4. sure

Nisâ Suresi النساء

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 22 konu
  1. Tek nefisten yaratılış ve yetim malları 1–10 karşılaştır — Tek nefisten yaratılış ve yetim malları
  2. Miras payları 11–14 karşılaştır — Miras payları
  3. Fuhuş cezası, tövbe ve kadın hakları 15–22 karşılaştır — Fuhuş cezası, tövbe ve kadın hakları
  4. Evlenilmesi haram olanlar 23–28 karşılaştır — Evlenilmesi haram olanlar
  5. Malı batılla yemeyin; erkek ve kadın; aranın açılması 29–35 karşılaştır — Malı batılla yemeyin; erkek ve kadın; aranın açılması
  6. Ana babaya iyilik; cimrilik, gösteriş ve şahitlik günü 36–42 karşılaştır — Ana babaya iyilik; cimrilik, gösteriş ve şahitlik günü
  7. Namaz ve temizlik; kelimeleri yerinden oynatanlar 43–46 karşılaştır — Namaz ve temizlik; kelimeleri yerinden oynatanlar
  8. Kitap ehline uyarı; şirkin bağışlanmaması 47–57 karşılaştır — Kitap ehline uyarı; şirkin bağışlanmaması
  9. Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak 58–70 karşılaştır — Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak
  10. Savaş, münafıkların tutumu; iyilik ve kötülük 71–84 karşılaştır — Savaş, münafıkların tutumu; iyilik ve kötülük
  11. Selamı almak; münafıklar hakkında ikiye ayrılmak 85–91 karşılaştır — Selamı almak; münafıklar hakkında ikiye ayrılmak
  12. Bir mü'minin öldürülmesi 92–94 karşılaştır — Bir mü'minin öldürülmesi
  13. Oturanlar ve cihad edenler; hicret 95–100 karşılaştır — Oturanlar ve cihad edenler; hicret
  14. Sefer ve korku namazı 101–104 karşılaştır — Sefer ve korku namazı
  15. Hainleri savunma; gizli fısıldaşmalar 105–115 karşılaştır — Hainleri savunma; gizli fısıldaşmalar
  16. Şirkin bağışlanmaması; şeytanın vaadi ve kuruntular 116–126 karşılaştır — Şirkin bağışlanmaması; şeytanın vaadi ve kuruntular
  17. Kadınlar hakkında fetva ve adalet 127–134 karşılaştır — Kadınlar hakkında fetva ve adalet
  18. Adaletle şahitlik; kâfirleri dost edinenler 135–141 karşılaştır — Adaletle şahitlik; kâfirleri dost edinenler
  19. Münafıkların bocalaması ve en aşağı tabaka 142–152 karşılaştır — Münafıkların bocalaması ve en aşağı tabaka
  20. Kitap ehlinin istekleri ve yaptıkları 153–162 karşılaştır — Kitap ehlinin istekleri ve yaptıkları
  21. Peygamberlere vahiy ve şahitlik 163–170 karşılaştır — Peygamberlere vahiy ve şahitlik
  22. "Dininizde sınırları aşmayın"; kelâle hükmü 171–176 karşılaştır — "Dininizde sınırları aşmayın"; kelâle hükmü

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Tek nefisten yaratılış ve yetim malları 1–10

  1. Nisâ suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمُ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثِيرًا وَنِسَآءً وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِى تَسَآءَلُونَ بِهِۦ وَٱلْأَرْحَامَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا

    yâ eyyühe-nnâsü-tteḳû rabbekümü-lleẕî ḫaleḳaküm min nefsiv vâḥidetiv veḫaleḳa minhâ zevcehâ vebeŝŝe minhümâ ricâlen keŝîrav venisââ. vetteḳu-llâhe-lleẕî tesâelûne bihî vel'erḥâm. inne-llâhe kâne `aleyküm raḳîbâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey İnsanlar! Sizi nefs-i vahideden dipnot 1 yaratan, (her birinizin) eşini dipnot 2 de nefs-i vahideden yaratan ve o ikisinden pek çok erkeği ve kadını yeryüzüne yayan Rabbinize karşı yanlış yapmaktan sakının! Birbirinizden bir şey istediğinizde adını andığınız Allah'a ve akrabalık bağlarına karşı yanlış yapmaktan da sakının! Allah sizi görüp gözetmektedir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nefis kelimesi, hem beden hem de ruh anlamına gelir (Zümer 39/42). Bu ayetteki nefis, bedenin özelliklerini içeren döllenmiş yumurtadır. Nefsin oluşumu, üç karanlık bölgede tamamlanır (Zümer 39/6). Bunlar yumurtalık /karar-ı mekin (Müminun 23/13, Mürselat 77/21), rahim kanalı /müstekar ve rahim yani müstevda'dır (En'am 6/98).
    2. metne dön, dipnot 2
      Zevc /eş kelimesinin müennesi /dişili olan zevce Kur'an'da ve fasih Arapçada kullanılmaz. Kadın erkeğin zevci, erkek de kadının zevcidir. Buradaki eş ifadesinin nefsi vahidenin eşi olduğu görülmektedir. Bunun Adem'in eşi olarak da anlaşılabileceği Araf Suresi 189. ayetteki (ليسكن إليها) ifadesindeki zamirin Ademin eşine gitmesi zorunluluğundandır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 1. ayet

  2. Nisâ suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 2. ayet. وَءَاتُوا۟ ٱلْيَتَٰمَىٰٓ أَمْوَٰلَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا۟ ٱلْخَبِيثَ بِٱلطَّيِّبِ وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَهُمْ إِلَىٰٓ أَمْوَٰلِكُمْ إِنَّهُۥ كَانَ حُوبًا كَبِيرًا

    veâtü-lyetâmâ emvâlehüm velâ tetebeddelü-lḫabîŝe biṭṭayyib. velâ te'külû emvâlehüm ilâ emvâliküm. innehû kâne ḥûben kebîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    (Reşit olan) dipnot 1 Yetimlere mallarını verin. Temiz olanı pis olanla değişmeyin; dipnot 2 onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin; çünkü bu, büyük bir vebaldir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette yer alan "tayyib" kelimesi, kişinin kendisine ait olan helal malı, "habis" ise başkasına ait olan ve haksız yere alınan haram malı ifade eder (Bakara 2/188, Nisa 4/29, A'raf 7/157).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 2. ayet

  3. Nisâ suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 3. ayet. وَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا تُقْسِطُوا۟ فِى ٱلْيَتَٰمَىٰ فَٱنكِحُوا۟ مَا طَابَ لَكُم مِّنَ ٱلنِّسَآءِ مَثْنَىٰ وَثُلَٰثَ وَرُبَٰعَ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا تَعْدِلُوا۟ فَوَٰحِدَةً أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَلَّا تَعُولُوا۟

    vein ḫiftüm ellâ tuḳsiṭû fi-lyetâmâ fenkiḥû mâ ṭâbe leküm mine-nnisâi meŝnâ veŝülâŝe verubâ`. fein ḫiftüm ellâ ta`dilû fevâḥideten ev mâ meleket eymânüküm. ẕâlike ednâ ellâ te`ûlû.

    Süleymaniye Vakfı

    (Reşit olan) Yetim kızlar konusunda hakka uygun davranamayacağınızdan korkarsanız (onları değil) dipnot 1 hoşunuza gidenlerden iki, üç veya dört kadına kadar nikahlayın. dipnot 2 Eğer adaleti yerine getirememekten korkarsanız dipnot 3 bir tek kadını veya hakimiyetiniz altında olan bir esir kadını nikahlayın. dipnot 4 (Maddi manevi) sıkıntıya düşmemeniz için en uygun olan budur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir erkek, bakımını üstlendiği yetim kıza miras kalan malı elinden çıkarmamak için ona evlenme teklifinde bulunabilir. Kız da gerçek niyetini bilmediği için bu teklifi kabul edebilir (Nisa 4/127). Erkek, malı için evlenmek istediği kıza gereken değeri verememekten endişe ederse bu ayet, onunla değil hoşuna giden bir başka kadınla evlenmesini tavsiye etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tam tercüme, "ikişer, üçer ve dörder nikahlayın" şeklindedir. Bunun anlamı, muhatabın tekil veya çoğul olmasına göre değişir. Muhatap tek bir erkek olsaydı ayet, dörtten fazla kadınla evlenebileceği şeklinde anlaşılabilirdi. Hitap birden fazla erkeğe olduğu için bir erkek dörtten fazla kadınla evlenemez. Örneğin bir kişinin önüne bir kasa elma konsa ve "bunlardan ikişer, üçer ve dörder tane al" dense, 18 taneye kadar alabilir. Bu söz, birden fazla kişiye söylenirse hiçbiri dörtten fazla alamaz.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kişinin birden fazla kadınla evlenmesi durumunda maddi ve manevi yükleri artacak, eşleri arasında adaleti sağlaması zorlaşacaktır (Nisa 4/129).
    4. metne dön, dipnot 4
      Burada, iki şeyden sadece birinin olabileceğini ifade eden "veya" bağlacının kullanılmış olması son derece önemlidir. Çünkü erkeğin ya esir ya da hür eşi olabilir, ikisi ile aynı anda evli olamaz (Nisa 4/25, Müminun 23/5-6, Mearic 70/29-30). Hür kadınla nikahsız ilişki nasıl yasaksa esir kadınla da yasaktır (Nisa 4/25, Nur 24/32-33). Bu ayette "ma meleket eymanukum (ما ملكت أيمانكم) hakimiyetiniz altında olan" ifadesi veya (أو) edatı ile vahideten (واحدة) kelimesi üzerine atfedilmiştir. Vahideten sözünün amili mukadder "inkihu (انكحوا) nikahlayın" emri olduğu için ona atfedilen, hakimiyetiniz altında olan (ما ملكت أيمانكم) sözünün amili de "nikahlayın" emri dışında bir şey olamaz. Çünkü matuf ile matufun-aleyhin amilleri yani yüklemleri aynı olmak zorundadır. Ayete doğru anlam verilse, hiç kimse bir cariye ile nikahsız ilişkiye giremez. Ama Arap dili açısından kabul edilemez bir çarpıtma yapılarak ayette geçmeyen "yetinin" ifadesi tefsir ve meallere eklenmiş, esir kadınlarla evlilik dışı ilişkinin yolu açılmış ve Allah'ın uzak durulmasını emrettiği zina meşrulaştırılmıştır (En'am 6/151, İsra 17/32, Necm 53/31-32)

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 3. ayet

  4. Nisâ suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 4. ayet. وَءَاتُوا۟ ٱلنِّسَآءَ صَدُقَٰتِهِنَّ نِحْلَةً فَإِن طِبْنَ لَكُمْ عَن شَىْءٍ مِّنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَنِيٓـًٔا مَّرِيٓـًٔا

    veâtü-nnisâe ṣadüḳâtihinne niḥleh. fein ṭibne leküm `an şey'im minhü nefsen fekülûhü henîem merîâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadınlara mehirlerini dipnot 1 bir armağan olarak verin. Ondan bir şeyi size, gönül rızasıyla verirlerse onu da afiyetle ve ağız tadıyla yiyin.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mehir diye anlam verilen kelime saduka'dır. Saduka, sıdk (صدق) kökündendir. Sıdk, ister söz ister başka şekilde olsun bir şeydeki kuvveti gösterir. Kuvvetinden dolayı doğru söze sıdk denir (Mekayis). Nikah sözleşmesi gereği eşine mehir vermek zorunda olan erkek (Nisa 4/24, Maide 5/5), ona sağlam bir söz vermiş olur (Nisa 4/21). Artık o, evliliğin devamı sırasında da eşini boşadığında da ona verdiği hiçbir şeyi geri alamaz (Nisa 4/20). Ama ayrılmayı kadın isterse durum değişir. O zaman kadın, eşinden aldıklarının tamamını veya bir kısmını geri vermek zorunda kalır (Bakara 2/229). Bu sebeplerden dolayı mehir evliliğin sigortasıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 4. ayet

  5. Nisâ suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 5. ayet. وَلَا تُؤْتُوا۟ ٱلسُّفَهَآءَ أَمْوَٰلَكُمُ ٱلَّتِى جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ قِيَٰمًا وَٱرْزُقُوهُمْ فِيهَا وَٱكْسُوهُمْ وَقُولُوا۟ لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا

    velâ tü'tü-ssüfehâe emvâlekümü-lletî ce`ale-llâhü leküm ḳiyâmev verzüḳûhüm fîhâ veksûhüm veḳûlû lehüm ḳavlem ma`rûfâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın, hayatınızı sürdürmeniz için verdiği mallarınızı akli olgunluğu yetersiz olanlara vermeyin. O mallarla onları yedirin, içirin ve giydirin. Onlara marufa dipnot 1 uygun sözler söyleyin. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Maruf, bilinen demektir. Bu bilgi ya Kur'an'dan ya da ona aykırı olmayan gelenekten elde edilir. Zıttı 'münker'dir. "Marufa uygun söz", her bakımdan doğru olan sözdür.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 5. ayet

  6. Nisâ suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 6. ayet. وَٱبْتَلُوا۟ ٱلْيَتَٰمَىٰ حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغُوا۟ ٱلنِّكَاحَ فَإِنْ ءَانَسْتُم مِّنْهُمْ رُشْدًا فَٱدْفَعُوٓا۟ إِلَيْهِمْ أَمْوَٰلَهُمْ وَلَا تَأْكُلُوهَآ إِسْرَافًا وَبِدَارًا أَن يَكْبَرُوا۟ وَمَن كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ وَمَن كَانَ فَقِيرًا فَلْيَأْكُلْ بِٱلْمَعْرُوفِ فَإِذَا دَفَعْتُمْ إِلَيْهِمْ أَمْوَٰلَهُمْ فَأَشْهِدُوا۟ عَلَيْهِمْ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبًا

    vebtelü-lyetâmâ ḥattâ iẕâ belegü-nnikâḥ. fein ânestüm minhüm ruşden fedfe`û ileyhim emvâlehüm. velâ te'külûhâ isrâfev vebidâran ey yekberû. vemen kâne ganiyyen felyesta`fif. vemen kâne feḳîran felye'kül bilma`rûf. feiẕâ defa`tüm ileyhim emvâlehüm feeşhidû `aleyhim. vekefâ billâhi ḥasîbâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Yetimleri, nikah çağına ulaşıncaya kadar deneyin. dipnot 1 Reşit olduklarını /olgunlaştıklarını dipnot 2 anlarsanız mallarını kendilerine verin. dipnot 3 Büyüyüp (mallarını) alırlar diye aşırıya kaçarak tez elden onları yemeyin. dipnot 4 İhtiyacı olmayan onların malına tenezzül etmesin. İhtiyacı olan da marufa /Kur'an ölçülerine uygun bir şekilde yesin. dipnot 5 Mallarını kendilerine teslim ettiğinizde onlara karşı şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, Arap dili ile indirildiği için (İbrahim 14/4, Şuara 26/193-195) "nikah çağı", Arap dilinde olan bir kavramdır. Bu ayet varken, hiç kimse cahiliye araplarının çocukları evlendirdiğini iddia edemez.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet, ergenlik yani büluğ çağına gelmemiş ve reşit olmamış kişilerin evlendirilemeyeceğinin açık delilidir. Çünkü erkek, evleneceği kadına mehir vermek zorundadır (Nisa 4/4, 20-21, 24-25, Maide 5/5). Bunun için büluğa ermesi yetmez, reşit olması yani malını iyi kullanacak olgunluğa ulaşmış olması da gerekir. Mehri, kadının kendisi alacağı için o da büluğa ermeden ve reşit hale gelmeden evlenemez. İyi yetiştirilmiş bir çocuk, büluğa ermeden malını kullanacak olgunluğa ulaşabilir ama nikah çağına ulaşmış olmaz. Evlenecek kadın ve erkeğin, zinadan uzak durmuş olmaları da şarttır (Nisa 4/24, 25, Maide 5/5). Eğer zina edip tövbe etmemişse, ancak kendisi gibi zina etmiş biriyle veya bir müşrikle evlenebilir (Nur 24/3); ama zinadan sonra tövbe etmiş, tam bir dönüş yaparak kendini düzeltmişse, ancak o zaman namuslu bir Müslümanla evlenebilir (Nur 24/5, Furkan 25/68-70). Bütün bunların çocuklar için söylenemeyeceği açık olduğu halde mezhepler, Talak 65/4. ayetteki bir kelimenin anlamını tahrif ederek yaş şartı olmaksızın çocukların evlendirilmesine fetva vermişlerdir. Halbuki o ayet, eşleri tarafından boşanan kadınların iddet beklemeleri ile ilgilidir. İddet beklemesi için eşiyle birliktelik yaşaması gerekir (Ahzab 33/49). Dolayısıyla iddet ile ilgili bir ayetin anlamını bozarak verilen çocukların evlendirilmesi ile ilgili fetva, onlarla çocuk yaşta ilişkiye girilebileceğini de kapsar. Tefsir ve mealler de bu büyük günahın destekçisi olmuşlardır.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
    5. metne dön, dipnot 5

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 6. ayet

  7. Nisâ suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 7. ayet. لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌ مِّمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ أَوْ كَثُرَ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا

    lirricâli neṣîbüm mimmâ terake-lvâlidâni vel'aḳrabûn. velinnisâi neṣîbüm mimmâ terake-lvâlidâni vel'aḳrabûne mimmâ ḳalle minhü ev keŝür. neṣîbem mefrûḍâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ana baba ve en yakınların bıraktığı mirastan erkekler için bir pay vardır. Ana baba ve en yakınların bıraktığı mirastan kadınlar için de bir pay vardır. Miras ister az, ister çok olsun bunlar farz kılınmış paylardır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki "en yakınlık", ölenin özelliğidir. "Yakınlık" ile "en yakınlık" farklıdır. Kişinin "en yakınları" çocuğu, anası ve babasıdır. Eşler, başka aileden oldukları için onlar bu kapsama girmez. Kardeşi ise kişinin "yakın"ıdır. Eğer ölenin çocuğu, anası ve babası yoksa o zaman o kişi, kardeşlerinin "en yakını" konumunda olur ve kardeşleri ona, kelale yoluyla mirasçı olurlar (Nisa 4/12, 176). Babası daha önce ölmüş olan kişinin baba tarafından, annesi daha önce ölmüş olanın da anne tarafından dedesi veya ninesi ölürse torunun "en yakını" ölmüş olur ve o torun, babasının veya anasının yerine geçerek onların bıraktığı mirastan pay alır. Geleneksel yapı, işi tersine çevirmiş ve "en yakınlığı" ölenin değil, yaşayanın özelliği sayarak sistemi bozmuştur. Mezheplere göre, bir kişinin babası veya annesi yahut her ikisi, dedesinden veya ninesinden önce ölmüş de amcası veya dayısı kalmışsa onlar, ölen kişiye torundan daha yakın oldukları için bütün mirası alırlar. Buna, dede mahrumiyeti veya dede yetimliği adı verilir. Bu uygulama Kur'an'a terstir (Nisa 4/11-12-14, 33).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 7. ayet

  8. Nisâ suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 8. ayet. وَإِذَا حَضَرَ ٱلْقِسْمَةَ أُو۟لُوا۟ ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينُ فَٱرْزُقُوهُم مِّنْهُ وَقُولُوا۟ لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا

    veiẕâ ḥaḍara-lḳismete ülü-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkînü ferzüḳûhüm minhü veḳûlû lehüm ḳavlem ma`rûfâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Mirasın paylaşımı sırasında akrabalar, yetimler dipnot 1 ve çaresiz kalmış kimseler dipnot 2 bulunursa mirastan onları da rızıklandırın ve onlara marufa uygun söz söyleyin. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar ölenin hayatta iken destek olduğu ama ölümüyle desteksiz kalan akrabaları ve yetimlerdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bunlar da ölenin hayatta iken destek olduğu ve ölümü nedeniyle çaresizlik yaşayacak kişilerdir. Ölenin hanımı da onlardan sayılır. Çünkü onun, bir yıl boyunca evinden çıkarılmaması ve geçiminin sağlanması gerekir (Bakara 2/240).
    3. metne dön, dipnot 3
      Onları aç ve açıkta bırakmamak için mirastan destekte bulunulmalı ve gönül alıcı sözler söylenilmelidır (Bakara 2/263).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 8. ayet

  9. Nisâ suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 9. ayet. وَلْيَخْشَ ٱلَّذِينَ لَوْ تَرَكُوا۟ مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَٰفًا خَافُوا۟ عَلَيْهِمْ فَلْيَتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلْيَقُولُوا۟ قَوْلًا سَدِيدًا

    velyaḫşe-lleẕîne lev terakû min ḫalfihim ẕürriyyeten ḍi`âfen ḫâfû `aleyhim. felyetteḳu-llâhe velyeḳûlû ḳavlen sedîdâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Arkalarında korunmaya muhtaç çocuklar bıraktıkları takdirde (halleri ne olur diye) endişe edecek olanlar, (yetimlere haksızlık etmekten) çekinsinler de Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınsın ve dosdoğru sözler söylesinler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 9. ayet

  10. Nisâ suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 10. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلْيَتَٰمَىٰ ظُلْمًا إِنَّمَا يَأْكُلُونَ فِى بُطُونِهِمْ نَارًا وَسَيَصْلَوْنَ سَعِيرًا

    inne-lleẕîne ye'külûne emvâle-lyetâmâ żulmen innemâ ye'külûne fî büṭûnihim nârâ. veseyaṣlevne se`îrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına sadece ateş doldurmuş olurlar! Onlar yakında alevli bir ateşe girip kalacaklardır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 10. ayet

Miras payları 11–14

  1. Nisâ suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 11. ayet. يُوصِيكُمُ ٱللَّهُ فِىٓ أَوْلَٰدِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ ٱلْأُنثَيَيْنِ فَإِن كُنَّ نِسَآءً فَوْقَ ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ وَإِن كَانَتْ وَٰحِدَةً فَلَهَا ٱلنِّصْفُ وَلِأَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَٰحِدٍ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُۥ وَلَدٌ فَإِن لَّمْ يَكُن لَّهُۥ وَلَدٌ وَوَرِثَهُۥٓ أَبَوَاهُ فَلِأُمِّهِ ٱلثُّلُثُ فَإِن كَانَ لَهُۥٓ إِخْوَةٌ فَلِأُمِّهِ ٱلسُّدُسُ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِى بِهَآ أَوْ دَيْنٍ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ لَا تَدْرُونَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعًا فَرِيضَةً مِّنَ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

    yûṣîkümü-llâhü fî evlâdiküm liẕẕekeri miŝlü ḥażżi-l'ünŝeyeyn. fein künne nisâen fevḳa-ŝneteyni felehünne ŝülüŝâ mâ terak. vein kânet vâḥideten felehe-nniṣf. veliebeveyhi likülli vâḥidim minhüme-ssüdüsü mimmâ terake in kâne lehû veled. feil lem yekül lehû veledüv veveriŝehû ebevâhü feliümmihi-ŝŝülüŝ. fein kâne lehû iḫvetün feliümmihi-ssüdüsü mim ba`di veṣiyyetiy yûṣî bihâ ev deyn. âbâüküm veebnâüküm. lâ tedrûne eyyühüm aḳrabü leküm nef`â. ferîḍatem mine-llâh. inne-llâhe kâne `alîmen ḥakîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, ölenin evladı dipnot 1 konusunda size (müminlere) görev yüklemektedir: dipnot 2 Erkeğin payı, iki kız payı kadardır. dipnot 3 (Ölenin oğlu olmaz da) Kızları (iki veya) dipnot 4 ikinin üstünde olursa bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Tek bir kızı varsa mirasın yarısı onundur. dipnot 5 Ölenin çocuğu varsa ana-babadan her birinin payı, bıraktığı mirasın altıda biridir. Ölenin çocuğu olmaz da ona, anası ve babası varis olursa dipnot 6 anasının payı üçte birdir. dipnot 7 Ölenin (baba bir) dipnot 8 kardeşleri varsa anasının payı altıda birdir. Paylar, ölenin vasiyet ettiği veya (yazılı olarak bıraktığı) borcun ödenmesinden sonra verilir. dipnot 9 Ana-babanızdan dipnot 10 ve çocuklarınızdan hangisinin, sizin için daha yararlı olduğunu bilemezsiniz. (Bu sebeple) paylar, Allah tarafından kesin ölçülerle belirlenmiştir. Şüphesiz Allah daima bilen, bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümlenin tam tercümesi şöyledir: "Allah, evlatlarınız konusunda size görev yüklemektedir." Türkçede bu cümleden, kişinin mirasını ölmeden önce paylaştırması gerektiği anlaşılır. Oysa burada Arapçada "iltifat" adı verilen bir söz sanatı kullanılmıştır. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki "left (لفت)" kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır; ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı ifadeler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Evsa (أَوْصى) görev yükledi, anlamındadır (Lisan). Mirası, ayetlerde belirtilen ölçülerde paylaştırma görevini Allah mirasçılara değil, Müslümanlara yüklemiştir (Bakara 2/180-182). Bu emre uyulursa miras kısa sürede paylaştırılır ve mirasçılar arasında, bir çekişme ortamı doğmaz.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu parantezi eklememizin sebebi Nisa 4/176. ayettir. O ayette babası ve çocukları olmadan ölen kişinin mirasının paylaşımında baba bir kardeşler, evlat gibi sayılmış ve iki kız kardeşe mirasın üçte ikisinin verileceği belirtilmiştir. Bu sebeple ölenin oğlu yok da iki kızı varsa onlara da mirasın üçte ikisinin verilmesi gerekir.
    4. metne dön, dipnot 4
      İlgili ayetlere göre ölen kişinin mirasını, çocukları ve ana-babası alır. Çocuksuz olarak ölenin ana-babası veya bunlardan biri yoksa baba bir kardeşleri babanın yerine, ana bir kardeşleri de ananın yerine geçerek mirastan pay alır. Bu ayette tek kızın payının, mirasın yarısı olduğu ifade edilmiştir, ancak ölenin ana-babası olsa da olmasa da mirasın arta kalanı kızındır. Çünkü Allah miras paylaşımında yararlılık prensibini esas alarak kıza ana-babadan fazla pay vermiştir. Buna göre ölenin ana-babası ve tek kızı varsa ana-babanın her birine altıda bir verilir, geri kalanı kızın olur. Ölenin bir kızı var da ana-babası yoksa o zaman mirasın tamamını kız alır. Kız iki veya daha çok olduğunda ise mirasın tamamı, aralarında eşit olarak paylaştırılır. Mezhepler, Muhammed aleyhisselama mal edilen bir rivayete dayanarak "asabe" kavramını üretmiş; eğer mirasçı tek kız ise mirasın yarısını, birden fazla kız ise mirasın üçte ikisini onlara, kalanını da en yakın erkek akrabaya vermişlerdir. Halbuki bu konu, Muhammed aleyhisselama sorulmuş, bir yanlışlık olmaması için cevabı Allah vermiş ve ölenin çocuğu yoksa, ancak o zaman, kardeşlerin mirastan pay alabileceklerini söylemiştir (Nisa 4/176). Zaten bu ayet şöyle biter: "... paylar, Allah tarafından kesin ölçülerle belirlenmiştir." Nisa 4/13-14. ayetlerde de bunların Allah tarafından belirlenmiş sınırlar olduğu, o sınırları aşanın cehenneme atılacağı ve aşağılayıcı bir azaba çarptırılacağı bildirilmiştir. Her şey bu kadar açıkken Nebimizin, bu sınırları aşmaya sebep olacak bir söz söylemiş olması mümkün değildir.
    5. metne dön, dipnot 5
      Buradaki hükümler, çocuğu olmayan birine ana-babasının mirasçı olması halinde uygulanır. Ölenin annesi yoksa annenin çocukları onun yerine geçerek Nisa 12. ayetteki kelale hükümlerine göre mirastan pay alırlar. Mirasın kalanı ise babanındır. Bu da ayette belirtilen yararlılık prensibine göredir. Ölenin babası yoksa babanın çocukları onun yerine geçerek Nisa 4/176'daki kelale hükümlerine göre mirasçı olurlar. Ölenin sadece kardeşleri varsa ana bir kardeşleri Nisa 4/12, baba bir kardeşleri Nisa 4/176'ya göre mirasçı olurlar. Ana-baba bir kardeşler de her iki taraftan miras alırlar. Bütün paylaşımlar, eşlerin payı ayrıldıktan sonra yapılır (Nisa 4/33).
    6. metne dön, dipnot 6
      Üçte ikiyi baba alır.
    7. metne dön, dipnot 7
      Ana baba bir veya baba bir kardeşler, menfaat bakımından kişiye ana bir kardeşlerden daha yakındır. Babanın alacağı miras, onun ölümüyle baba bir kardeşlere kalacaktır. Zaten Nisa 4/176'ya göre babası ve evladı olmayan birinin baba bir kardeşleri, öz evladı gibi mirasçı olurlar. Nisa 4/12. ayete göre anası ve evladı olmadan ölen birinin ana bir kardeşleri öz evladın yerine geçmezler. Onlar annelerinin yerine geçer, anneleri gibi, mirastan en fazla üçte bir pay alabilirler.
    8. metne dön, dipnot 8
      el-Vasiyyeh (ٱلْوَصِيَّةُ), birine yüklenen belli bir görev anlamındadır (Lisan'ul-arab). Kur'an'da iki çeşit vasiyet vardır; biri Allah'ın yüklediği mirası paylaştırma görevi (Bakara 2/180-181 Nisa 4/11), diğeri de miras bırakanın borcu ile ilgili vasiyetidir. Ölmek üzere olan biri, borcunu, en az iki şahit huzurunda itiraf ederek vasiyette bulunur (Maide 5/106-107). Belgelenmiş borca vasiyet denmez (Bakara 2/282), çünkü o belge, başka bir şeye ihtiyaç bırakmaz. Miras ayetlerinde "vasiyet ve borç" değil de "vasiyet veya borç" ifadesinin geçmesi, ikisinin de birer borç olduğunu ama aralarında böyle bir farkın bulunduğunu gösterir. Esas olan, borcu yazmaktır. Nebimiz şöyle demiştir: "Müslüman kişinin, vasiyet etmesi gereken borcu varsa vasiyetini yazılı olarak yanında bulundurmadan iki gün gecelemesi caiz olmaz" (Buhari, Vesaya, 1, Müslim, Vasiyet, 1 (1627), Ebu Davud, Vesaya 1). Mezheplere göre vasiyet, bir kişinin, malının en fazla üçte birini, öldükten sonra teslim edilmek üzere, mirasçısından başkasına veya hayra bağışlamasıdır. Halbuki Allah Teala, hayra yapılacak harcamanın, ölüm gelmeden önce yapılmasını emreder (Munafikun, 63/10-11). Bir sahabi, Nebimize "hangi sadaka daha faziletlidir?" diye sorunca şu cevabı alır: "Sağlıklı ve hırslı olduğun, fakirlikten korkarak zenginlik beklentisi içinde bulunduğun sırada verdiğin sadakadır. Can boğaza gelinceye kadar erteleyip o sırada şuna şu kadar, buna bu kadar deme. Artık o mal başkasının olmuştur." (Buharı Hadis no 1330) Görüldüğü gibi borç itirafı dışında vasiyet yoktur. Malı, ölüme bağlı olarak bir kişiye veya kuruma bağışlamak mirasçıdan mal kaçırmaktır. Bunun sevabı değil vebali olur.
    9. metne dön, dipnot 9
      Ayette geçen "babalarınız" anlamındaki abaukum ( آبَآؤُكُمْ) ifadesinin kapsamına anneler de girdiği için ana-babanız anlamı verilmiştir (Müfredat). Dedeler, nineler ve onların ana-babaları yani kişinin üst soyu da Arapçada bu kapsama girer.
    10. metne dön, dipnot 10
      Meal ve tefsirlerde genellikle "oğullarınız" anlamı verilen ebnaukum (أَبناؤُكُمْ) kelimesi aslında hem kız hem erkeği ifade eder. Çünkü bu kelimenin yerine ayetin başında "çocuklarınız" anlamına gelen evladukum (أولادكم) kelimesi kullanılmıştır. Ayrıca Nahl 16/72. ayette de "oğullar" anlamı verilen benin (بنين) kelimesi kızları da içerir. Kız ve erkek torunlar ve onların çocukları yani kişinin altsoyu da Arapçada bu kapsama girer. Bu ayette evladukum (أولادكم) kelimesinden sonra kız ve erkek evladın alacağı paylar, ebnaukum (أَبناؤُكُمْ) kelimesinin geçtiği yerde de miras paylarındaki farklılığının sebebi anlatılmıştır. Aslında burada kız ve erkek evlat arasında müthiş bir denge kurulmuştur. Ölen kişinin bir kızı ve bir oğlu olsa, miras olarak da 90 altın ve üç daire bıraksa, oğlu, iki daire ve 60 altın, kızı da bir daire ve 30 altın alır. Kız evlenirken eşinden 15 altın mehir alsa, erkek de 15 altın mehir verse her ikisinin de elinde 45 altını olur. Erkek, dairelerinin birine eşini yerleştirir, diğerini kiraya verir. Kız ise eşinin ona açacağı dairede oturur. İkisinin de elinde kiraya verecekleri birer daire kalır. Böylece aralarında tam bir eşitlik oluşur. Erkeğin çocukları, babasının ailesini devam ettirirken kızın çocukları eşinin ailesini devam ettirir. Üstelik erkek, eşinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Kızın ve onun çocuklarının ihtiyaçlarını karşılama görevi kocasına aittir. Bu da kadının ve erkeğin, farklı özelliklere sahip olmasından dolayıdır (Nisa 4/32, 34).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 11. ayet

