3. sure

Âl-i İmrân Suresi آل عمران

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 21 konu
  1. Kitabın indirilişi; muhkem ve müteşâbih ayetler 1–9 karşılaştır — Kitabın indirilişi; muhkem ve müteşâbih ayetler
  2. İnkâr edenlerin sonu, Bedir ve dünya süsleri 10–20 karşılaştır — İnkâr edenlerin sonu, Bedir ve dünya süsleri
  3. Kitaptan pay verilenler; mülkün sahibi; dost edinme 21–32 karşılaştır — Kitaptan pay verilenler; mülkün sahibi; dost edinme
  4. İmrân ailesi, Meryem'in doğumu, Zekeriyyâ ve Yahyâ 33–41 karşılaştır — İmrân ailesi, Meryem'in doğumu, Zekeriyyâ ve Yahyâ
  5. Meryem ve Îsâ 42–63 karşılaştır — Meryem ve Îsâ
  6. Kitap ehline çağrı: ortak söz; İbrâhim hanîf idi 64–80 karşılaştır — Kitap ehline çağrı: ortak söz; İbrâhim hanîf idi
  7. Peygamberlerden alınan söz; İslâm'dan başka din arayan 81–91 karşılaştır — Peygamberlerden alınan söz; İslâm'dan başka din arayan
  8. İyiliğe ermek; Kâbe ve hac 92–99 karşılaştır — İyiliğe ermek; Kâbe ve hac
  9. Allah'ın ipine sarılın; en hayırlı ümmet 100–110 karşılaştır — Allah'ın ipine sarılın; en hayırlı ümmet
  10. Kitap ehlinin hepsi bir değildir; sırdaş edinmeyin 111–120 karşılaştır — Kitap ehlinin hepsi bir değildir; sırdaş edinmeyin
  11. Uhud ve Bedir; meleklerle yardım 121–129 karşılaştır — Uhud ve Bedir; meleklerle yardım
  12. Faiz; bağışa koşun; sakınanların vasıfları 130–138 karşılaştır — Faiz; bağışa koşun; sakınanların vasıfları
  13. Gevşemeyin; "Muhammed ancak bir peygamberdir" 139–148 karşılaştır — Gevşemeyin; "Muhammed ancak bir peygamberdir"
  14. Uhud'daki bozgun ve inen güven uykusu 149–155 karşılaştır — Uhud'daki bozgun ve inen güven uykusu
  15. Sefere çıkanlar; ölüm ve öldürülme 156–158 karşılaştır — Sefere çıkanlar; ölüm ve öldürülme
  16. Yumuşak davranma, danışma ve peygamberin lütuf oluşu 159–164 karşılaştır — Yumuşak davranma, danışma ve peygamberin lütuf oluşu
  17. Uhud'un muhasebesi; şehitler diridir 165–175 karşılaştır — Uhud'un muhasebesi; şehitler diridir
  18. Küfürde yarışanlar, mühlet ve cimrilik 176–180 karşılaştır — Küfürde yarışanlar, mühlet ve cimrilik
  19. "Allah fakirdir" diyenler; her canlı ölümü tadacak 181–189 karşılaştır — "Allah fakirdir" diyenler; her canlı ölümü tadacak
  20. Göklerin ve yerin yaratılışı; akıl sahiplerinin duası 190–195 karşılaştır — Göklerin ve yerin yaratılışı; akıl sahiplerinin duası
  21. Kâfirlerin refahı; "sabredin ve sabır yarışında üstün gelin" 196–200 karşılaştır — Kâfirlerin refahı; "sabredin ve sabır yarışında üstün gelin"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kitabın indirilişi; muhkem ve müteşâbih ayetler 1–9

  1. Âl-i İmrân suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 1. ayet. الٓمٓ

    elif-lâm-mîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Elif-Lam-Mim! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 1. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 2. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ

    allâhü lâ ilâhe illâ hüve-lḥayyü-lḳayyûm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 2. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 3. ayet. نَزَّلَ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَأَنزَلَ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ

    nezzele `aleyke-lkitâbe bilḥaḳḳi müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi veenzele-ttevrâte vel'incîl.

    Süleymaniye Vakfı

    Gerçekleri içeren bu kitabı, kendinden öncekileri tasdik edici özellikte dipnot 1 sana, o indirdi. Tevrat'ı ve İncil'i de O indirdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, bütün nebilere verilmiş kitapları hem tasdik eder hem de içeriklerini korur. Onlara yapılan ekleme ve çıkarmalar, ancak Kur'an ile tespit edilebilir (Maide 5/15-16, 48). Kur'an'ın önceki kitapları tasdik edici özelliğine dair ayetler için bkz: Bakara 2/41, 89, 91, 97, Al-i İmran 3/81, Nisa 4/47, En'am 6/92, Yunus 10/37, Yusuf 12/111, Fatır 35/31, Ahkaf 46/12, 30.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 3. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 4. ayet. مِن قَبْلُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ ٱلْفُرْقَانَ إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ ذُو ٱنتِقَامٍ

    min ḳablü hüdel linnâsi veenzele-lfürḳân. inne-lleẕîne keferû biâyâti-llâhi lehüm `aẕâbün şedîd. vellâhü `azîzün ẕü-ntiḳâm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu kitaptan önce onlar, insanlar için birer rehberdi. dipnot 1 Zaten bütün furkanları /doğruyu yanlıştan ayıran kitapları dipnot 2 o indirmiştir. Allah'ın ayetlerini görmezlikte direnenler için çetin bir azap vardır. dipnot 3 Allah daima üstün olan ve cezayı hak edildiği kadar verendir. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rehber diye çevirdiğimiz "hüda" kelimesi, hidayet kökündendir. Hidayet, nazikçe yol göstermektir (Müfredat). Bakara 2/2; A'raf 7/52; Yunus 10/57; Nahl 16/64, 89, 102; Neml 27/12, 76-77; Lokman 31/1-3.
    2. metne dön, dipnot 2
      Furkan, doğruyu yanlıştan ayırmaktır. Bu özellikte olana da furkan denir. İlahi kitapların tamamı bu özelliktedir (Bakara 2/53, Enbiya 21/48, Furkan 25/1). Allah, kendini yanlışlardan koruyan müminlere furkan yani doğruyu yanlıştan ayırma kabiliyeti verir (Enfal 8/29).
    3. metne dön, dipnot 3
      Çetin", ayetteki "şedid (شديد)"in karşılığıdır. Şedid, 'güçlü bağla bağlı' anlamındadır (Müfredat). Allah, cezayı, işlenen suça bağlamış (En'am 6/160) ve şöyle demiştir: "Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür." (Şura 42/40) size kim saldırırsa ona, size yaptığı saldırıya denk bir saldırı ile karşılık verin (Bakara 2/194) Buna göre cezanın, işlenen suça denk olması gerekir bu da ancak suçun iki katı ile olur. Birincisi ile verdiği zarar giderilir, ikincisi ile de o zarara denk bir zarara sokulur. Bu ceza prensibi, cehennemde de uygulanır (A'raf 7/38, Furkan 25/68-69).
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayette geçen intikam (انتِقَام) suçla ceza arasındaki dengeyi tam kurma anlamına gelir (el-Ayn).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 4. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 5. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَخْفَىٰ عَلَيْهِ شَىْءٌ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ

    inne-llâhe lâ yaḫfâ `aleyhi şey'ün fi-l'arḍi velâ fi-ssemâ'.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 5. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 6. ayet. هُوَ ٱلَّذِى يُصَوِّرُكُمْ فِى ٱلْأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَآءُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    hüve-lleẕî yüṣavviruküm fi-l'erḥâmi keyfe yeşâ'. lâ ilâhe illâ hüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 6. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 7. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ مِنْهُ ءَايَٰتٌ مُّحْكَمَٰتٌ هُنَّ أُمُّ ٱلْكِتَٰبِ وَأُخَرُ مُتَشَٰبِهَٰتٌ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَٰبَهَ مِنْهُ ٱبْتِغَآءَ ٱلْفِتْنَةِ وَٱبْتِغَآءَ تَأْوِيلِهِۦ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُۥٓ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ يَقُولُونَ ءَامَنَّا بِهِۦ كُلٌّ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

    hüve-lleẕî enzele `aleyke-lkitâbe minhü âyâtüm muḥkemâtün hünne ümmü-lkitâbi veüḫaru müteşâbihâh. feemme-lleẕîne fî ḳulûbihim zeygun feyettebi`ûne mâ teşâbehe minhü-btigâe-lfitneti vebtigâe te'vîlih. vemâ ya`lemü te'vîlehû ille-llâh. verrâsiḫûne fi-l`ilmi yeḳûlûne âmennâ bihî küllüm min `indi rabbinâ. vemâ yeẕẕekkeru illâ ülü-l'elbâb.

    Süleymaniye Vakfı

    O, bu kitabı sana indirendir. Onun bir kısmı muhkem /hüküm içeren ayetlerdir; dipnot 1 onlar kitabın dipnot 2 ana ayetleridir. Diğerleri müteşabihtir dipnot 3 /muhkemlerle benzeşirler. Kalplerinde kayma olanlar, fitne dipnot 4 çıkarmak ve tevil yapmak /istedikleri bağlantıyı kurmak için dipnot 5 kitaptan, (kurgularıyla) benzeşen şeye dipnot 6 uyarlar. Oysa kitabın tevilini /ayetler arasındaki bağlantıyı sadece Allah bilir (ve onu ayetleriyle gösterir). Bu ilmi dipnot 7 /kitabı açıklama ilmini kavramış olanlar şöyle derler: "Biz ona/o ilme inandık, onun tamamı Rabbimiz katındandır." Bu zikre dipnot 8 /doğru bilgiye, aklıselim sahibi olanlardan dipnot 9 başkası ulaşamaz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhkem ayet, bir konuda hüküm içeren ayettir. O hüküm, başka ayetlerle ayrıntılı olarak açıklanır (Hud 11/1-2).
    2. metne dön, dipnot 2
      Kitab (كتاب) kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bir şeye eklemektir (Mekayis). Arapçada kelimeleri ekleyerek yazılan her türlü yazıya kitap denir (Müfredat). Kur'an-ı Kerim, muhkemler yani kısa ve özlü hükümler içeren ayetlerden ve onların benzeri olup onları açıklayan müteşabih ayetlerden oluşan ikişerli yapıdadır (Zümer 39/23) Kur'an'ın, bildiğimiz bir kitap halinde inmediği açıktır. Bu ve benzeri ayetler onun, kendisinden kitaplar oluşturulacak şekilde indiğini, her bir kitabın, bir muhkem bir de müteşabih olmak üzere en az iki ve ikinin katları olan ayetlerden oluştuğunu, doğru hükme yani hikmete bu şekilde ulaşılabileceğini (Bakara 2/269) gösterir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Müteşabih, benzeşen demektir. Birbirine benzeyen iki şeyden her birine müteşabih denir. Bu kelime, toplam sekiz ayette geçer: Bakara 2/25, 70, 118; Al-i İmran 7, Zümer 23, En'am 99, 141 ve Ra'd 16.
    4. metne dön, dipnot 4
      Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.
    5. metne dön, dipnot 5
      Te'vil (تَأْوِيلِ), evl (أول) kökünden türetilmiştir; bir şeyi istenen hedefe çevirme anlamına gelir (Müfredat). Bu ayette tevil, Allah'ın ayetler arasında kurduğu bağlantıyı gösterir.
    6. metne dön, dipnot 6
      Ayetin açılımı şöyledir: Kitaptan kendi eğrilikleriyle /kurgularıyla benzeşene uyarlar. (فيتبعون ما تشابه منه بزيغهم). Necran'dan bir Hıristiyan heyeti nebimize gelmiş, "Ya Muhammed! Sen, İsa'nın Allah'ın kelimesi ve ondan bir ruh olduğu kanaatindesin değil mi?" demişti. O, "Evet." deyince" Bu bize yeter." demişlerdi. Onlar, kendi eğrilikleriyle benzeşir gördükleri şu ayete dayanıyorlardı: "İsa… Allah'ın Meryem'e ulaştırdığı sözü ve kendinden bir ruhtur." (Nisa 4/171) Ayetin başında görmek istemedikleri şu ifade vardır: "Meryem oğlu İsa Mesih, yalnızca Allah'ın elçisidir." Allah'ın kitabına uyma yerine onu kendilerine uyduranlar hep böyle yaparlar. (Taberi, Al-i İmran 3/7. ayetin tefsiri)
    7. metne dön, dipnot 7
      Bu ilim, ayetleri ayetlerle açıklama ilmidir (A'raf 7/52). Önceki kitaplara inananların alimleri arasında da bu ilmi bilenler vardı (Nisa 4/162).
    8. metne dön, dipnot 8
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28).
    9. metne dön, dipnot 9
      Aklıselim sahibi olanlar" anlamı verdiğimiz ifade "ulü'l-elbab"dır. Bkz Bakara 2/179'un dipnotu.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 7. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 8. ayet. رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ

    rabbenâ lâ tüzig ḳulûbenâ ba`de iẕ hedeytenâ veheb lenâ mil ledünke raḥmeh. inneke ente-lvehhâb.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbimiz! Bizi yoluna kabul ettikten sonra kalplerimizi kaydırma! dipnot 1 Bize katından iyilik ve ikramda bulun! Sen Vehhab olan / karşılık beklemeden bol bol verensin.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yola gelmek de yoldan çıkmak da kişinin kararına bağlıdır (Saf 61/5). Bununla birlikte, bu dua, her şeyde olduğu gibi doğru yolda kalmak için de Allah'ın desteğine ihtiyacımız olduğunu gösterir.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 8. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 9. ayet. رَبَّنَآ إِنَّكَ جَامِعُ ٱلنَّاسِ لِيَوْمٍ لَّا رَيْبَ فِيهِ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ

    rabbenâ inneke câmi`u-nnâsi liyevmil lâ raybe fîh. inne-llâhe lâ yuḫlifü-lmî`âd.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 9. ayet

İnkâr edenlerin sonu, Bedir ve dünya süsleri 10–20

  1. Âl-i İmrân suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 10. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ ٱلنَّارِ

    inne-lleẕîne keferû len tugniye `anhüm emvâlühüm velâ evlâdühüm mine-llâhi şey'â. veülâike hüm veḳûdü-nnâr.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenlerin /ayetleri görmezlikte direnenlerin malları da çocukları da Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan asla savamayacaktır. dipnot 1 Onlar o ateşin tutuşturucusudur. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafirlerin malları ve evlatları ahirette hiçbir işlerine yaramayacaktır (Al-i İmran 3/116, Şuara 26/88-89, Sebe 34/37, Mücadele 58/17, Hakka 69/28-29, Leyl 92/11).
    2. metne dön, dipnot 2
      Cehennem yaratılmış ama henüz tutuşturulmamıştır. Ahirette tutuşturulduktan sonra insanlar oraya atılacaktır (Tekvir 81/12). O ateş onların sadece derilerini yakacağından azabı tatmaları için sürekli derileri yenilenecektir (Nisa 4/56). Onlar orada ölmeyecek, birbirleriyle (A'raf 7/38-39), görevli meleklerle (Mümin 40/49-50) ve Cennete gitmiş olanlarla konuşacaklardır (A'raf 7/48-51, Müddessir 74/40-47). Ayetlerdeki "vekud (وقود)" kelimesine "yakıt" anlamı verilir ama onlar, oranın yakıtı olsalar her tarafları yanar, kimseyle konuşamaz ve kısa sürede yok olup giderlerdi. Bütün bunlardan dolayı Cehennemle ilgili ayetlerdeki "vekud (وقود)" kelimesine "yakıt" değil mecazen 'tutuşturucu" anlamı vermek uygun olur.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 10. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 11. ayet. كَدَأْبِ ءَالِ فِرْعَوْنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    kede'bi âli fir`avne velleẕîne min ḳablihim. keẕẕebû biâyâtinâ. feeḫaẕehümü-llâhü biẕünûbihim. vellâhü şedîdü-l`iḳâb.

    Süleymaniye Vakfı

    (Onların durumu,) tıpkı Firavun hanedanının ve daha öncekilerin durumu gibidir. Onlar ayetlerimiz karşısında yalana sarıldılar. dipnot 1 Allah da onları günahları sebebiyle yakaladı. Allah cezalandırması çetindir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kezzebe (كذّب) fiili Kur'an'da hem lazım /geçişsiz hem de müteaddi /geçişli olarak kullanılır. Lazım olarak kullanıldığı yerlerde çok yalan söyleme (En'am 6/148, Yunus 10/39) anlamındadır. Bazı ayetlerde ba (ب) harf-i cerri ile müteaddi olur ve bir şey karşısında yalan söyleme anlamına gelir (En'am 6/21, 157, A'raf 7/37, Taha 20/48). Harf-i cersiz müteaddi olduğu yerlerde de yalanlama anlamındadır (Al-i İmran 3/184, Hicr 15/80, Şuara 26/176).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 11. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 12. ayet. قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

    ḳul lilleẕîne keferû setuglebûne vetuḥşerûne ilâ cehennem. vebi'se-lmihâd.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 12. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 13. ayet. قَدْ كَانَ لَكُمْ ءَايَةٌ فِى فِئَتَيْنِ ٱلْتَقَتَا فِئَةٌ تُقَٰتِلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَأُخْرَىٰ كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُم مِّثْلَيْهِمْ رَأْىَ ٱلْعَيْنِ وَٱللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِۦ مَن يَشَآءُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ

    ḳad kâne leküm âyetün fî fieteyni-lteḳatâ. fietün tüḳâtilü fî sebîli-llâhi veuḫrâ kâfiratüy yeravnehüm miŝleyhim ra'ye-l`ayn. vellâhü yü'eyyidü binaṣrihî mey yeşâ'. inne fî ẕâlike le`ibratel liüli-l'ebṣâr.

    Süleymaniye Vakfı

    (Bedir'de) Karşı karşıya gelen iki birlikte sizin için bir ayet / bir gösterge vardır. Birliklerden biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kafirdi. (Müminler) baktıklarında onları kendilerinin iki katı görüyorlardı. dipnot 1 Allah, gereğini yapanı dipnot 2 yardımıyla destekler. İleri görüşlüler için bunda tam bir ibret vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedir Savaşında Mekkeli müşrikler müminlerin iki katından fazlaydı ama onlara kendilerinin iki katı gösterildiler ki müminler onlarla savaşmak zorunda kalsın. Çünkü müminlere, kendilerinin iki katına kadar düşmanla savaşma görevi verilmişti (Enfal 8/65-66). Müslümanların Mekke ordusu ile kervan arasında kalması (Enfal 8/42), düşmanın rüyada Rasulullah'a az gösterilmesi (Enfal 8/43), iki ordu karşılaştığında birbirlerine olduklarından daha az gösterilmeleri (Enfal 8/44), Müslümanların üç bin melekle desteklenmesi (Al-i İmran 3/124), müminlerin rahatlaması için o gün hoş bir uykuya daldırılmaları ve üzerlerine rahatlatıcı bir yağmur yağdırılması da (Enfal 8/11) Allah'ın onlara olan yardımlarındandı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae ( شاء ) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gereğini yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 13. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 14. ayet. زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ ٱلشَّهَوَٰتِ مِنَ ٱلنِّسَآءِ وَٱلْبَنِينَ وَٱلْقَنَٰطِيرِ ٱلْمُقَنطَرَةِ مِنَ ٱلذَّهَبِ وَٱلْفِضَّةِ وَٱلْخَيْلِ ٱلْمُسَوَّمَةِ وَٱلْأَنْعَٰمِ وَٱلْحَرْثِ ذَٰلِكَ مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسْنُ ٱلْمَـَٔابِ

    züyyine linnâsi ḥubbü-şşehevâti mine-nnisâi velbenîne velḳanâṭîri-lmüḳanṭarati mine-ẕẕehebi velfiḍḍati velḫayli-lmüsevvemeti vel'en`âmi velḥarŝ. ẕâlike metâ`u-lḥayâti-ddünyâ. vellâhü `indehû ḥusnü-lmeâb.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadınlar, dipnot 1 çocuklar, dipnot 2 yığınla altın ve gümüş, cins atlar, en'am dipnot 3 ve toprak ürünlerinden ibaret olan çekici şeylerin tutkusu insanlara hoş gösterilmiştir. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Oysa varılıp kalınacak yerin güzeli Allah katındadır. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kadınlar, kadın erkek her insana hoş gösterilmiştir. Nitekim bir kadının diğer kadınların beğenisini kazanma isteğinin erkeğin beğenisini kazanma isteğinden fazla olduğu gözlemlenebilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Çocuklar diye anlam verdiğimiz kelimenin kök anlamı "bir şeyden doğan şey" olan ibn (إبن)'in çoğulu olan benin (بنين)'dir (Mekayis). Daha çok erkek evlat anlamında kullanılsa da burada uygun olan, erkek ve kız evlatlar olmasıdır; çünkü kadın - erkek ayrımı olmaksızın bütün insanlar Adem'in çocukları (beni Adem)dir (A'raf 7/26, İsra 17/70). Bu sebeple oğullar yerine "çocuklar" kelimesi tercih edilmiştir.
    3. metne dön, dipnot 3
      En'am; koyun, keçi, sığır ve devenin dişisine ve erkeğine denir (En'am 6/143-144).
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 14. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 15. ayet. قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَٰلِكُمْ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    ḳul eünebbiüküm biḫayrim min ẕâliküm. lilleẕîne-tteḳav `inde rabbihim cennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ veezvâcüm müṭahherâtüv veriḍvânüm mine-llâh. vellâhü beṣîrum bil`ibâd.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Size bunlardan daha iyisini haber vereyim mi? Kendini yanlışlardan koruyanlar için Rableri katında, ölümsüz olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler /bahçeler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. dipnot 1 Allah kullarını daima görendir."

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 15. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 16. ayet. ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ

    elleẕîne yeḳûlûne rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ ẕünûbenâ veḳinâ `aẕâbe-nnâr.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 16. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 17. ayet. ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ

    eṣṣâbirîne veṣṣâdiḳîne velḳânitîne velmünfiḳîne velmüstagfirîne bil'esḥâr.

