Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 172. ayet

Âl-i İmrân suresi, 172. ayet. ٱلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِ مِنۢ بَعْدِ مَآ أَصَابَهُمُ ٱلْقَرْحُ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ مِنْهُمْ وَٱتَّقَوْا۟ أَجْرٌ عَظِيمٌ

elleẕîne-stecâbû lillâhi verrasûli mim ba`di mâ eṣâbehümü-lḳarḥ. lilleẕîne aḥsenû minhüm vetteḳav ecrun `ażîm.

Diyanet İşleri

Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 169–175 · surenin 172. ayeti / 200

Konu Uhud'un muhasebesi; şehitler diridir Âl-i İmrân 165–175 3

  1. Âl-i İmrân 169–170

    (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

  2. Âl-i İmrân 171

    (Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

  3. 172

    Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır.

  4. Âl-i İmrân 173

    Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler.

  5. Âl-i İmrân 174

    Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  6. Âl-i İmrân 175

    O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü'min iseniz, benden korkun.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 172–173. ayetler için yazılmıştır.

172-173. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Uhud’dan Medine’ye döndüğünde Ebu Süfyan ve onunla beraber bulunan müşriklerin Medine’ye saldırmak istediklerini işitmiş ve ashâbını tekrar Medine’nin dışına sefere çıkmaya çağırmıştı. Onlar da Allah ve Rasûlü’nün çağrısına uyarak ve onlara itaat ederek yaralarına rağmen çıktılar ve Hamrau’l-Esed denilen yere kadar ulaştılar. Orada onlara birileri gelip: “İnsanlar size karşı bir ordu hazırladılar” sizi toptan imha etmek istiyorlar, diyerek onları korkutmak ve cesaretlerini kırmak istediler. Oysa bu, onların yalnızca imanlarını ve Allah’a olan tevekküllerini artırdı. “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir, dediler” Bizi endişelendiren her hususta O, bize yeter. Çünkü kullarının bütün işleri O’na havale edilmiştir, kullarının maslahatına olan işleri yapan da O’dur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar Allah yolunda savaşa çıkmak ve Uhud savaşında yaralandıktan sonra Uhud savaşının ardından meydana gelen «Hamrau'l-Esed» gazvesinde müşriklerle savaşmak için çağrıldıklarında Allah ve resulünün emrine icabet eden kimselerdir. Yaralanmış olmaları onların Allah'ın ve resulünün çağrısına icabet etmelerine mani olmadı. Onlardan bazısı amellerini en güzel bir şekilde yapan, Allah'ın emirlerini yerine getirip, yasaklarından sakınıp takvalı olan kimselerdir. Onlar için Allah katında büyük ecir vardır, o da cennettir.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine O(mü'mi)nler ki
  2. ٱسْتَجَابُوا۟ stecabu çağrısına uydular kök: جوب
  3. لِلَّهِ lillahi Allah'ın kök: اله
  4. وَٱلرَّسُولِ ve rrasuli ve Elçinin kök: رسل
  5. مِنۢ min
  6. بَعْدِ bea'di sonra bile kök: بعد
  7. مَآ ma ne ki
  8. أَصَابَهُمُ esabehumu isabet etti kök: صوب
  9. ٱلْقَرْحُ ۚ l-karhu bir yara kök: قرح
  10. لِلَّذِينَ lillezine onlar için vardır
  11. أَحْسَنُوا۟ ehsenu güzel davrananlar kök: حسن
  12. مِنْهُمْ minhum onlardan
  13. وَٱتَّقَوْا۟ vettekav ve korunanlar için kök: وقي
  14. أَجْرٌ ecrun bir ecir kök: اجر
  15. عَظِيمٌ azimun pek büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قرح (3 geçiş) · Aynı olay: Uhud Gazvesi

    Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    (Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah'ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Böylece Yusuf'a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükafatını…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir · Ortak kavram: İhsan

    Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir · Ortak kavram: İhsan

    Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yara aldıktan sonra yine de Allah'ın ve Elçi'nin çağrısına uyanlar (özellikle) bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takvâlı (duyarlı) olanlar için büyük bir ödül vardır.

Mustafa İslamoğlu

Onlar ki, kendilerine dokunan zarardan sonra Allah'ın ve Elçisi'nin çağrısına uydular; bunlardan iyilikte sebat gösterenleri ve sorumluluk bilincini kuşananları muazzam bir karşılık beklemektedir.