  2. Nisâ suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 12. ayet. وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ أَزْوَٰجُكُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّهُنَّ وَلَدٌ فَإِن كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِينَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ وَلَهُنَّ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّكُمْ وَلَدٌ فَإِن كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ ٱلثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُم مِّنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ وَإِن كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَٰلَةً أَوِ ٱمْرَأَةٌ وَلَهُۥٓ أَخٌ أَوْ أُخْتٌ فَلِكُلِّ وَٰحِدٍ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ فَإِن كَانُوٓا۟ أَكْثَرَ مِن ذَٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَآءُ فِى ٱلثُّلُثِ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصَىٰ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَآرٍّ وَصِيَّةً مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَلِيمٌ

    veleküm niṣfü mâ terake ezvâcüküm il lem yekül lehünne veled. fein kâne lehünne veledün felekümü-rrubü`u mimmâ terakne mim ba`di veṣiyyetiy yûṣîne bihâ ev deyn. velehünne-rrubü`u mimmâ teraktüm il lem yekül leküm veled. fein kâne leküm veledün felehünne-ŝŝümünü mimmâ teraktüm mim ba`di veṣiyyetin tûṣûne bihâ ev deyn. vein kâne racülüy yûraŝü kelâleten evi-mraetüv velehû eḫun ev uḫtün felikülli vâḥidim minhüme-ssüdüs. fein kânû ekŝera min ẕâlike fehüm şürakâü fi-ŝŝülüŝi mim ba`di veṣiyyetiy yûṣâ bihâ ev deynin gayra müḍârr. veṣiyyetem mine-llâh. vellâhü `alîmün ḥalîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Hanımlarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Bu paylaşım, vasiyet ettikleri veya (yazılı olarak bıraktıkları) borcun ödenmesinden sonra yapılır. Sizin çocuğunuz yoksa bıraktıklarınızın dörtte biri hanımlarınızındır. dipnot 1 Çocuğunuz varsa bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. dipnot 2 Bu paylaşım, vasiyet ettiğiniz veya (yazılı olarak bıraktığınız) borcun ödenmesinden sonra yapılır. dipnot 3 Miras bırakan erkek veya kadın kelale olur dipnot 4 (anası ve çocuğu olmaz da ana bir) erkek veya kız kardeşi bulunursa her birinin payı altıda birdir. Bunlar birden fazla iseler mirasın üçte birini eşit olarak paylaşırlar. dipnot 5 Bu paylaşım da vasiyet edilen dipnot 6 veya (yazılı olarak bırakılan) borcun ödenmesinden sonra (hiçbir mirasçıya) zarar vermeyecek dipnot 7 şekilde yapılır. Bu, Allah tarafından size yüklenen görevdir. Allah daima bilen, pek yumuşak davranandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nisa 4/33. ayete göre miras paylaşılırken önce eşin payı verilir, artan kısım diğer mirasçılara pay edilir. Nisa 4/33. ayet, doğru anlaşılmadığı için, eşin payı diğer mirasçılarla birlikte hesaplanmış ve avliyye denen hesap hatası ortaya çıkmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hanımların sayısı birden fazla ise eşe düşen miras payını aralarında paylaşırlar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kelale, babası ve /veya anası ile çocuğu /altsoyu olmadan ölen kişidir (Müfredat). Onun çocuğu ve annesi yoksa, ana bir kardeşleri ananın yerine geçer onun alacağı altıda bir veya üçte birlik payı alır (Nisa 4/11). Ana bir kardeş, ana tarafından, baba bir kardeş, baba tarafından, ana-baba bir kardeş ise her iki taraftan miras alır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Ana bir kardeşlerde erkek ve kız ayrımı olmaz. Onlar, başka aileye mensup olduklarından kişiye faydası açısından ana bir kız kardeşin ana bir erkek kardeşten farkı yoktur (Nisa 4/11).
    5. metne dön, dipnot 5
      Bu vasiyet, Maide 5/106'ya göre ölen kişinin borcunun ödenmesi ile ilgili vasiyeti kapsadığı gibi ölen erkeğin eşiyle ilgili olarak Allah'ın, mirasçılara yüklediği görevi de kapsar (Bakara 2/240).
    6. metne dön, dipnot 6
      Borç, mirastan fazla ise alacaklı sadece mirası alır. Alacağının arta kalanını mirasçılardan isteyemez. Bu sebeple İslamda reddi miras yoktur.
    7. metne dön, dipnot 7
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه) ifadesinde asıl vurgu ayetleredir (Maide 5/67, Nahl 16/35).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 12. ayet

  3. Nisâ suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 13. ayet. تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ يُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    tilke ḥudûdü-llâh. vemey yüṭi`i-llâhe verasûlehû yüdḫilhü cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. veẕâlike-lfevzü-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Her kim Allah'a ve resulüne /elçinin getirdiğine dipnot 1 gönülden boyun eğerse Allah onları, ölümsüz olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İşte bu, büyük başarıdır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه) ifadesinde asıl vurgu ayetleredir (Maide 5/67, Nahl 16/35).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 13. ayet

  4. Nisâ suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 14. ayet. وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُۥ يُدْخِلْهُ نَارًا خَٰلِدًا فِيهَا وَلَهُۥ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    vemey ya`ṣi-llâhe verasûlehû veyete`addâ ḥudûdehû yüdḫilhü nâran ḫâliden fîhâ. velehû `aẕâbüm mühîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim Allah'a ve resulüne /elçinin getirdiğine karşı gelir ve O'nun koyduğu sınırları aşarsa O da onu, içinde ölümsüz olarak kalacağı dipnot 1 bir ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      </b> "Ölümsüz olarak kalacağı" ifadesinin cennetliklerle ilgili olan önceki ayette çoğul, cehennemliklerle ilgili olan bu ayette tekil olması, cennetliklerin eş-dost ve yakınları ile birlikte olacaklarını (Bakara 2/25, Ra'd 13/23, Yasin 36/55-56, Tur 52/21), cehennemliklerin ise tek başlarına kalacaklarını gösterir (Bakara 2/165-167, Zuhruf 43/66-67).
    2. metne dön, dipnot 2
      "Allah'ın koyduğu sınırlar" ifadesi; bu ve bir sonraki ayet dışında boşanma (Bakara 2/229-230, Talak 65/1), oruç (Bakara 2/187) ve zıhar (Mücadele 58/4) konuları ile ilgili olarak geçer. Allah Teala , koyduğu sınırları aşanı, içinde ölümsüz olarak kalacağı bir ateşe sokacağını bildirdiği halde mezhepler, Allah'ın koyduğu sınırların tamamını yerle bir etmişlerdir (Nisa 4/42, Ahzab 33/36, Cin 72/23). Mirasçıların müslüman olmaması veya farklı bir ülkede yaşaması mirastan pay almayı engellemez (Nisa 4/11-12, 33, 176) Allah Teala şöyle buyurur: "Allah'ın Kitabında, rahim bağı ile bağlı olanlardan her biri diğerine (miras konusunda), müminlerden ve muhacirlerden önce gelir" (Enfal 8/75, Ahzab 33/6). Bu kadar açık ayetlere rağmen geleneksel yapı, hiçbir delile dayanmadan din ve ülke farkını mirasa engel saymıştır. Muhammed 47/4. ayete göre savaş esirleri, karşılıksız veya fidye karşılığı serbest bırakılır. Hiçbir ayette, onları öldürme veya köleleştirme ile ilgili bir işaret dahi yoktur. Ama kölelik ve cariyelik diye bir şey uydurulmuş ve mirasa engel sayılmıştır. Adam öldüren kişinin cezası ile ilgili hükümler de açık olmasına rağmen (Bakara 2/178, Nisa 4/92) adam öldürenin öldürdüğü kişiye mirasçı olamayacağı da kabul edilmiştir. Miras hükümlerinde yapılan diğer tahribat, ilgili ayetlerin dipnotlarında gösterilmiştir (Nisa 4/7, 11, 12, 33, 176).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 14. ayet

Fuhuş cezası, tövbe ve kadın hakları 15–22

  1. Nisâ suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 15. ayet. وَٱلَّٰتِى يَأْتِينَ ٱلْفَٰحِشَةَ مِن نِّسَآئِكُمْ فَٱسْتَشْهِدُوا۟ عَلَيْهِنَّ أَرْبَعَةً مِّنكُمْ فَإِن شَهِدُوا۟ فَأَمْسِكُوهُنَّ فِى ٱلْبُيُوتِ حَتَّىٰ يَتَوَفَّىٰهُنَّ ٱلْمَوْتُ أَوْ يَجْعَلَ ٱللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلًا

    vellâtî ye'tîne-lfâḥişete min nisâiküm festeşhidû `aleyhinne erbe`atem minküm. fein şehidû feemsikûhünne fi-lbüyûti ḥattâ yeteveffâhünne-lmevtü ev yec`ale-llâhü lehünne sebîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadınlarınızdan zina yapanlara karşı sizden /Müslümanlardan dört şahit getirin. dipnot 1 Şahitlik ederlerse o kadınlar ölünceye veya Allah onların lehine bir yol açıncaya kadar onları evlerde tutun. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zina diye meal verdiğimiz kelime, fuhuş anlamında olan el-fahişe (الْفَاحِشَةَ)'dir. Türkçede para karşılığı yapılan cinsel ilişkiye fuhuş dendiği için, yanlış anlamaya yol açmasın diye zina kelimesi kullanılmıştır. Kur'an'a göre her zina fuhuştur (İsra 17/32). Bu ayette, kadının fahişelik yaptığı iddiasının ispatı için dört şahit istenmesi, yapılan eylemin zina olduğunu gösterir. Çünkü 4 şahit, sadece kadının zina ettiği iddiasını ispat için istenir (Nur 24/4).
    2. metne dön, dipnot 2
      Muhammed aleyhisselam Mekke'de iken önceki kitaplara uyma emri almıştı (En'am 6/90). Medine'de ceza uygulayacak konuma gelince zina suçu işleyenlere Tevrat'ta bulunan recm yani taşlayarak öldürme cezasını (
      Levililer 20/10-21 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 20:10

      “ ‹Biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun karısıyla zina ederse, hem kendisi, hem de zina ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      Tesniye 22/22-26 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 22:22

      “Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. İsrailden kötülüğü atacaksınız.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) uyguladı (Buhari, Hudud, 24 ve 30). Bu ayetler recm cezasını ilk aşamada kadın için ev hapsi ve sıkıntı verme, erkek için de sadece sıkıntı verme cezası olarak hükme bağlamıştır. Tövbe edip ıslah oldukları ortaya çıkınca sıkıntı verme cezası her ikisine de uygulanmaz. Daha sonra bu ceza da hafifletilerek 100 celdeye çevrilmiştir (Nur 24/2).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 15. ayet

  2. Nisâ suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 16. ayet. وَٱلَّذَانِ يَأْتِيَٰنِهَا مِنكُمْ فَـَٔاذُوهُمَا فَإِن تَابَا وَأَصْلَحَا فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ تَوَّابًا رَّحِيمًا

    velleẕâni ye'tiyânihâ minküm feâẕûhümâ. fein tâbâ veaṣleḥâ fea`riḍû `anhümâ. inne-llâhe kâne tevvâber raḥîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Sizden onu (zinayı) yapmış olarak gelen o iki kişiye (erkeğe ve kadına) dipnot 1 sıkıntı verin. Eğer tövbe eder /dönüş yapar ve kendilerini düzeltirlerse artık onlara ilişmeyin. Allah tövbeleri çokça kabul eden ve ikramı bol olandır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala fuhuş çeşitlerini yasaklamış (A'raf 7/33) ve onlardan uzak durmayı emretmiştir (En'am 6/151, Şura 42/37, Necm 53/31-32). İlgili ayetlerde çoğul kalıbı kullanılmıştır. Arap dilinde çoğul, en az üçü gösterdiğinden fuhuş çeşitlerinin ilki zina yani nikahsız kadın-erkek ilişkisi (İsra 17/32), ikincisi erkek erkeğe ilişki (A'raf 7/80-81), üçüncüsü de lezbiyenlik olur. Nisa 4/15. ayette, fuhuş yapan kadınlara verilen ev hapsi cezasının, daha sonra onların lehine olacak bir cezaya çevrileceği bildirilmiştir. Bu konu ile ilgili olarak, bundan sonra inen tek ayet zina cezasını belirleyen ayet olduğu için (Nur 24/2), Nisa 15'te ev hapsi cezasına çarptırılan kadınlar, zina suçu dışında bir suç işlemiş olamazlar. Zaten dört şahit getirme şartı, sadece zina suçu işlediği iddia edilen kadın ile ilgilidir (Nur 24/4, 13). Öyleyse Nisa 16'da sıkıntı verilmesi istenen kişilerden ikincisi, o kadınla zina eden erkekten başkası olamaz. Burada kadına daha fazla ceza verildiği düşünülebilir. Ama ev hapsi onu, kötü niyetli erkeklerden koruyacağı için kadının lehine olur. Bu cezalar, Nur Suresi 2. ayet ile kaldırılmış yani neshedilerek 100 celdeye dönüştürülmüştür. Konu bu kadar açık olduğu halde Nisa 15'in kadın kadına ilişki /lezbiyenlik ile ilgili olduğu, Allah'ın bu kadınlar için açacağı yolun da evlilik olduğu iddia edilir. Halbuki ayette bahsi geçen kadınların evli olmadıklarına dair bir delil yoktur. Evliliğin onları, zina veya lezbiyenlikten alıkoyacağı da söylenemez. Ayette geçen "lehine bir yol açıncaya kadar" ifadesi, ev hapsini sona erdirecek olan 100 celde yani kırbaç cezasından başkası olamaz. Ayetler arası ilişkileri dikkate almayanlar, 16. ayetin erkek erkeğe cinsel ilişki ile ilgili olduğunu da iddia ederler. Onlara göre ayetin başındaki "ellezani /o ikisi" ifadesi fuhuş eylemini yapan iki erkek anlamındadır. Bu iddianın da doğru olma ihtimali yoktur. Arap dilinde kadınlar için dişil, erkekler için eril kalıplar kullanılır ama erkek ile kadının ortak eylemini anlatan kelimeler, mutlaka eril kalıpta olur. Bu sebeple ilgili ayetleri yok sayıp Nisa 16'nın başındaki "ellezani (اللَّذان)" ifadesine dayanarak bu ayette erkek erkeğe cinsel ilişkinin kastedildiği söylenemez. Ayrıca 15 ve 16. ayetlerde bahsedilen ilişki çeşidinin aynı olduğu kesindir; çünkü 16. ayette "sizden onu yapmış olarak gelen" ifadesindeki "onu" zamiri, 15. ayetteki zina suçunu göstermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tövbe edip girdiği yanlış yolu bırakan ve iyi işler yapmaya başlayan kişilerin işledikleri günah ne olursa olsun Allah onları bağışlar ve ayrıca iyilik ve ikramda bulunur (Taha 20/82, Nur 24/5, Zümer 39/53, Şura 42/25). Allah onların kötülüklerinin yerine iyiliklerini koyar. (Furkan 25/68-70).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 16. ayet

  3. Nisâ suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 17. ayet. إِنَّمَا ٱلتَّوْبَةُ عَلَى ٱللَّهِ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَٰلَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِن قَرِيبٍ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    inneme-ttevbetü `ale-llâhi lilleẕîne ya`melûne-ssûe bicehâletin ŝümme yetûbûne min ḳarîbin feülâike yetûbü-llâhü `aleyhim. vekâne-llâhü `alîmen ḥakîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın kabul sözü verdiği tövbe, kendini tutamayarak dipnot 1 kötülük işleyen, sonra vakit geçirmeden dönüş yapanların tövbesidir. Allah, işte bu kişilerin tövbelerini kabul eder. Allah daima bilen ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen cehalet kelimesi 'bilmemek, yanlış düşünmek, yanlış hareket etmek' anlamlarına gelir (Müfredat). Yusuf aleyhisselamın "Rabbim! ... Kadınların oyununu benden uzaklaştırmazsan onlara kapılırım ve cahillik edenlerden olurum." (Yusuf 12/33) demesi de Musa aleyhisselamın "Cahillik edenlerden biri olmaktan Allah'a sığınırım! (Bakara 2/67)" demesi de kendini tutamayarak yanlış yapma anlamındaki cehalettir (En'am 6/54, Nahl 16/119). Bu ayette sözü edilenler, günah olduğunu bildiği halde kendine hakim olamayıp yanlışa düşenlerdir (Bakara 2/188, Al-i İmran 3/135, Enfal 8/27). Allah kimseyi, gücünün yetmediği şeyden sorumlu tutmadığı için (Bakara 2/286) bilmeden işlenen günah, şirk günahı dahi olsa Allah onu günah saymaz (Bakara 2/22, En'am 6/75-79) Bu sebeple bütün günahlar, bilerek işlenenlerdir (Bakara 2/42, 146, 188, Al-i İmran 3/71, 75, 76, 78, 135, Enfal 8/27, Mücadele 58/14)

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 17. ayet

  4. Nisâ suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 18. ayet. وَلَيْسَتِ ٱلتَّوْبَةُ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ حَتَّىٰٓ إِذَا حَضَرَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ إِنِّى تُبْتُ ٱلْـَٰٔنَ وَلَا ٱلَّذِينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌ أُو۟لَٰٓئِكَ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    veleyseti-ttevbetü lilleẕîne ya`melûne-sseyyiât. ḥattâ iẕâ ḥaḍara eḥadehümü-lmevtü ḳâle innî tübtü-l'âne vele-lleẕîne yemûtûne vehüm küffâr. ülâike a`tednâ lehüm `aẕâben elîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kötülükleri işlemeye devam eden, ölüm gelip çatınca da "Ben şimdi tövbe ettim!" dipnot 1 diyenler ile kafir olarak ölenlerin tövbesi, Allah'ın kabul edeceği tövbe değildir. dipnot 2 Biz onlar için acıklı bir azap hazırladık.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yunus aleyhisselam ve kavmi, ölümle yüz yüze gelmeden tövbe ettikleri için Allah tövbelerini kabul etti (Yunus 10/98, Enbiya 21/87-88). Ama Musa aleyhisselamın doğru yolda olduğunu çok iyi bilen Firavun (Neml 27/14), tövbeyi, ölümle yüzyüze geldikten sonra yaptığı için kabul edilmedi (Yunus 10/90-92). Çünkü böyle bir tövbe kabul edilmez (Müminun 23/99-100, Secde 32/12-15). Günahkar müminler de ölüm gelip çatınca hayata dönüp iyi işler yapmak isterler ama artık iş işten geçmiş olur (Münafikun 63/9-11). Nebimiz şöyle demiştir: "Allah kulunun tövbesini, can boğaza gelinceye kadar kabul eder." (Tirmizi, Daavat 98; İbn Mace, Zühd 30; Ahmed b. Hanbel, 2/132, 153). Can boğaza gelince artık her şey bitmiş olur.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 18. ayet

  5. Nisâ suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 19. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَرِثُوا۟ ٱلنِّسَآءَ كَرْهًا وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا۟ بِبَعْضِ مَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ وَعَاشِرُوهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ فَإِن كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَيَجْعَلَ ٱللَّهُ فِيهِ خَيْرًا كَثِيرًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ yeḥillü leküm en teriŝü-nnisâe kerhâ. velâ ta`ḍulûhünne liteẕhebû biba`ḍi mâ âteytümûhünne illâ ey ye'tîne bifâḥişetim mübeyyineh. ve`âşirûhünne bilma`rûf. fein kerihtümûhünne fe`asâ en tekrahû şey'ev veyec`ale-llâhü fîhi ḫayran keŝîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Kadınların mallarına el koymanız dipnot 1 size helal değildir. Zina yaptıkları şüphe götürmez bir şekilde belli olmadıkça onlara verdiğinizden bir kısmını dahi geri almak için baskı da yapmayın. dipnot 2 Kadınlarınızla marufa dipnot 3 /Kur'an'daki hükümlere uygun bir şekilde geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız (bilin ki) hoşlanmadığınız şeyde bile Allah birçok hayırlar yaratabilir. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meallerde "mirasçı olmak" şeklinde tercüme edilen "(ورث) verise" fiilinin kök anlamı, "birinin malının, bir sözleşmeye dayalı olmadan başkasına geçmesi"dir. Miras da bu tür bir mal geçişi olduğu için ona bu isim verilmiştir (Müfredat). Nikah erkeğe, eşinin malına konma veya onu yönetme hakkını veren bir sözleşme olmadığı için (Nisa 4/4) bu ayet erkeğin, karısının malına el koyamayacağını bildirmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Maruf, aklın veya dinin doğru saydığı her şeydir. Zıttı 'münker'dir (Müfredat). Her toplumda oluşmuş çeşitli ma'ruflar olabilir. Bunlara, Allah'ın ayetlerine aykırı olmadığı müddetçe uyulur. Kadınlarla ilgili marufları açıklayan bazı ayetler için bkz. Bakara 2/233; Nisa 4/32, 34; Talak 65/6 ve dipnotları.
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 19. ayet

  6. Nisâ suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 20. ayet. وَإِنْ أَرَدتُّمُ ٱسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَّكَانَ زَوْجٍ وَءَاتَيْتُمْ إِحْدَىٰهُنَّ قِنطَارًا فَلَا تَأْخُذُوا۟ مِنْهُ شَيْـًٔا أَتَأْخُذُونَهُۥ بُهْتَٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا

    vein erattümü-stibdâle zevcim mekâne zevciv veâteytüm iḥdâhünne ḳinṭâran felâ te'ḫuẕû minhü şey'â. ete'ḫuẕûnehû bühtânev veiŝmem mübînâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir eşi bırakıp bir başka eşle evlenmek isterseniz bıraktığınıza yığınla mal vermiş olsanız bile ondan hiçbir şey almayın. Verdiğinizi, iftira ederek ve apaçık günaha girerek mi alacaksınız! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Erkek, eşine verdiği mehri ancak eşi, iftida hakkını kullandığında (Bakara 2/229) veya bizzat şahit olduğu zinası sebebiyle onu iftidaya zorladığında alabilir. Bir kadının zina ettiğini iddia eden, dört görgü şahidi getirmezse iftiracı sayılır ama karısının zina ettiğini iddia eden erkeğe, yapacağı yeminlerle iddiasını ispatlama, eşine de aynı şekilde kendisini aklama hakkı verilmiştir (Nur 24/6-10). Erkek, bu hakkı kötüye kullanarak eşine verdiklerini geri almak için zina iftirası tehdidiyle ona baskı yapabilir. Ancak ayete göre bu, büyük bir iftira ve apaçık bir günahtır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 20. ayet

