونَ

(87, 88, 89) Samimi bir kalp ile gelenlerin dışında, mal ve çocukların (kişiye) yarar sağlayamayacağı gün, yani (insanların) diriltilecekleri gün beni rezil etme!"

88 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 88. ayet. يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌۭ وَلَا بَنُونَ

(87, 88, 89) Samimi bir kalp ile gelenlerin dışında, mal ve çocukların (kişiye) yarar sağlayamayacağı gün, yani (insanların) diriltilecekleri gün beni rezil etme!"

89 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 89. ayet. إِلَّا مَنْ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍۢ

(87, 88, 89) Samimi bir kalp ile gelenlerin dışında, mal ve çocukların (kişiye) yarar sağlayamayacağı gün, yani (insanların) diriltilecekleri gün beni rezil etme!"

90 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 90. ayet. وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ

(O gün) cennet, muttakîlere (duyarlı olanlara) yaklaştırılacaktır.

91 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 91. ayet. وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ

Cehennem de azgınlar için ortaya çıkartılacaktır.

92 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 92. ayet. وَقِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

(92, 93) Onlara (cehennemliklere) "Allah'ın peşi sıra taptıklarınız nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denecektir.

93 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 93. ayet. مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلْ يَنصُرُونَكُمْ أَوْ يَنتَصِرُونَ

(92, 93) Onlara (cehennemliklere) "Allah'ın peşi sıra taptıklarınız nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denecektir.

94 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 94. ayet. فَكُبْكِبُوا۟ فِيهَا هُمْ وَٱلْغَاوُۥنَ

(94, 95) Onlar (İbrahim'in kavmi) bütün azgınlar ve İblis'in askerleri, hepsi tepetaklak cehenneme atılacaklardır.

95 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 95. ayet. وَجُنُودُ إِبْلِيسَ أَجْمَعُونَ

(94, 95) Onlar (İbrahim'in kavmi) bütün azgınlar ve İblis'in askerleri, hepsi tepetaklak cehenneme atılacaklardır.

96 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 96. ayet. قَالُوا۟ وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ

(Cehennemlikler) orada birbirleriyle çekişerek şöyle diyeceklerdir:

97 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 97. ayet. تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَـٰلٍۢ مُّبِينٍ

(97, 98) Allah'a yemin olsun: Sizi âlemlerin Rabbiyle eşit saymakla doğrusu apaçık bir sapkınlık içindeymişiz.

98 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 98. ayet. إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

(97, 98) Allah'a yemin olsun: Sizi âlemlerin Rabbiyle eşit saymakla doğrusu apaçık bir sapkınlık içindeymişiz.

99 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 99. ayet. وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلْمُجْرِمُونَ

Bizi, o suçlulardan başkası saptırmadı.

102 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 102. ayet. فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةًۭ فَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Keşke bizim için (dünyaya) bir daha dönüş olsaydı da müminlerden olsa(ydı)k!"

103 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 103. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

104 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 104. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir.

105 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 105. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ ٱلْمُرْسَلِينَ

Nuh'un kavmi de elçileri yalanlamıştı.

106 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 106. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "(Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmaz mısınız?

107 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 107. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

Ben size (gönderilmiş) güvenilir bir elçiyim.

108 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 108. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

109 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 109. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.

110 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 110. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!"

111 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 111. ayet. قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلْأَرْذَلُونَ

(Kavmi) "Sana düşük (seviyeli) insanlar uymuşken, biz sana iman eder miyiz hiç!" demişti.

112 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 112. ayet. قَالَ وَمَا عِلْمِى بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

(Nuh) şöyle demişti: "Onların (daha önce) neler yaptığına dair hiçbir bilgim yok.

113 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 113. ayet. إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّى ۖ لَوْ تَشْعُرُونَ

Düşünürseniz, onların hesabının ancak Rabbime ait olduğunu anlarsınız.

114 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 114. ayet. وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Ben müminleri asla (yanımdan) kovamam.