    Süleymaniye Vakfı

    O kullar sabırlı /duruşunu bozmayan, doğru sözlü, Allah'a içten boyun eğen, infak eden /hayra harcayan ve seher vakitlerinde dipnot 1 bağışlanma dileyenlerdir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Seher vakti, gecenin sonuna doğru güneş ışıklarının doğu ufkuna ulaşması ve ufkun üst tarafındaki zayıf ışıklı yıldızların kaybolmasıyla başlar. Güneş ufka yaklaştıkça aydınlık üstten aşağıya doğru bir kubbe şeklini alır ve alt taraftaki kara parçası gözükmeye başlar. Kara parçası, ufuk boyunca uzayan siyah bir çizgi haline gelince onun üstünde, çıplak gözle net olarak gözüken beyaz ışık çizgisi oluşur. Tam bu vakitte seher vakti biter, sabah namazı ve oruç tutma vakti başlar (Bakara 2/187). Seher vakti aynı zamanda sahur vaktidir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 17. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 18. ayet. شَهِدَ ٱللَّهُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْعِلْمِ قَآئِمًۢا بِٱلْقِسْطِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    şehide-llâhü ennehû lâ ilâhe illâ hüve velmelâiketü veülü-l`ilmi ḳâimem bilḳisṭ. lâ ilâhe illâ hüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'tan başka ilah olmadığına; Allah, melekler, hakka ve adalete uygun davranan ilim sahipleri şahittir. dipnot 1 Ondan başka ilah yoktur. O daima üstün ve bütün kararları doğru olandır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın varlığı ve birliği konusunda kimsenin şüphesi yoktur. İlah sayılanlar, Allah ile araya konan aracılardır. Ayette, "hakka ve adalete uygun davranan ilim sahipleri" ifadesinin kullanılması, insanların bilmeden Allah'a şirk koşabileceklerini gösterir. (Bakara 2/22, Enfal 8/27). Bunun örneği İbrahim aleyhisselamdır. O, buluğa erdiği andan itibaren (A'raf 7/172-173) putların ilah olamayacağını anlamıştı. Ama gözlemler yapıp kesin kanaate varıncaya kadar gezegenin, ayın ve güneşin kendi rabbi olduğu inancındaydı. Onların rab olamayacaklarını anlar anlamaz kesin tavrını koydu ve bu inanca karşı çıktı (En'am 6/75-79, Enbiya 21/51-64). Onun bu konuda, bile bile yaptığı bir yanlış olmadığı için Allah onu hiçbir zaman müşriklerden saymamıştır (Bakara 2/135, Al-i İmran 3/67, 95, En'am 6/161, Nahl 16/123, Enbiya 21/52-56). Bugün müslümanların büyük çoğunluğu, Nebimiz Muhammed aleyhisselamın, ilim adamlarının ve din adamlarının ilah yapıldığının farkında değillerdir. Allah Teala Kur'an'ı sadece kendisinin bir ilme göre çok ayrıntılı bir şekilde açıkladığını, (A'raf 7/52) ve o açıklamalara konuyu bilenlerden oluşan bir ekibin ulaşabileceğini (Fussilet 41/3) bildirmiş, başkasının yapacağı açıklamayı kabul etmenin de onu ilah yapmak olduğunu açıkça ifade etmiştir (Hud 11/1). Ama geleneksel yapı, bir çok ayeti gizlemiş, bir çoğuna da yanlış anlamlar vermiş ve Nebimiz Muhammed aleyhisselamın ayetleri açıklama yetkisinin olduğunu bütün Müslümanlara kabul ettirmiştir. Kur'an'ı açıklama yetkisi alimlere de verilerek mezhepler oluşturulmuş ve bir ilahlar piramidi meydana getirilmiştir. Bu, kabul edilebilecek bir şey değildir (Bakara 2/103-105, 213, En'am 6/159, Şura 42/13-14). Bu yapıyı, bilmeden kabul edenlerin bir sorumluluğu olmaz (Bakara 2/22, 120, 145, 286). Ama bunu bile bile yapıp Müslümanları bu hale sokanlar, en ağır cezaya çarptırılacaklardır (A'raf 7/44-45).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 18. ayet

  10. Âl-i İmrân suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 19. ayet. إِنَّ ٱلدِّينَ عِندَ ٱللَّهِ ٱلْإِسْلَٰمُ وَمَا ٱخْتَلَفَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ وَمَن يَكْفُرْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

    inne-ddîne `inde-llâhi-l'islâm. veme-ḫtelefe-lleẕîne ûtü-lkitâbe illâ mim ba`di mâ câehümü-l`ilmü bagyem beynehüm. vemey yekfür biâyâti-llâhi feinne-llâhe serî`u-lḥisâb.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah katında din, İslam'dır. dipnot 1 Kitap verilenler, sadece kendilerine bu bilgi geldikten sonra birbirlerine üstünlük kurma gayretlerinden dolayı ihtilafa düştüler. dipnot 2 Kim Allah'ın ayetlerini görmezlikte direnirse Allah onun hesabını çabuk görür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam, teslim olmaktır. Allah'a teslim olana "müslim" denir. Türkçede ona "Müslüman" adı verilir. Bütün nebiler insanları İslam'a çağırmışlardır. Onun için Allah katında tek din İslam'dır (Al-i imran 3/83-85, Şura 42/13). Bu dinin, Allah tarafından mükemmel hale getirilmiş ve herkesin uyması emredilmiş son şekli, Kur'an'daki İslamdır (Maide 5/48).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayete göre Yahudilik ve Hristiyanlık gibi isimler, birbirlerine üstünlük kurma gayretinden dolayı ortaya çıkmıştır. Nitekim Allah, yaptıkları iddiaların aksine İbrahim aleyhisselamın Yahudi veya Hristiyan olmadığını hep doğruya yönelen bir müslim olduğunu bildirmiştir (Bakara 2/213, Al-i İmran 3/67, Şura 42/14, Casiye 45/17).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 19. ayet

  11. Âl-i İmrân suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 20. ayet. فَإِنْ حَآجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِىَ لِلَّهِ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْأُمِّيِّـۧنَ ءَأَسْلَمْتُمْ فَإِنْ أَسْلَمُوا۟ فَقَدِ ٱهْتَدَوا۟ وَّإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    fein ḥâccûke feḳul eslemtü vechiye lillâhi vemeni-ttebe`an. veḳul lilleẕîne ûtü-lkitâbe vel'ümmiyyîne eeslemtüm. fein eslemû feḳadi-htedev. vein tevellev feinnemâ `aleyke-lbelâg. vellâhü beṣîrum bil`ibâd.

    Süleymaniye Vakfı

    Seninle tartışırlarsa de ki: "Ben kendimi Allah'a teslim ettim; bana uyanlar da öyle!" Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere /ilahi kitaptan bilgisi olmayanlara, dipnot 1 "Siz de teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim olurlarsa kesinlikle doğru yola girmişlerdir; dipnot 2 ama yüz çevirirlerse sana düşen, sadece tebliğ /ayetleri bildirmektir. dipnot 3 Allah kullarını daima görmektedir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ümmi kelimesi Kur'an'da üç farklı anlamda kullanılmıştır. Birincisi, "kendine kitap verilmemiş olan" (Al-i İmran 3/20), ikincisi "inandığı ilahi kitabın içeriğini bilmeyen" (Bakara 2/78), üçüncüsü de "Mekkeli olan"dır (Al-i İmran 3/75, Cum'a 62/2).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 20. ayet

Kitaptan pay verilenler; mülkün sahibi; dost edinme 21–32

  1. Âl-i İmrân suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 21. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَيَقْتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأْمُرُونَ بِٱلْقِسْطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    inne-lleẕîne yekfürûne biâyâti-llâhi veyaḳtülûne-nnebiyyîne bigayri ḥaḳḳiv veyaḳtülûne-lleẕîne ye'mürûne bilḳisṭi mine-nnâsi febeşşirhüm bi`aẕâbin elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın ayetlerini görmezlikte direnenlere, haklı bir sebep olmadan nebileri öldürenlere /itibarsızlaştıranlara dipnot 1 hakka ve adalete uygun davranılmasını isteyen insanları öldürenlere /itibarsızlaştıranlara dipnot 2 acı veren bir azabın müjdesini ver. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala, nebi olan bütün resullerine yardım eder ve onları düşmanlarından korur (Maide 5/67, Yunus 10/102-103, Enbiya 21/7-9, Saffat 37/171-173). Nebi olmayan resuller de vardır (Şuara 26/105, 123, 141, 176) Ama her nebi, aynı zamanda resul olduğu için nebilerin ve resullerin öldürülmesi, onların nebiliklerinin ve resullüklerinin öldürülmesidir. İlgili ayetlerde geçen katl (قتل) sözünün kök anlamlarından biri izlal (اذلال) (Müfredat) yani itibarı ile oynamadır. Yahudiler, İsa aleyhisselamı öldürdüklerini söylerler (Nisa 4/157). Hıristiyanlar da sistemlerini, İsa aleyhisselamın çarmıha gerilip defnedilmesinden üç gün sonra kabrinden çıkarak Celile'de 11 havarisine gö­ründüğü iddiası üzerine kurarlar (
      Matta 28/16 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 28:16

      On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      –20). İncil, Allah'ın İsa aleyhisselama indirdiği kitaptır (Maide 5/46). Onun ölümünden sonrası ile ilgili sözler İncil'e ait olamaz. Bazı İncillere Yahya aleyhisselamın öldürüldüğü iddiaları da sokuşturulmuştur (
      Matta 14/3-12 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 14:3

      Hirodes, kardeşi Filipusun karısı Hirodiya yüzünden Yahyayı tutuklatmış, bağlatıp zindana attırmıştı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      Markos 6/17-29 — Yeni Ahit, Markos; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Markos 6:17

      Hirodesin kendisi, kardeşi Filipusun karısı Hirodiyanın yüzünden adam gönderip Yahyayı tutuklatmış, zindana attırıp zincire vurdurmuştu. Çünkü Hirodes bu kadınla evlenince Yahya ona, “Kardeşinin…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      ). Halbuki Kur'an, bu iki nebinin öldürüldüklerinden değil, öldüklerinden söz eder ve öldükleri gün tam bir güven içinde olduklarını bildirir (Meryem 19/15 ve 33). Nebiler gibi dürüst davranmaya davet eden insanların kişiliklerini öldürme gayretleri de eskiden olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Allah onlara da düşmanlarından kurtarma sözü vermiştir (A'raf 7/163-166, Hud 11/116).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu gibi kişilere mal ettikleri bazı sözleri kullanarak hem onların kişiliğini öldürmeye hem de Müslümanları saptırmaya çalışırlar. Sahabelerden Hz. Ömer, Ali, ve Abdullah İbn Abbas en çok iftiraya uğrayanlardandır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetteki "müjde ver" emrini alan ilk kişi nebimiz Muhammed aleyhisselamdır. Onun karşısında nebiyi öldürmüş biri yoktu. Kimse atalarının günahından da sorumlu tutulamayacağı için (Necm 53/38) buradaki "öldürme", "nebiliği öldürme" anlamında mecaz olur.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 21. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 22. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

    ülâike-lleẕîne ḥabiṭat a`mâlühüm fi-ddünyâ vel'âḫirah. vemâ lehüm min nâṣirîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 22. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 23. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يُدْعَوْنَ إِلَىٰ كِتَٰبِ ٱللَّهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ وَهُم مُّعْرِضُونَ

    elem tera ile-lleẕîne ûtû neṣîbem mine-lkitâbi yüd`avne ilâ kitâbi-llâhi liyaḥküme beynehüm ŝümme yetevellâ ferîḳum minhüm vehüm mü`riḍûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 23. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 24. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًا مَّعْدُودَٰتٍ وَغَرَّهُمْ فِى دِينِهِم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    ẕâlike biennehüm ḳâlû len temessene-nnâru illâ eyyâmem ma`dûdât. vegarrahüm fî dînihim mâ kânû yefterûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun sebebi, "O ateş bize, sayılı günler dışında asla dokunmayacak!" diyor olmalarıdır. dipnot 1 Uydurdukları yalanlar, dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu iddia, Yahudilere aittir (Bakara 2/80). Onların 'Sözlü Tevrat' dedikleri Talmud'a göre "Kötülerin Cehennemdeki yargısı 12 ayda son bulur. Bu süre içerisinde günahlarının bedeli ödenmiş olur." [TB, Shabbat 33b]. İslam ulemasından bazıları, bu konuda Yahudileri geride bırakmayı başarmışlardır. Nebimizin, Muaz b. Cebel'e şöyle dediği iddia edilir: "Kim kalbiyle tasdik ederek Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın resulü olduğuna şehadet ederse Allah ona cehennemi haram kılar." (Buhari, İlim, 49) Allah Teala bunun doğru olmadığını bildirmektedir (Bakara 2/80-82). Çünkü günahı sevabından fazla olan cehenneme girecek, cezasını çektikten sonra çıkacaktır (A'raf 7/9, 46-47; Meryem 19/72)
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 24. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 25. ayet. فَكَيْفَ إِذَا جَمَعْنَٰهُمْ لِيَوْمٍ لَّا رَيْبَ فِيهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    fekeyfe iẕâ cema`nâhüm liyevmil lâ raybe fîhi vevuffiyet küllü nefsim mâ kesebet vehüm lâ yużlemûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 25. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 26. ayet. قُلِ ٱللَّهُمَّ مَٰلِكَ ٱلْمُلْكِ تُؤْتِى ٱلْمُلْكَ مَن تَشَآءُ وَتَنزِعُ ٱلْمُلْكَ مِمَّن تَشَآءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُ بِيَدِكَ ٱلْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    ḳuli-llâhümme mâlike-lmülki tü'ti-lmülke men teşâü vetenzi`u-lmülke mimmen teşâ'. vetü`izzü men teşâü vetüẕillü men teşâ'. biyedike-lḫayr. inneke `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ey tüm yetkiler elinde olan Allah'ım! Tercih ettiğin kişiye yetki verir, Tercih ettiğinden yetkiyi alırsın. Tercih ettiğin dipnot 1 kişiyi güçlü ve şerefli kılar yine tercih ettiğin kişiyi alçaltırsın. dipnot 2 Bütün iyilikler senin elindedir. Sen her şeye bir ölçü koyarsın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz Al-i İmran 3/13. ayetin dipnotu. Bu iki ayette Allah'ın yaptığı şey, kendi tercihine göre davranmasıdır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 26. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 27. ayet. تُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَتُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَتُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ ٱلْمَيِّتَ مِنَ ٱلْحَىِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    tûlicü-lleyle fi-nnehâri vetûlicü-nnehâra fi-lleyl. vetuḫricü-lḥayye mine-lmeyyiti vetuḫricü-lmeyyite mine-lḥayy. veterzüḳu men teşâü bigayri ḥisâb.

    Süleymaniye Vakfı

    Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü gecenin içine sokarsın. dipnot 1 Ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü çıkarırsın. dipnot 2 Tercih ettiğin kişiye de hesapsız rızık verirsin."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gece ile gündüz, Güneş ve Ay gibi, kendilerine ait yörüngelerde dolaşan ayrı varlıklardır (Yasin 36/40). Dünya'nın Güneş ile yaptığı açının daima değişmesi, gece ile gündüzün uzayıp kısalmasına sebep olur. Gece gündüzün içine girince gece kısalır, gündüz uzar. Gündüz gecenin içine girince de gece uzar, gündüz kısalır (Hac 22/61, Lokman 31/29, Fatır 35/13, Hadid 57/6). Ayrıca gece ve gündüz daima yer değiştirir. Akşam gece öne geçer ve gündüz onu bir sarık gibi sarar. Sabah olunca da gündüz öne geçmeye başar. Bu defa da gece gündüzü bir sarık gibi sarar (Zümer 39/5). Karanlık olma gecenin göstergesi olmaktan çıkarıldığı için kutup bölgelerinde güneşli geceler oluşur (İsra 17/12). Dünyanın, uzaydan çekilen fotoğraflarını inceleyenler, gece ile gündüzün ayrı varlıklar olduğunu görebilirler.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 27. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 28. ayet. لَّا يَتَّخِذِ ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ ٱللَّهِ فِى شَىْءٍ إِلَّآ أَن تَتَّقُوا۟ مِنْهُمْ تُقَىٰةً وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

    lâ yetteḫiẕi-lmü'minûne-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmü'minîn. vemey yef`al ẕâlike feleyse mine-llâhi fî şey'in illâ en tetteḳû minhüm tüḳâh. veyüḥaẕẕirukümü-llâhü nefseh. veile-llâhi-lmeṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Müminler, kafirleri müminlerden daha yakın konumda tutmasınlar. dipnot 1 Bunu yapanın Allah'tan bir beklentisi olamaz. Kafirlerden bir şekilde korunma ihtiyacı dipnot 2 içinde olmanız bunun dışındadır. Allah, sizi kendisine karşı uyarır. Dönüp varacağınız yer, Allah'ın huzurudur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinimizden dolayı bizi öldürmeye kalkışmamış, bizi yaşadığınız yerlerden çıkarmamış veya çıkaranlara destek vermemiş kafirlerle dostluk kurmamız yasak değildir (Mümtahine 60/8-9). Yasak olan, dostlukta onlara öncelik vermemizdir, çünkü önceliği daima müminlere vermek gerekir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen tukah (تُقَاةً), "korunma" anlamına gelir (Lisanül-Arab). Bu kökten türeyen takıyye kelimesi terim olarak "Açık ve muhtemel tehlikeden korunmak maksadıyla inancın gizlenmesi" anlamında kullanılır. Can tehlikesi söz konusu olduğunda kişi kalbindeki inancını gizleyebilir (Nahl 16/106). Mekke müşrikleri Ammar b. Yasir'i annesi ve babasıyla birlikte yakalar ve ağır işkencelerle anne ve babasını gözleri önünde öldürürler. Ammar (r.a.) yapılan işkencelere dayanamayıp Muhammed'den hoşlanmadığını söyler ve Lat ile Uzza'nın iyiliklerini dile getirir. Olup bitenleri nebimize anlatıp "Perişan oldum ya Rasulallah!" deyince, nebimiz: "Kalbini nasıl buldun?" diye sorar. O da: "İman ile dopdolu." der. Bunun üzerine nebimiz: "Eğer bir daha seni yakalarlarsa aynı şekilde davran!" der (İbn Sa'd, Tabakat, c. III, s. 249). Fakat Şiiler, bu ruhsatı delil göstererek takıyyeyi, inançta asla terk edilmemesi gereken bir farz olarak kabul eder ve Nebimizin takıyye ile ilgili şöyle dediğini iddia ederler: "Siz Allah'ın dini üzeresiniz. Her kim bunu gizlerse Allah onu aziz kılar. Her kim de bunu duyurursa Allah onu zelil kılar." Ali'ye (r.a.) de şöyle bir söz nispet ederler: "Takıyye mü'minin en faziletli amelidir. Takıyyesi olmayanın dini de yoktur." (Küleyni,el- Kafi. bab'ut-takiyye c. II. s. 220).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 28. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 29. ayet. قُلْ إِن تُخْفُوا۟ مَا فِى صُدُورِكُمْ أَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    ḳul in tuḫfû mâ fî ṣudûriküm ev tübdûhü ya`lemhü-llâh. veya`lemü mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vellâhü `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Sinelerinizde olanı dipnot 1 gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini o bilir. Allah her şeye bir ölçü koyar." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İçimizden her şey geçebilir. Biz, onlardan değil içimize yerleştirdiğimiz şeyden sorumluyuz. (Bakara 2/284)
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 29. ayet

  10. Âl-i İmrân suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 30. ayet. يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُّحْضَرًا وَمَا عَمِلَتْ مِن سُوٓءٍ تَوَدُّ لَوْ أَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُۥٓ أَمَدًۢا بَعِيدًا وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    yevme tecidü küllü nefsim mâ `amilet min ḫayrim muḥḍarâ. vemâ `amilet min sû'. teveddü lev enne beynehâ vebeynehû emedem be`îdâ. veyüḥaẕẕirukümü-llâhü nefseh. vellâhü raûfüm bil`ibâd.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 30. ayet

  11. Âl-i İmrân suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 31. ayet. قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ ٱللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ḳul in küntüm tüḥibbûne-llâhe fettebi`ûnî yuḥbibkümü-llâhü veyagfir leküm ẕünûbeküm. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 31. ayet

  12. Âl-i İmrân suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 32. ayet. قُلْ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْكَٰفِرِينَ

    ḳul eṭî`ü-llâhe verrasûl. fein tevellev feinne-llâhe lâ yüḥibbü-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Allah'a ve resulüne /Kur'an'a dipnot 1 gönülden boyun eğin." dipnot 2 Eğer yüz çevirirlerse (bilsinler ki) Allah, kafirleri sevmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144, Maide 5/67, Nahl 16/35).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 32. ayet

İmrân ailesi, Meryem'in doğumu, Zekeriyyâ ve Yahyâ 33–41

  1. Âl-i İmrân suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 33. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰٓ ءَادَمَ وَنُوحًا وَءَالَ إِبْرَٰهِيمَ وَءَالَ عِمْرَٰنَ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    inne-llâhe-ṣṭafâ âdeme venûḥav veâle ibrâhîme veâle `imrâne `ale-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah Adem'i, dipnot 1 Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini çağdaşlarına dipnot 2 seçkin konuma getirmiştir. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      el-alemin (الْعَالَمِينَ) kelimesine, 'çağdaşları' manası verilmiştir. Çünkü kıyaslama, kişinin çağdaşlarıyla yapılır. Allah Teala, Adem'i çağdaşlarına karşı seçkin hale getirdiğine göre nebilik görevine, evlatlarının rüşde ermesinden sonra başlamış olmalıdır.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 33. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 34. ayet. ذُرِّيَّةًۢ بَعْضُهَا مِنۢ بَعْضٍ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    ẕürriyyetem ba`ḍuhâ mim ba`ḍ. vellâhü semî`un `alîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 34. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 35. ayet. إِذْ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ عِمْرَٰنَ رَبِّ إِنِّى نَذَرْتُ لَكَ مَا فِى بَطْنِى مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنِّىٓ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    iẕ ḳâleti-mraetü `imrâne rabbi innî neẕertü leke mâ fî baṭnî müḥarraran feteḳabbel minnî. inneke ente-ssemî`u-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün İmran'ın karısı şöyle dedi: "Rabbim! Karnımdakini, hür olarak /sadece senin hizmetinde olacak şekilde dipnot 1 sana adadım; dipnot 2 benden kabul et! Daima dinleyen ve her şeyi bilen sensin!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki muharrar (مُحَرَّر) hür olarak, yani ailesine ve başka bir yere karşı sorumluluğu olmadan yalnızca Allah'a adanmış olarak, anlamındadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah Kur'an'da her şeyin örneğini, değişik açılardan vermiştir (İsra 17/89, Kehf 18/54, Rum 30/58, Zümer 39/27). Bu ayet de nezir yani adak konusunun örneğidir. Bunun bir benzeri de Meryem validemizin Allah'a susma orucu adayarak İsa aleyhisselamın doğduğu gün insanlarla konuşmamasıdır (Meryem 19/26-29). Her ikisi de ibadet olmamakla birlikte Allah'ın rızasına uygun işlerdir. Demek ki nezir kişinin Allah'ın razı olacağı bir işi yapacağına dair ona verdiği sözdür (Bakara 2/270).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 35. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 36. ayet. فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّى وَضَعْتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْ وَلَيْسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلْأُنثَىٰ وَإِنِّى سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَإِنِّىٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ

    felemmâ veḍa`athâ ḳâlet rabbi innî veḍa`tühâ ünŝâ. vellâhü a`lemü bimâ veḍa`at. veleyse-ẕẕekeru kel'ünŝâ. veinnî semmeytühâ meryeme veinnî ü`îẕühâ bike veẕürriyyetehâ mine-şşeyṭâni-rracîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu doğurunca, ne doğurduğunu Allah daha iyi bildiği halde "Rabbim, kız doğurdum!" dedi. Halbuki o (beklediği) erkek, bu kız gibi olamazdı. dipnot 1 (Sözünü şöyle sürdürdü:) "Ben ona Meryem adını verdim; onun ve soyunun, kovulmuş şeytandan korunmasını sana bırakıyorum."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsrailoğulları'nın içinde mabedin bakımı, kurbanla ilgili görevler, toplu yapılan ibadetlerin gerçekleştirilmesi ve diğer özel görevlerle sorumlu olan kişiler kohenlerdir (rahipler). Harun aleyhisselamın nebiliği döneminden itibaren kohenler, Levililer boyundan olup Harun'un (a.s.) soyundan gelen erkekler olarak seçilmiştir (Çıkış 28:1-3). Kohenlerin kızları da mabette kumaş dokumak, örtü dikmek gibi işler yapabilmekte ancak dini görevler alamamaktaydı. İmran'ın karısı da erkek çocuk beklentisiyle bir adakta bulunmuş; ancak kız doğurduğunu görünce aynı görevleri yapamayacağını düşünerek üzüntüsünü ifade etmiştir. Ayette geçen, "Ve leyse'z- zekeru ke'l-ünsa (وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالأُنثَى)" ifadesi Meryem'in annesinin sözü olsaydı "erkek kız gibi değildir" yerine "kız erkek gibi değildir" demesi beklenirdi. Bu nedenle cümle Allah'a ait olmalıdır; çünkü doğan kız bebeğin ve onun doğuracağı çocuğun ileride birer ayet olacağını (Enbiya 21/91, Mü'minun 23/50) yalnızca Allah bilmektedir. Allah, hiçbir ayette kadın-erkek ayrımı yapmadığı halde bu ayette erkeğin kadın gibi olmadığını belirtmiştir. Bunun nedeni, Meryem'in, büyüdüğünde bir erkekle ilişkiye girmeden çocuk doğuracağına işaret için olmalıdır. Zira erkeğin doğum yapması mümkün değildir.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 36. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 37. ayet. فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنۢبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا ٱلْمِحْرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزْقًا قَالَ يَٰمَرْيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَٰذَا قَالَتْ هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    feteḳabbelehâ rabbühâ biḳabûlin ḥaseniv veembetehâ nebâten ḥasenev vekeffelehâ zekeriyyâ. küllemâ deḫale `aleyhâ zekeriyye-lmiḥrâbe vecede `indehâ rizḳan. ḳâle yâ meryemü ennâ leki hâẕâ. ḳâlet hüve min `indi-llâh. inne-llâhe yerzüḳu mey yeşâü bigayri ḥisâb.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbi Meryem'i, güzel bir şekilde kabul etti ve güzel bir bitki gibi yetiştirdi. dipnot 1 Bakımını da Zekeriya'ya verdi. Zekeriya ne zaman has odaya dipnot 2 girse onun yanında bir rızık dipnot 3 bulur, "Meryem! Bu sana nereden (geldi)?" diye sorardı. O da "Allah katından! Allah, tercih ettiğine hesapsız rızık verir!" derdi. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herkes yerden biten bir bitki gibi oluşur (Nuh 71/17). Ayette Meryem validemizin güzel bir bitki gibi yetiştirildiğinin belirtilmesi, onun kendi yapısında bitkiye benzer bir özelliğin olduğunu gösterir. Meryem'in sıradan bir bitkiye değil de güzel bir bitkiye benzetilmesi, onun çiçekli bitkilere benzetildiğini düşündürür. Çoğu çiçekli bitkilerde hem erkeklik hem dişilik özelliği olur ve kendi kendini döller. Meryem'e ruhun üflenmesi ile ilgili iki ayetten birinde erkek (Tahrim 66/12), diğerinde dişi zamir (Enbiya 21/91) ile gönderme yapılması da bunu destekler.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Has oda" anlamı verilen "mihrab (مهراب)" kelimesi oda, hünkar mahfili, başoda, sultanın tek başına kaldığı has oda, harem dairesi, insanların oturduğu ve toplandığı yer vs. anlamlarda kullanılır. (Lisan'ul-Arab ve el-Kamus'ul-Muhit) (Meryem 19/11, Sad 38/21).
    3. metne dön, dipnot 3
      İster maddi, ister manevi olsun, nimet olarak Allah tarafından verilen her şeye rızık denir (Bakara 2/22, 172, Hud 11/88, Hac 22/58, Vakıa 56/82).
    4. metne dön, dipnot 4
      Apokrif sayılan Yakup İncili'nde Meryem validemizin bir meleğin elinden yiyecek aldığı bildirilmektedir (Yakup İncili VIII.1). Meryem o meleği insan suretinde görüyor olabilir; ancak yiyecekleri sağlayanın Allah olduğunu biliyordu.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 37. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 38. ayet. هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۥ قَالَ رَبِّ هَبْ لِى مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

    hünâlike de`â zekeriyyâ rabbeh. ḳâle rabbi heb lî mil ledünke ẕürriyyeten ṭayyibeh. inneke semî`u-ddü`â'.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 38. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 39. ayet. فَنَادَتْهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٌ يُصَلِّى فِى ٱلْمِحْرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَىٰ مُصَدِّقًۢا بِكَلِمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    fenâdethü-lmelâiketü vehüve ḳâimüy yüṣallî fi-lmiḥrâbi enne-llâhe yübeşşiruke biyaḥyâ müṣaddiḳam bikelimetim mine-llâhi veseyyidev veḥaṣûrav venebiyyem mine-ṣṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun üzerine has odada, ayakta namaz kılarken melekler Zekeriyya'ya şöyle seslendiler: "Allah sana, Allah'a ait bir sözü tasdik edecek, dipnot 1 efendi, kendine hakim ve iyilerden olacak bir nebiyi, Yahya'yı müjdeliyor!" dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahya aleyhisselamın tasdik edeceği "söz" Allah'ın İsa aleyhisselamın anasının rahminde oluşmasını sağlayan "Ol" emridir (Al-i İmran 3/47, 59). Bundan dolayı Allah İsa'yı, "kelime /söz" olarak tanımlamıştır (Al-i İmran 3/45, Nisa 4/171).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 39. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 40. ayet. قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَقَدْ بَلَغَنِىَ ٱلْكِبَرُ وَٱمْرَأَتِى عَاقِرٌ قَالَ كَذَٰلِكَ ٱللَّهُ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ

    ḳâle rabbi ennâ yekûnü lî gulâmüv veḳad beleganiye-lkiberu vemraetî `âḳir. ḳâle keẕâlike-llâhü yef`alü mâ yeşâ'.

