18. sure

Kehf Suresi الكهف

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 8 konu
  1. Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler 1–8 karşılaştır — Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler
  2. Ashâb-ı Kehf 9–26 karşılaştır — Ashâb-ı Kehf
  3. Rabbinin kitabını oku; sabah akşam dua edenler 27–31 karşılaştır — Rabbinin kitabını oku; sabah akşam dua edenler
  4. İki bağ sahibi 32–46 karşılaştır — İki bağ sahibi
  5. Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs 47–59 karşılaştır — Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs
  6. Mûsâ ve Hızır 60–82 karşılaştır — Mûsâ ve Hızır
  7. Zülkarneyn 83–101 karşılaştır — Zülkarneyn
  8. Amelce en çok ziyanda olanlar ve kapanış 102–110 karşılaştır — Amelce en çok ziyanda olanlar ve kapanış

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler 1–8

  1. Kehf suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 1. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ ٱلْكِتَٰبَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُۥ عِوَجَا

    elḥamdü lillâhi-lleẕî enzele `alâ `abdihi-lkitâbe velem yec`al lehû `ivecâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Her şeyi mükemmel yapmak, dipnot 1 kuluna bu kitabı indiren ve onda herhangi bir eğrilik dipnot 2 oluşturmayan Allah'a özgüdür. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Hamd", birini kendi yaptığı şeyden dolayı övmektir. "Güzel yemek yapar, arkadaşlığı iyidir." gibi sözler buna girer. "Şükür" ise kendine iyilik yapanı övmek veya yapılan iyiliğe iyilikle karşılık vermektir. Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah'tır. Allah'ın yaptığı ile insanların yaptığı arasındaki farkı göstermek için "güzel" yerine "mükemmel" kelimesini kullandık (Fatiha 1/2).
    2. metne dön, dipnot 2
      Eğrilik anlamı verdiğimiz ivec (عوج), çok dikkat edilmedikçe anlaşılamayacak olan eğriliktir (Müfredat). Doğruya çok yakın görünecek şekilde anlamda yapılan çarpıtmalar, böyle eğriliklerdir. Kur'an'da herhangi bir ivec yoktur (Zümer 39/28); ancak insanlar Kur'an'a uymak yerine Kur'an'ı kendilerine uydurmak için anlamı çarpıtabilir yani ivec yapabilirler.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Kehf suresi, 1. ayet

  2. Kehf suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 2. ayet. قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِّن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا

    ḳayyimel liyünẕira be'sen şedîdem mil ledünhü veyübeşşira-lmü'minîne-lleẕîne ya`melûne-ṣṣâliḥâti enne lehüm ecran ḥasenâ.

    Süleymaniye Vakfı

    (Onu) dosdoğru bir kitap olarak indirmiştir ki kendi katından gelecek çetin dipnot 1 bir baskıya karşı uyarıda bulunsun ve iyi işler yapan müminler için de güzel bir ödül (cennet) olduğunu müjdelesin; dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çetin, ayetteki (شديد) 'şedid'in karşılığıdır. Şedid, 'güçlü bağla bağlı' anlamındadır. Allah, vereceği cezayı, kulunun suçuna bağlamıştır (En'am 6/160).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Kehf suresi, 2. ayet

  3. Kehf suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 3. ayet. مَّٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا

    mâkiŝîne fîhi ebedâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 3. ayet

  4. Kehf suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 4. ayet. وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا

    veyünẕira-lleẕîne ḳâlü-tteḫaẕe-llâhü veledâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 4. ayet

  5. Kehf suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 5. ayet. مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِـَٔابَآئِهِمْ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا

    mâ lehüm bihî min `ilmiv velâ liâbâihim. kebürat kelimeten taḫrucü min efvâhihim. iy yeḳûlûne illâ keẕibâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 5. ayet

  6. Kehf suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 6. ayet. فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَسَفًا

    fele`alleke bâḫi`un nefseke `alâ âŝârihim il lem yü'minû bihâẕe-lḥadîŝi esefâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 6. ayet

  7. Kehf suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 7. ayet. إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى ٱلْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا

    innâ ce`alnâ mâ `ale-l'arḍi zînetel lehâ lineblüvehüm eyyühüm aḥsenü `amelâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 7. ayet

  8. Kehf suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 8. ayet. وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا

    veinnâ lecâ`ilûne mâ `aleyhâ ṣa`îden cüruzâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 8. ayet

Ashâb-ı Kehf 9–26

  1. Kehf suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 9. ayet. أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْكَهْفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُوا۟ مِنْ ءَايَٰتِنَا عَجَبًا

    em ḥasibte enne aṣḥâbe-lkehfi verraḳîmi kânû min âyâtinâ `acebâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa sen ayetlerimizden dipnot 1 / kudret ve hikmetimizin göstergelerinden (sadece) Ashab-ı Kehf (mağara arkadaşlarının) ve Rakim'in dipnot 2 mi şaşırtıcı olduğunu sandın!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın ayetleri ikiye ayrılır: İlki yaratılmış ayetlerdir, bunlar kainattaki tüm varlıklardır (Casiye 45/3-6). İkincisi indirilmiş ayetlerdir ki onlar ilahi kitaplardadır (Fussilet 41/39, Şura 42/13-14). Yaratılmış ayetler, indirilmiş ayetlerin doğruluğunun göstergesidir; çünkü hem kainatı yaratan hem de onunla ilgili en doğru bilgileri veren Allah'tır. İndirilmiş ve yaratılmış ayetler arasında çelişki olmaz, aksine kopmaz bir bağ vardır (Fussilet 41/53).
    2. metne dön, dipnot 2
      Rakim, kelimesi Türkçede kullandığımız rakam kelimesinin de türetildiği rakm (رقم) kökündendir. Kur'an'da bu kökten iki kez geçen merkum kelimesi de "hiçbir eksiği olmayan, rakamsal bir kesinlikte olan" anlamıyla, iyilerin ve kötülerin kayıtlarının tutulduğu defterleri nitelemektedir (Mutaffifin 83/9, 20). Bu ayette de kelimenin rakamlarla ilişkisi olmalıdır. Çünkü, sonraki ayetlerde Ashab-ı Kehf ile ilgili olarak, kaç kişi oldukları ve kaç yıl uyudukları gibi rakamsal konularda tartışmalar olduğu belirtilmektedir. Bu özelliklerinden dolayı onların Ashab-ı Rakim şeklinde de isimlendirilmiş olmaları makul görünmektedir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 9. ayet

  2. Kehf suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 10. ayet. إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

    iẕ eve-lfityetü ile-lkehfi feḳâlû rabbenâ âtinâ mil ledünke raḥmetev veheyyi' lenâ min emrinâ raşedâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir zamanlar birkaç genç dipnot 1 mağaraya sığınmış ve şöyle demişlerdi: "Rabbimiz! Bize katından bir ikramda bulun ve bu işimizde başarıya ulaşmamızın şartlarını oluştur!" dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu gençler, Hıristiyan literatüründe "Efes'in Yedi Uyurları" olarak bilinir. Putperestlik eden toplumlarından uzaklaşarak bir mağaraya sığındıkları ve tam da yeniden dirilişi inkar eden bir Hristiyan mezhebin ortaya çıktığı sıralarda uyandıkları bilinir. Uyanma nedenlerine, sayılarına ve şehre inenlerinin ismine dair Hristiyanlar arasında farklı görüşler olsa da, içlerinden biri şehre inip yüzyıllar öncesinden kalmış parasıyla insanlarla karşılaştığında durumlarının ortaya çıktığı ve onların yeniden dirilişin delili kabul edildikleri konusunda herkes mutabıktır. Ölümlerinden sonra, onlar için mücevherli lahitler yapılması düşünülür; ama İmparatorun emriyle o dönemin mescidi olan bir kilise yapılmasına karar verilir (TDV İslam Ansiklopedisi, Ashab-ı Kehf; Britannica, Seven-Sleepers-of-Ephesus).
    2. metne dön, dipnot 2
      Başarı için sadece dua etmek yetmez; gerekli gayreti de göstermek gerekir (Bakara 2/201-202, İsra 17/19-20, Kehf 18/16, Necm 53/39/40).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 10. ayet

  3. Kehf suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 11. ayet. فَضَرَبْنَا عَلَىٰٓ ءَاذَانِهِمْ فِى ٱلْكَهْفِ سِنِينَ عَدَدًا

    feḍarabnâ `alâ âẕânihim fi-lkehfi sinîne `adedâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 11. ayet

  4. Kehf suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 12. ayet. ثُمَّ بَعَثْنَٰهُمْ لِنَعْلَمَ أَىُّ ٱلْحِزْبَيْنِ أَحْصَىٰ لِمَا لَبِثُوٓا۟ أَمَدًا

    ŝümme be`aŝnâhüm lina`leme eyyü-lḥizbeyni aḥṣâ limâ lebiŝû emedâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra onları uyandırdık ki kaldıkları süreyi, iki taraftan dipnot 1 hangisinin doğru tespit ettiğini bilelim.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İki taraf, mağaradaki gençlerin kendi aralarında iki farklı görüşte olduklarını gösterir (Kehf 18/19).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 12. ayet

  5. Kehf suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 13. ayet. نَّحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِٱلْحَقِّ إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ ءَامَنُوا۟ بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَٰهُمْ هُدًى

    naḥnü neḳuṣṣu `aleyke nebeehüm bilḥaḳḳ. innehüm fityetün âmenû birabbihim vezidnâhüm hüdâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 13. ayet

  6. Kehf suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 14. ayet. وَرَبَطْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ إِذْ قَامُوا۟ فَقَالُوا۟ رَبُّنَا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَن نَّدْعُوَا۟ مِن دُونِهِۦٓ إِلَٰهًا لَّقَدْ قُلْنَآ إِذًا شَطَطًا

    verabaṭnâ `alâ ḳulûbihim iẕ ḳâmû feḳâlû rabbünâ rabbü-ssemâvâti vel'arḍi len ned`uve min dûnihî ilâhel leḳad ḳulnâ iẕen şeṭaṭâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kalkıp (muhataplarına) şunları söyledikleri sırada kalplerinizi metanetli kılmıştık: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz O'nunla aramıza başka bir ilah koyup da onu asla yardıma çağırmayız. dipnot 1 Öyle yaparsak gerçeğe aykırı bir şey söylemiş oluruz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Kehf suresi, 14. ayet

  7. Kehf suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 15. ayet. هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمُنَا ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً لَّوْلَا يَأْتُونَ عَلَيْهِم بِسُلْطَٰنٍۭ بَيِّنٍ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا

    hâülâi ḳavmüne-tteḫaẕû min dûnihî âliheh. levlâ ye'tûne `aleyhim bisülṭânim beyyin. femen ażlemü mimmeni-fterâ `ale-llâhi keẕibâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte onlar bizim halkımız! Allah ile aralarına ilahlar koydular. Onlar hakkında (ilah olduklarına dair) güçlü bir delil getirmeleri gerekmez mi? dipnot 1 Peki, bir yalanı Allah'a mal edenden daha büyük yanlış yapan kişi kimdir!" dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanların çoğu ellerinde hiçbir delil olmadığı halde Allah'tan başkasına kulluk ederler (En'am 6/81, A'raf 7/71, Yusuf 12/40, Hac 22/33, 71).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Kehf suresi, 15. ayet

  8. Kehf suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 16. ayet. وَإِذِ ٱعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ فَأْوُۥٓا۟ إِلَى ٱلْكَهْفِ يَنشُرْ لَكُمْ رَبُّكُم مِّن رَّحْمَتِهِۦ وَيُهَيِّئْ لَكُم مِّنْ أَمْرِكُم مِّرْفَقًا

    veiẕi-`tezeltümûhüm vemâ ya`büdûne ille-llâhe fe'vû ile-lkehfi yenşür leküm rabbüküm mir raḥmetihî veyüheyyi' leküm min emriküm mirfeḳâ.