  7. Nisâ suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 21. ayet. وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُۥ وَقَدْ أَفْضَىٰ بَعْضُكُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ وَأَخَذْنَ مِنكُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًا

    vekeyfe te'ḫuẕûnehû veḳad efḍâ ba`ḍuküm ilâ ba`ḍiv veeḫaẕne minküm mîŝâḳan galîżâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu nasıl geri alabilirsiniz ki! Onlar (nikahla) sizden sağlam bir söz almışken dipnot 1 birbirinizle baş başa kaldınız. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nikah sözleşmesi gereği eşine mehir vermek zorunda olan erkek (Nisa 4/4), ona sağlam bir söz vermiş olur. Artık o, evliliğin devamı sırasında da eşini boşadığında da ona verdiği hiçbir şeyi geri alamaz. Ayrılmayı kadın isterse durum değişir. Bu durumda o, eşinden aldıklarının tamamını veya bir kısmını geri vermek zorunda kalır (Bakara 2/229). Evliliğin sağlam bir söz, bir anlaşma olduğu, Tevrat'ta da yazılıdır (
      Malaki 2:14 — Eski Ahit, Malaki; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Malaki 2:14

      “Neden?” diye soruyorsunuz. Çünkü RAB seninle gençken evlendiğin karın arasında tanıktır. O yoldaşın ve evlilik antlaşmasıyla karın olduğu halde ona ihanet ettin.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )
    2. metne dön, dipnot 2
      Kadının, ilişkiye imkan veren bir alanda kocasıyla baş başa kalmasına fıkıhta halvet-i sahiha denir. Eşiyle bu şekilde başbaşa kalan kadın, mehrin tamamını hak eder (Nisa 4/24).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 21. ayet

  8. Nisâ suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 22. ayet. وَلَا تَنكِحُوا۟ مَا نَكَحَ ءَابَآؤُكُم مِّنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةً وَمَقْتًا وَسَآءَ سَبِيلًا

    velâ tenkiḥû mâ nekeḥa âbâüküm mine-nnisâi illâ mâ ḳad selef. innehû kâne fâḥişetev vemaḳtâ. vesâe sebîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Babalarınızın dipnot 1 nikahladığı kadınları nikahlamayın! dipnot 2 Geçmişte olan oldu. Çünkü o çok çirkin ve nefret uyandıran bir iştir; ne kötü bir yoldur!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen geçen "aba" yani "babalar" kelimesi ile kişinin hem babası hem de babasının babası, onun babası vs. yani yukarıya doğru bütün üst soyu kast edilir. Dolayısıyla bu ayet kişinin kendi babasının nikahladığı kadınları kapsadığı gibi dedesinin nikahladığı kadınları da kapsar. Buna göre dedesinin nikahladığı kadın da evlenilmesi haram olan kadınlar sınıfına girer.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hanefiler, nikah (نكاح) kelimesinin kök anlamının cinsel ilişki, mecaz anlamının da evlilik olduğunu iddia ederek nikahlı ilişki ile doğan evlenme yasaklarının nikahsız ilişki ile de doğacağını söylerler. Bununla da yetinmez, aralarında evlenme yasağı olanlar, örneğin kayınpeder ile gelin arasında şehvetle öpme, dokunma, sarılma ve cinsel organa bakma gerçekleşse bunu, oğlunun evliliğini sonsuza dek bitiren bir eylem sayarlar. Bu eylemin kasıtlı, kasıtsız, baskı altında, uyku halinde, sarhoş veya akıl sağlığı yerinde değilken olması, sonucu değiştirmez. Bu ayete göre babanın eşi, anne gibidir. Ama Hanefilere göre bir kişi, babasının eşine şehvetle dokunsa, babasının onunla evliliği sonsuza dek biter (Ö.N. Bilmen, Hukukı İslamiyye ve Istılahatı Fıkhiyye Kamusu, c. II, s. 92-97). Bunların doğru olma ihtimali yoktur. Çünkü Kur'an'a göre nikah ile cinsel ilişki, iki ayrı şeydir. Babanın eşi, nikah ile anne gibi olur ama bir kişinin karısının, başka kocadan olma kızı ile evlenme yasağının doğması için nikah yetmez, annesiyle birliktelik yaşaması da gerekir (Nisa 4/23).Allah kimseye, helal-haram koyma yetkisi vermediği için (Nahl 16/116) yukarıdaki görüşlerin kabul edilebilir bir yanı yoktur.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 22. ayet

Evlenilmesi haram olanlar 23–28

  1. Nisâ suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 23. ayet. حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَٰتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَأَخَوَٰتُكُمْ وَعَمَّٰتُكُمْ وَخَٰلَٰتُكُمْ وَبَنَاتُ ٱلْأَخِ وَبَنَاتُ ٱلْأُخْتِ وَأُمَّهَٰتُكُمُ ٱلَّٰتِىٓ أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَٰتُكُم مِّنَ ٱلرَّضَٰعَةِ وَأُمَّهَٰتُ نِسَآئِكُمْ وَرَبَٰٓئِبُكُمُ ٱلَّٰتِى فِى حُجُورِكُم مِّن نِّسَآئِكُمُ ٱلَّٰتِى دَخَلْتُم بِهِنَّ فَإِن لَّمْ تَكُونُوا۟ دَخَلْتُم بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلَٰٓئِلُ أَبْنَآئِكُمُ ٱلَّذِينَ مِنْ أَصْلَٰبِكُمْ وَأَن تَجْمَعُوا۟ بَيْنَ ٱلْأُخْتَيْنِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

    ḥurrimet `aleyküm ümmehâtüküm vebenâtüküm veeḫavâtüküm ve`ammâtüküm veḫâlâtüküm vebenâtü-l'eḫi vebenâtü-l'uḫti veümmehâtükümü-llâtî erḍa`neküm veeḫavâtüküm mine-rraḍâ`ati veümmehâtü nisâiküm verabâibükümü-llâtî fî ḥucûriküm min nisâikümü-llâtî deḫaltüm bihinn. feil lem tekûnû deḫaltüm bihinne felâ cünâḥa `aleyküm. veḥalâilü ebnâikümü-lleẕîne min aṣlâbiküm veen tecme`û beyne-l'uḫteyni illâ mâ ḳad selef. inne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Şunlar (ile evlenmeniz) dipnot 1 size haram kılınmıştır: Analarınız, dipnot 2 kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşinizin kızları, kız kardeşinizin kızları, sizi emzirmiş olan süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, dipnot 3 kadınlarınızın anaları, birliktelik yaşadığınız kadınlarınızdan olup ailenizin çatısı altına girmiş bulunan üvey kızlarınız. Ama anneleriyle birliktelik yaşamadan ayrılmışsanız onlarla da evlenmenizin bir günahı olmaz. dipnot 4 Kendi soyunuzdan olan oğullarınızın eşleri ile nikahlanmanız ve iki kız kardeşle aynı anda nikahlı olmanız da haram kılınmıştır. Geçmişte olan oldu. Allah daima bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haram kılınan şeyin, burada sözü edilen kadınlarla evlilik olduğu hem bu ayetten hem de bunu takip eden ayetlerden açıkça anlaşılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Analarınız" ifadesi sadece anneyi değil, anneanne, babaanne ve onların anneleri gibi, kişinin bütün büyük annelerini içine alır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bir kadından süt emen çocuk onun süt çocuğu, doğurduğu veya emzirdiği çocukların da süt kardeşi olur ve aralarında ebedi evlenme yasağı doğar. Fakat bu yasak, süt emen çocuğun kardeşlerini kapsamaz. Bu yüzden fıkıhta "süt emenin nefsi (yani sadece kendisi) emzirenin nesline haramdır" kuralı geliştirilmiştir. Buna göre bir kadın kendi çocuğu olmayan birini emzirdiğinde sadece o çocuk onun süt çocuğu olur. Süt hısımlığının doğması için çocuğun, kameri takvime göre 0-2 yaş arasında, emzirmenin de onu beslemek maksadıyla olması gerekir (Bakara 2/233). Çünkü Kur'an'da geçerli takvim, kameri takvimdir (Tevbe 9/36).
    4. metne dön, dipnot 4
      Dul kalan kadın, yeni bir evlilik yapar ve eşiyle birlikte olursa yeni eşinin tahsisi ettiği ev, o kadının kendi evi olur. Herkes annesinin evine girme hakkına sahip olduğu için (Nur 24/61) kadının başka kocadan olan kızı yeni kocasının öz kızı gibi sayılarak onun aile çatısı altına girmiş olur.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 23. ayet

  2. Buradan itibaren cüz 5

    Nisâ suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 24. ayet. وَٱلْمُحْصَنَٰتُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ كِتَٰبَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَأُحِلَّ لَكُم مَّا وَرَآءَ ذَٰلِكُمْ أَن تَبْتَغُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُم مُّحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَٰفِحِينَ فَمَا ٱسْتَمْتَعْتُم بِهِۦ مِنْهُنَّ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ فَرِيضَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا تَرَٰضَيْتُم بِهِۦ مِنۢ بَعْدِ ٱلْفَرِيضَةِ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

    velmuḥṣanâtü mine-nnisâi illâ mâ meleket eymânüküm. kitâbe-llâhi `aleyküm. veüḥille leküm mâ verâe ẕâliküm en tebtegû biemvâliküm muḥṣinîne gayra müsâfiḥîn. feme-stemta`tüm bihî minhünne feâtûhünne ücûrahünne ferîḍah. velâ cünâḥa `aleyküm fîmâ terâḍaytüm bihî mim ba`di-lferîḍah. inne-llâhe kâne `alîmen ḥakîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Evli kadınları dipnot 1 nikahlamanız da haramdır. Ama (evli olduğu halde) hakimiyetiniz altına girmiş olan (savaş esiri kadınlar) ile evlenebilirsiniz. dipnot 2 Bunlar, Allah'ın size yazdığı hükümlerdir. Diğer kadınlar; iffetli olmanız, zinadan uzak durmanız dipnot 3 ve mehirlerini vermeniz şartıyla size helal kılınmıştır. Onlardan nikah ile yararlandıklarınıza dipnot 4 mehirlerini, dipnot 5 belirlediğiniz miktarda verin. Mehri belirledikten sonra başka bir miktar üzerinde anlaşmanızın dipnot 6 size bir günahı yoktur. Allah daima bilen ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      </b>Bu ayette geçen muhsana kelimesine evli kadın anlamı verilmesi, bu ifadenin evlenilmesi haram olan kadınlardan bahseden ayetten sonra gelip hükmün evliliğe bağlanması sebebiyledir. Aslında müslüman-kafir, hür-esir, evli-bekar ayrımı yapılmaksızın, namusunu koruyan bütün kadınlar Kur'an hükümleriyle koruma altına alınmış ve onlara "muhsana" yani kalenin içindeymiş gibi korunmuş kadın denilmiştir (Nisa 4/25, Maide 5/5, Nur 24/4, 23). Kadın, nikah ile birlikte kocasının da koruması altına girer ve bir kez daha muhsana olur. <b>
    2. metne dön, dipnot 2
      </b>"Babalarınızın nikahladığı kadınları nikahlamayın" emriyle başlayıp buraya kadar sayılan kadınları nikahlamak haramdır. Bu ayette yer alan "Hakimiyetiniz altında olan (savaş esirleri) dışındaki evli kadınları nikahlamak da haramdır" hükmü ile evli savaş esiri kadınlarla evlenmeye onay verilmiştir. Evlenme, esir kadının hür iradesi ile olur. Hakimiyeti altında bulunduğu kişinin yetkisi, evliliğe onay vermekle sınırlıdır (Nisa 4/25). <b>
    3. metne dön, dipnot 3
      </b>Kadın olsun erkek olsun, namuslu olmak, zinadan (Nur 24/3) ve eşcinsellikten uzak durmak evlenmenin olmazsa olmaz şartlarındandır (Nisa 4/24, 25, Maide 5/5 ve Nur 24/26, Necm 53/32). Fuhuş çeşitlerinden uzak duran bir mümin erkek veya kadın, ancak bunlardan uzak duran bir erkek veya kadınla evlenebilir. Bu suçları işledikten sonra tövbekar olup kendini tamamen düzelten de namuslu sayılır (Furkan 25/68-70). <b>
    4. metne dön, dipnot 4
      </b>Bu ayet, nikahtan sonra gerdeğe girilmişse, belirlenmiş mehri vermenin erkeğin görevi, onu almanın da kadının hakkı olduğunu hükme bağlamıştır. Bu yüzden erkek, mehir belirlendikten ve gerdekten sonra karısını boşarsa, belirlenen mehrin tek kuruşunu dahi alamaz (Bakara 2/228; Nisa 4/20). Boşanma durumunda mehirle ilgili diğer hükümler için bkz: Bakara 2/236-237; Ahzab 33/49. <b>
    5. metne dön, dipnot 5
      </b>"Mehirler" anlamı verilen kelime "ecr" (أجر)'in çoğulu olan "ücur" (أجور)'dur. "Ecr", ister dünyada ister ahirette olsun yapılan işe karşılık alınan şeydir (Müfredat). Kelime, bu ayette olduğu gibi Nisa 4/25, Maide 5/5, Ahzab 33/50 ve Mümtahine 60/10. ayetlerde de "mehir" anlamında kullanılmıştır. Dolayısıyla evlenilmesi helal olan kadınlardan yararlanmanın tek yolu, mehrin şart olduğu nikahtır. Mehirsiz evlilik, sadece Muhammed aleyhisselama özel olarak helal kılınmıştır (Ahzab 33/50). Buna rağmen Şiiler, ayetin iç bütünlüğünü, diğer ayetlerle ilişkisini ve Arap dili kurallarını ihlal ederek bu ayeti mut'a nikahına delil saymışlardır. Onlara göre mut'a, erkeğin kadına vereceği mala karşılık bir süreliğine onun cinselliğinden yararlanma sözleşmesidir. Bununla taraflar, karı koca sayılmaz, aralarında nafaka, miras, boşanma vs. hükümler geçerli olmaz, süre dolunca ayrılık gerçekleşir. Yaptıkları en büyük yanlış, ayette geçen (فَمَا اسْتَمْتَعْتُم بِهِ) = "onunla yararlandığınız" ifadesindeki "o" zamirini, uydurdukları "(kadınları) elde etme = (نيل)" kelimesine göndermeleridir. Halbuki buradaki "o" zamirini, nikah dışında bir şeyi gösterme ihtimali yoktur. Çünkü Nisa 4/22. ayetten buraya kadar evlenilmesi haram olan kadınlar sayılmış ve onların dışındakilerle ancak mehir şartıyla evlenebileceği hükme bağlanmıştır. Ayetlerde yapılan bu tür saptırmalar, tevbe edilmezse Allah'ın asla affetmeyeceği en büyük günahtır (ٍAl-i İmran 3/99, İbrahim 14/3, A'raf 7/44, Hud 11/18). <b>
    6. metne dön, dipnot 6
      </b> Herhangi bir baskı olmadan, karşılıklı rıza ile mehir miktarında artırma veya eksiltme yapılabilir (Nisa 4/4).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 24. ayet

  3. Nisâ suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 25. ayet. وَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ مِنكُمْ طَوْلًا أَن يَنكِحَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ فَمِن مَّا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُم مِّن فَتَيَٰتِكُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَٰنِكُم بَعْضُكُم مِّنۢ بَعْضٍ فَٱنكِحُوهُنَّ بِإِذْنِ أَهْلِهِنَّ وَءَاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ مُحْصَنَٰتٍ غَيْرَ مُسَٰفِحَٰتٍ وَلَا مُتَّخِذَٰتِ أَخْدَانٍ فَإِذَآ أُحْصِنَّ فَإِنْ أَتَيْنَ بِفَٰحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى ٱلْمُحْصَنَٰتِ مِنَ ٱلْعَذَابِ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ ٱلْعَنَتَ مِنكُمْ وَأَن تَصْبِرُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    vemel lem yesteṭi` minküm ṭavlen ey yenkiḥa-lmuḥsenâti-lmü'minâti femim mâ meleket eymânüküm min feteyâtikümü-lmü'minât. vellâhü a`lemü biîmâniküm. ba`ḍuküm mim ba`ḍ. fenkiḥûhünne biiẕni ehlihinne veâtûhünne ücûrahünne bilma`rûfi muḥṣanâtin gayra mesâfiḥâtiv velâ mütteḫiẕâti aḫdân. feiẕâ uḥṣinne fein eteyne bifâḥişetin fe`aleyhinne niṣfü mâ `ale-lmuḥsenâti mine-l`aẕâb. ẕâlike limen ḫaşiye-l`anete minküm. veen taṣbirû ḫayrul leküm. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    İçinizden, mümin olan iffetli hür kadınları dipnot 1 nikahlayacak kadar varlıklı olmayanlar, hakimiyetiniz altında olan mümin esir kızlarınızı nikahlayabilirler. dipnot 2 İmanınızı en iyi bilen Allah'tır. Hepiniz birbirinizdensiniz. dipnot 3 Onları (esir kadınları), iffetli olmaları, zinadan uzak durmuş ve gizli dost edinmemiş olmaları şartıyla (yanlarında kaldıkları) ailelerinin izni dipnot 4 ile nikahlayın ve mehirlerini kendilerine, marufa (Kur'an ölçülerine) uygun olarak verin. Evlendikten dipnot 5 sonra zina ederlerse onlara verilecek ceza, evli hür kadınlara verilen cezanın dipnot 6 yarısı kadardır. Bu (izin), dipnot 7 içinizden (evlenme imkanı bulamayacağını düşünüp) çıkmaza girmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz daha iyi olur. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete göre hür kadınla evlenmeye gücü yeten erkek, esir kadınla evlenemez. Hür eşi olan, onun üzerine esir bir eş de alamaz. Eğer evlenmek istiyorsa, önce esiri hürriyetine kavuşturur (Muhammed 47/4), sonra evlenir. Hürriyetine kavuşturma bedelinin mehire sayılması konusunda anlaşabilirler. Nebimiz, esir kadınlardan Cüveyriye, Safiye ve Reyhane'yi, hürriyetine kavuşturduktan sonra nikahlamıştır. Nebimize hediye edilen, savaş esiri olmayan Mariye ise Ahzab 33/50. ayet ile ona özel olarak helal kılınmıştır (Tahrim 66/1-2).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. Bakara 2/222 ve dipnotları.
    3. metne dön, dipnot 3
      Her kadın bir erkeğin kızı, her erkek de bir kadının oğludur (Hucurat 49/13).
    4. metne dön, dipnot 4
      Savaş esirleri, savaşa katılan askerlere dağıtılır, sonra ya karşılıksız olarak ya da fidye karşılığı serbest bırakılırlar (Muhammed 47/4). Özgürlüklerine kavuşturuluncaya kadar, yanlarında kaldıkları ailenin bir ferdi gibi muamele görürler (Nur 24/58-59). Ailenin, esirin evliliği üzerindeki yetkisi, tıpkı hür kadınınki gibi sadece denetlemeyle sınırlıdır (Nur 24/33). Esir kız /kadın, evlenme kararını kendi hür iradesiyle verir ve eşinin ödeyeceği mehrin de sahibi olur.
    5. metne dön, dipnot 5
      Bir önceki ayetin dipnotunda da belirtildiği gibi hür-esir, evli-bekar ayrımı olmaksızın bütün kadınlar "muhsana" yani kalenin içindeymiş gibi korunmuş olarak vasıflanmış ve evlilik dışı ilişkiye izin verilmemiştir. Hem bu iki ayetin hem de Nisa 4/3, Nur 24/32-33. ayetlerin açıkça ortaya koyduğu gibi esir kadının cinselliğinden, evlilik dışında herhangi bir yolla yararlanılamaz. Bu ayet, esir kadının evlenmesini, hür kadın gibi kendi iradesine bırakmış, evliliği denetleme görevini de yanında bulunduğu aileye vermiştir. Bu ayete ve Bakara 232. ayete göre ailenin yetkisi, esir kadının kararının marufa yani Kur'an ölçülerine uygun olup olmadığını denetlemekle sınırlıdır. İlgili bütün ayetlerin ortak hükmünü Nebimiz şöyle ifade etmiştir: "(Evlenmek isteyen kadın) Eğer velisiyle anlaşamazsa sultan (yetkili kişi), velisi olmayanın velisidir (Ebu Davud Nikah 26; İbn Mace Nikah 12; Nesai Nikah 35). Her kadın gibi esir kadın da nikah ile birlikte kocasının da koruması altına girer ve evli kadın anlamında yeniden muhsana olur.
    6. metne dön, dipnot 6
      Zinanın cezası 100 celde yani yüz kırbaçtır (Nur 24/2 ve dipnotları). Esir kadın bu suçu işlerse, ona, bunun yarısı kadar ceza verilir. Bu suçu, Nebimizin eşlerinden biri işlemiş olsaydı ona verilecek ceza, zina eden hür kadınlara verilen 100 kırbaç cezasının iki katı yani 200 kırbaç olurdu (Ahzab 33/30). Kur'an'da recm, yani taşlayarak öldürme cezası yoktur. Zaten sonu ölümle biten bir cezanın yarısı ya da iki katı olamaz. Recim cezası bu dine sonradan ilave edilmiştir. Herşeyi ile mükemmel hale gelmiş bu dine ilavede bulunmak (Maide 5/3), kişiyi dinden çıkarır.
    7. metne dön, dipnot 7
      Bu izin, esir kadınlarla ayette belirtilen kurallara uygun şekilde evlenme iznidir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 25. ayet

  4. Nisâ suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 26. ayet. يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمْ وَيَهْدِيَكُمْ سُنَنَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ وَيَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    yürîdü-llâhü liyübeyyine leküm veyehdiyeküm sünene-lleẕîne min ḳabliküm veyetûbe `aleyküm. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, (doğruları) size açık açık anlatmak, sizi sizden öncekilerin sünnetlerine /onlar için belirlenen yollara dipnot 1 iletmek ve tövbenizi kabul etmek ister. Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yollar" diye meal verdiğimiz kelime, sünnetin (سنة) çoğulu olan sünen (سنن)dir. Sünnet, nebiler dahil bütün inananların takip etmek zorunda olduğu değişmez kuralların uygulandığı ana yoldur. O yola girmeyenler kaybederler. Sünnet kelimesi bir de Allah'ın, kendi kanunlarını, fert ve toplumlara uygulamasi ile ilgili olarak kullanılır (Al-i İmran 3/137, Enfal 8/38, Hicr 15/13, İsra 17/76-77, Kehf 18/55, Ahzab 33/38, 62; Fatır 35/43, Mümin 40/85, Fetih 48/23). Ümmetlerin uymaları gereken kurallar bütününe şeriat denir. Şeriatte, şir'a denen ve imtihan gereği her bir ümmete özel olarak konulmuş hükümler (Maide 5/48) bulunsa da ana hükümler değişmez (Şura 42/13). Bu sebeple Adem aleyhisselamdan beri Allah'ın uyulmasını istediği dinin adı İslam'dır (Al-i İmran 3/19, 83; Maide 5/3). Şeriatin değişmeyen çok büyük kısmı "sünen /yollar" kapsamındadır. Dolayısıyla sünen için ümmetlerin ortak paydası denebilir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 26. ayet

  5. Nisâ suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 27. ayet. وَٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَيُرِيدُ ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلشَّهَوَٰتِ أَن تَمِيلُوا۟ مَيْلًا عَظِيمًا

    vellâhü yürîdü ey yetûbe `aleyküm veyürîdü-lleẕîne yettebi`ûne-şşehevâti en temîlû meylen `ażîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, tövbenizi /dönüşünüzü kabul etmek ister. dipnot 1 (Dünyadaki) çekici şeylerin peşine takılanlar ise sizin de büyük bir ilgiyle (çekici şeylere) meyletmenizi isterler. Büyük bir sapma ile sapmanızı isterler. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İrade, istemek ve dilemektir. Allah'ın iradesinin ezeli olduğuna ve irade ettiği şeyin mutlaka gerçekleşeceğine inanılır. Ayetler, bu inancın yanlış olduğunu açıkça göstermektedir. Çünkü bu iddia doğru olsaydı, Allah'ın, bütün insanların doğru yolda olması ile ilgili iradesi gerçekleşir ve kimse yanlış yolda olmazdı. Bir şey Allah'ın sadece iradesi ile değil, iradesinin ardından vereceği "ol" emri ile gerçekleşir (Yasin 36/82). Allah, "ol" emrini verince iradesi meşiete dönüşür ve o şey mutlaka olur (En'am 6/149, Nahl 16/9). O, imtihan ile ilgili konularda sadece gereğini yapanlar için "ol" emrini verir (Ra'd 13/27, Taha 20/82).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 27. ayet

  6. Nisâ suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 28. ayet. يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُخَفِّفَ عَنكُمْ وَخُلِقَ ٱلْإِنسَٰنُ ضَعِيفًا

    yürîdü-llâhü ey yüḫaffife `anküm. veḫuliḳa-l'insânü ḍa`îfâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 28. ayet

Malı batılla yemeyin; erkek ve kadın; aranın açılması 29–35

  1. Nisâ suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 29. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً عَن تَرَاضٍ مِّنكُمْ وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ te'külû emvâleküm beyneküm bilbâṭili illâ en tekûne ticâraten `an terâḍim minküm velâ taḳtülû enfüseküm. inne-llâhe kâne biküm raḥîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Mallarınızı aranızda batıl /Kur'an'a aykırı yollarla yemeyin; dipnot 1 ama karşılıklı rızaya dayalı ticaret dipnot 2 yoluyla yiyebilirsiniz. (Bu emre karşı gelip) kendinizi öldürmeyin /ticari hayatınızı bitirmeyin! Allah size karşı pek merhametlidir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Batıl yolla mal yemek şu şekillerde olur: Ölçüde ve tartıda eksiltme yapmak (Mutaffifin 83/1-3, İsra 17/35), faiz yemek (Bakara 2/275, 278-279, Al-i İmran 3/130), kumar ve şans oyunları (Bakara 2/219, Maide 5/90-91), gasp (Kehf 18/79), hırsızlık (Maide 5/38), yetim malı yemek (Nisa 4/2, 6,10), boşadığı hanıma verdiği bir şeyi geri almak (Bakara 2/229, Nisa 4/20-21), başkasının malını yemek için yetkililere rüşvet vermek (Bakara 2/188), ayetleri gizleme ve din istismarı karşılığında mal almaktır (Bakara 2/174, Tevbe 9/34).
    2. metne dön, dipnot 2
      Ticaret, gelir elde etmek amacıyla yapılan mal ve hizmet alım satımıdır. Bunlar, tarafların hür iradesiyle yapılmalı, dışarıdan bir müdahale olmamalıdır. Bir zamanlar Medine'de fiyatlar yükselmiş, halk Nebimizden yetkili makam olarak narh koymasını yani tavan fiyat belirlemesini istemişti. Nebimiz aleyhisselamın buna, şöyle cevap verdiği rivayet edilir: "Fiyatları belirleyen, daraltan, genişleten ve rızkı veren Allah'tır. Benim asıl istediğim, sizden birinizin kanı ve malı konusundaki bir haksızlıktan dolayı benden bir talebi olmadan Rabbime kavuşmaktır" (Tirmizi, Büyu', 73). Piyasaya müdahale edilmediği zaman fiyatlar, arz-talep dengesine göre oluşur. Piyasaya yapılan her müdahale oraya daha az mal gelmesine, daralmaya, kıtlık ve karaborsaya yol açar. Serbest piyasada fiyatların artması, ucuzluğun en iyi habercisidir. Çünkü fiyatların arttığını duyan herkes oraya mal getirir ve kısa sürede bolluk ve ucuzluk başlar.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 29. ayet

  2. Nisâ suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 30. ayet. وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ عُدْوَٰنًا وَظُلْمًا فَسَوْفَ نُصْلِيهِ نَارًا وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا

    vemey yef`al ẕâlike `udvânev veżulmen fesevfe nuṣlîhi nârâ. vekâne ẕâlike `ale-llâhi yesîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim bunu, sınırı aşarak ve yanlışa dalarak yaparsa ileride onu bir ateşe sokarız! dipnot 1 Bu, Allah'a göre kolaydır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer bir tehdit, yasaklandığı halde faizcilik yapmaya devam edenler için de geçerlidir (Bakara 2/275).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 30. ayet

