Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 168. ayet

Âl-i İmrân suresi, 168. ayet. ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ لِإِخْوَٰنِهِمْ وَقَعَدُوا۟ لَوْ أَطَاعُونَا مَا قُتِلُوا۟ قُلْ فَٱدْرَءُوا۟ عَنْ أَنفُسِكُمُ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

elleẕîne ḳâlû liiḫvânihim veḳa`adû lev eṭâ`ûnâ mâ ḳutilû. ḳul fedraû `an enfüsikümü-lmevte in küntüm ṣâdiḳîn.

Diyanet İşleri

(Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" diyen kimselerdir. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 165–171 · surenin 168. ayeti / 200

Konu Uhud'un muhasebesi; şehitler diridir Âl-i İmrân 165–175 3

  1. Âl-i İmrân 165

    Onların (müşriklerin) başına (Bedir'de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud'da) sizin başınıza geldiğinde, "Bu, nereden başımıza geldi?" dediniz, öyle mi? De ki: "O (musibet), kendinizdendir." Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

  2. Âl-i İmrân 166–167

    (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

  3. 168

    (Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" diyen kimselerdir. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın."

  4. Âl-i İmrân 169–170

    (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

  5. Âl-i İmrân 171

    (Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

168. “Kendileri oturup da…” Yâni hem cihaddan geri kalan hem de Allah’ın kaza ve kaderini yalanlayıp ona itiraz eden kimselere iddialarını reddetmek üzere: “de ki: Eğer (bu iddianızda)” yâni “Bize itaat etselerdi öldürülmezlerdi”, sözlerinizde doğru söylüyorsanız “kendinizden ölümü geri çevirin” yani onu önleyin. Ancak buna gücünüz yetmez. Böyle bir şey yapamazsınız.

Bu âyet-i kerimelerde kulda hem küfürden bir haslet hem de imandan bir haslet bulunabileceğine ve kimi zaman bunlardan birisine diğerinden daha yakın olabileceğine delil vardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar savaşa katılmayan kimselerdir. Uhud günü öldürülen akrabaları hakkında: "Eğer onlar bize uyup savaşa katılmasalardı öldürülmeyeceklerdi." dediler. -Ey Peygamber!- Onlara cevap olarak de ki: "Allah yolunda cihat etmekten geri durduğunuz için kurtulduğunuz ve eğer onlar size tabi olsalar öldürülmezlerdi iddianızda sadık kimseler iseniz ölüm size geldiğinde başınızdan savın (da görelim)."

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine kimselere
  2. قَالُوا۟ kalu diyen(lere) kök: قول
  3. لِإِخْوَٰنِهِمْ liihvanihim kardeşleri için kök: اخو
  4. وَقَعَدُوا۟ vekaadu (Savaştan geri kalıp) oturarak kök: قعد
  5. لَوْ lev eğer
  6. أَطَاعُونَا etauna bizim sözümüzü tutsalardı kök: طوع
  7. مَا ma
  8. قُتِلُوا۟ ۗ kutilu öldürülmezlerdi kök: قتل
  9. قُلْ kul de ki kök: قول
  10. فَٱدْرَءُوا۟ fedra'u haydi savın kök: درا
  11. عَنْ an
  12. أَنفُسِكُمُ enfusikumu kendinizden kök: نفس
  13. ٱلْمَوْتَ l-mevte ölümü kök: موت
  14. إِن in eğer
  15. كُنتُمْ kuntum iseniz kök: كون
  16. صَـٰدِقِينَ sadikine doğrulardan kök: صدق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Ey iman edenler! Siz eğer kafir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: قعد (31 geçiş)

    Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla…

  • Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.

  • Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Kitap ehlinden o inkar eden kardeşlerine, "Yemin ederiz ki, siz (Medine'den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Ortak kavram: Ölüm

    Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.

  • Aynı kök: درا (5 geçiş)

    Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.

  • Aynı kök: درا (5 geçiş)

    Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan…

  • Aynı kök: درا (5 geçiş)

    (8-9) Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah'ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi), beşinci defada da eğer kocası doğru…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında "Bize uysalardı öldürülmezlerdi." diyorlardı. De ki: "Doğruysanız kendinizden ölümü savın!"

Mustafa İslamoğlu

kendileri evlerinde oturdukları halde, kardeşleri hakkında şöyle dediklerini: "Eğer bize uysalardı, öldürülmüş olmayacaklardı". De ki: "Hadi eğer sözünüzün arkasında duruyorsanız, başınızdan savın bakalım ölümü?"

