Âl-i İmrân suresi · 33–41. ayetler

İmrân ailesi, Meryem'in doğumu, Zekeriyyâ ve Yahyâ

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Âl-i İmrân suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 33. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰٓ ءَادَمَ وَنُوحًا وَءَالَ إِبْرَٰهِيمَ وَءَالَ عِمْرَٰنَ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    (33-34) Şüphesiz Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip alemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah; Âdem'i, Nuh'u, İbrahim Ailesi ile İmran Ailesini âlemlere (diğer insanlara) seç(ip üstün kıl)mıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphe yok ki Allah Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini, İmran ailesini kendi çağının insanları içinden seçerek üstün kıldı:

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki Allah, Adem'i ve Nuh'u, İbrahim Soyunu ve İmran Soyunu bütün insanlığın üzerinde bir konuma çıkardı,

    Ahmed Hulusi

    Gerçek şu ki Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim neslini, İmran neslini (kendi devirlerindeki) insanların üstüne seçip, arındırdı.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti;

    Ali Özek ve heyeti

    Allah Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesi ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Allah, Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran Ailesini seçerek, evrenlere üstün yapmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah birbirinden gelme bir nesil olarak Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesi ile İmran ailesini seçip alemlere üstün kıldı. Allah işitendir, bilendir.

    Edip Yüksel

    ALLAH Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini halkların arasından seçti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini halkların arasından (elçi olarak) seçti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçekten Allah, Adem'i, Nuh'u ve İbrahim ailesiyle İmran hanedanını süzüp alemler üzerine seçti.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gerçek Allah, Ademi ve Nuhu ve ali İbrahimi ve ali Imranı süzdü: alemin üzerine ıstıfa buyurdu

    Erhan Aktaş

    Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim Soyu'nu ve İmran Soyu'nu insanların üzerine seçti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, Âdem'i, Nuh'u, İbrahim Soyunu ve İmran Soyunu insanların üzerine seçti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, Âdem'i, Nuh'u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu insanların üzerine seçti.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, Tanrı, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti;

    Hasan Basri Çantay

    (33-34) Gerçek, Allah Ademi, Nuhu, İbrahim haanedanını, İmran ailesini — hepsi de birbirinden (gelme) tek bir zürriyyet olarak — alemlerin üzerine mümtaz kıldı. Allah hakkıyle işidici, kemaliyle bilicidir.

    İbni Kesir

    Şüphe yok ki Allah, Ademi, Nuh'u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu seçti. Alemlere üstün kıldı.

    Mehmet Alagaş

    (33-44) Allah alemlerden Adem’i Nuh’u ve İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçti. Onların bazısı bazılarının soyudur / zürriyetidir, Allah işitendir, bilendir. Bir vakit İmran’ın karısı dedi ki Rabbim ben sana karnımdakini hür olarak / kendi irademle adadım benden kabul et , M uhakkak ki sen işitensin bilensin. Onu doğurduğu zaman Rabbim ben kız doğurdum dedi, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir , erkek ise kız gibi değil dedi ve kesinlikle ben onu Meryem olarak isimlendirdim, Onu ve zürriyetini taşlanmış şeytandan sana sığındırıyorum dedi. Rabbi Onu güzel bir kabul ile kabul etti, güzel bir bitki gibi onu yetiştirdi , Onu Zekeriya’nın sorumluluğuna verdi , Zekeriya ne zaman mihraba girse mihrabın yanında rızık bulurdu. Dedi ki Ey Meryem bu sana nereden gelir? Dedi ki O Allah’ın yanındandır, muhakkak ki Allah istediğini hesapsız şekilde rızıklandırır. Orada Zekeriya Rabbine çağrıda bulunmuş / dua etmiş ve demişti ki Rabbim bana katından tertemiz bir zürriyet hibe et , muhakkak ki sen duaları işitensin. Mihrapta namaza durduğunda melekler ona, Allah sana Yahya’yı müjdeler diye seslendiler , Allah’ın kelimesini doğrulayan, efendi / seyyit, nefsine hâkim / nefsini koruyan , salihlerden bir nebi dir. Dedi ki Rabbim , benim nasıl oğlum olabilir ki? Ben ileri yaşlarıma ulaştım ve karımda kısırdır, dedi ki böyledir, Allah istediğini yapar. Dedi ki Rabbim bana bir gösterge yap / bir ayet yap, dedi ki Ayetin, üç gün insanlarla işaret etme dışında konuşmamandır, Allah’ı çokça zikret ve akşam ve sabah onu üstün eyle. Melekler ona / Meryem’e demişlerdi ki Ey Meryem, Allah seni seçti ve temizledi, seni alemlerin kadınları arasından seçti, Ey Meryem, Rabbine boynun eğik kal / kunut halinde ol, bana secde et, bana rükû edenlerle beraber rükû et. İşte bu nlar, gaybden haberlerdir onu sana vahyediyoruz , hangisi Meryem’in sorumluluğunu alacak diye kalemlerini attıklarında onların yanlarında değildin ve rakipleştiklerinde / çekiştiklerinde onların yanlarında değildin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah; Âdem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini ve İmran Ailesi'ni toplumlar üzerine seçkin kıldı.

    Süleyman Ateş

    Allah Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini seçip alemlere üstün kıldı.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah Adem'i, dipnot 1 Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini çağdaşlarına dipnot 2 seçkin konuma getirmiştir. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      el-alemin (الْعَالَمِينَ) kelimesine, 'çağdaşları' manası verilmiştir. Çünkü kıyaslama, kişinin çağdaşlarıyla yapılır. Allah Teala, Adem'i çağdaşlarına karşı seçkin hale getirdiğine göre nebilik görevine, evlatlarının rüşde ermesinden sonra başlamış olmalıdır.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini çağdaşlarına karşı dipnot 1 seçkin konuma getirmişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      el alemine (الْعَالَمِينَ) kelimesine, ‘çağdaşları' manası verilmiştir. Çünkü kıyaslama, onları hazmedemeyen çağdaşlarıyla yapılır.

    Şaban Britch

    Allah; Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini toplumlar üzerine seçkin kıldı.

    Şaban Piriş

    (33-34) Allah; Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini (birbirlerinin soyu olarak) toplumlar üzerine seçkin kıldı. Allah, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah; Adem'i, Nuh'u, İbrahim Ailesi'ni, İmran Ailesi'ni seçerek alemlere üstün kılmıştır;

  2. Âl-i İmrân suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 34. ayet. ذُرِّيَّةًۢ بَعْضُهَا مِنۢ بَعْضٍ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    (33-34) Şüphesiz Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip alemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    (Bunlar) birbirinden gelme nesillerdir. Allah duyandır, bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Bunlar) birbirinin soyundandır: Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.

    Muhammed Esed

    Tek bir soy zinciri halinde. Allah, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.

    Ahmed Hulusi

    Birbirinden gelme, tek bir nesil olarak. . . Allah Semi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Birbirinden gelme bir nesil olarak Allah işiten ve bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Birbirlerinden gelen soylardır. Çünkü Allah, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah birbirinden gelme bir nesil olarak Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesi ile İmran ailesini seçip alemlere üstün kıldı. Allah işitendir, bilendir.

    Edip Yüksel

    Birbirlerinin soyundan olarak... ALLAH İşitir, Bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Birbirlerinin soyundan olarak... ALLAH İşitir, Bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Birbirinden gelen bir zürriyet olarak; Allah işitendir, bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir zürriyyet olarak; biribirinden (hep tevhid dininden), ve Allahdır işiden; bilen

    Erhan Aktaş

    Onlar, birbirlerinden türemiş bir soydur. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, birbirlerinden türemiş bir soydur. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, birbirlerinden türemiş bir soydur. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Tanrı işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    (33-34) Gerçek, Allah Ademi, Nuhu, İbrahim haanedanını, Imran ailesini — hepsi de birbirinden (gelme) tek bir zürriyyet olarak — alemlerin üzerine mümtaz kıldı. Allah hakkıyle işidici, kemaliyle bilicidir.

    İbni Kesir

    Onlar, birbirlerinden türemiş bir soydur. Allah, Semi'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (33-44) Allah alemlerden Adem’i Nuh’u ve İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçti. Onların bazısı bazılarının soyudur / zürriyetidir, Allah işitendir, bilendir. Bir vakit İmran’ın karısı dedi ki Rabbim ben sana karnımdakini hür olarak / kendi irademle adadım benden kabul et , M uhakkak ki sen işitensin bilensin. Onu doğurduğu zaman Rabbim ben kız doğurdum dedi, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir , erkek ise kız gibi değil dedi ve kesinlikle ben onu Meryem olarak isimlendirdim, Onu ve zürriyetini taşlanmış şeytandan sana sığındırıyorum dedi. Rabbi Onu güzel bir kabul ile kabul etti, güzel bir bitki gibi onu yetiştirdi , Onu Zekeriya’nın sorumluluğuna verdi , Zekeriya ne zaman mihraba girse mihrabın yanında rızık bulurdu. Dedi ki Ey Meryem bu sana nereden gelir? Dedi ki O Allah’ın yanındandır, muhakkak ki Allah istediğini hesapsız şekilde rızıklandırır. Orada Zekeriya Rabbine çağrıda bulunmuş / dua etmiş ve demişti ki Rabbim bana katından tertemiz bir zürriyet hibe et , muhakkak ki sen duaları işitensin. Mihrapta namaza durduğunda melekler ona, Allah sana Yahya’yı müjdeler diye seslendiler , Allah’ın kelimesini doğrulayan, efendi / seyyit, nefsine hâkim / nefsini koruyan , salihlerden bir nebi dir. Dedi ki Rabbim , benim nasıl oğlum olabilir ki? Ben ileri yaşlarıma ulaştım ve karımda kısırdır, dedi ki böyledir, Allah istediğini yapar. Dedi ki Rabbim bana bir gösterge yap / bir ayet yap, dedi ki Ayetin, üç gün insanlarla işaret etme dışında konuşmamandır, Allah’ı çokça zikret ve akşam ve sabah onu üstün eyle. Melekler ona / Meryem’e demişlerdi ki Ey Meryem, Allah seni seçti ve temizledi, seni alemlerin kadınları arasından seçti, Ey Meryem, Rabbine boynun eğik kal / kunut halinde ol, bana secde et, bana rükû edenlerle beraber rükû et. İşte bu nlar, gaybden haberlerdir onu sana vahyediyoruz , hangisi Meryem’in sorumluluğunu alacak diye kalemlerini attıklarında onların yanlarında değildin ve rakipleştiklerinde / çekiştiklerinde onların yanlarında değildin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunlar birbirlerinin soylarından gelen bir nesildir. Allah, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.

    Süleyman Ateş

    (Bunlar) Birbirinden türeyen nesil(ler)dir. Allah işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlardan biri diğerinin soyundandır. Dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Şaban Britch

    Bunlar birbirlerinin soylarından gelen bir nesildir. Allah, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.

    Şaban Piriş

    (33-34) Allah; Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini (birbirlerinin soyu olarak) toplumlar üzerine seçkin kıldı. Allah, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Birbirinden gelen soylar halinde. Allah, hakkıyla işiten, gereğince bilendir.

  3. Âl-i İmrân suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 35. ayet. إِذْ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ عِمْرَٰنَ رَبِّ إِنِّى نَذَرْتُ لَكَ مَا فِى بَطْنِى مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنِّىٓ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" demişti.