  3. Nisâ suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 31. ayet. إِن تَجْتَنِبُوا۟ كَبَآئِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُم مُّدْخَلًا كَرِيمًا

    in tectenibû kebâira mâ tünhevne `anhü nükeffir `anküm seyyiâtiküm venüdḫilküm müdḫalen kerîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Yasaklandığınız günahların büyüklerinden dipnot 1 kaçınırsanız diğer kötü işlerinizi örter ve sizi değerli bir yere sokarız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Büyük günahlara "kebair" denir. Bunların belli başlıları şunlardır: Şirk (Nisa 4/48, 116) ayetleri gizlemek (Bakara 2/159-163, 174-175), faiz yemek (Bakara 2/275, 278-279, Al-i İmran 3/130), cinsel suçlar işlemek (En'am 6/151, A'raf 7/33, İsra 17/32, Nur 24/2 Şura 42/37, Necm 53/32), namuslu bir kadına zina iftirasında bulunmak (Nur 24/4, 11-13), adam öldürmek (En'am 6/151, İsra 17/33, Furkan 25/68),yetim malı yemek (Nisa 4/2, 6, 10),ölçüde tartıda eksiltme yapmak (İsra 17/35, Mutaffifin 83/1-3), hırsızlık (Maide 5/38), Allah'ın koyduğu sınırları aşmak (Nisa 4/14), kendi yalanını Allah'a mal etmek (Hud 11/18, Nahl 16/116), haram yiyecekleri yemek (Bakara 2/173, Maide 5/3, En'am 6/145, Nahl 16/115) savaştan kaçmak (Enfal 8/15-16), ana-babaya kötü davranmak (İsra, 17/23), kibirli olmak (Nisa 4/36), sarhoş edici ve uyuşturucu maddeleri kullanmak, kumar oynamak (Bakara 2/219, Maide 5/90-91) haram aylarda savaşmak (Bakara 2/217), evlenilmesi haram olan kadınlarla evlenmek (Nisa 4/22-24), insanları mescitlerden engellemek (Bakara 2/114), Allah'tan vahiy aldığını iddia etmek (En'am 6/93) ve ayetlerden yüz çevirmektir (En'am 6/157, Taha 20/124-127).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 31. ayet

  4. Nisâ suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 32. ayet. وَلَا تَتَمَنَّوْا۟ مَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بِهِۦ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا ٱكْتَسَبُوا۟ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌ مِّمَّا ٱكْتَسَبْنَ وَسْـَٔلُوا۟ ٱللَّهَ مِن فَضْلِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا

    velâ tetemennev mâ feḍḍale-llâhü bihî ba`ḍaküm `alâ ba`ḍ. lirricâli neṣîbüm mimme-ktesebû velinnisâi neṣîbüm mimme-ktesebn. ves'elü-llâhe min faḍlih. inne-llâhe kâne bikülli şey'in `alîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın, sizden her birinizi diğerinden üstün kıldığı şeylere özenmeyin! dipnot 1 Erkeklere, kendi kazandıklarından bir pay, kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. Siz, Allah'ın lütfundan isteyin. Allah her şeyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar, Allah'ın yaratılıştan, kadınıyla erkeği ile her insana verdiği üstün özelliklerdir. İnsan bu özelliklerini keşfettiği ve geliştirdiği oranda öne çıkar. Bir de kadınlara, erkeklerde olmayan özellikler, erkeklere de kadınlarda olmayan özellikler verilmiştir. Böylece bunlar birbirlerini tamamlar ve hayatın uyumlu bir şekilde yaşanmasını sağlarlar (Nahl 16/71, İsra 17/21, Zuhruf 43/32). Bu sebeple hiçbiri diğerine özenmemelidir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 32. ayet

  5. Nisâ suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 33. ayet. وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَٰلِىَ مِمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ وَٱلَّذِينَ عَقَدَتْ أَيْمَٰنُكُمْ فَـَٔاتُوهُمْ نَصِيبَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدًا

    veliküllin ce`alnâ mevâliye mimmâ terake-lvâlidâni vel'aḳrabûn. velleẕîne `aḳadet eymânüküm feâtûhüm neṣîbehüm. inne-llâhe kâne `alâ külli şey'in şehîdâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Herkese, ana baba ve en yakınlarının bıraktıklarına mirasçı olma hakkı tanıdık. dipnot 1 Önce kendileriyle güçlü sözleşme /nikah dipnot 2 yapılmış olanların dipnot 3 (eşlerin) paylarını verin. Allah her şeye şahittir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mirasta esas olan kan bağıdır. Din veya ülke farkı mirasa engel olmaz (Nisa 4/7, Enfal 8/75, Ahzab 33/6).
    2. metne dön, dipnot 2
      Eşler, nikah sözleşmesi ile mirasçılar arasına katılır (Nisa 4/12, 20-21). Bu ayet, önce onların paylarının verilmesini, kalan kısmın, aileden olan mirasçılar arasında pay edilmesini emretmektedir. Ayetteki "güçlü sözleşme yapılanlar" ifadesine eşler anlamı verilmediği için mirasta, payların toplamının ortak paydayı geçtiği, avliye denilen bir orantısızlık ortaya çıkmıştır. Mesela bir erkek ölse, geriye annesi, babası, karısı ve iki kızı kalsa, bu ayete göre öncelikle karısına mirasın sekizde biri verilir (Nisa 4/12), Kalan kısım, altıya bölünerek 1 pay anneye, 1 pay babaya, 2'şer pay da kızlara verilir (Nisa 4/11). Mezhepler, eşe öncelik vermedikleri için bütün payları, birlikte hesap etmiş ve payın paydadan fazla olduğu (⅛+⅙+⅙+⅔ =3/24+4/24+4/24+15/24=) 27/24'lük bir orantısızlığa sebep olmuşlardır. Bunu çözmek için paydayı paya eşitleyerek 24 paya bölünmesi gereken mirası 27'ye bölmüş ve eşin payını, sekizde birden dokuzda bire düşürmüş ve Allah'ın koyduğu sınırları aşmışlardır (Nisa 4/13-14). Eğer bu ve benzeri ayetlere uysalardı böyle bir orantısızlık doğmazdı (Maide 5/1).
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu cümlenin tam tercümesi "önce güçlü sözleşme yaptıklarınızın paylarını verin" şeklindedir. Bir Türk, bu cümleden mirası, ölen kişinin paylaştırması gerektiğini anlar ve şaşırır. Burada, Arapçada "iltifat" adı verilen bir söz sanatı kullanılmıştır. Bundan dolayı bir Arap, paylaştırmayı, ölenin değil yaşayanların yapması gerektiğini anlar. Zaten Allah, paylaştırmayı kimin yapacağını, başka ayetlerde, açıkça anlatmıştır (Bakara 2/180-182) ٍİlitfat sanatı ile ilgili ayrıntılı açıklama için bkz. Nisa 4/11'in dipnotu.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 33. ayet

  6. Nisâ suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 34. ayet. ٱلرِّجَالُ قَوَّٰمُونَ عَلَى ٱلنِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ وَبِمَآ أَنفَقُوا۟ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ فَٱلصَّٰلِحَٰتُ قَٰنِتَٰتٌ حَٰفِظَٰتٌ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ ٱللَّهُ وَٱلَّٰتِى تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَٱهْجُرُوهُنَّ فِى ٱلْمَضَاجِعِ وَٱضْرِبُوهُنَّ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا۟ عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا

    erricâlü ḳavvâmûne `ale-nnisâi bimâ feḍḍale-llâhü ba`ḍahüm `alâ ba`ḍiv vebimâ enfeḳû min emvâlihim. feṣṣâliḥâtü ḳânitâtün ḥâfiżâtül lilgaybi bimâ ḥafiża-llâh. vellâtî teḫâfûne nüşûzehünne fe`iżûhünne vehcürûhünne fi-lmeḍâci`i vaḍribûhünn. fein eṭa`neküm felâ tebgû `aleyhinne sebîlâ. inne-llâhe kâne `aliyyen kebîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Erkekler, kadınları koruyup kollamakla görevlidirler. Bunun sebebi, Allah'ın, onlardan her birini (bazı konularda) diğerinden üstün kılması dipnot 1 ve erkeklerin mallarından (eşleri için) harcama yapmalarıdır. dipnot 2 İyi kadınlar, Allah'a içten boyun eğen dipnot 3 ve Allah'ın korumasına karşılık kimse görmezken de kendilerini özenle koruyanlardır. dipnot 4 Ayrılmasından dipnot 5 korktuğunuz kadınlarınıza güzel öğütler verin, yatakta onlardan uzaklaşın dipnot 6 ve onları (evlerinde) bırakın. dipnot 7 Sizi gönülden kabul ederlerse dipnot 8 onlara karşı başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah pek yücedir, büyüktür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazı konularda erkekler, bazı konularda da kadınlar üstün olduğu için (Nisa 4/32) biri diğerini tamamlar. Allah Teala, eşler arasına sevgi ve merhamet bağı koyarak iyi bir aile kurmalarının yolunu açmıştır (Rum 30/21).
    2. metne dön, dipnot 2
      Erkek, eşine mehir vermek ve onu geçindirmekle sorumludur (Bakara 2/233; Nisa 4/4, 24; Talak 65/6).
    3. metne dön, dipnot 3
      İyi kadınların özelliği olarak geçen "Allah'a içten boyun eğme" iyi erkeklerin de özelliğidir (Ahzab 33/35). Bunu görmek istemeyenler kelimeye, sadece bu ayette "kocalarına içten boyun eğme" anlamını verirken diğer ayetlerde "Allah'a içten boyun eğme" anlamını verirler (Bakara 2/116, Al-i İmran 3/17, Nahl 16/120, Rum 30/26, Zümer 39/9, Tahrim 66/12).
    4. metne dön, dipnot 4
      Allah, namuslu erkek için muhsin (محصن) /kendini koruyan, namuslu kadın için de muhsana (محصنة) /korunmuş olan ifadesini kullanır (Nisa 4/24-25, Maide 5/5). Kadını koruyan Allah'tır. Allah, namuslu bir kadının zina ettiğini iddia eden kişinin, kendisi dışında 4 şahit getirmesini şart koşmuştur. Dört şahit getirmeyeni iftiracı saymış ve ona, seksen kırbaç vurulmasını, tevbe edip kendini düzeltinceye kadar da şahitliğinin kabul edilmemesini emretmiştir (Nur 24/4-5). Kötü kadınlar, Allah'ın yaptığı bu korumayı fırsata çevirip, kimsenin göremeyeceği yerlerde ahlaksızlık yapabilirler. Ama Allah'a içten boyun eğen kadınlar böyle bir şey yapmazlar.
    5. metne dön, dipnot 5
      "Ayrılma" anlamı verdiğimiz kelime, oturduğu yerden hafifçe kalkma anlamına gelen "nüşuz (نُشُوزً )"dur (el-Ayn). Kendi hür iradesiyle nikah sözleşmesinin tarafı olan kadın ve erkekten her biri yine kendi hür iradesiyle ayrılmaya karar verebilir. Erkeğin kararına talak (Talak 65/1-7) kadınınkine iftida denir (Bakara 2/229, Mümtahine 60/10-11). Aradaki tek fark, kadının, son kararını vermesinden önce araya hakemlerin girmesinin zorunlu olmasıdır (Bakara 2/229, Nisa 4/35). Bu, kadını korumaya yönelik bir şarttır (Nisa 4/19-21). Eşlerden birinin, ayrılmaya karar vereceğini gösteren davranışlar, diğerini korkuttuğu için "nüşuzundan korkma" ifadesikullanılmıştır. Bu ayette erkeğin, eşinin nüşuzundan korkması halinde yapması gerekenler anlatılmaktadır. Kadın kararında ısrarlı ise, bir sonraki ayete göre hareket edilir. Eşinin nüşuzundan korkan taraf kadın ise yapılması gerekenler Nisa 4/128. ayette anlatılmıştır. Ayrılma gerçekleşirse Allah, kendi imkanlarıyla birini diğerine muhtaç olmaktan kurtaracağına söz vermiştir (Nisa 4/130).
    6. metne dön, dipnot 6
      Ayetteki bu emre göre kadının kararını kesinletirmesinden sonra her şey bitmiş olacağı için (Bakara 2/229, Mümtahine 60/10-11) onun nüşuzundan yani ayrılma isteğinin ortaya çıkmasından itibaren erkek, kadının yatağından ayrılmak zorundadır. Erkeğe yüklenen bu görev, hem kadının kararını gözden geçirmesini sağlar hem de ayrılmak istediği kocadan hamile kalmasını önler. Erkek eşini boşadığında da kadın, erkeğin yatağından ayrılır (Talak 65/1). Erkeğin yataktan ayrılmasının iftidandan önce, kadının yataktan ayrılmasının da talaktan sonra olması, iftida ile talak arasındaki farktan kaynaklanır (Bakara 2/228).
    7. metne dön, dipnot 7
      "Bırakma" anlamı verdiğimiz darb (ضرب ) kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bir şeyin üstüne bırakmadır (Müfredat). Hemen her iş için kullanılan bu fiilin anlamı, bırakılan şeye göre değişir (el-Ayn). Allah Teala, Kur'an'a koyduğu örnekler için daima darb (ضرب ) kelimesini kullanır (Bakara 2/26, İbrahim 14/24, Nahl 16/75-76, 113 &hellip;). Çünkü o örnekler, hep Kur'an'da kalır ve hiçbir zaman önemini kaybetmez. Bu ayete göre eşinin ayrılacağından korkan erkeğin, kadının kararı kesinleşinceye kadar onu evden çıkarmaması gerekir. Erkeğin boşamasından sonra da belki araları düzelir diye iddet müddeti boyunca kadının evde kalması gerekir. Çünkü bu açıdan kadın ve erkek arasındaki hak ve görev eşitliği vardır (Bakara 2/228, Talak 65/1). Ama erkeğin boşamasında hakemlerin devreye girme zorunluluğunun olmaması, aradaki bir derecelik farktan kaynaklanır. Ayrıca erkek boşadığında kadın iddet bekler ama kadın boşandığında iddet beklemez.
    8. metne dön, dipnot 8
      "Gönülden kabul etme" ayette geçen itaatın anlamıdır. Zıddı ikrahtır (Müfredat). Ayetteki bu ifade, darb (ضرب ) kelimesine "dayak" anlamı vermeyi imkansızlaştırır. Çünkü bir işi dayak sonucu yapmak ikrah yani baskı altında yapmak olur. Halbuki dinimizde, ikrahın hiçbir çeşidine yer yoktur (Bakara 2/256).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 34. ayet

  7. Nisâ suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 35. ayet. وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَٱبْعَثُوا۟ حَكَمًا مِّنْ أَهْلِهِۦ وَحَكَمًا مِّنْ أَهْلِهَآ إِن يُرِيدَآ إِصْلَٰحًا يُوَفِّقِ ٱللَّهُ بَيْنَهُمَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا

    vein ḫiftüm şiḳâḳa beynihimâ feb`aŝû ḥakemem min ehlihî veḥakemem min ehlihâ. iy yürîdâ iṣlâḥay yüveffiḳi-llâhü beynehümâ. inne-llâhe kâne `alîmen ḫabîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey müminler!) Eşlerin ayrılacağından korkarsanız bir hakem erkeğin ailesinden, bir hakem de kadının ailesinden gönderin. Eşlerin ikisi de arayı düzeltmek isterse Allah onları uzlaştırır. Allah daima bilen ve her işin iç yüzünden haberdar olandır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      </b>Kadın kararında ısrarlı ise hakemler devreye girer ve aralarını düzeltmeye çalışırlar. Uzlaşma sağlanamazsa iftida hükümleri uygulanır (Bakara 2/229, Mümtahine 60/10-11) Allah, kitabını, bir ilme göre açıklamış ve yaptığı açıklamalara ulaşmanın yollarını da göstermiştir (Al-i İmran 3/7, A'raf 7/52, Hud 11/1-2, Taha 20/114, Fussilet 41/3). Ayetleri, kendine göre açıklamaya kalkan, kendini ilah yerine koymuş ve en büyük günahı işlemiş sayılır (Hud 11/1-2). Müslümanlar, Allah'ın "Hikmet" adını verdiği bu ilmi unuttukları için problem çözme yerine problem üretmeye başlamışlardır. Nisa 34. ayetle ürettikleri problem, Allah'ın "kadını dövme" emri verdiği iddiasıdır. Halbuki Allah Teala, aileyi oluşturan kadın, erkek ve çocukların, birbirine düşman olacak derecede ileri gidebileceğini, buna karşılık yapılması gerekenin sadece, kusurları görmemek, yeni bir sayfa açmak ve karşı tarafı bağışlamak olduğunu açıkça ifade etmiştir (Teğabun 64/14). Durum böyleyken Nisa 34. ayeti, kocanın karısını dövmesinin delili yapmak olacak şey değildir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 35. ayet

Ana babaya iyilik; cimrilik, gösteriş ve şahitlik günü 36–42

  1. Nisâ suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 36. ayet. وَٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا۟ بِهِۦ شَيْـًٔا وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا وَبِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱلْجَارِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْجَارِ ٱلْجُنُبِ وَٱلصَّاحِبِ بِٱلْجَنۢبِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا

    va`büdü-llâhe velâ tüşrikû bihî şey'ev vebilvâlideyni iḥsânev vebiẕi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîni velcâri ẕi-lḳurbâ velcâri-lcünübi veṣṣâḥibi bilcembi vebni-ssebîli vemâ meleket eymânüküm. inne-llâhe lâ yüḥibbü men kâne muḫtâlen feḫûrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'a kulluk edin. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızda olan arkadaşa, yolcuya ve hakimiyetiniz altındakilere de güzel davranın. dipnot 1 Allah, kendini beğenen ve böbürlenen hiç kimseyi sevmez. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çocuklar, akraba kapsamında birinci sırada yer aldığı için çocuklara da güzel davranmak gerekir. Nebimizin, yedi yaşına giren çocuklara namazın emredilmesini, on yaşına girdiğinde de dövülmesini tavsiye ettiği rivayet edilir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 180, 187; Ebu Davud, "Ṣalat", 26). Bu ayette, ana-baba gibi onlara da iyi davranılması emredildiği için Nebimiz, bu ve benzeri ayetlere ters bir söz söylemiş olamaz. Lokman, oğluna şöyle demişti: Yavrucuğum! Namazı düzgün ve sürekli kıl, marufun /iyi şeylerin yapılmasını iste, (herkesi) münkerden /kötü şeylerden sakındır, başına gelene sabret /duruşunu bozma. İşte bunlar, kararlılık gerektiren işlerdendir (Lokman 31/17). Bu sebeple çocuğu dövmeden, güzel davranışlarla yetiştirmek gerekir. En'am 6/151, Nahl 16/90, İsra 17/23-26, Rum 30/38, Ahkaf 46/15. Benzer emirler İsrailoğullarına da verilmiştir (Bakara 2/83).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 36. ayet

  2. Nisâ suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 37. ayet. ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا

    elleẕîne yebḫalûne veye'mürûne-nnâse bilbuḫli veyektümûne mâ âtâhümü-llâhü min faḍlih. vea`tednâ lilkâfirîne `aẕâbem mühînâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 37. ayet

  3. Nisâ suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 38. ayet. وَٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَمَن يَكُنِ ٱلشَّيْطَٰنُ لَهُۥ قَرِينًا فَسَآءَ قَرِينًا

    velleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm riâe-nnâsi velâ yü'minûne billâhi velâ bilyevmi-l'âḫir. vemey yeküni-şşeyṭânü lehû ḳarînen fesâe ḳarînâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 38. ayet

  4. Nisâ suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 39. ayet. وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقَهُمُ ٱللَّهُ وَكَانَ ٱللَّهُ بِهِمْ عَلِيمًا

    vemâẕâ `aleyhim lev âmenû billâhi velyevmi-l'âḫiri veenfeḳû mimmâ razeḳahümü-llâh. vekâne-llâhü bihim `alîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inansalar ve (bir mümin olarak) Allah'ın verdiği rızıktan hayra harcasalardı ne kaybederlerdi! dipnot 1 Allah, onların durumunu iyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aksine çok şey kazanırlardı (Bakara 2/261, 265, 272 -274, Leyl 92/5-7).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 39. ayet

  5. Nisâ suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 40. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ وَإِن تَكُ حَسَنَةً يُضَٰعِفْهَا وَيُؤْتِ مِن لَّدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًا

    inne-llâhe lâ yażlimü miŝḳâle ẕerrah. vein tekü ḥasenetey yüḍâ`ifhâ veyü'ti mil ledünhü ecran `ażîmâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 40. ayet

  6. Nisâ suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 41. ayet. فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍۭ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ شَهِيدًا

    fekeyfe iẕâ ci'nâ min külli ümmetim bişehîdiv veci'nâ bike `alâ hâülâi şehîdâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 41. ayet

  7. Nisâ suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 42. ayet. يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَعَصَوُا۟ ٱلرَّسُولَ لَوْ تُسَوَّىٰ بِهِمُ ٱلْأَرْضُ وَلَا يَكْتُمُونَ ٱللَّهَ حَدِيثًا

    yevmeiẕiy yeveddü-lleẕîne keferû ve`aṣavu-rrasûle lev tüsevvâ bihimü-l'arḍ. velâ yektümûne-llâhe ḥadîŝâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 42. ayet

Namaz ve temizlik; kelimeleri yerinden oynatanlar 43–46

  1. Nisâ suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 43. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقْرَبُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنتُمْ سُكَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَعْلَمُوا۟ مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِى سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغْتَسِلُوا۟ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءً فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ taḳrabu-ṣṣalâte veentüm sükârâ ḥattâ ta`lemû mâ teḳûlûne velâ cünüben illâ `âbirî sebîlin ḥattâ tagtesilû. vein küntüm merḍâ ev `alâ seferin ev câe eḥadüm minküm mine-lgâiṭi ev lemestümü-nnisâe felem tecidû mâen feteyemmemû ṣa`îden ṭayyiben femseḥû bivucûhiküm veeydîküm. inne-llâhe kâne `afüvven gafûrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, dipnot 1 cünüpken de -yolda olmanız dipnot 2 dışında- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın! Hasta veya yolculuk halinde olursanız ya da sizden biri abdest bozduğu yerden gelmişse yahut kadınlarınızla birleşmiş olur dipnot 3 da su kullanma imkanı bulamazsanız dipnot 4 temiz bir yüzeye dipnot 5 yönelip yüzünüzü ve ellerinizi dipnot 6 mesh edin. Allah daima affeden ve bağışlayandır. dipnot 7

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaz, zikir için, Kur'an'ı ve Kur'an'a uygun dua ve tesbihleri zihine yerleştirmek için kılındığından ne dediğini bilmeyen kişi bunu yapamaz (Nisa 4/103, Taha 20/14, Ankebut 29/45).
    2. metne dön, dipnot 2
      "Yolda olma" şeklinde tercüme edilen "abiri-sebil (عَابِرِي سَبِيلٍ)" şehir içindeki kısa yollar dahil her türlü yolda olma durumunu kapsar. Sonraki cümlede gelen "yolculuk halinde olma" ise seferi sayılmayı gerektiren uzun yolculuktur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Buradaki ifade, mecazen karı-koca ilişkisi anlamındadır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Gusletmek veya abdest almak gerektiğinde su yoksa veya suyun kullanımına engel olan hastalık, yıkanmanın mümkün olmaması gibi bir durum varsa teyemmüm yapılır (Maide 5/6). Alınan teyemmüm hem gusül hem abdest sayılır.
    5. metne dön, dipnot 5
      Said (صَعٖيدً) üste çıkmış şey anlamındadır. Dünya'nın dış yüzeyine (Kehf 18/8) ve yüzeyde olan her şeye said (Kehf 18/40) denir.
    6. metne dön, dipnot 6
      Arapçada "el" anlamına gelen "yed (يد)" kelimesi, sözlüklere göre omuzdan parmak uçlarına kadar tüm kolu ifade eder. Ancak kelimenin Kur'an'daki kullanımları, bilekten parmak uçlarına kadar olan, bir şeyi tutmaya yarayan bölümü ifade etmektedir. Bu durum A'raf 7/195 ve Taha 20/22. ayetlerde görülebilir. Bu sebeple Maide Suresi 5/6. ayette abdest tarif edilirken "ellerinizi dirseklerinize kadar yıkayın" denilerek sadece ellerin yıkanıp bırakılmaması, yıkanacak bölgenin dirseklere kadar uzatılması emredilmiştir. Ayrıca Nisa 43 ve Maide 6. ayetlerde "yüzünüzü ve ellerinizi meshedin" şeklinde tarif edilen teyemmümü, "dirseklere kadar" ifadesi kullanılmadığı için Nebimiz de ellerini bileklerine kadar mesh ederek yerine getirmiş, dirseklerine kadar mesh etmemiştir (Buhari, Teyemmüm 3; Ebu Davud, Taharet 123).
    7. metne dön, dipnot 7
      Bazı kişiler zaman zaman 'gusül gereken durumlarda teyemmümün yetmeyeceği' veya 'gusül ve abdestte yıkanması gereken yerleri tam olarak yıkayamadığı' vehmine kapılabilir. Bu vehimler kişinin namaz kılmasını zorlaştıracak hatta engelleyecek hale gelebilir. Ayetteki "daima affeden ve bağışlayan (عَفُوًّا غَفُورًا)" ifadesi böyle bir vehimle karşılaşan kişinin vehimlerinden kurtulabilmesi açısından önem taşır; çünkü Allah Teala affedici (günahları yok sayan) ve bağışlayıcı olduğunu belirtmiştir. Bu affedicilik ve bağışlayıcılık, istemeden eksik yıkanan bir yer varsa onu da kapsar.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 43. ayet

  2. Nisâ suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 44. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يَشْتَرُونَ ٱلضَّلَٰلَةَ وَيُرِيدُونَ أَن تَضِلُّوا۟ ٱلسَّبِيلَ

    elem tera ile-lleẕîne ûtû neṣîbem mine-lkitâbi yeşterûne-ḍḍalâlete veyürîdûne en teḍillü-ssebîl.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 44. ayet

  3. Nisâ suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 45. ayet. وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِأَعْدَآئِكُمْ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَلِيًّا وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ نَصِيرًا

    vellâhü a`lemü bia`dâiküm. vekefâ billâhi veliyyâ. vekefâ billâhi neṣîrâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 45. ayet

  4. Nisâ suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 46. ayet. مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَٱسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَٰعِنَا لَيًّۢا بِأَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِى ٱلدِّينِ وَلَوْ أَنَّهُمْ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَٱسْمَعْ وَٱنظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَقْوَمَ وَلَٰكِن لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا

    mine-lleẕîne hâdû yüḥarrifûne-lkelime `am mevâḍi`ihî veyeḳûlûne semi`nâ ve`aṣaynâ vesma` gayra müsme`iv verâ`inâ leyyem bielsinetihim veṭa`nen fi-ddîn. velev ennehüm ḳâlû semi`nâ veeṭa`nâ vesma` venżurnâ lekâne ḫayral lehüm veaḳveme velâkil le`anehümü-llâhü biküfrihim felâ yü'minûne illâ ḳalîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kimi Yahudiler kelimelerin anlamlarını yerlerinden kaydırır ve (sana) şöyle derler: "Dinledik ve sıkı sarıldık", "Dinle, dinletilmeyen" ve "Bizi kolla". dipnot 1 Bunu, kelime oyunlarıyla ve bu dine saldırarak yaparlar. Eğer bunların yerine "Dinledik ve içten boyun eğdik", "Dinle!" ve "Bizi gözet!" deselerdi elbette daha iyi ve daha doğru olurdu. dipnot 2 Ama kafirlikleri sebebiyle Allah onları lanetledi /dışladı. Artık onların pek azı inanıp güvenir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bunlar, kelime oyunlarıyla Muhammed aleyhisselamı övüyormuş gibi görünerek onu küçük düşürmeye çalışıyorlardı. Ayetteki ilk cümle: "semi'na ve asayna (سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا)"dır. Bunun bir anlamı "dinledik ve sıkı sarıldık" diğeri ise "dinledik ve isyan ettik" şeklindedir. Çünkü asa (عصى) fiilinin birbirine zıt iki anlamı vardır (Mekayis'ul-luğa). Bunun yerine "semi'na ve ata'na (سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا)" deselerdi "dinledik ve içten boyun eğdik" dışında bir anlama çekilemezdi. İkincisi, "isma' gayre musmain (وَاسْمَعْ غـَيْرَ مُسْمَعٍ) = dinle, dinletilmeyen" cümlesidir. Bu sözün bir anlamı "Dinle! Seni kimse dinlemiyor" diğeri ise "dinle, dinlemez adam!" şeklindedir (Neml 27/80, Fatır 35/22). Eğer sadece "dinle!" deselerdi başka anlama çekilemezdi. Ayetteki üçüncü cümle olan raina (رَاعـِنَا)'ya "Bizi kolla!" anlamı verilebilir. Ama kelime, bir işin birden çok özne tarafından yapıldığını gösteren mufaale kalıbında olduğu için ona "birbirimizi kollayalım" anlamı da verilebilir. Allah'ın dininde, herhangi bir taviz söz konusu olamayacağından din ile ilgili bir konuda "birbirimizi kollayalım" diyenler, doğru yoldan çıkmış olurlar (Bakara 2/104, İsra 17/73-75, Kalem 68/9).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 46. ayet

Kitap ehline uyarı; şirkin bağışlanmaması 47–57

  1. Nisâ suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 47. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ ءَامِنُوا۟ بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُم مِّن قَبْلِ أَن نَّطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلَىٰٓ أَدْبَارِهَآ أَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّآ أَصْحَٰبَ ٱلسَّبْتِ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ مَفْعُولًا

    yâ eyyühe-lleẕîne ûtü-lkitâbe âminû bimâ nezzelnâ müṣaddiḳal limâ me`aküm min ḳabli en naṭmise vucûhen feneruddehâ `alâ edbârihâ ev nel`anehüm kemâ le`annâ aṣḥâbe-ssebt. vekâne emru-llâhi mef`ûlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey kendilerine kitap verilenler! Yanınızda olanı tasdik edici özellikte indirdiğimize (Kur'an'a) inanıp güvenin. dipnot 1 Bunu, itibarınızı yok edip sizi, yüzünüze bakılmaz hale getirmeden veya iş bırakma /şabat emrini çiğneyen ahaliyi dipnot 2 lanetlediğimiz /dışladığımız gibi sizi de lanetlemeden önce yapın. dipnot 3 Allah'ın kuralı daima uygulanır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      İsrailoğullarının, Allah'ın emirlerini yerine getirmemeleri durumunda yurtlarından çıkarılacakları ve uluslar arasında dağıtılacakları Tevrat ve İncil'de de yazılıdır (
      Levililer 26: 14-38 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 26:14

      “ ‹Ama beni dinlemez, bütün bu buyrukları yerine getirmezseniz, cezalandırılacaksınız.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      Hezekiel 20:23-24 — Eski Ahit, Hezekiel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Hezekiel 20:23

      Onları ulusların arasına dağıtacağıma, başka ülkelere göndereceğime çölde ant içtim.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      1 Peter 1:1 — Yeni Ahit, 1. Petrus; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · 1. Petrus 1:1

      Mesih İsanın elçisi ben Petrustan Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya İli ve Bitinyaya dağılmış ve buralarda yabancı olarak yaşayan seçilmişlere selam!