Muhammed Esed

O inananlar ki başlarına gelen beladan sonra Allah'ın ve Elçisi'nin çağrısına uydular. İyilik yapmada sebat edenleri ve Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanları muhteşem bir karşılık bekliyor:

Ahmed Hulusi

Kendileri yara aldıktan sonra (bile) Allah ve Rasulün davetine icabet ettiler ki, onlardan ihsan sahibi olanlar ve korunanlar için aziym mükafat vardır.

Ali Bulaç

Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Allah ve elçisinin çağrısına icabet edenler, içlerinden iyilik yapanlar ve sakınanlar için büyük bir ecir vardır.

Ali Özek ve heyeti

Yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'in çağrısına uyanlar (özellikle) bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardır.

Ali Rıza Safa

Yaralandıktan sonra bile, Allah'ın ve elçinin çağrısına karşılık verdiler. İyilik yapanlar ve sorumluluk bilinci taşıyanlar için büyük bir ödül vardır.

Bayraktar Bayraklı

Yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'in çağrısına uyanlar, özellikle bunların içinden iyilik yapanlar ve takva sahibi olanlar için pek büyük ödül vardır.

Edip Yüksel

O iman edenler ki, savaşta yara aldıktan sonra bile ALLAH'ın ve elçisinin çağrısına uydular. İyilik yapıp erdemli davrananları için büyük bir ödül var.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

O inananlar ki, savaşta yara aldıktan sonra bile ALLAH'ın ve elçisinin çağrısına uydular. İyilik yapıp erdemli davrananları için büyük bir ödül var.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hele yara aldıktan sonra Allah'ın ve peygamberin emrine uyanların. Müminler içinden özellikle iyilik yapıp fenalıktan sakınanlara pek büyük bir mükafat vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

hele o, kendilerine yara değdikten sonra Allahın ve Peygamberin emrine icabet eyleyenler: mü'minler içinden bilhassa böyle ihsan ve ittika edenler için pek büyük bir ecir var

Erhan Aktaş

Yaralanmalarına rağmen, Allah ve Resul'ünün davetine uyanlar, iyilik yapanlar ve Allah için takvalı olanlar için çok değerli bir karşılık vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yaralanmalarına rağmen, Allah ve Resul'ünün davetine uyanlar, iyilik yapanlar ve Allah için takvalı olanlar için çok değerli bir karşılık vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yaralanmalarına rağmen, Allah ve Rasul'ünün davetine uyanlar, iyilik yapanlar ve Allah için takvalı olanlar için çok değerli bir karşılık vardır.

Gültekin Onan

Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Tanrı ve elçisinin çağrısına icabet edenler, içlerinden iyilik yapanlar ve sakınanlar için büyük bir ecir vardır.

Hasan Basri Çantay

Kendilerine yara isaabet etdikden sonra yine Allanın ve Peygamberin da'vetine icabet edenler, (hele) içlerinden iyilik yapanlar ve (fenalıkdan) sakınanlar için pek büyük mükafat vardır.

İbni Kesir

Kendileri yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve peygamberin davetine koşanlar, ihsan edenler ve sakınanlar için pek büyük mükafat vardır.