    Mehmet Okuyan

    İmran'ın hanımı dipnot 1 şöyle demişti: "Rabbim! Karnımdakini özgür olarak sana adadım. (Bunu) benden kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen duyansın; bilensin."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen İmran'ın eşi, Hz. Meryem'in annesi, Hz. İsa'nın ise anneannesi olan Hz. Hanne'dir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani İmran'ın kadını demişti ki: "Rabbim! Karnımdaki çocuğu, (her tür iç ve dış ayartmalardan) özgür olarak sana adadım: Benden kabul buyur! Çünkü sen her şeyi işitensin, her şeyi bilensin.

    Muhammed Esed

    Bir vakit İmran ailesinden bir kadın, "Ey Rabbim! Rahmimdeki (çocuğumu) Senin hizmetine adayacağıma söz veriyorum. Benden bunu kabul et: Doğrusu, yalnız Sen, her şeyi duyan, her şeyi bilensin!" diye (Rabbine) seslenmişti.

    Ahmed Hulusi

    Hani İmran'ın karısı: "Rabbim karnımdaki çocuğu herhangi bir şarta bağlı olmaksızın sana adadım; benden kabul buyur. Muhakkak ki sen, Semi'sin, Aliym'sin. "

    Ali Bulaç

    Hani İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımda olanı, 'her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak' Sana adadım, benden kabul et. Şüphesiz işiten bilen Sensin Sen" demişti.

    Ali Özek ve heyeti

    İmrân’ın karısı şöyle demişti: «Rabbim! Ben karnımdakini yalnız ibadet için sana adadım; (bunu) benden kabul et. Şüphe yoktur ki sen, hakkıyla işiten, hakkıyla bilensin.»

    Ali Rıza Safa

    İmran'ın karısı, şöyle demişti: "Efendim! Aslında, karnımdakini, özgürce Sana adadım; kabul et. Kuşkusuz, Sen, Duyansın; Bilensin!"

    Bayraktar Bayraklı

    İmran'ın eşi şöyle demişti: "Ey Rabbim! Karnımdaki çocuğu hür/erkek bir insan olarak sırf sana adıyorum. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz hakkıyla işiten ve bilen sensin."

    Edip Yüksel

    İmran'ın karısı demişti ki: "Efendim, karnımdakini tamamıyla sana adadım, adağımı kabul buyur. Sen İşitensin, Bilensin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İmran'ın karısı demişti ki: 'Rabbim, karnımdaki (bebeği) tamamiyle sana adadım, adağımı kabul buyur. Sen İşitensin, Bilensin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İmran'ın karısı: "Ya Rab! Ben karnımdakini kayıtsızca sana adadım, hemen kabul et bunu benden; çünkü sadece Sensin işiten, bilen Sen!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Imranın haremi dediği vakit: "Ya rabbi! ben karnımdakini her kayıddan azade olarak sana adadım, hemen kabul buyur benden, çünkü bir sensin işiden bilen sen"

    Erhan Aktaş

    Hani, bir zaman İmran'ın Hanımı: "Rabb'im! Karnımdaki hür bırakılmış olanı sana adadım. Benden kabul et. Kuşkusuz, Sen Her Şeyi Duyan'sın, Her Şeyi Bilen'sin." demişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani, bir zaman İmran'ın hanımı: "Rabbim! Karnımdaki hür bırakılmış olanı sana adadım. Benden kabul et. Kuşkusuz, Sen Her Şeyi Duyan'sın, Her Şeyi Bilen'sin." demişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani, bir zaman İmran'ın hanımı: "Rabbim! Karnımdakini kendi isteğimle sana adadım. dipnot 1 Benden kabul et. Kuşkusuz, Sen Her Şeyi Duyan ve Her Şeyi Bilen'sin." demişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şeyi ile senin yoluna adadım.

    Gültekin Onan

    Hani İmran'ın karısı "Rabbim, karnımda olanı, 'her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak' Sana adadım, benden kabul et. Şüphesiz işiten, bilen Sensin Sen" demişti.

    Hasan Basri Çantay

    Hani İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımdakini azadlı bir kul olarak sana adadım. Benden olan bu (adağ) ı kabul et. Şübhesiz (niyazımı) hakkıyle işiden, (niyyetimi) kemaliyle bilen Sensin Sen" demişdi.

    İbni Kesir

    Hani, İmran'ın karısı: Rabbım karnımdakini hür olarak Sana adadım, benden kabul buyur. Doğrusu Sensin Sen, Semi, Alim, demişti.

    Mehmet Alagaş

    (33-44) Allah alemlerden Adem’i Nuh’u ve İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçti. Onların bazısı bazılarının soyudur / zürriyetidir, Allah işitendir, bilendir. Bir vakit İmran’ın karısı dedi ki Rabbim ben sana karnımdakini hür olarak / kendi irademle adadım benden kabul et , M uhakkak ki sen işitensin bilensin. Onu doğurduğu zaman Rabbim ben kız doğurdum dedi, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir , erkek ise kız gibi değil dedi ve kesinlikle ben onu Meryem olarak isimlendirdim, Onu ve zürriyetini taşlanmış şeytandan sana sığındırıyorum dedi. Rabbi Onu güzel bir kabul ile kabul etti, güzel bir bitki gibi onu yetiştirdi , Onu Zekeriya’nın sorumluluğuna verdi , Zekeriya ne zaman mihraba girse mihrabın yanında rızık bulurdu. Dedi ki Ey Meryem bu sana nereden gelir? Dedi ki O Allah’ın yanındandır, muhakkak ki Allah istediğini hesapsız şekilde rızıklandırır. Orada Zekeriya Rabbine çağrıda bulunmuş / dua etmiş ve demişti ki Rabbim bana katından tertemiz bir zürriyet hibe et , muhakkak ki sen duaları işitensin. Mihrapta namaza durduğunda melekler ona, Allah sana Yahya’yı müjdeler diye seslendiler , Allah’ın kelimesini doğrulayan, efendi / seyyit, nefsine hâkim / nefsini koruyan , salihlerden bir nebi dir. Dedi ki Rabbim , benim nasıl oğlum olabilir ki? Ben ileri yaşlarıma ulaştım ve karımda kısırdır, dedi ki böyledir, Allah istediğini yapar. Dedi ki Rabbim bana bir gösterge yap / bir ayet yap, dedi ki Ayetin, üç gün insanlarla işaret etme dışında konuşmamandır, Allah’ı çokça zikret ve akşam ve sabah onu üstün eyle. Melekler ona / Meryem’e demişlerdi ki Ey Meryem, Allah seni seçti ve temizledi, seni alemlerin kadınları arasından seçti, Ey Meryem, Rabbine boynun eğik kal / kunut halinde ol, bana secde et, bana rükû edenlerle beraber rükû et. İşte bu nlar, gaybden haberlerdir onu sana vahyediyoruz , hangisi Meryem’in sorumluluğunu alacak diye kalemlerini attıklarında onların yanlarında değildin ve rakipleştiklerinde / çekiştiklerinde onların yanlarında değildin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani İmran’ın karısı: "Rabbim karnımda olanı sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden bunu kabul buyur. Şüphesiz sen, hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin." demişti.

    Süleyman Ateş

    İmran'ın karısı demişti ki: "Rabbim, karnımda olanı tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin."

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün İmran'ın karısı şöyle dedi: "Rabbim! Karnımdakini, hür olarak /sadece senin hizmetinde olacak şekilde dipnot 1 sana adadım; dipnot 2 benden kabul et! Daima dinleyen ve her şeyi bilen sensin!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki muharrar (مُحَرَّر) hür olarak, yani ailesine ve başka bir yere karşı sorumluluğu olmadan yalnızca Allah'a adanmış olarak, anlamındadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah Kur'an'da her şeyin örneğini, değişik açılardan vermiştir (İsra 17/89, Kehf 18/54, Rum 30/58, Zümer 39/27). Bu ayet de nezir yani adak konusunun örneğidir. Bunun bir benzeri de Meryem validemizin Allah'a susma orucu adayarak İsa aleyhisselamın doğduğu gün insanlarla konuşmamasıdır (Meryem 19/26-29). Her ikisi de ibadet olmamakla birlikte Allah'ın rızasına uygun işlerdir. Demek ki nezir kişinin Allah'ın razı olacağı bir işi yapacağına dair ona verdiği sözdür (Bakara 2/270).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün İmran'ın karısı şöyle dedi: "Sahibim! Karnımda olanı, bağımsız olarak dipnot 1 sana adadım; benden kabul et! Dinleyen de bilen de Sen'sin!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki muharrar =مُحَرَّر hür olarak, yani ailesinden bağımsız olarak hareket etmesi anlamındadır.

    Şaban Britch

    Hani İmran’ın karısı: Rabbim karnımda olanı sadece hizmet etmek üzere adadım, benden bunu kabul buyur. Şüphesiz sen, hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin demişti.

    Şaban Piriş

    Hani İmran'ın karısı: -Rabbim karnımda olanı sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur. Şüphesiz sen, hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin demişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani, İmran'ın karısı şöyle demişti: "Rabbim, karnımdakini özgür bir biçimde sana adadım; onu benden kabul et. Kuşkusuz sen, evet sen, herşeyi duyan, herşeyi bilensin."

  4. Âl-i İmrân suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 36. ayet. فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّى وَضَعْتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْ وَلَيْسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلْأُنثَىٰ وَإِنِّى سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَإِنِّىٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ

    Diyanet İşleri

    Onu doğurunca, "Rabbim!" dedi, "Onu kız doğurdum." -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- "Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum."

    Mehmet Okuyan

    Onu doğurunca -Allah onun ne doğurduğunu çok iyi bilirken- şöyle demişti: "Rabbim! Ben onu kız (olarak) doğurdum. Erkek, kız gibi değildir. dipnot 1 Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan (koruman için) sana sığınıyorum." dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Yüce Allah'ın bir cevabı olarak şöyle de tercüme edilebilir: "(Senin istediğin) erkek, (benim verdiğim) kız gibi olamaz."
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümlede Hz. Hanne'nin hem kızı Hz. Meryem hem de torunu Hz. İsa için duası söz konusudur.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat çocuğu doğurunca dedi ki: "Rabbim! Onu kız doğurdum -Allah onun ne doğurduğunu ve erkeğin kız gibi olamayacağını pekala biliyordu-; ve adını Meryem koydum: İmdi ben onu ve soyunu taşlanmış şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum!"

    Muhammed Esed

    Fakat, çocuğu doğurunca, "Ey Rabbim!" dedi, "Bak, bir kız çocuk doğurdum." Halbuki Allah, neyi doğuracağını ve (onun istediği) erkek çocuğun hiçbir zaman bu kız gibi olamayacağını bilmekteydi; "ve ona Meryem ismini verdim. Lanetlenmiş Şeytana karşı onu ve soyunu korumanı diliyorum."

    Ahmed Hulusi

    Vadesi gelip (erkek olur umuduyla mabede adadığını) doğurduğunda, "Rabbim, kız çocuk doğurdum"; Allah biliyordu kızın erkek gibi olmadığını (dişinin erkek işini göremeyeceğini). "Onu Meryem diye adlandırdım. Onu ve neslini, taşlanmış şeytandan korumana bırakıyorum. "

    Ali Bulaç

    Fakat onu doğurduğunda -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilirken- dedi ki: "Rabbim, doğrusu bir kız (çocuğu) doğurdum. Erkek ise, kız gibi değildir. Ona Meryem adını koydum. Ben onu ve soyunu o taşa tutulmuş (kovulmuş) şeytandan Sana sığındırırım."

