Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 121. ayet

Âl-i İmrân suresi, 121. ayet. وَإِذْ غَدَوْتَ مِنْ أَهْلِكَ تُبَوِّئُ ٱلْمُؤْمِنِينَ مَقَٰعِدَ لِلْقِتَالِ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

veiẕ gadevte min ehlike tübevviü-lmü'minîne meḳâ`ide lilḳitâl. vellâhü semî`un `alîm.

Diyanet İşleri

Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 118–124 · surenin 121. ayeti / 200
  1. Âl-i İmrân 118

    Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size ayetleri açıkladık.

  2. Âl-i İmrân 119

    İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.

  3. Âl-i İmrân 120

    Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.

  4. 121

    Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  5. Âl-i İmrân 122

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  6. Âl-i İmrân 123

    Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.

  7. Âl-i İmrân 124

    Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

121. Burada Uhud günü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in müslümanlarla birlikte çıkışı söz konusu edilmektedir. Müşrikler orduları ile birlikte Uhud’a yakın bir yere ulaştıklarında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Ashab-ı Kiramı yerlerine yerleştirmiş, onları sıraya koyarak almaları gereken yerleri göstermiş ve onları görülmedik bir düzene sokmuştu. Bu ise Peygamberin idare ve savaş teknikleri konusunda da son derece mükemmel ve üstün bir görüşe sahip olduğunun bir göstergesidir. Tıpkı bütün hususlarda kâmil olduğu gibi.

“Allah hakkıyla işitendir, her şeyi bilendir” işlerinizden hiçbir şey O’na gizli kalmaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber- Uhud'da müşriklerle savaşmak için günün ilk vakti Medine'den çıktığını hatırla! Öyle ki, Müminleri mevzilere yerleştirdin ve her birine duracağı yeri açıkladın. Allah, söylediklerinizi ve yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz hani
  2. غَدَوْتَ gadevte sen erkenden kök: غدو
  3. مِنْ min -den
  4. أَهْلِكَ ehlike ailen- kök: اهل
  5. تُبَوِّئُ tubevviu ayrılmıştın kök: بوا
  6. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine mü'minleri kök: امن
  7. مَقَـٰعِدَ mekaide yerleştiriyordun kök: قعد
  8. لِلْقِتَالِ ۗ lilkitali savaş için kök: قتل
  9. وَٱللَّهُ vallahu Allah da kök: اله
  10. سَمِيعٌ semiun işitendi kök: سمع
  11. عَلِيمٌ alimun bilendi kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.

  • Aynı kök: بوا (17 geçiş) · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    -Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse…

  • Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da,…

  • Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor,…

  • Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen…

  • Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler2

Gerçek fotoğraf2
  • Uhud'da okçuların yerleştirildiği tepe.

    Gerçek fotoğraf

    Cebelü'r-Rumât (Okçular Tepesi)

    Uhud'da okçuların yerleştirildiği tepe.

    Tepenin bu adla anılması siyer geleneğine dayanır.

    Ayet: Âl-i İmrân 121-128

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    CR Guru PK
    Tarih
    2017-04-05
    Lisans
    CC BY-SA

    CR Guru PK · Own work · CC BY-SA 4.0

    Kaynağı görüntüle

  • Uhud Dağı panoraması

    Gerçek fotoğraf

    Uhud Dağı panoraması

    Savaşın geçtiği alan bugün Medine'nin yerleşim dokusu içindedir.

    Ayet: Âl-i İmrân 121-128

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Ahmed Abdulbasit (Pakistan)
    Tarih
    2019-01-06 15:01:25
    Lisans
    CC BY-SA

    Ahmed Abdulbasit (Pakistan) · Own work · CC BY-SA 4.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani sen sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. Allah duyandır, bilendir. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayette Uhud savaşı öncesinde bir savaş stratejisi olarak Hz. Muhammed'in 50 okçuyu, Okçular Tepesi denen ve stratejik önemi olan bir tepeye yerleştirmek için evinden erken çıkışı hatırlatılmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Hani, sabahleyin mü'minleri savaş düzenine sokmak için evinden çıkmıştın. Allah da tarifsiz bir biçimde her şeyi duyuyordu, her şeyi biliyordu.

Muhammed Esed

Ve (hatırla o günü ey Peygamber), inananları savaş düzenine sokmak için sabah erkenden evinden çıkmıştın. Allah her şeyi işitiyor, her şeyi biliyordu,

Ahmed Hulusi

Hani sen sabah erkenden ailenden ayrılıp iman edenleri savaşmaları için uygun mevzilere yerleştiriyordun. Allah Semi'dir, Aliym'dir.