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      , Elçilerin İşleri 8:1,4). Nebimiz döneminde kendilerine Kur'an tebliğ edilen Yahudi ve Hıristiyanların bir bölümü önce inandı, arkasından kafirlik edip Allah'ın ve elçisinin karşısında yer aldılar (Nisa 4/115, Enfal 8/13-14, Muhammed 47/32), Allah da onları lanetledi (Bakara 2/89, Al-i İmran 3/85-88). Beni Nadir Yahudilerinin içlerinde, Medine'yi toplu halde terk etmelerine sebep olan bir korku oluşturdu. Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle yıktılar. Bıraktıkları mallar müslümanlara kaldı. (Haşr 59/2-8) Benzer durumu, daha önce Beni Kaynuka Yahudileri yaşamıştı. Ancak onlar, Medine'yi toplu halde değil, azar azar terk ettiler. (Haşr 59/15). Beni Kurayza Yahudileri ise Medine Antlaşmasına uydu ve Müslümanların koruması altına girdiler ama Hendek Savaşı sırasında düşman tarafına geçerek antlaşmayı bozdular (Ahzab 33/12-15). Düşman çekilince Nebimiz, hemen kalelerini kuşatıp onlarla savaştı, bir kısmını öldürdü, bir kısmını da esir aldı. Yerleri, yurtları ve malları ganimet olarak Müslümanlara kaldı (Ahzab 33/26-27). Beni Kurayza esirleri, serbest bırakıldıktan sonra Medine'yi, toplu halde terk ettiler (Muhammed 47/4).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 47. ayet

  2. Nisâ suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 48. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱفْتَرَىٰٓ إِثْمًا عَظِيمًا

    inne-llâhe lâ yagfiru ey yüşrake bihî veyagfiru mâ dûne ẕâlike limey yeşâ'. vemey yüşrik billâhi feḳadi-fterâ iŝmen `ażîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, kendisine şirk /ortak koşulmasını bağışlamaz. dipnot 1 Bunun altındaki günahları, gereğini yapan kişi için dipnot 2 bağışlar. dipnot 3 Kim Allah'a ('bunu isteyen Allah'tır' diyerek) dipnot 4 ortak koşarsa büyük bir günahı ona mal etmiş olur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın varlığı ve birliği konusunda kimsenin şüphesi yoktur (A'raf 7/172-174). İlah sayılanlar, Allah ile araya konan aracılardır. Heykelin ilah olamayacağını herkes bilir (Ankebut 29/16-25). Bakara 2/22. ayette yer alan "bile bile Allah'a benzer nitelikte varlıklar uydurmayın." ifadesi, bilmeden işlenen şirk günahının affedileceğini gösterir (Enfal 8/27). Bunun örneği İbrahim aleyhisselamdır. O, buluğa erdiği andan itibaren putların ilah olmayacağını anlamıştı. Ama En'am 6/75-79. ayetlerde belirtildiği gibi, gözlemler yapıp kesin kanaate varıncaya kadar gezegenin, ayın ve güneşin, kendisinin rabbi olduğuna inanıyordu. Yaptığı gözlemler sonucunda onların rab olamayacaklarını anlar anlamaz kesin tavrını ortaya koydu (Enbiya 21/51-64). Onun bu konuda, bile bile yaptığı herhangi bir yanlış olmadığı için Allah onu hiçbir zaman müşrik saymamıştır (Bakara 2/135, Al-i İmran 3/18, 67, 95, En'am 6/161, Nahl 16/123). Nitekim Müslümanlar da Muhammed aleyhisselamın ve ilim adamlarının ilah yapıldığının farkında değillerdir. Allah Teala Kur'an'ı sadece kendisinin açıkladığını, bunu bir ilme göre yaptığını (A'raf 7/52), bu açıklamalara, konuyu bilenlerden oluşan bir ekibin ulaşabileceğini (Fussilet 41/3) bildirmiş ve başkasının yapacağı açıklamayı kabul etmenin onu ilah saymak olduğunu açıkça ifade etmiştir (Hud 11/1). Ama geleneksel yapı, birçok ayeti gizlemiş, bir çoğuna da yanlış anlamlar vermiş ve Muhammed aleyhisselamın da ayetleri açıklama yetkisinin olduğunu, Müslümanlara kabul ettirmiştir. Bu yetki alimlere de verilerek mezhepler oluşturulmuş ve bir ilahlar piramidi meydana getirilmiştir. Bu, kabul edilebilecek bir şey değildir (Bakara 2/103-105, 213, En'am 6/159, Şura 42/13-14). Ancak bu yapıyı, bilmeden kabul edenlerin bir sorumluluğu olmaz (Bakara 2/22, 286). Ama bunu bile bile yapıp Müslümanları bu hale sokanlar, en ağır cezaya çarptırılacaklardır (Bakara 2/159-162, 174-176, A'raf 7/44-45). Bu ayetin benzeri için bkz. Nisa 4/116.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    3. metne dön, dipnot 3
      Bir şeyi insanın var etmesi için çalışması gerekir. Şirkten uzak kalan ve büyük günahlardan kaçınan (Nisa 4/31, Necm 53/31-32) veya günah işledikten sonra tövbe edip /dönüş yapıp kendilerini düzeltenler (Furkan 25/68-71) ile sevapları günahlarından fazla olanlar doğrudan cennete gider, cehennemin hışırtısını bile duymazlar. (Enbiya 21/101-102) Günahları sevaplarından fazla olanlar da cehenneme giderler (Araf 7/9, Meryem 19/71-72, 86-87, Müminun 23/103-104, Karia 101/8-11). Bunlar, cezalarını çektikten sonra cennetteki yakınlarının yanına yerleştirilirler (Tur 52/21).
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 48. ayet

  3. Nisâ suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 49. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُزَكُّونَ أَنفُسَهُم بَلِ ٱللَّهُ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا

    elem tera ile-lleẕîne yüzekkûne enfüsehüm. beli-llâhü yüzekkî mey yeşâü velâ yużlemûne fetîlâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 49. ayet

  4. Nisâ suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 50. ayet. ٱنظُرْ كَيْفَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَكَفَىٰ بِهِۦٓ إِثْمًا مُّبِينًا

    ünżur keyfe yefterûne `ale-llâhi-lkeẕib. vekefâ bihî iŝmem mübînâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 50. ayet

  5. Nisâ suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 51. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يُؤْمِنُونَ بِٱلْجِبْتِ وَٱلطَّٰغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هَٰٓؤُلَآءِ أَهْدَىٰ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ سَبِيلًا

    elem tera ile-lleẕîne ûtû neṣîbem mine-lkitâbi yü'minûne bilcibti veṭṭâgûti veyeḳûlûne lilleẕîne keferû hâülâi ehdâ mine-lleẕîne âmenû sebîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın kitabından nasiplendirilmiş (bilgi verilmiş) olanları görmedin mi? dipnot 1 Hayırsızlara ve tağutlara dipnot 2 inanıp güveniyor, kafirler için de şöyle diyorlar: "Bunların yolu, müminlerin yolundan daha doğrudur."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Tağut, haddini aşmakta ileri giden insan ve cin şeytanlarıdır. Bunlar, yoldan çıkmakla kalmaz ayetleri ya yok sayarak veya anlamlarını bozarak başkalarının da haddini aşmasına ve yoldan çıkmasına sebep olurlar (Bakara 2/256, 257; Nisa 4/60, 76; Maide 5/60; Nahl 16/36; Zümer 39/17).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 51. ayet

  6. Nisâ suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 52. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ وَمَن يَلْعَنِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ نَصِيرًا

    ülâike-lleẕîne le`anehümü-llâh. vemey yel`ani-llâhü felen tecide lehû neṣîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte onlar, Allah'ın lanetlediği /dışladığı kimselerdir. dipnot 1 Allah kimi dışlarsa ona yardım edecek birini asla bulamazsın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 52. ayet

  7. Nisâ suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 53. ayet. أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّنَ ٱلْمُلْكِ فَإِذًا لَّا يُؤْتُونَ ٱلنَّاسَ نَقِيرًا

    em lehüm neṣîbüm mine-lmülki feiẕel lâ yü'tûne-nnâse neḳîrâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 53. ayet

  8. Nisâ suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 54. ayet. أَمْ يَحْسُدُونَ ٱلنَّاسَ عَلَىٰ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ فَقَدْ ءَاتَيْنَآ ءَالَ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَءَاتَيْنَٰهُم مُّلْكًا عَظِيمًا

    em yaḥsüdûne-nnâse `alâ mâ âtâhümü-llâhü min faḍlih. feḳad âteynâ âle ibrâhîme-lkitâbe velḥikmete veâteynâhüm mülken `ażîmâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 54. ayet

  9. Nisâ suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 55. ayet. فَمِنْهُم مَّنْ ءَامَنَ بِهِۦ وَمِنْهُم مَّن صَدَّ عَنْهُ وَكَفَىٰ بِجَهَنَّمَ سَعِيرًا

    feminhüm men âmene bihî veminhüm men ṣadde `anh. vekefâ bicehenneme se`îrâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 55. ayet

  10. Nisâ suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 56. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا سَوْفَ نُصْلِيهِمْ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُم بَدَّلْنَٰهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًا

    inne-lleẕîne keferû biâyâtinâ sevfe nuṣlîhim nârâ. küllemâ neḍicet cülûdühüm beddelnâhüm cülûden gayrahâ liyeẕûḳu-l`aẕâb. inne-llâhe kâne `azîzen ḥakîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetlerimiz karşısında kafirlik edenleri ileride, bir ateşe /cehenneme sokup bırakacağız. Derileri yanıp kavruldukça dipnot 1 yerlerine başka deriler oluşturacağız ki o azabı tatsınlar. dipnot 2 Allah daima üstün ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yanıklar üç derecelidir: Birincisinde deride kızarıklık, ağrı ve ödem oluşur ve yaklaşık 48 saatte iyileşir. İkincisinde deride içi su dolu kabarcıklar (bül) oluşur ve ağrılıdır. Derinin kendini yenilemesi ile iyileşir. Üçüncü derece yanık derinin tüm tabakalarını. özellikle de damar, sinir ve kasları etkiler. Beyaz ve kara yaradan siyah renge kadar aşamaları vardır. Sinirler zarar gördüğü için ağrı olmaz. Deri yenilenince tekrar acı çekmeye başlar.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 56. ayet

  11. Nisâ suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 57. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا لَّهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَلِيلًا

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti senüdḫilühüm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. lehüm fîhâ ezvâcüm müṭahherah. venüdḫilühüm żillen żalîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenmiş ve iyi işler yapmış olanları ise orada ölümsüz olarak sonsuza dek kalmak üzere içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. dipnot 1 Orada onların tertemiz eşleri dipnot 2 olacak ve onları uzayıp giden gölgelikler içine sokacağız. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da, cennetlik ve cehennemlik olanlar için iki kelime kullanılır. Birisi "sonsuza kadar" anlamına gelen "ebeden (أَبَدًا)" (Bakara 2/95, Maide 5/24, Tevbe 9/83-84, 108, Kehf 18/20, 35, 57, Nur 24/4, 17, 21, Ahzab 33/53, Feth 48/12, Haşr 59/11, Mümtahine 60/4, Cuma 62/7) diğeri de "ölümsüz olan" anlamındaki "halid (خَالِد)"dir (Al-i İmran 3/88). Cennetlikler için Nisa 4/122; Maide 5/119, Tevbe 9/20-22,100; Teğabün 64/9, Talak 65/11, Beyyine 98/8 ayetlerine; cehennemlikler için Nisa 4/168-169, Ahzab 33/64-65, Cin 72/23 ayetlerine bakınız.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Eş" diye tercüme ettiğimiz "zevc (زوج)" kelimesi Kur'an'da hem kadın hem de erkek için kullanılır. Cennete giden eşler, kusurlarından arındırıldığı için, biri diğerinde herhangi bir eksik bulamayacaktır (Vakıa 56/61). Cennetteki gılman, vildan ve huriler eş değil hizmetçidirler (Duhan 44/54, Tur 52/20-24, Vakıa 56/17-24, İnsan 76/19).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 57. ayet

Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak 58–70

  1. Nisâ suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 58. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤَدُّوا۟ ٱلْأَمَٰنَٰتِ إِلَىٰٓ أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ أَن تَحْكُمُوا۟ بِٱلْعَدْلِ إِنَّ ٱللَّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُم بِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ سَمِيعًۢا بَصِيرًا

    inne-llâhe ye'müruküm en tü'eddü-l'emenâti ilâ ehlihâ veiẕâ ḥakemtüm beyne-nnâsi en taḥkümû bil`adl. inne-llâhe ni`immâ ye`iżuküm bih. inne-llâhe kâne semî`am beṣîrâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 58. ayet

  2. Nisâ suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 59. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَأُو۟لِى ٱلْأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَٰزَعْتُمْ فِى شَىْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى ٱللَّهِ وَٱلرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ ذَٰلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû eṭî`ü-llâhe veeṭî`ü-rrasûle veüli-l'emri minküm. fein tenâza`tüm fî şey'in feruddûhü ile-llâhi verrasûli in küntüm tü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫir. ẕâlike ḫayruv veaḥsenü te'vîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Allah'a gönüllü olarak boyun eğin, Resulüne /elçinin getirdiğine gönüllü olarak boyun eğin dipnot 1 ve sizden olan yetkililere de. Allah'a ve ahiret gününe inanıp güveniyorsanız (yetkililerle) bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah'a ve resulüne götürün. dipnot 2 Böylesi hem hayırlı olur hem de en güzel sonucu verir. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Resul (رسول)", birine gönderilen söz anlamına geldiği gibi o sözü tebliğ için gönderilen elçi anlamına da gelir (Müfredat). Muhammed aleyhisselamın resul sıfatıyla söyledikleri Allah'ın sözü olduğu için ona itaat, Allah'a itaat (Nisa 4/80), ona isyan Allah'a isyan olur (Ahzab 33/36). Aksi takdirde Allah ile resulünün arası ayrılmış ve yeni bir din ortaya çıkarılmış olur (Nisa 4/150-152). O'nun ayetler dışında söylediği sözler, Kur'an'a uygunluk açısından denetlenebilir (Ahzab 33/36-37, Mümtahine 60/12 ve dipnotları).
    2. metne dön, dipnot 2
      Yetkililerle anlaşmazlığa düşülen bir konuyu Allah'a ve resulüne götürme emri, anlaşmazlığı Kur'an'a göre çözme emridir (Maide 5/48-50, En'am 6/114, Şura 42/10). Bunun bir örneği Ahzab 33/37. ayette yer alan, evlatlığı Zeyd ile Nebimiz arasındaki uyuşmazlıktır. Nebimiz Muhammed aleyhisselam, Zeyd'in, eşi Zeyneb'i boşadığını öğrenince: "Eşini nikahında tut, Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakın!" diyerek ona baskı yapmıştı. Ama Allah'ın Zeyd'e verdiği, eşini boşama hakkına (Talak 65/1-2) karşı çıkma yetkisi olmadığı için Allah, Zeyd'i değil, Muhammed aleyhisselamı suçlamıştır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bedir savaşında olanlar, yetkili kişinin hatasına itiraz edilmemesi halinde hedefe ulaşılamayacağının örneğidir. Mekke'de inen Rum 30/1-6. ayetlerde Romalıların (Perslere) yenildiği ama dokuz yıl içinde galip gelecekleri ve o gün Allah'ın müminleri, bir zaferle sevindireceği bildirilmişti. Medine'ye hicrete zorlanan Muhammed aleyhisselama Allah, müminleri savaşa hazırlama emri verdi ve kendilerinin on katı düşmanla savaşma görevi yükledi (Enfal 8/65). Perslerle Romalıların savaşacağı haberi yayıldığında Mekke'nin ticaret kervanı Şam'da idi. Kervanı yönetenler, onu Müslümanlara kaptırmamak için hemen yola çıktılar ve en önemli konak yerlerinden olan Bedir'e vardılar. Mekkeliler de kervanlarını korumak için, bir orduyla Bedir'e geldi. Müslümanlar ise Bedir'e doğru yola çıktılar ve Bedir'de kendilerini, Mekke ordusu ile kervanın ortasında buldular (Enfal 8/42). Böylece Rum Suresinde bildirilen şartlar oluştu. Ama Müslümanların bir kesimi, göz göre göre ölüme sürükleniyormuş gibi tam bir hoşnutsuzluk içinde, Muhammed aleyhisselam ile çekişiyordu (Enfal 8/5-6). Diğer kesim de savaşmayı değil, kervanı istiyordu. Ama Allah, Muhammed aleyhisselamın, Mekke'den çıkarılmasına karşılık Müslümanların onlarla savaşıp Mekke'yi almasını istiyordu (Enfal 8/7-8, 30, İsra 17/76-77). Allah, müslümanlardaki zayıflığı görünce savaşmaları gereken düşman sayısını on kattan iki kata düşürdü (Enfal 8/66). Mekke ordusu onların iki katından fazla olduğu için, bir anlaşmazlık çıkmasın ve ordu dağılmasın diye Nebimize, rüyasında onları az gösterdi (Enfal 8/43). İki ordu karşılaşınca da Mekke ordusunu, kendilerinin iki katı gösterdi (Al-i İmran 3/13). Müslümanları da Mekkelilere az gösterdi ki karara bağladığı Mekke'nin fethi, Bedir'de gerçekleşsin (Enfal 8/44). Ama öyle olmadı. Çünkü Muhammed aleyhisselam, savaşı yönettiği Bedir'de iki günah işledi. Birincisi düşmanı tamamen dağıtmak için saldırıya devam etmesi gerekirken bunu yapmaması (Enfal 8/57), ikincisi de düşmanı etkisiz hale getirmeden esir almasıydı (Enfal 8/67, Muhammed 47/4). Müslümanlar bu iki konuda ona karşı çıkmadılar. Ama Allah, yine de Rum Suresinde verdiği sözünü tuttu ve onları galip getirdi (Enfal 8/68, Rum 30/1-6). Bu iki günahı affetmesi için yıllar sonra Mekke'nin fethinin önünü açtı (Fetih 48/1-3) ve Muhammed aleyhisselama, fetihten sonra tevbe ve istiğfar etmesi emrini verdi (Nasr 110/1-3). Bütün bu ayetler bize, yönetici Muhammed aleyhisselam bile olsa hata edebileceğini ve onun Kur'an ışığında denetlenmesi gerektiğini gösterir. Ama Müslümanlar, Muhammed aleyhisselama mal edilen şu söze dayanarak yöneticileri ilah, insanları da onlara kul yapmışlardır: "Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmiş olur. Emire (yetkiliye) itaat eden bana itaat etmiş olur. Emire isyan eden bana isyan etmiş olur. İmam (devlet başkanı) kalkandır; arkasında savaşılır ve onunla korunma sağlanır. Allah'tan çekinmeyi emreder ve adil olursa sevap kazanır. Farklı emir verirse günahı kendinedir" (Buhari, Cihad, 109).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 59. ayet

  3. Nisâ suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 60. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ ءَامَنُوا۟ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُوٓا۟ إِلَى ٱلطَّٰغُوتِ وَقَدْ أُمِرُوٓا۟ أَن يَكْفُرُوا۟ بِهِۦ وَيُرِيدُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا

    elem tera ile-lleẕîne yez`umûne ennehüm âmenû bimâ ünzile ileyke vemâ ünzile min ḳablike yürîdûne ey yeteḥâkemû ile-ṭṭâgûti veḳad ümirû ey yekfürû bih. veyürîdü-şşeyṭânü ey yüḍillehüm ḍalâlem be`îdâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 60. ayet

  4. Nisâ suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 61. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ رَأَيْتَ ٱلْمُنَٰفِقِينَ يَصُدُّونَ عَنكَ صُدُودًا

    veiẕâ ḳîle lehüm te`âlev ilâ mâ enzele-llâhü veile-rrasûli raeyte-lmünâfiḳîne yeṣuddûne `anke ṣudûdâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 61. ayet

  5. Nisâ suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 62. ayet. فَكَيْفَ إِذَآ أَصَٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ ثُمَّ جَآءُوكَ يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنْ أَرَدْنَآ إِلَّآ إِحْسَٰنًا وَتَوْفِيقًا

    fekeyfe iẕâ eṣâbethüm müṣîbetüm bimâ ḳaddemet eydîhim ŝümme câûke yaḥlifûne billâhi in eradnâ illâ iḥsânev vetevfîḳâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 62. ayet

  6. Nisâ suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 63. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ يَعْلَمُ ٱللَّهُ مَا فِى قُلُوبِهِمْ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُل لَّهُمْ فِىٓ أَنفُسِهِمْ قَوْلًۢا بَلِيغًا

    ülâike-lleẕîne ya`lemü-llâhü mâ fî ḳulûbihim fea`riḍ `anhüm ve`iżhüm veḳul lehüm fî enfüsihim ḳavlem belîgâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 63. ayet

  7. Nisâ suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 64. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا لِيُطَاعَ بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ جَآءُوكَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ ٱللَّهَ وَٱسْتَغْفَرَ لَهُمُ ٱلرَّسُولُ لَوَجَدُوا۟ ٱللَّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا

    vemâ erselnâ mir rasûlin illâ liyüṭâ`a biiẕni-llâh. velev ennehüm iż żalemû enfüsehüm câûke festagferü-llâhe vestagfera lehümü-rrasûlü levecedü-llâhe tevvâber raḥîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz her elçiyi, ancak, Allah'ın izni ile kendisine gönüllü olarak boyun eğilsin diye gönderdik. dipnot 1 O münafıklar, kendilerini yanlış bir işe soktuklarında sana gelseler de Allah'tan bağışlanma dileseler ve elçi olarak sen dipnot 2 de onların bağışlanmalarını dilesen dipnot 3 Allah'ın tövbeleri /dönüşleri çokça kabul ettiğini ve ikramının bol olduğunu elbette görürlerdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      İltifat, bkz Nisa 4/11'in dipnotu.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah Teala, Muhammed aleyhisselama hem kendi günahının hem de müminlerin günahının bağışlanması için dua etmesini emrettiğinden (Muhammed 47/19) burada "Sen de onların bağışlanmalarını istesen" ifadesini kullanmıştır. Müşrik olmaması şartıyla bir başkasının bağışlanması için dua edilebilir (Tevbe 9/113-114, Meryem 19/47). Burada sözü edilen münafıklar tevbe edince mümin olacaklarından Nebimiz onların bağışlanmaları için dua edebilir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 64. ayet

  8. Nisâ suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 65. ayet. فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتَّىٰ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا

    felâ verabbike lâ yü'minûne ḥattâ yüḥakkimûke fîmâ şecera beynehüm ŝümme lâ yecidû fî enfüsihim ḥaracem mimmâ ḳaḍayte veyüsellimû teslîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Hayır, hayır! Rabbine yemin olsun ki onlar anlaşamadıkları konularda seni hakem yapıp verdiğin karardan dolayı içlerinde en küçük bir sıkıntı duymaksızın tam manasıyla teslim olmadıkça inanıp güvenmiş sayılmazlar! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 65. ayet

  9. Nisâ suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 66. ayet. وَلَوْ أَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ أَنِ ٱقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ أَوِ ٱخْرُجُوا۟ مِن دِيَٰرِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٌ مِّنْهُمْ وَلَوْ أَنَّهُمْ فَعَلُوا۟ مَا يُوعَظُونَ بِهِۦ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَشَدَّ تَثْبِيتًا

    velev ennâ ketebnâ `aleyhim eni-ḳtülû enfüseküm evi-ḫrucû min diyâriküm mâ fe`alûhü illâ ḳalîlüm minhüm. velev ennehüm fe`alû mâ yû`ażûne bihî lekâne ḫayral lehüm veeşedde teŝbîtâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara: "Nefislerinizi öldürün ya da yurdunuzdan çıkın!" diye emretseydik pek azı dışında kimse bunu yapmazdı. Eğer kendilerine öğütleneni yapsalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 66. ayet

  10. Nisâ suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 67. ayet. وَإِذًا لَّـَٔاتَيْنَٰهُم مِّن لَّدُنَّآ أَجْرًا عَظِيمًا

    veiẕel leâteynâhüm mil ledünnâ ecran `ażîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    O zaman biz de onlara, kesinlikle katımızdan büyük bir ödül verirdik.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 67. ayet

  11. Nisâ suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 68. ayet. وَلَهَدَيْنَٰهُمْ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا

    velehedeynâhüm ṣirâṭam müsteḳîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları kesinlikle doğru bir yola yönlendirirdik. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      </b>Burada nefislerini öldürenlerin doğru yola yönlendirilmesinden söz edilmektedir. Gerçek anlamda ölen kişilerin doğru yola yönlendirilmesi söz konusu olamayacağı için Nisa 4/66. ayette geçen "nefisleri öldürme" ifadesi yanlışlardan vazgeçip fıtrata yönelme anlamında olur. Benzer bir kullanım Bakara 2/54. ayette de vardır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 68. ayet

  12. Nisâ suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 69. ayet. وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَعَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ وَٱلصِّدِّيقِينَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَٱلصَّٰلِحِينَ وَحَسُنَ أُو۟لَٰٓئِكَ رَفِيقًا

    vemey yüṭi`i-llâhe verrasûle feülâike me`a-lleẕîne en`ame-llâhü `aleyhim mine-nnebiyyîne veṣṣiddîḳîne veşşühedâi veṣṣâliḥîn. veḥasüne ülâike rafîḳâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim Allah'a ve resulüne /elçinin getirdiğine dipnot 1 gönülden boyun eğerse işte onlar,Allah'ın nimet verdiği nebiler, özü sözü doğru kişiler, bilginler dipnot 2 ve iyi kimselerle beraber olacaklardır. dipnot 3 Onlar ne iyi yoldaştır!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul kelimesinin anlamı ile ilgili olarak bkz. Nisa 4/13 dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki şüheda (الشُّهَدَاءِ) kelimesi şehid (شهيد) kelimesinin çoğuludur, şahitler anlamına gelir. Bilgisini, gözüyle görmüş gibi kesinleştiren alimler demektir (Hadid 57/19).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 69. ayet