    Ali Özek ve heyeti

    Onu doğurunca, Allah, onun ne doğurduğunu bilip dururken: «Rabbim! Ben onu kız doğurdum. Oysa erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve zürriyetini kovulmuş olan şeytandan sana sığındırırım.»dedi.

    Ali Rıza Safa

    Onu doğurunca, şöyle dedi: "Efendim! Onu kız doğurdum!" Allah, ne doğurduğunu zaten biliyordu. "Oysa erkek, kız gibi değildir. Ona, Meryem ismini verdim. Onu ve soyunu, kovulmuş şeytandan, Sana sığındırıyorum!"

    Bayraktar Bayraklı

    Çocuğu doğurunca, Allah onun neyi doğurduğunu çok iyi bilmesine ve herhangi bir erkeğin bu kız gibi olamayacağı gerçeğine rağmen şöyle dedi: "Ey Rabbim! Bir kız çocuğu doğurdum. Ona Meryem ismini verdim. Lanetlenmiş şeytana karşı onu ve soyunu korumanı diliyorum."

    Edip Yüksel

    Onu doğurunca, "Efendim, onu kız doğurdum" dedi - ALLAH onun ne doğuracağını biliyordu- "Erkek kız gibi değil. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu, kovulmuş sapkından koruman için sana yalvarırım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu doğurunca, 'Rabbim, onu kız doğurdum,' dedi -ALLAH onun ne doğuracağını biliyordu- 'Erkek kız gibi değil. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu, kovulmuş şeytandan koruman için sana yalvarırım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu doğurduğu zaman: "Ya Rab, onu kız doğurdum" dedi. Oysa ne doğurduğunu Allah daha iyi biliyordu. Halbuki erkek, kız gibi değildi; ben onun adını Meryem koydum ve işte onu ve soyunu taşlanmış şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken vaktaki hamlini vaz' etti "Ya rabbi onu dişi vaz' ettim" dedi, Allah daha iyi bilirken ne vaz'ettiğini, halbuki erkek dişi gibi değildi, bununla beraber ben onun adını Meryem kodum ve işte ben onu ve zürriyyetini o recim şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum

    Erhan Aktaş

    Onu doğurunca: "Rabb'im! Ben onu kız olarak doğurdum." Zaten Allah onun ne doğurduğunu daha iyi biliyordu. "Erkek kız gibi değildir. İsmini, Meryem koydum. Onu ve soyunu, kovulmuş şeytana dipnot 1 karşı Sen'in himayene bırakıyorum." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, şeytani'r-racim. Kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demek olan şeytan; hakka aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin, kötülük dürtüsünün saptırıcı telkin ve yönlendirmelerinin ortak karakteristik adıdır. "Euzu billahi mine'ş-şeytani'r-racim" terkibine, "kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım" anlamının verilmesi doğru değildir. Şeytandan Allah'a sığınmak, "ins" ve "cinn"nin yani görünen görünmeyen güçlerin, kişi ve kurumların saptırıcı telkin ve yönlendirmelerine karşı kişinin, vahyi ölçü alarak kendisini koruması demektir. Doğruyu vahiyden öğrenip, şeytanın saptırmasını önlemektir. Allah'a sığınmak, O'nun buyruklarına uymak demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu doğurunca: "Rabbim! Ben onu kız olarak doğurdum." Zaten Allah onun ne doğurduğunu daha iyi biliyordu. Erkek kız gibi değildir. İsmini, Meryem koydum. Onu ve soyunu, kovulmuş şeytana dipnot 1 karşı Sen'in himayene bırakıyorum." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Euzu billahi mine'ş-şeytani'r-racim" demek, "kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım" demek anlamında değil; "ins" ve "cinn"nin yani görünen görünmeyen güçlerin, kişi ve kurumların saptırıcı telkin ve yönlendirmelerine karşı kişinin, vahyi ölçü alarak kendisini koruması demektir. Doğruyu vahiyden öğrenip, şeytanın saptırmasını önlemektir. Şeytan; hakka aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu doğurunca: "Rabbim! Ben onu kız olarak doğurdum." -Zaten Allah onun ne doğurduğunu daha iyi biliyordu- Erkek kız gibi değildir. İsmini, Meryem, koydum. Onu ve soyunu, kovulmuş şeytana karşı Sen'in himayene bırakıyorum." dedi.

    Gültekin Onan

    Fakat, O'nu doğurduğunda -Tanrı onun ne doğurduğunu daha iyi bilirken- Dedi ki: "Rabbim, doğrusu bir kız (çocuğu) doğurdum. Erkek ise kız gibi değildir, O'na Meryem adını koydum. Ben O'nu ve soyunu o taşa tutulmuş (kovulmuş) şeytandan Sana sığındırırım".

    Hasan Basri Çantay

    Fakat onu (kız çocuğunu) doğurunca, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilici iken: "Rabbim, hakıykat, ben onu kız olarak doğurdum. Erkek, kız gibi değildir. Gerçek ben adını Meryem koydum. Ben onu da, zürriyyetini de o taşlanmış (koğulmuş) şeytandan Sana sığınır (Sana ısmarlar) ım" dedi.

    İbni Kesir

    Fakat onu doğurunca-Allah onu ve doğurduğunu daha iyi bilici iken-Rabbım ben onu kız olarak doğurdum. Erkek, kız gibi değildir. Gerçekten ben adını Meryem koydum. Ben onu da soyunu da kovulmuş şeytandan sana sığındırırım, demişti.

    Mehmet Alagaş

    (33-44) Allah alemlerden Adem’i Nuh’u ve İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçti. Onların bazısı bazılarının soyudur / zürriyetidir, Allah işitendir, bilendir. Bir vakit İmran’ın karısı dedi ki Rabbim ben sana karnımdakini hür olarak / kendi irademle adadım benden kabul et , M uhakkak ki sen işitensin bilensin. Onu doğurduğu zaman Rabbim ben kız doğurdum dedi, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir , erkek ise kız gibi değil dedi ve kesinlikle ben onu Meryem olarak isimlendirdim, Onu ve zürriyetini taşlanmış şeytandan sana sığındırıyorum dedi. Rabbi Onu güzel bir kabul ile kabul etti, güzel bir bitki gibi onu yetiştirdi , Onu Zekeriya’nın sorumluluğuna verdi , Zekeriya ne zaman mihraba girse mihrabın yanında rızık bulurdu. Dedi ki Ey Meryem bu sana nereden gelir? Dedi ki O Allah’ın yanındandır, muhakkak ki Allah istediğini hesapsız şekilde rızıklandırır. Orada Zekeriya Rabbine çağrıda bulunmuş / dua etmiş ve demişti ki Rabbim bana katından tertemiz bir zürriyet hibe et , muhakkak ki sen duaları işitensin. Mihrapta namaza durduğunda melekler ona, Allah sana Yahya’yı müjdeler diye seslendiler , Allah’ın kelimesini doğrulayan, efendi / seyyit, nefsine hâkim / nefsini koruyan , salihlerden bir nebi dir. Dedi ki Rabbim , benim nasıl oğlum olabilir ki? Ben ileri yaşlarıma ulaştım ve karımda kısırdır, dedi ki böyledir, Allah istediğini yapar. Dedi ki Rabbim bana bir gösterge yap / bir ayet yap, dedi ki Ayetin, üç gün insanlarla işaret etme dışında konuşmamandır, Allah’ı çokça zikret ve akşam ve sabah onu üstün eyle. Melekler ona / Meryem’e demişlerdi ki Ey Meryem, Allah seni seçti ve temizledi, seni alemlerin kadınları arasından seçti, Ey Meryem, Rabbine boynun eğik kal / kunut halinde ol, bana secde et, bana rükû edenlerle beraber rükû et. İşte bu nlar, gaybden haberlerdir onu sana vahyediyoruz , hangisi Meryem’in sorumluluğunu alacak diye kalemlerini attıklarında onların yanlarında değildin ve rakipleştiklerinde / çekiştiklerinde onların yanlarında değildin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu doğurunca da: "Rabbim! Ben, kız doğurdum. (Hâlbuki Allah, neyi doğuracağını en iyi bilendir) Erkek, kız gibi değildir. Adını Meryem koydum, O’nu da, onun soyunu da kovulmuş şeytandan sana sığındırıyorum." dedi.

    Süleyman Ateş

    Onu doğurunca Allah onun ne doğurduğunu bilirken yine şöyle söyledi: "Rabbim, onu kız doğurdum, erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum."

    Süleymaniye Vakfı

    Onu doğurunca, ne doğurduğunu Allah daha iyi bildiği halde "Rabbim, kız doğurdum!" dedi. Halbuki o (beklediği) erkek, bu kız gibi olamazdı. dipnot 1 (Sözünü şöyle sürdürdü:) "Ben ona Meryem adını verdim; onun ve soyunun, kovulmuş şeytandan korunmasını sana bırakıyorum."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsrailoğulları'nın içinde mabedin bakımı, kurbanla ilgili görevler, toplu yapılan ibadetlerin gerçekleştirilmesi ve diğer özel görevlerle sorumlu olan kişiler kohenlerdir (rahipler). Harun aleyhisselamın nebiliği döneminden itibaren kohenler, Levililer boyundan olup Harun'un (a.s.) soyundan gelen erkekler olarak seçilmiştir (Çıkış 28:1-3). Kohenlerin kızları da mabette kumaş dokumak, örtü dikmek gibi işler yapabilmekte ancak dini görevler alamamaktaydı. İmran'ın karısı da erkek çocuk beklentisiyle bir adakta bulunmuş; ancak kız doğurduğunu görünce aynı görevleri yapamayacağını düşünerek üzüntüsünü ifade etmiştir. Ayette geçen, "Ve leyse'z- zekeru ke'l-ünsa (وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالأُنثَى)" ifadesi Meryem'in annesinin sözü olsaydı "erkek kız gibi değildir" yerine "kız erkek gibi değildir" demesi beklenirdi. Bu nedenle cümle Allah'a ait olmalıdır; çünkü doğan kız bebeğin ve onun doğuracağı çocuğun ileride birer ayet olacağını (Enbiya 21/91, Mü'minun 23/50) yalnızca Allah bilmektedir. Allah, hiçbir ayette kadın-erkek ayrımı yapmadığı halde bu ayette erkeğin kadın gibi olmadığını belirtmiştir. Bunun nedeni, Meryem'in, büyüdüğünde bir erkekle ilişkiye girmeden çocuk doğuracağına işaret için olmalıdır. Zira erkeğin doğum yapması mümkün değildir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğum yapınca, ne doğurduğunu Allah daha iyi bildiği halde "Sahibim! Kız doğurdum. Erkek kız gibi olmazdı! Ben ona Meryem adını verdim; onu ve soyunu, kovulmuş şeytandan korumanı bekliyorum." dedi.

    Şaban Britch

    Onu doğurunca da: Rabbim! Ben, kız doğurdum. (Halbuki Allah, neyi doğuracağını en iyi bilendir) Erkek, kız gibi değildir. Adını Meryem koydum, O’nu da onun soyunu da kovulmuş şeytandan sana sığındırıyorum, dedi.