Ali Bulaç

Hani sen, mü'minleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın. Allah işitendir, bilendir.

Ali Özek ve heyeti

Hani sen, sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın... Allah, hakkıyle işiten ve bilendir.

Ali Rıza Safa

İnananları savaş düzenine sokmak için, sabah erken ailenden ayrılmıştın. Çünkü Allah, Duyandır; Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

Hatırla o günü, ey Peygamber, inananları savaş düzenine sokmak için sabah erkenden evinden çıkmıştın. Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.

Edip Yüksel

Hani sen, sabah erkenden ailenden ayrılarak iman edenleri savaşta tutacakları noktalara yerleştiriyordun. Elbette ALLAH İşitir, Bilir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hani sen, sabah erkenden ailenden ayrılarak inananları savaşta tutacakları noktalara yerleştiriyordun. Elbette ALLAH İşitir, Bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hani bir vakit erkenden, müminleri savaş için elverişli mevkilere yerleştirmek üzere, ailenden ayrılmıştın. Allah işiten ve bilendi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hani bir vakit erkenden ehlinden çıkmıştın mü'minleri muharebe için elverişli mevki'lere yerleştiriyordun ve Allah idi bir işiden, bilen

Erhan Aktaş

Hani! Sen, Mü'minleri savaş düzenine sokmak için, sabah erkenden ailenden ayrılmıştın. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani! Sen, Mü'minleri savaş düzenine sokmak için, sabah erkenden ailenden ayrılmıştın. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani! Sen, mü'minleri savaş düzenine sokmak için, sabah erkenden ailenden ayrılmıştın. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Gültekin Onan

Hani sen, inançlıları savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için ehlinden (ailenden) erkenden ayrılmıştın. Tanrı işitendir, bilendir.

Hasan Basri Çantay

Hani sen, mü'minleri muhaarebeye elverişli yerlerde ta'biye etmek üzere erkenden ailenden (Medineden) ayrılmışdın, Allah hakkıyle işidendi, (her şey'i) kemaliyle bilendi.

İbni Kesir

Hani sen; mü'minleri savaş için duracakları yere yerleştirmek üzere erkenden ayrılmıştın. Allah, Semi'dir, Alim'dir.

Mehmet Alagaş

(121-129) Bir vakit yakın çevrenden ayrılmıştın, Müminleri savaş yerlerine yerleştiriyordun, Allah işitendir bilendir. Sizden iki grup panikle bozulmaya meyletmişti. (Uhud savaşında sağ ve sol kanatta bulunan Seleme oğulları ile Harise oğulları Münafık Ubeyy in kaçışından etkilenmişlerdi) Allah o iki grubun da dostudur. Müminler Allah’ı vekil ayin etsinler. Kesin olan şu ki, Allah size bedirde siz zelil iken / ezik halde iken yardım etti , Allah’tan sakının, böylelikle belki şükredersiniz. Sen müminler şöyle diyordun. Allah’ın sizi, inen üç bin melekle desteklemesi yeterli değil mi? Evet, siz sabreder ve sakınırsanız, onlar aniden, birden / fevri olarak saldırıya geçseler bile, Allah sizi, nişanlı / amblemli beş bin melek ile destekler. Allah size müjde olarak ve de kalbinizin onla doygunluğa ulaşması / tatmin olması için yapmıştır , yardım ancak saygıdeğer ve hâkim Allah’ın yanındadır. Kafirlerin bir tarafını kes mesi yahut bastırıp geri püskürt mesi ve bozguna uğramaları için yapmıştır. Sana bu işte herhangi bir şey yok, onlar adına tövbelerini kabul de edemezsin, azap ta edemesin, onlar kesinlikle zalimdirler. Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir , istediğini bağışlar istediğine azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani sen Müminleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Süleyman Ateş

Hani sen, erkenden ailenden ayrılmıştın, (Uhud'da) mü'minleri savaş üslerine yerleştiriyordun. Allah da işitendi, bilendi.

Süleymaniye Vakfı

(Ey Muhammed!) Bir sabah erkenden ailenden ayrılmış, (Uhud'da) müminleri savaşacakları yerlere yerleştiriyordun. Allah daima dinleyen ve bilendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir sabah evinden çıkmış, müminleri savaşacakları yerlere yerleştiriyordun. Her şeyi dinleyen ve bilen Allah'tır.

Şaban Britch

Hani sen, savaş için müminleri elverişli yerlere yerleştirmek üzere evinden ayrılmıştın. Allah işiten ve bilendir.