Mehmet Alagaş

(162-173) Hiç Allah’ın hoşnutluğuna uyan kimse Allah’ın hışmına uğrayanlar gibi olur mu? Onların varacakları yer cehennemdir, ne kötü bir dönüş yeridir. Onların / Allah’ın rızasına uyanların Allah’ın yanında dereceleri vardır , Allah yaptıklarını görendir. Kesin olan şu ki, Allah müminlere içlerinde kendilerinden bir Resul yaratarak minnette bulunmuştur , onlara O’nun / Allah’ın ayetlerini sesli okuyor. Bundan önce apaçık bir sapıklık içinde olmalarına rağmen onları arındırıyor / tezkiye ediyor , onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor. Onlara bir musibet isabet ettiğinde ki onlara siz iki katını isabet ettirmiştiniz (Sizin Uhud ta yetmiş kaybınız oldu bedirde onlara yetmiş esir yetmiş ölü yani yüz kırk kayıp verdirmiştiniz) dediniz ki nereden bu? De ki O kendinizde olandan (Başınıza gelen kendi ettiğinizden) Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. İki cemaatin karşılaştığı gün başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir ve iman edenlerin bilinmesi içindi ve münafıkların bilinmesi içindi. Onlara ya Allah yolunda savaşın yahut savunmada / müdafaada bulunun denildi, dediler ki savaşmayı bilseydik size uyardık , O gün onlar kafirliğe onlardan imanca daha yakındılar , ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı , kalplerinde neyi sakladıklarını en iyi Allah bilir. Onlar oturdular ve kardeşleri için dediler ki bize uysalardı öldürülmezlerdi de ki eğer doğru sözlüler iseniz kendinizden ölümü savuşturun / uzaklaştırın. Allah yolunda öldürülenleri ölü olarak değerlendirme / hesap etme , bilakis onlar diridirler Rablerinin yanında rızıklandırılırlar, Allah’ın kendilerine fazlından verdiklerinden dolayı sevinçlidirler , arkalarından gelerek henüz kendilerine katılmamış olanları / ilhak olamayanları da müjdelerler, onlara korku yoktur, onlara üzüntü / hüzün yoktur. Allah’ın nimetlerini ve fazlını müjdelerler, Allah’ta iman edenlerin ödüllerini / ecirlerini zayi etmez. Kendilerine bir yara isabet ettikten sonra Allah’a ve Resulünü çağrısına cevap verenlere / icabet edenlere, güzel davranıp, sakınanlara , kocaman bir ecir vardır. Onlar öyleleridirler ki; insanlar kendilerine “insanlar size karşı ordu toparladılar korkun onlardan” dediklerinde onların imanı artar ve derler ki “Allah bize yeterlidir ve vekil olması ne büyük nimettir.” Bunun üzerine kendileri ne herhangi bir kötülük dokunmadan Allah’ın fazlından bir nimet olarak döndüler , A llah’ın hoşnutluğuna uydular, Allah büyük bir bolluk / fazıl sahibidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar (Uhud'da) yaralandıktan sonra Allah’ın ve peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan iyilik eden ve takva sahibi olanlar için büyük bir ecir vardır.

Süleyman Ateş

O(mü'mi)nler ki yaralandıkları halde yine Allah'ın ve Elçinin çağrısına uydular; onlardan güzel davrananlar ve (günahlardan) korunanlar için pek büyük ecir vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Savaşta yara aldıktan sonra, Allah'ın ve Elçisinin çağrısına koşanlardan güzel davranan ve Allah'tan çekinerek korunanlar, büyük bir ödül alacaklardır.

Şaban Britch

Onlar kendilerine (Uhud'ta) isabet eden yaradan sonra da Allah’a ve Rasûlüne icabet edenlerdir. Onlardan iyilik eden ve takva sahibi olanlar için büyük bir ecir vardır.

Şaban Piriş

Onlar kendilerine isabet eden yaradan sonra da Allah'a ve Resulüne icabet edenlerdir. Onlardan iyilik eden ve takva sahibi olanlar için büyük bir ecir vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

O müminler ki, kendilerine yara isabet ettikten sonra bile Allah'ın ve resulün çağrısına cevap verdiler. Onlar içinden, güzel işler yapıp takvaya sarılanlara büyük bir ödül vardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Who responded favourably to Allah and to His Prophet and resumed fighting after they had stopped having been wedded to the calamity. It was those who excelled at the battle and entertained the profound reverence dutiful to Allah; they shall be requited with what is generously commensurate with their deeds.

Abdul Haleem

Those who responded to God and the Messenger after suffering defeat, who do good and remain conscious of God, will have a great reward.

Abdullah Yusuf Ali

Of those who answered the call of Allah and the Messenger, even after being wounded, those who do right and refrain from wrong have a great reward;-

Abul A'la Maududi

There were those who responded to the call of Allah and the Messenger dipnot 1 after injury had smitten them dipnot 2 - for all those who do good and fear Allah there is a mighty reward.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    When, after the Battle of Uhud, the Makkan polytheists had travelled several stages of their journey, they began to tell themselves what a mistake they had made in allowing the opportunity to crush the power of Muhammad to slip out of their hands. At one place they halted and deliberated among themselves about launching a second attack on Madina. They failed, however, to muster sufficient courage and carried on to Makka. The Prophet, for his part, also realized that they might attack once again. On the second day of Uhud, therefore, he gathered the Muslims and urged them to pursue the unbelievers. Even though this was a highly critical moment, the true men of faith girded their loins and were prepared to lay down their lives at the behest of the Prophet. They accompanied him to Hamra' al-Asad, eight miles from Madina. The present verse refers to these dedicated men.
  2. metne dön, dipnot 2
    These few verses were revealed almost one year after the Battle of Uhud. As they are connected with the events of the battle they were included in the present discourse.