    Şaban Piriş

    Onu doğurunca da: -Rabbim, ben, kız doğurdum. (Halbuki Allah, neyi doğuracağını en iyi bilendir) Erkek, kız gibi değildir. Adını Meryem koydum, O'nu da onun soyunu da kovulmuş şeytandan senin korumana veriyorum" dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu doğurunca -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bildiği halde- şöyle dedi: "Rabbim, onu kız olarak doğurdum ve erkek, kız gibi değildir. Adını Meryem koydum onun. Onu ve soyunu, kovulmuş şeytandan sana sığındırıyorum."

  5. Âl-i İmrân suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 37. ayet. فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنۢبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا ٱلْمِحْرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزْقًا قَالَ يَٰمَرْيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَٰذَا قَالَتْ هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" derdi. O da "Bu, Allah katından" diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

    Mehmet Okuyan

    Rabbi onu (Meryem'i) güzel bir şekilde (duasını) kabul etmişti; onu güzel bir bitki olarak yetiştirmiş dipnot 1 ve Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirmişti. Zekeriya mabette onun yanına her girişinde orada bir rızık bulurdu. (Zekeriya), "Ey Meryem, bu sana nereden (geliyor)?" dediğinde, o da "Bu, Allah katındandır." demişti. Şüphesiz ki Allah dilediğine (layık olana) hesapsız rızık verir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın insan olması için hücre oluşumuna gereksinim vardır ve bütün hücrelerin de doğrudan veya dolaylı, organik veya inorganik olarak "toprak"tan meydana geldiği bilinen bir gerçektir. Bu haliyle, her insanın topraktan tıpkı bir bitki gibi bir süreç halinde meydana getirildiği anlaşılmaktadır. Özel olarak sadece Hz. Meryem için kullanılan "güzel bitki" ifadesi ise onun mucize yaratılışıyla ilgilidir (Bkz. Mehmet Okuyan, "Kur'an'da Hz. Meryem Mucizesi", [Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi], İstanbul, 2005, sayı: XVI, ss. 129-157).

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine Rabbi onu memnuniyetle kabul etti; dahası onu bir çiçek gibi yetiştirdi ve Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman onun bulduğu bölmeye girse, onun yanında yiyecekler görürdü. (Ve bir gün) sordu. "Ey Meryem! Bunlar sana nereden geliyor?" O da cevapladı: "Bunlar Allah katındandır; Allah dilediği kimseye hesapsız rızık bağışlar."

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine Rabbi, kız çocuğunu hoşnutlukla kabul etti, onu güzelce büyüttü ve Zekeriya'nın himayesine verdi. Zekeriya, ne zaman onu mabedde ziyaret ettiyse yanında yiyeceklerle görür ve sorardı: "Ey Meryem, bunlar sana nereden geliyor?" Meryem: "Bunlar Allah'tandır; Allah, dilediğine hesapsız rızık bağışlar!" diye cevap verirdi.

    Ahmed Hulusi

    Bunun üzerine Rabbi onu hoşnutlukla kabul etti ve nadide bir çiçek gibi yetiştirdi. Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya mabede her girişinde, Onun yanında yeni yiyecekler bulur, sorardı: "Ya Meryem, bunlar nereden?" Cevap verirdi Meryem: "Bu Allah'ın indindendir" (O'nun merhameti sonucu, kullarıyla ulaşmakta). Muhakkak ki Allah, dilediğine dilediğince yaşam gıdası (rızık) verir.

    Ali Bulaç

    Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı ondan sorumlu kıldı. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Allah katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriyyâ'yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriyya, onun yanına, mâbede her girişinde orada bir rızık bulur ve «Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?» der; o da: «Bu, Allah katındandır. Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.»

    Ali Rıza Safa

    Böylece, Efendisi, hoşnutlukla Onu kabul etti. Güzel bir bitki gibi Onu yetiştirdi ve Zekeriya'yı, Ona bakmakla yükümlü yaptı. Zekeriya, tapınakta Onun yanına her girişinde, yanında yiyecekler bulurdu. "Ey Meryem! Bunlar, sana nereden geliyor?" dediğinde, şunu söylerdi: "Allah'ın katından! Kuşkusuz, Allah, dilediğine, hesapsız geçimlik verir!" dipnot 62

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 62
      Allah'ın katından, Meryem'e yiyecekler gönderilmesi, babasız çocuk doğurmasını sağlamak için özel bir beslenme yöntemi uygulanması olarak yorumlanabilir. Ayrıca, 19:23-26 ayetlerinde doğum sırasındaki beslenmesine ilişkin bilgiler verilmesi ve "Artık, ye, iç; gözün aydın olsun!" söylemi, Meryem'in beslenmesine, Allah tarafından büyük önem verildiğini göstermektedir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine Rabbi, Meryem'i hoşnutlukla kabul etti, onu güzelce büyüttü ve onu Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya, ne zaman onu mabedde ziyaret ettiyse yanında yiyecekler görür ve sorardı: "Ey Meryem! Bunlar sana nereden geliyor?" Meryem, "Bunlar Allah'tandır, Allah dilediğine hesapsız rızık bağışlar" diye cevap verirdi.

    Edip Yüksel

    Efendisi, adağını güzel bir şekilde kabul etti ve onu Zekeriya'nın himayesinde güzel bir çiçek gibi yetiştirdi. Zekeriya, odanın köşesinde onun yanına her girişinde yanında yiyecekler bulurdu. "Meryem, bunlar sana nereden geliyor" diye sorduğunda, "Bu, ALLAH katındandır. ALLAH dilediğine hesapsız rızık verir" derdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbi, adağını güzel bir şekilde kabul etti ve onu Zekeriya'nın himayesinde güzel bir çiçek gibi yetiştirdi. Zekeriya, tapınakta onun yanına her girişinde yanında yiyecekler bulurdu. 'Meryem, bunlar sana nereden geliyor,' diye sorduğunda, 'Bu, ALLAH katındandır. ALLAH dilediğini hesapsız rızık verir,' derdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine Rabbi, onu hoşnutlukla kabul buyurdu, onu güzel bir biçimde yetiştirdi ve Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya, onun yanına mihraba her girdikçe yeni bir yiyecek bulur ve: "Ey Meryem, bu sana nereden?" derdi. O da: "Allah tarafından" derdi. Şüphe yok ki, Allah dilediğine sayısız rızık verir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine rabbı onu güzel bir kabul ile kabul buyurdu ve güzel bir surette yetiştirdi, Zekeriyanın himayesine verdi, Zekeriyya onun üzerine mihraba her girdikçe yanında yeni bir rızk bulur, ya Meryem! bu sana nereden? derdi, o da Allah tarafından, derdi: Şüphe yok ki Allah dilediğini hisabsız merzuk buyurur

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine Rabb'i onu iyi bir şekilde kabul etti. Ve onu iyi bir şekilde yetiştirdi. Onu, Zekeriya'nın korumasına verdi. Zekeriya ne zaman mihraba dipnot 1 girse, onun yanında yiyecek bir şey bulurdu. "Ey Meryem! Bunlar sana nereden geldi?" derdi. O da "Bunlar, Allah'tandır. dipnot 2 " derdi. Kuşkusuz, Allah, hak edeni, dipnot 3 hesapsız olarak rızıklandırır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Merdivenle çıkılan yüksekçe yer, oda.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın lütfudur, nimetidir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bkz. 3:74. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine Rabb'i onu iyi bir şekilde kabul etti. Ve onu iyi bir şekilde yetiştirdi. Onu, Zekeriya'nın korumasına verdi. Zekeriya ne zaman mihraba dipnot 1 girse, onun yanında yiyecek bir şey bulurdu. "Ey Meryem! Bunlar sana nereden geldi?" derdi. O da "Bunlar, Allah'tandır." dipnot 2 derdi. Kuşkusuz, Allah, hak edeni, dipnot 3 hesapsız olarak rızıklandırır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Merdivenle çıkılan yüksekçe yer, oda.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın lütfudur, nimetidir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Literal olarak: dilediğini.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine Rabb'i onu iyi bir şekilde kabul etti. Ve onu iyi bir şekilde yetiştirdi. Onu, Zekeriyya'nın korumasına verdi. Zekeriyya ne zaman mihraba dipnot 1 girse, onun yanında yiyecek bir şey bulurdu. "Ey Meryem! Bunlar sana nereden geldi?" derdi. O da, "Bunlar, Allah'tandır." dipnot 2 derdi. Kuşkusuz, Allah, dilediğini dipnot 3 , hesapsız olarak rızıklandır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Merdivenle çıkılan yüksekçe yer, oda.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın lütfudur, nimetidir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Uygun gördüğünü.

    Gültekin Onan

    Bunun üzerine rabbi, onu güzel bir kabul ile kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı ondan sorumlu kıldı. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Tanrı katındandır. Şüphesiz Tanrı, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine Rabbi onu iyi bir rızaa ile kabul etdi. Onu güzel bir nebat gibi büyütdü. Zekeriyyayi de ona (bakmıya) me'mur etdi. Zekeriyya ne zaman (kızın bulunduğu) mihraaba girdiyse onun yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden (geliyor?)" dedi. O da: Bu, Allah tarafından. Şübhe yokdur ki Allah kimi dilerse ona sayısız rızık verir" dedi.

    İbni Kesir

    Bunun üzerine Rabbı onu güzel bir kabul ile karşıladı. Onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya mihraba her girişinde onun yanında bir yiyecek bulurdu. Ey Meryem, bu sana nereden? derdi. O da: Allah tarafından, derdi. Şüphe yok ki Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.

    Mehmet Alagaş

    (33-44) Allah alemlerden Adem’i Nuh’u ve İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçti. Onların bazısı bazılarının soyudur / zürriyetidir, Allah işitendir, bilendir. Bir vakit İmran’ın karısı dedi ki Rabbim ben sana karnımdakini hür olarak / kendi irademle adadım benden kabul et , M uhakkak ki sen işitensin bilensin. Onu doğurduğu zaman Rabbim ben kız doğurdum dedi, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir , erkek ise kız gibi değil dedi ve kesinlikle ben onu Meryem olarak isimlendirdim, Onu ve zürriyetini taşlanmış şeytandan sana sığındırıyorum dedi. Rabbi Onu güzel bir kabul ile kabul etti, güzel bir bitki gibi onu yetiştirdi , Onu Zekeriya’nın sorumluluğuna verdi , Zekeriya ne zaman mihraba girse mihrabın yanında rızık bulurdu. Dedi ki Ey Meryem bu sana nereden gelir? Dedi ki O Allah’ın yanındandır, muhakkak ki Allah istediğini hesapsız şekilde rızıklandırır. Orada Zekeriya Rabbine çağrıda bulunmuş / dua etmiş ve demişti ki Rabbim bana katından tertemiz bir zürriyet hibe et , muhakkak ki sen duaları işitensin. Mihrapta namaza durduğunda melekler ona, Allah sana Yahya’yı müjdeler diye seslendiler , Allah’ın kelimesini doğrulayan, efendi / seyyit, nefsine hâkim / nefsini koruyan , salihlerden bir nebi dir. Dedi ki Rabbim , benim nasıl oğlum olabilir ki? Ben ileri yaşlarıma ulaştım ve karımda kısırdır, dedi ki böyledir, Allah istediğini yapar. Dedi ki Rabbim bana bir gösterge yap / bir ayet yap, dedi ki Ayetin, üç gün insanlarla işaret etme dışında konuşmamandır, Allah’ı çokça zikret ve akşam ve sabah onu üstün eyle. Melekler ona / Meryem’e demişlerdi ki Ey Meryem, Allah seni seçti ve temizledi, seni alemlerin kadınları arasından seçti, Ey Meryem, Rabbine boynun eğik kal / kunut halinde ol, bana secde et, bana rükû edenlerle beraber rükû et. İşte bu nlar, gaybden haberlerdir onu sana vahyediyoruz , hangisi Meryem’in sorumluluğunu alacak diye kalemlerini attıklarında onların yanlarında değildin ve rakipleştiklerinde / çekiştiklerinde onların yanlarında değildin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbi, onu güzel bir kabul ile kabul etti ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı da ona bakmakla görevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulunduğu ibadet mahalline girse, O’nun yanında bir yiyecek bulurdu: Meryem, bu sana nereden geldi? dediğinde, o şöyle cevap verirdi: Bu, Allah katından! Doğrusu Allah, dilediği kimseye hesapsız rızık bağışlar.