Şaban Piriş

Hani sen, savaş için müminleri elverişli yerlere yerleştirmek üzere evinden ayrılmıştın. Allah işiten ve bilendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani, sen ailenden erkenden ayrılmıştın da müminleri savaş için tutulması gereken noktalara yerleştiriyordun. Allah her şeyi çok iyi duyar, çok iyi bilir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Remember O Muhammad that once when you left your household early in the morning resolving to take your station for battle and to command your faithful followers to take post and Allah is Sami’un, and 'Alimun.

Abdul Haleem

[Prophet], remember when you left your home at dawn to assign battle positions to the believers: God hears and knows everything.

Abdullah Yusuf Ali

Remember that morning Thou didst leave Thy household (early) to post the faithful at their stations for battle: And Allah heareth and knoweth all things:

Abul A'la Maududi

(O Messenger! dipnot 1 Remind the Muslims of the occasion) when you went forth from your home at early dawn (to the battlefield of Uhud) and placed the believers in battle arrays. Allah is All-Hearing, All-Knowing.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This marks the beginning of the fourth discourse of this surah. It was revealed after the Battle of Uhud and contains comments on it. The previous section ended with the assurance: 'But if you remain steadfast and mindful of Allah their designs will not cause you harm.' (See verse 120 above.) The Muslims did suffer a setback in the Battle of Uhud precisely because of this lack of patience, and because of a few mistakes committed by some of them which were indicative of insufficient piety. This discourse, therefore, is quite appropriate and warns the Muslims against such weaknesses.The discourse contains a precise and instructive commentary on all the main events connected with the Battle of Uhud. In order to appreciate this it is appropriate to refresh our minds as to the situational context of its revelations. In the beginning of Shawwal 3 A.H., the Quraysh attacked Madina with an army of three thousand men. In addition to their numerical superiority they were also much better equipped. Moreover, they sought to avenge their losses in the Battle of Badr. The Prophet (peace be on him) and his closest Companions were of the opinion that they should defend themselves from within the boundaries of Madina, There were, however, several young people who longed for martyrdom and felt aggrieved at, not having had the opportunity to fight in the Battle of Badr. They insisted that the enemy should be resisted outside the confines of Madina. The Prophet gave in to their demands and decided to march out of the city to meet their enemies. A thousand people accompanied him. Of these, 'Abd Allah b. Ubayy broke away along with his three hundred followers after reaching the place called Shawt. This, happening as it did just before the commencement of the battle, created such perplexity and confusion that the people of Banu Salamah and Banu Harithah wanted to turn back, and it took some effort on the part of the Companions to persuade them not to.The Prophet advanced with the remaining seven hundred Muslims and lined up his troops at the foot of Mount Uhud (a distance of approximately four miles from Madina) in such a manner that the mountain was behind and the Quraysh army in front of them. There was only one mountain pass from where the Muslims could be subjected to a surprise attack. The Prophet posted fifty archers there as guards under the- command of 'Abd Allah b. Jubayr, instructing him neither to let anyone approach nor to move away from that spot. 'Even if you see birds fly off with our flesh', the Prophet said, 'still you must not move away from this place'. (For such instructions from the Prophet see Ibn Sa'd, Tabaqat, vol. 2, pp. 39-40 and 47, and Waqidi, Maghazi, vol. 1, pp. 224 and 229 - Ed.) Then the battle commenced. In the beginning the Muslims proved the better side but instead of maintaining their onslaught until they had assured complete victory, they were overcome by the temptation of booty and turned to collecting the spoils. When the archers whom the Prophet had posted to repel the attack of the enemy from the rear saw that the enemy had taken to its heels and that people were collecting booty, they too joined the melee and began to do the same.'Abd Allah b. Jubayr tried to persuade them not to leave their posts by reminding them of the Prophet's directive. Hardly anyone heeded him. Khalid b. Walld, who was at that time an unbeliever and who commanded the Quraysh cavalry, seized his opportunity. He rode with his men around Mount Uhud and attacked the flank of the Muslim army through the pass. 'Abd Allah b. Jubayr's depleted forces tried unsuccessfully to resist the attack.The fleeing soldiers of the enemy also returned and joined the attack from the front and the scales of the battle turned against the Muslims. The suddenness of these attacks, from both the rear and the front, caused such confusion that many fled. Then the rumour spread that the- Prophet, himself, had been martyred. This news shattered whatever presence of mind the Companions had left, and led many who had stood firm to lose courage altogether. At this moment there remained around the injured and bleeding Prophet (peace be on him) no more than ten or twelve loyal persons who had staked their lives for his sake. Defeat seemed inevitable. Fortunately, however, the Companions realized that the Prophet was still alive. They therefore advanced towards him from all sides, rallied around him, and led him to the safety of the mountain. (For an account of the Battle of Uhud in early Islamic sources, see Ibn Hisham, Slrah, yol, 1, pp. 61 ff., Waqidi, Maghazi, vol. 1, pp. 199 ff., especially pp. 224, 229 f. and 237 ff., and Ibn Sa'd, Tabaqat, vol. 2, pp. 36-48, etc. - Ed.)It remains a mystery why the unbelievers of Makka held back when victory was within their grasp. The Muslim ranks were in such disarray that they would have been hard pushed to resist further. (Cf. the account and conclusion of W. M. Watt regarding the Battle of Uhud in Muhammad at Medina, Oxford University Press, 1956, pp. 21 ff., especially pp. 26-9 -Ed.)

