Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 165. ayet

Âl-i İmrân suresi, 165. ayet. أَوَلَمَّآ أَصَٰبَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَدْ أَصَبْتُم مِّثْلَيْهَا قُلْتُمْ أَنَّىٰ هَٰذَا قُلْ هُوَ مِنْ عِندِ أَنفُسِكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

evelemmâ eṣâbetküm müṣîbetün ḳad eṣabtüm miŝleyhâ ḳultüm ennâ hâẕâ. ḳul hüve min `indi enfüsiküm. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

Diyanet İşleri

Onların (müşriklerin) başına (Bedir'de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud'da) sizin başınıza geldiğinde, "Bu, nereden başımıza geldi?" dediniz, öyle mi? De ki: "O (musibet), kendinizdendir." Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 162–168 · surenin 165. ayeti / 200

Konu Uhud'un muhasebesi; şehitler diridir Âl-i İmrân 165–175 3

  1. Âl-i İmrân 162

    Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!

  2. Âl-i İmrân 163

    Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.

  3. Âl-i İmrân 164

    Andolsun, Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

  4. 165

    Onların (müşriklerin) başına (Bedir'de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud'da) sizin başınıza geldiğinde, "Bu, nereden başımıza geldi?" dediniz, öyle mi? De ki: "O (musibet), kendinizdendir." Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

  5. Âl-i İmrân 166–167

    (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

  6. Âl-i İmrân 168

    (Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" diyen kimselerdir. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

165. Bu buyruk, Uhud günü mü’minler musibete uğrayıp da onlardan yaklaşık yetmiş kişinin öldürülmesi üzerine Allah’ın mü’min kullarına yönelik bir tesellisidir. Allah onlara şöyle buyurmaktadır: Siz müşriklerin “başına iki katını getirdiğiniz bir musibet…” yâni siz Bedir günü onların ileri gelenlerinden yetmiş kişiyi öldürmüş ve yetmiş kişiyi esir almıştınız. O bakımdan bu musibetiniz hafiflesin ve meselenin büyüklüğü gözünüzde küçülsün. Üstelik siz onlarla eşit de değilsiniz. Çünkü sizden öldürülenler cennette, onlardan öldürülenler ise ateştedir.

“Bu bize nereden geldi?” Yâni bu başımıza gelen musibet nereden geldi ve biz nasıl yenildik, bozguna uğradık? “De ki: O, kendinizdendir.” Allah size sevdiğiniz şey olan zaferi gösterdikten sonra, ayrılığa düştünüz, emre itaatsizlik ettiniz. O bakımdan kendi kendinizi kınayın; helâke götüren sebeplerden sakınıp uzak durun.

“Şüphesiz Allah her şeye güç yetirendir.” O bakımdan sakın Allah hakkında kötü zan beslemeyin. Şüphesiz ki O size yardıma, size zafer vermeye güç yetirendir. Ancak O, sizi imtihan edip musibete uğratmakta eksiksiz hikmet sahibidir. “Eğer Allah dileseydi elbette onlardan intikam alırdı. Fakat kiminizi kiminizle sınamak için (böyle yaptı).” (Muhammed, 47/4)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Müminler!- Uhud'da hezimete uğradığınızda sizin başınıza musibet gelmişti. Bedir günü iki kat fazla öldürüp esir alarak düşmanınıza zarar vermiştiniz. Sizden bir kısmı öldürüldüğünde, dediniz ki: "Bizler Müslümanlarız, Rasûlullah aramızda olduğu halde bu musibet bize nereden geldi?" -Ey Peygamber! De ki: "Sizin başınıza isabet edenler, tartıştığınız zaman ve Rasûlullah'ın (emrine) karşı gelmenizden dolayı geldi." Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Dilediğine yardım eder ve dilediğine de yardım etmez.