Muhammed Esed

kendilerini (savaştan) geri tutanlar, (öldürülen) kardeşleri hakkında, (sonradan,) "Bizi dinleselerdi öldürülmüş olmayacaklardı" dediler. De ki: "Peki, sözünüzde samimi iseniz ölümü başınızdan savın bakalım!"

Ahmed Hulusi

O savaşa katılmayanlar, kardeşleri için "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" dediler. De ki: "Dediğiniz doğru ise ölümü uzak kılın başınızdan bakalım!"

Ali Bulaç

Onlar, kendileri oturup kardeşleri için: "Eğer bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi" diyenlerdir. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, ölümü kendinizden savın öyleyse."

Ali Özek ve heyeti

(Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında: «Bize uysalardı öldürülmezlerdi» diyenlere, «Eğer doğru sözlü insanlar iseniz, ölümü kendinizden uzaklaştırın bakalım!." de.

Ali Rıza Safa

Kendileri oturmalarına karşın, kardeşleri hakkında, şöyle dediler: "Bizi dinleselerdi, öldürülmezlerdi!" De ki: "Ölümü, kendinizden uzaklaştırın; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

Bayraktar Bayraklı

Evlerinde oturup da kardeşleri hakkında "Bize uysalardı öldürülmezlerdi" diyenlere, "Eğer doğru sözlü insanlar iseniz canlarınızı ölümden kurtarınız bakalım" de!

Edip Yüksel

Onlar oturup, akrabaları için şunu söylediler: "Bize uysalardı öldürülmeyeceklerdi." De ki: "Ölümü kendinizden savın da doğru sözlü olduğunuzu kanıtlayın."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar oturup, akrabaları için şunu söylediler: 'Bize uysalardı öldürülmeyeceklerdi.' De ki, 'Ölümü kendinizden savın da doğru sözlü olduğunuzu kanıtlayın.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kendileri oturarak savaşa giden kardeşleri için: "Bizi dinleselerdi öldürülmezlerdi." diyenlere de ki: "Haydi, o halde kendinizden ölümü geri çevirin, eğer gerçeği söylüyorsanız!

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki oturdular da muharebeye giden ihvanları için "bizi dinleselerdi katl olunmazlardı" dediler, deki haydin o halde kendinizden ölümü def'edin eğer gerçekseniz

Erhan Aktaş

Savaşa katılmayanlar, kardeşleri için: "Eğer onlar bize uysalardı öldürülmezlerdi." dediler. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, o zaman ölümü kendinizden savın."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Savaşa katılmayanlar, kardeşleri için: "Eğer onlar bize uysalardı öldürülmezlerdi." dediler. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, o zaman ölümü kendinizden savın."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Savaşa katılmayanlar, kardeşleri için: "Eğer onlar bize uysalardı öldürülmezlerdi." dediler. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, o zaman ölümü kendinizden savın.".

Gültekin Onan

Onlar, kendileri oturup kardeşleri için "Eğer bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi" diyenlerdir. De ki "Eğer doğru sözlüler iseniz, ölümü kendinizden savın öyleyse."

Hasan Basri Çantay

Kendileri (evlerinde) oturarak kardeşlerine: "Eğer bizi dinleselerdi ölmeyeceklerdi" diyen o adamlara de ki: "öyle ise kendi nefislerinizden ölümü geri çevirin, eğer doğrucu (adam) larsanız".

İbni Kesir

Kendileri oturarak kardeşleri için: Bize uysalardı öldürülmezlerdi, diyenlere, de ki: Şayet sadıklardan iseniz, kendi nefislerinizden ölümü geri çevirin.

