Diyanet İşleri
Sihirbazlar gelince, Firavun'a, "Eğer biz üstün gelirsek, gerçekten bize bir mükafat var mı?" dediler.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 41. ayet. فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَٰلِبِينَ
felemmâ câe-sseḥaratü ḳâlû lifir`avne einne lenâ leecran in künnâ naḥnü-lgâlibîn.
Sihirbazlar gelince, Firavun'a, "Eğer biz üstün gelirsek, gerçekten bize bir mükafat var mı?" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.
İnsanlara da "Siz de toplanır mısınız?" denildi.
"Umarız, üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız" (dediler.)
Sihirbazlar gelince, Firavun'a, "Eğer biz üstün gelirsek, gerçekten bize bir mükafat var mı?" dediler.
Firavun, "Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız" dedi.
Musa onlara, "Hadi ortaya atacağınız şeyi atın" dedi.
Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 41–42. ayetler için yazılmıştır.
41-42. “Sihirbazlar geldiklerinde” Firavun’un yanına ulaştıklarında “Firavuna: Eğer” Mûsâ’ya “galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfat var, değil mi?” Buna karşılık Firavun da onlara: “Evet” size hem bir ücret, hem de mükâfat verilecektir. “O zaman siz elbette” nezdimde “çok yakınlarımdan da olacaksınız, dedi.” Bu sözleriyle onlara hem mükâfat, hem de kendisine yakın olma vaadinde bulundu ki daha bir gayrete gelsinler ve Mûsâ’nın getirdiklerine karşı çıkmak için bütün güçlerini ortaya koysunlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sihirbazlar; Musa ile mücadeleye geldikleri zaman Firavun'a şöyle dediler: "Eğer Musa'ya galip gelirsek, bize maddi veya manevi karşılık var mı?"
Aynı kök: غلب (31 geçiş) · Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş)
Sihirbazlar Firavun'a geldiler. "Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır, değil mi?" dediler.
Aynı kök: غلب (31 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir
O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse,…
Aynı kök: غلب (31 geçiş) · Aynı kök: سحر (63 geçiş)
"Umarız, üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız" (dediler.)
Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…
Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir
Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a "Galip gelirsek bize ödül var, değil mi?" demişlerdi.
Ve nihayet büyücüler gelerek Firavun'a dediler ki: "Şayet biz galip gelecek olursak, bunun bize kazandıracağı büyük bir ödül olmalı, değil mi ama?"
Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Eğer biz üstün gelirsek, doğrusu büyük bir mükafatı hak etmiş oluruz, değil mi?" dediler.
Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a dediler ki: "Peki biz galip gelirsek, bir kazancımız olacak mı?"
Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler.
Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a: Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır değil mi? dediler.
Ardından, büyücüler geldiklerinde, Firavun'a, şöyle dediler: "Üstün gelirsek, kesinlikle bize bir ödül var değil mi?"
- Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a, "Biz üstün gelirsek, bize bir ödül vereceksin, değil mi?" dediler. Firavun, "Evet, o taktirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi.
Büyücüler geldiklerinde Firavuna, "Eğer biz üstün gelirsek bize bir ücret ödenecek mi?" dediler.
Büyücüler geldiklerinde Firavun'a, 'Eğer biz üstün gelirsek bize bir ücret ödenecek mi?' dediler.
Sihirbazlar Firavun'a geldiklerinde: "Şayet biz galip gelirsek, bize muhakkak bir mükafat vardır değil mi?" dediler.
Derken vakta ki sihirbazlar geldiler Firavne elbette: biz galip gelirsek bize mutlak ecir var ya? dediler
Sihirbazlar Firavun'a geldiklerinde: "Eğer galip gelirsek bize bir ödül var mı?" dediler.
Sihirbazlar Firavun'a geldiklerinde: "Eğer galip gelirsek bize bir ödül var mı?" dediler.
Sihirbazlar Firavun'a geldiklerinde: "Eğer galip gelirsek bize bir ödül var mı?" dediler.
Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler.