    Süleyman Ateş

    Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya da onun bakımını üstlendi. Zekeriyya, onun yanına, mihraba her girdiğinde yanında bir rızık bulurdu. "Ey Meryem, bu sana nereden?" derdi. (O da) "Bu, Allah katından" derdi. "Allah, dilediğine hesapsız rızık verir."

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbi Meryem'i, güzel bir şekilde kabul etti ve güzel bir bitki gibi yetiştirdi. dipnot 1 Bakımını da Zekeriya'ya verdi. Zekeriya ne zaman has odaya dipnot 2 girse onun yanında bir rızık dipnot 3 bulur, "Meryem! Bu sana nereden (geldi)?" diye sorardı. O da "Allah katından! Allah, tercih ettiğine hesapsız rızık verir!" derdi. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herkes yerden biten bir bitki gibi oluşur (Nuh 71/17). Ayette Meryem validemizin güzel bir bitki gibi yetiştirildiğinin belirtilmesi, onun kendi yapısında bitkiye benzer bir özelliğin olduğunu gösterir. Meryem'in sıradan bir bitkiye değil de güzel bir bitkiye benzetilmesi, onun çiçekli bitkilere benzetildiğini düşündürür. Çoğu çiçekli bitkilerde hem erkeklik hem dişilik özelliği olur ve kendi kendini döller. Meryem'e ruhun üflenmesi ile ilgili iki ayetten birinde erkek (Tahrim 66/12), diğerinde dişi zamir (Enbiya 21/91) ile gönderme yapılması da bunu destekler.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Has oda" anlamı verilen "mihrab (مهراب)" kelimesi oda, hünkar mahfili, başoda, sultanın tek başına kaldığı has oda, harem dairesi, insanların oturduğu ve toplandığı yer vs. anlamlarda kullanılır. (Lisan'ul-Arab ve el-Kamus'ul-Muhit) (Meryem 19/11, Sad 38/21).
    3. metne dön, dipnot 3
      İster maddi, ister manevi olsun, nimet olarak Allah tarafından verilen her şeye rızık denir (Bakara 2/22, 172, Hud 11/88, Hac 22/58, Vakıa 56/82).
    4. metne dön, dipnot 4
      Apokrif sayılan Yakup İncili'nde Meryem validemizin bir meleğin elinden yiyecek aldığı bildirilmektedir (Yakup İncili VIII.1). Meryem o meleği insan suretinde görüyor olabilir; ancak yiyecekleri sağlayanın Allah olduğunu biliyordu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sahibi Meryem'i güzelce kabul etti ve güzel bir bitki dipnot 1 gibi yetiştirdi. Bakımını da Zekeriya'ya yükledi dipnot 2 . Zekeriya ne zaman onun dairesine dipnot 3 girse yanında bir rızık (yiyecek veya giyecek) dipnot 4 bulur: "Meryem! Bu sana nereden?" diye sorardı. O da "Allah katındandır! Allah, tercih ettiğine dipnot 5 hesapsız rızık verir!" derdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meryem validemizin güzel bir bitki gibi yetiştirilmesi, yapısında bitkilere has bir özellik olduğunu gösterir. Bazı bitkilerde hem erkeklik hem dişilik organı olur ve kendi kendini döller. Meryem'in rahmine ruhun üflenmesi ile ilgili iki ayetten birinde (Tahrim 66/12) erkek, diğerinde de dişi zamirin (Enbiya 21/91) kullanılması bunu gösterir. İsa aleyhisselamın örneğinin Adem aleyhisselam olması (Al-i İmran 3/59) ve insanın ilk yaratılışının bitki örneği ile açıklanması (Nuh 71/17), Ahirette yeniden yaratılışın aynı usulle olacağının bildirilmesi (Araf 7/29)  bunu ispatlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Bakımını Zekeriya'ya yükledi" ayeti o sırada Meryem'in babasının ve annesinin hayatta olmadıklarını gösterir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Mihrab; oda, hünkar mahfili, başoda, sultanın tek başına kaldığı has oda, harem dairesi, insanların oturduğu ve toplandığı yer vs. anlamlarda kullanılır. (Lisan'ul-Arab ve el-Kamus'ul-muhit)
    4. metne dön, dipnot 4
      Rızık sadece yiyecek olmaz. Giyecekler ve her türlü eşya da rızıktır. Bu rızkın, Allah katından olması, Meryem'in odasına melekler tarafından bırakıldığı gibi uydurma anlamlara gelmez.
    5. metne dön, dipnot 5
      "Şae = شاء", "bir şeyi var etti" demektir (Müfredat). Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir.

    Şaban Britch

    Rabbi, onu güzel bir kabul ile kabul etti ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı da ona bakmakla görevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulunduğu ibadet mahalline girse O’nun yanında bir yiyecek bulurdu: Meryem, bu sana nereden geldi? dediğinde O şöyle cevap verirdi: Bu, Allah katından! Doğrusu Allah, dilediği kimseye hesapsız rızık bağışlar.

    Şaban Piriş

    Rabbi, onu güzel bir kabul ile karşıladı ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı da ona bakmakla görevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulunduğu ibadet mahalline girse O'nun yanında bir yiyecek bulurdu: -Meryem, bu sana nereden geldi? dediğinde O şöyle cevap verirdi: -Bu, Allah katından! Doğrusu Allah, dilediği kimseye hesapsız rızık bağışlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi besleyip büyüttü. Onu, Zekeriyya'nın korumasına verdi. Zekeriyya, mihrapta onun yanına her girdiğinde, orada bir rızık bulur ve sorardı: "Meryem, bu sana nereden?" Meryem de "Bu, Allah katındandır; çünkü Allah dilediğini hesapsızca rızıklandırır." derdi.

  6. Âl-i İmrân suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 38. ayet. هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۥ قَالَ رَبِّ هَبْ لِى مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

    Diyanet İşleri

    Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Zekeriya orada Rabbine dua etmiş ve şöyle demişti: "Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil ver! Şüphesiz ki sen duayı duyansın."

    Mustafa İslamoğlu

    İşte o anda-orada Zekeriyya Rabbine şöyle dua etti: "Rabbum! Bana katından güzel bir nesil bağışla; çünkü sen tüm duaları işitensin!"

    Muhammed Esed

    Aynı yerde Zekeriya Rabbine yalvardı: "Ey Rabbim! Rahmetinle bana güzel bir zürriyet bağışla; zira Sen, her yakarışı duyarsın."

    Ahmed Hulusi

    Aynı yerde Zekeriyya Rabbine dua etti: "Rabbim, bana ledünnünden (rahmeti sonucu özel meleki kuvve açığa çıkışıyla) tertemiz bir nesil hibe et. Sen kesinlikle duamı işitensin (yönelişimi algılayansın). "

    Ali Bulaç

    Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim, bana katından tertemiz bir soy armağan et. Doğrusu Sen, duaları işitensin" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Orada Zekeriyyâ, Rabbine dua etti: «Rabbim! Bana kendi tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin» dedi.

    Ali Rıza Safa

    Zekeriya, işte orada, Efendisine yakarışta bulundu: "Efendim! Senin katından, bana tertemiz bir soy bağışla. Kuşkusuz, Sen, Yakarışları Duyansın!"

    Bayraktar Bayraklı

    Aynı yerde Zekeriyya Rabbine şöyle yalvardı: "Ey Rabbim! Tarafından bana hayırlı bir nesil bağışla; zira sen, her yakarışı duyarsın."

    Edip Yüksel

    Zekeriya oracıkta Efendisine dua etti: "Efendim" dedi, "katından bana tertemiz bir soy ver, Sen duaları işitensin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zekeriyya oracıkta Rabbine dua etti: 'Rabbim,' dedi, 'katından bana tertemiz bir soy ver, Sen duaları işitensin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O aralık Zekeriyya Rabbine: "Ey Rabbim, bana katından temiz bir soy ihsan eyle; şüphesiz sen duayı işitensin!" diye dua etti.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O aralık Zekeriyya rabbına dua etti: Yarab! dedi: Bana ledünnünden bir temiz zürriyyet ihsan eyle şüphesiz ki sen duayı işidensin

    Erhan Aktaş

    Orada Zekeriya, Rabb'ine dua etti: "Rabb'im! Bana katından iyi bir nesil bağışla. Kuşkusuz, Sen duayı işitensin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada Zekeriya, Rabb'ine dua etti: "Rabb'im! Bana katından iyi bir nesil bağışla. Kuşkusuz, Sen duayı işitensin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada Zekeriyya, Rabb'ine dua etti: "Rabb'im! Bana katından iyi bir nesil bağışla. Kuşkusuz, Sen duayı işitensin."

    Gültekin Onan

    Orada Zekeriya rabbine dua etti: "rabbim, bana katından tertemiz bir soy armağan et. Doğrusu Sen, duaları işitensin" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    Orada Zekeriyya Rabbine düa etdi: "Rabbim, bana senin tarafından çok temiz bir zürriyyet ihsan et. Muhakkak Sen düayı hakkıyla işidensin".

    İbni Kesir

    Orada Zekeriyya Rabbına dua etti: Rabbım; bana katından temiz bir şey bahşet. Muhakkak Sen duayı işitensin.