115 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 115. ayet. إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ

Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

116 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 116. ayet. قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَـٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمَرْجُومِينَ

(Kavmi) şöyle demişti: "Ey Nuh! (Bu davandan) vazgeçmezsen (iyi bil ki) kovulmuşlardan olacaksın!"

117 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 117. ayet. قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِى كَذَّبُونِ

(Nuh, Rabbine yönelerek) "Rabbim! Kavmim beni yalanladı.

118 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 118. ayet. فَٱفْتَحْ بَيْنِى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًۭا وَنَجِّنِى وَمَن مَّعِىَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Benimle onlar arasında hükmünü ver ve hem beni hem de benimle birlikte inananları kurtar!" demişti.

119 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 119. ayet. فَأَنجَيْنَـٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

Biz de onu ve beraberindekileri dolu gemide (taşıyarak) kurtarmıştık.

120 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 120. ayet. ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ ٱلْبَاقِينَ

Sonra da geride kalanları (suda) boğmuştuk.

121 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 121. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

122 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 122. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir.

124 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 124. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Kardeşleri Hud onlara şöyle demişti: "(Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmaz mısınız?

125 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 125. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

Ben size (gönderilmiş) güvenilir bir elçiyim.

126 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 126. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

127 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 127. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.

128 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 128. ayet. أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةًۭ تَعْبَثُونَ

Siz övünüp eğlenmek üzere her yüksek yere bir ayet (anıt) mı dikiyorsunuz?

129 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 129. ayet. وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ

Sürekli kalacağınızı umarak sağlam yapılar yapıyorsunuz.

130 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 130. ayet. وَإِذَا بَطَشْتُم بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ

(İnsanları) yakaladığınız zaman zorbalar olarak yakalıyorsunuz.

131 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 131. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

132 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 132. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِىٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعْلَمُونَ

(132, 133, 134) Bildiğiniz şeyleri size bolca verene yani hayvanları, çocukları, bahçeleri ve (su) kaynaklarını size bolca verene (Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olun!

133 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 133. ayet. أَمَدَّكُم بِأَنْعَـٰمٍۢ وَبَنِينَ

(132, 133, 134) Bildiğiniz şeyleri size bolca verene yani hayvanları, çocukları, bahçeleri ve (su) kaynaklarını size bolca verene (Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olun!

134 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 134. ayet. وَجَنَّـٰتٍۢ وَعُيُونٍ

(132, 133, 134) Bildiğiniz şeyleri size bolca verene yani hayvanları, çocukları, bahçeleri ve (su) kaynaklarını size bolca verene (Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olun!

135 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 135. ayet. إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍۢ

Şüphesiz ki üzerinize gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum."

136 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 136. ayet. قَالُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُن مِّنَ ٱلْوَٰعِظِينَ

(Kavmi ise) şöyle demişti: "Öğüt versen de öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir.

137 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 137. ayet. إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ

Bu (söylediklerin) öncekilerin uydurmalarından başka bir şey değildir.

139 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 139. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَـٰهُمْ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Böylece onu (Hud'u) yalanlamışlar; biz de kendilerini helak etmiştik. Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

140 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 140. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir.

141 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 141. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ ٱلْمُرْسَلِينَ

Semûd (kavmi) de elçileri yalanlamıştı.

142 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 142. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَـٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "(Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmuyor musunuz?

143 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 143. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

Ben size (gönderilmiş) güvenilir bir elçiyim.

144 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 144. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

145 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 145. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.

146 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 146. ayet. أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَـٰهُنَآ ءَامِنِينَ

(146, 147, 148) Siz burada, bahçelerde, (su) kaynaklarında, ekinlerin ve salkımları aşağıya sarkmış hurmalıkların içinde güvende bırakılacak mısınız?

147 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 147. ayet. فِى جَنَّـٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ

(146, 147, 148) Siz burada, bahçelerde, (su) kaynaklarında, ekinlerin ve salkımları aşağıya sarkmış hurmalıkların içinde güvende bırakılacak mısınız?