    Süleymaniye Vakfı

    Zekeriya:"Rabbim! İhtiyarlık gelmiş çatmış, karım da kısır iken benim nasıl oğlum olabilir!" dipnot 1 dedi. Allah: "Böyle olacak! Allah tercih ettiği şeyi yapar." dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zekeriya aleyhisselam, kendisinden sonra yerine geçecek bir çocuk istemektedir. Ancak eşi kısır, kendisi de çok ileri bir yaşta olduğu için bu çocuğu, Meryem'in evlenip doğurmasını beklediği anlaşılmaktadır. Beklediği çocuğun kendi çocuğu olacağı müjdelenince şaşırması bunu açıkça göstermektedir (Meryem 19/8-9).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 40. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 41. ayet. قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةً قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمْزًا وَٱذْكُر رَّبَّكَ كَثِيرًا وَسَبِّحْ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَٰرِ

    ḳâle rabbi-c`al lî âyeh. ḳâle âyetüke ellâ tükellime-nnâse ŝelâŝete eyyâmin illâ ramzâ. veẕkür rabbeke keŝîrav vesebbiḥ bil`aşiyyi vel'ibkâr.

    Süleymaniye Vakfı

    Zekeriya: "Rabbim! Benim için bir ayet /bir gösterge ver!" dedi. Allah: "Senin göstergen üç gün boyunca insanlarla, işaret dili dışında konuşamamandır. dipnot 1 Rabbini çokça an; akşam sabah ona ibadet et." dedi. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buraya "konuşmama" şeklinde meal verilemez, çünkü konuşmama, insanın elindedir. Gösterge olması için istediği halde konuşamaması gerekir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 41. ayet

Meryem ve Îsâ 42–63

  1. Âl-i İmrân suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 42. ayet. وَإِذْ قَالَتِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَٰمَرْيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰكِ وَطَهَّرَكِ وَٱصْطَفَىٰكِ عَلَىٰ نِسَآءِ ٱلْعَٰلَمِينَ

    veiẕ ḳâleti-lmelâiketü yâ meryemü inne-llâhe-ṣṭafâki veṭahheraki vaṣṭafâki `alâ nisâi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün melekler Meryem'e şöyle dediler: "Ey Meryem! Allah seni seçti, tertemiz yaptı ve seni, çağdaşın olan kadınlardan üstün bir konuma getirdi. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 42. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 43. ayet. يَٰمَرْيَمُ ٱقْنُتِى لِرَبِّكِ وَٱسْجُدِى وَٱرْكَعِى مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ

    yâ meryemu-ḳnütî lirabbiki vescüdî verke`î me`a-rrâki`în.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey Meryem! Rabbine içten boyun eğ, secdeye kapan ve rüku edenlerle birlikte rüku et!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Rüku edenlerle birlikte rüku et!" cümlesindeki "rüku edenler" ifadesi, Arap dili açısından kadınları da kapsar. Meryem aleyhisselama verilen bu emir, kadınların da cemaatle namaz kılacağının açık bir delilidir. Zaten hiçbir ibadette kadın-erkek ayrımı yapılmamıştır (Hac 22/77).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 43. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 44. ayet. ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يُلْقُونَ أَقْلَٰمَهُمْ أَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

    ẕâlike min embâi-lgaybi nûḥîhi ileyk. vemâ künte ledeyhim iẕ yülḳûne aḳlâmehüm eyyühüm yekfülü meryem. vemâ künte ledeyhim iẕ yaḫteṣimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte bu, sana vahiy yoluyla bildirdiğimiz gayb dipnot 1 haberlerindendir. Yoksa Meryem'in bakımını kim üstlenecek diye (kur'a için) çubuklarını dipnot 2 atarlarken sen yanlarında değildin. dipnot 3 Aralarında çekişirlerken de yanlarında değildin.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Var olduğu halde duyu organlarından uzak olana veya kişinin bilmediği şeylere 'gayb' denir (Müfredat).
    2. metne dön, dipnot 2
      "Çubuk" diye tercüme ettiğimiz "kalem" kelimesi Arapçada "sert bir şeyden koparılan parça" anlamına gelir (Müfredat). Bu olay, aşağıdaki apokrif sayılan İncil pasajında da anlatılmış ve atılanların birer dal parçası olduğu söylenmiştir: "Rabbin meleği şöyle dedi: "Zekeriya, tapınaktan çık ve halkın dul erkeklerini bir araya topla. Her erkek bir dal parçası getirsin. Rab kime işaret verirse, Meryem o kişinin sorumluluğunda olacak". Bu çağrı tüm Yahudiye bölgesine ilan edildi; Rabbin borusu çalındı ve tüm erkekler tapınağa koştular." (Yakup İncili VIII.3).
    3. metne dön, dipnot 3
      Yakup İncili'ne göre Meryem ergenlik çağına geldiği için artık mabedi terk etmesi gerekiyordu. Zekeriya (as), Allah'ın emriyle, Meryem'in mabet dışındaki himayesini kimin alacağı konusunda kur'a çekilmesini istemiş, kura sonucunda himaye görevi, Yusuf adında bir adama düşmüştü. Yusuf, dul olduğu ve kendi oğulları da bulunduğu için Meryem'i evine götürmeyi istememiş, İsrailoğulları'nın onunla alay edeceklerini söyleyerek karara itiraz etmişti (Yakup İncili VIII-IX). Ayette belirtilen çekişme de bu olaya işaret ediyor olmalıdır.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 44. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 45. ayet. إِذْ قَالَتِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَٰمَرْيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِّنْهُ ٱسْمُهُ ٱلْمَسِيحُ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

    iẕ ḳâleti-lmelâiketü yâ meryemü inne-llâhe yübeşşiruki bikelimetim minh. ismühü-lmesîḥu `îse-bnü meryeme vecîhen fi-ddünyâ vel'âḫirati vemine-lmüḳarrabîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yine bir gün melekler Meryem'e şöyle dediler: "Meryem! Allah sana kendisinden bir sözü dipnot 1 müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünyada da ahirette de itibarlı ve Allah'a yakınlığı onaylanmış kişilerdendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu "Söz" Allah'ın "Ol" emridir. (Al-i İmran 3/47, 59) İsa aleyhisselam anasının karnında o emirle oluşmaya başlamıştır.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 45. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 46. ayet. وَيُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    veyükellimü-nnâse fi-lmehdi vekehlev vemine-ṣṣâliḥîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 46. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 47. ayet. قَالَتْ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ إِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

    ḳâlet rabbi ennâ yekûnü lî veledüv velem yemsesnî beşer. ḳâle keẕâliki-llâhü yaḫlüḳu mâ yeşâ'. iẕâ ḳaḍâ emran feinnemâ yeḳûlü lehû kün feyekûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Meryem, "Rabbim! Bana bir insan eli değmediği halde benim nasıl çocuğum olabilir!" dedi. (Onunla konuşan melek) şöyle dedi: "Evet, öyle! Ama Allah gerek gördüğü şeyi yaratır. Bir işe karar verdi mi sadece 'Ol!' der, o şey oluşur. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2/117, Nahl 16/40, Meryem 19/35, Yasin 36/82, Mü'min 40/68. Bu ayete, "ol der, hemen olur" şeklinde meal verilir. Allah her şeyi bir ölçüye göre yarattığından (Kamer 54/49) o emirle sadece oluşum başlar. Mesela Allah, bir çocuğun olmasını murad ettiğinde emri, döllenme öncesinde verir ve çocuk oluşmaya başlar (Al-i İmran 3/59, Meryem 19/19-21, İnsan 76/1-2).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 47. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 48. ayet. وَيُعَلِّمُهُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ

    veyü`allimühü-lkitâbe velḥikmete vettevrâte vel'incîl.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah İsa'ya kitabı ve hikmeti; dipnot 1 Tevrat'ı ve İncil'i dipnot 2 öğretecektir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hikmet, Allah'ın kitaplarından doğru hüküm çıkarma ve çözümler üretme yöntemidir. Allah onu, indirdiği bütün kitaplara yerleştirmiştir (Al-i İmran 3/81).
    2. metne dön, dipnot 2
      Tevrat ve İncil, tıpkı Kur'an gibi içinde hikmeti barındıran kitaplardır. Bu sebeple bunlar, kitap ve hikmetin atf-ı tefsiridirler yani Kitap ve Hikmet ile neyin kastedildiğini gösterirler (Maide 5/110).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 48. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 49. ayet. وَرَسُولًا إِلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَنِّى قَدْ جِئْتُكُم بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ أَنِّىٓ أَخْلُقُ لَكُم مِّنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَأُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ وَأُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِى بُيُوتِكُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    verasûlen ilâ benî isrâîle ennî ḳad ci'tüküm biâyetim mir rabbiküm ennî aḫlüḳu leküm mine-ṭṭîni kehey'eti-ṭṭayri feenfüḫu fîhi feyekûnü ṭayram biiẕni-llâh. veübriü-l'ekmehe vel'ebraṣa veuḥyi-lmevtâ biiẕni-llâh. veünebbiüküm bimâ te'külûne vemâ teddeḫirûne fî büyûtiküm. inne fî ẕâlike leâyetel leküm in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (İsa) İsrailoğullarına gönderilmiş bir elçi olarak (onlara şöyle dedi): "Size, Rabbinizin ayeti /mucizesi ile geldim. Sizin için balçıktan kuş şeklinde bir şey yaratırım dipnot 1 sonra ona üflerim de Allah'ın izni ile bir kuş olur. Doğuştan kör olan ve alaca hastalığı olanı iyileştirir, Allah'ın izni ile ölüleri diriltirim. Evlerinizde neler yediğinizi ve neleri biriktirdiğinizi de size bildiririm. Eğer inanıp güvenen kimselerseniz bunlarda sizin için gerçekten birer ayet /mucize vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaratma iki türlüdür. Birincisi, maddesi ve benzeri olmayan bir şeyi yoktan var etmektir. Onu Allah'tan başkası yapamaz (En'am 6/101). İkincisi, bir şeyden bir başka şey üretmektir. Bu tür yaratmayı insanlar da yapabilir. İsa aleyhisselamın yaptığı ikincisidir (Mü'minun 23/14).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 49. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 50. ayet. وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعْضَ ٱلَّذِى حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُم بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    vemüṣaddiḳal limâ beyne yedeyye mine-ttevrâti veliüḥille leküm ba`ḍa-lleẕî ḥurrime `aleyküm veci'tüküm biâyetim mir rabbiküm fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Önümdeki Tevrat'ı tasdik eden biri olarak dipnot 1 ve size haram kılınmış bazı şeyleri helal kılmak için geldim. dipnot 2 Size, Rabbinizin ayeti/mucizesi ile geldim. Artık Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve bana gönülden boyun eğin. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Maide 5/46, Saf 61/6. Matta İncil'inde İsa'ya ait şöyle bir söz geçer: "Kutsal Yasa'yı (Tevrat'ı) ya da elçilerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa'dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek. Bu nedenle, bu buyrukların en küçüklerinden birini kim bozar ve başkalarına öyle yapmayı öğretirse, Göklerin Egemenliğinde en küçük sayılacak. Ama bu buyrukları kim yerine getirir ve başkalarına öğretirse, Göklerin Egemenliğinde büyük sayılacak." (
      Matta 5/17-19 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 5:17

      “Kutsal Yasayı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )
    2. metne dön, dipnot 2
      Yahudilere özel olarak nelerin haram kılındığını görmek için: Nisa 4/160, En'am 6/146, Nahl 16/118.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 50. ayet

  10. Âl-i İmrân suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 51. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

    inne-llâhe rabbî verabbüküm fa`büdûh. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 51. ayet

  11. Âl-i İmrân suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 52. ayet. فَلَمَّآ أَحَسَّ عِيسَىٰ مِنْهُمُ ٱلْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَٱشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ

    felemmâ eḥasse `îsâ minhümü-lküfra ḳâle men enṣârî ile-llâh. ḳâle-lḥavâriyyûne naḥnü enṣâru-llâh. âmennâ billâh. veşhed biennâ müslimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İsa, onların kafirliklerini hissedince: Allah için benim yardımcılarım kimlerdir?" diye seslendi. Havariler dipnot 1 dediler ki: Allah için senin yardımcıların biziz. Allah'a inanıp güvendik. Şahit ol, biz ona teslim olmuş kimseleriz! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İncil'de havarilerin sayısı on ikidir: "… Bunlar, Petrus adıyla bilinen Simun, onun kardeşi Andreya, Zebedi'nin oğulları Yakup ve Yuhanna, Filipus ve Bartalmay, Tomas ve vergi görevlisi Matta, Alfay oğlu Yakup ve Taday, Yurtsever Simun ve İsa'yı sonradan ele veren Yahuda İskariyot." (
      Matta 10/2-4 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 10:2

      Bu on iki elçinin adları şöyle: Birincisi Petrus adıyla bilinen Simun, onun kardeşi Andreas, Zebedinin oğulları Yakup ve Yuhanna, Filipus ve Bartalmay, Tomas ve vergi görevlisi Matta, Alfay oğlu…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      ) Bunların içinde tek bir din alimi yoktur, hepsi halktan kişilerdir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 52. ayet

  12. Âl-i İmrân suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 53. ayet. رَبَّنَآ ءَامَنَّا بِمَآ أَنزَلْتَ وَٱتَّبَعْنَا ٱلرَّسُولَ فَٱكْتُبْنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    rabbenâ âmennâ bimâ enzelte vetteba`ne-rrasûle fektübnâ me`a-şşâhidîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbimiz! indirdiğin kitaba inanıp güvendik ve bu elçiye uyduk. Sen de bizi (buna) şahit olanlarla birlikte yaz." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer bir dua için bkz: Maide 5/82-84.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 53. ayet

  13. Âl-i İmrân suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 54. ayet. وَمَكَرُوا۟ وَمَكَرَ ٱللَّهُ وَٱللَّهُ خَيْرُ ٱلْمَٰكِرِينَ

    vemekerû vemekera-llâh. vellâhü ḫayru-lmâkirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Kafirlik edenler İsa'ya karşı) bir plan kurdular; Allah da plan kurdu. dipnot 1 Allah, plan kuranların en iyisidir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Plan kurma" diye meal verdiğimiz (المكر), birini hedefinden, bir şekilde çevirme anlamındadır (Müfredat). İnsan ve cin şeytanları, insanı doğru yoldan çevirmek için planlar kurarlar. Bu, onların mekridir. Allah Teala da şeytanların planlarından kurtulma yollarını gösterir. Bu da Allah'ın mekridir (Tevbe 9/115). Engellere göğüs gererek hep doğruları arayan, onları bulur (Ankebut 29/69). Bundan sonraki ayette İsa aleyhisselamın Allah'ın mekri /planı sayesinde öldürülmekten nasıl kurtarıldığı anlatılmaktadır.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 54. ayet

  14. Âl-i İmrân suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 55. ayet. إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَىٰٓ إِنِّى مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَىَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَجَاعِلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوكَ فَوْقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

    iẕ ḳâle-llâhü yâ `îsâ innî müteveffîke verâfi`uke ileyye vemüṭahhiruke mine-lleẕîne keferû vecâ`ilü-lleẕîne-ttebe`ûke fevḳa-lleẕîne keferû ilâ yevmi-lḳiyâmeh. ŝümme ileyye merci`uküm feaḥkümü beyneküm fîmâ küntüm fîhi taḫtelifûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün Allah şöyle dedi: "Ey İsa! Seni vefat ettireceğim dipnot 1 ve katıma yükselteceğim. dipnot 2 Kafirlik eden şu insanlardan seni arındıracağım. Sana uyanları, kıyamet /mezardan kalkış gününe kadar, kafirlik edenlere üstün kılacağım. dipnot 3 Sonra dönüp geleceğiniz yer huzurumdur. Anlaşmazlığa düştüğünüz konularda, o zaman hüküm vereceğim.[4]

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zümer 39/42'ye göre vefat, bedenden ruhun ayrılmasıdır. Allah ruhu iki şekilde vefat ettirir; biri uykuya daldığında diğeri de öldüğünde olur. Ruh, bilgisayarın işletim sistemi gibi bütün bilgileri korur. Onun için Allah, hem uyuyan hem de ölen bedenin ruhunu koruma altına alır. Uyuyan insanın ruhu, uyandığında, ölenin ruhu da vücut yeniden yaratıldığında geri döner. (Mü'minun 23/100 ve Tekvir 81/7) İsa aleyhisselam, ruhunun alınmasından sonraki ilk konuşmasını ahirette yapacağı için (Maide 5/117) bu ayetteki vefat, onun öldüğünü gösterir; dünyaya tekrar gelmesi diye bir şey yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ölen her insanın ruhu göğe yükselir ancak gök kapıları kafirlere açılmaz (Nisa 4/157-158, A'raf 7/40).
    3. metne dön, dipnot 3
      İsa'ya uyanlar, onu Allah'ın oğlu sayanlar değil, Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna inananlardır (Al-i İmran 3/68).
    4. metne dön, dipnot 5

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 55. ayet

  15. Âl-i İmrân suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 56. ayet. فَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَأُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

    feemme-lleẕîne keferû feü`aẕẕibühüm `aẕâben şedîden fi-ddünyâ vel'âḫirah. vemâ lehüm min nâṣirîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 56. ayet

  16. Âl-i İmrân suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 57. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veemme-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti feyüveffîhim ücûrahüm. vellâhü lâ yüḥibbu-żżâlimîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 57. ayet

  17. Âl-i İmrân suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 58. ayet. ذَٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ ٱلْـَٔايَٰتِ وَٱلذِّكْرِ ٱلْحَكِيمِ

    ẕâlike netlûhü `aleyke mine-l'âyâti veẕẕikri-lḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunları sana dipnot 1 ayetlerden; doğru hükümler içeren Zikir'den dipnot 2 /Kitap'tan bağlantılarıyla birlikte okuyoruz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tilavet sözcüğünün kökü olan t-l-v (تلو) "birden çok şeyin, aralarına kendi cinslerinden olmayan bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanması" anlamındadır (Müfredat). Buna göre tilavet, birbiriyle bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zikir, hem önceki kitapların hem de Kur'an'ın ortak adıdır (Hicr 15/6, Nahl 16/43-44, Enbiya 21/24).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 58. ayet

  18. Âl-i İmrân suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 59. ayet. إِنَّ مَثَلَ عِيسَىٰ عِندَ ٱللَّهِ كَمَثَلِ ءَادَمَ خَلَقَهُۥ مِن تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

    inne meŝele `îsâ `inde-llâhi kemeŝeli âdem. ḫaleḳahû min türâbin ŝümme ḳâle lehû kün feyekûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah katında İsa'nın durumu tıpkı Adem'in durumu gibidir. dipnot 1 Allah Adem'i topraktan yarattı, sonra ona "Ol!" dedi; o da oluştu. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Adem (a.s.) ile İsa'nın (a.s.) ortak yönü, babasız dünyaya gelmeleridir (Zuhruf 43/61, İnsan 76/1-2).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bakara 2/117, Nahl 16/40, Meryem 19/35, Yasin 36/82, Mü'min 40/68. Bu ayete, "ol der, hemen olur" şeklinde meal verilir. Allah her şeyi bir ölçüye göre yarattığından (Kamer 54/49) "Ol" emri ile sadece oluşum başlar. Mesela Allah, bir çocuğun olmasını murad ettiğinde emri, döllenme öncesinde verir ve çocuk oluşmaya başlar (Al-i İmran 3/47, Meryem 19/19-21, İnsan 76/1-2)

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 59. ayet

  19. Âl-i İmrân suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 60. ayet. ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْمُمْتَرِينَ

    elḥaḳḳu mir rabbike felâ teküm mine-lmümterîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 60. ayet

  20. Âl-i İmrân suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 61. ayet. فَمَنْ حَآجَّكَ فِيهِ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا۟ نَدْعُ أَبْنَآءَنَا وَأَبْنَآءَكُمْ وَنِسَآءَنَا وَنِسَآءَكُمْ وَأَنفُسَنَا وَأَنفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَل لَّعْنَتَ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَٰذِبِينَ

    femen ḥâccâke fîhi mim ba`di mâ câeke mine-l`ilmi feḳul te`âlev ned`u ebnâenâ veebnâeküm venisâenâ venisâeküm veenfüsenâ veenfüseküm ŝümme nebtehil fenec`al la`nete-llâhi `ale-lkâẕibîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu bilgi sana geldikten sonra kim seninle bu gerçek hakkında tartışmaya kalkarsa dipnot 1 de ki: "Gelin; çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım, sizler ve bizler de katılalım, sonra gönülden yalvaralım da yalan söyleyen tarafı Allah'ın lanetlemesini /dışlamasını isteyelim." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Necran Hristiyanlarından bir heyet, Hicri 9. yılda (m. 631) Medine'ye gelip Nebimizle görüştüler ama kendilerine okunan ayetlere kulaklarını tıkadılar. Bunun üzerine Nebimiz, bu ayet gereği onları lanetleşmeye çağırdı ama onlar kabul etmediler (Mübahale, DİA).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 61. ayet

  21. Âl-i İmrân suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 62. ayet. إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْقَصَصُ ٱلْحَقُّ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    inne hâẕâ lehüve-lḳaṣaṣu-lḥaḳḳ. vemâ min ilâhin ille-llâh. veinne-llâhe lehüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 62. ayet

  22. Âl-i İmrân suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 63. ayet. فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُفْسِدِينَ

    fein tevellev feinne-llâhe `alîmüm bilmüfsidîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 63. ayet