Kelimeler

20 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَوَلَمَّآ evelemma için mi?
  2. أَصَـٰبَتْكُم esabetkum size geldiği kök: صوب
  3. مُّصِيبَةٌۭ musibetun bir bela kök: صوب
  4. قَدْ kad doğrusu
  5. أَصَبْتُم esabtum onların başlarına getirdiğiniz halde kök: صوب
  6. مِّثْلَيْهَا misleyha onun iki katını kök: مثل
  7. قُلْتُمْ kultum dediniz kök: قول
  8. أَنَّىٰ enna nereden (başımıza geldi) kök: اني
  9. هَـٰذَا ۖ haza bu
  10. قُلْ kul de ki kök: قول
  11. هُوَ huve O (bela)
  12. مِنْ min
  13. عِندِ indi -dendir kök: عند
  14. أَنفُسِكُمْ ۗ enfusikum kendiniz- kök: نفس
  15. إِنَّ inne şüphesiz
  16. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  17. عَلَىٰ ala üzerine
  18. كُلِّ kulli her kök: كلل
  19. شَىْءٍۢ şey'in şey kök: شيا
  20. قَدِيرٌۭ kadirun kadirdir kök: قدر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık…

  • Aynı kök: اني (36 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

  • Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın…

  • Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip…

  • Ra'd 17 olası

    Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bedir'de düşmanınızın) başına iki katını getirdiğiniz bir musibet, (Uhud'da) kendi başınıza geldiği için mi "Bu nasıl oluyor?" demiştiniz? De ki: "O kendi (kusuru)nuzdandır. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette insanların başına gelen sıkıntıların bir kısmının kendi hak edişlerinin karşılığı olduğuna dikkat çekilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Onları iki kat musibete uğrattıktan hemen sonra, o musibet sizin başınıza da geldi diye "Bu başımıza nereden geldi?" diye soruyorsunuz, öyle mi? De ki: "Sizin kendi yüzünüzden!" Hiç kuşku yok ki Allah, dilediği her şeyi yapmaya kadirdir.

Muhammed Esed

(Düşmanlarınızı) iki misli musibete uğrattıktan sonra şimdi aynı musibet sizin başınıza geldi diye, kendi kendinize "Bu nasıl oldu?" diye soruyorsunuz, öyle mi? De ki: "O, sizin kendi eserinizdir." Doğrusu, Allah dilediği her şeyi yapmaya kadirdir:

Ahmed Hulusi

Düşmanlarınıza iki katını tattırdığımız bir musibet sizin başınıza gelince "Bu nasıl, neden oldu?" diyorsunuz. De ki: "O, nefsaniyetinizin getirisidir!" Kesinlikle, Allah her şeye Kaadir'dir.

Ali Bulaç

Başınıza bir bela gelince niçin: "Bu nereden?" diyorsunuz? Halbuki siz (Bedir'de) onların (düşmanların) başlarına bunun iki katı bela getirmiştiniz. Ey Peygamber, onlara de ki: "Bu belayı kendi başınıza siz getirdiniz." Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.

Ali Özek ve heyeti

(Bedir'de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud'da) kendi başınıza geldiği için mi «Bu nasıl oluyor!» dediniz? De ki: O , kendi kusurunuzdandır. Allah, şüphesiz, her şeye kadirdir.

Ali Rıza Safa

Başınıza bir yıkım geldiğinde, bunun iki katını onların başına getirmiş olmanıza karşın, "Nasıl oldu bu?" dediniz. De ki: "Kendi yüzünüzden!" Kuşkusuz, Allah, her şeye Gücü Yetendir.

Bayraktar Bayraklı

İki katını Bedir'de düşmanınızın başına getirdiğiniz musibetten sonra, şimdi sizin başınıza da bir musibet geldiğinde, kendi kendinize, "Bu nasıl oldu?" diye soruyorsunuz, öyle mi?! De ki: "O sizin eserinizdir. Kuşkusuz Allah, dilediği herşeyi yapmaya kadirdir."