    Mehmet Alagaş

    (33-44) Allah alemlerden Adem’i Nuh’u ve İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçti. Onların bazısı bazılarının soyudur / zürriyetidir, Allah işitendir, bilendir. Bir vakit İmran’ın karısı dedi ki Rabbim ben sana karnımdakini hür olarak / kendi irademle adadım benden kabul et , M uhakkak ki sen işitensin bilensin. Onu doğurduğu zaman Rabbim ben kız doğurdum dedi, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir , erkek ise kız gibi değil dedi ve kesinlikle ben onu Meryem olarak isimlendirdim, Onu ve zürriyetini taşlanmış şeytandan sana sığındırıyorum dedi. Rabbi Onu güzel bir kabul ile kabul etti, güzel bir bitki gibi onu yetiştirdi , Onu Zekeriya’nın sorumluluğuna verdi , Zekeriya ne zaman mihraba girse mihrabın yanında rızık bulurdu. Dedi ki Ey Meryem bu sana nereden gelir? Dedi ki O Allah’ın yanındandır, muhakkak ki Allah istediğini hesapsız şekilde rızıklandırır. Orada Zekeriya Rabbine çağrıda bulunmuş / dua etmiş ve demişti ki Rabbim bana katından tertemiz bir zürriyet hibe et , muhakkak ki sen duaları işitensin. Mihrapta namaza durduğunda melekler ona, Allah sana Yahya’yı müjdeler diye seslendiler , Allah’ın kelimesini doğrulayan, efendi / seyyit, nefsine hâkim / nefsini koruyan , salihlerden bir nebi dir. Dedi ki Rabbim , benim nasıl oğlum olabilir ki? Ben ileri yaşlarıma ulaştım ve karımda kısırdır, dedi ki böyledir, Allah istediğini yapar. Dedi ki Rabbim bana bir gösterge yap / bir ayet yap, dedi ki Ayetin, üç gün insanlarla işaret etme dışında konuşmamandır, Allah’ı çokça zikret ve akşam ve sabah onu üstün eyle. Melekler ona / Meryem’e demişlerdi ki Ey Meryem, Allah seni seçti ve temizledi, seni alemlerin kadınları arasından seçti, Ey Meryem, Rabbine boynun eğik kal / kunut halinde ol, bana secde et, bana rükû edenlerle beraber rükû et. İşte bu nlar, gaybden haberlerdir onu sana vahyediyoruz , hangisi Meryem’in sorumluluğunu alacak diye kalemlerini attıklarında onların yanlarında değildin ve rakipleştiklerinde / çekiştiklerinde onların yanlarında değildin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Zekeriya orada Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından tertemiz bir soy ver! Sen duayı en iyi bir şekilde işitensin." dedi.

    Süleyman Ateş

    Orada Zekeriyya, Rabbine du'a etmiş: "Rabbim, demişti, bana katından temiz bir nesil ver. Sen du'ayı işitensin!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zekeriya, orada Sahibine dua etti: "Sahibim! Bana kendi katından temiz bir soy nasip et! Sen duamı dinlersin!" dedi.

    Şaban Britch

    Zekeriya orada Rabbine dua etti: Rabbim, bana katından tertemiz bir soy ver! Sen duayı en iyi bir şekilde işitensin, dedi.

    Şaban Piriş

    Zekeriya orada Rabbine dua etti: -Rabbim, bana katından tertemiz bir soy ver! Sen duayı en iyi bir şekilde işitensin, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zekeriyya orada Rabbine yakarmıştı: "Rabbim, demişti, katından bana tertemiz bir soy bağışla. Sen yakarışı en iyi duyansın."

  7. Âl-i İmrân suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 39. ayet. فَنَادَتْهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٌ يُصَلِّى فِى ٱلْمِحْرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَىٰ مُصَدِّقًۢا بِكَلِمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Diyanet İşleri

    Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.

    Mehmet Okuyan

    O (Zekeriya) mabette namaz kılarken dipnot 1 melekler (ona şöyle) seslenmişlerdi: "Allah sana kendisi tarafından gelen bir sözü dipnot 2 doğrulayıcı, efendi, onurlu ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeliyor."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu buyruk namaz, oruç, zekât, kurban vs. ibadetlerin eski ümmetlerden beri farz olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:83, 183; Mâide 5:12; Yûnus 10:87; İbrâhîm 14:40; Kehf 18:21; Meryem 19:31, 55, 59; Tâhâ 20:14; Hacc 22:26-30, 34-37; Enbiyâ 21:73; Lokmân 31:17; Şûrâ 42:13.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada ve Al-i İmrân 3:45 ile Nisâ 4:171. ayette geçen [kelimeh] sözcüğü, "Yüce Allah'tan gelen her kelime"; "Hz. İsa'nın doğumu ve risaleti"; "peygamberlik görevine sahip kılınışı"; "Yüce Allah'ın Hz. İsa'nın yaratılmasıyla ilgili olarak [kün] ‘Ol!' emrini vermesi ve onun da Hz. Meryem'in rahminde oluşum sürecine girmesi" olarak anlaşılabilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Zekeriyya mihrapta ibadet ederken melekler ona seslendiler: "Allah sana, Allah'tan gelen kelamı doğrulayıcı bir kelime olan, saygın bir konuma sahip, nefsine hakim, salihlerden bir peygamber olacak Yahya'yı müjdeliyor.

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine, mabedde dua ederken, melekler ona: "Allah sana, Kendi katından bir sözün gerçekliğini doğrulayacak, insanlar arasında seçkin (bir yere sahip olacak), tam bir iffet sahibi, dürüst ve erdemli bir peygamber olacak olan Yahya(nın doğumun)u müjdeliyor" diye seslendiler.

    Ahmed Hulusi

    O mabette Rabbine yöneliş halindeyken, melaike Ona nida etti: "Allah'tan sana Bi-kelimeyi (İsa - özel kuvvelerin açığa çıktığı Allah kelimesini) tasdik edici, seyyid (kuvvelerinin efendisi), hasur (nefsaniyetini kontrol eden) salihlerden bir Nebi olarak (varlığındaki Hakk'ı yaşayan) Yahya'yı müjdeler. "

    Ali Bulaç

    O mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi: "Allah, sana Yahya'yı müjdeler. O, Allah'tan olan bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir."

    Ali Özek ve heyeti

    Zekeriyyâ mâbedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir kelimeyi tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olan Yahyâ’yı müjdeler.

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, Zekeriya tapınakta namaz kılarken, melekler, Ona, şöyle seslendi: "Allah, Yahya'yı, sevinçli bir haber olarak sana veriyor. Allah'tan bir sözü doğrulayan, seçkin, benliğine egemen, erdemli bir peygamber olarak!"

    Bayraktar Bayraklı

    Zekeriyya mabedde durmuş namaz kılarken, melekler ona şöyle seslendiler: "Allah sana, kendi katından bir sözün gerçekleştiğini doğrulayacak, efendi, iffetli, dürüst ve erdemli bir peygamber olacak olan Yahya'yı müjdeliyor."

    Edip Yüksel

    Tapınakta salat için durmuşken melekler ona, "ALLAH seni, ALLAH'ın Sözünü doğrulayacak, onurlu, iffetli ve erdemli bir peygamber olan Yahya ile müjdeliyor" diye seslendiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tapınakta durmuş namaz kılıyorken melekler ona, 'ALLAH seni, ALLAH'ın Sözünü doğrulayacak, onurlu, iffetli ve erdemli bir peygamber olan Yahya ile müjdeliyor,' diye seslendiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O kalkmış mihrabda namaz kılarken melekler kendisine şöyle seslendiler: "Haberin olsun, Allah sana, Allah'tan gelen bir kelimeyi doğrulayacak, efendi, son derece nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olmak üzere Yahya'yı müjdeliyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken melaikeler kendisine nida ettiler, o kalkmış mihrabda namaz kılıyordu: Haberin olsun Allah sana Yahyayı müjdeliyor: Allahdan bir kelimeyi tasdik edecek, hem bir efendi, hem gayet zahid, ve bir Peygamber, salihinden.

    Erhan Aktaş

    O dipnot 1 , mihrapta salat dipnot 2 ederken, melekler: " Kuşkusuz Allah, seni Yahya ile müjdeliyor. O, Allah'tan gelen kelimeyi tasdik eden, toplumuna öncülük yapan, kendisine sahip olan, iyilerden bir Nebi olacak." diye seslendiler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zekeriya.
    2. metne dön, dipnot 2
      Namaz. Allah'a yöneliş.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O dipnot 1 , mihrapta salat dipnot 2 ederken, melekler: " Kuşkusuz Allah, seni Yahya ile müjdeliyor. O, Allah'tan gelen kelimeyi tasdik eden, toplumuna öncülük yapan, kendisine sahip olan, iyilerden bir nebi olacak." diye seslendiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zekeriya.
    2. metne dön, dipnot 2
      Namaz. Allah'a yöneliş.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O dipnot 1 , mihrapta dikilmiş salat dipnot 2 ederken, melekler: "Allah, seni yahya dipnot 3 ile müjdeliyor, O, Allah'tan gelen kelimeyi tasdik eden, toplumuna öncülük yapan, kendisine sahip olan, iyilerden bir nebi olacak." diye seslendiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zekeriyya.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dua ederken.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yahya, özel isim olmayıp; doğacak çocuğun; dürüst, iyi, erdemli olacağını, mümince bir hayat yaşayacağını ifade eden bir sıfattır. Tıpkı 61/Saff, 6'da geçen nebi için kullanılan "ahmed" sözcüğü gibi.

    Gültekin Onan

    O mihrabda namaz kılarken melekler ona seslendi "Tanrı, sana Yahya'yı müjdeler. O, Tanrı'dan olan bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayan efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir".

    Hasan Basri Çantay

    O, mihrabda durub namaz kılarken melekler ona (şöyle) nida ettir "Gerçek, Allah sana kendisinden bir kelimeyi tasdıyk edici, bir efendi, nefsine haakim ve saalihlerden bir peygamber olmak üzere Yahyayi müjdeler".

    İbni Kesir

    O, mihrabda namaz kılarken melekler ona seslendiler: Allah sana, kendisinden bir kelimeyi tasdik edici bir efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olmak üzere Yahya'yı müjdeler.

    Mehmet Alagaş

    (33-44) Allah alemlerden Adem’i Nuh’u ve İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçti. Onların bazısı bazılarının soyudur / zürriyetidir, Allah işitendir, bilendir. Bir vakit İmran’ın karısı dedi ki Rabbim ben sana karnımdakini hür olarak / kendi irademle adadım benden kabul et , M uhakkak ki sen işitensin bilensin. Onu doğurduğu zaman Rabbim ben kız doğurdum dedi, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir , erkek ise kız gibi değil dedi ve kesinlikle ben onu Meryem olarak isimlendirdim, Onu ve zürriyetini taşlanmış şeytandan sana sığındırıyorum dedi. Rabbi Onu güzel bir kabul ile kabul etti, güzel bir bitki gibi onu yetiştirdi , Onu Zekeriya’nın sorumluluğuna verdi , Zekeriya ne zaman mihraba girse mihrabın yanında rızık bulurdu. Dedi ki Ey Meryem bu sana nereden gelir? Dedi ki O Allah’ın yanındandır, muhakkak ki Allah istediğini hesapsız şekilde rızıklandırır. Orada Zekeriya Rabbine çağrıda bulunmuş / dua etmiş ve demişti ki Rabbim bana katından tertemiz bir zürriyet hibe et , muhakkak ki sen duaları işitensin. Mihrapta namaza durduğunda melekler ona, Allah sana Yahya’yı müjdeler diye seslendiler , Allah’ın kelimesini doğrulayan, efendi / seyyit, nefsine hâkim / nefsini koruyan , salihlerden bir nebi dir. Dedi ki Rabbim , benim nasıl oğlum olabilir ki? Ben ileri yaşlarıma ulaştım ve karımda kısırdır, dedi ki böyledir, Allah istediğini yapar. Dedi ki Rabbim bana bir gösterge yap / bir ayet yap, dedi ki Ayetin, üç gün insanlarla işaret etme dışında konuşmamandır, Allah’ı çokça zikret ve akşam ve sabah onu üstün eyle. Melekler ona / Meryem’e demişlerdi ki Ey Meryem, Allah seni seçti ve temizledi, seni alemlerin kadınları arasından seçti, Ey Meryem, Rabbine boynun eğik kal / kunut halinde ol, bana secde et, bana rükû edenlerle beraber rükû et. İşte bu nlar, gaybden haberlerdir onu sana vahyediyoruz , hangisi Meryem’in sorumluluğunu alacak diye kalemlerini attıklarında onların yanlarında değildin ve rakipleştiklerinde / çekiştiklerinde onların yanlarında değildin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Zekeriya) mabedde namaz kılarken melekler ona: “Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler!” diye seslendiler.