    Süleymaniye Vakfı

    (Birbirlerine şöyle demişlerdi:) Madem ki biz dipnot 1 onlardan ve Allah'ın dışında kulluk ettiklerinden ayrıldık, o zaman mağaraya sığınalım! Rabbimiz bize ikramından bol bol versin ve feraha kavuşmamızın şartlarını oluştursun." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette iltifat sanatı kullanılmıştır. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki left (لفت) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır; ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Kehf suresi, 16. ayet

  9. Kehf suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 17. ayet. وَتَرَى ٱلشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَٰوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَهُمْ فِى فَجْوَةٍ مِّنْهُ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ وَلِيًّا مُّرْشِدًا

    vetera-şşemse iẕâ ṭale`at tezâveru `an kehfihim ẕâte-lyemîni veiẕâ garabet taḳriḍuhüm ẕâte-şşimâli vehüm fî fecvetim minh. ẕâlike min âyâti-llâh. mey yehdi-llâhü fehüve-lmühted. vemey yuḍlil felen tecide lehû veliyyem mürşidâ.

    Süleymaniye Vakfı

    (Orada olsaydın) Güneş doğunca mağaralarının sağ tarafından kayıp gittiğini, battığı sırada da onları soldan yalayıp geçtiğini görürdün. Onlar ise mağaranın geniş bir yerindeydiler. İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir. dipnot 1 Allah'ın, doğru yolda olduğunu onayladığı kişi hidayete ermiş olur. Yoldan saptığını onayladığı kişiler için de yol gösterecek bir veli /yakın dost asla bulamazsın. dipnot 2

    Ayet detayı — Kehf suresi, 17. ayet

  10. Kehf suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 18. ayet. وَتَحْسَبُهُمْ أَيْقَاظًا وَهُمْ رُقُودٌ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَكَلْبُهُم بَٰسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِٱلْوَصِيدِ لَوِ ٱطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًا وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْبًا

    vetaḥsebühüm eyḳâżav vehüm ruḳûd. venüḳallibühüm ẕâte-lyemîni veẕâte-şşimâl. vekelbühüm bâsiṭun ẕirâ`ayhi bilveṣîd. levi-ṭṭala`te `aleyhim levelleyte minhüm firârav velemüli'te minhüm ru`bâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların uyanık olduklarını sanırdın; halbuki derin bir uykuya dalmışlardı. Onları bir sağlarına ve bir sollarına döndürüyorduk. Köpekleri ise ön ayaklarını mağaranın girişine doğru uzatmıştı. dipnot 1 Onları o durumda görseydin arkanı dönüp kaçardın, için korkuyla dolardı.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Kehf suresi, 18. ayet

  11. Kehf suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 19. ayet. وَكَذَٰلِكَ بَعَثْنَٰهُمْ لِيَتَسَآءَلُوا۟ بَيْنَهُمْ قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالُوا۟ رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَٱبْعَثُوٓا۟ أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمْ هَٰذِهِۦٓ إِلَى ٱلْمَدِينَةِ فَلْيَنظُرْ أَيُّهَآ أَزْكَىٰ طَعَامًا فَلْيَأْتِكُم بِرِزْقٍ مِّنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ أَحَدًا

    vekeẕâlike be`aŝnâhüm liyetesâelû beynehüm. ḳâle ḳâilüm minhüm kem lebiŝtüm. ḳâlû lebiŝnâ yevmen ev ba`ḍa yevm. ḳâlû rabbüküm a`lemü bimâ lebiŝtüm feb`aŝû eḥadeküm biveriḳiküm hâẕihî ile-lmedîneti felyenżur eyyühâ ezkâ ṭa`âmen felye'tiküm birizḳim minhü velyeteleṭṭaf velâ yüş`iranne biküm eḥadâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Birbirlerine sorsunlar diye dipnot 1 onları uyumadan önceki halleriyle uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldık?" diye sordu. (Bir grubu) "Bir gün, belki de bir günden az kaldık." dediler. dipnot 2 (Diğer grup) "Ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir." dediler. "Birimizi şu gümüş para ile şehre gönderelim de baksın, kimin yemeği en güzelse bize ondan yiyecek şeyler getirsin. Dikkatli davransın; bizi kimseye sezdirmesin!" dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer bir hadise için bkz: Bakara 2/259.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayette iltifat sanatı kullanılmıştır. Bkz. Kehf 18/16 dipnotu.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 19. ayet

  12. Kehf suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 20. ayet. إِنَّهُمْ إِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ يَرْجُمُوكُمْ أَوْ يُعِيدُوكُمْ فِى مِلَّتِهِمْ وَلَن تُفْلِحُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا

    innehüm iy yażherû `aleyküm yercümûküm ev yü`îdûküm fî milletihim velen tüfliḥû iẕen ebedâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 20. ayet

  13. Kehf suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 21. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيْبَ فِيهَآ إِذْ يَتَنَٰزَعُونَ بَيْنَهُمْ أَمْرَهُمْ فَقَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ عَلَيْهِم بُنْيَٰنًا رَّبُّهُمْ أَعْلَمُ بِهِمْ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُوا۟ عَلَىٰٓ أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِم مَّسْجِدًا

    vekeẕâlike a`ŝernâ `aleyhim liya`lemû enne va`de-llâhi ḥaḳḳuv veenne-ssâ`ate lâ raybe fîhâ. iẕ yetenâza`ûne beynehüm emrahüm feḳâlü-bnû `aleyhim bünyânâ. rabbühüm a`lemü bihim. ḳâle-lleẕîne galebû `alâ emrihim lenetteḫiẕenne `aleyhim mescidâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu yolla dipnot 1 insanları onların durumundan haberdar ettik ki Allah'ın vaadinin doğru olduğunu, tekrar dirilip kalkış saatinden şüphe edilemeyeceğini bilsinler. dipnot 2 Bir gün insanlar onların durumunu tartışıyorlardı. Neticede: "Üzerlerine bir anıt yapın. Onları, (gerçekten kim olduklarını) en iyi Rableri bilir." dediler. Sözleri dinlenenler ise "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız." dediler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüzyıllar önce kullanılan bir gümüş para ile şehre giden genç, alışveriş yapmak istediği kişilerde şüphe uyandırmış ve onun kimliğinin sorgulanmasına sebep olmuştur. Gencin, kendisi ve arkadaşlarının durumu hakkında bilgi vermesi kaçınılmaz olmuş, bu şekilde Ashab-ı Kehf'in mağarada yüzyıllarca uyudukları ortaya çıkmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Kehf suresi, 21. ayet

  14. Kehf suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 22. ayet. سَيَقُولُونَ ثَلَٰثَةٌ رَّابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ رَجْمًۢا بِٱلْغَيْبِ وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ قُل رَّبِّىٓ أَعْلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا قَلِيلٌ فَلَا تُمَارِ فِيهِمْ إِلَّا مِرَآءً ظَٰهِرًا وَلَا تَسْتَفْتِ فِيهِم مِّنْهُمْ أَحَدًا

    seyeḳûlûne ŝelâŝetür râbi`uhüm kelbühüm. veyeḳûlûne ḫamsetün sâdisühüm kelbühüm racmem bilgayb. veyeḳûlûne seb`atüv veŝâminühüm kelbühüm. ḳur rabbî a`lemü bi`iddetihim mâ ya`lemühüm illâ ḳalîlün. felâ tümâri fîhim illâ mirâen żâhirâ. velâ testefti fîhim minhüm eḥadâ.

    Süleymaniye Vakfı

    "Onlar üç kişiydiler, dördüncüsü köpekleri idi." diyecekler. "Onlar beş kişiydi, altıncısı köpekleriydi." de derler. Bunu bilmeden atıp tutarak yaparlar. "Yedi kişiydiler, sekizincisi köpekleridir." diyenler de vardır. Sen de de ki: "Onların sayısını en iyi Rabbim bilir." Pek az kişi dışında onları bilen de yoktur. Bu yüzden onlar hakkında, açıkça belli olan şey dipnot 1 dışında kimseyle tartışma ve onların hiçbirinden bir görüş isteme.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Kehf suresi, 22. ayet

  15. Kehf suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 23. ayet. وَلَا تَقُولَنَّ لِشَا۟ىْءٍ إِنِّى فَاعِلٌ ذَٰلِكَ غَدًا

    velâ teḳûlenne lişey'in innî fâ`ilün ẕâlike gadâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 23. ayet

  16. Kehf suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 24. ayet. إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ وَٱذْكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلْ عَسَىٰٓ أَن يَهْدِيَنِ رَبِّى لِأَقْرَبَ مِنْ هَٰذَا رَشَدًا

    illâ ey yeşâe-llâh. veẕkür rabbeke iẕâ nesîte veḳul `asâ ey yehdiyeni rabbî liaḳrabe min hâẕâ raşedâ.