Edip Yüksel

Uğradığınız zararın iki katını verdiğiniz halde, "Bu da niçin" dediniz. De ki: "musibet, kendi tarafınızdandır." ALLAH her şeye Kadirdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Uğradığınız zararın iki katını (düşmanınıza) verdiğiniz halde, 'Bu da niçin,' dediniz. De ki, '(O) musibet, kendi tarafınızdandır.' ALLAH her şeye Kadirdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Düşmanlarınızın başına iki mislini getirdiğiniz bir bela kendi başınıza gelince mi: "Bu nereden?" dediniz? De ki: "O, kendi tarafınızdandır." Çünkü Allah, her şeye gücü yetendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Böyle iken size hasımlarınızın başına iki mislini getirdiğiniz bir musıbet isabet ediverince bu nereden mi dediniz? Deki o kendi tarafınızdan çünkü Allah her şey'e kadir

Erhan Aktaş

ki katını tattırdığınız musibet, kendinize isabet edince, "Bu nereden geldi" mi diyorsunuz? De ki: "Bu kendi nefsinizdendir." Kuşkusuz Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İki katını tattırdığınız musibet, kendinize isabet edince, "Bu nereden geldi" mi diyorsunuz? De ki: "Bu kendi nefsinizdendir." Kuşkusuz Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İki katını tattırdığınız musibet, kendinize isabet edince, "Bu nereden geldi?" mi diyorsunuz? De ki: "Bu kendi nefsinizdendir." Kuşkusuz, Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

Gültekin Onan

İki misline uğrattığınız bir musibet size isabet edince mi: "Bu nereden" dediniz ? De ki: "O, sizin kendinizdendir." Şüphesiz Tanrı, herşeye güç yetirendir.

Hasan Basri Çantay

Size (Bedirde) onlara iki katını başlarına getirdiğiniz bir bela (Uhudde) kendinize çatmış olduğu için mi "Bu, nereden (geldi)" dediniz? De ki: "O, kendi katınızdandır". Şüphesiz ki Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.

İbni Kesir

Onları iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca; bu nereden? dediniz. De ki: O, kendinizdendir. Doğrusu Allah herşeye kadirdir.

Mehmet Alagaş

(162-173) Hiç Allah’ın hoşnutluğuna uyan kimse Allah’ın hışmına uğrayanlar gibi olur mu? Onların varacakları yer cehennemdir, ne kötü bir dönüş yeridir. Onların / Allah’ın rızasına uyanların Allah’ın yanında dereceleri vardır , Allah yaptıklarını görendir. Kesin olan şu ki, Allah müminlere içlerinde kendilerinden bir Resul yaratarak minnette bulunmuştur , onlara O’nun / Allah’ın ayetlerini sesli okuyor. Bundan önce apaçık bir sapıklık içinde olmalarına rağmen onları arındırıyor / tezkiye ediyor , onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor. Onlara bir musibet isabet ettiğinde ki onlara siz iki katını isabet ettirmiştiniz (Sizin Uhud ta yetmiş kaybınız oldu bedirde onlara yetmiş esir yetmiş ölü yani yüz kırk kayıp verdirmiştiniz) dediniz ki nereden bu? De ki O kendinizde olandan (Başınıza gelen kendi ettiğinizden) Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. İki cemaatin karşılaştığı gün başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir ve iman edenlerin bilinmesi içindi ve münafıkların bilinmesi içindi. Onlara ya Allah yolunda savaşın yahut savunmada / müdafaada bulunun denildi, dediler ki savaşmayı bilseydik size uyardık , O gün onlar kafirliğe onlardan imanca daha yakındılar , ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı , kalplerinde neyi sakladıklarını en iyi Allah bilir. Onlar oturdular ve kardeşleri için dediler ki bize uysalardı öldürülmezlerdi de ki eğer doğru sözlüler iseniz kendinizden ölümü savuşturun / uzaklaştırın. Allah yolunda öldürülenleri ölü olarak değerlendirme / hesap etme , bilakis onlar diridirler Rablerinin yanında rızıklandırılırlar, Allah’ın kendilerine fazlından verdiklerinden dolayı sevinçlidirler , arkalarından gelerek henüz kendilerine katılmamış olanları / ilhak olamayanları da müjdelerler, onlara korku yoktur, onlara üzüntü / hüzün yoktur. Allah’ın nimetlerini ve fazlını müjdelerler, Allah’ta iman edenlerin ödüllerini / ecirlerini zayi etmez. Kendilerine bir yara isabet ettikten sonra Allah’a ve Resulünü çağrısına cevap verenlere / icabet edenlere, güzel davranıp, sakınanlara , kocaman bir ecir vardır. Onlar öyleleridirler ki; insanlar kendilerine “insanlar size karşı ordu toparladılar korkun onlardan” dediklerinde onların imanı artar ve derler ki “Allah bize yeterlidir ve vekil olması ne büyük nimettir.” Bunun üzerine kendileri ne herhangi bir kötülük dokunmadan Allah’ın fazlından bir nimet olarak döndüler , A llah’ın hoşnutluğuna uydular, Allah büyük bir bolluk / fazıl sahibidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