Kitap ehline çağrı: ortak söz; İbrâhim hanîf idi 64–80

  1. Âl-i İmrân suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 64. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ تَعَالَوْا۟ إِلَىٰ كَلِمَةٍ سَوَآءٍۭ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلَّا نَعْبُدَ إِلَّا ٱللَّهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهِۦ شَيْـًٔا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا أَرْبَابًا مِّن دُونِ ٱللَّهِ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُولُوا۟ ٱشْهَدُوا۟ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ

    ḳul yâ ehle-lkitâbi te`âlev ilâ kelimetin sevâim beynenâ vebeyneküm ellâ na`büde ille-llâhe velâ nüşrike bihî şey'ev velâ yetteḫiẕe ba`ḍunâ ba`ḍan erbâbem min dûni-llâh. fein tevellev feḳûlü-şhedû biennâ müslimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ey ehlikitap /kitaplarında uzman kişiler! dipnot 1 Sizinle bizim aramızda ortak olan şu söze gelin: dipnot 2 Allah'tan başkasına dipnot 3 kulluk etmeyelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Kimimiz, kimilerini Allah ile araya koyarak rabler edinmesin." dipnot 4 Eğer yine de yüz çevirirlerse onlara deyin ki: "Şahit olun, biz Allah'a teslim olmuş kimseleriz."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da, ellerinde ilahi kitap bulunanları ifade etmek için iki ayrı kavram kullanılır. Bunlardan biri; "utu'l-kitab /kendilerine kitap verilenler"dir. Bu, genel bir ifade olup kitapları hakkındaki bilgi seviyelerine bakılmaksızın o toplumun tamamını kapsar (Nisa 4/47,131, Maide 5/5). Diğeri ise "ehl'ül-kitab /ehl-i kitap"tır. Bu kavram, kitaplarının içeriğinden haberdar olanları ifade eder. Allah'ın ayetlerini, doğruluğuna şahitlik edecek derecede kavramış, gerçekleri ve onların nasıl gizlenebileceğini bilen kişiler için daima ehl-i kitap ifadesi kullanılır (Bakara 2/109, Al-i İmran 3/70-71, 98-99; Nisa 4/171, Maide 5/15). Bakara 2/78'de kitaplarının içeriğini bilmeyenlere ümmi denilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayette geçen "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin ve Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayın" ifadesinden anlaşıldığı üzere herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmak, canlı veya cansız bir varlığı hatta bir ideolojiyi Allah'ın seviyesine çıkarıp onun sözüne uymaktır. Bunu yapan, o varlığa kulluk etmiş olur. Din adamlarını aracı sayıp onların Allah'ın dinine uymayan sözlerini tutmak veya kendi arzularını gerçekleştirmek için Allah'ın emirlerini görmezlikte direnmek yaygın olarak yapılan şirk örneklerindendir (Tevbe 9/31, Furkan 25/43 ve Casiye 45/23).
    4. metne dön, dipnot 4
      Allah Teala, Üzeyir'i (Bakara 2/259), İsa aleyhisselamı ve annesi Meryem'i birer ayet /mucize yapmıştı (Mü'minun 23/50). Daha sonra Yahudiler Üzeyir'i, Hristiyanlar da İsa aleyhisselamı (Tevbe 9/30) ve annesi Meryem'i birer ilah yapmışlardır (Maide 5/116).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 64. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 65. ayet. يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تُحَآجُّونَ فِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَمَآ أُنزِلَتِ ٱلتَّوْرَىٰةُ وَٱلْإِنجِيلُ إِلَّا مِنۢ بَعْدِهِۦٓ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    yâ ehle-lkitâbi lime tüḥâccûne fî ibrâhîme vemâ ünzileti-ttevrâtü vel'incîlü illâ mim ba`dih. efelâ ta`ḳilûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 65. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 66. ayet. هَٰٓأَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ حَٰجَجْتُمْ فِيمَا لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ فَلِمَ تُحَآجُّونَ فِيمَا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    hâentüm hâülâi ḥâcectüm fîmâ leküm bihî `ilmün felime tüḥâccûne fîmâ leyse leküm bihî `ilm. vellâhü ya`lemü veentüm lâ ta`lemûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 66. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 67. ayet. مَا كَانَ إِبْرَٰهِيمُ يَهُودِيًّا وَلَا نَصْرَانِيًّا وَلَٰكِن كَانَ حَنِيفًا مُّسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    mâ kâne ibrâhîmü yehûdiyyev velâ naṣrâniyyev velâkin kâne ḥanîfem müslimâ. vemâ kâne mine-lmüşrikîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İbrahim ne Yahudiydi ne de Hristiyan! dipnot 1 Ama o, hep doğruya yönelen, Allah'a teslim olan biriydi. dipnot 2 O, hiç müşriklerden olmadı. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      İslam, teslim olmak demektir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a teslim olarak varlığını sürdürür. (Al-i imran 3/83) Ama insanlar ve cinler, imtihan için yaratıldığından (Zariyat 51/56) Allah'a teslim olup olmama konusunda serbest bırakılmışlardır (Kehf 18/29, İnsan 76/3). Bütün resuller insanları İslam'a, Allah'a teslim olmaya çağırmışlardır (Al-i İmran 3/19, 84-85). Allah'a teslim olan, imtihanı kazanır, teslim olmayanlar kaybederler.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 67. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 68. ayet. إِنَّ أَوْلَى ٱلنَّاسِ بِإِبْرَٰهِيمَ لَلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ وَهَٰذَا ٱلنَّبِىُّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    inne evle-nnâsi biibrâhîme lelleẕîne-ttebe`ûhü vehâẕe-nnebiyyü velleẕîne âmenû. vellâhü veliyyü-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İnsanların İbrahim'e en yakın olanları, elbette ona uyanlar ile bu nebi (Muhammed) ve inanıp güvenenlerdir. dipnot 1 Allah, müminlerin velisi /en yakınıdır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Veli (çoğulu evliya), araya başka bir şey girmeyecek şekilde birbirine yakın olan iki veya daha çok kişiden her birini ifade eder (Müfredat). İnsana sinir uçlarından daha yakın olan Allah (Kaf 50/16), herkesin velisi yani en yakınıdır. Buna inanarak yanlışlardan sakınan kişi, sıkıntılarından kurtulur; artık üzerinde ne korku kalır ne de üzüntü çeker (Bakara 2/257, Yunus 10/62-63). Her şey gayet açık olduğu halde Allah'ı kendine uzak görenler ona, aracılarla ulaşmaya çalışırlar. Onları, veli veya evliya diye tanımlar ve kendilerini Allah'a ulaştırmaları için onlara kul ve köle olurlar (Zümer 39/3, Ahkaf 46/5). Bunu bile bile yapanlar (Bakara 2/22, En'am 6/75-79), onları ilah yapmış (A'raf 7/3, 30) ve asla affedilmeyecek şirk günahına girmiş olur (Nisa 4/48, 116, A'raf 7/3, 30, Ahkaf 46/4-6).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 68. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 69. ayet. وَدَّت طَّآئِفَةٌ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

    veddeṭ ṭâifetüm min ehli-lkitâbi lev yüḍillûneküm. vemâ yüḍillûne illâ enfüsehüm vemâ yeş`urûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 69. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 70. ayet. يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ

    yâ ehle-lkitâbi lime tekfürûne biâyâti-llâhi veentüm teşhedûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 70. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 71. ayet. يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَلْبِسُونَ ٱلْحَقَّ بِٱلْبَٰطِلِ وَتَكْتُمُونَ ٱلْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

    yâ ehle-lkitâbi lime telbisûne-lḥaḳḳa bilbâṭili vetektümûne-lḥaḳḳa veentüm ta`lemûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 71. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 72. ayet. وَقَالَت طَّآئِفَةٌ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ ءَامِنُوا۟ بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَجْهَ ٱلنَّهَارِ وَٱكْفُرُوٓا۟ ءَاخِرَهُۥ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    veḳâleṭ ṭâifetüm min ehli-lkitâbi âminû billeẕî ünzile `ale-lleẕîne âmenû veche-nnehâri vekfürû âḫirahû le`allehüm yerci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ehlikitaptan bir kesimi şöyle dedi: "Şu müminlere indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin; belki onlar (dinlerinden) dönerler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar, örgütlü bir eylemle sabahleyin müslüman olduklarını, akşamleyin de dinden döndüklerini söylüyorlardı ama kendilerine herhangi bir ceza uygulanmıyordu. Eğer Muhammed aleyhisselama mal edilen "Kim dinini değiştirirse onu öldürün." (Buhari, Cihad 149) sözü doğru olsaydı onlar böyle bir eyleme cesaret edemezlerdi. İşte Kur'an'ın tanıdığı din hürriyeti budur (Bakara 2/256, Nisa 4/51, Maide 5/13, Yunus 10/99).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 72. ayet

  10. Âl-i İmrân suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 73. ayet. وَلَا تُؤْمِنُوٓا۟ إِلَّا لِمَن تَبِعَ دِينَكُمْ قُلْ إِنَّ ٱلْهُدَىٰ هُدَى ٱللَّهِ أَن يُؤْتَىٰٓ أَحَدٌ مِّثْلَ مَآ أُوتِيتُمْ أَوْ يُحَآجُّوكُمْ عِندَ رَبِّكُمْ قُلْ إِنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    velâ tü'minû illâ limen tebi`a dîneküm. ḳul inne-lhüdâ hüde-llâhi ey yü'tâ eḥadüm miŝle mâ ûtîtüm ev yüḥâccûküm `inde rabbiküm. ḳul inne-lfaḍle biyedi-llâh. yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü vâsi`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Sizin dininize uymuş olandan başkasına inanıp güvenmeyin!" (dediler.) Sen de ki: "Doğru yol, Allah'ın gösterdiği yoldur." (Onlar şunu da söylediler:) "Size verilenin bir denginin başkasına da verildiğine veya Allah katında size karşı delil getireceklerine de inanmayın!" De ki: "Lütuf, Allah'ın elindedir. Onu, tercih ettiği kişiye verir. Allah, imkanları geniş olan ve daima bilendir." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 73. ayet

  11. Âl-i İmrân suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 74. ayet. يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    yaḫteṣṣu biraḥmetihî mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 74. ayet

  12. Âl-i İmrân suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 75. ayet. وَمِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مَنْ إِن تَأْمَنْهُ بِقِنطَارٍ يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيْكَ وَمِنْهُم مَّنْ إِن تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍ لَّا يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيْكَ إِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَآئِمًا ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لَيْسَ عَلَيْنَا فِى ٱلْأُمِّيِّـۧنَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    vemin ehli-lkitâbi men in te'menhü biḳinṭâriy yü'eddihî ileyk. veminhüm men in te'menhü bidînâril lâ yü'eddihî ileyke illâ mâ dümte `aleyhi ḳâimâ. ẕâlike biennehüm ḳâlû leyse `aleynâ fi-l'ümmiyyîne sebîl. veyeḳûlûne `ale-llâhi-lkeẕibe vehüm ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ehlikitaptan /kitaplarında uzman olanlardan öyleleri var ki yığınla mal emanet etsen onu sana tastamam geri verir. Öyleleri de var ki bir dinarı dipnot 1 emanet etsen tepesine dikilip durmadığın sürece onu sana geri vermez. Bunun sebebi, "Bizim, ümmilere /Mekkelilere dipnot 2 karşı bir sorumluluğumuz yoktur." demeleridir. dipnot 3 Onlar Allah'a karşı, bile bile yalan söylerler. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinar, Rasulullah (s.a.v.) döneminde para olarak kullanılan Bizans altınıdır. Bu paralardan bugün İstanbul Arkeoloji Müzelerinde bulunanların en ağır olanı 4.35 gr. gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ve Cum'a 62/2. ayette geçen "ümmiler", "Mekkeliler" anlamındadır. Mekke, Ümmü'l-Kura yani yerleşim yerlerinin ana merkezidir. Yeryüzünde ilk kamu binası orada yapılmıştır (Al-i İmran 3/96). Bu sebeple Arap dilinde Mekkeli olanlara ümmi denir (Müfredat). Muhammed aleyhisselam da ümmilerin yani Mekkelilerin içinden çıkarılmış bir elçidir (Cum'a 62/2) ve Ümmü'l-Kura'yı /Mekke ve çevresini uyarsın diye gönderilmiştir (En'am 6/92, Şura 42/7). Ümmi kelimesi, bunun dışında, iki farklı anlamda da kullanılmıştır. Birincisi, "kendine kitap verilmemiş olan" (Al-i İmran 3/20), ikincisi "inandığı ilahi kitabın içeriğini bilmeyen"dir (Bakara 2/78). Nebimiz daha önce ilahi kitap bilgisine sahip değildi (Ankebut 29/47-48, Şura 42/52-53) ama Kur'an'da ona, bundan dolayı ümmi denilmemiştir. Son nebinin Mekke'den çıkacağı Tevrat ve İncil'de yazılı olduğundan (A'raf 7/157-158) Kur'an'da onunla ilgili olarak kullanılan ümmi kavramı, Mekkeli anlamındadır. Arapçada anasından doğduğu gibi kalıp okuma yazma bilmeyen kişiye de ümmi denir (Lisan'ul-Arab). Mekkeli müşrikler, Kur'an'ın Muhammed aleyhisselama birileri tarafından yazdırıldığı iddia ederler (Furkan 25/5). Eğer o, okuma yazma bilmeseydi onu yakından tanıyan Mekkeliler, böyle bir iddiada bulunamazdı.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yahudiler de Hıristiyanlar da kendilerini çok yüce görür kendilerinden olmayanlara değer vermezler (Bakara 2/111, 113, 135, Maide 5/16).
    4. metne dön, dipnot 4
      Allah, son nebinin ümmi yani Mekkeli olacağının, Tevrat ve İncil'de yazılı olduğunu bildirir (A'raf 7/157-158). Ama elimizdeki Tevrat ve İncil'de bu bilgi yoktur. Allah Teala, ehl-i kitabın yani kitaplarında uzman olanların, kitaplarındaki bir çok bilgiyi gizlediklerini ve onların bir kısmının Kur'an'da açıklandığını haber verir (Maide 5/15). Bu ayet, o bilgileri gizleyenlerin, Allah'a karşı, bile bile yalan söylediklerini anlatmaktadır.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 75. ayet

  13. Âl-i İmrân suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 76. ayet. بَلَىٰ مَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِۦ وَٱتَّقَىٰ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ

    belâ men evfâ bi`ahdihî vetteḳâ feinne-llâhe yüḥibbü-lmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Hayır! (sorumluluğunuz var.) Kim üstlendiği sorumluluğu dipnot 1 yerine getirir, yanlış yapmaktan da sakınırsa (bilsin ki) Allah yanlışlardan sakınanları sever.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Emaneti koruma sorumluluğu, hem Tevrat'ta hem de Kur'an'da mevcuttur; ancak bu insanlar, ümmi olan yani Mekke'den çıkan son elçiye inanmadıkları gibi, ona ve ona inananlara karşı herhangi bir sorumlulukları olmadığını da iddia ederek emanetlerine hıyanet etmektedir (Bakara 2/40-41, Al-i İmran 3/81).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 76. ayet

  14. Âl-i İmrân suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 77. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ ٱللَّهِ وَأَيْمَٰنِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا أُو۟لَٰٓئِكَ لَا خَلَٰقَ لَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ وَلَا يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    inne-lleẕîne yeşterûne bi`ahdi-llâhi veeymânihim ŝemenen ḳalîlen ülâike lâ ḫalâḳa lehüm fi-l'âḫirati velâ yükellimühümü-llâhü velâ yenżuru ileyhim yevme-lḳiyâmeti velâ yüzekkîhim. velehüm `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini geçici dipnot 1 bir çıkarla değiştirenler var ya işte ahirette onların ellerine geçecek hiçbir şey yoktur. Kıyamet /mezardan kalkış günü Allah, onlarla konuşmayacak, yüzlerine bakmayacak ve onları aklamayacaktır. Onlar için acıklı bir azap vardır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalil (قليل), bir şeyin az olduğu veya kalıcı olmadığı anlamına gelir (Mekayis).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 77. ayet

  15. Âl-i İmrân suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 78. ayet. وَإِنَّ مِنْهُمْ لَفَرِيقًا يَلْوُۥنَ أَلْسِنَتَهُم بِٱلْكِتَٰبِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَمَا هُوَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    veinne minhüm leferîḳay yelvûne elsinetehüm bilkitâbi litaḥsebûhü mine-lkitâbi vemâ hüve mine-lkitâb. veyeḳûlûne hüve min `indi-llâhi vemâ hüve min `indi-llâh. veyeḳûlûne `ale-llâhi-lkeẕibe vehüm ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların bir takımı, sözlerini Kitap ile ilişkilendirir (bağlamından kopardıkları ayetlerle destekler) ki onu Kitap'tan sanasınız. Ama söyledikleri kitaptan değildir. Bir de "O, Allah katındandır." derler; ama o, Allah katından değildir. Allah'a karşı bile bile yalan söylerler.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 78. ayet

  16. Âl-i İmrân suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 79. ayet. مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤْتِيَهُ ٱللَّهُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا۟ عِبَادًا لِّى مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن كُونُوا۟ رَبَّٰنِيِّـۧنَ بِمَا كُنتُمْ تُعَلِّمُونَ ٱلْكِتَٰبَ وَبِمَا كُنتُمْ تَدْرُسُونَ

    mâ kâne libeşerin ey yü'tiyehü-llâhü-lkitâbe velḥukme vennübüvvete ŝümme yeḳûle linnâsi kûnû `ibâdel lî min dûni-llâhi velâkin kûnû rabbâniyyîne bimâ küntüm tü`allimûne-lkitâbe vebimâ küntüm tedrusûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın kendisine kitap, hikmet ve nebilik verdiği bir beşerin kalkıp da insanlara, "Beni Allah ile aranıza koyarak bana kulluk eden kişiler olun!" demeye hakkı yoktur. dipnot 1 Onun diyeceği şudur: "Kitabı öğretmeniz ve üzerinde çalışmanız sebebiyle kendini Rabbinin yoluna adayan kişiler olun!"

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 79. ayet

  17. Âl-i İmrân suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 80. ayet. وَلَا يَأْمُرَكُمْ أَن تَتَّخِذُوا۟ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ أَرْبَابًا أَيَأْمُرُكُم بِٱلْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ

    velâ ye'müraküm en tetteḫiẕü-lmelâikete vennebiyyîne erbâbâ. eye'müruküm bilküfri ba`de iẕ entüm müslimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Melekleri ve nebileri Rab dipnot 1 edinmenizi de isteyemez. Siz (Allah'a) teslim olduktan sonra kafir olmanızı mı isteyecek? dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rab kelimesinin Türkçe karşılığı "sahip"tir. Evin sahibine "rabb'ud-dar" yani evin rabbi (Müfredat), sermaye sahibine de "rabb'ul-mal" yani sermayenin rabbi denir. Bir ayette Yusuf aleyhisselamın "rab" kelimesini önce "kölenin sahibi olan kral" anlamında, daha sonra da "herşeyin sahibi olan Allah" anlamında kullandığını görmekteyiz (Yusuf 12/50). Allah hepimizin sahibi olduğu için yalnızca ona kulluk etmemiz gerekir. Allah'a daha çok yaklaşmak amacıyla dahi olsa, melekleri, nebileri ya da herhangi bir başka varlığı Allah'la araya koymak şirk sayılmış ve yasaklanmıştır (Zümer 39/3).
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada sözü edilenler, Tevrat ve İncil'de uzman olan kesimdendir. Bunlar, Muhammed aleyhisselamın, beklenen son nebi olduğuna kesin olarak inandıktan sonra (Bakara 2/75-80) onu ilahlaştırıp nebiliğini öldürmeye çalışanlardır (Al- İmran 3/21-22, Maide 5/41-42, 70). Bunun en etkili yolu, ivec (عوج) yapmak yani çok dikkat edilmedikçe anlaşılamayacak eğrilikler oluşturmaktır (Müfredat). Bunun için önce Muhammed aleyhisselamın Allah'ın resulü olduğuna vurgu yapmışlar ama resulün görevinin, ayetleri tebliğ ile sınırlı olduğunu görmezden gelmişlerdir (Al-i İmran 3/20, Maide 5/92, 99, Ra'd 13/40, Nahl 16/35, Nur 24/54, Ankebut 29/18, Yasin 36/16-17, Şura 42/48, Teğabun 64/12). Allah'ın resulü, O'nun sözlerini insanlara ulaştıran elçi olduğundan ona itaat, Allah'ın ayetlerine itaattır. Bunu görmek istemeyenler, "Kim Resule itaat ederse, kesinlikle Allah'a itaat etmiş olur" (Nisa 4/80) ayetinde ve onunla benzeşen ayetlerde ivec yaparak Muhammed aleyhisselamın sözünü, Allah'ın sözü seviyesine çıkarmışlardır (Al-i İmran 3/32, 132, Nisa 4/59, Enfal 8/1, Nur 24/56, Muhammed 47/33). Yaptıkları en önemli saptırma ise "O, kendi arzusuna göre konuşmuyor. Konuştuğu o şey, kendisine yapılan vahiyden ibarettir." (Necm 53/3-4) ayetlerini, devamındaki ayetlerden koparıp kendilerine delil yapmaları ve birçok ayeti de görmezden gelmeleridir. (Nisa 4/176, Enfal 8/43, 44, 67, 68, Ahzab 33/37, Fetih 48/2, Mümtahine 60/12, Tahrim 66/1-2). Bir de Kur'an'ın en temel kavramlarından olan sünnet kavramını (Nisa 4/26-28), Muhammed aleyhisselama nisbet edilen söz ve uygulamaları olarak kabul ettirmişler ve hadis uydurmanın kapısını, sonuna kadar açmışlardır (Ahzab 33/37-38).En üzücü olanı da bu saptırmaları, mezheplerin kural haline getirip Müslümanlara kabul ettirmiş olmalarıdır.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 80. ayet

Peygamberlerden alınan söz; İslâm'dan başka din arayan 81–91

  1. Âl-i İmrân suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 81. ayet. وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ لَمَآ ءَاتَيْتُكُم مِّن كِتَٰبٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَآءَكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِۦ وَلَتَنصُرُنَّهُۥ قَالَ ءَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ إِصْرِى قَالُوٓا۟ أَقْرَرْنَا قَالَ فَٱشْهَدُوا۟ وَأَنَا۠ مَعَكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    veiẕ eḫaẕe-llâhü mîŝâḳa-nnebiyyîne lemâ âteytüküm min kitâbiv veḥikmetin ŝümme câeküm rasûlüm müṣaddiḳul limâ me`aküm letü'minünne bihî veletenṣurunneh. ḳâle eaḳrartüm veeḫaẕtüm `alâ ẕâliküm iṣrî. ḳâlû aḳrarnâ. ḳâle feşhedû veenâ me`aküm mine-şşâhidîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, nebilerden kesin söz aldığında şöyle dedi: "Size kitap ve hikmet veririm de daha sonra yanınızda olanı tasdik eden bir resul /bir kitap dipnot 1 gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve yardımcı olacaksınız. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ısrı /ağır yükü dipnot 2 yüklendiniz mi?" dipnot 3 Onlar: "Kabul ettik!" dediler. Allah: "Siz şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim." dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın nebilerden söz alması, onlara verdiği kitaplar vasıtası ile ümmetlerinden de söz almasıdır. Bu söz, yanlarında olanı tasdik eden bir resulün gelmesi halinde ona inanma sözüdür. Ayette, "yanlarında olanı tasdik eden bir nebi" değil de "bir resul" ifadesinin kullanılması çok önemlidir. Arap dilinde resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi o sözü iletmek için gönderilen elçi anlamına da gelir (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmak olduğundan Kur'an'da geçen Allah'ın resulü sözleri ile kastedilen öncelikle kitaptır (Bakara 2/101). Son nebi olan Muhammed aleyhisselam gelmiş, görevini yapmış ve vefat etmiştir (Al-i İmran 3/144, Ahzab 33/40) ama tebliğ ettiği Kur'an, kıyamete kadar kalacaktır. Dolayısıyla bugün, Yahudi, Hristiyan, Mecusi, Sabii vs. ümmetlere tebliğ edilecek olan resul, Kur'andır. Çünkü Kur'an, önceki kitapların tamamını tasdik eder (Bakara 2/40-41, 91, 97, 101, Al-i İmran 3/3-4, 50, Nisa 4/47, Maide 5/48-49, En'am 6/92, Fatır 35/31, Ahkaf 46/12, 30, Saf 61/6-9).
    2. metne dön, dipnot 2
      Isr, gelecek nebiye inanma görevidir. Nebimizle birlikte ısr yükü kalkmıştır (A'raf 7/157).
    3. metne dön, dipnot 3
      Tevrat'taki ifade şöyledir: "Onlara kardeşleri (İsmailoğulları) arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. Adımla konuşan bu peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım." (
      Tesniye 18:18 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18

      ‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,19). İncil'de de şu ifadeler geçer: "Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki içinizden hiçbiri bana, `Nereye gidiyorsun?' diye sormuyor. Ama size bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu. Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Gerçeğin Ruhu (Paraklit) size gelmez. O gelince dünyanın günah, doğruluk ve gelecek yargı konusundaki suçluluğunu dünyaya gösterecektir. Günah konusunda - çünkü bana iman etmezler; doğruluk konusunda - çünkü Baba'ya gidiyorum, artık beni görmeyeceksiniz; yargı konusunda - çünkü bu dünyanın egemeni yargılanmış bulunuyor. Size daha çok söyleyeceklerim var ama şimdi bunlara dayanamazsınız. Ne var ki O yani Gerçeğin Ruhu (Paraklit) gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek. O kendiliğinden konuşmayacak, yalnız işittiklerini söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek. O beni yüceltecek." (İncil
      Yuhanna 16/5-14 — Yeni Ahit, Yuhanna; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Yuhanna 16:5

      “Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki, içinizden hiçbiri bana, ‹Nereye gidiyorsun?› diye sormuyor.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 81. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 82. ayet. فَمَن تَوَلَّىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    femen tevellâ ba`de ẕâlike feülâike hümü-lfâsiḳûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 82. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 83. ayet. أَفَغَيْرَ دِينِ ٱللَّهِ يَبْغُونَ وَلَهُۥٓ أَسْلَمَ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَإِلَيْهِ يُرْجَعُونَ

    efegayra dîni-llâhi yebgûne velehû esleme men fi-ssemâvâti vel'arḍi ṭav`av vekerhev veileyhi yürce`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa ister gönüllü ister zorunlu olarak O'na teslim olmuştur. dipnot 1 (Sonunda) Onun huzuruna çıkarılacaklardır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın koyduğu tabiat kanunlarına herkes ister istemez boyun eğer. Ona Arapçada itaat denmez. İtaat, gönüllü olarak boyun eğmedir. Allah'ın dinine gönüllü olarak boyun eğenler, fıtrata yani yaratılış özelliklerine uygun davranmış ve doğru yola girmiş olurlar. (Rum 30/30).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 83. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 84. ayet. قُلْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

    ḳul âmennâ billâhi vemâ ünzile `aleynâ vemâ ünzile `alâ ibrâhîme veismâ`île veisḥâḳa veya`ḳûbe vel'esbâṭi vemâ ûtiye mûsâ ve`îsâ vennebiyyûne mir rabbihim. lâ nüferriḳu beyne eḥadim minhüm. venaḥnü lehû müslimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sen şöyle de: "Biz Allah'a inanıp güvendik. Bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve Rableri tarafından bütün nebilere verilenlere inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırmayız. Biz ona teslim olmuş kimseleriz." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2/136. ayet ve dipnotuna bkz.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 84. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 85. ayet. وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ ٱلْإِسْلَٰمِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    vemey yebtegi gayra-l'islâmi dînen feley yuḳbele minh. vehüve fi-l'âḫirati mine-lḫâsirîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 85. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 86. ayet. كَيْفَ يَهْدِى ٱللَّهُ قَوْمًا كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَٰنِهِمْ وَشَهِدُوٓا۟ أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقٌّ وَجَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    keyfe yehdi-llâhü ḳavmen keferû ba`de îmânihim veşehidû enne-rrasûle ḥaḳḳuv vecâehümü-lbeyyinât. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 86. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 87. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُمْ أَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ ٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

    ülâike cezâühüm enne `aleyhim la`nete-llâhi velmelâiketi vennâsi ecme`în.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 87. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 88. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

    ḫâlidîne fîhâ. lâ yüḫaffefü `anhümü-l`aẕâbü velâ hüm yünżarûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 88. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 89. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ille-lleẕîne tâbû mim ba`di ẕâlike veaṣleḥû feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ancak bundan (kafirliklerinden) sonra tövbe edip /dönüş yapıp kendini düzeltenler bunun dışındadır. Çünkü Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptığı yanlışlardan vaz geçerek tövbe eden ve iyi işler yapmaya başlayan kişilerin işledikleri günah ne olursa olsun Allah onları bağışlar (Zümer 39/53). Bağışlamakla da kalmaz ayrıca onlara iyilik ve ikramda bulunur (Furkan 25/70-71). Burada sözü edilen günah, bütün delilleri görüp iman ettikten sonra kafir olma yani dinden dönme günahıdır. Bu ayetler (Al-i İmran 3/86-89) dinden dönen birine dünyevi ceza uygulanmayacağını gösterir. Dinden dönme eylemini, örgütlü bir hareket olarak yapanlara da dünyevi bir ceza uygulanmaz (Al-i İmran 3/72). Ayetler, bu kadar açık olmasına rağmen "Kim dinini değiştirirse onu öldürün." (Buhari, Cihad 149) şeklinde uydurulan bir rivayete dayanılarak dinden dönene ölüm cezasının verilmesi, mezhepler tarafından kabul edilmiş ve yaygın bir uygulama haline gelmiştir. Halbuki ayetler, böyle birinin, ömür boyu tövbe etme hakkına sahip olduğunu bildirmektedir. İşte Kur'an'ın tanıdığı din hürriyeti budur (Bakara 2/256, Nisa 4/51, Maide 5/13, Yunus 10/99).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 89. ayet

  10. Âl-i İmrân suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 90. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَٰنِهِمْ ثُمَّ ٱزْدَادُوا۟ كُفْرًا لَّن تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلضَّآلُّونَ

    inne-lleẕîne keferû ba`de îmânihim ŝümme-zdâdû küfral len tuḳbele tevbetühüm. veülâike hümu-ḍḍâllûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvendikten sonra kafir olan ve kafirliklerini artıranların (ölüm gelince yapacakları) tövbeleri /dönüşleri dipnot 1 asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar yoldan sapmış olanlardır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu tövbe /dönüş, ölmekte olan kişinin tövbesidir (Müminun 23/99-100). Bunun örneği Firavun'dur (Yunus 10/90-91, Neml 27/14). Ölüm gelmeden tövbe edenin tövbesi kabul edilir (Nisa 4/17-18).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 90. ayet

  11. Âl-i İmrân suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 91. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَن يُقْبَلَ مِنْ أَحَدِهِم مِّلْءُ ٱلْأَرْضِ ذَهَبًا وَلَوِ ٱفْتَدَىٰ بِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

    inne-lleẕîne keferû vemâtû vehüm küffârun feley yuḳbele min eḥadihim mil'ü-l'arḍi ẕehebev velevi-ftedâ bihî. ülâike lehüm `aẕâbün elîmüv vemâ lehüm min nâṣirîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 91. ayet

İyiliğe ermek; Kâbe ve hac 92–99

  1. Âl-i İmrân suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 92. ayet. لَن تَنَالُوا۟ ٱلْبِرَّ حَتَّىٰ تُنفِقُوا۟ مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِن شَىْءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ

    len tenâlü-lbirra ḥattâ tünfiḳû mimmâ tüḥibbûn. vemâ tünfiḳû min şey'in feinne-llâhe bihî `alîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 92. ayet

  2. Buradan itibaren cüz 4

    Âl-i İmrân suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 93. ayet. كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسْرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ مِن قَبْلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوْرَىٰةُ قُلْ فَأْتُوا۟ بِٱلتَّوْرَىٰةِ فَٱتْلُوهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    küllu-ṭṭa`âmi kâne ḥillel libenî isrâîle illâ mâ ḥarrame isrâîlü `alâ nefsihî min ḳabli en tünezzele-ttevrâh. ḳul fe'tû bittevrâti fetlûhâ in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Yahudiler dediler ki:) dipnot 1 "Tevrat'ın indirilmesinden önce İsrail'in (Yakub'un) dipnot 2 kendisine haram kıldıkları dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helaldi." De ki: "Doğru sözlü kimselerseniz Tevrat'ı getirin de bağlantılarıyla birlikte okuyun bakalım!" dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "de ki (قُلْ)" ifadesi ayetin baş tarafında yer alan "bütün yiyecekler…" şeklinde başlayan ifadenin Yahudilerin iddiası olduğunu gösterir. Parantez içinde, (Yahudiler dediler ki) ifadesi, bunun için yazılmıştır. Yani ayet, Yahudilerin bir iddiasını dile getirmekte ve devamında da iddialarında samimi iseler Tevrat'ı getirmeleri istenmektedir. Ayrıca Al-i İmran 3/94. ayette de bu yalanı Allah'a mal edenlerin büyük yanlış yapmış olacaklarının bildirilmesi, 93. ayetin başındaki ifadenin bir iddia olduğunu desteklemektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İsrail, Yakub aleyhisselamın lakabıdır (Tevrat/Yaratılış 32:22-28, 35:9-10). Bu nedenle onun soyundan gelenlere İsrailoğulları denir. İslam geleneğinde Tevrat'ın yalnızca Musa'ya indirilen kitap olduğu söylenir ama Kur'an'da bunu doğrulayan tek bir ifadeye rastlanmaz (Maide 5/44).Ya'kūb aleyhisselamın on iki oğluna ve onların soyundan gelenlere esbat denir. Ayetlere göre esbat içinden nebi olanlara da kitap indirilmiştir (Bakara 2/136, 140; Al-i İmran 3/84; Nisa 4/163). Bunlardan İsa aleyhisselama İncil verildiği için (Maide 5/46) Tevrat, Musa'dan İsa'ya kadar İsrailoğullarının nebilerine verilen kitapların toplamından ibarettir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tevrat'ta, Yahudilere konulan pek çok yiyecek yasağı ile ilgili pasajlar bulunmaktadır (Levililer 7, Levililer 11, Tesniye 14). Günümüz Yahudileri, kendilerinin seçilmiş bir ırk oldukları için bu yasakların konulduğunu iddia etmekte, Allah ise Kur'an'da bu yasakların yaptıkları yanlışlara karşılık konulduğunu söylemektedir. Yahudilere Allah tarafından ceza olarak haram kılınan yiyecekler şu ayetlerde bildirilmiştir: Nisa 4/160-161, En'am 6/146, Nahl 16/118.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 93. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 94. ayet. فَمَنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    femeni-fterâ `ale-llâhi-lkeẕibe mim ba`di ẕâlike feülâike hümu-żżâlimûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 94. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 95. ayet. قُلْ صَدَقَ ٱللَّهُ فَٱتَّبِعُوا۟ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    ḳul ṣadeḳa-llâhü fettebi`û millete ibrâhîme ḥanîfâ. vemâ kâne mine-lmüşrikîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Allah doğru söyler. Öyleyse siz, İbrahim'in dini dosdoğru yaşama biçimine dipnot 1 uyun. O, müşriklerden olmadı." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Dini yaşama biçimi" olarak meal verilen 'Millet' kelimesi genellikle 'din' olarak tercüme edilir. Halbuki Kur'an'da "Allah'ın dini" ifadesi bulunduğu halde "Allah'ın milleti" ifadesi yoktur. Bu kelime, İbrahim, İshak ve Yakup nebilere nispetle kullanıldığı gibi, kafirlere nispetle de kullanılmıştır (Yusuf 12/37). Olumlu kullanımlarının tamamında şirkten uzak, Allah'a doğrudan ve tam teslimiyet gösterilen bir dini anlayışa vurgu yapılmaktadır. Bu da gösteriyor ki millet, dinin kendisi değil, ister kafir ister mümin olsun o kişilerin "dini yaşama biçimi"dir (Bakara 2/120, 130).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 95. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 96. ayet. إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِى بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلْعَٰلَمِينَ

    inne evvele beytiv vuḍi`a linnâsi lelleẕî bibekkete mübârakev vehüdel lil`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İnsanlık için kurulan ilk Beyt, elbette Bekke'de olandır. dipnot 1 Bütün alem için bereket kaynağı olsun dipnot 2 ve doğru yönü (kıbleyi) göstersin diye kurulmuştur". dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap dilinde beyt, insanın gece kalabileceği yerdir (Müfredat). İnsanlar için kurulan ilk Beyt, Bekke'dedir. Bekke, milyonlarca hacıyı barındıracak kapasitede olan Arafat ile başlar ve Ka'be'ye kadar uzanır. Orası insanlığın ilk yerleşim yeri olduğundan Adem aleyhisselam ve eşinin yerleştirildiği cennet /bahçe Arafat'tır. Arafat, bugün de bir bahçe konumundadır. Ondan sonrası ekin bitmeyen bir vadidir (İbrahim 14/37). Mekke'nin batı sınırı, 17 km uzağındaki Hudeybiye'ye kadar uzanır (Fetih 48/24). Mekke için Mescid-i Haram ifadesi de kullanılır (Tevbe 9/7). Kabe'ye beyt denildiği gibi (Bakara 2/127) el-beyt'ül-haram da denir (Maide 5/97).
    2. metne dön, dipnot 2
      Kabe ve çevresi, önemli bir ticaret merkezidir. Hac, can ve mal güvenliğinin en üst seviyede sağlandığı haram aylarından üçünün ortasında, Zilhicce'nin 9. Gününden 13. gününe kadar yapılır (Bakara 2/196-203, Tevbe 9/36). Zilkade'nin 1. gününden 20'sine kadar Arafat yakınlarında Ukaz (عـكاظ) panayırı, Zilhicce'nin 1. gününden 9. gününe kadar da Mina yakınlarında Zülmecaz panayırı kurulur, sonra Mina'ya gidilerek Hac görevine başlanırdı. İbrahim aleyhisselamın soyundan gelen Kureyşliler, Kabe'yi ibadete açık tutar ve hacılara çeşitli hizmetler sunarlardı (Tevbe 9/19). Muhammed aleyhisselam da bu panayırlara katılmış ve insanları Allah'ın dinine çağırmıştı. (Cevad Ali, Tarih'ul-Arab kabl'el-İslam, c. VII, s. 375-382 tarih ve yer yok.)
    3. metne dön, dipnot 3
      İlk kıble Kabe'dir. Kıble, Süleyman aleyhisselam zamanında (Tevrat/
      I Krallar 8:28-30 — Eski Ahit, 1. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Krallar 8:28

      Ya RAB Tanrım, kulunun bugün ettiği duayı, yalvarışı işit; duasına ve yakarışına kulak ver.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      II Tarihler 6/19-21 — Eski Ahit, 1. Tarihler; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Tarihler 6:19

      Merarinin oğulları: Mahli, Muşi. Soylarına göre yazılan Levi oymağının boyları şunlardır:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) son nebi Muhammed aleyhisselam döneminde yaşayanlar için bir imtihan olsun diye, geçici olarak Beytülmakdis'e çevrilmiştir (Bakara 2/142-150).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 96. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 97. ayet. فِيهِ ءَايَٰتٌۢ بَيِّنَٰتٌ مَّقَامُ إِبْرَٰهِيمَ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنًا وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلْبَيْتِ مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ

    fîhi âyâtüm beyyinâtüm meḳâmü ibrâhîm. vemen deḫalehû kâne âminâ. velillâhi `ale-nnâsi ḥiccü-lbeyti meni-steṭâ`a ileyhi sebîlâ. vemen kefera feinne-llâhe ganiyyün `ani-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Orada apaçık göstergeler, Makam-ı İbrahim /İbrahim'in ibadet için bulunduğu yerler vardır. dipnot 1 Oraya giren kişi, güvende olur. Bir yolunu bulanların, o Beyt'te hac yapması, Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır /insanlara yüklediği görevdir. dipnot 2 Kim bunu (haccın farz olduğunu) görmezlikten gelirse (bilsin ki) Allah'ın hiçbir varlığa ihtiyacı yoktur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zannedildiği gibi Makam-ı İbrahim, Kabe'nin yanında korunan 50 cm. uzunluğundaki taş değildir. Makam, durulan yer veya yerler demektir. Arap dili açısından makam bedel, "ayatun beyyinatun = açık göstergeler" ifadesi de mübdelün minh olur yani açık göstergelerin, İbrahim aleyhisselamın hac ibadeti için durduğu yerler olduğunu ifade eder. O yerler; Arafat, Müzdelife, Mina, Kabe, Safa ve Merve'dir. Hac ibadeti oralarda yapılır. Nuh tufanında Kabe yıkılmış, hac ibadetinin yapıldığı yerler unutulmuştu. İbrahim aleyhisselam Kabe'yi yeniden yapınca Allah'a: "Bize hac ibadetini yapacağımız yerleri (menasikimizi) göster." (Bakara 2/128) diye dua etmiş, Allah da göstermişti. Nuh tufanından sonraki ilk haccı İbrahim aleyhisselam yaptığından onun hac ibadeti için durduğu yerlere Makam-ı İbrahim denilmiştir. İnsanlar o yerleri, ondan öğrenmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 97. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 98. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا تَعْمَلُونَ

    ḳul yâ ehle-lkitâbi lime tekfürûne biâyâti-llâh. vellâhü şehîdün `alâ mâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ey ehlikitap /kitaplarında uzman kişiler! Allah yaptıklarınıza şahit olduğu halde, niçin Allah'ın ayetlerini görmezlikte direniyorsunuz?" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 98. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 99. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًا وَأَنتُمْ شُهَدَآءُ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    ḳul yâ ehle-lkitâbi lime teṣuddûne `an sebîli-llâhi men âmene tebgûnehâ `ivecev veentüm şühedâ'. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ey ehlikitap /kitaplarında uzman kişiler! Niçin inanmış kimseleri Allah'ın yolundan engelliyorsunuz? O yolun gerçekliğine şahit olduğunuz halde onda kolayca anlaşılamayacak bir eğrilik dipnot 1 oluşturmanın peşinde koşuyorsunuz! Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İvec (عوج), çok dikkat etmedikçe anlaşılamayacak eğriliktir (Müfredat). Allah'ın yolunda böyle bir eğrilik isteyenler, yaptıkları yanlışlar kolaylıkla anlaşılmasın diye doğruya çok yakın görünecek çarpıtmalar yaparlar. Ayette sözü edilen kişilerin en çok istediği budur. Bu sebeple en tehlikeli yanlış, doğruya en çok benzeyendir. (A'raf 7/45, İbrahim 14/3, Kehf 18/1, Zümer 39/28)

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 99. ayet

Allah'ın ipine sarılın; en hayırlı ümmet 100–110

  1. Âl-i İmrân suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 100. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تُطِيعُوا۟ فَرِيقًا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ يَرُدُّوكُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ كَٰفِرِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû in tüṭî`û ferîḳam mine-lleẕîne ûtü-lkitâbe yeruddûküm ba`de îmâniküm kâfirîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 100. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 101. ayet. وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَأَنتُمْ تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ وَفِيكُمْ رَسُولُهُۥ وَمَن يَعْتَصِم بِٱللَّهِ فَقَدْ هُدِىَ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    vekeyfe tekfürûne veentüm tütlâ `aleyküm âyâtü-llâhi vefîküm rasûlüh. vemey ya`teṣim billâhi feḳad hüdiye ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Size Allah'ın ayetleri bağlantıları ile birlikte okunup dururken ve Allah'ın resulü /kitabı yanınızda iken nasıl olur da kafirlik edersiniz! Kim Allah'a (onun kitabına) sıkı sarılırsa o kesin olarak doğru yola kabul edilmiş olur. dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 101. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 102. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِۦ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe ḥaḳḳa tüḳâtihî velâ temûtünne illâ veentüm müslimûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 102. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 103. ayet. وَٱعْتَصِمُوا۟ بِحَبْلِ ٱللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا۟ وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَآءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِۦٓ إِخْوَٰنًا وَكُنتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    va`teṣimû biḥabli-llâhi cemî`av velâ teferraḳû. veẕkürû ni`mete-llâhi `aleyküm iẕ küntüm a`dâen feellefe beyne ḳulûbiküm feaṣbaḥtüm bini`metihî iḫvânâ. veküntüm `alâ şefâ ḥufratim mine-nnâri feenḳaẕeküm minhâ. keẕâlike yübeyyinü-llâhü leküm âyâtihî le`alleküm tehtedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Hep birlikte Allah'ın ipine /Kur'an'a dipnot 1 sımsıkı sarılın, bölünüp parçalanmayın! dipnot 2 Allah'ın size olan nimetini dipnot 3 daima aklınızda tutun. Siz bir zamanlar düşmandınız; Allah, kalplerinizi birbirine ısındırdı dipnot 4 da onun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. dipnot 5 Bir ateş çukurunun kenarındaydınız, sizi oradan o kurtardı. Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki "Hablullah /Allah'ın ipi" ifadesine Kur'an anlamı vermemizin sebebi şu ayetlerdir: Nisa 4/146, 175, En'am 6/155, Araf 7/3, Zümer 39/55, Zuhruf 43/43-44. Ayrıca Nebimizin de şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kur'an Allah'ın sağlam ipidir." (Tirmizi, Fezaili'l Kur'an, 14)
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın burada sözü geçen nimeti, indirdiği Kitaptır. İnsanlar ona iman edip sıkı sarılınca, durumlarının düzelmesi ve birbirleriyle kardeş olmaları gibi daha pek çok nimete kavuşurlar.
    4. metne dön, dipnot 4
    5. metne dön, dipnot 5

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 103. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 104. ayet. وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى ٱلْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    velteküm minküm ümmetüy yed`ûne ile-lḫayri veye'mürûne bilma`rûfi veyenhevne `ani-lmünker. veülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 104. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 105. ayet. وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ تَفَرَّقُوا۟ وَٱخْتَلَفُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    velâ tekûnû kelleẕîne teferraḳû vaḫtelefû mim ba`di mâ câehümü-lbeyyinât. veülâike lehüm `aẕâbün `ażîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 105. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 106. ayet. يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ أَكَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

    yevme tebyeḍḍu vucûhüv vetesveddü vucûhün. feemme-lleẕîne-sveddet vucûhühüm. ekefertüm ba`de îmâniküm feẕûḳu-l`aẕâbe bimâ küntüm tekfürûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün bazı yüzler ak, bazı yüzler de kara olacaktır.Yüzleri kararanlara şöyle denilecek: "Siz inandıktan sonra kafir oldunuz dipnot 1 öyle mi! Kafirlik etmiş olmanıza karşılık tadın şu azabı!" dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Küfür örtme; kafir, örten demektir. Allah'ın her şeyin sahibi ve yaratıcısı olduğunu, koyduğu kurallara uymak gerektiğini bilmeyen yoktur. Kişinin hayat tarzı o kurallara ters düşmeye başlarsa uymak zorlaşır ve onları görmezden gelmeye başlar. Böyleleri, üstünü örttüğü imanın kendine yettiğini, ama Allah'a tam teslim olamadığını düşünür (Hicr 15/2-3).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 106. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 107. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱبْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَفِى رَحْمَةِ ٱللَّهِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    veemme-lleẕîne-byeḍḍat vucûhühüm fefî raḥmeti-llâh. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 107. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 108. ayet. تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِّلْعَٰلَمِينَ

    tilke âyâtü-llâhi netlûhâ `aleyke bilḥaḳḳ. veme-llâhü yürîdü żulmel lil`âlemîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 108. ayet

  10. Âl-i İmrân suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 109. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. veile-llâhi türce`u-l'ümûr.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 109. ayet

  11. Âl-i İmrân suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 110. ayet. كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَوْ ءَامَنَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُم مِّنْهُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    küntüm ḫayra ümmetin uḫricet linnâsi te'mürûne bilma`rûfi vetenhevne `ani-lmünkeri vetü'minûne billâh. velev âmene ehlü-lkitâbi lekâne ḫayral lehüm. minhümü-lmü'minûne veekŝeruhümü-lfâsiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı topluluksunuz. dipnot 1 Marufun /iyi şeylerin yapılmasını ister, münkerden /kötü şeylerden sakındırır ve Allah'a inanıp güvenirsiniz. Ehlikitap da inanıp güvense kendileri için elbette iyi olur. Onların içlerinde de inanıp güvenenler vardır dipnot 2 ama çoğu yoldan çıkmıştır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhammed aleyhisselam son nebi, onun getirdiği kitap da Allah'ın son kitabıdır. Bu kitaba uyanlar, insanlık için örnek bir toplum oluştururlar (Bakara 2/143). Allah, inanıp güvenen her topluma bu vaadde bulunmuştur (Al-i İmran 3/139). Müslümanların günümüzde örnek teşkil edememelerinin nedeni Allah'a tam anlamıyla güvenmedikleri için Kur'an'a uymamaları, özellikle de iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir toplum olma konusundaki duyarsızlıklarıdır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 110. ayet