  13. Nisâ suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 70. ayet. ذَٰلِكَ ٱلْفَضْلُ مِنَ ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ عَلِيمًا

    ẕâlike-lfaḍlü mine-llâh. vekefâ billâhi `alîmâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 70. ayet

Savaş, münafıkların tutumu; iyilik ve kötülük 71–84

  1. Nisâ suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 71. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ خُذُوا۟ حِذْرَكُمْ فَٱنفِرُوا۟ ثُبَاتٍ أَوِ ٱنفِرُوا۟ جَمِيعًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ḫuẕû ḥiẕraküm fenfirû ŝübâtin evi-nfirû cemî`â.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 71. ayet

  2. Nisâ suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 72. ayet. وَإِنَّ مِنكُمْ لَمَن لَّيُبَطِّئَنَّ فَإِنْ أَصَٰبَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَالَ قَدْ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَىَّ إِذْ لَمْ أَكُن مَّعَهُمْ شَهِيدًا

    veinne minküm lemel leyübeṭṭienn. fein eṣâbetküm müṣîbetün ḳâle ḳad en`ame-llâhü `aleyye iẕ lem eküm me`ahüm şehîdâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İçinizden ağır davranan mutlaka olacaktır. Başınıza bir iş gelse "Gerçekten Allah bana lütufta bulunmuş da onlarla birlikte olmamışım." diyecektir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 72. ayet

  3. Nisâ suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 73. ayet. وَلَئِنْ أَصَٰبَكُمْ فَضْلٌ مِّنَ ٱللَّهِ لَيَقُولَنَّ كَأَن لَّمْ تَكُنۢ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُۥ مَوَدَّةٌ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ مَعَهُمْ فَأَفُوزَ فَوْزًا عَظِيمًا

    velein eṣâbeküm faḍlüm mine-llâhi leyeḳûlenne keel lem teküm beyneküm vebeynehû meveddetüy yâ leytenî küntü me`ahüm feefûze fevzen `ażîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın size bir lütfu olsa bu defa sanki aranızda sevgi bağı yokmuş gibi kesinlikle şöyle diyecektir: "Ah keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı gösterseydim!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 73. ayet

  4. Nisâ suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 74. ayet. فَلْيُقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ يَشْرُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا بِٱلْـَٔاخِرَةِ وَمَن يُقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيُقْتَلْ أَوْ يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا

    felyüḳâtil fî sebîli-llâhi-lleẕîne yeşrûne-lḥayâte-ddünyâ bil'âḫirah. vemey yüḳâtil fî sebîli-llâhi feyuḳtel ev yaglib fesevfe nü'tîhi ecran `ażîmâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 74. ayet

  5. Nisâ suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 75. ayet. وَمَا لَكُمْ لَا تُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلرِّجَالِ وَٱلنِّسَآءِ وَٱلْوِلْدَٰنِ ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا مِنْ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلظَّالِمِ أَهْلُهَا وَٱجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا وَٱجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ نَصِيرًا

    vemâ leküm lâ tüḳâtilûne fî sebîli-llâhi velmüstaḍ`afîne mine-rricâli vennisâi velvildâni-lleẕîne yeḳûlûne rabbenâ aḫricnâ min hâẕihi-lḳaryeti-żżâlimi ehlühâ. vec`al lenâ mil ledünke veliyyâ. vec`al lenâ mil ledünke neṣîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Size ne oluyor ki Allah yolunda ve ezilen erkekler, kadınlar, çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz! dipnot 1 Onlar şöyle yalvarıp durmaktalar: "Rabbimiz! Halkı zalim olan bu ülkeden bizi çıkar, katından bize sahip çıkacak birini gönder, bize katından bir yardımcı gönder."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslümanların savaşmaları gereken durumlar şunlardır: 1- Dinleri sebebiyle kendilerine savaş açılması (Bakara 2/190). 2- Yurtlarından çıkarılmaları. 3- Çıkarılmalarına destek verilmesi (Tevbe 9/13, Hac 22/39, Mümtahine 60/8-9). 4- Ezilen toplumların çağrısı. 5- Barış antlaşmasının bozulması (Tevbe 9/13). 6- Barış antlaşması yapılmış bir toplumun antlaşmayı bozacağından delile dayalı olarak endişe edilmesi (Enfal 8/58). 7- Savaşan iki mümin grubun aralarının düzeltilmesine rağmen onlardan birinin saldırılarına devam etmesi (Hucurat 49/9).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 75. ayet

  6. Nisâ suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 76. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱلطَّٰغُوتِ فَقَٰتِلُوٓا۟ أَوْلِيَآءَ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّ كَيْدَ ٱلشَّيْطَٰنِ كَانَ ضَعِيفًا

    elleẕîne âmenû yüḳâtilûne fî sebîli-llâh. velleẕîne keferû yüḳâtilûne fî sebîli-ṭṭâgûti feḳâtilû evliyâe-şşeyṭân. inne keyde-şşeyṭâni kâne ḍa`îfâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 76. ayet

  7. Nisâ suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 77. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوٓا۟ أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ ٱلنَّاسَ كَخَشْيَةِ ٱللَّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُوا۟ رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا ٱلْقِتَالَ لَوْلَآ أَخَّرْتَنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَٰعُ ٱلدُّنْيَا قَلِيلٌ وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ ٱتَّقَىٰ وَلَا تُظْلَمُونَ فَتِيلًا

    elem tera ile-lleẕîne ḳîle lehüm küffû eydiyeküm veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâh. felemmâ kütibe `aleyhimü-lḳitâlü iẕâ ferîḳum minhüm yaḫşevne-nnâse keḫaşyeti-llâhi ev eşedde ḫaşyeh. veḳâlû rabbenâ lime ketebte `aleyne-lḳitâl. levlâ eḫḫartenâ ilâ ecelin ḳarîb. ḳul metâ`u-ddünyâ ḳalîl. vel'âḫiratü ḫayrul limeni-tteḳâ velâ tużlemûne fetîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    (Zayıf durumda iken) Kendilerine: "Ellerinizi (savaştan) çekin, namazı özenle ve sürekli kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaşma görevi yazılınca içlerinden birtakımı, Allah'tan korkar gibi insanlardan korkar oldular. Hatta insanlardan duydukları korku daha fazla oldu. Dediler ki: "Rabbimiz! Bize niçin savaşma görevini yazdın; biraz daha süre tanısaydın olmaz mıydı?" dipnot 1 De ki: "Dünya menfaati pek azdır. Yanlış yapmaktan sakınanlar için Ahiret daha hayırlıdır; size kıl kadar haksızlık yapılmayacaktır."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 77. ayet

  8. Nisâ suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 78. ayet. أَيْنَمَا تَكُونُوا۟ يُدْرِككُّمُ ٱلْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِى بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا۟ هَٰذِهِۦ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا۟ هَٰذِهِۦ مِنْ عِندِكَ قُلْ كُلٌّ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ فَمَالِ هَٰٓؤُلَآءِ ٱلْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا

    eyne mâ tekûnû yüdrikkümü-lmevtü velev küntüm fî bürûcim müşeyyedeh. vein tüṣibhüm ḥasenetüy yeḳûlû hâẕihî min `indi-llâh. vein tüṣibhüm seyyietüy yeḳûlû hâẕihî min `indik. ḳul küllüm min `indi-llâh. femâ lihâülâi-lḳavmi lâ yekâdûne yefḳahûne ḥadîŝâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Nerede olursanız olun, isterseniz sağlam kaleler içinde olun, ölüm sizi yakalayacaktır. dipnot 1 Onlara bir iyilik gelse "Bu, Allah katındandır!" derler. Başlarına bir kötülük gelince de "Bu senin yüzündendir!" derler. De ki: "Her şey Allah katındandır /onun onayıyla olur." dipnot 2 Bu topluluğa ne oluyor ki hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar? dipnot 3

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 78. ayet

  9. Nisâ suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 79. ayet. مَّآ أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ ٱللَّهِ وَمَآ أَصَابَكَ مِن سَيِّئَةٍ فَمِن نَّفْسِكَ وَأَرْسَلْنَٰكَ لِلنَّاسِ رَسُولًا وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا

    mâ eṣâbeke min ḥasenetin femine-llâh. vemâ eṣâbeke min seyyietin femin nefsik. veerselnâke linnâsi rasûlâ. vekefâ billâhi şehîdâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 79. ayet

  10. Nisâ suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 80. ayet. مَّن يُطِعِ ٱلرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ ٱللَّهَ وَمَن تَوَلَّىٰ فَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا

    mey yüṭi`i-rrasûle feḳad eṭâ`a-llâh. vemen tevellâ femâ erselnâke `aleyhim ḥafîżâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim Resul'e /elçiye gönüllü olarak boyun eğerse Allah'a boyun eğmiş olur. dipnot 1 Kim de yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi olarak göndermedik. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul, elçi anlamındadır. Muhammed aleyhisselamın resul sıfatıyla söyledikleri Allah'ın sözü olduğu için ona itaat, Allah'a itaat, ona isyan Allah'a isyan olur. Bunun dışında söylediği sözler, Kur'an'a uygunluk açısından denetlenebilir (Ahzab 33/36-37, Mümtahine 60/12 ve dipnotları).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 80. ayet

  11. Nisâ suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 81. ayet. وَيَقُولُونَ طَاعَةٌ فَإِذَا بَرَزُوا۟ مِنْ عِندِكَ بَيَّتَ طَآئِفَةٌ مِّنْهُمْ غَيْرَ ٱلَّذِى تَقُولُ وَٱللَّهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا

    veyeḳûlûne ṭâ`ah. feiẕâ berazû min `indike beyyete ṭâifetüm minhüm gayra-lleẕî teḳûl. vellâhü yektübü mâ yübeyyitûn. fea`riḍ `anhüm vetevekkel `ale-llâh. vekefâ billâhi vekîlâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 81. ayet

  12. Nisâ suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 82. ayet. أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلْقُرْءَانَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ ٱللَّهِ لَوَجَدُوا۟ فِيهِ ٱخْتِلَٰفًا كَثِيرًا

    efelâ yetedebberûne-lḳur'ân. velev kâne min `indi gayri-llâhi levecedû fîhi-ḫtilâfen keŝîrâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 82. ayet

  13. Nisâ suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 83. ayet. وَإِذَا جَآءَهُمْ أَمْرٌ مِّنَ ٱلْأَمْنِ أَوِ ٱلْخَوْفِ أَذَاعُوا۟ بِهِۦ وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى ٱلرَّسُولِ وَإِلَىٰٓ أُو۟لِى ٱلْأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ ٱلَّذِينَ يَسْتَنۢبِطُونَهُۥ مِنْهُمْ وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ لَٱتَّبَعْتُمُ ٱلشَّيْطَٰنَ إِلَّا قَلِيلًا

    veiẕâ câehüm emrum mine-l'emni evi-lḫavfi eẕâ`û bih. velev raddûhü ile-rrasûli veilâ üli-l'emri minhüm le`alimehü-lleẕîne yestembiṭûnehû minhüm. velevlâ faḍlü-llâhi `aleyküm veraḥmetühû letteba`tümü-şşeyṭâne illâ ḳalîlâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 83. ayet

  14. Nisâ suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 84. ayet. فَقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا تُكَلَّفُ إِلَّا نَفْسَكَ وَحَرِّضِ ٱلْمُؤْمِنِينَ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَكُفَّ بَأْسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَٱللَّهُ أَشَدُّ بَأْسًا وَأَشَدُّ تَنكِيلًا

    feḳâtil fî sebîli-llâh. lâ tükellefü illâ nefseke veḥarriḍi-lmü'minîn. `asa-llâhü ey yeküffe be'se-lleẕîne keferû. vellâhü eşeddü be'sev veeşeddü tenkîlâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 84. ayet

Selamı almak; münafıklar hakkında ikiye ayrılmak 85–91

  1. Nisâ suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 85. ayet. مَّن يَشْفَعْ شَفَٰعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُۥ نَصِيبٌ مِّنْهَا وَمَن يَشْفَعْ شَفَٰعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُۥ كِفْلٌ مِّنْهَا وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقِيتًا

    mey yeşfa` şefâ`aten ḥasenetey yekül lehû neṣîbüm minhâ. vemey yeşfa` şefâ`aten seyyietey yekül lehû kiflüm minhâ. vekâne-llâhü `alâ külli şey'im müḳîtâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim iyi bir şeye destek verirse ondan bir payı olur; dipnot 1 kim de kötü bir şeye destek verirse ondan dolayı bir sorumluluğu olur. Allah her şeyin ihtiyacını karşılar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, birine eşlik etmek veya arka çıkmaktır (el-Ayn, Müfredat). Dünyada insanlar birbirlerine şefaat edebilir, yani arka çıkıp destek olabilirler (Maide 5/2); ama mahşer günü kimse kimseye şefaat edemez (Bakara 2/254, İnfitar 82/17-19).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 85. ayet

  2. Nisâ suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 86. ayet. وَإِذَا حُيِّيتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا۟ بِأَحْسَنَ مِنْهَآ أَوْ رُدُّوهَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَسِيبًا

    veiẕâ ḥuyyîtüm biteḥiyyetin feḥayyû biaḥsene minhâ ev ruddûhâ. inne-llâhe kâne `alâ külli şey'in ḥasîbâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Size herhangi bir şekilde iyilik dileğinde bulunulduğunda siz daha güzeliyle iyilik dileğinde bulunun veya aynısıyla karşılık verin. dipnot 1 Allah her şeyi hesaba katar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Selamun aleykum", (Kasas 28/55) "selam" (Hud, 11/69), "merhaba" (Sad 38/59) veya "günaydın", "iyi günler" gibi kelimelerin hepsi birer "sağlık ve esenlik" dileğidir. Ayette bu gibi dileklerde bulunan birine din, ırk farkı gözetilmeden daha güzeliyle karşılık verilmesi istenmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 86. ayet

  3. Nisâ suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 87. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ ٱللَّهِ حَدِيثًا

    allâhü lâ ilâhe illâ hû. leyecme`anneküm ilâ yevmi-lḳiyâmeti lâ raybe fîh. vemen aṣdeḳu mine-llâhi ḥadîŝâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 87. ayet

  4. Nisâ suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 88. ayet. فَمَا لَكُمْ فِى ٱلْمُنَٰفِقِينَ فِئَتَيْنِ وَٱللَّهُ أَرْكَسَهُم بِمَا كَسَبُوٓا۟ أَتُرِيدُونَ أَن تَهْدُوا۟ مَنْ أَضَلَّ ٱللَّهُ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا

    femâ leküm fi-lmünâfiḳîne fieteyni vellâhü erkesehüm bimâ kesebû. etürîdûne en tehdû men eḍalle-llâh. vemey yuḍlili-llâhü felen tecide lehû sebîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Size ne oldu da o münafıklar dipnot 1 konusunda ikiye bölündünüz! Halbuki Allah, yaptıklarından dolayı onları baş aşağı etmiştir. Allah'ın sapkın saydığını siz doğru yolda mı saymak istiyorsunuz? Allah'ın sapkın saydığı kişiyi aklamanın bir yolunu bulamazsın. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar Bedir'de ve Uhud'da Müslümanlara karşı savaşan Mekkeli münafıklardır. Onlar Bedir'de"Bunları dinleri aldatmış!" diyorlardı (Enfal 8/49). Uhud'da da savaş meydanından çekilen Mekkeli müşriklerin, tekrar toparlanıp geri döndüğü haberini yayarak müslümanları korkutmaya çalışıyorlardı (Al-i İmran 3/173-177). Müslüman gözüküp savaşta müşriklerin yanında yer aldıkları için onları tanımak kolaydır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 88. ayet

  5. Nisâ suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 89. ayet. وَدُّوا۟ لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا۟ فَتَكُونُونَ سَوَآءً فَلَا تَتَّخِذُوا۟ مِنْهُمْ أَوْلِيَآءَ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَلَا تَتَّخِذُوا۟ مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا

    veddû lev tekfürûne kemâ keferû fetekûnûne sevâen felâ tetteḫiẕû minhüm evliyâe ḥattâ yühâcirû fî sebîli-llâh. fein tevellev feḫuẕûhüm vaḳtülûhüm ḥayŝü vecettümûhüm. velâ tetteḫiẕû minhüm veliyyev velâ neṣîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, kendileri kafir olduğu /ayetleri görmezlikte direndikleri gibi sizin de kafir olmanızı ve onlarla aynı duruma gelmenizi çok isterler. dipnot 1 Allah yolunda hicret etmedikçe onlardan hiçbirini veli /yakın dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. dipnot 2 Onlardan veli de edinmeyin yardımcı da.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Savaşta, düşman safında yer alan veya onlara destek olanlar, savaş suçu işlemiş olurlar ve bu ayetlerde belirtilen şartlar dahilinde öldürülmeyi hak ederler (Mümtahine 60/8-9). Nitekim Medine Sözleşmesi gereği Hendek Savaşında müslümanların yanında yer alan Beni Kurayza yahudileri, daha sonra düşman tarafını destekledikleri için düşmanın çekilmesinden sonra Nebimiz onları kuşatmış, bir kısmını öldürmüş, bir kısmını esir almış, malları ve yurtları da müslümanların eline geçmişti (Ahzab 33/12-15, 26-27). Savaş esirlerinin öldürülmesi, köleleştirilmesi veya satılması diye bir şey olmadığından yapılacak tek şey onları, karşılıksız veya fidye karşılığı serbest bırakmak olmuştur (Muhammed 47/4). Bunların bütün malları ganimet olarak alındığı için tek yol, karşılıksız serbest bırakılmalarıydı.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 89. ayet

  6. Nisâ suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 90. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَىٰ قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ أَوْ جَآءُوكُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ أَن يُقَٰتِلُوكُمْ أَوْ يُقَٰتِلُوا۟ قَوْمَهُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَٰتَلُوكُمْ فَإِنِ ٱعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَٰتِلُوكُمْ وَأَلْقَوْا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ فَمَا جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَبِيلًا

    ille-lleẕîne yeṣilûne ilâ ḳavmim beyneküm vebeynehüm mîŝâḳun ev câûküm ḥaṣirat ṣudûruhüm ey yüḳâtilûküm ev yüḳâtilû ḳavmehüm. velev şâe-llâhü leselleṭahüm `aleyküm feleḳâtelûküm. feini-`tezelûküm felem yüḳâtilûküm veelḳav ileykümü-sseleme femâ ce`ale-llâhü leküm `aleyhim sebîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ancak sizinle antlaşması olan bir topluluğa sığınanlar ile sizinle savaşmayı veya (sizin yanınızda yer alıp) kendi topluluklarıyla savaşmayı göze alamayarak size gelenler hariç (onlar öldürülmez). Allah farklı tercihte bulunsaydı onları üzerinize salardı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durup sizinle savaşmaz ve size barış teklif ederlerse artık Allah size, onların aleyhine bir şey yapma izni vermez. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 90. ayet

  7. Nisâ suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 91. ayet. سَتَجِدُونَ ءَاخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا۟ قَوْمَهُمْ كُلَّ مَا رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱلْفِتْنَةِ أُرْكِسُوا۟ فِيهَا فَإِن لَّمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوٓا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ وَيَكُفُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأُو۟لَٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا

    setecidûne âḫarîne yürîdûne ey ye'menûküm veye'menû ḳavmehüm. küllemâ ruddû ile-lfitneti ürkisû fîhâ. feil lem ya`tezilûküm veyülḳû ileykümü-sseleme veyeküffû eydiyehüm feḫuẕûhüm vaḳtülûhüm ḥayŝü ŝeḳiftümûhüm. veülâiküm ce`alnâ leküm `aleyhim sülṭânem mübînâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Hem sizden yana güvende olmak hem de kendi topluluklarından yana güvende olmak isteyen başka münafıklar da göreceksiniz. Bunlar ne zaman bir fitneye dipnot 1 yönlendirilseler balıklamasına dalarlar. Sizden uzak durmaz, size barış teklifinde bulunmaz ve ellerini sizden tamamen çekmezlerse onları yakalayın, tespit ettiğiniz yerde öldürün. İşte onlar, kendilerine karşı size açık yetki verdiğimiz kimselerdir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/217) anlamlarında kullanılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 91. ayet

Bir mü'minin öldürülmesi 92–94

  1. Nisâ suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 92. ayet. وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَـًٔا وَمَن قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَـًٔا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَصَّدَّقُوا۟ فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِّنَ ٱللَّهِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    vemâ kâne limü'minin ey yaḳtüle mü'minen illâ ḫaṭaâ. vemen ḳatele mü'minen ḫaṭaen fetaḥrîru raḳabetim mü'minetiv vediyetüm müsellemetün ilâ ehlihî illâ ey yeṣṣaddeḳû. fein kâne min ḳavmin `adüvvil leküm vehüve mü'minün fetaḥrîru raḳabetim mü'mineh. vein kâne min ḳavmim beyneküm vebeynehüm mîŝâḳun fediyetüm müsellemetün ilâ ehlihî vetaḥrîru raḳabetim mü'mineh. femel lem yecid feṣiyâmü şehrayni mütetâbi`ayn. tevbetem mine-llâh. vekâne-llâhü `alîmen ḥakîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Hata ile olması dışında bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir! dipnot 1 Kim bir mümini hata ile öldürürse boyunduruk altındaki bir mümini özgürleştirmesi ve öldürülenin ailesine teslim edilecek bir diyet dipnot 2 vermesi gerekir; onlar bağışta bulunurlarsa başka. Eğer öldürdüğü mümin, size düşman olan topluluktan ise dipnot 3 (yalnızca) boyunduruk altındaki bir mümini özgürleştirmesi gerekir. Eğer aranızda antlaşma olan bir topluluktan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ödemesi ve boyunduruk altındaki bir mümini özgürleştirmesi gerekir. Boyunduruk altındaki birini bulamayan kişi, art arda iki ay oruç tutsun. Bu, tövbesinin Allah tarafından kabul edilmesi içindir. Allah daima bilen ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Diyet, İslam hukukunda adam öldürme ve yaralamalarda mağdur tarafa ceza ve kan bedeli olarak ödenen maldır (DİA). Hataen adam öldürmenin diyeti, beş cins deveden yirmişer tane olmak üzere toplam 100 devedir. Nebimiz zamanında bunların değerinin 1.000 dinar yani 4.350 gr. altın olduğu rivayet edilmektedir. Bu sebeple fıkıh kitapları diyet olarak 1.000 dinar ödemenin de yeterli olacağını söylerler. Bu bedel hakkında Nebimiz şöyle bilgi vermiştir: "Kim bir mümini kasten öldürürse o kişi öldürülenin velilerine teslim edilir. İsterlerse onu öldürürler, isterlerse diyetini alırlar. Diyet otuz hıkka yani dört yaşına girmiş dişi deve, otuz cezea yani beş yaşına girmiş dişi deve ve kırk halifa yani hamile devedir. Bu, kasten öldürmenin diyetidir. Taraflar karşılıklı olarak bir şey üzerinde de anlaşabilirler. Bu 100 deve, diyet-i muğallazadır." (Ahmed b. Hanbel, 2/217). Diyet-i muğallaza, ağırlaştırılmış diyet demektir. 100 deve diyeti, İslam hukukunda bir kişinin kaza ile başkasının ölümüne neden olması durumunda ödemesi gereken tazminatı ifade eder. Bu tazminat ya deve ya da altın, gümüş, koyun, sığır gibi başka mallarla (para veya mal) ödenir. Bu malların piyasa değeri değişebileceği için "100 deve diyeti"nin değeri o günün fiyatına göre güncellenmiştir. Rasulüllah diyet için belirlenen 100 devenin fiyatı yükselince diyet bedelini yükseltmiş, develerin fiyatı düşünce de bedeli azaltmıştır. Hz. Ömer de develerin fiyatı yükselince diyet için ödenen miktarı yükseltmiştir. Dolayısıyla o gün güncellenen fiyatların bugün de güncellenmesi gerekir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Antlaşma yaptığımız bir toplumun fertleri gibi onlara sığınanların da can güvenliği vardır (Nisa 4/90).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 92. ayet

  2. Nisâ suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 93. ayet. وَمَن يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُّتَعَمِّدًا فَجَزَآؤُهُۥ جَهَنَّمُ خَٰلِدًا فِيهَا وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُۥ وَأَعَدَّ لَهُۥ عَذَابًا عَظِيمًا

    vemey yaḳtül mü'minem müte`ammiden fecezâühû cehennemü ḫâliden fîhâ vegaḍibe-llâhü `aleyhi vele`anehû vee`adde lehû `aẕâben `ażîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir mümin dipnot 1 bir mümini kasten öldürürse onun cezası, içinde ölmemek üzere kalacağı cehennemdir. Allah ona öfkelenmiş, onu lanetlemiş /dışlamış ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Nisa 4/92. ayetin devamı niteliğinde olduğu için burada adam öldürme işini yapan kişi müminden başkası olamaz.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 93. ayet

  3. Nisâ suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 94. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا ضَرَبْتُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَتَبَيَّنُوا۟ وَلَا تَقُولُوا۟ لِمَنْ أَلْقَىٰٓ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَٰمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا تَبْتَغُونَ عَرَضَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فَعِندَ ٱللَّهِ مَغَانِمُ كَثِيرَةٌ كَذَٰلِكَ كُنتُم مِّن قَبْلُ فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ فَتَبَيَّنُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ ḍarabtüm fî sebîli-llâhi fetebeyyenû velâ teḳûlû limen elḳâ ileykümü-sselâme leste mü'minâ. tebtegûne `araḍa-lḥayâti-ddünyâ. fe`inde-llâhi megânimü keŝîrah. keẕâlike küntüm min ḳablü femenne-llâhü `aleyküm fetebeyyenû. inne-llâhe kâne bimâ ta`melûne ḫabîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Allah yolunda (savaşa) çıktığınızda iyice araştırın. Size barış teklifinde bulunan birine dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, "Sen mümin değilsin!" demeyin (bu gerekçeyle onun barış teklifini geri çevirmeyin). dipnot 1 Allah katında pek çok ganimet vardır. Önceden siz de onlar gibiydiniz, dipnot 2 Allah size iyilikte bulundu (da mümin oldunuz). Öyleyse (amaçlarını) iyice araştırın. Allah, yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki (أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ ) ifadesine genelde "size selam veren" şeklinde anlam verilir. Oysa burada, savaş durumunda silah bırakarak barış teklifiyle gelen kişi konu edilmektedir. Benzer ifadeler Nisa 4/90 ve 91. ayetlerde de geçer ve oralarda "selam verme" değil, "barış teklifinde bulunma" anlamı verilir. "Selam verme" ile ilgili hükümler Nisa 4/85-87. ayetlerde geçti. Bütün bu ayetlere göre bir kişiye, can ve mal güvenliği vermemiz için onun mümin olması gerekmez. Ama hakkında her türlü araştırmayı yapma, güvenilir olup olmadığını tespit etme zorunluluğu vardır (Bakara 2/190, Nisa 4/90-91, Enfal 8/61-62).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 94. ayet

Oturanlar ve cihad edenler; hicret 95–100

  1. Nisâ suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 95. ayet. لَّا يَسْتَوِى ٱلْقَٰعِدُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُو۟لِى ٱلضَّرَرِ وَٱلْمُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلْمُجَٰهِدِينَ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ عَلَى ٱلْقَٰعِدِينَ دَرَجَةً وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ وَفَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلْمُجَٰهِدِينَ عَلَى ٱلْقَٰعِدِينَ أَجْرًا عَظِيمًا

    lâ yestevi-lḳâ`idûne mine-lmü'minîne gayru üli-ḍḍarari velmücâhidûne fî sebîli-llâhi biemvâlihim veenfüsihim. feḍḍale-llâhü-lmücâhidîne biemvâlihim veenfüsihim `ale-lḳâ`idîne deraceh. veküllev ve`ade-llâhü-lḥusnâ. vefeḍḍale-llâhü-lmücâhidîne `ale-lḳâ`idîne ecran `ażîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Müminlerden, bir özrü olmadan dipnot 1 oturup kalanlarla, malları ve canları ile Allah yolunda cihad edenler /elinden geleni yapanlar dipnot 2 bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenlerin derecesini, oturup kalanlardan üstün kılmıştır. Yine de Allah her birine (yaptıklarının) en güzeliyle karşılık vermeyi vaat etmiştir. Ama vereceği büyük bir ödülle Allah, cihad edenleri oturup kalanlardan üstün kılmıştır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın çok önemli bir parçasıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 95. ayet