    Süleymaniye Vakfı

    "Allah'ın destek vermesi durumunda (yapacağım)" dipnot 1 dersen o başka. Unuttuğun zaman Rabbini hatırla ve de ki: "Rabbim beni belki yarından da yakın bir vakitte başarıya ulaştırır." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html Burada yaratması beklenenler, ihtiyaç duyulan şeylerdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer bir ifade İncil'de şu şekilde geçmektedir: "Dinleyin şimdi: 'Bugün ya da yarın filan kente gideceğiz, orada bir yıl kalıp ticaret yapacağız, para kazanacağız' diyen sizler, yarın ne olacağını bilmiyorsunuz. Yaşamınız nedir ki? Kısa bir süre görünen ve sonra kaybolan bir buğu gibisiniz. Bunun yerine, 'Rab dilerse yaşayacağız, şunu şunu yapacağız' demelisiniz." (
      Yakup 4:13-15 — Yeni Ahit, Yakup; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Yakup 4:13

      Dinleyin şimdi, “Bugün ya da yarın filan kente gideceğiz, orada bir yıl kalıp ticaret yapacak, para kazanacağız” diyen sizler, yarın ne olacağını bilmiyorsunuz. Yaşamınız nedir ki? Kısa süre…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      )

    Ayet detayı — Kehf suresi, 24. ayet

  17. Kehf suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 25. ayet. وَلَبِثُوا۟ فِى كَهْفِهِمْ ثَلَٰثَ مِا۟ئَةٍ سِنِينَ وَٱزْدَادُوا۟ تِسْعًا

    velebiŝû fî kehfihim ŝelâŝe mietin sinîne vezdâdû tis`â.

    Süleymaniye Vakfı

    "Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar." (diyenler de vardır) buna dokuz (sene) daha ilave edenler de. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir sonraki ayette geçen "Sen de deki: Ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir" ifadesi, meali verilen bu ayetteki ifadelerin Kehf 18/21. Ayetteki iddia sahiplerine ait olduğunu düşündürmektedir. O yüzden bu ayete "diyenler de vardır" ibaresi takdir edilmiştir. Nitekim sahabeden Abdullah İbn Mes'ud'un mushafında bu ayetin başında bulunduğu rivayet edilen "Dediler ki: Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar (قالُوا ولَبِثُوا في كَهْفِهِمْ)" ifadesi de bunu desteklemektedir (Taberi, Razi).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 25. ayet

  18. Kehf suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 26. ayet. قُلِ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا۟ لَهُۥ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَبْصِرْ بِهِۦ وَأَسْمِعْ مَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا يُشْرِكُ فِى حُكْمِهِۦٓ أَحَدًا

    ḳuli-llâhü a`lemü bimâ lebiŝû. lehû gaybü-ssemâvâti vel'arḍ. ebṣir bihî veesmi`. mâ lehüm min dûnihî miv veliyy. velâ yüşrikü fî ḥukmihî eḥadâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Sen de ki: "Ne kadar kaldıklarını da en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı /gizlisi saklısı Allah'a aittir. dipnot 1 O ne güzel görür ve ne güzel dinler! Hiç kimsenin Allah ile arasına koyabileceği bir velisi /yakını da yoktur. Allah hüküm koyma konusunda kimseyi kendine ortak etmez. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Dinde hüküm koyma yetkisi tümüyle Allah'a aittir. Bu konuda Allah nebilerine dahi yetki vermemiştir (A'raf 7/32, Hud 11/1-2, Ra'd 13/41, Yusuf 12/40, Nahl 16/116).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 26. ayet

Rabbinin kitabını oku; sabah akşam dua edenler 27–31

  1. Kehf suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 27. ayet. وَٱتْلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا

    vetlü mâ ûḥiye ileyke min kitâbi rabbik. lâ mübeddile likelimâtihî velen tecide min dûnihî mülteḥadâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbinin sana vahyedilen Kitabını bağlantılarıyla birlikte oku. dipnot 1 Onun sözlerine denk sözler getirebilecek kimse yoktur. dipnot 2 O'ndan başka sığınılacak birini de asla bulamazsın. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tilavet sözcüğünün kökü olan t-l-v (تلو), "birden çok şeyin, aralarına kendi cinslerinden olmayan bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanması" anlamındadır (Müfredat). Buna göre tilavet, birbiriyle bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır (Neml 27/92, Ankebut 29/45).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Tebdil (تبديل) "bir şeyi başkasının yerine koyma" anlamındadır (Müfredat). Rum 30. ayette Allah'ın dini, "halk'ullah (خلق الله)" olarak tanımlanmış ve onun tebdilinin (تبديل) yani yerine konacak bir şeyin olmadığı ifade edilmiştir. Bir şeyin yerine, başka bir şey de konabilir (Müfredat). Şeytanın en önemli işi halkullah'ı tağyir (تغيير) yani Allah'ın dininin yerine başka bir din koyma çabasıdır (Nisa 4/119). Nitekim Allah'ın kabul etmediği din, araya şeytanların konduğu dindir A'raf 7/30). Tebdil, bir şeyin yerine daha iyisinin konması anlamında da kullanılır (Nur 24/55, Furkan 25/70). Allah'ın sözlerinin bir benzerini getirmeye kimsenin gücü yetmeyeceği için bu ayette ve En'am 6/115'te geçen mübeddil (مُبَدِّلَ) kelimesine, "Onun sözlerinin dengini getirecek kimse" anlamından başka bir anlam verilemez. Ama tefsir ve meallerde ona, "O'nun sözlerini değiştirebilecek kimse." anlamı verilmiştir. Halbuki Allah'ın sözlerini, başka sözlerle değiştirmek isteyenlerle ilgili olarak aynı kelimenin kullanıldığı ayetler vardır (Bakara 2/58-59, 180-181, Fetih 48/15). Kimse, Kur'an'ın bir benzerini getiremeyeceği için (Bakara 2/23, Yunus 10/38, Hud 11/13, İsra 17/88, Tur 52/34-35) ayetin bu bölümünün doğru anlamı şudur; "Onun sözlerinin dengini getirecek kimse yoktur"

    Ayet detayı — Kehf suresi, 27. ayet

  2. Kehf suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 28. ayet. وَٱصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُۥ عَن ذِكْرِنَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ وَكَانَ أَمْرُهُۥ فُرُطًا

    vaṣbir nefseke me`a-lleẕîne yed`ûne rabbehüm bilgadâti vel`aşiyyi yürîdûne vechehû velâ ta`dü `aynâke `anhüm. türîdü zînete-lḥayâti-ddünyâ velâ tüṭi` men agfelnâ ḳalbehû `an ẕikrinâ vettebe`a hevâhû vekâne emruhû füruṭâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Rablerinin rızasını kazanmaya odaklanarak öğlen vakti ve akşam üzeri ona dua edenlerle beraber sen de sabret / duruşunu bozma! Dünya hayatının süsüne kapılarak gözlerin onlardan başka tarafa kaymasın. dipnot 1 Kalbini zikrimize (Kur'an'a) karşı ilgisiz bulduğumuz, arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olanlara da boyun eğme. dipnot 2

    Ayet detayı — Kehf suresi, 28. ayet

  3. Kehf suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 29. ayet. وَقُلِ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا۟ يُغَاثُوا۟ بِمَآءٍ كَٱلْمُهْلِ يَشْوِى ٱلْوُجُوهَ بِئْسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا

    veḳuli-lḥaḳḳu mir rabbiküm femen şâe felyü'miv vemen şâe felyekfür innâ a`tednâ liżżâlimîne nâran eḥâṭa bihim sürâdiḳuhâ. veiy yestegîŝû yügâŝû bimâin kelmühli yeşvi-lvucûh. bi'se-şşerâb. vesâet mürtefeḳâ.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: Bu gerçek /Kur'an Rabbinizdendir. Artık (inanmayı) tercih eden inansın, (inanmamayı) tercih eden kafirlik etsin. dipnot 1 Biz yanlışlara dalan kimseler için alevleri kendilerini kuşatacak bir ateş hazırladık. (Susuzluktan) feryad ederlerse erimiş madene benzeyen ve yüzleri kavuran bir su ile imdatlarına yetişilir. Ne kötü içecektir o su, ne kötü bir dinlenme yeridir orası! dipnot 2

    Ayet detayı — Kehf suresi, 29. ayet

  4. Kehf suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 30. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا

    inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti innâ lâ nüḍî`u ecra men aḥsene `amelâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 30. ayet

  5. Kehf suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 31. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِّن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ نِعْمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا

    ülâike lehüm cennâtü `adnin tecrî min taḥtihimü-l'enhâru yüḥallevne fîhâ min esâvira min ẕehebiv veyelbesûne ŝiyâben ḫuḍram min sündüsiv veistebraḳim müttekiîne fîhâ `ale-l'erâik. ni`me-ŝŝevâb. veḥasünet mürtefeḳâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte Adn cennetleri onlar içindir. Alt taraflarından ırmaklar akacak, onlara altın bileklikler takılacak, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyecekler ve orada koltuklara kurulacaklardır. dipnot 1 Ne güzel ödüldür o, ne güzel dinlenme yeridir orası! dipnot 2

    Ayet detayı — Kehf suresi, 31. ayet

İki bağ sahibi 32–46

  1. Kehf suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 32. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا رَّجُلَيْنِ جَعَلْنَا لِأَحَدِهِمَا جَنَّتَيْنِ مِنْ أَعْنَٰبٍ وَحَفَفْنَٰهُمَا بِنَخْلٍ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمَا زَرْعًا

    vaḍrib lehüm meŝeler racüleyni ce`alnâ lieḥadihimâ cenneteyni min a`nâbiv veḥafefnâhümâ binaḫliv vece`alnâ beynehümâ zer`â.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara şu iki adamı örnek ver: dipnot 1 Birine, iki üzüm bağı vermiş, bağların etrafını hurma ağaçlarıyla çevirmiş, iki bağın arasında da ekin bitirmiştik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer bir kıssa için bkz: Kalem 68/17-33.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 32. ayet

  2. Kehf suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 33. ayet. كِلْتَا ٱلْجَنَّتَيْنِ ءَاتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِم مِّنْهُ شَيْـًٔا وَفَجَّرْنَا خِلَٰلَهُمَا نَهَرًا

    kilte-lcenneteyni âtet ükülehâ velem tażlim minhü şey'ev vefeccernâ ḫilâlehümâ neherâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Her iki bağ, ürünlerini eksiksiz olarak vermişti. Aralarından da bir ırmak çıkarıp akıtmıştık.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 33. ayet

  3. Kehf suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 34. ayet. وَكَانَ لَهُۥ ثَمَرٌ فَقَالَ لِصَٰحِبِهِۦ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَنَا۠ أَكْثَرُ مِنكَ مَالًا وَأَعَزُّ نَفَرًا

    vekâne lehû ŝemer. feḳâle liṣâḥibihî vehüve yüḥâviruhû ene ekŝeru minke mâlev vee`azzü neferâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Adam ürün sahibi olmuş, bunun üzerine arkadaşıyla konuşurken şöyle demişti: "Benim malım seninkinden çok, adam yönünden de daha üstünüm." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çoklukla övünme duygusu, mü'min-kafir, bütün insanlarda vardır (Hadid 57/20, Tekasür 102/1).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 34. ayet