148 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 148. ayet. وَزُرُوعٍۢ وَنَخْلٍۢ طَلْعُهَا هَضِيمٌۭ

(146, 147, 148) Siz burada, bahçelerde, (su) kaynaklarında, ekinlerin ve salkımları aşağıya sarkmış hurmalıkların içinde güvende bırakılacak mısınız?

149 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 149. ayet. وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًۭا فَـٰرِهِينَ

Şımarıklık yaparak dağlardan (kayalardan) evler yontuyorsunuz.

150 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 150. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

151 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 151. ayet. وَلَا تُطِيعُوٓا۟ أَمْرَ ٱلْمُسْرِفِينَ

(151, 152) Yeryüzünde bozgunculuk yapıp ıslah edici olmayan haddi aşanların emrine itaat etmeyin!"

152 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 152. ayet. ٱلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

(151, 152) Yeryüzünde bozgunculuk yapıp ıslah edici olmayan haddi aşanların emrine itaat etmeyin!"

153 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 153. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

(Kavmi ise Salih'e) şöyle demişti: "Sen sadece büyülenmişlerdensin.

154 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 154. ayet. مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Doğru söyleyenlerdensen (bize) bir delil getir!"

155 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 155. ayet. قَالَ هَـٰذِهِۦ نَاقَةٌۭ لَّهَا شِرْبٌۭ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ

(Salih de) şöyle demişti: "İşte (delil) bu dişi devedir. (Belirli bir gün) su içme (hakkı) onun; belirli (bir) günün içme (hakkı da) sizindir!

156 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 156. ayet. وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍۢ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍۢ

Sakın ona hiçbir kötülük yapmayın; yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."

157 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 157. ayet. فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا۟ نَـٰدِمِينَ

Onu (deveyi) hunharca katletmiş, (sonradan) pişman olmuşlardı.

158 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 158. ayet. فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

(Ama çoktan) o azap kendilerini yakalamıştı. Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda, bir ders vardır.

159 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 159. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir.

160 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 160. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلِينَ

Lut kavmi de (gelen) elçileri yalanlamıştı.

161 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 161. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "(Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmuyor musunuz?

162 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 162. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

Ben size gönderilmiş (güvenilir) bir elçiyim.

163 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 163. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

164 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 164. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.

165 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 165. ayet. أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz.

166 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 166. ayet. وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ

İnsanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz! Doğrusu siz sınırı aşmış (sapkın) bir topluluksunuz!"

167 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 167. ayet. قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَـٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ

(Kavmi), "Ey Lut! (Bu davandan) vazgeçmezsen mutlaka (kovulup) çıkartılanlardan olacaksın!" demişti.

168 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 168. ayet. قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ

(Lut da) "Doğrusu ben sizin bu işiniz nedeniyle (sizi) kınayanlardanım!" demişti.

169 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 169. ayet. رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ

Rabbim! Onların yaptıkları işin (sonucundan) beni ve ailemi kurtar!" (diye dua etmişti).

170 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 170. ayet. فَنَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

(170, 171) Biz de geride kalanlar arasındaki yaşlı (eşi) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.

171 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 171. ayet. إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ

(170, 171) Biz de geride kalanlar arasındaki yaşlı (eşi) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.

173 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 173. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًۭا ۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ

Üzerlerine büyük bir bela yağmuru yağdırmıştık. Uyarılanların (ama yola gelmeyenlerin) bela yağmuru ne de kötü (olmuştu)!

174 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 174. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

175 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 175. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir.

176 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 176. ayet. كَذَّبَ أَصْحَـٰبُ لْـَٔيْكَةِ ٱلْمُرْسَلِينَ

Eyke halkı da (bütün) elçileri yalanlamıştı.

177 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 177. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Şuayb onlara şöyle demişti: "(Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmaz mısınız?

178 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 178. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

Ben size gönderilmiş (güvenilir) bir elçiyim.

179 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 179. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

180 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 180. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.

181 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 181. ayet. أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ

Ölçüyü tastamam yapın; (başkalarının hakkını) eksik verenlerden olmayın!

