Diyanet İşleri
Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 115. ayet. وَمَا يَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَلَن يُكْفَرُوهُ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ
vemâ yef`alû min ḫayrin feley yükferûh. vellâhü `alîmüm bilmütteḳîn.
Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitap ehlinin hepsi bir değildir; sırdaş edinmeyin Âl-i İmrân 111–120 3
Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve (mü'min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah'ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah'ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi.
Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyan bir topluluk da vardır.
Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.
Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.
İnkar edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah'a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.
Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size ayetleri açıkladık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
115. Daha sonra Yüce Allah az olsun, çok olsun hayır türünden işledikleri her bir şeyi, iman ve ihlâs ile yapılmış olması şartı ile kabul edeceğini haber vermektedir. “Ondan mahrum bırakılmayacaklardır.” Yani onların işledikleri asla inkâr olunmayacak ve boşa gitmeyecektir. “Allah takvâ sahiplerini çok iyi bilendir.” Takvâ sahipleri ise hayırları işleyen, haramları terk eden ve bunları da Allah’ın rızasını ve mükafatını elde etmek maksadıyla yapanlardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar az ya da çok ne hayır işlerlerse sevabı zayi olmayacak ve ecri eksilmeyecektir. Allah emirlerini yerine getiren ve yasaklarından sakınan takva sahiplerini hakkıyla bilmektedir. Yapmış oldukları ameller O'na gizli kalmaz. O, buna göre size karşılığını verecektir.
Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Hayır
Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır…
Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Hayır
Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar…
Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Hayır
Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer…
Ortak kavram: Hayır
Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…
Ortak kavram: Hayır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Ortak kavram: Hayır
Eğer onlar iman edip Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı, Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yaptıkları hiçbir iyilik inkâr edilmeyecektir (karşılıksız bırakılmayacaktır). Allah muttakîleri (duyarlı olanları) bilendir.
Onların yaptığı hiç bir iyilik zayi olmayacaktır: çünkü Allah sorumlu davrananları çok iyi bilir.
Onların yaptığı hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır: çünkü Allah, Kendisine karşı sorumluluklarının bilincinde olanları iyi bilir.
Yaptıkları hayırlar asla inkar edilmeyecektir. Allah korunanların varlığındaki Esma'sıyla Aliym'dir.
Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah, muttakileri bilendir.
Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takvâ sahiplerini hakkıyla bilendir.
Yaptıkları hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmaz. Çünkü Allah, sorumluluk bilinci taşıyanları bilir.
Onların yaptığı hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır; çünkü Allah, takva sahiplerini iyi bilir.
Yaptıkları hiçbir iyilik karşılıksız kalmayacaktır. ALLAH erdemlileri çok iyi bilir.
Yaptıkları hiç bir iyilik karşılıksız kalmıyacaktır. ALLAH erdemlileri çok iyi bilir.
Ne hayır işlerlerse, asla karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini çok iyi bilir.
ve hayra dair her ne yaparlarsa hiç bir zaman ona küfran ile karşılanmayacaklardır, ve Allah o müttakileri bilir
Yaptığınız hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, kendisine karşı takvalı davrananları en iyi bilendir.
Yaptığınız hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, kendisine karşı takvalı davrananları en iyi bilendir.
Onların, yaptıkları hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, kendisine karşı takvalı dipnot 1 davrananları en iyi bilendir.
Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar (yükferuh). Tanrı, muttakileri bilendir.
Onlar ne hayır işlerlerse elbette On (un mükafatların) dan mahrum bırakılmayacaklar. Allah, takvaa saahiblerini pek iyi bilendir.
Ne hayır yaparlarsa; ondan mahrum bırakılacak değildirler. Ve Allah, takva sahiblerini bilir.