    Süleyman Ateş

    Zekeriyya, mabedde durmuş namaz kılarken, melekler ona: "Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olacak Yahya'yı müjdeler," diye ünlediler.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun üzerine has odada, ayakta namaz kılarken melekler Zekeriyya'ya şöyle seslendiler: "Allah sana, Allah'a ait bir sözü tasdik edecek, dipnot 1 efendi, kendine hakim ve iyilerden olacak bir nebiyi, Yahya'yı müjdeliyor!" dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahya aleyhisselamın tasdik edeceği "söz" Allah'ın İsa aleyhisselamın anasının rahminde oluşmasını sağlayan "Ol" emridir (Al-i İmran 3/47, 59). Bundan dolayı Allah İsa'yı, "kelime /söz" olarak tanımlamıştır (Al-i İmran 3/45, Nisa 4/171).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Meryem'in olduğu) dairede, ayakta namazda iken melekler şöyle seslendiler: "Allah sana, Allah'ın bir sözünü onaylayacak dipnot 1 ; önder, kendine hakim ve iyilerden bir nebi olacak olan Yahya'yı müjdeliyor."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın sözü, diğer insanlar gibi Allah'ın "ol" emri ile oluşmaya başlayacak olan İsa aleyhisselamdır.

    Şaban Britch

    (Zekeriya) mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler

    Şaban Piriş

    Mihrapta namaz kılmakta iken, melekler O'na, Allah'ın kendisine Yahya'yı, Allah'tan gelen bir kelimeyi tasdik eden, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak müjdelediğini söylediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zekeriyya mihrapta durmuş namaz kılarken, melekler ona şöyle çağırmıştı: "Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi doğrulayıcı bir efendi; nefsine egemen bir benlik, hayır ve barışı sevenlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeliyor."

  8. Âl-i İmrân suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 40. ayet. قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَقَدْ بَلَغَنِىَ ٱلْكِبَرُ وَٱمْرَأَتِى عَاقِرٌ قَالَ كَذَٰلِكَ ٱللَّهُ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ

    Diyanet İşleri

    Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah dilediğini yapar" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Zekeriya) şöyle demişti: "Rabbim! Yaşlılık bana gelip çattığına, hanımım da kısır olduğuna göre benim (bir) oğlum nasıl olabilir ki?" (Melekler) şöyle demişti: "Öyle, (ama) Allah dilediğini yapar." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:253; Al-i İmrân 3:47; Mâide 5:1; Hûd 11:107; İbrâhîm 14:27; Hacc 22:14, 18; Burûc 85:16.

    Mustafa İslamoğlu

    Cevap verdi: "Rabbim! Ben bunca yaşlanmış, karım da kısır kalmışken benim nasıl bir oğlum olabilir?" (Melek) cevap verdi: "İşte böyledir Allah; dilediğini yapar."

    Muhammed Esed

    (Zekeriya) şaşkınlıkla: "Ey Rabbim!" dedi, "Yaşlılık beni yakalamışken ve karım da kısırken nasıl bir oğlum olabilir?" (Ona): "Pekala olabilir!" denildi, "Allah dilediğini yapar."

    Ahmed Hulusi

    Dedi: "Rabbim, benim nasıl oğlum olur! İhtiyarlamışım, üstelik de karım kısır!" Buyurdu: "(Şartların) öyle ama. . . Allah dilediğini yapar!"

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Rabbim, bana gerçekten ihtiyarlık ulaşmışken ve karım da kısırken nasıl bir oğlum olabilir?" "Böyledir" dedi, "Allah dilediğini yapar."

    Ali Özek ve heyeti

    Zekeriyyâ: Rabbim! dedi, bana ihtiyarlık gelip çattığına, üstelik karım da kısır olduğuna göre benim nasıl çocuğum olabilir? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir; Allah dilediğini böyle yapar.

    Ali Rıza Safa

    "Efendim! Benim nasıl bir oğlum olabilir?" dedi; "Kocamışlığın son sınırındayım; üstelik karım kısır!" Dedi ki: "Öyledir; Allah, dilediğini yapar!"

    Bayraktar Bayraklı

    Zekerriya, "Ey Rabbim!" dedi, "Yaşlılık beni yakalamışken ve karım da kısırken nasıl bir oğlum olabilir?" Allah şöyle buyurdu: "İşte böyledir; Allah dilediğini yapar."

    Edip Yüksel

    "Efendim, ben yaşlı ve karım kısırken nasıl olur da bir oğlum olur" deyince, o, "Evet; ama ALLAH dilediğini yapar" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbim, ben yaşlı ve karım kısırken nasıl olur da bir oğlum olur,' deyince, o, 'Evet; ama ALLAH dilediğini yapar,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Zekeriyya: "Ey Rabbim, bana ihtiyarlık gelip çatmış, karım da kısır iken, benim nasıl bir oğlum olur?" dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle, Allah ne dilerse yapar."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yarab! dedi: benim için bir oğul nasıl olur? kendime ihtiyarlık çatmış haremim de kısırken, buyurdu ki: öyle, Allah ne dilerse yapar

    Erhan Aktaş

    "Ey Rabb'im! Ben iyice yaşlanmışken, hanımım da çocuktan kesilmişken, benim nasıl çocuğum olabilir!" dedi. O da: "Pekala olur, Allah dilediğini yapar." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey Rabb'im! Ben iyice yaşlanmışken, hanımım da çocuktan kesilmişken, benim nasıl çocuğum olabilir!" dedi. O da: "Pek ala olur, Allah dilediğini yapar." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey Rabb'im! Ben iyice yaşlanmışken, hanımım da çocuktan kesilmişken, benim nasıl çocuğum olabilir!" dedi. O da: "Pek ala olur, Allah dilediğini yapar." dedi.

    Gültekin Onan

    De ki "Rabbim, bana gerçekten ihtiyarlık ulaşmışken ve karımda kısırken nasıl bir oğlum olabilir?" "Böyledir " dedi, "Tanrı dilediğini yapar".

    Hasan Basri Çantay

    (Zekeriyya) dedi: "Rabbim, kendime hakıykaten ihtiyarlık çatmış iken, karım da bir kısır iken benim nasıl bir oğlum olabilir"? (Allah): "öyle, dedi, (fakat) Allah ne dilerse yapar".

    İbni Kesir

    Ve dedi ki: Rabbım; ben artık iyice kocamış, karım da kısırken nasıl oğlum olabilir? Öyle, Allah dilediğini yapar, dedi.

    Mehmet Alagaş

    (33-44) Allah alemlerden Adem’i Nuh’u ve İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçti. Onların bazısı bazılarının soyudur / zürriyetidir, Allah işitendir, bilendir. Bir vakit İmran’ın karısı dedi ki Rabbim ben sana karnımdakini hür olarak / kendi irademle adadım benden kabul et , M uhakkak ki sen işitensin bilensin. Onu doğurduğu zaman Rabbim ben kız doğurdum dedi, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir , erkek ise kız gibi değil dedi ve kesinlikle ben onu Meryem olarak isimlendirdim, Onu ve zürriyetini taşlanmış şeytandan sana sığındırıyorum dedi. Rabbi Onu güzel bir kabul ile kabul etti, güzel bir bitki gibi onu yetiştirdi , Onu Zekeriya’nın sorumluluğuna verdi , Zekeriya ne zaman mihraba girse mihrabın yanında rızık bulurdu. Dedi ki Ey Meryem bu sana nereden gelir? Dedi ki O Allah’ın yanındandır, muhakkak ki Allah istediğini hesapsız şekilde rızıklandırır. Orada Zekeriya Rabbine çağrıda bulunmuş / dua etmiş ve demişti ki Rabbim bana katından tertemiz bir zürriyet hibe et , muhakkak ki sen duaları işitensin. Mihrapta namaza durduğunda melekler ona, Allah sana Yahya’yı müjdeler diye seslendiler , Allah’ın kelimesini doğrulayan, efendi / seyyit, nefsine hâkim / nefsini koruyan , salihlerden bir nebi dir. Dedi ki Rabbim , benim nasıl oğlum olabilir ki? Ben ileri yaşlarıma ulaştım ve karımda kısırdır, dedi ki böyledir, Allah istediğini yapar. Dedi ki Rabbim bana bir gösterge yap / bir ayet yap, dedi ki Ayetin, üç gün insanlarla işaret etme dışında konuşmamandır, Allah’ı çokça zikret ve akşam ve sabah onu üstün eyle. Melekler ona / Meryem’e demişlerdi ki Ey Meryem, Allah seni seçti ve temizledi, seni alemlerin kadınları arasından seçti, Ey Meryem, Rabbine boynun eğik kal / kunut halinde ol, bana secde et, bana rükû edenlerle beraber rükû et. İşte bu nlar, gaybden haberlerdir onu sana vahyediyoruz , hangisi Meryem’in sorumluluğunu alacak diye kalemlerini attıklarında onların yanlarında değildin ve rakipleştiklerinde / çekiştiklerinde onların yanlarında değildin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Rabbim! Ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken nasıl benim bir oğlum olacak?" dedi. Allah: "Öyle de olsa, Allah dilediğini yapar!" buyurdu.

    Süleyman Ateş

    Dedi ki: "Rabbim, bana ihtiyarlık gelip çatmış, karım da kısırken benim nasıl oğlum olur?" (Allah): "Öyle (ama) Allah, dilediğini yapar." dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Zekeriya:"Rabbim! İhtiyarlık gelmiş çatmış, karım da kısır iken benim nasıl oğlum olabilir!" dipnot 1 dedi. Allah: "Böyle olacak! Allah tercih ettiği şeyi yapar." dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zekeriya aleyhisselam, kendisinden sonra yerine geçecek bir çocuk istemektedir. Ancak eşi kısır, kendisi de çok ileri bir yaşta olduğu için bu çocuğu, Meryem'in evlenip doğurmasını beklediği anlaşılmaktadır. Beklediği çocuğun kendi çocuğu olacağı müjdelenince şaşırması bunu açıkça göstermektedir (Meryem 19/8-9).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Zekeriya): "Sahibim! benim nasıl oğlum olur? İhtiyarlık gelmiş çatmış, karım da kısır!" dedi. "Bu olacak! Allah, tercih ettiği şeyi yapar." dedi.

    Şaban Britch

    Rabbim, ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken nasıl benim bir oğlum olacak? dedi. Allah: Öyle de olsa, Allah dilediğini yapar! buyurdu.

    Şaban Piriş

    -Rabbim, ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken nasıl benim bir oğlum olacak? dedi. Allah: -Öyle de olsa, Allah dilediğini yapar! buyurdu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dedi ki: "Rabbim, benim nasıl çocuğum olur? İhtiyarlık tam bir biçimde üstüme binmiş, karım kısır." Allah cevap verdi: "Allah, dilediği şeyi işte böyle yapar."