Mehmet Alagaş

(162-173) Hiç Allah’ın hoşnutluğuna uyan kimse Allah’ın hışmına uğrayanlar gibi olur mu? Onların varacakları yer cehennemdir, ne kötü bir dönüş yeridir. Onların / Allah’ın rızasına uyanların Allah’ın yanında dereceleri vardır , Allah yaptıklarını görendir. Kesin olan şu ki, Allah müminlere içlerinde kendilerinden bir Resul yaratarak minnette bulunmuştur , onlara O’nun / Allah’ın ayetlerini sesli okuyor. Bundan önce apaçık bir sapıklık içinde olmalarına rağmen onları arındırıyor / tezkiye ediyor , onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor. Onlara bir musibet isabet ettiğinde ki onlara siz iki katını isabet ettirmiştiniz (Sizin Uhud ta yetmiş kaybınız oldu bedirde onlara yetmiş esir yetmiş ölü yani yüz kırk kayıp verdirmiştiniz) dediniz ki nereden bu? De ki O kendinizde olandan (Başınıza gelen kendi ettiğinizden) Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. İki cemaatin karşılaştığı gün başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir ve iman edenlerin bilinmesi içindi ve münafıkların bilinmesi içindi. Onlara ya Allah yolunda savaşın yahut savunmada / müdafaada bulunun denildi, dediler ki savaşmayı bilseydik size uyardık , O gün onlar kafirliğe onlardan imanca daha yakındılar , ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı , kalplerinde neyi sakladıklarını en iyi Allah bilir. Onlar oturdular ve kardeşleri için dediler ki bize uysalardı öldürülmezlerdi de ki eğer doğru sözlüler iseniz kendinizden ölümü savuşturun / uzaklaştırın. Allah yolunda öldürülenleri ölü olarak değerlendirme / hesap etme , bilakis onlar diridirler Rablerinin yanında rızıklandırılırlar, Allah’ın kendilerine fazlından verdiklerinden dolayı sevinçlidirler , arkalarından gelerek henüz kendilerine katılmamış olanları / ilhak olamayanları da müjdelerler, onlara korku yoktur, onlara üzüntü / hüzün yoktur. Allah’ın nimetlerini ve fazlını müjdelerler, Allah’ta iman edenlerin ödüllerini / ecirlerini zayi etmez. Kendilerine bir yara isabet ettikten sonra Allah’a ve Resulünü çağrısına cevap verenlere / icabet edenlere, güzel davranıp, sakınanlara , kocaman bir ecir vardır. Onlar öyleleridirler ki; insanlar kendilerine “insanlar size karşı ordu toparladılar korkun onlardan” dediklerinde onların imanı artar ve derler ki “Allah bize yeterlidir ve vekil olması ne büyük nimettir.” Bunun üzerine kendileri ne herhangi bir kötülük dokunmadan Allah’ın fazlından bir nimet olarak döndüler , A llah’ın hoşnutluğuna uydular, Allah büyük bir bolluk / fazıl sahibidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. De ki: Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.

Süleyman Ateş

(Savaştan geri kalıp) Oturarak, kardeşleri için "Bizim sözümüzü tutsalardı, öldürülmezlerdi." diyenlere söyle: "Eğer doğru iseniz, kendinizden ölümü savınız!"

Süleymaniye Vakfı

Kendileri (savaşa gitmeyip) oturmuşlar, giden kardeşleri için de şöyle demişlerdi: "Onlar bizi dinleselerdi öldürülmezlerdi." De ki: "Doğru sözlü kimselerseniz haydi kendi ölümünüzü engelleyin de görelim!" dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Oturdukları yerden, kardeşleri için şöyle diyorlardı: "Bizi dinleselerdi öldürülmezlerdi." De ki "İddianızda haklı iseniz kendi ölümünüzü engelleyin."

Şaban Britch

(Savaşa gitmeden) oturup, öldürülen kardeşleri için: Bize uysalardı öldürülmezlerdi, diyen kimselere de ki: Haydi, doğru söylüyorsanız, ölümü kendinizden savın!

Şaban Piriş

Oturdukları yerden, öldürülen kardeşleri için: -Bize uysalardı öldürülmezlerdi, diyen kimselere de ki: -Haydi, doğru söylüyorsanız, ölümü kendinizden savın!

Yaşar Nuri Öztürk

Yerlerinde oturup da kardeşleri için, "Bizi dinlemiş olsalardı öldürülmeyeceklerdi." diyenlere şöyle söyle: "Eğer doğru sözlüler iseniz, kendi benliklerinizden uzaklaştırın ölümü!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

It was those who stayed at home who had something to say in defense and extenuation of their conduct. They made unfavourable comments on their fellow Muslims who were slain in battle; They said; "Had they obeyed us and remained here, they would not have been slain." Say to them O Muhammad. "If this be the case, then avert death and prevent it from befalling you if indeed you are declaring the truth".

Abdul Haleem

As for those who stayed behind, and said of their brothers, ‘If only they had listened to us, they would not have been killed,’ tell them [Prophet], ‘Ward off death from yourselves, if what you say is true.’

Abdullah Yusuf Ali

(They are) the ones that say, (of their brethren slain), while they themselves sit (at ease): "If only they had listened to us they would not have been slain." Say: "Avert death from your own selves, if ye speak the truth."

Abul A'la Maududi

These are the ones who stayed away, saying about their brothers: 'Had they followed us, they would not have been slain.' Say: 'If you speak the truth then avert death when it comes to you.'