Nihayet büyücüler gelince Fir'avna: "Muhakkak üstün gelirsek bize herhalde bir mükafat var mı?" dediler.
Büyücüler geldikleri vakit, Firavun'a dediler ki: Galip gelenler biz olursak; muhakkak bize bir ücret vardır değil mi?
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Sihirbazlar gelince, Firavun’a: “Eğer biz üstün gelirsek, gerçekten bize bir mükâfat var mı?” dediler.
Büyücüler gelince Fir'avn'e: "Eğer üstün gelenler biz olursak, bize mutlaka bir ücret var değil mi?" dediler.
Sihirbazlar gelince Firavun'a şöyle dediler: Galip gelen taraf biz olursak elbette bir ödülümüz olur, değil mi?!
Büyücüler gelince Firavun'a dediler ki; "galip gelen biz olursak elbette bir ödül verilir değil mi?"
Sihirbazlar geldikleri zaman, Firavun’a: Biz galip gelirsek, bize bir ücret var, değil mi? dediler.
Sihirbazlar geldikleri zaman, Firavun'a: -Biz galip gelirsek, bize bir ödül var, değil mi? dediler.
Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a dediler ki: "Eğer biz galip gelirsek bize gerçekten ödül var, değil mi?"
And when the sorcerers congregated to action they said to Pharaoh: "Assuredly, we will be rewarded should we be the winners"!
When the sorcerers came, they said to Pharaoh, ‘Shall we be rewarded if we win?’
So when the sorcerers arrived, they said to Pharaoh: "Of course - shall we have a (suitable) reward if we win?
When the magicians came forth (for the encounter) they said to Pharaoh: "Is there a reward for us if we triumph?" dipnot 1
When the magicians came, they said to Pharaoh, ‘Will we be rewarded if we are the winners?’
So when the sorcerers arrived, they said to Fir‘aun (Pharaoh): "Will there surely be a reward for us if we are the winners?"
So when the magicians came, they said to Pharaoh, ‘Shall we indeed have a reward if we were to be the victors?’
So when all the sorcerers came they said to Pharaoh, `Shall we be really and richly rewarded if we gain clear supremacy?'
Then, when the sorcerers came, they said to Pharaoh, 'Shall we indeed have a wage, if we should be the victors?'
When the magicians arrived, they asked Pharaoh: "Is there any reward for us (and this indicates how serious they were about their own religion. )"
And when the sorcerers came they said to Pharaoh, 'Shall we, verily, have a hire if we gain the upper hand?'
So when the magicians came, they said to Pharaoh: "We should be rewarded if we are the winners."
And when the magicians were come, they said unto Pharaoh, shall we certainly receive a reward, if we do get the victory?
(They said), "Aye, so that we may follow the magicians if they win. "
Then, when the sorcerers came, they said to Firaawn, (Pharaoh) "will we surely have a reward indeed, in case we are the ones who are the overcomers?"
And when the wizards came they said unto Pharaoh: Will there surely be a reward for us if we are the winners?
When the magicians arrived, they said to the Pharaoh: "Is there a reward for us if we are victorious?" --
Now when the sorcerers came, they said unto Pharaoh: "Verily, we ought to have a great reward if it is we who prevail.
When the magicians came, they asked Pharaoh, "Shall we have a ˹suitable˺ reward if we prevail?"
So when the magicians came, they said to Pharaoh: "We should be rewarded if we are the winners. "
When the magicians came, they said to Pharaoh, "Do we get paid, if we are the winners?"
And when the magicians arrived, they said to Pharaoh, "Is there indeed for us a reward if we are the predominant?"
And when the sorcerers came they said to Pharaoh: “Will there be a reward for us, if we are the victors?”
When they came, they said to Pharaoh, "Will there be a reward for us if we are the winners?"
So, when the magicians arrived, they said to Firon (Pharaoh): "Truly— Shall we have a (worthy) reward if we win?"
So, when the sorcerers came, they said to Pharaoh, "Will there be a sure reward for us, if we are the victorious?"
So when the magicians came, they said to Pharaoh: "We should be rewarded if we are the winners."