Süleyman Ateş

Başınıza bir bela gelince -siz, onun iki katını onların başlarına getirmiş olduğunuz halde yine- Bu nereden başımıza geldi?" dediniz. De ki: "O (bela), kendinizdendir." Allah, herşeye kadirdir.

Süleymaniye Vakfı

(Düşmanlarınıza) iki katını verdiğiniz musibet dipnot 1 sizin başınıza geldiğinde "Bu da nereden çıktı?" dediniz. De ki: "O, kendinizden kaynaklandı!" dipnot 2 Muhakkak ki Allah her şeye bir ölçü koyar. dipnot 3

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müslümanlar Bedir Savaşında, düşmandan 70 kişiyi öldürmüş, 70 kişiyi de esir almışlardı. Uhud Savaşında da düşmanlar, Müslümanlardan 70 kişiyi şehit etmişti (İbn Kesir).
  2. metne dön, dipnot 2
    Uhud yenilgisinin sebebi, yukarıdaki ayetlerde belirtilmişti. (Al-i İmran 3/152-153)
  3. metne dön, dipnot 3
    Allah'ın savaş ile ilgili olarak koyduğu ölçülere uymayan kaybeder. (Enfal 8/15-16,45-47,57,67,68; Muhammed 47/4)

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Başınıza bir olay gelince dipnot 1 "Bu da nereden çıktı?" demeniz mi gerekir? Siz karşı tarafa bunun iki katını yapmıştınız. De ki "O, sizden kaynaklandı dipnot 2 . Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır dipnot 3 ."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uhud'da yenildiğiniz zaman
  2. metne dön, dipnot 2
    Uhud yenilgisinin sebebi, okçuların disiplinsizliğidir. Yukarıdaki ayetlerde belirtilmiştir (Bkz. Al-i İmran 3/152)
  3. metne dön, dipnot 3
    Kim Allah'ın savaşla ilgili koyduğu ölçülere uymazsa o kaybeder. Allah'ın savaş ile ilgili koyduğu ölçülerden bazıları için Bkz. : (Enfal 8/15, 16), (Enfal 8/45-47), (Enfal 8/57), (Enfal 8/67,68), (Rum 30/2-4), (Muhammed 47/4),

Şaban Britch

Düşmanlarınızın başına (Bedir'de) iki katını getirdiğiniz bela (Uhud'ta) sizin başınıza gelince mi “Bu nasıl olur?” diyorsunuz. De ki: Bu bela sizin kendinizdendir. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.

Şaban Piriş

-Düşmanlarınızın başına iki katını getirdiğiniz bela sizin başınıza gelince mi "Bu nasıl olur?" diyorsunuz. De ki: -O, sizin kendinizdendir. Allah'ın her şeye gücü yeter.