Aisha Bewley

They are those who said of their brothers, when they themselves had stayed behind, ‘If they had only obeyed us, they would not have been killed. ’ Say, ‘Then ward off death from yourselves if you are telling the truth.’

Al-Hilali & Khan

(They are) the ones who said about their killed brethren while they themselves sat (at home): "If only they had listened to us, they would not have been killed." Say: "Avert death from your ownselves, if you speak the truth."

Ali Quli Qarai

Those who said of their brethren, while they themselves sat back: ‘Had they obeyed us, they would not have been killed. ’ Say, ‘Then keep death off from yourselves, should you be truthful.’

Amatul Rahman Omar

It is these who said of their brethren whilst they (themselves) stayed behind (declining the field), `If they had obeyed us, they would not have been killed. ' Say, `Then avert death from yourselves if you are right.'

Arthur John Arberry

who said of their brothers (and they themselves held back), 'Had they obeyed us, they would not have been slain. ' Say: 'Then avert death from yourselves, if you speak truly.'

Bijan Moeinian

When they talk about their [martyr] kinsmen, they say: "If they had listened to us and stayed behind, they would not have been killed. " Tell them (Mohammad): “If you are so smart [and know how to prevent the death,] then avoid your own death.”

E. Henry Palmer

Those who said of their brethren, whilst they themselves stayed at home, 'Had they obeyed us they would not have been killed. ' Say, 'Ward off from yourselves death, if ye do speak the truth.'

Edip-Layth

Those who remained and said to their brothers, "If they obeyed us they would not have been killed." Say, "Then avert death away from yourselves if you are truthful!"

George Sale

who said of their brethren, while themselves staid at home, if they had obeyed us, they had not been slain. Say, then keep back death from yourselves, if ye say truth.

Hamid S. Aziz

Those who said of their brethren, whilst they themselves stayed at home, "Had they been guided by us they would not have been killed. " Say (unto them), "Then repel from yourselves death, if you are truthful."

Mahmoud Ghali

Who said to their brethren, (i. e. after they returned from fighting) and they (i.e. the hypocrites) (themselves) sat back, "If they had obeyed us, they would not have been killed." Say, "Then parry yourselves away from death in case you are (truly) sincere."

Marmaduke Pickthall

Those who, while they sat at home, said of their brethren (who were fighting for the cause of Allah): If they had been guided by us they would not have been slain. Say (unto them, O Muhammad): Then avert death from yourselves if ye are truthful.

Mohamed Ahmed - Samira

To those who sit at home and say of their brothers: "They would never have been killed had they listened to us, say: "Drive away death from your midst if what you say is true. "

Muhammad Asad

they who, having themselves held back [from fighting, later] said of their [slain] brethren, "Had they but paid heed to us, they would not have been slain. " Say: "Avert, then, death from yourselves, if what you say is true!"

Mustafa Khattab

Those who sat at home, saying about their brothers, "Had they listened to us, they would not have been killed." Say, ˹O Prophet,˺ “Try not to die[1] if what you say is true!”

Progressive Muslims

Those who remained and said to their brothers: "If they obeyed us they would not have been killed. " Say: "Then avert death away from yourselves if you are truthful!"

Rashad Khalifa

They said of their kinsmen, as they stayed behind, "Had they obeyed us, they would not have been killed." Say, "Then prevent your own death, if you are truthful."

Sahih International

Those who said about their brothers while sitting [at home], "If they had obeyed us, they would not have been killed. " Say, "Then prevent death from yourselves, if you should be truthful."

Sam Gerrans

Those who said of their brothers when they stayed back: “Had they obeyed us, they would not have been killed.” Say thou: “Then avert from yourselves death, if you be truthful.”

Shabbir Ahmed

Those who sat back at home said that if their brothers who were fighting in the Cause of Allah, had listened to them they would not have been slain. Say (O Messenger), "Avert death from yourselves if you are truthful."

Syed Vickar Ahamed

(They are) the ones who said, (about the killed men) while they themselves sat (at ease): "If only they had listened to us, they would not have been killed. " Say: "Hold back death from your own selves, if you speak the truth."

Taqi Usmani

Those who said about their brethren, while themselves sitting, "Had they obeyed us, they would have not been killed." Say, “Then avert death from yourselves if you are true.”

The Monotheist Group

Those who remained and said to their brothers: "If they obeyed us they would not have been killed." Say: "Then avert death away from yourselves if you are truthful!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 168. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 168. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 168. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