182 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 182. ayet. وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ

Doğru bir terazi ile tartın!

183 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 183. ayet. وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

İnsanlara eşyalarını eksik vermeyin! Yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın!

184 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 184. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلْجِبِلَّةَ ٱلْأَوَّلِينَ

Sizi de önceki nesilleri de yaratan (Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olun!"

185 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 185. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

(Kavmi) şöyle demişti: "Sen sadece büyülenmişlerdensin.

186 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 186. ayet. وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَـٰذِبِينَ

Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Biz seni şüphesiz ki yalancılardan sanıyoruz.

187 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 187. ayet. فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

Doğru sözlülerdensen üzerimize gökten bir parça indir!"

188 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 188. ayet. قَالَ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ

(Şuayb) "Rabbim yaptıklarınızı çok iyi bilendir." demişti.

189 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 189. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Onu yalanlamışlar ve kendilerini o gölge gününün azabı yakalamıştı. Şüphesiz ki o, büyük bir günün azabıydı!

190 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 190. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

191 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 191. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir.

192 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 192. ayet. وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Şüphesiz ki o (Kur'an), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

193 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 193. ayet. نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلْأَمِينُ

(193, 194, 195) Uyarıcılardan olasın diye onu (Kur'an'ı) apaçık Arapça diliyle Güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine indirmiştir.

194 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 194. ayet. عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ

(193, 194, 195) Uyarıcılardan olasın diye onu (Kur'an'ı) apaçık Arapça diliyle Güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine indirmiştir.

195 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 195. ayet. بِلِسَانٍ عَرَبِىٍّۢ مُّبِينٍۢ

(193, 194, 195) Uyarıcılardan olasın diye onu (Kur'an'ı) apaçık Arapça diliyle Güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine indirmiştir.

196 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 196. ayet. وَإِنَّهُۥ لَفِى زُبُرِ ٱلْأَوَّلِينَ

O (Kur'an'ın ilkeleri), öncekilerin kitaplarında da vardı.

197 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 197. ayet. أَوَلَمْ يَكُن لَّهُمْ ءَايَةً أَن يَعْلَمَهُۥ عُلَمَـٰٓؤُا۟ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

İsrailoğulları âlimlerinin onu (Kur'an'ı) tanıyıp bilmesi, o (inkârcılar) için bir delil değil midir?

198 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 198. ayet. وَلَوْ نَزَّلْنَـٰهُ عَلَىٰ بَعْضِ ٱلْأَعْجَمِينَ

(198, 199) Biz Kur'an'ı, Arap olmayanlardan birine indirseydik de onu kendilerine (farklı bir dilde) okusaydık yine de ona inanmazlardı.

199 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 199. ayet. فَقَرَأَهُۥ عَلَيْهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ مُؤْمِنِينَ

(198, 199) Biz Kur'an'ı, Arap olmayanlardan birine indirseydik de onu kendilerine (farklı bir dilde) okusaydık yine de ona inanmazlardı.

200 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 200. ayet. كَذَٰلِكَ سَلَكْنَـٰهُ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

Biz onu (Kur'an'ı), suçluların kalplerine (gözlerinin içine) böylece soktuk.

201 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 201. ayet. لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

(201, 202) Hiç farkına varmadan kendilerine ansızın gelecek acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

202 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 202. ayet. فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةًۭ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

(201, 202) Hiç farkına varmadan kendilerine ansızın gelecek acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

203 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 203. ayet. فَيَقُولُوا۟ هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ

(Azabı gördüklerinde) "Bize süre tanınır mı?" diyeceklerdir.

205 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 205. ayet. أَفَرَءَيْتَ إِن مَّتَّعْنَـٰهُمْ سِنِينَ

(205, 206) Şimdi şunu bir düşün: "Biz onları senelerce yaşatsak, sonra da (kendilerine) söz verilmiş olan (azap) başlarına gelse,

206 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 206. ayet. ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

(205, 206) Şimdi şunu bir düşün: "Biz onları senelerce yaşatsak, sonra da (kendilerine) söz verilmiş olan (azap) başlarına gelse,

207 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 207. ayet. مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يُمَتَّعُونَ

Yararlandırıldıkları nimetlerin kendilerine hiçbir yararı olmayacaktır."