  4. Kehf suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 35. ayet. وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَٰذِهِۦٓ أَبَدًا

    vedeḫale cennetehû vehüve żâlimül linefsih. ḳâle mâ eżunnü en tebîde hâẕihî ebedâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendisini yanlışa daldırmış bir şekilde bağına girmiş ve şöyle demişti: "Ben buranın hiçbir zaman yok olacağını düşünmüyorum!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 35. ayet

  5. Kehf suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 36. ayet. وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّدِدتُّ إِلَىٰ رَبِّى لَأَجِدَنَّ خَيْرًا مِّنْهَا مُنقَلَبًا

    vemâ eżunnü-ssâ`ate ḳâimetev veleir rudittü ilâ rabbî leecidenne ḫayram minhâ münḳalebâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 36. ayet

  6. Kehf suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 37. ayet. قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرْتَ بِٱلَّذِى خَلَقَكَ مِن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلًا

    ḳâle lehû ṣâḥibühû vehüve yüḥâviruhû ekeferte billeẕî ḫaleḳake min türâbin ŝümme min nuṭfetin ŝümme sevvâke racülâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 37. ayet

  7. Kehf suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 38. ayet. لَّٰكِنَّا۠ هُوَ ٱللَّهُ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

    lâkinnâ hüve-llâhü rabbî velâ üşrikü birabbî eḥadâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama ben (senin gibi değilim)! O Allah'tır; Benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahip olduğu mal ve adamlarla övünen kişi, bunları onun hizmetine veren Allah'ı ikinci plana atıp kendisini ön plana çıkarmış, böylece nefsini /kendini Allah'a ortak koşmuş olur. Kehf 18/35-36 ayetlerde bu konuşmalar aktarılmıştır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 38. ayet

  8. Kehf suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 39. ayet. وَلَوْلَآ إِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِ إِن تَرَنِ أَنَا۠ أَقَلَّ مِنكَ مَالًا وَوَلَدًا

    velevlâ iẕ deḫalte cenneteke ḳulte mâ şâe-llâhü lâ ḳuvvete illâ billâh. in terani ene eḳalle minke mâlev veveledâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Bağına girdiğinde keşke: "Maşallah! dipnot 1 Allah'ın verdiği dışında bir güç yoktur!" deseydin! Beni mal ve evlat yönünden kendinden aşağı görüyorsan

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) için bkz. Kehf 18/24'ün dipnotu.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 39. ayet

  9. Kehf suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 40. ayet. فَعَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يُؤْتِيَنِ خَيْرًا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصْبِحَ صَعِيدًا زَلَقًا

    fe`asâ rabbî ey yü'tiyeni ḫayram min cennetike veyürsile `aleyhâ ḥusbânem mine-ssemâi fetuṣbiḥa ṣa`îden zeleḳâ.

    Süleymaniye Vakfı

    (şunu bil ki) Rabbim bana senin bağından daha iyisini verebilir. Seninkine de gökten hesabını görecek bir afet gönderir de orası çıplak ve kaygan bir yüzeye dönüverir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Kehf suresi, 40. ayet

  10. Kehf suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 41. ayet. أَوْ يُصْبِحَ مَآؤُهَا غَوْرًا فَلَن تَسْتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبًا

    ev yuṣbiḥa mâühâ gavran felen testeṭî`a lehû ṭalebâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 41. ayet

  11. Kehf suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 42. ayet. وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُشْرِكْ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

    veüḥîṭa biŝemerihî feaṣbeḥa yüḳallibü keffeyhi `alâ mâ enfeḳa fîhâ vehiye ḫâviyetün `alâ `urûşihâ veyeḳûlü yâ leytenî lem üşrik birabbî eḥadâ.

    Süleymaniye Vakfı

    (Derken) Ürününü felaket sardı. (Nankörlük eden adam) Yaptığı harcamalara üzülerek ellerini ovuşturmaya başladı. Bağ, çardakları üzerine çökmüştü. "Ah, keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım!" dipnot 1 diyordu.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. Kehf 18/38. ayetin dipnotu.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 42. ayet

  12. Kehf suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 43. ayet. وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا

    velem tekül lehû fietüy yenṣurûnehû min dûni-llâhi vemâ kâne münteṣirâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 43. ayet

  13. Kehf suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 44. ayet. هُنَالِكَ ٱلْوَلَٰيَةُ لِلَّهِ ٱلْحَقِّ هُوَ خَيْرٌ ثَوَابًا وَخَيْرٌ عُقْبًا

    hünâlike-lvelâyetü lillâhi-lḥaḳḳ. hüve ḫayrun ŝevâbev veḫayrun `uḳbâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 44. ayet

  14. Kehf suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 45. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ فَأَصْبَحَ هَشِيمًا تَذْرُوهُ ٱلرِّيَٰحُ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقْتَدِرًا

    vaḍrib lehüm meŝele-lḥayâti-ddünyâ kemâin enzelnâhü mine-ssemâi faḫteleṭa bihî nebâtü-l'arḍi feaṣbeḥa heşîmen teẕrûhü-rriyâḥ. vekâne-llâhü `alâ külli şey'im muḳtedirâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara dünya hayatını şöyle örneklendir: O, gökten indirdiğimiz su gibidir. Yerin bitkileri o su sayesinde (yetişip) birbirine karışır. Daha sonra, rüzgarın savurduğu kuru ot parçalarına dönüşür. dipnot 1 Allah, her şeye bir ölçü koyan ve uygulayandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Kehf suresi, 45. ayet

  15. Kehf suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 46. ayet. ٱلْمَالُ وَٱلْبَنُونَ زِينَةُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱلْبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا

    elmâlü velbenûne zînetü-lḥayâti-ddünyâ. velbâḳiyâtu-ṣṣâliḥâtü ḫayrun `inde rabbike ŝevâbev veḫayrun emelâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 46. ayet

Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs 47–59

  1. Kehf suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 47. ayet. وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا

    veyevme nüseyyiru-lcibâle vetera-l'arḍa bârizetev veḥaşernâhüm felem nügâdir minhüm eḥadâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün dağları yürüteceğiz, yeri çıplak ve dümdüz bir halde göreceksin. dipnot 1 Onları (insanları ve cinleri) bir araya toplayacağız. dipnot 2 Onlardan tek bir kişiyi bile (geride) bırakmayacağız. dipnot 3

    Ayet detayı — Kehf suresi, 47. ayet

  2. Kehf suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 48. ayet. وَعُرِضُوا۟ عَلَىٰ رَبِّكَ صَفًّا لَّقَدْ جِئْتُمُونَا كَمَا خَلَقْنَٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۭ بَلْ زَعَمْتُمْ أَلَّن نَّجْعَلَ لَكُم مَّوْعِدًا

    ve`uriḍû `alâ rabbike ṣaffâ. leḳad ci'tümûnâ kemâ ḫalaḳnâküm evvele merrah. bel za`amtüm ellen nec`ale leküm mev`idâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 48. ayet

  3. Kehf suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 49. ayet. وَوُضِعَ ٱلْكِتَٰبُ فَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَٰوَيْلَتَنَا مَالِ هَٰذَا ٱلْكِتَٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحْصَىٰهَا وَوَجَدُوا۟ مَا عَمِلُوا۟ حَاضِرًا وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ أَحَدًا

    vevuḍi`a-lkitâbü fetere-lmücrimîne müşfiḳîne mimmâ fîhi veyeḳûlûne yâ veyletenâ mâ lihâẕe-lkitâbi lâ yügâdiru ṣagîratev velâ kebîraten illâ aḥṣâhâ. vevecedû mâ `amilû ḥâḍirâ. velâ yażlimü rabbüke eḥadâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Amel defterleri (önlerine) konur. Suçluları, defterlerinde olanlardan dolayı korkudan tir tir titrer bir halde görürsün. "Vay halimize!" derler. "Bu nasıl bir defter! Küçük büyük hiçbir şey bırakmamış, hepsini tek tek sayıp dökmüş!" Yaptıkları her şeyi orada (kayıtlı) bulurlar. dipnot 1 Senin Rabbin hiç kimseye haksızlık yapmaz. dipnot 2

    Ayet detayı — Kehf suresi, 49. ayet

  4. Kehf suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 50. ayet. وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ ٱلْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِۦٓ أَفَتَتَّخِذُونَهُۥ وَذُرِّيَّتَهُۥٓ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِى وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّۢ بِئْسَ لِلظَّٰلِمِينَ بَدَلًا

    veiẕ ḳulnâ lilmelâiketi-scüdû liâdeme fesecedû illâ iblîs. kâne mine-lcinni fefeseḳa `an emri rabbih. efetetteḫiẕûnehû veẕürriyyetehû evliyâe min dûnî vehüm leküm `adüvv. bi'se liżżâlimîne bedelâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün meleklere: "Adem'e secde edin /karşısında saygıyla eğilin!" dipnot 1 dedik; İblis hariç hemen secde ettiler. İblis de (melek olarak görevlendirilen) o cinlerdendi dipnot 2 ama Rabbinin emrinden çıktı. Şimdi siz, onu ve soyunu, dipnot 3 benimle aranıza koyup veliler mi ediniyorsunuz? Halbuki onlar size düşmandır. dipnot 4 Yanlış yapanlar için ne kötü tercihtir bu!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Secdenin kök anlamı eğilmedir (Müfredat). Bu sebeple Güneş, Ay, gezegenler, dünya ve yıldızlar arasında oluşan eğimler /deklinasyon ve ona bağlı olarak gölgenin uzayıp kısalması, "secde" kelimesiyle ifade edilmiştir (Nahl 16/48, Ra'd 13/15). Bazı ayetlerde sadece itaat anlamında (Hac 22/18, İnşikak 84/21), bazılarında da itaat ile birlikte fiziki eğilme anlamında kullanılır (Bakara 2/34, 58, Nisa 4/154, A'raf 7/161, Yusuf 12/4 ve 100). Nitekim namazda vücudumuz ayaklar, eller ve dizler üzerinde yere paralelken alnı yere koymak da Allah'a itaat ederek eğilme anlamındaki secdedir (Nisa 4/102-103).
    2. metne dön, dipnot 2
      İmtihana tabi sorumlu varlıklar insanlar ve cinlerdir (Zariyat 51/56). İnsanlar duyu organları ile algılanabilirken cinler algılanamazlar. Melek ise cinlerin Allah tarafından görevlendirilmiş olanlarına verilen isimdir. Dolayısıyla melekler de duyu organlarıyla algılanamayan, imtihana tabi sorumlu varlıklardır. Görevinden kovulan bir melek artık sıradan bir cin haline gelir. Halk arasında bu ayete dayanılarak İblis'in melek değil, cin olduğu bilgisi yaygındır. Oysa meleklere Adem Aleyhisselama secde etmeleri emrinin verildiğini bildiren ayetlerde "hepsi secde etti ama İblis etmedi" ifadeleriyle İblis bu melekler içerisinden istisna edilir (Bakara 2/34, A'raf 7/11, Hicr 15/31, İsra 17/61, Taha 20/116, Sebe 34/20, Sad 38/74). Bu durum İblis'in de meleklerden yani Allah katında görevli cinlerden olduğunu gösterir. Secde emrine karşı gelip kibirlendiği için Allah tarafından kovulması da görevinden azledildiğini ve artık sıradan bir cin olduğunu ifade eder (A'raf 7/13). Bu suçu diğer melekler de işlerse onlar da aynı şekilde görevlerinden alınırlar (Nisa 4/172-173). Ayette geçen "İblis cinlerdendi" ifadesi bu açıklamayı doğrular ve tüm meleklerin cinlerden olduğunu gösterir. Çünkü ayetin başında emir sadece meleklere verilmiştir. Cinler meleklerden farklı olsaydı Allah'ın meleklere secde emri İblis'i kapsamazdı.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Kehf suresi, 50. ayet