  9. Âl-i İmrân suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 41. ayet. قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةً قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمْزًا وَٱذْكُر رَّبَّكَ كَثِيرًا وَسَبِّحْ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَٰرِ

    Diyanet İşleri

    Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et."

    Mehmet Okuyan

    (Zekeriya) "Rabbim! (Bu konuda) bana bir delil ver." demişti. (Melek) "Senin delilin, işaret (etmen) dışında insanlarla üç gün konuşamamandır." demişti. Rabbini çok an; akşam sabah (O'nu) tesbih et (yücelt)! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsan sapasağlam olmasına rağmen, Yüce Allah tarafından konuşamaz hale getirilmekte olduğu gibi, alışılmışın dışında bir yaratmaya da elbette konu edilebilir. Bu şekilde değerlendirdiğimiz için tercümeyi de "konuşmama" değil de "konuşamama" şeklinde vermeyi tercih ettik. Ayette geçen [remz] kelimesi "işaret", "mimik" gibi anlamlar içermekte ve Hz. Zekeriya'nın sapasağlam olmasına rağmen üç gün boyunca konuşamadığı süreçte iletişimini sürdüreceği yol olarak belirlenmektedir. Ayrıca bkz. Meryem 19:1-11.

    Mustafa İslamoğlu

    (Zekeriyya) yalvardı: "Rabbim! Bana bir işaret göster!" (Allah) buyurdu ki: "Senin işaretin, insanlarla üç gün boyunca işaret dışında konuşamamandır. (Konuşma yerine) Rabbini çok zikret ve sabah-akşam, gündüz-gece O'nu tesbih et!

    Muhammed Esed

    (Zekeriya) yalvardı: "Ey Rabbim! Bana bir işaret göster!" "İşaretin şudur ki," denildi, "üç gün boyunca yüz işaretleri dışında insanlarla konuşma! Rabbini hiç durmadan an ve gece gündüz O'nun sınırsız şanını yücelt!"

    Ahmed Hulusi

    "Rabbim, benim için buna bir işaret göster" dedi (Zekeriyya). Buyurdu: "Senin için işaret, üç gün süreyle insanlarla el-yüz işaretleri dışında konuşmamandır; bunun yanı sıra Rabbini çokça an ve sabah akşam O'nun şanının yüceliğini hisset. "

    Ali Bulaç

    (Zekeriya) "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." dedi. "Sana alamet, işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O'nu tesbih et." dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Zekeriyyâ: Rabbim! (Çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet göster, dedi. Allah buyurdu ki: Senin için alâmet, üç gün insanlarla işaretten başka şeyle konuşmamandır. Rabbini çok zikret ve sabah akşam tesbih et.

    Ali Rıza Safa

    "Efendim! Bana bir belirti ver!" dedi. Dedi ki: "Belirtin, üç gün boyunca, göstergeyle anlaşmak dışında insanlarla konuşamayacaksın. Çok sık olarak Efendini an; akşam-sabah yücelterek an!"

    Bayraktar Bayraklı

    Zekeriyya, "Ey Rabbim! Bana bir alamet göster" diye yalvardı. Allah buyurdu ki: "Senin için alamet, insanlara üç gün -işaretten başka- söz söylememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabahakşam tesbih et!"

    Edip Yüksel

    "Efendim, bana bir alamet ver" dedi. "Alametin, üç gün işaretle anlaşmanın dışında halk ile konuşmamandır. Efendini çokça an, akşam sabah O'nu düşün, " dedi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İnancın konusunda halka itibar etme; onlar senin için ne diyecekler diye endişelenme.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbim, bana bir alamet ver,' dedi. 'Alametin, üç gün işaretle anlaşmanın dışında halk ile konuşmamandır. Rabbini çokça an, akşam sabah onu düşün.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Zekeriyya: "Rabbim bana bir alamet ver!" dedi. Allah: "Alametin insanlarla üç gün yalnızca işaretten başka türlü konuşamamandır. Bununla birlikte Rabbini çok an ve akşam-sabah tesbih et!" buyurdu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yarab! dedi: Bana bir ayet (bir alamet) yap, buyurdu ki: Ayetin nasa üç gün sade işaretten başka söz söyliyememendir. Bununla beraber rabbını çok zikret ve akşam sabah tesbih eyle

    Erhan Aktaş

    "Ey Rabb'im! Bana, bir ayet yap, dipnot 1 " dedi. O da: "Bunun ayeti, işaret dili dışında insanlarla üç gün konuşmayacak olmandır. dipnot 2 Rabb'ini çokça an, O'nu sabah akşam dipnot 3 tesbih dipnot 4 et." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Belirti, işaret göster.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dilinin tutulmasıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Gün boyunca.
    4. metne dön, dipnot 4
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranmasıdır. Allah'ı şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir (20:130). Tesbihi, bazı sözlerin (Subhanallah, Elhamdulillah vb.) belli sayılarla tekrar edilmesine indirgemek hurafeden başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey Rabb'im! Bana, bir ayet yap dipnot 1 , dedi. O da: "Bunun ayeti, işaret dili dışında insanlarla üç gün konuşmayacak olmandır. dipnot 2 Rabb'ini çokça an, O'nu sabah akşam dipnot 3 tesbih dipnot 4 et." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Belirti, işaret göster.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dilinin tutulmasıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Gün boyunca.
    4. metne dön, dipnot 4
      Her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yücelt.

    Gültekin Onan

    (Zekeriya) "Rabbim, bana bir ayet ver" dedi. "Sana ayet, işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam, sabah O'nu tesbih et" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    (Zekeriyya) söyledi: "Rabbim, bana (bu hususda) bir nişan ver". (Allah) dedi ki: "Senin nişanın sade bir işaretden başka insanlara üç gün söz söyleyememendir. Bununla beraber Rabbini çok an ve akşam sabah onu tesbih et".

    İbni Kesir

    Rabbım, bana bir alamet ver, dedi. Alametin, işaretten başka şekillerle insanlarla konuşmamandır. Bununla beraber Rabbını çok an ve akşam sabah tesbih et.

    Mehmet Alagaş

    (33-44) Allah alemlerden Adem’i Nuh’u ve İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçti. Onların bazısı bazılarının soyudur / zürriyetidir, Allah işitendir, bilendir. Bir vakit İmran’ın karısı dedi ki Rabbim ben sana karnımdakini hür olarak / kendi irademle adadım benden kabul et , M uhakkak ki sen işitensin bilensin. Onu doğurduğu zaman Rabbim ben kız doğurdum dedi, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir , erkek ise kız gibi değil dedi ve kesinlikle ben onu Meryem olarak isimlendirdim, Onu ve zürriyetini taşlanmış şeytandan sana sığındırıyorum dedi. Rabbi Onu güzel bir kabul ile kabul etti, güzel bir bitki gibi onu yetiştirdi , Onu Zekeriya’nın sorumluluğuna verdi , Zekeriya ne zaman mihraba girse mihrabın yanında rızık bulurdu. Dedi ki Ey Meryem bu sana nereden gelir? Dedi ki O Allah’ın yanındandır, muhakkak ki Allah istediğini hesapsız şekilde rızıklandırır. Orada Zekeriya Rabbine çağrıda bulunmuş / dua etmiş ve demişti ki Rabbim bana katından tertemiz bir zürriyet hibe et , muhakkak ki sen duaları işitensin. Mihrapta namaza durduğunda melekler ona, Allah sana Yahya’yı müjdeler diye seslendiler , Allah’ın kelimesini doğrulayan, efendi / seyyit, nefsine hâkim / nefsini koruyan , salihlerden bir nebi dir. Dedi ki Rabbim , benim nasıl oğlum olabilir ki? Ben ileri yaşlarıma ulaştım ve karımda kısırdır, dedi ki böyledir, Allah istediğini yapar. Dedi ki Rabbim bana bir gösterge yap / bir ayet yap, dedi ki Ayetin, üç gün insanlarla işaret etme dışında konuşmamandır, Allah’ı çokça zikret ve akşam ve sabah onu üstün eyle. Melekler ona / Meryem’e demişlerdi ki Ey Meryem, Allah seni seçti ve temizledi, seni alemlerin kadınları arasından seçti, Ey Meryem, Rabbine boynun eğik kal / kunut halinde ol, bana secde et, bana rükû edenlerle beraber rükû et. İşte bu nlar, gaybden haberlerdir onu sana vahyediyoruz , hangisi Meryem’in sorumluluğunu alacak diye kalemlerini attıklarında onların yanlarında değildin ve rakipleştiklerinde / çekiştiklerinde onların yanlarında değildin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Zekeriyya: “Ey Rabbim! Bana bir işaret göster” diye niyaz etti. Allah da: "Senin delilin, üç gün insanlarla işaretle anlaşmak dışında hiç konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam, sabah tesbih et!" buyurdu.

    Süleyman Ateş

    "Rabbim, o halde bana (oğlum olacağına dair) bir alamet ver!" dedi. (Allah) buyurdu ki: "Senin alametin üç gün insanlarla işaretten başka türlü konuşamamandır; Rabbini çok an, akşam sabah (O'nu) tesbih et!"

    Süleymaniye Vakfı

    Zekeriya: "Rabbim! Benim için bir ayet /bir gösterge ver!" dedi. Allah: "Senin göstergen üç gün boyunca insanlarla, işaret dili dışında konuşamamandır. dipnot 1 Rabbini çokça an; akşam sabah ona ibadet et." dedi. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buraya "konuşmama" şeklinde meal verilemez, çünkü konuşmama, insanın elindedir. Gösterge olması için istediği halde konuşamaması gerekir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Zekeriya:) "Sahibim! Benim için bir gösterge belirle!" dedi. Allah: "Göstergen üç gün boyunca insanlarla, işaret dili dışında bir dille konuşamamandır dipnot 1 . Sahibini çokça an ve sabah akşam O'na ibadet et." dipnot 2 dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Konuşamama" diye meal verilmesinin sebebi, bu göstergeyi kendisi için istemesinden dolayıdır. Buraya "konuşmama" şeklinde meal verilemez, çünkü konuşmama, insanın elindedirl. Gösterge olması için istediği halde konuşamaması gerekir. Zaten (Meryem 19/10.) ayetteki "sapasağlam olduğun halde" ifadesi bu meali destekliyor.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zekeriya'nın (as) Allah'tan çocuk isteyip müjdeyi alınca şaşırması, çocuğu kendi için değil de Meryem için istediğini gösterir.

    Şaban Britch

    Zekeriyya: “Ey Rabbim! Bana bir işaret göster.” diye niyaz etti. Allah da: Senin delilin, üç gün insanlarla işaretle anlaşmak dışında hiç konuşamamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam, sabah tesbih et, buyurdu.

    Şaban Piriş

    -Rabbim, bana bir delil ver, dedi. Allah da: -Senin delilin, üç gün insanlarla işaretle anlaşmak dışında konuşamamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam, sabah tesbih et, buyurdu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zekeriyya dedi: "Rabbim, bana bir belirti ver." Allah buyurdu: "Sana belirti şudur: "İnsanlarla üç gün, işaretleşme dışında konuşmayacaksın. Rabbini çok an. Akşam-sabah tespih et."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.