Yaşar Nuri Öztürk

Size, başkalarına iki katını dokundurduğumuz bir musibet dokununca: "Bu da nereden!" mi dediniz? De ki: "O, sizin öz benliklerinizdendir." Allah, her şeye Kadir'dir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Now that you have been wedded to a calamity which you brought upon yourselves by consequence of disobedience when the two forces met, a calamity which does not compare with that you brought on your enemy that was twice as severe; now you ask: "How did it happen and what was it due to?" Say to them O Muhammad "You brought it on yourselves as a logical conclusion for your wrongful action. Allah is indeed Qadirun over all things"

Abdul Haleem

Why do you [believers] say, when a calamity befalls you, even after you have inflicted twice as much damage [on your enemy], ‘How did this happen?’? [Prophet], say, ‘You brought it upon yourselves.’ God has power over everything:

Abdullah Yusuf Ali

What! When a single disaster smites you, although ye smote (your enemies) with one twice as great, do ye say?- "Whence is this?" Say (to them): "It is from yourselves: For Allah hath power over all things."

Abul A'la Maududi

And how come when a calamity befell you, you began to ask: 'How has this come about?' dipnot 1 even though the enemy has suffered at your hands (in the Battle of Badr) double what you have suffered! dipnot 2 Say: This calamity has been brought about by yourselves. dipnot 3 Surely Allah is All-Powerful. dipnot 4

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The more high ranking Companions were too well aware of reality to fall prey to any misunderstandings. The ordinary believers, however, had thought that as long as God's Messenger was in their midst and as long as they enjoyed God's support and help the unbeliever, could never triumph over them. Hence, when they suffered defeat at the Battle of Uhud, their expectations were shaken and they began to wonder why things had taken the course they had. They wondered why they had been defeated even though they had fought for the sake of God's true religion with God's support, and the Messenger of God was with them on the battlefield. Furthermore, they were worried that the defeat had been at the hands of those who were out to destroy God's true religion. These verses seek to allay this sense of anxiety and rid their minds of doubt and suspicion.
  2. metne dön, dipnot 2
    In the Battle of Uhud seventy Muslims were martyred. In the Battle of Badr. seventy unbelievers were killed and seventy taken as captives.
  3. metne dön, dipnot 3
    The calamity that had befallen them was the outcome of their own weaknesses and mistakes. They had not remained sufficiently patient, they had acted, in certain respects, in a manner inconsistent with the dictates of piety, they had disobeyed the command that had been given them, they were lured by material wealth and they disputed and quarrelled among them-selves. After all this, was it still necessary to ask what caused the debacle?
  4. metne dön, dipnot 4
    If God has the power to make them victorious He also has the power to bring about their defeat.

Aisha Bewley

Why is it that when a calamity happens to you, when you have already inflicted twice as much, you say, ‘How could this possibly happen?’ Say, ‘It has come from your own selves. ’ Allah has power over all things.

Al-Hilali & Khan

(What is the matter with you?) When a single disaster smites you, although you smote (your enemies) with one twice as great, you say: "From where does this come to us?" Say (to them), "It is from yourselves (because of your evil deeds)." And Allâh has power over all things.

Ali Quli Qarai

What, when an affliction visits you —while you have inflicted twice as much— do you say, ‘How is this?’! Say, ‘This is from your own souls. ’ Indeed Allah has power over all things.

Amatul Rahman Omar

(So what) when you suffered a loss (at the Battle of Uhud) you had already inflicted a loss (upon your enemy) twice as heavy as that (at the Battle of Badr), you (began to) say, `Whence is this?' Say, `It is of your own making. ' Surely, Allâh is the Possessor of full power to do all that He will.

Arthur John Arberry

Why, when an affliction visited you, and you had visited twice over the like of it, did you say, 'How is this?' Say: 'This is from your own selves; surely God is powerful over everything. '

Bijan Moeinian

Now that you have suffered a set back you wonder why? Did you not make the enemy suffer twice as much (in the previous battle of Badr the Muslims killed disbelievers and got prisoners; in this battle of Ohud they suffered casualties)? Let them know that their failure is their own fault [who did not obey the order of Commander Mohammad; it is not the fault of God as] God is the Most Powerful.