Kitap ehlinin hepsi bir değildir; sırdaş edinmeyin 111–120

  1. Âl-i İmrân suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 111. ayet. لَن يَضُرُّوكُمْ إِلَّآ أَذًى وَإِن يُقَٰتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ ٱلْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ

    ley yeḍurrûküm illâ eẕâ. veiy yüḳâtilûküm yüvellûkümü-l'edbâr. ŝümme lâ yünṣarûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Yoldan çıkanlar) canınızı sıkmak dışında size asla zarar veremezler. Sizinle savaşacak olsalar gerisin geri dönüp kaçarlar. Sonra yardım da görmezler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 111. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 112. ayet. ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ أَيْنَ مَا ثُقِفُوٓا۟ إِلَّا بِحَبْلٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَحَبْلٍ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَبَآءُو بِغَضَبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْمَسْكَنَةُ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ

    ḍuribet `aleyhimü-ẕẕilletü eyne mâ ŝüḳifû illâ biḥablim mine-llâhi veḥablim mine-nnâsi vebâû bigaḍabim mine-llâhi veḍuribet `aleyhimü-lmeskeneh. ẕâlike biennehüm kânû yekfürûne biâyâti-llâhi veyaḳtülûne-l'embiyâe bigayri ḥaḳḳ. ẕâlike bimâ `aṣav vekânû ya`tedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın himayesi veya insanların himayesi dipnot 1 altında olmaları dışında, bulundukları her yerde onlara alçaklık damgası vurulur dipnot 2 ve Allah'ın öfkesini hak ederler. Üzerlerine çaresizlik de çöker. Çünkü Allah'ın ayetlerini görmezlikte direnir ve haklı bir gerekçeye dayanmadan nebileri öldürür /itibarsızlaştırmaya çalışırlar.[3] Bu ceza, isyan etmelerine ve aşırı gitmelerine karşılıktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 4
      Bunlar Muhammed aleyhisselama çeşitli iftiralarda bulunarak onun nebiliğini öldürmeye çalışmaktadırlar. Bakara 2/61 ve Al-i İmran 3/21 ayetlerinin dipnotlarına bakınız.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 112. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 113. ayet. لَيْسُوا۟ سَوَآءً مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ أُمَّةٌ قَآئِمَةٌ يَتْلُونَ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ ءَانَآءَ ٱلَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ

    leysû sevââ. min ehli-lkitâbi ümmetün ḳâimetüy yetlûne âyâti-llâhi ânâe-lleyli vehüm yescüdûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Fakat) onların hepsi bir değildir; ehlikitabın içinde dik duruşlu bir topluluk da vardır. Onlar, gecenin bölümlerinde dipnot 1 Allah'ın ayetlerini, (hükümlerine) boyun eğerek bağlantılarıyla birlikte okurlar. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gece, üç bölümden oluşur. Eşite yakın uzunlukta olan birinci ve üçüncü bölümü alacakaranlık, ikisinin arası ve en uzun bölümü, gecenin ortasıdır. Akşamın alaca karanlığına "şafak", sabahın alaca karanlığına "fecr", gecenin ortasına da "vasat-ul leyl" denir. Akşamın alaca karanlığının birinci bölümü akşam, ikincisi yatsı vakti, sabahın alaca karanlığının birinci bölümü seher ve sahur, ikincisi de sabah namazı vaktidir. Seher vakti ile gecenin ortası, teheccüd namazı vaktidir. O vakitte farz namaz kılınmaz. Ayrıntılı bilgi için Bkz Müzzemmil 73/20, Hud 11/114, İsra 17/78,79, Ta-Ha 20/130, Rum 30/17-18.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'la henüz tanışmamış olan ehlikitap, kendi kitabına uymaktan sorumludur (Bakara 2/62, 121; Hac 22/17).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 113. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 114. ayet. يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    yü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫiri veye'mürûne bilma`rûfi veyenhevne `ani-lmünkeri veyüsâri`ûne fi-lḫayrât. veülâike mine-ṣṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenir, marufun /iyi şeylerin yapılmasını ister ve münkerden /kötü şeylerden sakındırırlar. Hayırlı işlerde de yarışırlar. İşte onlar iyi kimselerdendir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 114. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 115. ayet. وَمَا يَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَلَن يُكْفَرُوهُ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ

    vemâ yef`alû min ḫayrin feley yükferûh. vellâhü `alîmüm bilmütteḳîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 115. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 116. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    inne-lleẕîne keferû len tugniye `anhüm emvâlühüm velâ evlâdühüm mine-llâhi şey'â. veülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 116. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 117. ayet. مَثَلُ مَا يُنفِقُونَ فِى هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَثَلِ رِيحٍ فِيهَا صِرٌّ أَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَأَهْلَكَتْهُ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِنْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    meŝelü mâ yünfiḳûne fî hâẕihi-lḥayâti-ddünyâ kemeŝeli rîḥin fîhâ ṣirrun eṣâbet ḥarŝe ḳavmin żalemû enfüsehüm feehleketh. vemâ żalemehümü-llâhü velâkin enfüsehüm yażlimûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 117. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 118. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ بِطَانَةً مِّن دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالًا وَدُّوا۟ مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ ٱلْبَغْضَآءُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ وَمَا تُخْفِى صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕû biṭânetem min dûniküm lâ ye'lûneküm ḫabâlâ. veddû mâ `anittüm. ḳad bedeti-lbagḍâü min efvâhihim. vemâ tuḫfî ṣudûruhüm ekber. ḳad beyyennâ lekümü-l'âyâti in küntüm ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin; dipnot 1 onlar kafanızı karıştırmak için yapmadıklarını bırakmazlar. Sıkıntıya düşmenizi çok isterler. Nefretleri konuşmalarından belli olur. Sinelerinde gizledikleri daha da büyüktür. dipnot 2 Eğer doğru bağlantıları kuracak olursanız dipnot 3 (görürsünüz ki) biz ayetleri sizin için tam olarak açıklamışızdır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      "Akl (عقل) bağlamak yoluyla alıkoymak" anlamında mastardır. Devenin bileğini pazusuna bağladım anlamında "(عقلت البعير)" denir. Böylelikle devenin yerinden kalkıp gitmesi engellenmiş olur (Lisan'ul-Arab). Akıl insana nispet edildiğinde "kötü söz ve davranışlardan alıkoyan şey" anlamındadır (Mekayis). Aklın insanı, kötü söz ve davranışlardan engellemesi, ancak bağlantıları doğru kurmasıyla mümkün olur.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 118. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 119. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 119. ayet. هَٰٓأَنتُمْ أُو۟لَآءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِٱلْكِتَٰبِ كُلِّهِۦ وَإِذَا لَقُوكُمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ عَضُّوا۟ عَلَيْكُمُ ٱلْأَنَامِلَ مِنَ ٱلْغَيْظِ قُلْ مُوتُوا۟ بِغَيْظِكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    hâentüm ülâi tüḥibbûnehüm velâ yüḥibbûneküm vetü'minûne bilkitâbi küllih. veiẕâ leḳûküm ḳâlû âmennâ. veiẕâ ḫalev `aḍḍû `aleykümü-l'enâmile mine-lgayż. ḳul mûtû bigayżiküm. inne-llâhe `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Süleymaniye Vakfı

    Bakın, siz öyle kimselersiniz ki tutar onları seversiniz; dipnot 1 ama onlar sizi sevmezler. dipnot 2 Siz bütün kitaplara inanırsınız; ama onlar sizinle karşılaşınca "İnandık!" der, kendi başlarına kalınca size olan kızgınlıklarından dolayı tırnaklarını kemirirler. dipnot 3 Onlara de ki: "Kızgınlığınızdan çatlayın!" Allah, sinelerde olanı daima bilendir.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 119. ayet

  10. Âl-i İmrân suresi, 120. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 120. ayet. إِن تَمْسَسْكُمْ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْ وَإِن تُصِبْكُمْ سَيِّئَةٌ يَفْرَحُوا۟ بِهَا وَإِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌ

    in temsesküm ḥasenetün tesü'hüm. vein tüṣibküm seyyietüy yefraḥû bihâ. vein taṣbirû vetetteḳû lâ yeḍurruküm keydühüm şey'â. inne-llâhe bimâ ya`melûne müḥîṭ.

    Süleymaniye Vakfı

    Size bir iyilik dokunsa bu onları üzer. Ama başınıza bir kötülük gelse mutlu olurlar. Eğer siz sabırlı olur /duruşunuzu bozmaz ve yanlışlardan sakınırsanız onların kurdukları oyunlar size bir zarar vermez. Allah, yaptıkları her şeyi çepeçevre kuşatır. dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 120. ayet

Uhud ve Bedir; meleklerle yardım 121–129

  1. Âl-i İmrân suresi, 121. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 121. ayet. وَإِذْ غَدَوْتَ مِنْ أَهْلِكَ تُبَوِّئُ ٱلْمُؤْمِنِينَ مَقَٰعِدَ لِلْقِتَالِ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    veiẕ gadevte min ehlike tübevviü-lmü'minîne meḳâ`ide lilḳitâl. vellâhü semî`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey Muhammed!) Bir sabah erkenden ailenden ayrılmış, (Uhud'da) müminleri savaşacakları yerlere yerleştiriyordun. Allah daima dinleyen ve bilendir.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 121. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 122. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 122. ayet. إِذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَا وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    iẕ hemmeṭ ṭâifetâni minküm en tefşelâ vellâhü veliyyühümâ. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    O sırada sizden iki bölük dağılmaya yüz tutmuştu. dipnot 1 Halbuki Allah kendilerinin velisi /en yakınıdır. Müminler yalnız Allah'a güvenip dayansınlar!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 122. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 123. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 123. ayet. وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ بِبَدْرٍ وَأَنتُمْ أَذِلَّةٌ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    veleḳad neṣarakümü-llâhü bibedriv veentüm eẕilleh. fetteḳu-llâhe le`alleküm teşkürûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 123. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 124. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 124. ayet. إِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِنِينَ أَلَن يَكْفِيَكُمْ أَن يُمِدَّكُمْ رَبُّكُم بِثَلَٰثَةِ ءَالَٰفٍ مِّنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ مُنزَلِينَ

    iẕ teḳûlü lilmü'minîne eley yekfiyeküm ey yümiddeküm rabbüküm biŝelâŝeti âlâfim mine-lmelâiketi münzelîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 124. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 125. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 125. ayet. بَلَىٰٓ إِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ وَيَأْتُوكُم مِّن فَوْرِهِمْ هَٰذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُم بِخَمْسَةِ ءَالَٰفٍ مِّنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ مُسَوِّمِينَ

    belâ in taṣbirû vetetteḳû veye'tûküm min fevrihim hâẕâ yümdidküm rabbüküm biḫamseti âlâfim mine-lmelâiketi müsevvimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeter elbette! Eğer sabreder /duruşunuzu bozmaz, korunma tedbirlerini alırsanız ve onlar da burada (Uhud'da) olduğu gibi ani bir baskınla üzerinize gelirlerse Rabbiniz, görevli beş bin melekle imdadınıza yetişir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala melekleri, kafirleri öldürsünler diye değil; müminler için müjde olsun ve kalpleri yatışsın diye göndermiştir (Enfal 8/66). Allah'ın önceki nebilere de böyle yardımlarda bulunduğunun bir örneği Tevrat'ın
      2. Krallar 6:13-17 — Eski Ahit, 2. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 2. Krallar 6:13

      Aram Kralı şöyle buyurdu: “Gidip onun nerede olduğunu öğrenin. Adam gönderip onu yakalayacağım.” Elişanın Dotanda olduğu bildirilince,

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      pasajlarında görülebilir.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 125. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 126. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 126. ayet. وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشْرَىٰ لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِۦ وَمَا ٱلنَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ

    vemâ ce`alehü-llâhü illâ büşrâ leküm velitaṭmeinne ḳulûbüküm bih. veme-nnaṣru illâ min `indi-llâhi-l`azîzi-lḥakîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 126. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 127. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 127. ayet. لِيَقْطَعَ طَرَفًا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَوْ يَكْبِتَهُمْ فَيَنقَلِبُوا۟ خَآئِبِينَ

    liyaḳṭa`a ṭarafem mine-lleẕîne keferû ev yekbitehüm feyenḳalibû ḫâibîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Size bu desteği vermesi, Allah'ın) kafirlik edenlerin bir bölümünü saf dışı bırakması veya onları sindirmesi içindir ki hayalleri boşa çıkan kimseler haline gelsinler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedir savaşında da benzer bir durum yaşanmıştır (Enfal 8/12-14).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 127. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 128. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 128. ayet. لَيْسَ لَكَ مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ أَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإِنَّهُمْ ظَٰلِمُونَ

    leyse leke mine-l'emri şey'ün ev yetûbe `aleyhim ev yü`aẕẕibehüm feinnehüm żâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Sizden dağılmaya yüz tutan o iki bölükle ilgili olarak) dipnot 1 senin yapacağın bir şey yoktur. dipnot 2 Ya Allah onların tövbelerini /dönüşlerini kabul eder ya da yanlışlar içinde olmalarından dolayı onlara azap eder.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uhud'da dağılan iki topluluğun günahlarını Allah affetti (Al-i İmran 3/122, 155).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah Teala'nın elçilerine yüklediği görevler, ayetleri insanlara ulaştırma (tebliğ), onları açık açık anlatma (tebyin), kitabı ve hikmeti öğretme (ta'lim), müjdeleme (tebşir) ve uyarmadır (inzar). Hiçbir elçinin koruma görevi yoktur (Al-i İmran 3/164, En'am 6/107, Hud 11/2, 12, Şura 42/48, Cuma 62/2).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 128. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 129. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 129. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. yagfiru limey yeşâü veyü`aẕẕibü mey yeşâ'. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. O, bağışlanmayı hak edeni bağışlar, azabı hak edene de azap eder. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 129. ayet

Faiz; bağışa koşun; sakınanların vasıfları 130–138

  1. Âl-i İmrân suresi, 130. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 130. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوا۟ ٱلرِّبَوٰٓا۟ أَضْعَٰفًا مُّضَٰعَفَةً وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ te'külü-rribâ aḍ`âfem müḍâ`afeh. vetteḳu-llâhe le`alleküm tüfliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Özelliği, kat kat artma olan faizi yemeyin! dipnot 1 Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ki umduğunuza kavuşasınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kat kat artma, faizin değişmez özelliğidir. Mesela %5 faizle alınan borç zamanında ödenmezse faiz anaparaya eklendikten sonra yeni bir faiz oranı belirlenir ve faiz zamanla anaparayı geçer. Verilen borca ilave edilmesi şart koşulan en küçük bir fazlalık faizdir ve haramdır (Bakara 2/278-279, Nisa 4/29, Rum 30/39).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 130. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 131. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 131. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ ٱلَّتِىٓ أُعِدَّتْ لِلْكَٰفِرِينَ

    vetteḳu-nnâra-lletî ü`iddet lilkâfirîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 131. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 132. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 132. ayet. وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    veeṭî`ü-llâhe verrasûle le`alleküm türḥamûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 132. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 133. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 133. ayet. وَسَارِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ

    vesâri`û ilâ magfiratim mir rabbiküm vecennetin `arḍuhe-ssemâvâtü vel'arḍu ü`iddet lilmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbiniz tarafından bağışlanmak ve genişliği göklerle yer kadar olan cenneti kazanmak için koşuşun. Orası müttakiler /yanlışlardan sakınanlar için hazırlanmıştır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki "koşuşun" emri, Al-i İmran 130. ayette "Ey inanıp güvenenler!" diye başlayıp, buraya kadar müminlerden istenen şeylerin sonuncusudur. İnsanlar bu ayete kadar anlatılan iyi işleri yapma konusunda yarışmalıdır. Bu yarışı kazananlar, cennete gireceklerdir. Dünyada insanlar arasında maddi ve manevi nimetler bakımından derece farkları vardır. Ahirette derece farkları daha büyük olacaktır (İsra 17/21, Vakıa 56/10-26).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 133. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 134. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 134. ayet. ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِى ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلْكَٰظِمِينَ ٱلْغَيْظَ وَٱلْعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

    elleẕîne yünfiḳûne fi-sserrâi veḍḍarrâi velkâżimîne-lgayża vel`âfîne `ani-nnâs. vellâhü yüḥibbü-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, bollukta ve darlıkta infak eden /hayra harcayan, sinirlerine hakim olan ve insanları affedenlerdir. dipnot 1 Allah, (böyle) güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 134. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 135. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 135. ayet. وَٱلَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةً أَوْ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ ذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ إِلَّا ٱللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلُوا۟ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    velleẕîne iẕâ fe`alû fâḥişeten ev żalemû enfüsehüm ẕekerü-llâhe festagferû liẕünûbihim. vemey yagfiru-ẕẕünûbe ille-llâh. velem yüṣirrû `alâ mâ fe`alû vehüm ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, cinsel bir suç işlediklerinde dipnot 1 veya kendilerini yanlış bir işe soktuklarında Allah'ı hatırlar ve hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! dipnot 2 Bir de onlar yaptıkları yanlışta bile bile ısrar etmezler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Cinsel bir suç" anlamı verdiğimiz kelime, fuhuş anlamındaki "fahişe (فَاحِشَة)"dir. Türkçede para karşılığı yapılan cinsel ilişkiye fuhuş dendiğinden, yanlış anlamaya yol açmasın diye bu anlam verilmiştir. Ayrıntılar için bkz. Nisa 4/15-16 ve dipnotları.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 135. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 136. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 136. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُم مَّغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَجَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَنِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَٰمِلِينَ

    ülâike cezâühüm magfiratüm mir rabbihim vecennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. veni`me ecru-l`âmilîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 136. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 137. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 137. ayet. قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُمْ سُنَنٌ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

    ḳad ḫalet min ḳabliküm sünenün fesîrû fi-l'arḍi fenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lmükeẕẕibîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 137. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 138. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 138. ayet. هَٰذَا بَيَانٌ لِّلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ

    hâẕâ beyânül linnâsi vehüdev vemev`iżatül lilmütteḳîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 138. ayet

Gevşemeyin; "Muhammed ancak bir peygamberdir" 139–148

  1. Âl-i İmrân suresi, 139. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 139. ayet. وَلَا تَهِنُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَنتُمُ ٱلْأَعْلَوْنَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    velâ tehinû velâ taḥzenû veentümü-l'a`levne in küntüm mü'minîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 139. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 140. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 140. ayet. إِن يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ ٱلْقَوْمَ قَرْحٌ مِّثْلُهُۥ وَتِلْكَ ٱلْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَيَتَّخِذَ مِنكُمْ شُهَدَآءَ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

    iy yemsesküm ḳarḥun feḳad messe-lḳavme ḳarḥum miŝlüh. vetilke-l'eyyâmü nüdâvilühâ beyne-nnâs. veliya`leme-llâhü-lleẕîne âmenû veyetteḫiẕe minküm şühedâ'. vellâhü lâ yüḥibbu-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız karşınızdaki topluluk da (Bedir'de) onun dengi bir yara almıştı. dipnot 1 Böyle günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın inanıp güvenenleri bilmesi ve içinizden şahitler tutması içindir. dipnot 2 Allah yanlışa dalanları sevmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın şahit tutacağı kişiler, savaşta imtihanı kazanan ile kaybedeni yaşayarak gören ve döndüğü zaman bunu diğer insanlara anlatarak Allah'a güven konusunda onları uyaran kişilerdir (Tevbe 9/122).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 140. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 141. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 141. ayet. وَلِيُمَحِّصَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَيَمْحَقَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    veliyümeḥḥiṣa-llâhü-lleẕîne âmenû veyemḥaḳa-lkâfirîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 141. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 142. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 142. ayet. أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ مِنكُمْ وَيَعْلَمَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    em ḥasibtüm en tedḫulü-lcennete velemmâ ya`lemi-llâhü-lleẕîne câhedû minküm veya`leme-ṣṣâbirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri /elinden geleni yapanları dipnot 1 bilmeden, sabredenleri de bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap etmiştiniz! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın en önemli parçasıdır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 142. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 143. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 143. ayet. وَلَقَدْ كُنتُمْ تَمَنَّوْنَ ٱلْمَوْتَ مِن قَبْلِ أَن تَلْقَوْهُ فَقَدْ رَأَيْتُمُوهُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

    veleḳad küntüm temennevne-lmevte min ḳabli en telḳavh. feḳad raeytümûhü veentüm tenżurûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 143. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 144. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 144. ayet. وَمَا مُحَمَّدٌ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ ٱلرُّسُلُ أَفَإِي۟ن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ ٱنقَلَبْتُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ ٱللَّهَ شَيْـًٔا وَسَيَجْزِى ٱللَّهُ ٱلشَّٰكِرِينَ

    vemâ müḥammedün illâ rasûl. ḳad ḫalet min ḳablihi-rrusül. efeim mâte ev ḳutile-nḳalebtüm `alâ a`ḳâbiküm. vemey yenḳalib `alâ `aḳibeyhi feley yeḍurra-llâhe şey'â. veseyeczi-llâhü-şşâkirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Muhammed sadece bir resul /elçidir. dipnot 1 Ondan önce de nice resuller gelip geçti. dipnot 2 Şimdi, o ölse dipnot 3 veya öldürülse siz gerisin geri mi döneceksiniz? Kim gerisin geri dönerse o, Allah'a asla bir zarar veremez. Allah şükredenleri /görevini yerine getirenleri ödüllendirecektir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer ifade İsa Aleyhisselam için de kullanılmıştır (Maide 5/75).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 144. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 145. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 145. ayet. وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تَمُوتَ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ كِتَٰبًا مُّؤَجَّلًا وَمَن يُرِدْ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا نُؤْتِهِۦ مِنْهَا وَمَن يُرِدْ ثَوَابَ ٱلْـَٔاخِرَةِ نُؤْتِهِۦ مِنْهَا وَسَنَجْزِى ٱلشَّٰكِرِينَ

    vemâ kâne linefsin en temûte illâ biiẕni-llâhi kitâbem müeccelâ. vemey yürid ŝevâbe-ddünyâ nü'tihî minhâ. vemey yürid ŝevâbe-l'âḫirati nü'tihî minhâ. veseneczi-şşâkirîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 145. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 146. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 146. ayet. وَكَأَيِّن مِّن نَّبِىٍّ قَٰتَلَ مَعَهُۥ رِبِّيُّونَ كَثِيرٌ فَمَا وَهَنُوا۟ لِمَآ أَصَابَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَمَا ضَعُفُوا۟ وَمَا ٱسْتَكَانُوا۟ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلصَّٰبِرِينَ

    vekeeyyim min nebiyyin ḳâtele me`ahû ribbiyyûne keŝîr. femâ vehenû limâ eṣâbehüm fî sebîli-llâhi vemâ ḍa`ufû veme-stekânû. vellâhü yüḥibbu-ṣṣâbirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Nice nebi vardı ki kendini Rabbine adamış çok sayıda kişi, onunla birlikte savaşmıştı. Onlar, Allah yolunda başlarına gelenden ötürü gevşememişler, zayıflık göstermemişler ve (düşmana) boyun eğmemişlerdir. Allah sabredenleri /duruşunu bozmayanları sever. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 146. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 147. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 147. ayet. وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِىٓ أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

    vemâ kâne ḳavlehüm illâ en ḳâlû rabbene-gfir lenâ ẕünûbenâ veisrâfenâ fî emrinâ veŝebbit aḳdâmenâ venṣurnâ `ale-lḳavmi-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların söyledikleri sadece şu olmuştu: "Rabbimiz, günahlarımızı ve davranışlarımızdaki aşırılıkları bağışla! Ayaklarımızı sabit kıl! Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 147. ayet

  10. Âl-i İmrân suresi, 148. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 148. ayet. فَـَٔاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

    feâtâhümü-llâhü ŝevâbe-ddünyâ veḥusne ŝevâbi-l'âḫirah. vellâhü yüḥibbü-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah onlara, (yaptıklarının) dünyadaki karşılığını, ahiretteki karşılığının da güzelini verecektir dipnot 1 Allah güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 148. ayet