  2. Nisâ suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 96. ayet. دَرَجَٰتٍ مِّنْهُ وَمَغْفِرَةً وَرَحْمَةً وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    deracâtim minhü vemagfiratev veraḥmeh. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 96. ayet

  3. Nisâ suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 97. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ظَالِمِىٓ أَنفُسِهِمْ قَالُوا۟ فِيمَ كُنتُمْ قَالُوا۟ كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِى ٱلْأَرْضِ قَالُوٓا۟ أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةً فَتُهَاجِرُوا۟ فِيهَا فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَسَآءَتْ مَصِيرًا

    inne-lleẕîne teveffâhümü-lmelâiketü żâlimî enfüsihim ḳâlû fîme küntüm. ḳâlû künnâ müstaḍ`afîne fi-l'arḍ. ḳâlû elem tekün arḍu-llâhi vâsi`aten fetühâcirû fîhâ. feülâike me'vâhüm cehennem. vesâet meṣîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Melekler, kendilerini yanlışlar içine sokanları vefat ettirirken dipnot 1 onlara "Ne haldeydiniz?" diye soracaklar, dipnot 2 onlar da: "Biz kendi toprağımızda ezilmiş kimselerdik." diye cevap vereceklerdir. Bunun üzerine melekler "Allah'ın toprağı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" dipnot 3 diyeceklerdir. Onların sığınacakları yer cehennemdir. Ne kötü hale gelmektir o!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Azrail adında bir ölüm meleği olduğuna inanılır. Halbuki bu ayette ölenin ruhunu alanları ifade etmek için melek kelimesinin çoğulu olan melaike kullanılmıştır. Arapçada çoğul, en az üç olduğu için insanların canını almakla görevli melekler üç veya daha fazladır (En'am 6/61, Nahl 16/28-32, Secde 32/11). Hadislerde de durum aynıdır (Buhari, Cenaiz 69, Enbiya 31; Müslim, Fezail 157, 158; Tirmizi, Tefsir, 7; İbn Mace, Cihad, 10; Müsned, 2/269, 351; 4/287; 5/395). Azrail kelimesinin, muhtemelen İbranice asıllı olduğu, önceleri Yahudi iken daha sonra Müslüman olduğu söylenen Ka'b el-Ahbar ve Vehb b. Münebbih gibi şahısların etkisiyle İslami eserlere geçtiği düşünülmektedir. Çünkü Rabbilere (Yahudi din bilginlerine) ait eserlerde ondan fazla ölüm meleği adı zikredilir, bunlardan bir tanesi de Azrael'dir (DİA, "Azrail" mad.).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 97. ayet

  4. Nisâ suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 98. ayet. إِلَّا ٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلرِّجَالِ وَٱلنِّسَآءِ وَٱلْوِلْدَٰنِ لَا يَسْتَطِيعُونَ حِيلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَبِيلًا

    ille-lmüstaḍ`afîne mine-rricâli vennisâi velvildâni lâ yesteṭî`ûne ḥîletev velâ yehtedûne sebîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Hiçbir çözüme gücü yetmeyen, bir çıkış yolu da bulamayan ezilmiş erkek, kadın ve çocuklar bunların dışındadır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah kimseyi gücünün yetmediği şeyden dolayı sorumlu tutmaz (Bakara 2/286).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 98. ayet

  5. Nisâ suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 99. ayet. فَأُو۟لَٰٓئِكَ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَعْفُوَ عَنْهُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَفُوًّا غَفُورًا

    feülâike `asa-llâhü ey ya`füve `anhüm. vekâne-llâhü `afüvven gafûrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın işte bunları affetmesi beklenir. Allah, daima affeden ve bağışlayandır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 99. ayet

  6. Nisâ suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 100. ayet. وَمَن يُهَاجِرْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ يَجِدْ فِى ٱلْأَرْضِ مُرَٰغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً وَمَن يَخْرُجْ مِنۢ بَيْتِهِۦ مُهَاجِرًا إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ يُدْرِكْهُ ٱلْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    vemey yühâcir fî sebîli-llâhi yecid fi-l'arḍi mürâgamen keŝîrav vese`ah. vemey yaḫruc mim beytihî mühâciran ile-llâhi verasûlihî ŝümme yüdrikhü-lmevtü feḳad veḳa`a ecruhû `ale-llâh. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 100. ayet

Sefer ve korku namazı 101–104

  1. Nisâ suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 101. ayet. وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَقْصُرُوا۟ مِنَ ٱلصَّلَوٰةِ إِنْ خِفْتُمْ أَن يَفْتِنَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنَّ ٱلْكَٰفِرِينَ كَانُوا۟ لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا

    veiẕâ ḍarabtüm fi-l'arḍi feleyse `aleyküm cünâḥun en taḳṣurû mine-ṣṣalâh. in ḫiftüm ey yeftinekümü-lleẕîne keferû. inne-lkâfirîne kânû leküm `adüvvem mübînâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Yolculuğa çıktığınız dipnot 1 zaman kafirlik edenlerin size saldırı yapmasından korkarsanız (yolculukta kıldığınız) namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. dipnot 2 Muhakkak ki kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada, 'yolculuğa çıkmak' olarak tercüme edilen "darb fi'l-ard" kalıbı şu ayetlerde de aynı anlamda kullanılmıştır: Bakara 2/273, Al-i İmran 3/156, Maide 5/106, Müzzemmil 73/20.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yolculukta düşman saldırısından korkulduğu zaman namazın kısaltılması caizdir. Bu da yolculukta 2 rekat kılınan namazın 1 rekat kılınması şeklindedir. Üç rekat kılınan akşam namazı, imamın arkasında kılınırsa, cemaat ikiye ayrılır, birinci kesim bir rekat kılar ayrılır sonra ikinci kesim gelir, imamla birlikte kalan iki rekatı kılar..

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 101. ayet

  2. Nisâ suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 102. ayet. وَإِذَا كُنتَ فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ ٱلصَّلَوٰةَ فَلْتَقُمْ طَآئِفَةٌ مِّنْهُم مَّعَكَ وَلْيَأْخُذُوٓا۟ أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُوا۟ فَلْيَكُونُوا۟ مِن وَرَآئِكُمْ وَلْتَأْتِ طَآئِفَةٌ أُخْرَىٰ لَمْ يُصَلُّوا۟ فَلْيُصَلُّوا۟ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا۟ حِذْرَهُمْ وَأَسْلِحَتَهُمْ وَدَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ أَسْلِحَتِكُمْ وَأَمْتِعَتِكُمْ فَيَمِيلُونَ عَلَيْكُم مَّيْلَةً وَٰحِدَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن كَانَ بِكُمْ أَذًى مِّن مَّطَرٍ أَوْ كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَن تَضَعُوٓا۟ أَسْلِحَتَكُمْ وَخُذُوا۟ حِذْرَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا

    veiẕâ künte fîhim feeḳamte lehümu-ṣṣalâte felteḳum ṭâifetüm minhüm me`ake velye'ḫuẕû esliḥatehüm. feiẕâ secedû felyekûnû miv verâiküm. velte'ti ṭâifetün uḫrâ lem yüṣallû felyüṣallû me`ake velye'ḫuẕû ḥiẕrahüm veesliḥatehüm. vedde-lleẕîne keferû lev tagfülûne `an esliḥatiküm veemti`atiküm feyemîlûne `aleyküm meyletev vâḥideten. velâ cünâḥa `aleyküm in kâne biküm eẕem mim meṭarin ev küntüm merḍâ en teḍa`û esliḥateküm. veḫuẕû ḥiẕraküm. inne-llâhe e`adde lilkâfirîne `aẕâbem mühînâ.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey Muhammed!) İçlerinde olur da (yolculukta kıldığın) namazı (imamlık yaparak) onlar için tam kılarsan bir kısmı seninle namaza dursun; ama silahlarını kuşansınlar. (Onlar ilk rekattaki) secdeleri yaptıklarında derhal etrafınızda olsunlar (nöbeti devralsınlar). Namazı kılmamış olan diğer kesim gelsin, onlar da (namazın kalan kısmını) seninle birlikte kılsınlar; dipnot 1 ama tedbirlerini alsın, silahlarını kuşansınlar. Kafirlik eden o kimseler çok isterler ki silahlarınız ve eşyalarınızdan uzaklaşasınız da size ani bir baskın yapsınlar. Yağmurdan kaynaklanan bir sıkıntıdan veya hasta olmanızdan dolayı silahlarınızı bir yere koymanızın size bir günahı yoktur; ama yine de tedbirinizi alın. Muhakkak ki Allah o kafirlere küçük düşürücü bir azap hazırlamıştır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebimizin arkasında namaza duran ilk kesime, secdeyi yapar yapmaz, nöbeti devralma emri verildiğine göre o kesim ancak bir rekat kılmış olabilir. Ayetteki, "Namazı kılmamış olan diğer kesim gelsin, onlar da (namazın kalan kısmını) seninle birlikte kılsınlar" ifadesi, kılınan namaz akşam namazı ise birinci kesimin 1 rekat kılıp ayrılacağını, ikinci kesimin de kalan 2 rekatı, Nebimizle kılacağını gösterir. Bu durumda Nebimiz, akşam namazı dışındaki namazları iki rekat kılmış olur. Sonuç olarak yolculukta akşam namazının 3, diğerlerinin 2 rekat kılınması, bir kısaltma değil, yolculuktaki namazın tam halidir. Her türlü korku durumlarında ise tek başına kılınan namaz, yürüyerek veya binili olarak kılınabilir (Bakara 2/239).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 102. ayet

  3. Nisâ suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 103. ayet. فَإِذَا قَضَيْتُمُ ٱلصَّلَوٰةَ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ قِيَٰمًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِكُمْ فَإِذَا ٱطْمَأْنَنتُمْ فَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ إِنَّ ٱلصَّلَوٰةَ كَانَتْ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ كِتَٰبًا مَّوْقُوتًا

    feiẕâ ḳaḍaytümu-ṣṣalâte feẕkürü-llâhe ḳiyâmev veḳu`ûdev ve`alâ cünûbiküm. feiẕe-ṭme'nentüm feeḳîmu-ṣṣalâh. inne-ṣṣalâte kânet `ale-lmü'minîne kitâbem mevḳûtâ.

    Süleymaniye Vakfı

    O (bir rekatlık) namazı kıldığınızda dipnot 1 Allah'ı ayakta, oturur halde dipnot 2 ve yanlarınız üzerinde anın. dipnot 3 Güvene kavuştuğunuzda ise namazı tam kılın. dipnot 4 Çünkü namaz, müminlere, vakitle sınırlı olarak dipnot 5 farz kılınmıştır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kaza (قضي ) bir işi tam ve sağlam yapma ve yürürlüğe koyma anlamındadır (Mekayis). Bir konuda karar verme (Nisa 4/65, İsra 17/23) ve bir işi tamamlama (Fussilet 41/12) anlamlarında kullanıldığı gibi işi tam ve sağlam yapma anlamında da kullanılır (Bakara 2/200, Hac 22/29). Bu ayette kaza, Cuma 62/10. ayette olduğu gibi "namazı vaktinde kılmak" anlamındadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Önceki ayete göre, Nebimizin arkasında namaza duran ilk kesimin, birinci rekatın secdesini yapar yapmaz nöbeti devralması gerekir. Namazda ruku ile secdenin arasının açılmaması gerektiğinden (Bakara 2/125, Al-i İmran 3/43, Hac 22/26, 77, Fetih 48/29) oturma rüknünun bir rekatlı namazlarda iki secde arasında olması gerekir. Onların, oturarak Allah'ı anma emrini yerine getirmeleri ancak iki secde arasında olabilir. Bu da her rekatta iki secde yapmanın ve secdeler arasında oturmanın farz olduğunu gösterir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kişinin yanları, kol ve bacaklarıdır. Vücut, kol ve bacaklar üzerinde iki şekilde durabilir. Birincisinde eller dizlerin üzerine konarak gövde kol ve bacaklar üzerine getirilir. İkincisinde de secde için başı yere koymadan önce dizler sonra eller yere lidi? konur, karın dizlerden uzak tutularak vücut, kol ve bacaklar üzerine getirildikten sonra baş yere konur ve secde yapılır. Bu durumda ayet, bir rekatta kıyam, rüku ve secdenin şeklini anlatmış olur. Ayrıca Kaf 50/40. ayette secdelerin ardından tesbih edilmesi emredilmiştir. Secdeler sözü çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçü gösterir. Her rekatta iki secde olduğu için ikiden sonraki en az secde dört olur ve iki rekattan sonra oturup tesbihte bulunmak farz olur. Bu da tahiyyat ve benzeri duaların bu ayetin gereği olduğunu gösterir. Üç rekatlı namazlarda üçüncü ve dört rekatlı namazlarda da dördüncü rekattan sonra oturulmasının sebebi de aynıdır. "Tam kılın" emri, "Korku geçtikten sonra artık bir rekata düşürmeyin." anlamındadır. Hasta ve yolcular Ramazan'da oruç tutmayı daha sonraya erteleyebilirler (Bakara 2/183, 185) ama namazda böyle bir erteleme yoktur. Adetli kadın ile ilgili olarak kullanılan eza (أدى) kelimesi (Bakara 2/222), Nisa 4/102'de bütün cemaat için kullanılmıştır. Bu da, kadındaki adet sıkıntısının da yolculukta yağmurdan doğan sıkıntının na namazı kılmamaya sebep olamayacağını açıkça gösterir. Yolculukta, düşman saldırısı tehlikesi doğsa bile namazın kısaltılmasına müsaade edilmiş ama kazaya bırakılmasına izin verilmemiştir (Nisa 4/102-103).
    4. metne dön, dipnot 4
      Yolcular, güvene kavuştuktan sonra akşamı 3, diğerlerini iki rekat kılınca tam kılmış olurlar.
    5. metne dön, dipnot 5
      Hem ayetin bu bölümünden hem de Nisa 4/102 ayetinde yapılan tariften anlaşıldığına göre, insanın başına gelebilecek en zor durum olan düşman korkusu ve savaş halinde bile namazın terk edilememesi, namazların vakti dışında kılınamayacağının yani kaza namazı diye bir şey olamayacağının delilidir. Bu ayetten yola çıkarak namazların birleştirilemeyeceğine hükmedenler olmuştur ancak farz namazların vakitlerini belirleyen ayetlere bakıldığında namazların birleştirilebileceği açıkça görülür: Farz namazların vakitlerini anlatan Hud 11/114. ayette, "gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde, namazı düzgün ve sürekli kılın" emri yer alır. İsra 17/78. ayette, günün ilk namaz vaktinin Güneşin tepe noktasından batıya kaydığında gireceği anlatıldığı halde, her iki ayette de bu vaktin ne zaman çıkacağından ve ikindi vaktinin ne zaman gireceğinden söz edilmez. Bu durumda ikindinin son vakti, gündüzün bittiği akşam namazı vakti olur. Bu ikisi arasındaki vakit, öğle ile ikindinin ortak vaktidir. Akşam namazının vakti gündüzün bitmesiyle girer. Yatsının son vakti de gündüze ait işaretlerin tamamen bitmesi ile biter. Her iki ayette de akşamın son vakti ve yatsının ilk vakti belirtilmediği için gündüzün bitiminden yatsının sonuna kadar önce akşam, arkasından yatsı namazı kılınabilir. Aralarında vakit ortaklığı bulunmayan ikindi ile akşam veya sabah ile öğle namazları birleştirilemez. Resulullahın Medine'de öğle ile ikindiyi, akşamla yatsıyı korku veya yağmur olmadığı halde birleş&shy;tirdiği konusundaki sahih hadisler de ayetlerin hükmünü teyit eder (Müslim, Salat'ul-müsafirin; 49-50, 54-58 (705).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 103. ayet

  4. Nisâ suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 104. ayet. وَلَا تَهِنُوا۟ فِى ٱبْتِغَآءِ ٱلْقَوْمِ إِن تَكُونُوا۟ تَأْلَمُونَ فَإِنَّهُمْ يَأْلَمُونَ كَمَا تَأْلَمُونَ وَتَرْجُونَ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا يَرْجُونَ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    velâ tehinû fi-btigâi-lḳavm. in tekûnû te'lemûne feinnehüm ye'lemûne kemâ te'lemûn. vetercûne mine-llâhi mâ lâ yercûn. vekâne-llâhü `alîmen ḥakîmâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 104. ayet

Hainleri savunma; gizli fısıldaşmalar 105–115

  1. Nisâ suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 105. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِمَآ أَرَىٰكَ ٱللَّهُ وَلَا تَكُن لِّلْخَآئِنِينَ خَصِيمًا

    innâ enzelnâ ileyke-lkitâbe bilḥaḳḳi litaḥküme beyne-nnâsi bimâ erâke-llâh. velâ tekül lilḫâinîne ḫaṣîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Gerçekleri içeren bu kitabı sana biz indirdik ki sana gösterdiğimiz dipnot 1 şekilde dipnot 2 insanlar arasında hüküm veresin dipnot 3 . Hainlerin savunucusu olma.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat, bkz Nisa 4/33'ün dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah, Kur'an'ın açıklanmasını kendi üzerine almış, bu konuda nebiler dahil kimseye bir yetki vermemiş (Hud 11/1-2), açıklamaları bir usule göre yapmış (A'raf 7/52), usulün ana kavram ve ilkelerini kitabında bildirmiştir (Fussilet 41/3; Zuhruf 43/2-3; Yusuf 12/1-2). Kur'an ayetlerinin "muhkem" ve "müteşabih" olarak ikiye ayrılması (Al-i İmran 3/7), bunların, "mesani" prensibine (Zümer 39/23) göre anlam kümeleri oluşturup her konuda detaylara ulaşma imkanı sunması bu usulün birer parçasıdır. Ayrıca Kur'an, bu detaylara ulaşmak isteyenler için Arap diline (Nahl 16/103; Şu'ara 26/195; Yusuf 12/2; Ra'd 13/37; Taha 20/113; Zümer 39/28; Şura 42/7; Ahkaf 46/12), fıtrata (Rum 30/30; Fussilet 41/53), Resulullah'ın örnekliğine (Ahzab 33/21) ve ekip çalışmalarına (Fussilet 41/3) dikkat çekmektedir. Ayette geçen "bima erakellah / Allah'ın sana gösterdiği şekilde" ifadesi, Kur'an'ın içerdiği sonsuz çözümlere /hikmete ulaşmak ve bunları hayata uygulamak için bu usulün takip edilmesinin zorunlu olduğunu gösterir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 105. ayet

  2. Nisâ suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 106. ayet. وَٱسْتَغْفِرِ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

    vestagfiri-llâh. inne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 106. ayet

  3. Nisâ suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 107. ayet. وَلَا تُجَٰدِلْ عَنِ ٱلَّذِينَ يَخْتَانُونَ أَنفُسَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ خَوَّانًا أَثِيمًا

    velâ tücâdil `ani-lleẕîne yaḫtânûne enfüsehüm. inne-llâhe lâ yüḥibbü men kâne ḫavvânen eŝîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Hainliği asıl kendilerine yapmış olan o kimselere arka çıkma. Allah, hainlikte direnen günahkarları sevmez.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 107. ayet

  4. Nisâ suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 108. ayet. يَسْتَخْفُونَ مِنَ ٱلنَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ ٱللَّهِ وَهُوَ مَعَهُمْ إِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضَىٰ مِنَ ٱلْقَوْلِ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطًا

    yestaḫfûne mine-nnâsi velâ yestaḫfûne mine-llâhi vehüve me`ahüm iẕ yübeyyitûne mâ lâ yerḍâ mine-lḳavl. vekâne-llâhü bimâ ya`melûne müḥîṭâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar insanlardan saklanmaya çalışırlar ama Allah'tan saklanma gereği duymazlar dipnot 1 . Halbuki geceleyin konuşup Allah'ın razı olmayacağı şeyleri planladıkları sırada Allah onlarla beraberdir. Yaptıkları her şeyi çepeçevre kuşatan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir şey Allah'tan saklanamaz (Al-i İmran 3/5, Mücadele 58/7)

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 108. ayet

  5. Nisâ suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 109. ayet. هَٰٓأَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ جَٰدَلْتُمْ عَنْهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فَمَن يُجَٰدِلُ ٱللَّهَ عَنْهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَم مَّن يَكُونُ عَلَيْهِمْ وَكِيلًا

    hâentüm hâülâi câdeltüm `anhüm fi-lḥayâti-ddünyâ femey yücâdilü-llâhe `anhüm yevme-lḳiyâmeti em mey yekûnü `aleyhim vekîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Hadi şimdi siz dünya hayatında onlara arka çıktınız. Peki, ya tekrar dirilip kalkış günü Allah'a karşı onlara kim arka çıkacak ya da kim onların vekili / savunucusu olacak?

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 109. ayet

  6. Nisâ suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 110. ayet. وَمَن يَعْمَلْ سُوٓءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُۥ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ ٱللَّهَ يَجِدِ ٱللَّهَ غَفُورًا رَّحِيمًا

    vemey ya`mel sûen ev yażlim nefsehû ŝümme yestagfiri-llâhe yecidi-llâhe gafûrar raḥîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim bir kötülük işler veya kendini yanlışa sürükler de sonra Allah'tan bağışlanma dilerse Allah'ın bağışlamasının bol, ikramının çok olduğunu görecektir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 110. ayet

  7. Nisâ suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 111. ayet. وَمَن يَكْسِبْ إِثْمًا فَإِنَّمَا يَكْسِبُهُۥ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    vemey yeksib iŝmen feinnemâ yeksibühû `alâ nefsih. vekâne-llâhü `alîmen ḥakîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim bir günah işlerse onu sadece kendi aleyhine işler. Allah bilir, doğru kararlar verir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 111. ayet

  8. Nisâ suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 112. ayet. وَمَن يَكْسِبْ خَطِيٓـَٔةً أَوْ إِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِهِۦ بَرِيٓـًٔا فَقَدِ ٱحْتَمَلَ بُهْتَٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا

    vemey yeksib ḫaṭîeten ev iŝmen ŝümme yermi bihî berîen feḳadi-ḥtemele bühtânev veiŝmem mübînâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim bir hata yapar veya günah işler de onu bir suçsuzun üzerine atarsa, bir iftirayı ve açık bir günahı yüklenmiş olur.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 112. ayet

  9. Nisâ suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 113. ayet. وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُۥ لَهَمَّت طَّآئِفَةٌ مِّنْهُمْ أَن يُضِلُّوكَ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِن شَىْءٍ وَأَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُن تَعْلَمُ وَكَانَ فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكَ عَظِيمًا

    velevlâ faḍlü-llâhi `aleyke veraḥmetühû lehemmeṭ ṭâifetüm minhüm ey yüḍillûk. vemâ yüḍillûne illâ enfüsehüm vemâ yeḍurrûneke min şey'. veenzele-llâhü `aleyke-lkitâbe velḥikmete ve`allemeke mâ lem tekün ta`lem. vekâne faḍlü-llâhi `aleyke `ażîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer Allah'ın sana lütfu ve ikramı olmasaydı, onların bir kesimi seni saptırmakta kararlıydı. Oysa onlar sadece kendilerini saptırırlar. Sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, sana kitabı ve hikmeti indirmiş ve bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın sana olan lütfu muazzamdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 113. ayet

  10. Nisâ suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 114. ayet. لَّا خَيْرَ فِى كَثِيرٍ مِّن نَّجْوَىٰهُمْ إِلَّا مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوْ مَعْرُوفٍ أَوْ إِصْلَٰحٍۭ بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا

    lâ ḫayra fî keŝîrim min necvâhüm illâ men emera biṣadeḳatin ev ma`rûfin ev iṣlâḥim beyne-nnâs. vemey yef`al ẕâlike-btigâe merḍâti-llâhi fesevfe nü'tîhi ecran `ażîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Yaptıkları gizli görüşmelerin çoğunun bir faydası yoktur. Ama sadaka verme, iyilik yapma ya da insanların arasını düzeltme amacıyla yapanlarınki başka. Kim bunları Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa Allah ona muazzam bir ödül verir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat, bkz Nisa 4/33'ün dipnotu.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 114. ayet

  11. Nisâ suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 115. ayet. وَمَن يُشَاقِقِ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ ٱلْهُدَىٰ وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ ٱلْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِۦ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصْلِهِۦ جَهَنَّمَ وَسَآءَتْ مَصِيرًا

    vemey yüşâḳiḳi-rrasûle mim ba`di mâ tebeyyene lehü-lhüdâ veyettebi` gayra sebîli-lmü'minîne nüvellihî mâ tevellâ venuṣlihî cehennem. vesâet meṣîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Doğru yol kendisi için apaçık belli olduktan sonra kim bu elçiden /onun getirdiği ayetlerden ayrılır ve müminlerin yolundan başka bir yola girerse dipnot 1 onu, saptığı yolda bırakırız dipnot 2 ve cehenneme sokarız. Ne kötü hale gelmektir o!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gelenek bu ayeti, Muhammed (s.a.v.)'ın vefatından sonraki bir zamanda, onun ümmetinin dini bir konuda fikir birliği etmeleri anlamında kullanılan 'icma'nın delili sayar. Bu anlayışa göre ümmetin dini bir konuda vardığı fikir birliği de ayette geçen "müminlerin yolu" ifadesinin kapsamına girer. Yine bu ayete göre bu yolun dışında bir tercihte bulunmak tıpkı hayatta iken resule muhalefet etmek gibi kişiyi dinden çıkarır. Oysa ayette geçen 'resulden ayrılmak', onun tebliğ ettiği şeylere yani doğrudan Allah'ın kitabına muhalefet etme anlamındadır. Allah'a itaat resule itaat ile mümkün olduğu için resulün tebliğ ettiği şeylere muhalefet Allah'a muhalefet anlamına gelir (Nisa 4/80). Ayrıca bu ayette geçen müminlerin yolu Allah Teala'nın emrettiği ve rasullerin tebliğ ettikleri doğru yoldur. Müminlerin yolunun Allah katında bir değer ifade etmesi, içtihat ehliyetine sahip olduğu söylenenlerin bir konudaki ittifakıyla değil, o yolun resulün gittiği yola yani kitaba uygun olup olmaması ile ilgilidir (En'am 6/153, Yusuf 12/108).
    2. metne dön, dipnot 2
      Şikak (شقاق) kelimesi, bir şeyde oluşan yarık ve bir şeyi yarmak manalarındaki şakk (شَقّ) kelimesinin mufaale babından mastarıdır. Yarığın iki tarafındaki her bölüme şikk (شِقّ) denir. Şikak, bir kişinin, arkadaşının durduğu şıktan farklı şıkta bulunmasıdır (Mekayis, Müfredat, Lisan'ul Arab). Kelimenin kökünde her ne kadar hakiki manada yarma, yarılma, yarık ve farklı şıklarda bulunma anlamları varsa da şikak kelimesi ve türevleri Kur'an-ı Kerim'de daha çok manevi anlamdaki farklılık için kullanılmıştır. Bunlar; inanç farklılığı (Bakara 2/137), inanç farklılığı yüzünden muhalefet (Hud 11/89), haktan uzaklaşma (Bakara 2/176; Hac 22/53; Sad 38/2; Fussilet 41/52), Allah ve resulünün gösterdiği yoldan başka bir yola girmektir (Enfal 8/13).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 115. ayet

Şirkin bağışlanmaması; şeytanın vaadi ve kuruntular 116–126

  1. Nisâ suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 116. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا

    inne-llâhe lâ yagfiru ey yüşrake bihî veyagfiru mâ dûne ẕâlike limey yeşâ'. vemey yüşrik billâhi feḳad ḍalle ḍalâlem be`îdâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, kendisine ortak /şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun altındaki günahları, gerekeni yapan kişi için bağışlar dipnot 1 . Kim Allah'a ortak koşarsa yanlış yola girip kaybolup gitmiş olur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şirkten uzak kalan ve büyük günahlardan kaçınan (Nisa 4/31, Necm 53/31-32) veya günah işledikten sonra tövbe edip /dönüş yapıp kendilerini düzeltenler (Furkan 25/68-71) ile sevapları günahlarından fazla olanlar doğrudan cennete gider, cehennemin hışırtısını bile duymazlar. (Enbiya 21/101-102) Günahları sevaplarından fazla olanlar da cehenneme giderler. (Araf 7/9, Meryem 19/71-72, Meryem 19/86-87, Müminun 23/103-104, el-Karia 101/8-11) Bunlar, cezalarını çektikten sonra cennetteki yakınlarının yanına yerleştirilirler. (Tur 52/21)