  5. Kehf suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 51. ayet. مَّآ أَشْهَدتُّهُمْ خَلْقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَا خَلْقَ أَنفُسِهِمْ وَمَا كُنتُ مُتَّخِذَ ٱلْمُضِلِّينَ عَضُدًا

    mâ eşhettühüm ḫalḳa-ssemâvâti vel'arḍi velâ ḫalḳa enfüsihim. vemâ küntü mütteḫiẕe-lmüḍillîne `aḍudâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ben onları, göklerin ve yerin yaratılışına da kendi yaratılışlarına da şahit tutmadım. Yoldan saptıranları kendime yardımcı edinmiş de değilim. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah her şeyden güçlü ve üstündür, hiçbir şeye ihtiyacı yoktur (Hac 22/74, Lokman 31/26).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 51. ayet

  6. Kehf suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 52. ayet. وَيَوْمَ يَقُولُ نَادُوا۟ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَهُمْ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُم مَّوْبِقًا

    veyevme yeḳûlü nâdû şürakâiye-lleẕîne za`amtüm fede`avhüm felem yestecîbû lehüm vece`alnâ beynehüm mevbiḳâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 52. ayet

  7. Kehf suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 53. ayet. وَرَءَا ٱلْمُجْرِمُونَ ٱلنَّارَ فَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مُّوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا۟ عَنْهَا مَصْرِفًا

    verae-lmücrimûne-nnâra feżannû ennehüm müvâḳi`ûhâ velem yecidû `anhâ maṣrifâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 53. ayet

  8. Kehf suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 54. ayet. وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لِلنَّاسِ مِن كُلِّ مَثَلٍ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ أَكْثَرَ شَىْءٍ جَدَلًا

    veleḳad ṣarrafnâ fî hâẕe-lḳur'âni linnâsi min külli meŝel. vekâne-l'insânü ekŝera şey'in cedelâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz bu Kur'an'da insanlar için her örneği değişik biçimlerde verdik. Ama insan en çok cedelleşen/ tartışan varlıktır! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, bu surede de Ashab-ı Kehf'i, bahçe sahiplerini, Musa aleyhisselam ile salih kulu ve bir de Zülkarneyn'i örnek olarak vermiştir (İsra 17/41-89, Taha 20/113, Rum 30/58, Zümer 39/27).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 54. ayet

  9. Kehf suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 55. ayet. وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤْمِنُوٓا۟ إِذْ جَآءَهُمُ ٱلْهُدَىٰ وَيَسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّهُمْ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ ٱلْعَذَابُ قُبُلًا

    vemâ mene`a-nnâse ey yü'minû iẕ câehümü-lhüdâ veyestagfirû rabbehüm illâ en te'tiyehüm sünnetü-l'evvelîne ev ye'tiyehümü-l`aẕâbü ḳubülâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İnsanları, kendilerine rehber geldiğinde inanıp güvenmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan şey dipnot 1 ancak, öncekilere uygulanan sünnetin dipnot 2 /yasanın kendilerine de uygulanmasını veya azabın gelip çatmasını beklemeleridir. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Sünnet kelimesi Allah'ın, kendi tasarrufuyla ilgili koyduğu kanunları bizzat kendisinin fert ve toplumlar üzerinde uygulamasını ifade etmek için kullanılır (Al-i İmran 3/137, Nisa 4/26, Enfal 8/38, Hicr 15/13, İsra 17/76-77, Ahzab 33/38, 62; Fatır 35/43, Mü'min 40/85, Fetih 48/23).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Kehf suresi, 55. ayet

  10. Kehf suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 56. ayet. وَمَا نُرْسِلُ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَيُجَٰدِلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ وَٱتَّخَذُوٓا۟ ءَايَٰتِى وَمَآ أُنذِرُوا۟ هُزُوًا

    vemâ nürsilü-lmürselîne illâ mübeşşirîne vemünẕirîn. veyücâdilü-lleẕîne keferû bilbâṭili liyüdḥiḍû bihi-lḥaḳḳa vetteḫaẕû âyâtî vemâ ünẕirû hüzüvâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 56. ayet

  11. Kehf suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 57. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ فَأَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِىَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ إِنَّا جَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِن تَدْعُهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ فَلَن يَهْتَدُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا

    vemen ażlemü mimmen ẕükkira biâyâti rabbihî fea`raḍa `anhâ venesiye mâ ḳaddemet yedâh. innâ ce`alnâ `alâ ḳulûbihim ekinneten ey yefḳahûhü vefî âẕânihim vaḳrâ. vein ted`uhüm ile-lhüdâ feley yehtedû iẕen ebedâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbinin ayetleri kendisine anlatılan, (anladıktan) sonra da onlarla arasına mesafe koyan ve daha önce yaptıklarını unutan kişiden daha büyük yanlış yapan kişi kimdir? dipnot 1 Kur'an'ı anlamasınlar diye (sanki) dipnot 2 kalplerinin üzerinde kat kat örtüler, kulaklarında da tıkaçlar oluşturmuşuz! Onları doğru yola çağırsan bile asla yola gelecek değildirler. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafirlerin ön yargıları, istiare-i temsiliyye /alegori ile canlandırılmıştır (Keşşaf). İstiarede benzetme edatı gizlenir. Buradaki mecaz gerçek sanıldığı için benzetme edatı, tarafımızdan "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır (Lokman 31/6-7, Yasin 36/8-10, Casiye 45/6-7). "Sanki" edatı yazılmazsa bazı insanlar, Allah'ın kafirlere, tövbe kapısını kapattığını ve özgürce karar almalarını engellediğini sanacaklardır (Nisa 4/18). Oysa tövbe edildiği yani yanlıştan dönüldüğü takdirde (Bakara 2/160) affedilmeyecek bir günah yoktur (Zümer 39/53). Ayetleri görmezlikte direnenler, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini gereği gibi kullanmaz; gerçekleri görmek, duymak ve anlamak istemezler (Fussilet 41/5). Sanki Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş, gözlerine de perde çekmiş gibi davranırlar. Ayrıca Allah, kafirleri, en'ama yani koyun, keçi, sığır ve deveye benzetmiştir. Bunun sebebi de kalplerini, kulaklarını ve gözlerini bir insan gibi kullanmamalarıdır (A'raf 7/179, Furkan 25/43-44). Ayrıca bakınız: Nisa 4/155, Maide 5/13, En'am 6/46, A'raf 7/100-101, Tevbe 9/87,93, Yunus 10/74, Nahl 16/106-108, Rum 30/58-59, Mü'min 40/35, Casiye 45/23, Muhammed 47/16, Saf 61/5, Münafikun 63/3, Mutaffifin 83/14.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Kehf suresi, 57. ayet

  12. Kehf suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 58. ayet. وَرَبُّكَ ٱلْغَفُورُ ذُو ٱلرَّحْمَةِ لَوْ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُوا۟ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلْعَذَابَ بَل لَّهُم مَّوْعِدٌ لَّن يَجِدُوا۟ مِن دُونِهِۦ مَوْئِلًا

    verabbüke-lgafûru ẕü-rraḥmeh. lev yüâḫiẕühüm bimâ kesebû le`accele lehümü-l`aẕâb. bel lehüm mev`idül ley yecidû min dûnihî mev'ilâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Senin Rabbin çokça bağışlayandır, bol ikram sahibidir. dipnot 1 Eğer onlara (insanlara) yaptıklarının cezasını hemen verecek olsaydı onlara anında azap ederdi. dipnot 2 Ama onların cezalandırılacakları ve hiçbir kaçış yolu bulamayacakları bir gün elbette vardır. dipnot 3

    Ayet detayı — Kehf suresi, 58. ayet

  13. Kehf suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 59. ayet. وَتِلْكَ ٱلْقُرَىٰٓ أَهْلَكْنَٰهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا۟ وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِم مَّوْعِدًا

    vetilke-lḳurâ ehleknâhüm lemmâ żalemû vece`alnâ limehlikihim mev`idâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte (halklarını helak ettiğimiz) kentler… Onları, yanlışlara daldıklarında helak etmiştik. dipnot 1 Helak edilmeleri için de bir zaman belirlemiştik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Enbiya 21/11-15. Helak edilenler; Ad, Semud gibi kavimlerdir (Hakka 69/4-8). Bunların tek istisnası Yunus'un (a.s.) kavmidir. Onlar azap gelmeden yanlışlarından dönmüş ve kurtulmuşlardır (Yunus 10/98).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 59. ayet

Mûsâ ve Hızır 60–82

  1. Kehf suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 60. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِفَتَىٰهُ لَآ أَبْرَحُ حَتَّىٰٓ أَبْلُغَ مَجْمَعَ ٱلْبَحْرَيْنِ أَوْ أَمْضِىَ حُقُبًا

    veiẕ ḳâle mûsâ lifetâhü lâ ebraḥu ḥattâ eblüga mecme`a-lbaḥrayni ev emḍiye ḥuḳubâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün Musa beraberindeki gence şöyle dedi: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar yoluma devam edeceğim veya (bu uğurda) epey bir zaman harcayacağım."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 60. ayet

  2. Kehf suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 61. ayet. فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ سَرَبًا

    felemmâ belegâ mecme`a beynihimâ nesiyâ ḥûtehümâ fetteḫaẕe sebîlehû fi-lbaḥri serabâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. Balık kayıp giderek denize doğru bir yol buldu.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 61. ayet