208 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 208. ayet. وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ

(208, 209) Zaten gerçeği hatırlatan uyarıcılar olmadan hiçbir şehri helak etmemiştik; biz kimseye haksızlık edici de değildik.

209 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 209. ayet. ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ

(208, 209) Zaten gerçeği hatırlatan uyarıcılar olmadan hiçbir şehri helak etmemiştik; biz kimseye haksızlık edici de değildik.

210 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 210. ayet. وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ ٱلشَّيَـٰطِينُ

(210, 211) Onu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir; bu onlara yaraşmaz; zaten (buna) güçleri de yetmez.

211 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 211. ayet. وَمَا يَنۢبَغِى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ

(210, 211) Onu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir; bu onlara yaraşmaz; zaten (buna) güçleri de yetmez.

212 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 212. ayet. إِنَّهُمْ عَنِ ٱلسَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ

Onlar (şeytanlar), vahyi duymaktan kesin olarak uzak tutulmuşlardır.

213 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 213. ayet. فَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْمُعَذَّبِينَ

Allah ile birlikte herhangi bir ilaha sakın yalvarma; yoksa sen de azap edilenlerden olursun!

214 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 214. ayet. وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ ٱلْأَقْرَبِينَ

(Önce) yakın akrabanı uyar!

215 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 215. ayet. وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Sana uyan müminlere (merhamet) kanadını indir!

216 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 216. ayet. فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّى بَرِىٓءٌۭ مِّمَّا تَعْمَلُونَ

Onlar sana isyan ederlerse de ki: "Ben sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım."

217 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 217. ayet. وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

(217, 218, 219, 220) Ayağa kalktığında ve secde edenler arasındaki dolaşmanda seni görene, (ayrıca) duyan, bilen, güçlü, çok merhametli olana (Allah'a) güven!

218 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 218. ayet. ٱلَّذِى يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ

(217, 218, 219, 220) Ayağa kalktığında ve secde edenler arasındaki dolaşmanda seni görene, (ayrıca) duyan, bilen, güçlü, çok merhametli olana (Allah'a) güven!

219 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 219. ayet. وَتَقَلُّبَكَ فِى ٱلسَّـٰجِدِينَ

(217, 218, 219, 220) Ayağa kalktığında ve secde edenler arasındaki dolaşmanda seni görene, (ayrıca) duyan, bilen, güçlü, çok merhametli olana (Allah'a) güven!

220 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 220. ayet. إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

(217, 218, 219, 220) Ayağa kalktığında ve secde edenler arasındaki dolaşmanda seni görene, (ayrıca) duyan, bilen, güçlü, çok merhametli olana (Allah'a) güven!

221 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 221. ayet. هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَـٰطِينُ

Şeytanların kime ineceğini size bildireyim mi?

222 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 222. ayet. تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍۢ

Onlar günaha, iftiraya düşkün olan herkese inerler.

223 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 223. ayet. يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَـٰذِبُونَ

Onlar (yalan sözlere) kulak verirler; çoğu da yalancıdır.

224 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 224. ayet. وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلْغَاوُۥنَ

(İnançsız) şairler(e gelince), onlara azgınlar uyarlar.

225 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 225. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِى كُلِّ وَادٍۢ يَهِيمُونَ

(225, 226) Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmayacakları şeyleri söylediklerini görmüyor musun?

226 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 226. ayet. وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ

(225, 226) Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmayacakları şeyleri söylediklerini görmüyor musun?

227 ayet sayfası

Şuarâ suresi, 227. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِيرًۭا وَٱنتَصَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ ۗ وَسَيَعْلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَىَّ مُنقَلَبٍۢ يَنقَلِبُونَ

Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar hariç. Haksızlık edenler, nasıl bir devrimle devrileceklerini ileride bileceklerdir.