E. Henry Palmer

Or when an accident befals you, and ye have fallen on twice as much, ye say, 'How is this?' Say, 'It is from yourselves. Verily, God is mighty over all.'

Edip-Layth

It was when you suffered setback. Even though you afflicted them with twice as much setback, you said, "Where is this coming from?" Say, "It is from yourselves." God is capable of all things.

George Sale

After a misfortune hath befallen you at Ohod, -- ye had already obtained two equal advantages -- do ye say, whence cometh this? Answer, this is from yourselves: For God is almighty.

Hamid S. Aziz

What! When a small disaster befalls you, though you have smitten them with twice as much, do you say, "How is this?" Say, "It is from yourselves. Verily, Allah has Power over all things."

Mahmoud Ghali

And is it that as soon as an affliction befell (Literally: afflicted) you, (and) you had already afflicted (i. e. afflicted) twice over the like of it, did you say, "However is this?" Say, "It is from your own selves; surely Allah is Ever-Determiner over everything."

Marmaduke Pickthall

And was it so, when a disaster smote you, though ye had smitten (them with a disaster) twice (as great), that ye said: How is this? Say (unto them, O Muhammad): It is from yourselves. Lo! Allah is Able to do all things.

Mohamed Ahmed - Samira

How is it that when misfortune befell you, you said: "Where has this come from?" -- even though you had inflicted disaster twice as great on (the enemy). Say: "This has come from your own selves." Surely God has power over all things.

Muhammad Asad

AND DO YOU, now that a calamity has befallen you after you had inflicted twice as much [on your foes], ask yourselves, "How has this come about?" Say: "It has come from your own selves. " Verily, God has the power to will anything:

Mustafa Khattab

Why is it when you suffered casualties ˹at Uḥud˺—although you had made your enemy suffer twice as much ˹at Badr˺—you protested, "How could this be?"? Say, ˹O Prophet,˺ “It is because of your disobedience.” Surely Allah is Most Capable of everything.

Progressive Muslims

And so it was when you suffered setback; even though you afflicted them with twice as much setback; you said: "Where is this coming from" Say: "It is from yourselves. " God is capable of all things.

Rashad Khalifa

Now that you have suffered a setback, and even though you inflicted twice as much suffering (upon your enemy), you said, "Why did this happen to us?" Say, "This is a consequence of your own deeds." GOD is Omnipotent.

Sahih International

Why [is it that] when a [single] disaster struck you [on the day of Uúud], although you had struck [the enemy in the battle of Badr] with one twice as great, you said, "From where is this?" Say, "It is from yourselves. " Indeed, Allah is over all things competent.

Sam Gerrans

Do you not say, when calamity has befallen you — you having caused the double thereof: — “Whence is this?” Say thou: “It is from yourselves; God is over all things powerful.”

Shabbir Ahmed

Now that you have suffered a setback at Uhud, remember you inflicted twice as much on the enemy at Badr. You say, "How did this happen?" Say (O Messenger), "This is from your own selves." (3:152). Allah has appointed due measure for everything.

Syed Vickar Ahamed

What! When a single misfortune strikes you, although you have struck (your enemies) with one twice as great, you say? "From where is this (come to us)?" Say (to them): "It is from yourselves: For Allah is Able (Khadir) to do all things. "

Taqi Usmani

How is it that, when you suffered a hardship the twice of which you had inflicted upon them, you say, "Where did this come from?" Say, “This is from your own selves. Allah is surely Powerful over everything.”

The Monotheist Group

And so it was when you suffered setback; even though you afflicted them with twice as much setback; you said: "Where is this coming from?" Say: "It is from yourselves." God is capable of all things.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 165. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 165. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 165. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