Uhud'daki bozgun ve inen güven uykusu 149–155

  1. Âl-i İmrân suresi, 149. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 149. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تُطِيعُوا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَرُدُّوكُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ فَتَنقَلِبُوا۟ خَٰسِرِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû in tüṭî`ü-lleẕîne keferû yeruddûküm `alâ a`ḳâbiküm fetenḳalibû ḫâsirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Kafirlik edenlere gönüllü olarak boyun eğerseniz dipnot 1 sizi gerisin geri çevirirler de kaybeden kimseler haline gelirsiniz. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Gönülden boyun eğme" itaatın Arap dilindeki sözlük anlamıdır. Zıddı ikrahtır (Müfredat). Ağır bir baskı altında olunca kafirlere, gönüllü olmasa da zorunlu olarak boyun eğilebilir (Al-i İmran 3/28, Nahl 16/106)
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 149. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 150. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 150. ayet. بَلِ ٱللَّهُ مَوْلَىٰكُمْ وَهُوَ خَيْرُ ٱلنَّٰصِرِينَ

    beli-llâhü mevlâküm. vehüve ḫayru-nnâṣirîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 150. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 151. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 151. ayet. سَنُلْقِى فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلرُّعْبَ بِمَآ أَشْرَكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًا وَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ وَبِئْسَ مَثْوَى ٱلظَّٰلِمِينَ

    senülḳî fî ḳulûbi-lleẕîne keferü-rru`be bimâ eşrakû billâhi mâ lem yünezzil bihî sülṭânâ. veme'vâhümü-nnâr. vebi'se meŝve-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenlerin kalplerine korku salacağız. dipnot 1 Çünkü Allah'ın hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi O'na ortak koşarlar. dipnot 2 Onların sığınacakları yer o ateştir /cehennemdir! Bu yanlışı yapanların yaşayacakları yer ne kötüdür!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada "küfr (كفر)", örtme; "kafir", örten anlamına gelir (Müfredat). Kendine açık belgeler geldikten ve Resul'ün hak olduğuna şahit olarak ona inanıp güvendikten sonra ayetleri görmezlikten gelen herkes kafir olur (Al-i İmran 3/86, 106). Bu kişiler, kendilerinin veya başkasının sözlerini Allah'ın sözünün önüne geçirdikleri için de müşrik olurlar. Allah, yaptıklarının yanlış olduğunu içlerine ilham ederek (Şems 91/8) korkuya kapılmalarını sağlar ve onları uyarır. Bu sebeple kafir olanlar, en büyük sıkıntıyı kendi içlerinde duyarlar. Nitekim Musa aleyhisselamın Allah'ın elçisi olduğu konusunda kesin kanaate varan Firavun ve hanedanı, konumlarını korumak için, bile bile yalana sarıldılar (Neml 27/13-14). Onu etkisiz hale getirmek için kurdukları bütün oyunlar boşa çıkınca da hayatları cehenneme döndü (Mümin 40/45-46).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayete göre her kafir müşriktir. A'raf 7/33, Hac 22/71.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 151. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 152. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 152. ayet. وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ ٱللَّهُ وَعْدَهُۥٓ إِذْ تَحُسُّونَهُم بِإِذْنِهِۦ حَتَّىٰٓ إِذَا فَشِلْتُمْ وَتَنَٰزَعْتُمْ فِى ٱلْأَمْرِ وَعَصَيْتُم مِّنۢ بَعْدِ مَآ أَرَىٰكُم مَّا تُحِبُّونَ مِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلدُّنْيَا وَمِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلْـَٔاخِرَةَ ثُمَّ صَرَفَكُمْ عَنْهُمْ لِيَبْتَلِيَكُمْ وَلَقَدْ عَفَا عَنكُمْ وَٱللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ

    veleḳad ṣadeḳakümü-llâhü va`dehû iẕ teḥussûnehüm biiẕnih. ḥattâ iẕâ feşiltüm vetenâza`tüm fi-l'emri ve`aṣaytüm mim ba`di mâ erâküm mâ tüḥibbûn. minküm mey yürîdü-ddünyâ veminküm mey yürîdü-l'âḫirah. ŝümme ṣarafeküm `anhüm liyebteliyeküm. veleḳad `afâ `anküm. vellâhü ẕû faḍlin `ale-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah size verdiği sözü elbette tuttu; dipnot 1 (Uhud savaşında) Allah'ın izniyle kafirleri kırıp geçiriyordunuz. Nihayet arzu ettiğiniz şeyi (zaferi) size göstermesinden sonra bir anda dağıldınız, yapmanız gereken işler konusunda anlaşmazlığa düştünüz ve isyan ettiniz. dipnot 2 Kiminiz dünyayı (ganimeti) istiyor, dipnot 3 kiminiz de ahireti istiyordu. dipnot 4 Sonra (Allah), yıpratıcı bir imtihandan geçirmek için sizi onları takipten geri çevirdi (galipken mağlup hale getirdi). Ama yine de sizi affetti. Allah inanıp güvenenlere karşı lütufkardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer durum Bedir savaşında da yaşanmıştı (Enfal 8/67-68).
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu sahabiler, Allah'ın emrine uyarak düşmanı tam etkisiz hale getirinceye kadar savaşmak istiyorlardı (Enfal 8/15-16, Muhammed 47/4).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 152. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 153. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 153. ayet. إِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُۥنَ عَلَىٰٓ أَحَدٍ وَٱلرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ فِىٓ أُخْرَىٰكُمْ فَأَثَٰبَكُمْ غَمًّۢا بِغَمٍّ لِّكَيْلَا تَحْزَنُوا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا مَآ أَصَٰبَكُمْ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    iẕ tuṣ`idûne velâ telvûne `alâ eḥadiv verrasûlü yed`ûküm fî uḫrâküm feeŝâbeküm gammem bigammil likeylâ taḥzenû `alâ mâ fâteküm velâ mâ eṣâbeküm. vellâhü ḫabîrum bimâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    O sırada dağa tırmanıyor ve kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçimiz arkanızdan sizi çağırıyordu. dipnot 1 Allah, sizi, gam üstüne gam ile cezalandırdı ki elinizden kaçana da başınıza gelene de üzülmeyesiniz. dipnot 2 Allah yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Anlaşmazlığa düşmelerine sebep olan şey, geri çekilen düşmandan kalan ganimetleri ele geçirme arzusu idi. Halbuki yapmaları gereken, düşmanı takip etmeleri ve onları etkisiz hale getirmeden ganimet almamaları idi (Enfal 8/15-16, Muhammed 47/4). Ayette, Muhammed aleyhisselamın çağrıyı, resul sıfatıyla yaptığı ifade edildiği için onun, ilgili ayetleri sahabeye tebliğ ettiği anlaşılır (Maide 5/99). Onlar bu çağrıya uyarak geri döndüler ve tekrar düşmana galip duruma geldiler (Al-i İmran 3/172-173).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın onayı olmadan hiçbir şey meydana gelmez. Allah sizi, düşmanınızın eline düşmekten kurtardı ki başınıza gelenlere üzülmeyesiniz (Hadid 57/22-23). Ölümü gösterdi ki sıtmaya razı olasınız.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 153. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 154. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 154. ayet. ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنۢ بَعْدِ ٱلْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغْشَىٰ طَآئِفَةً مِّنكُمْ وَطَآئِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِٱللَّهِ غَيْرَ ٱلْحَقِّ ظَنَّ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ ٱلْأَمْرِ مِن شَىْءٍ قُلْ إِنَّ ٱلْأَمْرَ كُلَّهُۥ لِلَّهِ يُخْفُونَ فِىٓ أَنفُسِهِم مَّا لَا يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ مَّا قُتِلْنَا هَٰهُنَا قُل لَّوْ كُنتُمْ فِى بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ ٱلَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقَتْلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِىَ ٱللَّهُ مَا فِى صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِى قُلُوبِكُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    ŝümme enzele `aleyküm mim ba`di-lgammi emeneten nü`âsey yagşâ ṭâifetem minküm veṭâifetün ḳad ehemmethüm enfüsühüm yeżunnûne billâhi gayra-lḥaḳḳi żanne-lcâhiliyyeh. yeḳûlûne hel lenâ min-l'emri min şey'. ḳul inne-l'emra küllehû lillâh. yuḫfûne fî enfüsihim mâ lâ yübdûne lek. yeḳûlûne lev kâne lenâ mine-l'emri şey'üm mâ ḳutilnâ hâhünâ. ḳul lev küntüm fî büyûtiküm leberaze-lleẕîne kütibe `aleyhimü-lḳatlü ilâ meḍâci`ihim. veliyebteliye-llâhü mâ fî ṣudûriküm veliyümeḥḥiṣa mâ fî ḳulûbiküm. vellâhü `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Süleymaniye Vakfı

    O gamdan sonra Allah size, bir güven duygusu ve sizden bir kesimi saran tatlı bir uyku verdi. dipnot 1 Bir kesim de kendi derdine düşmüştü. Allah hakkında gerçek dışı kuruntulara, dipnot 2 cahiliye dipnot 3 kuruntularına, kapılarak "Bu işten elimize ne geçti ki!" diyorlardı. De ki: "Bu iş, bütünüyle Allah içindir." Sana açamadıklarını içlerinde gizliyor, dipnot 4 "Bu iş lehimize olsaydı burada öldürülmezdik." diyorlardı. De ki: "Evlerinizde bile olsaydınız öldürülecekleri yazılmış olanlar, düşüp kalacakları yere kadar giderlerdi." dipnot 5 Bunlar, Allah'ın sinelerinizde olanı denemesi ve kalplerinizde olanları arındırması içindir. Allah sinelerinizde ne olduğunu bilir."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aynı durum Bedir savaşında da olmuştu (Enfal 8/11).
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer bir durum Hendek Savaşında da yaşanmıştı (Ahzab 33/10).
    3. metne dön, dipnot 3
      "Cahiliye" terimi, Arapların İslam'dan önceki dini hayatını ifade için kullanılır. Kelime aynı zamanda kişilerin ve toplumların günah ve isyanlarını ifade eder.
    4. metne dön, dipnot 4
    5. metne dön, dipnot 5

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 154. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 155. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 155. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَلَّوْا۟ مِنكُمْ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ إِنَّمَا ٱسْتَزَلَّهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ بِبَعْضِ مَا كَسَبُوا۟ وَلَقَدْ عَفَا ٱللَّهُ عَنْهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ

    inne-lleẕîne tevellev minküm yevme-lteḳe-lcem`âni inneme-stezellehümü-şşeyṭânü biba`ḍi mâ kesebû. veleḳad `afe-llâhü `anhüm. inne-llâhe gafûrun ḥalîm.

    Süleymaniye Vakfı

    İki ordunun karşılaştığı gün, sizden geri dönenler dipnot 1 var ya! Gerçek şu ki şeytan, yaptıkları bazı şeylerden dolayı onların ayaklarını kaydırmak istedi. Allah, yine de onları affetti. Çünkü Allah çokça bağışlayan ve pek yumuşak davranandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hazrec Kabilesinin lideri ve aynı zamanda Medine'deki münafıkların reisi olan Abdullah b. Übey b. Selul'un, savaş başlamadan 300 kişi ile birlikte ordudan ayrılıp Medine'ye döndüğü rivayet edilir. (Muhammed Hamidullah, Casim Avcı, Uhud, DİA)

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 155. ayet

Sefere çıkanlar; ölüm ve öldürülme 156–158

  1. Âl-i İmrân suresi, 156. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 156. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَقَالُوا۟ لِإِخْوَٰنِهِمْ إِذَا ضَرَبُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ أَوْ كَانُوا۟ غُزًّى لَّوْ كَانُوا۟ عِندَنَا مَا مَاتُوا۟ وَمَا قُتِلُوا۟ لِيَجْعَلَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ حَسْرَةً فِى قُلُوبِهِمْ وَٱللَّهُ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tekûnû kelleẕîne keferû veḳâlû liiḫvânihim iẕâ ḍarabû fi-l'arḍi ev kânû guzzel lev kânû `indenâ mâ mâtû vemâ ḳutilû. liyec`ale-llâhü ẕâlike ḥasraten fî ḳulûbihim. vellâhü yuḥyî veyümît. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler, kafirlik edenler gibi olmayın! Onlar, yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında "Yanımızda olsalardı ne ölür ne de öldürülürlerdi." derler. dipnot 1 Bu tavırları, Allah'ın onu kalplerinde bir acıya dönüştürmesinin sebebidir. Allah hem hayat verir hem de öldürür. Allah yaptığınız her şeyi görendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 156. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 157. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 157. ayet. وَلَئِن قُتِلْتُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

    velein ḳutiltüm fî sebîli-llâhi ev müttüm lemagfiratüm mine-llâhi veraḥmetün ḫayrum mimmâ yecme`ûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 157. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 158. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 158. ayet. وَلَئِن مُّتُّمْ أَوْ قُتِلْتُمْ لَإِلَى ٱللَّهِ تُحْشَرُونَ

    veleim müttüm ev ḳutiltüm leile-llâhi tuḥşerûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 158. ayet

Yumuşak davranma, danışma ve peygamberin lütuf oluşu 159–164

  1. Âl-i İmrân suresi, 159. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 159. ayet. فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ لِنتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ ٱلْقَلْبِ لَٱنفَضُّوا۟ مِنْ حَوْلِكَ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِى ٱلْأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَوَكِّلِينَ

    febimâ raḥmetim mine-llâhi linte lehüm. velev künte feżżan galîża-lḳalbi lenfeḍḍû min ḥavlik. fa`fü `anhüm vestagfir lehüm veşâvirhüm fi-l'emr. feiẕâ `azemte fetevekkel `ale-llâh. inne-llâhe yüḥibbü-lmütevekkilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey Muhammed!) Sen Allah'ın ikramı sayesinde onlara yumuşak davrandın. dipnot 1 Kaba ve katı yürekli olsaydın dipnot 2 kesinlikle etrafından dağılıp giderlerdi. Sen onları affet, onlar için bağışlanma dile. Her konuda görüşlerini al. Karar verip uygulamaya geçtiğinde de yalnız Allah'a güvenip dayan. Allah kendisine güvenip dayananları sever. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uhud savaşı sırasında nebimize yapılan yanlışlar, dayanılabilecek gibi değildi. Bir kesim savaşa çıkmadı (Al-i İmran 3/167-168), bir kesim de yola çıktıktan sonra geri döndü (Al-i İmran 3/155). Savaş sırasında düşmana zayiat verilmiş ve geri çekilmesi sağlanmıştı ama düşmanı tamamen etkisiz hale getirmeden ganimet alma yasağını (Muhammed 47/4, Enfal 8/67) dinlemeyenler ganimetlere saldırmıştı (Al-i İmran 3/152). Bu fırsatı değerlendiren düşman geri döndü ve Müslümanlar mağlup duruma düştüler. Herkes kendini kurtarmaya çalıştı. Nebimizi tek başına bırakıp dağa kaçtılar (Al-i İmran 3/153). Sonra da onun ganimet malını zimmetine geçirdiği iddiaları ortaya atıldı (Al-i İmran 3/161). Ama o, bunlara aldırmadan, çevresindekilere yumuşak davranmaya devam ederek olağanüstü bir örneklik gösterdi.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 159. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 160. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 160. ayet. إِن يَنصُرْكُمُ ٱللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ وَإِن يَخْذُلْكُمْ فَمَن ذَا ٱلَّذِى يَنصُرُكُم مِّنۢ بَعْدِهِۦ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    iy yenṣurkümü-llâhü felâ gâlibe leküm. veiy yaḫẕülküm femen ẕe-lleẕî yenṣuruküm mim ba`dih. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah size yardım ederse sizi kimse yenemez. dipnot 1 Eğer yüzüstü bırakırsa ondan sonra size kim yardım edebilir! Müminler, yalnız Allah'a güvenip dayansınlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 160. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 161. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 161. ayet. وَمَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَغُلَّ وَمَن يَغْلُلْ يَأْتِ بِمَا غَلَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    vemâ kâne linebiyyin ey yegull. vemey yaglül ye'ti bimâ galle yevme-lḳiyâmeh. ŝümme tüveffâ küllü nefsim mâ kesebet vehüm lâ yużlemûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 161. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 162. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 162. ayet. أَفَمَنِ ٱتَّبَعَ رِضْوَٰنَ ٱللَّهِ كَمَنۢ بَآءَ بِسَخَطٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَمَأْوَىٰهُ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    efemeni-ttebe`a riḍvâne-llâhi kemem bâe biseḫaṭim mine-llâhi veme'vâhü cehennem. vebi'se-lmeṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın rızasının peşinde olan kimse, hiç Allah'ın gazabını hak eden kimse gibi olur mu? dipnot 1 Gazabı hak edenin sığınacağı yer cehennemdir. Ne kötü hale gelmektir o!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 162. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 163. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 163. ayet. هُمْ دَرَجَٰتٌ عِندَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

    hüm deracâtün `inde-llâh. vellâhü beṣîrum bimâ ya`melûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 163. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 164. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 164. ayet. لَقَدْ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ إِذْ بَعَثَ فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْ أَنفُسِهِمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا۟ مِن قَبْلُ لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    leḳad menne-llâhü `ale-lmü'minîne iẕ be`aŝe fîhim rasûlem min enfüsihim yetlû `aleyhim âyâtihî veyüzekkîhim veyü`allimühümü-lkitâbe velḥikmeh. vein kânû min ḳablü lefî ḍalâlim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, kendi içlerinden bir resul /elçi görevlendirmekle müminlere iyilikte bulunmuştur. Bu elçi onlara Allah'ın ayetlerini bağlantılarıyla birlikte okur, onları geliştirir, onlara kitabı ve hikmeti öğretir. Çünkü onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 164. ayet

Uhud'un muhasebesi; şehitler diridir 165–175

  1. Âl-i İmrân suresi, 165. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 165. ayet. أَوَلَمَّآ أَصَٰبَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَدْ أَصَبْتُم مِّثْلَيْهَا قُلْتُمْ أَنَّىٰ هَٰذَا قُلْ هُوَ مِنْ عِندِ أَنفُسِكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    evelemmâ eṣâbetküm müṣîbetün ḳad eṣabtüm miŝleyhâ ḳultüm ennâ hâẕâ. ḳul hüve min `indi enfüsiküm. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı

    (Düşmanlarınıza) iki katını verdiğiniz musibet dipnot 1 sizin başınıza geldiğinde "Bu da nereden çıktı?" dediniz. De ki: "O, kendinizden kaynaklandı!" dipnot 2 Muhakkak ki Allah her şeye bir ölçü koyar. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslümanlar Bedir Savaşında, düşmandan 70 kişiyi öldürmüş, 70 kişiyi de esir almışlardı. Uhud Savaşında da düşmanlar, Müslümanlardan 70 kişiyi şehit etmişti (İbn Kesir).
    2. metne dön, dipnot 2
      Uhud yenilgisinin sebebi, yukarıdaki ayetlerde belirtilmişti. (Al-i İmran 3/152-153)
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın savaş ile ilgili olarak koyduğu ölçülere uymayan kaybeder. (Enfal 8/15-16,45-47,57,67,68; Muhammed 47/4)

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 165. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 166. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 166. ayet. وَمَآ أَصَٰبَكُمْ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ فَبِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلِيَعْلَمَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    vemâ eṣâbeküm yevme-lteḳe-lcem`âni febiiẕni-llâhi veliya`leme-lmü'minîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 166. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 167. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 167. ayet. وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ نَافَقُوا۟ وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ قَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوِ ٱدْفَعُوا۟ قَالُوا۟ لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَّٱتَّبَعْنَٰكُمْ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ أَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْإِيمَٰنِ يَقُولُونَ بِأَفْوَٰهِهِم مَّا لَيْسَ فِى قُلُوبِهِمْ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ

    veliya`leme-lleẕîne nâfeḳû. veḳîle lehüm te`âlev ḳâtilû fî sebîli-llâhi evi-dfe`û. ḳâlû lev na`lemü ḳitâlel letteba`nâküm. hüm lilküfri yevmeiẕin aḳrabü minhüm lil'îmân. yeḳûlûne biefvâhihim mâ leyse fî ḳulûbihim. vellâhü a`lemü bimâ yektümûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklık /ikiyüzlülük edenleri de bilmesi içindir. dipnot 1 Onlara: "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunma yapın!" denince "Savaşmayı bilsek elbette size katılırız!" demişlerdi. Onlar o gün, imandan çok kafirliğe yakın duruyor, kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. dipnot 2 Onların neyi gizlediklerini en iyi Allah bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer bir tavır için bkz: Fetih 48/11.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 167. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 168. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 168. ayet. ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ لِإِخْوَٰنِهِمْ وَقَعَدُوا۟ لَوْ أَطَاعُونَا مَا قُتِلُوا۟ قُلْ فَٱدْرَءُوا۟ عَنْ أَنفُسِكُمُ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    elleẕîne ḳâlû liiḫvânihim veḳa`adû lev eṭâ`ûnâ mâ ḳutilû. ḳul fedraû `an enfüsikümü-lmevte in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendileri (savaşa gitmeyip) oturmuşlar, giden kardeşleri için de şöyle demişlerdi: "Onlar bizi dinleselerdi öldürülmezlerdi." De ki: "Doğru sözlü kimselerseniz haydi kendi ölümünüzü engelleyin de görelim!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 168. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 169. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 169. ayet. وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ قُتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمْوَٰتًۢا بَلْ أَحْيَآءٌ عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

    velâ taḥsebenne-lleẕîne ḳutilû fî sebîli-llâhi emvâtâ. bel aḥyâün `inde rabbihim yürzeḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Hayır, onlar diridirler; Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah yolunda öldürülenlerin diriliği, bizim anlayabileceğimiz bir dirilik değildir (Bakara 2/154).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 169. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 170. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 170. ayet. فَرِحِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِٱلَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُوا۟ بِهِم مِّنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    feriḥîne bimâ âtâhümü-llâhü min faḍlihî veyestebşirûne billeẕîne lem yelḥaḳû bihim min ḫalfihim ellâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın kendi lütfundan verdikleriyle mutludurlar. Arkalarından kendilerine katılmamış olanlara da üzerlerinde bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunun bir örneği için bkz: Yasin 36/26-27.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 170. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 171. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 171. ayet. يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضْلٍ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    yestebşirûne bini`metim mine-llâhi vefaḍliv veenne-llâhe lâ yüḍî`u ecra-lmü'minîn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 171. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 172. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 172. ayet. ٱلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِ مِنۢ بَعْدِ مَآ أَصَابَهُمُ ٱلْقَرْحُ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ مِنْهُمْ وَٱتَّقَوْا۟ أَجْرٌ عَظِيمٌ

    elleẕîne-stecâbû lillâhi verrasûli mim ba`di mâ eṣâbehümü-lḳarḥ. lilleẕîne aḥsenû minhüm vetteḳav ecrun `ażîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 172. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 173. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 173. ayet. ٱلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ ٱلنَّاسُ إِنَّ ٱلنَّاسَ قَدْ جَمَعُوا۟ لَكُمْ فَٱخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَٰنًا وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ وَنِعْمَ ٱلْوَكِيلُ

    elleẕîne ḳâle lehümü-nnâsü inne-nnâse ḳad ceme`û leküm faḫşevhüm fezâdehüm îmânâ. veḳâlû ḥasbüne-llâhü veni`me-lvekîl.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara bazı kimseler şöyle demişlerdi: "O insanlar (geri çekilen Mekke ordusu) size karşı toplandı, onlardan çekinin!" dipnot 1 Bu söz onların imanlarını artırdı ve şöyle dediler: "Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir /dayanaktır!" dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunu söyleyenler, münafıklardır. Allah Teala Al-i İmran 3/174'ten 178. ayete kadar onları anlatmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer bir durum Hendek Savaşında da yaşanmıştı (Ahzab 33/22).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 173. ayet

  10. Âl-i İmrân suresi, 174. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 174. ayet. فَٱنقَلَبُوا۟ بِنِعْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضْلٍ لَّمْ يَمْسَسْهُمْ سُوٓءٌ وَٱتَّبَعُوا۟ رِضْوَٰنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَظِيمٍ

    fenḳalebû bini`metim mine-llâhi vefaḍlil lem yemseshüm sûüv vettebe`û riḍvâne-llâh. vellâhü ẕû faḍlin `ażîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 174. ayet

  11. Âl-i İmrân suresi, 175. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 175. ayet. إِنَّمَا ذَٰلِكُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ يُخَوِّفُ أَوْلِيَآءَهُۥ فَلَا تَخَافُوهُمْ وَخَافُونِ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    innemâ ẕâlikümü-şşeyṭânü yüḫavvifü evliyâeh. felâ teḫâfûhüm veḫâfûni in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    O sözü (Mekke ordusunun geri döndüğünü) söyleyen şeytan, sadece kendi dostlarını korkutabilir. dipnot 1 İnanıp güveniyorsanız onlardan korkmayın, benden korkun.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 175. ayet