Aisha Bewley

Remember when you left your family early in the day to instal the muminun in their battle stations. * Allah is All-Hearing, All-Knowing.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when you (Muhammad صلى الله عليه وسلم) left your household in the morning to post the believers at their stations for the battle (of Uhud). And Allâh is All-Hearer, All-Knower.

Ali Quli Qarai

When you left your family at dawn to settle the faithful in their positions for battle —and Allah is all-hearing, all-knowing.

Amatul Rahman Omar

And (recall the time) when you (O Prophet!) went forth early in the morning from your family assigning to the believers their battle-posts (in the Battle of Uhud). And Allâh is All- Hearing, All-Knowing.

Arthur John Arberry

When thou wentest forth at dawn from thy people to lodge the believers in their pitches for the battle -- God is All-hearing, All-knowing --

Bijan Moeinian

Recall when you (Mohammad) left your household early in the morning and began to assign to the Muslims their positions on the battlefield. Indeed God hears everything and knows everything.

E. Henry Palmer

When thou didst set forth early from thy people to settle for the believers a camp to fight;- but God both hears and knows;-

Edip-Layth

Recall when you departed from your family to prepare for those who acknowledged, their stations for battle, and God is Hearer, Knowledgeable.

George Sale

Call to mind when thou wentest forth early from thy family, that thou mightest prepare the faithful a camp for war; and God heard and knew it;

Hamid S. Aziz

When you did set forth early from your household to settle for the believers the positions for battle, Allah was Hearer and Knower.

Mahmoud Ghali

And (remember) as you went forth early from your family to locate the believers in their positions (Literally: seats) for fighting; (The reference is to the Battle of' Uhud) and Allah is Ever-Hearing, Ever-Knowing.

Marmaduke Pickthall

And when thou settedst forth at daybreak from thy housefolk to assign to the believers their positions for the battle, Allah was Hearer, Knower.

Mohamed Ahmed - Samira

Remember when you set forth in the morning from your house assigning the faithful positions for the battle, God heard everything and knew all.

Muhammad Asad

AND [remember, O Prophet, the day] when thou didst set out from thy home at early morn to place the believers in battle array. And God was all-hearing, all-knowing

Mustafa Khattab

˹Remember, O  Prophet,˺ when you left your home in the early morning to position the believers in the battlefield. And Allah is All-Hearing, All-Knowing.

Progressive Muslims

Recall when you departed from your family to prepare for the believers their stations for battle, and God is Hearer, Knowledgeable.

Rashad Khalifa

Recall that you (Muhammad) were among your people when you set out to assign to the believers their positions for battle. GOD is Hearer, Omniscient.

Sahih International

And [remember] when you, [O Muúammad], left your family in the morning to post the believers at their stations for the battle [of Uúud] - and Allah is Hearing and Knowing -

Sam Gerrans

And when thou didst leave thy household early to assign the believers their stations for the battle; and God was hearing and knowing

Shabbir Ahmed

(O Messenger) Recall, on the day of the Battle of Uhud, you left your household early to station the believers to their positions. Allah is Hearer, Knower of all that transpires.

Syed Vickar Ahamed

And (remember) that morning, when you left your household (early) to leave the faithful (ones) at their stations for battle (of Uhud): And Allah hears and knows all things:

Taqi Usmani

Recall the time when you left your house in the morning in order to place the believers in positions for fighting. Allah is All-Hearing, All-Knowing.

The Monotheist Group

And as you departed from your family to prepare for the believers their stations for battle - and God is Hearer, Knowledgeable.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 121. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 121. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 121. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