Aisha Bewley

Those who did good and had taqwa among those who responded to Allah and the Messenger after the wound had been inflicted will have an immense reward:

Al-Hilali & Khan

Those who answered (the Call of) Allâh and the Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) after being wounded; for those of them who did good deeds and feared Allâh, there is a great reward.

Ali Quli Qarai

Those who responded to Allah and the Apostle [even] after they had been wounded —for those of them who have been virtuous and Godwary there shall be a great reward.

Amatul Rahman Omar

Those who responded to the call of Allâh and the Messenger after they had received an injury (at Uhud), for those amongst them who did their duty well and warded off evil (by pursuing the enemy forces the next day upto Hamrâ'al-Asad, a place near Madînah), there awaits a great reward.

Arthur John Arberry

And those who answered God and the Messenger after the wound had smitten them - to all those of them who did good and feared God, shall be a mighty wage;

Bijan Moeinian

As to those who responded to the call of God and His Prophet and showed courage, in spite of their wounds [in the battle of Ohud,] and continue to be righteous and respect their Lord, there is a great reward for them in reserve.

E. Henry Palmer

Whoso answered to the call of God and of His prophet after sorrow had befallen them, for those, if they do good and fear God, is a mighty hire.

Edip-Layth

For those who have answered God and the messenger after they were afflicted with wounds, and for those of them who did good and were aware is a great reward.

George Sale

They who hearkened unto God and his apostle, after a wound had befallen them at Ohod, such of them as do good works, and fear God, shall have a great reward;

Hamid S. Aziz

Whoever answered to the call of Allah and of His Prophet after sorrow had befallen them, for those, if they do good and fear evil, there is a great reward.

Mahmoud Ghali

The ones who responded to Allah and the Messenger even after the blow had afflicted them, to the ones of them who did fair (deeds) and were pious will be a magnificent reward.

Marmaduke Pickthall

As for those who heard the call of Allah and His messenger after the harm befell them (in the fight); for such of them as do right and ward off (evil), there is great reward.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who obeyed the call of God and His Messenger, even after they were wounded, and took heed for themselves, shall indeed have an ample reward,

Muhammad Asad

who responded to the call of God and the Apostle after misfortune had befallen them. A magnificent requital awaits those of them who have persevered in doing good and remained conscious of God:

Mustafa Khattab

˹As for˺ those who responded to the call of Allah and His Messenger after their injury,[1] those of them who did good and were mindful ˹of Allah˺ will have a great reward.

Progressive Muslims

Those who have answered God and the messenger after they were afflicted with wounds. For those of them who did good and were righteous is a great reward.

Rashad Khalifa

For those who respond to GOD and the messenger, despite the persecution they suffer, and maintain their good works, and lead a righteous life, a great reward.

Sahih International

Those [believers] who responded to Allah and the Messenger after injury had struck them. For those who did good among them and feared Allah is a great reward -

Sam Gerrans

Those who responded to God and the Messenger after injury had befallen them — for those of them as do good and are in prudent fear is a great reward —

Shabbir Ahmed

Those who respond to Allah and the Messenger even after being wounded or harmed in the battle, such of them have truly worked collective good and walked aright. Theirs is an outstanding reward. Responding to the call from Allah and His Messenger gives humans the real life (8:24).

Syed Vickar Ahamed

Of those who answered to (the call of) Allah and the Messenger (the Prophet), even after being wounded, those who do right and refrain from wrong have a great reward—

Taqi Usmani

Those who responded to the call of Allah and the Messenger, even after they had received the wound, for those of them who did good deeds and feared Allah there is a great reward

The Monotheist Group

Those who have answered God and the messenger after they were afflicted with wounds. For those of them who did good and were righteous is a great recompense.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 172. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 172. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 172. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