  3. Kehf suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 62. ayet. فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتَىٰهُ ءَاتِنَا غَدَآءَنَا لَقَدْ لَقِينَا مِن سَفَرِنَا هَٰذَا نَصَبًا

    felemmâ câvezâ ḳâle lifetâhü âtinâ gadâenâ. leḳad leḳînâ min seferinâ hâẕâ neṣabâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Orayı / iki denizin birleştiği yeri geçip gittiklerinde Musa beraberindeki gence dedi ki: "Öğle yemeğimizi getir! Bu yolculuğumuzdan dolayı gerçekten yorgun düştük."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 62. ayet

  4. Kehf suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 63. ayet. قَالَ أَرَءَيْتَ إِذْ أَوَيْنَآ إِلَى ٱلصَّخْرَةِ فَإِنِّى نَسِيتُ ٱلْحُوتَ وَمَآ أَنسَىٰنِيهُ إِلَّا ٱلشَّيْطَٰنُ أَنْ أَذْكُرَهُۥ وَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ عَجَبًا

    ḳâle era'eyte iẕ eveynâ ile-ṣṣaḫrati feinnî nesîtü-lḥût. vemâ ensânîhü ille-şşeyṭânü en eẕkürah. vetteḫaẕe sebîlehû fi-lbaḥr. `acebâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Genç dedi ki: "Gördün mü bak; o kayada dinlendiğimizde balığı unutmuştum! Bunu söylememi bana unutturan, şeytandan başkası değildir. Balık şaşırtıcı bir şekilde denize doğru bir yol bulmuştu."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 63. ayet

  5. Kehf suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 64. ayet. قَالَ ذَٰلِكَ مَا كُنَّا نَبْغِ فَٱرْتَدَّا عَلَىٰٓ ءَاثَارِهِمَا قَصَصًا

    ḳâle ẕâlike mâ künnâ nebgi. ferteddâ `alâ âŝârihimâ ḳaṣaṣâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa: "İşte aradığımız da buydu!" dedi. Hemen kendi izlerini takip ederek geri döndüler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 64. ayet

  6. Kehf suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 65. ayet. فَوَجَدَا عَبْدًا مِّنْ عِبَادِنَآ ءَاتَيْنَٰهُ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَعَلَّمْنَٰهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًا

    fevecedâ `abdem min `ibâdinâ âteynâhü raḥmetem min `indinâ ve`allemnâhü mil ledünnâ `ilmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Derken (orada) katımızdan ikramda bulunduğumuz ve tarafımızdan ilim öğrettiğimiz bir kul buldular.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 65. ayet

  7. Kehf suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 66. ayet. قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰ هَلْ أَتَّبِعُكَ عَلَىٰٓ أَن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمْتَ رُشْدًا

    ḳâle lehû mûsâ hel ettebi`uke `alâ en tü`allimeni mimmâ `ullimte ruşdâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa ona dedi ki: "Sana öğretilenlerden, beni olgunlaştıracak şeyler öğretmen için sana tabi olabilir miyim?"

    Ayet detayı — Kehf suresi, 66. ayet

  8. Kehf suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 67. ayet. قَالَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

    ḳâle inneke len testeṭî`a me`iye ṣabrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    O da şöyle dedi: "Sen benim yanımda olmaya asla sabredemezsin.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 67. ayet

  9. Kehf suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 68. ayet. وَكَيْفَ تَصْبِرُ عَلَىٰ مَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ خُبْرًا

    vekeyfe taṣbiru `alâ mâ lem tüḥiṭ bihî ḫubrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin ki!"

    Ayet detayı — Kehf suresi, 68. ayet

  10. Kehf suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 69. ayet. قَالَ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ صَابِرًا وَلَآ أَعْصِى لَكَ أَمْرًا

    ḳâle setecidünî in şâe-llâhü ṣâbirav velâ a`ṣî leke emrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa dedi ki: "İnşaallah sabırlı olduğumu göreceksin, hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 69. ayet

  11. Kehf suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 70. ayet. قَالَ فَإِنِ ٱتَّبَعْتَنِى فَلَا تَسْـَٔلْنِى عَن شَىْءٍ حَتَّىٰٓ أُحْدِثَ لَكَ مِنْهُ ذِكْرًا

    ḳâle feini-tteba`tenî felâ tes'elnî `an şey'in ḥattâ uḥdiŝe leke minhü ẕikrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    O da: "Eğer bana tabi olacaksan ben sana bir konu hakkında bilgi verinceye kadar bana onu sormayacaksın!" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 70. ayet

  12. Kehf suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 71. ayet. فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا رَكِبَا فِى ٱلسَّفِينَةِ خَرَقَهَا قَالَ أَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ أَهْلَهَا لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا إِمْرًا

    fenṭaleḳâ. ḥattâ iẕâ rakibâ fi-ssefîneti ḫaraḳahâ. ḳâle eḫaraḳtehâ litugriḳa ehlehâ. leḳad ci'te şey'en imrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun üzerine ikisi yola koyuldu. dipnot 1 Sonra gemiye bindiklerinde (o kul) gemide bir delik açtı. Musa dedi ki: "İçindekileri boğmak için mi delik açtın? Sen gerçekten korkunç bir şey yaptın!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada fiilin tesniye (ikil formda) olması, Musa ile yola çıkan gencin bu olaylar sırasında onların yanında olmadığını gösterir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 71. ayet

  13. Kehf suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 72. ayet. قَالَ أَلَمْ أَقُلْ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

    ḳâle elem eḳul inneke len testeṭî`a me`iye ṣabrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    O da "Sen benim yanımda olmaya sabredemezsin dememiş miydim!" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 72. ayet

  14. Kehf suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 73. ayet. قَالَ لَا تُؤَاخِذْنِى بِمَا نَسِيتُ وَلَا تُرْهِقْنِى مِنْ أَمْرِى عُسْرًا

    ḳâle lâ tüâḫiẕnî bimâ nesîtü velâ türhiḳnî min emrî `usrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa dedi ki: "Unuttuğum için beni sorumlu tutma; bu işte beni zora sokma."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 73. ayet

  15. Kehf suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 74. ayet. فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَٰمًا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةًۢ بِغَيْرِ نَفْسٍ لَّقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا نُّكْرًا

    fenṭaleḳâ. ḥattâ iẕâ leḳiyâ gulâmen feḳatelehû ḳâle eḳatelte nefsen zekiyyetem bigayri nefs. leḳad ci'te şey'en nükrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra yine yola koyuldular. Bir erkek çocuğuyla karşılaştıklarında (o kul) hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: "Sen bir cana karşılık olmadan masum bir cana mı kıydın! Sen gerçekten kötü bir şey yaptın!"

    Ayet detayı — Kehf suresi, 74. ayet

  16. Buradan itibaren cüz 16

    Kehf suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 75. ayet. قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

    ḳâle elem eḳul leke inneke len testeṭî`a me`iye ṣabrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    O da "Ben sana, benim yanımda olmaya asla sabredemezsin dememiş miydim!" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 75. ayet

  17. Kehf suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 76. ayet. قَالَ إِن سَأَلْتُكَ عَن شَىْءٍۭ بَعْدَهَا فَلَا تُصَٰحِبْنِى قَدْ بَلَغْتَ مِن لَّدُنِّى عُذْرًا

    ḳâle in seeltüke `an şey'im ba`dehâ felâ tüṣâḥibnî. ḳad belagte mil ledünnî `uẕrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa dedi ki: "Bir daha sana bir şey sorarsam benimle arkadaşlık etme; artık senden özür dileme hakkım bitti."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 76. ayet

  18. Kehf suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 77. ayet. فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَيَآ أَهْلَ قَرْيَةٍ ٱسْتَطْعَمَآ أَهْلَهَا فَأَبَوْا۟ أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُۥ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْرًا

    fenṭaleḳâ. ḥattâ iẕâ eteyâ ehle ḳaryetin-staṭ`amâ ehlehâ feebev ey yüḍayyifûhümâ fevecedâ fîhâ cidâray yürîdü ey yenḳaḍḍa feeḳâmeh. ḳâle lev şi'te letteḫaẕte `aleyhi ecrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra tekrar yola koyuldular. Bir kentin halkına varıp yiyecek istediler. Onlar bunları misafir etmeye yanaşmadı. Orada yıkılmak üzere olan bir duvara rastladılar; (o kul) hemen duvarı doğrultuverdi. Musa, "İsteseydin bu işe karşılık bir ücret alırdın." dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 77. ayet

  19. Kehf suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 78. ayet. قَالَ هَٰذَا فِرَاقُ بَيْنِى وَبَيْنِكَ سَأُنَبِّئُكَ بِتَأْوِيلِ مَا لَمْ تَسْتَطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا

    ḳâle hâẕâ firâḳu beynî vebeynik. seünebbiüke bite'vîli mâ lem testeṭi` `aleyhi ṣabrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    O da şöyle dedi: "İşte bu söz, benimle seni ayırır. Sabredemediğin şeylerin içyüzünü sana anlatacağım:

    Ayet detayı — Kehf suresi, 78. ayet

  20. Kehf suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 79. ayet. أَمَّا ٱلسَّفِينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَٰكِينَ يَعْمَلُونَ فِى ٱلْبَحْرِ فَأَرَدتُّ أَنْ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَآءَهُم مَّلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا

    emme-ssefînetü fekânet limesâkîne ya`melûne fi-lbaḥri feerattü en e`îbehâ vekâne verâehüm meliküy ye'ḫuẕü külle sefînetin gaṣbâ.