Küfürde yarışanlar, mühlet ve cimrilik 176–180

  1. Âl-i İmrân suresi, 176. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 176. ayet. وَلَا يَحْزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْكُفْرِ إِنَّهُمْ لَن يَضُرُّوا۟ ٱللَّهَ شَيْـًٔا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَلَّا يَجْعَلَ لَهُمْ حَظًّا فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    velâ yaḥzünke-lleẕîne yüsâri`ûne fi-lküfr. innehüm ley yeḍurrü-llâhe şey'â. yürîdü-llâhü ellâ yec`ale lehüm ḥażżan fi-l'âḫirah. velehüm `aẕâbün `ażîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 176. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 177. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 177. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلْكُفْرَ بِٱلْإِيمَٰنِ لَن يَضُرُّوا۟ ٱللَّهَ شَيْـًٔا وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    inne-lleẕîne-şteravu-lküfra bil'îmâni ley yeḍurrü-llâhe şey'en. velehüm `aẕâbün elîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 177. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 178. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 178. ayet. وَلَا يَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّمَا نُمْلِى لَهُمْ خَيْرٌ لِّأَنفُسِهِمْ إِنَّمَا نُمْلِى لَهُمْ لِيَزْدَادُوٓا۟ إِثْمًا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    velâ yaḥsebenne-lleẕîne keferû ennemâ nümlî lehüm ḫayrul lienfüsihim. innemâ nümlî lehüm liyezdâdû iŝmâ. velehüm `aẕâbüm mühîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler, onlara süre tanımamızı kendileri için asla bir iyilik sanmasınlar! dipnot 1 Onlara verdiğimiz süre sadece günahlarını artırmalarına yarıyor. dipnot 2 Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah bütün kafirlerin yola gelmelerini ister (Nisa 4/26-27, Zümer 39/7). Bunun için onlara süre verir ve uyarılarda bulunur (Şems 91/8-10). Onların bir kısmı tövbe eder /dönüş yapar, bir kısmı da bu süreyi günahlarını artırmak için kullanır. Yine de ölene kadar tövbe etme imkanları vardır (Al-i İmran 3/86-91, Nisa 4/17-18).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 178. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 179. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 179. ayet. مَّا كَانَ ٱللَّهُ لِيَذَرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ عَلَىٰ مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ حَتَّىٰ يَمِيزَ ٱلْخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى ٱلْغَيْبِ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَجْتَبِى مِن رُّسُلِهِۦ مَن يَشَآءُ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَإِن تُؤْمِنُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَلَكُمْ أَجْرٌ عَظِيمٌ

    mâ kâne-llâhü liyeẕera-lmü'minîne `alâ mâ entüm `aleyhi ḥattâ yemîze-lḫabîŝe mine-ṭṭayyib. vemâ kâne-llâhü liyuṭli`aküm `ale-lgaybi velâkinne-llâhe yectebî mir rusülihî mey yeşâü feâminû billâhi verusülih. vein tü'minû vetetteḳû feleküm ecrun `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, siz müminleri bulunduğunuz hal üzerinde bırakacak değildir. Sonunda pis olanı temiz olandan ayıracaktır. dipnot 1 Allah, gaybını /gizlisini saklısını size açacak da değildir; ama (onun bir kısmını bildirmek için) elçilerinden tercih ettiği birini seçer. dipnot 2 Öyleyse siz, Allah'a ve elçilerine inanıp güvenin. Eğer onlara inanıp güvenir de yanlışlardan sakınırsanız sizin için büyük bir ödül vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette elçi anlamı verilen kelime 'resul'dür. Kur'an'da nebi kelimesi, Allah'tan insanlara tebliğ etmek üzere vahiy alan resul için kullanılır. Resul kelimesi ise nebi olsun olmasın, Allah'ın Kitabını insanlara kendi dillerinde ulaştırana denir (ٍİbrahim 14/4, Hicr 15/80, Nahl 16/103, Şuara 26/105, 123, 141, 160, 176). Ayetteki rasuller (رسله) Allah'ın seçtiği kişiler olduğu için onların Allah'ın kitap indirerek gaybını açtığı nebi olan resuller olduğu anlaşılmaktadır (Cin 72/26-28). Dolayısıyla bu ayet, dinde Allah'ın kitabı dışında hiçbir şeyin kaynak olamayacağının delilidir. Ahzab Suresi 33/40. ayette Muhammed aleyhisselamın son nebi olduğunun bildirilmesi de ondan sonra artık kimsenin Allah'tan insanlara tebliğ edilmek üzere vahiy alamayacağını gösterir. Buna rağmen kendisine vahiy geldiğini söyleyenler olacaktır.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 179. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 180. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 180. ayet. وَلَا يَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ هُوَ خَيْرًا لَّهُم بَلْ هُوَ شَرٌّ لَّهُمْ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا۟ بِهِۦ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    velâ yaḥsebenne-lleẕîne yebḫalûne bimâ âtâhümü-llâhü min faḍlihî hüve ḫayral lehüm. bel hüve şerrul lehüm. seyüṭavveḳûne mâ beḫilû bihî yevme-lḳiyâmeh. velillâhi mîrâŝü-ssemâvâti vel'arḍ. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği şeylerde cimrilik edenler (infak etmeyenler), bunun kendileri için iyi bir şey olduğunu sanmasınlar! Aksine bu, onlar için kötüdür. Cimrilik ettikleri şeyler kıyamet /mezardan kalkış günü boyunlarına dolandırılacaktır. Göklerin ve yerin bütün mirası (gerçek sahipliği) Allah'a aittir. Allah yaptıklarınızın iç yüzünden haberdardır. dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 180. ayet

"Allah fakirdir" diyenler; her canlı ölümü tadacak 181–189

  1. Âl-i İmrân suresi, 181. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 181. ayet. لَّقَدْ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوْلَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ فَقِيرٌ وَنَحْنُ أَغْنِيَآءُ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا۟ وَقَتْلَهُمُ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَنَقُولُ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْحَرِيقِ

    leḳad semi`a-llâhü ḳavle-lleẕîne ḳâlû inne-llâhe feḳîruv venaḥnü agniyâ'. senektübü mâ ḳâlû veḳatlehümü-l'embiyâe bigayri ḥaḳḳiv veneḳûlü ẕûḳû `aẕâbe-lḥarîḳ.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 181. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 182. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 182. ayet. ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِّلْعَبِيدِ

    ẕâlike bimâ ḳaddemet eydîküm veenne-llâhe leyse biżallâmil lil`abîd.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 182. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 183. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 183. ayet. ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ عَهِدَ إِلَيْنَآ أَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتَّىٰ يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ ٱلنَّارُ قُلْ قَدْ جَآءَكُمْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِى بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَبِٱلَّذِى قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    elleẕîne ḳâlû inne-llâhe `ahide ileynâ ellâ nü'mine lirasûlin ḥattâ ye'tiyenâ biḳurbânin te'külühü-nnâr. ḳul ḳad câeküm rusülüm min ḳablî bilbeyyinâti vebilleẕî ḳultüm felime ḳateltümûhüm in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Allah, ateşin yiyip yutacağı bir kurban getirene kadar hiçbir elçiye iman etmememizi bize görev olarak yükledi" diyenlere de ki: "Benden önce birçok elçi hem açık belgeler hem de bu dediğiniz şeyi (kurbanı) getirmişti. dipnot 1 Doğru sözlü kimselerseniz (söyleyin bakalım) onları niçin öldürdünüz / itibarsızlaştırdınız?" dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'a göre Allah, İsrailoğullarından kurban sunmalarını ister. O zaman Allah'ın yüceliğinin onlara görüneceğini vaat eder. Kurban sunulunca gökten bir ateş gelerek kurbanı küle çevirir. Böylece kurbanın kabul edildiğini görmüş olurlar (
      Levililer 9:22-24 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 9:22

      Harun günah, yakmalık, esenlik sunularını sunduktan sonra ellerini halka doğru uzatarak onları kutsadı ve aşağıya indi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Yine Tevrat'a göre İlyas aleyhisselam, Allah'ın elçisi olduğunu söylediğinde ona inanmayanlara karşı şunu teklif etmiştir: "Bize iki boğa getirin. Birini Baal'ın peygamberleri alıp kessinler, parçalayıp odunların üzerine koysunlar; ama odunları yakmasınlar. Öbür boğayı da ben kesip hazırlayacağım ve odunların üzerine koyacağım; ama odunları yakmayacağım. Sonra siz kendi ilahınızın adıyla çağırın, ben de RAB'bin adıyla çağırayım. Hangisi ateşle karşılık verirse, Tanrı odur." İlyas aleyhisselamın sunduğu kurbanı ateş yiyip bitirince halk onun Allah'ın elçisi olduğuna inanarak secdeye kapanmıştır (
      1. Krallar 18:16-40 — Eski Ahit, 1. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Krallar 18:16

      Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).
    2. metne dön, dipnot 2
      Al-i İmran 3/21. Ayet ve dipnotuna bkz.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 183. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 184. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 184. ayet. فَإِن كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ جَآءُو بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلزُّبُرِ وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُنِيرِ

    fein keẕẕebûke feḳad küẕẕibe rusülüm min ḳablike câû bilbeyyinâti vezzübüri velkitâbi-lmünîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Seni yalanlarlarsa (bil ki) senden önceki elçiler de yalanlanmıştı. dipnot 1 Onlar; açık belgelerle ve zeburlarla, dipnot 2 aydınlatıcı kitaplarla dipnot 3 gelmişlerdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Zeburlar diye meal verdiğimiz (ez-Zübür =الزُّبر), zebur'un çoğuludur, hikmet dolu kitaplar anlamındadır. (ez-Zecca, Meani'l-Kur'an ve İ'rabuhu) Ali- İmran 3/81'de bütün nebilere kitap ve hikmet verildiği için bu ayetteki zübür'ün, hikmet dolu kitaplar dışında bir anlamı olamaz. Kelime, Nahl 16/43-44 Şuara 26/196, Fatır 35/25 ve Kamer 54/43'te aynı anlamı ifade etmektedir. Bu zeburlardan biri de Davut aleyhisselama verilmiştir. (Nisa 4/163, İsra 17/55) Zebur, Davut aleyhisselama verilen kitabın özel ismi olmadığı için ez- Zebur şeklinde geçmemektedir. Kelime, ez-Zebur şeklinde elif lamlı olarak sadece Enbiya 21/105'te geçer ve Davut aleyhisselam da dahil bütün nebilere verilen kitapları ifade eder.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu kitaplar, bütün nebileri ilgilendirdiği için buradaki el-kitab kelimesi cins kabul edilerek çoğul anlam verilmiştir.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 184. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 185. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 185. ayet. كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فَمَن زُحْزِحَ عَنِ ٱلنَّارِ وَأُدْخِلَ ٱلْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلْغُرُورِ

    küllü nefsin ẕâiḳatü-lmevt. veinnemâ tüveffevne ücûraküm yevme-lḳiyâmeh. femen zuḥziḥa `ani-nnâri veüdḫile-lcennete feḳad fâz. veme-lḥayâtü-ddünyâ illâ metâ`u-lgurûr.

    Süleymaniye Vakfı

    Her canlı ölümü tadacaktır. dipnot 1 Ödülleriniz size tam olarak sadece kıyamet /mezardan kalkış günü ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır dipnot 2 da cennete konursa o kesinlikle kurtulmuş olur. dipnot 3 Bu dünya hayatı, aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Cehennemden uzaklaştırılacak olanlar, bile bile şirk günahı işlememiş (Bakara 2/22) ama günahları sevaplarından çok olduğu için cehenneme atılmış olan müminlerdir (A'raf 7/8-9). Kafir olmadıkları için yüzleri kara olmayacak (Al-i İmran 3/106) ve cennettekiler onları yüzlerinden tanıyacaklardır (A'raf 7/46). Cezalarını çektikten sonra Allah'ın ikramıyla oradan çıkarılacaklardır (Al-i İmran 3/107, Meryem 19/72), Onlara: "Cennete girin. Artık sizin üzerinizde ne bir korku kalacak ne de siz üzüleceksiniz" (A'raf 7/49) denecek ve cennetteki yakınlarının yanına yerleştirileceklerdir (Tur 52/21).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 185. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 186. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 186. ayet. لَتُبْلَوُنَّ فِىٓ أَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوٓا۟ أَذًى كَثِيرًا وَإِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَإِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ

    letüblevunne fî emvâliküm veenfüsiküm veletesme`unne mine-lleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳabliküm vemine-lleẕîne eşrakû eẕen keŝîrâ. vein taṣbirû vetetteḳû feinne ẕâlike min `azmi-l'ümûr.

    Süleymaniye Vakfı

    Mallarınız ve canlarınız hususunda kesinlikle yıpratıcı bir imtihandan geçirileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan da mutlaka çok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder /duruşunuzu bozmaz, yanlışlardan da sakınırsanız (bilin ki) bu, kararlılık gerektiren işlerdendir. dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 186. ayet

  7. Âl-i İmrân suresi, 187. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 187. ayet. وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ لَتُبَيِّنُنَّهُۥ لِلنَّاسِ وَلَا تَكْتُمُونَهُۥ فَنَبَذُوهُ وَرَآءَ ظُهُورِهِمْ وَٱشْتَرَوْا۟ بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًا فَبِئْسَ مَا يَشْتَرُونَ

    veiẕ eḫaẕe-llâhü mîŝâḳa-lleẕîne ûtü-lkitâbe letübeyyinünnehû linnâsi velâ tektümûneh. fenebeẕûhü verâe żuhûrihim veşterav bihî ŝemenen ḳalîlâ. febi'se mâ yeşterûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, kendilerine kitap verilenlerden "Bu kitabı insanlara kesinlikle açık açık anlatacak, asla gizlemeyeceksiniz!" diye söz aldı. dipnot 1 Fakat onlar verdikleri sözü göz ardı edip karşılığında geçici bir çıkar elde ettiler. Yaptıkları bu alış-veriş ne kötüdür!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, gönderdiği bütün resullerine, kitabı açık açık anlatma görevi yüklemiştir (Maide 5/15, Nahl 16/43-44, 64). Bu ayet, aynı görevin, kendilerine kitap verilen müminlere de yüklendiğini bildirmektedir (Bakara 2/101,159-162, 174-175)

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 187. ayet

  8. Âl-i İmrân suresi, 188. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 188. ayet. لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَآ أَتَوا۟ وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُوا۟ بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا۟ فَلَا تَحْسَبَنَّهُم بِمَفَازَةٍ مِّنَ ٱلْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    lâ taḥsebenne-lleẕîne yefraḥûne bimâ etev veyüḥibbûne ey yuḥmedû bimâ lem yef`alû felâ taḥsebennehüm bimefâzetim mine-l`aẕâb. velehüm `aẕâbün elîm.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 188. ayet

  9. Âl-i İmrân suresi, 189. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 189. ayet. وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    velillâhi mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. vellâhü `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 189. ayet

Göklerin ve yerin yaratılışı; akıl sahiplerinin duası 190–195

  1. Âl-i İmrân suresi, 190. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 190. ayet. إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ لَـَٔايَٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

    inne fî ḫalḳi-ssemâvâti vel'arḍi vaḫtilâfi-lleyli vennehâri leâyâtil liüli-l'elbâb.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelmesinde aklıselim sahibi olanlar dipnot 1 için kesinlikle ayetler /göstergeler vardır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Aklıselim sahibi olanlar" anlamı verdiğimiz ifade "ulü'l-elbab"dır. Bkz. Bakara 2/179'un dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın ayetleri ikiye ayrılır: İlki yaratılmış ayetlerdir, bunlar kainattaki tüm varlıklardır (Casiye 45/3-6). İkincisi indirilmiş ayetlerdir ki onlar ilahi kitaplardadır (Fussilet 41/39, Şura 42/13-14). Yaratılmış ayetler, indirilmiş ayetlerin doğruluğunun göstergesidir; çünkü hem kainatı yaratan hem de onunla ilgili en doğru bilgileri veren Allah'tır. İndirilmiş ve yaratılmış ayetler arasında çelişki olmaz, aksine kopmaz bir bağ vardır. Allah, tüm varlıkları, fıtrat kanunlarına göre yaratmış (En'am 6/14, 79, Hud 11/51, İsra 17/61) ve o kanunları, kendi dini olarak tanımlamıştır (Rum 30/30) Bilimin uğraş alanı Allah'ın yarattığı ayetlerdir. Bu sahada Allah'ın indirdiği ayetlerden de yararlanılırsa bilimde hayallerin ötesinde bir gelişme yaşanacaktır (Bakara 2/164, Yusuf 12/105, Zariyat 51/20-21).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 190. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 191. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 191. ayet. ٱلَّذِينَ يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ قِيَٰمًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَٰذَا بَٰطِلًا سُبْحَٰنَكَ فَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ

    elleẕîne yeẕkürûne-llâhe ḳiyâmev veḳu`ûdev ve`alâ cünûbihim veyetefekkerûne fî ḫalḳi-ssemâvâti vel'arḍ. rabbenâ mâ ḫalaḳte hâẕâ bâṭilâ. sübḥâneke feḳinâ `aẕâbe-nnâr.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar; ayakta, oturarak ve yan tarafları (kol ve bacakları) üstünde dipnot 1 Allah'ı zikrederler. dipnot 2 Bir de göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler. Derler ki: "Rabbimiz! Sen bunu (kainatı) boşuna yaratmadın, dipnot 3 sana içten boyun eğeriz, bizi o ateşin /cehennemin azabından koru!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaz kılanlar, her rekatta kıyamda yani ayakta olurlar. Kişinin yan tarafları, kolları ve bacaklarıdır. Rükuda ve secdede gövde, kolların ve bacakların üzerinde olur. Namaz kılanların her rekatta yaptıkları oturuş ise iki secde arasındaki oturuştur (Nisa 4/103). Bu sebeple ayetin bu bölümü ulü'l-elbabın yani akl-ı selim sahiplerinin namazı tam ve eksiksiz kıldıklarını ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Zikretmek, o bilgiyi dikkate alıp kullanmaktır. Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (En'am 6/80, Enbiya 21/24). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkatinin odağında tutmak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir (Tevbe 9/67, Ahzab 33/41, Haşr 59/19). İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/286).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 191. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 192. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 192. ayet. رَبَّنَآ إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ ٱلنَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُۥ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ

    rabbenâ inneke men tüdḫili-nnâra feḳad aḫzeyteh. vemâ liżżâlimîne min enṣâr.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 192. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 193. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 193. ayet. رَّبَّنَآ إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِى لِلْإِيمَٰنِ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ فَـَٔامَنَّا رَبَّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ ٱلْأَبْرَارِ

    rabbenâ innenâ semi`nâ münâdiyey yünâdî lil'îmâni en âminû birabbiküm feâmennâ. rabbenâ fagfir lenâ ẕünûbenâ vekeffir `annâ seyyiâtinâ veteveffenâ me`a-l'ebrâr.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbimiz! Bize çağrıda bulunan birini işittik; 'Rabbinize inanıp güvenin' diye imana çağırıyordu, biz hemen inanıp güvendik. Rabbimiz! Sen de bizim günahlarımızı bağışla, dipnot 1 kötü işlerimizi ört ve "bizi (Ahirette) erdemlilerle birlikte dipnot 2 olacak şekilde vefat ettir. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bunlar iman ve amel bakımından iyi konumda olan ve Allah'ın müttaki yani kendini yanlışlardan koruyanlardan saydığı kimselerdir (Bakara 2/177).
    3. metne dön, dipnot 3
      Vefat, ruhun bedenden alınması demektir (Zümer 39/42). Ruhlar topluca alınmadığı için ayete bu şekilde meal verilmiştir.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 193. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 194. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 194. ayet. رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَىٰ رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ

    rabbenâ veâtinâ mâ ve`attenâ `alâ rusülike velâ tuḫzinâ yevme-lḳiyâmeh. inneke lâ tuḫlifü-lmî`âd.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 194. ayet

  6. Âl-i İmrân suresi, 195. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 195. ayet. فَٱسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّى لَآ أُضِيعُ عَمَلَ عَٰمِلٍ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ بَعْضُكُم مِّنۢ بَعْضٍ فَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ وَأُخْرِجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَأُوذُوا۟ فِى سَبِيلِى وَقَٰتَلُوا۟ وَقُتِلُوا۟ لَأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ثَوَابًا مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسْنُ ٱلثَّوَابِ

    festecâbe lehüm rabbühüm ennî lâ üḍî`u `amele `âmilim minküm min ẕekerin ev ünŝâ. ba`ḍuküm mim ba`ḍ. felleẕîne hâcerû veuḫricû min diyârihim veûẕû fî sebîlî veḳâtelû veḳutilû leükeffiranne `anhüm seyyiâtihim veleüdḫilennehüm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâr. ŝevâbem min `indi-llâh. vellâhü `indehû ḥusnü-ŝŝevâb.

    Süleymaniye Vakfı

    Rableri onlara şöyle karşılık verir: "Ben, erkek olsun kadın olsun, sizden iyi bir çaba gösteren kimsenin çabasını boşa çıkarmam. dipnot 1 Hepiniz birbirinizdensiniz. dipnot 2 Hele hicret eden, yurtlarından çıkarılan, benim yolumda eziyet gören, savaşan ve öldürülenler var ya; onların kötü işlerini kesinlikle örter ve onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere /bahçelere sokarım. Bu, Allah katından verilmiş bir ödüldür. Zaten ödülün güzeli Allah katındadır." dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah katında cinsiyet farkının amel açısından bir önemi yoktur, kadını ile erkeği ile müminler kardeştir. Üstünlük ancak takva iledir (Hucurat 49/10, 13)
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah kendisine inanıp güvenen ve salih amel işleyen herkesin kötülüklerini örteceğini ve onları cennetle ödüllendireceğini müjdelemiştir (Bakara 2/25, Nisa 4/31, 57,122, Enfal 8/29, Nahl 16/41, Hac 22/58, Ankebut 29/7, Muhammed 47/2, Teğabün 64/9, Tahrim 66/8).

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 195. ayet

Kâfirlerin refahı; "sabredin ve sabır yarışında üstün gelin" 196–200

  1. Âl-i İmrân suresi, 196. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 196. ayet. لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ

    lâ yegurranneke teḳallübü-lleẕîne keferû fi-lbilâd.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 196. ayet

  2. Âl-i İmrân suresi, 197. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 197. ayet. مَتَٰعٌ قَلِيلٌ ثُمَّ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

    metâ`un ḳalîlün ŝümme me'vâhüm cehennem. vebi'se-lmihâd.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 197. ayet

  3. Âl-i İmrân suresi, 198. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 198. ayet. لَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا نُزُلًا مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيْرٌ لِّلْأَبْرَارِ

    lâkini-lleẕîne-tteḳav rabbehüm lehüm cennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ nüzülem min `indi-llâh. vemâ `inde-llâhi ḫayrul lil'ebrâr.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama Rablerine karşı yanlış yapmaktan sakınanlara, içlerinden ırmaklar akan ve ölümsüz olarak kalacakları cennetler /bahçeler vardır. Bu, Allah katından yapılan bir ağırlamadır. Allah katında olan şeyler, erdemliler için en iyisidir. dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 198. ayet

  4. Âl-i İmrân suresi, 199. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 199. ayet. وَإِنَّ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَمَن يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِمْ خَٰشِعِينَ لِلَّهِ لَا يَشْتَرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًا أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

    veinne min ehli-lkitâbi lemey yü'minü billâhi vemâ ünzile ileyküm vemâ ünzile ileyhim ḫâşi`îne lillâhi lâ yeşterûne biâyâti-llâhi ŝemenen ḳalîlâ. ülâike lehüm ecruhüm `inde rabbihim. inne-llâhe serî`u-lḥisâb.

    Süleymaniye Vakfı

    Ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar arasında Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilmiş olana inanıp güvenenler de vardır. Onlar, Allah'a tam bir saygı içindedirler. Allah'ın ayetleri karşılığında geçici bir çıkar elde etmezler. Onların, Rableri katında ödülleri vardır. Allah hesabı çabuk görür. dipnot 1

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 199. ayet

  5. Âl-i İmrân suresi, 200. ayet — tek başına aç

    Âl-i İmrân suresi, 200. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱصْبِرُوا۟ وَصَابِرُوا۟ وَرَابِطُوا۟ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenu-ṣbirû veṣâbirû verâbiṭû vetteḳu-llâhe le`alleküm tüfliḥûn.

    Ayet detayı — Âl-i İmrân suresi, 200. ayet