(110-117) Siz, İnsanlar için çıkarılmış iyi bir ümmetsiniz, bilineni / tanınanı emredersiniz bilinmezden / tanınmazdan sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz , keşke Kitap halkı / ehli iman etse idi onlar için iyi olurdu , onlardan iman edenler varsa da çoğunluğu yoldan çıkmıştır / fasıktır. Size sadece eziyet ederek zarar verebilirler , sizinle savaş edildiğinde arkalarını dönerler, onlara yardım edilmez. Onlara nerede olurlarsa olsun lar zillet vurulmuştur , Allah’ın ve insanların ipine sarılanlar hariçtir, Allah’tan bir azaba uğramışlardır , onlara yoksulluk vurulmuştur , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok saymalarından ve nebileri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır , bu, onların baş kaldırıp taşkınlık yapmaları sebebiyledir. Ehli kitap içindeki var olan bir topluluk bunlarla aynı değildirler , Onlar Allah’ın ayetlerini gece anlarında okurlar ve onlar secde de ederler, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, bilineni / tanınanı emreder, belirsiz olandan / tanınmayandan sakınırlar, iyilikte yarışırlar, işte onlar salihlerdendir. Hayır olarak ne yaparlarsa kesinlikle onlar, asla yok sayılmazlar Allah sakınanları bilir. Kafirlerin malları ve evlatları Allah’tan olana karşı bir fayda sağlamadı, işte onlar ateş halkıdır, orada kalıcıdırlar. Bu dünya hayatında harcamayanların / infak etmeyenlerin durumu , içi kavurucu olan bir rüzgârın kendilerine zulmetmiş kavmin ekinine isabet etmesine benzer ki, o / ekin helak olmuştur. Allah onlara zulmetmedi lakin onlar, kendilerine zulmettiler. 118, 119,120, (SİZE BİR GÜZELLİK DOKUNDUĞUNDA TASALANANLARI NASIL DOST EDİNEBİLİRSİNİZ Kİ? Ey iman edenler sizin dışınızdakileri dost edinmeyin , size bir rahatsızlık vermekten çekinmezler , sıkıntıya düşmenizi arzularlar, içlerindeki nefret ağışlarından taşmaktadır , göğüslerinde ki gizledikleri ise daha da büyüktür , eğer aklediyorsanız ayetleri size açıklıyoruz. Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar sizi sevmez ler, siz kitapların hepsine iman edersiniz , onlar sizle buluştuklarında derler ki “iman ettik”, tek başlarına kaldıklarında ise kinlerinden parmaklarını ısırırlar , de k kininizd en ölün, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilir. Eğer size bir iyilik dokunursa tasalanırlar, size bir kötülük değerse onunla rahatlarlar / ferahlarlar, eğer sabreder ve sakınırsanız onların tuzakları size bir zarar vermez, Allah onların yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır.
Yaptıkları hiçbir iyilik inkâr edilmeyecektir. Allah muttakileri çok iyi bilmektedir.
Yapacakları hiçbir iyilik inkar edilmeyecektir. Şüphesiz Allah, (günahlardan) korunanları bilmektedir.
Onların yaptığı hiçbir iyilik asla göz ardı edilmeyecektir. dipnot 1 Allah, kendini yanlışlardan koruyanları bilir.
Bunların yaptığı hiçbir iyilik göz ardı edilmez. Allah, kendisinden çekinerek korunanları bilir.
Ne hayır yaparlarsa, karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah muttakileri çok iyi bilmektedir.
Ne hayır yaparlarsa, ondan mahrum bırakılacak değillerdir. Allah muttakileri, çok iyi bilmektedir.
Yapmakta oldukları/yapacakları hiçbir hayır, nankörlükle karşılanmayacak/karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini çok iyi bilmektedir.
Whatever good they do, they shall never be denied the fruit nor the reward of any deed imprinted with wisdom and piety. Allah is fully aware of those who entertain the profound reverence dutiful to Him.
and they will not be denied [the reward] for whatever good deeds they do: God knows exactly who is conscious of Him.
Of the good that they do, nothing will be rejected of them; for Allah knoweth well those that do right.
Whatever good they do shall not go unappreciated, and Allah fully knows those who are pious.
You will not be denied the reward for any good thing you do. Allah knows those who have taqwa.
And whatever good they do, nothing will be rejected of them; for Allâh knows well those who are Al-Muttaqûn (the pious - See V.2:2).
And whatever good they do, they will not go unappreciated for it, and Allah knows best the Godwary.
And whatever good they do, they shall not be denied its due recognition. And Allâh knows well those who guard against evil.
And whatsoever good you do, you shall not be denied the just reward of it; and God knows the godfearing.
All their good deeds will be accepted by God. God is fully aware of (and rewards) the righteous.
What ye do of good surely God will not deny, for God knows those who fear.
What they do of good will not be turned back, and God is aware of the conscientious.
And ye shall not be denied the reward of the good which ye do; for God knoweth the pious.
What good they do, surely Allah will not deny its merit, for Allah is Aware of those who fear (or repel) evil.
And whatever charity they perform, (then) they will never be disavowed (the reward of it), and Allah is Ever-Knowing of the pious.
And whatever good they do, they will not be denied the meed thereof. Allah is Aware of those who ward off (evil).
And the good they do will not go unaccepted; for God is aware of those who keep away from evil.
And whatever good they do, they shall never be denied the reward thereof: for, God has full knowledge of those who are conscious of Him.
They will never be denied the reward for any good they have done. And Allah has ˹perfect˺ knowledge of those mindful ˹of Him˺.
And what they do of good will not be turned back, and God is aware of the righteous.
Any good they do will not go unrewarded. GOD is fully aware of the righteous.
And whatever good they do - never will it be removed from them. And Allah is Knowing of the righteous.
And what they do of good, they will not be denied it; and God knows those of prudent fear.
No benevolent actions of this kind shall go un-rewarded. Allah knows those who walk aright.
From the good that they do, nothing will be rejected from them; For Allah knows well those that do right (and act righteously).
Whatever good they do, they shall never go unappreciated for it. Allah is All-Aware of the God-fearing.
And what they do of good will not be turned back, and God is aware of the righteous.