    Süleymaniye Vakfı

    O gemi, denizde çalışan, yapacak başka işleri olmayan kişilere aitti. Onu hasarlı hale getirmek istedim; çünkü önlerinde her gemiye zorla el koyan bir kral vardı.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 79. ayet

  21. Kehf suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 80. ayet. وَأَمَّا ٱلْغُلَٰمُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشِينَآ أَن يُرْهِقَهُمَا طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا

    veemme-lgulâmü fekâne ebevâhü mü'mineyni feḫaşînâ ey yürhiḳahümâ ṭugyânev veküfrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Erkek çocuğa gelince, anası babası mümin kimselerdi. Onları aşırı davranışlara ve kafirliğe sürüklemesinden çekindik. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, bir sonraki ayet ile birlikte düşünülünce o çocukta, annesini ve babasını isyana sürükleyecek boyutta bir gelişim problemi olduğu anlaşılır. Ayetteki "Çekindik" sözünü söyleyen bir melektir. Bunu kendi sözü olarak değil, Allah'ın sözü olarak söylediği için o söz Allah'a aittir. Bu, iki ayet sonraki ifadelerden olarak anlaşılmaktadır (Bkz. Kehf 18/82 ve dipnotu). Bu sözün Allah Tealaya ait olması sebebiyle bu ayet, herşeyin ezelden belirlendiği iddiasına dayanan geleneksel kader anlayışının yanlış olduğunun kesin delillerindendir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 80. ayet

  22. Kehf suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 81. ayet. فَأَرَدْنَآ أَن يُبْدِلَهُمَا رَبُّهُمَا خَيْرًا مِّنْهُ زَكَوٰةً وَأَقْرَبَ رُحْمًا

    feeradnâ ey yübdilehümâ rabbühümâ ḫayram minhü zekâtev veaḳrabe ruḥmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İstedik ki Rableri onun yerine, ondan daha temiz huylu ve merhametli olmaya daha yatkın bir çocuk versin.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 81. ayet

  23. Kehf suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 82. ayet. وَأَمَّا ٱلْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَٰمَيْنِ يَتِيمَيْنِ فِى ٱلْمَدِينَةِ وَكَانَ تَحْتَهُۥ كَنزٌ لَّهُمَا وَكَانَ أَبُوهُمَا صَٰلِحًا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبْلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنزَهُمَا رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ وَمَا فَعَلْتُهُۥ عَنْ أَمْرِى ذَٰلِكَ تَأْوِيلُ مَا لَمْ تَسْطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا

    veemme-lcidâru fekâne ligulâmeyni yetîmeyni fi-lmedîneti vekâne taḥtehû kenzül lehümâ vekâne ebûhümâ ṣâliḥâ. feerâde rabbüke ey yeblügâ eşüddehümâ veyestaḫricâ kenzehümâ. raḥmetem mir rabbik. vemâ fe`altühû `an emrî. ẕâlike te'vîlü mâ lem tesṭi` `aleyhi ṣabrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Duvar ise şehirdeki iki yetim erkek çocuğa aitti. Altında onlara ait bir hazine vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki ergin hale dipnot 1 gelsinler de hazinelerini kendileri çıkarsınlar. Bu, Rabbinin bir ikramıdır. Ben bunlardan hiçbirini kendi isteğimle yapmadım. dipnot 2 İşte sabır gösteremediğin işlerin iç yüzü bunlardır." dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nisa 4/6. ayette yetimlerin mallarının reşit olacakları zamana kadar korunması görevi, onların velilerine yüklenmiştir. Bu ayetteki yetim çocukların malları ise Allah tarafından, ergin olacakları zamana kadar koruma altına alınmaktadır. İki ayet birlikte okunduğunda Nisa Suresinde geçen nikah ve rüşd çağının bu ayette ergin olunan dönem olarak ifade edildiği görülmektedir. Buna göre ergin olma, ergenlikten farklı olarak malı idare edebilme kabiliyetinin de kazanıldığı rüşd çağına ulaşma olarak anlaşılır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kehf 18/65 ayetinden buraya kadar anlatılan ve kendisine Allah katından bir ilim öğretilen kulun (Kehf 18/65) Hızır olduğu sahih hadislerde belirtilmiştir (Buhari, İlim 16, 44, Tefsiru'l-Kur'an, Tefsiru Surati'l-Kehf 2-4; Muslim, Fedail 170-174). Bu ayet, Hızır'ın bir insan değil, bir melek olduğunu göstermektedir. Çünkü o, yaptığı işleri kendi isteği ile değil, Allah'ın emri gereği yaptığını söylemiştir. Allah Teala bu gibi işler için melekleri görevlendirir (Meryem 19/64, Duhan 44/3-6).
    3. metne dön, dipnot 3
      Bazı şeyler kötü görünebilir ama aslında hayırlıdır (Bakara 2/216).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 82. ayet

Zülkarneyn 83–101

  1. Kehf suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 83. ayet. وَيَسْـَٔلُونَكَ عَن ذِى ٱلْقَرْنَيْنِ قُلْ سَأَتْلُوا۟ عَلَيْكُم مِّنْهُ ذِكْرًا

    veyes'elûneke `an ẕi-lḳarneyn. ḳul seetlû `aleyküm minhü ẕikrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana Zülkarneyn'i dipnot 1 soruyorlar. De ki: Size ona dair bilgi aktaracağım:

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zülkarneyn kelimesinin bir özel isim mi yoksa lakap mı olduğu açık değilse de hakim görüş lakap olduğu yönündedir. Sözlükte "sahip, malik" anlamındaki zu ile "boynuz, kakül, şakak; aynı dönemde yaşayan nesil, akran" gibi manalara gelen karn kelimesinin tesniye kalıbından oluşturulan zü'l-karneyn ifadesinin anlamı karn kelimesine verilen manaya göre değişir (DİA, Zülkarneyn).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 83. ayet

  2. Kehf suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 84. ayet. إِنَّا مَكَّنَّا لَهُۥ فِى ٱلْأَرْضِ وَءَاتَيْنَٰهُ مِن كُلِّ شَىْءٍ سَبَبًا

    innâ mekkennâ lehû fi-l'arḍi veâteynâhü min külli şey'in sebebâ.

    Süleymaniye Vakfı

    (Allah dedi ki:) Ona yeryüzünde geniş imkanlar sağladık ve ona her şeyin yolunu (bulacak yetkinlik) verdik. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zülkarneyn'in, Allah'ın verdiği imkanları iyi kullanan, asla şımarmayan ve kimseden beklentisi olmayan iyi bir insan olduğu anlaşılmaktadır. Genelde insanlar, kendilerini yeterli gördüklerinde nankörlük eder, taşkınlık yaparlar (Bakara 2/258, İsra 17/67, Kasas 28/77-78, Zümer 39/49, Leyl 92/4-11, Alak 96/6-7). Bu ayetler, Allah'ın geniş imkanlar verdiği Zülkarneyn'i, insanlara yapacağı muamele ile imtihan ettiğini gösterir. Allah her insanı, böyle zorlu bir imtihandan geçirir (Furkan 25/56-57, Müzzemmil 73/19, İnsan 76/2-4, 29-30, Nebe 78/39-40).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 84. ayet

  3. Kehf suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 85. ayet. فَأَتْبَعَ سَبَبًا

    feetbe`a sebebâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra o yollardan birini takip etti.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 85. ayet

  4. Kehf suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 86. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِى عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوْمًا قُلْنَا يَٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِمَّآ أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّآ أَن تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْنًا

    ḥattâ iẕâ belega magribe-şşemsi vecedehâ tagrubü fî `aynin ḥamietiv vevecede `indehâ ḳavmâ. ḳulnâ yâ ẕe-lḳarneyni immâ en tü`aẕẕibe veimmâ en tetteḫiẕe fîhim ḥusnâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Güneş'in batmış olduğu /sürekli ufkun altında olduğu bir yere dipnot 1 ulaşınca Güneş'i, kara balçıklı bir su kaynağında batıyorken buldu. Oranın yanında bir topluluk da buldu. "Ey Zülkarneyn!" dedik, "Onlara azap edebileceğin gibi onlara karşı güzel bir davranış da gösterebilirsin." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güneş'in battığı yer, görünmediği yerdir. Dünya yuvarlak olduğu için gözlemcinin olduğu yere göre Güneş'in batmadığı bir nokta yoktur. Böyle bir nokta olmadığı için oraya gitmek diye bir şey olamaz. Zülkarneyn'in gittiği yere "Güneş'in battığı yer" dendiğine göre bu söz, "Güneş'in gün boyu ufkun altında olduğu yer" dışında bir anlam ifade edemez. Böyle bir yer, ancak kutup bölgelerinde olur. Zülkarneyn oraya Güneş batarken gittiğinden, Güneşsiz günlerin başlangıcında gitmiş olur. Güneş'in kaybolduğu tarafı görebildiği için oraya gündüzün gitmiştir. Çünkü Güneş'in görünmediği yerlerde de gündüz aydınlığı olur ve gündüzün bütün bölümleri yaşanır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah Teala her insanla bir şekilde konuşabilir (Şura 42/51). Nitekim Adem aleyhisselam nebi olmadan önce Allah onunla konuşmuş (Taha 20/115-122) ve ona, evrendeki bilgileri öğretmiştir (Bakara 2/31). Allah'ın Zülkarneyn ile yaptığı bu konuşma da onun nebi olduğunu göstermez. Eğer nebi olsaydı Allah ona, insanları müjdeleme ve uyarma görevi verirdi (Bakara 2/213).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 86. ayet

  5. Kehf suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 87. ayet. قَالَ أَمَّا مَن ظَلَمَ فَسَوْفَ نُعَذِّبُهُۥ ثُمَّ يُرَدُّ إِلَىٰ رَبِّهِۦ فَيُعَذِّبُهُۥ عَذَابًا نُّكْرًا

    ḳâle emmâ men żaleme fesevfe nü`aẕẕibühû ŝümme yüraddü ilâ rabbihî feyü`aẕẕibühû `aẕâben nükrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Dedi ki: "Kim zalimlik ederse/ yanlışa dalarsa biz ona azap edeceğiz. Sonra Rabbinin huzuruna çıkarılacak, o da ona kötü bir şekilde azap edecektir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 87. ayet

  6. Kehf suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 88. ayet. وَأَمَّا مَنْ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَلَهُۥ جَزَآءً ٱلْحُسْنَىٰ وَسَنَقُولُ لَهُۥ مِنْ أَمْرِنَا يُسْرًا

    veemmâ men âmene ve`amile ṣâliḥan felehû cezâen-lḥusnâ. veseneḳûlü lehû min emrinâ yüsrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama kim inanıp güvenir ve iyi iş yaparsa ödül olarak en güzeli onundur. Ona işlerimizden kolay olanı (yapmalarını) söyleyeceğiz."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 88. ayet

  7. Kehf suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 89. ayet. ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

    ŝümme etbe`a sebebâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra bir yolu daha takip etti.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 89. ayet

  8. Kehf suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 90. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَىٰ قَوْمٍ لَّمْ نَجْعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتْرًا

    ḥattâ iẕâ belega maṭli`a-şşemsi vecedehâ taṭlü`u `alâ ḳavmil lem nec`al lehüm min dûnihâ sitrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Güneş'in doğmuş olduğu /sürekli ufkun üstünde bulunduğu yere varınca Güneş'i bir topluluğun üzerine doğmuş halde buldu. Güneş'le o topluluk arasına bir perde koymamıştık. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güneş'in doğarken göründüğü yer, kimsenin ulaşamayacağı bir yerdir. Gözlemci ulaşmak istedikçe ondan uzaklaşır. Zülkarneyn gidebildiğine göre orası, Güneş'in sürekli göründüğü ve beyaz gecelerin yaşandığı kutup bölgesi olur. Güneş ile o topluluk arasında engel olmaması, o bölgede Güneş'in gün boyunca görülmesini engelleyecek herhangi bir şey (dağ, tepe, ormanlık, vb.) olmadığını gösterir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 90. ayet

  9. Kehf suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 91. ayet. كَذَٰلِكَ وَقَدْ أَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْرًا

    keẕâlik. veḳad eḥaṭnâ bimâ ledeyhi ḫubrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte böyle; Biz onun (Zülkarneyn'in) yanında olan her şeyi tam olarak biliyorduk.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 91. ayet

  10. Kehf suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 92. ayet. ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

    ŝümme etbe`a sebebâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra bir yolu daha takip etti.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 92. ayet

  11. Kehf suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 93. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيْنَ ٱلسَّدَّيْنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوْمًا لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا

    ḥattâ iẕâ belegae beyne-sseddeyni vecede min dûnihimâ ḳavmel lâ yekâdûne yefḳahûne ḳavlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İki seddin arasına varınca setlerin alt tarafında, söylenenleri neredeyse hiç anlamayan bir topluluğa rastladı.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 93. ayet

  12. Kehf suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 94. ayet. قَالُوا۟ يَٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجًا عَلَىٰٓ أَن تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدًّا

    ḳâlû yâ ẕe-lḳarneyni inne ye'cûce veme'cûce müfsidûne fi-l'arḍi fehel nec`alü leke ḫarcen `alâ en tec`ale beynenâ vebeynehüm seddâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Yecüc ile Mecüc dipnot 1 (toplulukları) bu topraklarda bozgunculuk yapıyor. Onlarla aramızda bir set yapman karşılığında sana bir ödeme yapsak olur mu?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette Ye'cuc ile Me'cuc'a işaret eden zamirlerin ve fiil çekimlerinin çoğul olması nedeniyle, bunların birer topluluk adı olduğu anlaşılır. Bunun dışında kim olduklarına dair söylenenlerin, tarihi ya da Kur'ani somut bir delili bulunmamaktadır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 94. ayet

  13. Kehf suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 95. ayet. قَالَ مَا مَكَّنِّى فِيهِ رَبِّى خَيْرٌ فَأَعِينُونِى بِقُوَّةٍ أَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْمًا

    ḳâle mâ mekkennî fîhi rabbî ḫayrun fee`înûnî biḳuvvetin ec`al beyneküm vebeynehüm radmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Dedi ki: "Rabbimin bana verdiği imkanlar (sizin vereceğinizden) daha iyidir. Siz iş gücüyle bana yardımcı olun ki sizinle onların arasına bir dolgu set yapayım.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 95. ayet

  14. Kehf suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 96. ayet. ءَاتُونِى زُبَرَ ٱلْحَدِيدِ حَتَّىٰٓ إِذَا سَاوَىٰ بَيْنَ ٱلصَّدَفَيْنِ قَالَ ٱنفُخُوا۟ حَتَّىٰٓ إِذَا جَعَلَهُۥ نَارًا قَالَ ءَاتُونِىٓ أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْرًا

    âtûnî zübera-lḥadîd. ḥattâ iẕâ sâvâ beyne-ṣṣadefeyni ḳâle-nfüḫû. ḥattâ iẕâ ce`alehû nâran ḳâle âtûnî üfrig `aleyhi ḳiṭrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Bana demir kütleleri getirin." İki seddin etekleri arası dolup düzlenince "Körükleyin!" dedi. Demiri kora çevirince "Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim." dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 96. ayet

  15. Kehf suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 97. ayet. فَمَا ٱسْطَٰعُوٓا۟ أَن يَظْهَرُوهُ وَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ لَهُۥ نَقْبًا

    feme-sṭâ`û ey yażherûhü veme-steṭâ`û lehû naḳbâ.

    Süleymaniye Vakfı

    (Set tamamlanınca) artık Yecüc ile Mecüc'ün onun üstüne çıkmaya da delip geçmeye de güçleri yetmedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 97. ayet

  16. Kehf suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 98. ayet. قَالَ هَٰذَا رَحْمَةٌ مِّن رَّبِّى فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ رَبِّى جَعَلَهُۥ دَكَّآءَ وَكَانَ وَعْدُ رَبِّى حَقًّا

    ḳâle hâẕâ raḥmetüm mir rabbî. feiẕâ câe va`dü rabbî ce`alehû dekkâ'. vekâne va`dü rabbî ḥaḳḳâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Zülkarneyn dedi ki: "Bu Rabbimin bir ikramıdır. Rabbimin vaat ettiği gün gelince, bunu yerle bir edecektir. Rabbimin vaadi gerçektir."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 98. ayet

  17. Kehf suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 99. ayet. وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِى بَعْضٍ وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَجَمَعْنَٰهُمْ جَمْعًا

    veteraknâ ba`ḍahüm yevmeiẕiy yemûcü fî ba`ḍiv venüfiḫa fi-ṣṣûri fecema`nâhüm cem`â.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 99. ayet

  18. Kehf suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 100. ayet. وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لِّلْكَٰفِرِينَ عَرْضًا

    ve`araḍnâ cehenneme yevmeiẕil lilkâfirîne `arḍâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 100. ayet

  19. Kehf suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 101. ayet. ٱلَّذِينَ كَانَتْ أَعْيُنُهُمْ فِى غِطَآءٍ عَن ذِكْرِى وَكَانُوا۟ لَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعًا

    elleẕîne kânet a`yünühüm fî giṭâin `an ẕikrî vekânû lâ yesteṭî`ûne sem`â.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 101. ayet

Amelce en çok ziyanda olanlar ve kapanış 102–110

  1. Kehf suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 102. ayet. أَفَحَسِبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَن يَتَّخِذُوا۟ عِبَادِى مِن دُونِىٓ أَوْلِيَآءَ إِنَّآ أَعْتَدْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَٰفِرِينَ نُزُلًا

    efeḥasibe-lleẕîne keferû ey yetteḫiẕû `ibâdî min dûnî evliyâ'. innâ a`tednâ cehenneme lilkâfirîne nüzülâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 102. ayet

  2. Kehf suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 103. ayet. قُلْ هَلْ نُنَبِّئُكُم بِٱلْأَخْسَرِينَ أَعْمَٰلًا

    ḳul hel nünebbiüküm bil'aḫserîne a`mâlâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 103. ayet

  3. Kehf suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 104. ayet. ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعًا

    elleẕîne ḍalle sa`yühüm fi-lḥayâti-ddünyâ vehüm yaḥsebûne ennehüm yuḥsinûne ṣun`â.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 104. ayet

  4. Kehf suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 105. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ وَلِقَآئِهِۦ فَحَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فَلَا نُقِيمُ لَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَزْنًا

    ülâike-lleẕîne keferû biâyâti rabbihim veliḳâihî feḥabiṭat a`mâlühüm felâ nüḳîmü lehüm yevme-lḳiyâmeti veznâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 105. ayet

  5. Kehf suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 106. ayet. ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُمْ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُوا۟ وَٱتَّخَذُوٓا۟ ءَايَٰتِى وَرُسُلِى هُزُوًا

    ẕâlike cezâühüm cehennemü bimâ keferû vetteḫaẕû âyâtî verusülî hüzüvâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte böyle! Kafirlik etmelerinin, ayetlerimi ve elçilerimi hafife almalarının karşılığı cehennemdir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gözlerini Allah'ın kitabına kapayan, ondaki doğru bilgileri dinlemeye tahammül edemeyip din konusunda, kendilerine yakın gördükleri kişilere uyanlar kafir olurlar ve cehenneme giderler (Kehf 18/100-102). Onların yaptığı iyi davranışlar boşa gitmeceğinden Ahirette onlar için tartı kurulacaktır (Müminun 23/99-104). Bir de Allah'ın dinine karşı yanlış yaptıkları halde iyi şeyler yaptıklarını sananlar vardır. Bunlar münafıklık eden (Maide 5/52-53, Tevbe 9/68-69), dininden saptırmak için mücadele edenlere boyun eğip dinden dönen (Bakara 2/217) doğruları bildikleri halde ayetleri görmezden gelip şirke düşen ama yine de kendini dindar gösteren (Tevbe 9/17), ayetler karşısında ve ahiretle ilgili konularda yalan sarılan (A'raf 7/146-147), sonuç olarak kendisi yoldan çıktığı gibi başkalarını da çıkarmaya çalışanlar vardır (A'raf 7/45). Onların yaptığı iyi davranışlar boşa gideceğinden Ahirette onlar için tartı kurulmayacaktır (Kehf 18/103-106).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 106. ayet

  6. Kehf suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 107. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلْفِرْدَوْسِ نُزُلًا

    inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti kânet lehüm cennâtü-lfirdevsi nüzülâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara gelince, onların ağırlanmaları için Firdevs cennetleri vardır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ahiretteki Cennet, "Adn cennetleri" olarak nitelenir (Meryem 19/60-63). Bir diğer niteleme biçimi de "Firdevs"tir (Müminun 23/1-11). Bunlar, Cennet'in ortak özelliklerini ifade eden nitelemelerdir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 107. ayet

  7. Kehf suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 108. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يَبْغُونَ عَنْهَا حِوَلًا

    ḫâlidîne fîhâ lâ yebgûne `anhâ ḥivelâ.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 108. ayet

  8. Kehf suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 109. ayet. قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا

    ḳul lev kâne-lbaḥru midâdel likelimâti rabbî lenefide-lbaḥru ḳable en tenfede kelimâtü rabbî velev ci'nâ bimiŝlihî mededâ.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını daha onlara katsak Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenir." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Kehf suresi, 109. ayet

  9. Kehf suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 110. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَٰلِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدًۢا

    ḳul innemâ ene beşerum miŝlüküm yûḥâ ileyye ennemâ ilâhüküm ilâhüv vâḥid. femen kâne yercû liḳâe rabbihî felya`mel `amelen ṣâliḥav velâ yüşrik bi`ibâdeti rabbihî eḥadâ.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ben de tıpkı sizin gibi bir beşerim, bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor. dipnot 1 Kim Rabbinin huzuruna varmayı bekliyorsa dipnot 2 iyi işler yapsın ve Rabbine kullukta hiçbir şeyi (ona) ortak etmesin!" dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Tövbe edilmediği takdirde bağışlanmayacak olan tek günah şirktir (Nisa 4/48, 116) ve Allah, müşrik olarak ölenlere Cennet'i haram kılacağını bildirmiştir (Maide 5/72).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 110. ayet