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 116. ayet

  2. Nisâ suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 117. ayet. إِن يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ إِنَٰثًا وَإِن يَدْعُونَ إِلَّا شَيْطَٰنًا مَّرِيدًا

    iy yed`ûne min dûnihî illâ inâŝâ. veiy yed`ûne illâ şeyṭânem merîdâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 117. ayet

  3. Nisâ suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 118. ayet. لَّعَنَهُ ٱللَّهُ وَقَالَ لَأَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا

    le`anehü-llâh. veḳâle leetteḫiẕenne min `ibâdike neṣîbem mefrûḍâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 118. ayet

  4. Nisâ suresi, 119. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 119. ayet. وَلَأُضِلَّنَّهُمْ وَلَأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَـَٔامُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ ءَاذَانَ ٱلْأَنْعَٰمِ وَلَـَٔامُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ ٱللَّهِ وَمَن يَتَّخِذِ ٱلشَّيْطَٰنَ وَلِيًّا مِّن دُونِ ٱللَّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا

    veleüḍillennehüm veleümenniyennehüm veleâmürannehüm feleyübettikünne âẕâne-l'en`âmi veleâmürannehüm feleyügayyirunne ḫalḳa-llâh. vemey yetteḫiẕi-şşeyṭâne veliyyem min dûni-llâhi feḳad ḫasira ḫusrânem mübînâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları kesinlikle saptıracağım, kesinlikle beklentilere sokacağım. Onlara mutlaka emredeceğim, en'am'ın kulaklarını yaracaklar dipnot 1 . Mutlaka emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirecekler dipnot 2 ." (Ey insanlar!) Sizden kim şeytanı, kendine Allah'tan daha yakın sayarsa apaçık bir hüsrana uğramış olur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mekke müşrikleri, putlara kurban edecekleri bazı hayvanları önceden işaretlemek için onların kulaklarını yarar ve onları bir müddet serbest bırakırlardı (Bkz: Maide, 5/103). O hayvanların etlerinden, sütlerinden ve yünlerinden ölünceye kadar yararlanmazlar, bazılarının sadece erkeklere helal, kadınlara haram olduğunu söylerlerdi (Bkz: En'am, 6/138-139). Bu ayette kınanan husus budur. Bu, birçok müşrik toplumda görülen bir uygulamadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Onlara emredeceğim, halkullahı /Allah'ın yarattığını değiştirecekler." ifadesinde geçen "halkullah"a, Rum Suresi 30. ayette fıtrat denmiş ve Allah'ın dini olarak tanımlanmıştır. Fıtrat, varlıkların temel yapısını ve onu oluşturan yaratılış, değişim ve gelişim ilke ve kanunlarını ifade eder. İnsan da o varlıklardan olduğu için Allah'ın dini, kişinin doğal yapısı ile tam uyuşur. Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğu da aynı yöntemle anlaşılır (Fussilet 41/53). Sonuç olarak bu ayet, ister indirilen ayetler, isterse yaratılan ayetler olsun, bunlardan herhangi birini bozmanın şeytan işi bir davranış olduğunu gösterir.<br />

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 119. ayet

  5. Nisâ suresi, 120. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 120. ayet. يَعِدُهُمْ وَيُمَنِّيهِمْ وَمَا يَعِدُهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ إِلَّا غُرُورًا

    ye`idühüm veyümennîhim. vemâ ye`idühümü-şşeyṭânü illâ gurûrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    O (şeytan), onlara söz verir, onları beklenti içine sokar. Şeytan, sadece aldatmak için söz verir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 120. ayet

  6. Nisâ suresi, 121. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 121. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَلَا يَجِدُونَ عَنْهَا مَحِيصًا

    ülâike me'vâhüm cehennemü velâ yecidûne `anhâ meḥîṣâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte onların varıp kalacakları yer cehennemdir. Oradan bir kaçış yolu bulamayacaklardır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 121. ayet

  7. Nisâ suresi, 122. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 122. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ ٱللَّهِ قِيلًا

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti senüdḫilühüm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. va`de-llâhi ḥaḳḳâ. vemen aṣdeḳu mine-llâhi ḳîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanları da ölümsüz olarak sonsuza dek kalmak üzere içinden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan vaadidir dipnot 1 . Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. Nisa 4/57. ayetin dipnotu, Lokman 31/8-9.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 122. ayet

  8. Nisâ suresi, 123. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 123. ayet. لَّيْسَ بِأَمَانِيِّكُمْ وَلَآ أَمَانِىِّ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مَن يَعْمَلْ سُوٓءًا يُجْزَ بِهِۦ وَلَا يَجِدْ لَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا

    leyse biemâniyyiküm velâ emâniyyi ehli-lkitâb. mey ya`mel sûey yücze bihî velâ yecid lehû min dûni-llâhi veliyyev velâ neṣîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ne sizin beklentileriniz ne de ehlikitabın beklentileri geçerlidir dipnot 1 . Kim bir kötülük yaparsa cezasını çeker. Allah ile arasına girecek bir dost ve bir yardımcı bulamaz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 123. ayet

  9. Nisâ suresi, 124. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 124. ayet. وَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقِيرًا

    vemey ya`mel mine-ṣṣâliḥâti min ẕekerin ev ünŝâ vehüve mü'minün feülâike yedḫulûne-lcennete velâ yużlemûne neḳîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İster erkek ister kadın olsun, kim mümin olarak iyi işler yaparsa cennete işte onlar gireceklerdir. Onlara zerre kadar haksızlık yapılmayacaktır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 124. ayet

  10. Nisâ suresi, 125. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 125. ayet. وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَٱتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَٱتَّخَذَ ٱللَّهُ إِبْرَٰهِيمَ خَلِيلًا

    vemen aḥsenü dînem mimmen esleme vechehû lillâhi vehüve muḥsinüv vettebe`a millete ibrâhîme ḥanîfâ. vetteḫaẕe-llâhü ibrâhîme ḫalîlâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 125. ayet

  11. Nisâ suresi, 126. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 126. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ مُّحِيطًا

    velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vekâne-llâhü bikülli şey'im müḥîṭâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah, her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 126. ayet

Kadınlar hakkında fetva ve adalet 127–134

  1. Nisâ suresi, 127. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 127. ayet. وَيَسْتَفْتُونَكَ فِى ٱلنِّسَآءِ قُلِ ٱللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِيهِنَّ وَمَا يُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فِى ٱلْكِتَٰبِ فِى يَتَٰمَى ٱلنِّسَآءِ ٱلَّٰتِى لَا تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ أَن تَنكِحُوهُنَّ وَٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلْوِلْدَٰنِ وَأَن تَقُومُوا۟ لِلْيَتَٰمَىٰ بِٱلْقِسْطِ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِهِۦ عَلِيمًا

    veyesteftûneke fi-nnisâ'. ḳuli-llâhü yüftîküm fîhinne vemâ yütlâ `aleyküm fi-lkitâbi fî yetâme-nnisâi-llâtî lâ tü'tûnehünne mâ kütibe lehünne vetergabûne en tenkiḥûhünne velmüstaḍ`afîne mine-lvildâni veen teḳûmû lilyetâmâ bilḳisṭ. vemâ tef`alû min ḫayrin feinne-llâhe kâne bihî `alîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadınlar hakkında senden fetva dipnot 1 istiyorlar. De ki: Onlarla ilgili fetvayı size Allah veriyor. Yetim (iken bakımını üstlendiğiniz) ve hakları olan mallarını teslim etmeyip dipnot 2 kendileriyle evlenmek istediğiniz kadınlar dipnot 3 , hatta güçsüz çocuklar ve bütün yetimlere hakka uygun davranmanız konularındaki fetva, size bu kitapta sıralanan ayetlerdedir. İyilik olarak ne yaparsanız Allah onu mutlaka bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fetva, bir konuda sorulan soruya, delile dayanılarak verilen cevaptır.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Büluğa ermiş birine yetim denmez. Burada yetim kadın ifadesi, evlilik çağına gelmiş yetim kızlar için kullanılan mecaz anlatımdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 127. ayet

  2. Nisâ suresi, 128. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 128. ayet. وَإِنِ ٱمْرَأَةٌ خَافَتْ مِنۢ بَعْلِهَا نُشُوزًا أَوْ إِعْرَاضًا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَآ أَن يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا صُلْحًا وَٱلصُّلْحُ خَيْرٌ وَأُحْضِرَتِ ٱلْأَنفُسُ ٱلشُّحَّ وَإِن تُحْسِنُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

    veini-mraetün ḫâfet mim ba`lihâ nüşûzen ev i`râḍan felâ cünâḥa `aleyhimâ ey yuṣliḥâ beynehümâ ṣulḥâ. veṣṣulḥu ḫayr. veuḥḍirati-l'enfüsü-şşüḥḥ. vein tuḥsinû vetetteḳû feinne-llâhe kâne bimâ ta`melûne ḫabîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir kadın, kocasının ayrılmasından dipnot 1 veya yüz çevirmesinden dipnot 2 korkarsa aralarında uzlaşmaları, iki taraf için de günah değildir. Uzlaşmak hayırlıdır. Nefisler doyumsuzluğa yatkın kılınmıştır dipnot 3 . Eğer güzel davranır ve yanlış yapmaktan sakınırsanız (bilin ki) Allah, yaptığınız şeylerin iç yüzünden haberdardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Nüşuzundan", "boşayıp ayrılmasından" anlamındadır (bkz. Nisa 34. ayetin dipnotu).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bir erkeğin birden fazla eşi olabileceği için bir eşinden yüz çevirmesi, ilgisini diğer eşine yöneltmesi demektir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 128. ayet

  3. Nisâ suresi, 129. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 129. ayet. وَلَن تَسْتَطِيعُوٓا۟ أَن تَعْدِلُوا۟ بَيْنَ ٱلنِّسَآءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلَا تَمِيلُوا۟ كُلَّ ٱلْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَٱلْمُعَلَّقَةِ وَإِن تُصْلِحُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

    velen testeṭî`û en ta`dilû beyne-nnisâi velev ḥaraṣtüm felâ temîlû külle-lmeyli feteẕerûhâ kelmü`alleḳah. vein tuṣliḥû vetetteḳû feinne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ne kadar isteseniz de eşleriniz arasında adaleti sağlamaya güç yetiremezsiniz. Öyleyse bir tarafa büsbütün meyledip diğerini askıda bırakmayın. Eğer uzlaşır ve yanlış yapmaktan sakınırsanız (bilin ki) Allah daima bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 129. ayet

  4. Nisâ suresi, 130. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 130. ayet. وَإِن يَتَفَرَّقَا يُغْنِ ٱللَّهُ كُلًّا مِّن سَعَتِهِۦ وَكَانَ ٱللَّهُ وَٰسِعًا حَكِيمًا

    veiy yeteferraḳâ yugni-llâhü küllem min se`atih. vekâne-llâhü vâsi`an ḥakîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Eşler ayrılırlarsa Allah, kendi imkanlarından vererek her birini diğerine muhtaç olmaktan kurtarır. İmkanları geniş olan ve doğru kararlar veren Allah'tır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 130. ayet

  5. Nisâ suresi, 131. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 131. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَإِيَّاكُمْ أَنِ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَإِن تَكْفُرُوا۟ فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ غَنِيًّا حَمِيدًا

    velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. veleḳad veṣṣayne-lleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳabliküm veiyyâküm eni-tteḳu-llâh. vein tekfürû feinne lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vekâne-llâhü ganiyyen ḥamîdâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size yüklediğimiz görev şudur: "Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının!" Ayetleri görmezlikte direnirseniz şunu bilin ki göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Bir şeye ihtiyacı olmayan ve yaptığını mükemmel yapan Allah'tır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 131. ayet

  6. Nisâ suresi, 132. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 132. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا

    velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vekefâ billâhi vekîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Evet! Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Vekil /dayanak olarak Allah yeter.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 132. ayet

  7. Nisâ suresi, 133. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 133. ayet. إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ أَيُّهَا ٱلنَّاسُ وَيَأْتِ بِـَٔاخَرِينَ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ذَٰلِكَ قَدِيرًا

    iy yeşe' yüẕhibküm eyyühe-nnâsü veye'ti biâḫarîn. vekâne-llâhü `alâ ẕâlike ḳadîrâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 133. ayet

  8. Nisâ suresi, 134. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 134. ayet. مَّن كَانَ يُرِيدُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا فَعِندَ ٱللَّهِ ثَوَابُ ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا

    men kâne yürîdü ŝevâbe-ddünyâ fe`inde-llâhi ŝevâbü-ddünyâ vel'âḫirah. vekâne-llâhü semî`am beṣîrâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 134. ayet

Adaletle şahitlik; kâfirleri dost edinenler 135–141

  1. Nisâ suresi, 135. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 135. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوا۟ قَوَّٰمِينَ بِٱلْقِسْطِ شُهَدَآءَ لِلَّهِ وَلَوْ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ أَوِ ٱلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ إِن يَكُنْ غَنِيًّا أَوْ فَقِيرًا فَٱللَّهُ أَوْلَىٰ بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلْهَوَىٰٓ أَن تَعْدِلُوا۟ وَإِن تَلْوُۥٓا۟ أَوْ تُعْرِضُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kûnû ḳavvâmîne bilḳisṭi şühedâe lillâhi velev `alâ enfüsiküm evi-lvâlideyni vel'aḳrabîn. iy yekün ganiyyen ev feḳîran fellâhü evlâ bihimâ felâ tettebi`ü-lhevâ en ta`dilû. vein telvû ev tü`riḍû feinne-llâhe kâne bimâ ta`melûne ḫabîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler /müminler! Kendi aleyhinize, ana-babanız veya en yakınlarınızın aleyhine bile olsa hakkı ayakta tutan, Allah için şahitlik eden kişiler olun. Aleyhine şahitlik yaptığınız kişi ister zengin ister fakir olsun; Allah, onlara daha yakındır. Kendi arzunuza uymayın ki adil olasınız. Lafı eğip büker veya şahitlikten kaçınırsanız bilin ki Allah, yaptığınız her işin iç yüzünü bilir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 135. ayet

  2. Nisâ suresi, 136. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 136. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱلْكِتَٰبِ ٱلَّذِى نَزَّلَ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَٱلْكِتَٰبِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِن قَبْلُ وَمَن يَكْفُرْ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû âminû billâhi verasûlihî velkitâbi-lleẕî nezzele `alâ rasûlihî velkitâbi-lleẕî enzele min ḳabl. vemey yekfür billâhi vemelâiketihî vekütübihî verusülihî velyevmi-l'âḫiri feḳad ḍalle ḍalâlem be`îdâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Allah'a, elçisine, elçisine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaplara inanıp güvenin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü inkar eder/ görmezden gelirse derin bir sapıklığa düşmüş olur.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 136. ayet

  3. Nisâ suresi, 137. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 137. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ثُمَّ كَفَرُوا۟ ثُمَّ ءَامَنُوا۟ ثُمَّ كَفَرُوا۟ ثُمَّ ٱزْدَادُوا۟ كُفْرًا لَّمْ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ سَبِيلًۢا

    inne-lleẕîne âmenû ŝümme keferû ŝümme âmenû ŝümme keferû ŝümme-zdâdû küfral lem yeküni-llâhü liyagfira lehüm velâ liyehdiyehüm sebîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Önce inanan, sonra kafir olan, sonra tekrar inanan, arkasından yine kafir olan sonra da kafirliklerini sürekli artıranlar var ya; Allah onları ne bağışlayacak ne de bir çıkış yolu gösterecektir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 137. ayet

  4. Nisâ suresi, 138. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 138. ayet. بَشِّرِ ٱلْمُنَٰفِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    beşşiri-lmünâfiḳîne bienne lehüm `aẕâben elîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklara şu müjdeyi (!) ver: Onların payına düşecek olan acıklı bir azaptır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 138. ayet

  5. Nisâ suresi, 139. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 139. ayet. ٱلَّذِينَ يَتَّخِذُونَ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ ٱلْعِزَّةَ فَإِنَّ ٱلْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا

    elleẕîne yetteḫiẕûne-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmü'minîn. eyebtegûne `indehümü-l`izzete feinne-l`izzete lillâhi cemî`â.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 139. ayet

  6. Nisâ suresi, 140. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 140. ayet. وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِى ٱلْكِتَٰبِ أَنْ إِذَا سَمِعْتُمْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَأُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا۟ مَعَهُمْ حَتَّىٰ يَخُوضُوا۟ فِى حَدِيثٍ غَيْرِهِۦٓ إِنَّكُمْ إِذًا مِّثْلُهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ جَامِعُ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْكَٰفِرِينَ فِى جَهَنَّمَ جَمِيعًا

    veḳad nezzele `aleyküm fi-lkitâbi en iẕâ semi`tüm âyâti-llâhi yükferu bihâ veyüstehzeü bihâ felâ taḳ`udû me`ahüm ḥattâ yeḫûḍû fî ḥadîŝin gayrihi. inneküm iẕem miŝlühüm. inne-llâhe câmi`u-lmünâfiḳîne velkâfirîne fî cehenneme cemî`â.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah kitabında size şunu indirmiştir dipnot 1 : "Allah'ın ayetlerinin görmezden gelindiğini ve hafife alındığını işittiğinizde, başka bir konuya geçmedikçe onlarla oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz!" Allah, bütün münafıkları ve kafirleri cehennemde toplayacaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      En'am 6/68 Ayetlerle alay edilen mecliste oturmama emri Zebur'da da mevcuttur: "Ne mutlu o insana ki, kötülerin öğüdüyle yürümez, günahkarların yolunda durmaz, alaycıların arasında oturmaz. Ancak zevkini Rabbin Yasası'ndan alır ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür" (
      Mezmurlar 1:1-2 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Mezmurlar 1:1

      Ne mutlu o insana ki, kötülerin öğüdüyle yürümez, 2 Günahkârların yolunda durmaz, 2 Alaycıların arasında oturmaz.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 140. ayet

  7. Nisâ suresi, 141. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 141. ayet. ٱلَّذِينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْ فَإِن كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِّنَ ٱللَّهِ قَالُوٓا۟ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ وَإِن كَانَ لِلْكَٰفِرِينَ نَصِيبٌ قَالُوٓا۟ أَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُم مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ فَٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَن يَجْعَلَ ٱللَّهُ لِلْكَٰفِرِينَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا

    elleẕîne yeterabbeṣûne biküm. fein kâne leküm fetḥum mine-llâhi ḳâlû elem neküm me`aküm. vein kâne lilkâfirîne neṣîbün ḳâlû elem nestaḥviẕ `aleyküm venemna`küm mine-lmü'minîn. fellâhü yaḥkümü beyneküm yevme-lḳiyâmeh. veley yec`ale-llâhü lilkâfirîne `ale-lmü'minîne sebîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Allah size bir başarı nasip etse, "Biz de sizinle beraber değil miydik?" derler. Ama eğer ayetleri görmezlikte direnen o kimselerin (o kafirlerin) lehine bir durum meydana gelse bu defa da onlara: "Sizin arkanızda değil miydik, sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Nasıl olsa Allah, tekrar dirilip kalkış günü aranızda hükmünü verecektir. Allah kafirlere, müminlerin aleyhine olacak bir yolu asla açmaz dipnot 1 .

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 141. ayet

Münafıkların bocalaması ve en aşağı tabaka 142–152

  1. Nisâ suresi, 142. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 142. ayet. إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَهُوَ خَٰدِعُهُمْ وَإِذَا قَامُوٓا۟ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ قَامُوا۟ كُسَالَىٰ يُرَآءُونَ ٱلنَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ إِلَّا قَلِيلًا

    inne-lmünâfiḳîne yüḫâdi`ûne-llâhe vehüve ḫâdi`uhüm. veiẕâ ḳâmû ile-ṣṣalâti ḳâmû küsâlâ yürâûne-nnâse velâ yeẕkürûne-llâhe illâ ḳalîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklar, Allah'a karşı oyun kurarlar dipnot 1 , halbuki Allah onların oyunlarını başlarına çevirir dipnot 2 . Namaza kalkarken üşenerek kalkar dipnot 3 , insanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı ancak arada sırada hatırlarlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen (hıda = الخداع)'nın anlamı, planlı bir şekilde yanıltma ve aldatmadır (Müfredat). Yeni bir nebi beklentisinde olan bazı Yahudilerin nebimize gösterdikleri tavır buna örnektir (Bakara 2/75-79 ve 90). Hesaplarına uymayan ayetlere farklı anlamlar verip yanlış yola giren herkes bu kapsama girer.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 142. ayet

  2. Nisâ suresi, 143. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 143. ayet. مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَٰلِكَ لَآ إِلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَلَآ إِلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا

    müẕebẕebîne beyne ẕâlik. lâ ilâ hâülâi velâ ilâ hâülâ'. vemey yuḍlili-llâhü felen tecide lehû sebîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İki taraf arasında kalırlar. Ne onlardan olabilirler ne de bunlardan. Sen Allah'ın sapık saydığı kişiye bir çıkış yolu bulamazsın.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 143. ayet

  3. Nisâ suresi, 144. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 144. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَتُرِيدُونَ أَن تَجْعَلُوا۟ لِلَّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕü-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmü'minîn. etürîdûne en tec`alû lillâhi `aleyküm sülṭânem mübînâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Kafirleri kendinize, müminlerden yakın konumda tutmayın. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık ve güçlü bir delil mi vermek istiyorsunuz?

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 144. ayet

  4. Nisâ suresi, 145. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 145. ayet. إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ فِى ٱلدَّرْكِ ٱلْأَسْفَلِ مِنَ ٱلنَّارِ وَلَن تَجِدَ لَهُمْ نَصِيرًا

    inne-lmünâfiḳîne fi-dderki-l'esfeli mine-nnâr. velen tecide lehüm neṣîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklar, o ateşin en alt tabakasında olacaklardır. Onlara yardım edecek birini bulamazsın.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 145. ayet

  5. Nisâ suresi, 146. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 146. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ وَأَصْلَحُوا۟ وَٱعْتَصَمُوا۟ بِٱللَّهِ وَأَخْلَصُوا۟ دِينَهُمْ لِلَّهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَعَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَسَوْفَ يُؤْتِ ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَجْرًا عَظِيمًا

    ille-lleẕîne tâbû veaṣleḥû va`teṣamû billâhi veaḫleṣû dînehüm lillâhi feülâike me`a-lmü'minîn. vesevfe yü'ti-llâhü-lmü'minîne ecran `ażîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama tövbe eden /dönüş yapan, kendilerini düzelten, Allah'a sarılan ve dinlerini Allah için saf ve katıksız olarak yaşayanlar başka. Onlar, müminlerle beraberdirler. Allah, müminlere büyük bir ödül verecektir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 146. ayet

  6. Nisâ suresi, 147. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 147. ayet. مَّا يَفْعَلُ ٱللَّهُ بِعَذَابِكُمْ إِن شَكَرْتُمْ وَءَامَنتُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ شَاكِرًا عَلِيمًا

    mâ yef`alü-llâhü bi`aẕâbiküm in şekertüm veâmentüm. vekâne-llâhü şâkiran `alîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer inanıp güvenmiş olarak görevlerinizi yerine getirirseniz, Allah size ne diye azap etsin? Allah her iyiliğin karşılığını veren ve her şeyi bilendir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 147. ayet

  7. Buradan itibaren cüz 6

    Nisâ suresi, 148. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 148. ayet. لَّا يُحِبُّ ٱللَّهُ ٱلْجَهْرَ بِٱلسُّوٓءِ مِنَ ٱلْقَوْلِ إِلَّا مَن ظُلِمَ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا

    lâ yüḥibbü-llâhü-lcehra bissûi mine-lḳavli illâ men żulim. vekâne-llâhü semî`an `alîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, kötü sözün açıkça dile getirilmesinden hoşlanmaz; haksızlığa uğramış olan söylerse başka dipnot 1 . Allah dinler ve bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haksızlığa uğrayan kişi, maruz kaldığı haksızlığı dile getirebilir. Ayete göre o kişi, yapılan haksızlığı açığa vurma dışında bir hakka sahip değildir. Dolayısıyla kendisi de karşı tarafa kötü söz söyleyemez ve haksız davranışta bulunamaz. (Şura 42/40-41)

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 148. ayet

  8. Nisâ suresi, 149. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 149. ayet. إِن تُبْدُوا۟ خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُوا۟ عَن سُوٓءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا

    in tübdû ḫayran ev tuḫfûhü ev ta`fû `an sûin feinne-llâhe kâne `afüvven ḳadîrâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 149. ayet

  9. Nisâ suresi, 150. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 150. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَيُرِيدُونَ أَن يُفَرِّقُوا۟ بَيْنَ ٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍ وَيُرِيدُونَ أَن يَتَّخِذُوا۟ بَيْنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًا

    inne-lleẕîne yekfürûne billâhi verusülihî veyürîdûne ey yüferriḳû beyne-llâhi verusülihî veyeḳûlûne nü'minü biba`ḍiv venekfüru biba`ḍiv veyürîdûne ey yetteḫiẕû beyne ẕâlike sebîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah ile resullerini /onların getirdikleri kitapları dipnot 1 görmezlikten gelen ve Allah ile resullerini /kitaplarını ayırmak isteyen, "onların bir kısmına inanır bir kısmına inanmayız" diyen ve ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler var ya...

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz, Nisa 4/13. ayetin dipnotu.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 150. ayet

  10. Nisâ suresi, 151. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 151. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ حَقًّا وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا

    ülâike hümü-lkâfirûne ḥaḳḳâ. vea`tednâ lilkâfirîne `aẕâbem mühînâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte asıl kafirler onlardır. O kafirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 151. ayet

  11. Nisâ suresi, 152. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 152. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَمْ يُفَرِّقُوا۟ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ سَوْفَ يُؤْتِيهِمْ أُجُورَهُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    velleẕîne âmenû billâhi verusülihî velem yüferriḳû beyne eḥadim minhüm ülâike sevfe yü'tîhim ücûrahüm. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah ile resullerine /getirdikleri kitaplara inanıp güvenen ve onlardan birini diğerinden ayırmayanlara gelince, onlara hak ettikleri karşılığı Allah verecektir. Allah daima bağışlayan ve ikramı bol olandır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 152. ayet

Kitap ehlinin istekleri ve yaptıkları 153–162

  1. Nisâ suresi, 153. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 153. ayet. يَسْـَٔلُكَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَٰبًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَقَدْ سَأَلُوا۟ مُوسَىٰٓ أَكْبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓا۟ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ثُمَّ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ فَعَفَوْنَا عَن ذَٰلِكَ وَءَاتَيْنَا مُوسَىٰ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا

    yes'elüke ehlü-lkitâbi en tünezzile `aleyhim kitâbem mine-ssemâi feḳad seelû mûsâ ekbera min ẕâlike feḳâlû erine-llâhe cehraten feeḫaẕethümu-ṣṣâ`iḳatü biżulmihim. ŝümme-tteḫaẕü-l`icle mim ba`di mâ câethümü-lbeyyinâtü fe`afevnâ `an ẕâlik. veâteynâ mûsâ sülṭânem mübînâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar Musa'dan daha büyük bir istekte bulunmuş, "Bize Allah'ı apaçık göstersene!" demişlerdi. Yanlış yapmalarından ötürü onları yıldırım çarpmıştı dipnot 1 . Sonra onlara onca mucize gelmiş ama yine de o boğayı ilah edinmişlerdi dipnot 2 . Daha sonra onları bu suçlarından dolayı da affetmiş ve Musa'ya apaçık bir yetki vermiştik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Musa aleyhisselam Tur'a gidip halkından 40 gün kadar uzak kalınca Samiri ve taraftarları bir boğa heykeli yapmış, İsrailoğullarına "Bu sizin ilahınızdır. Musa'nın da ilahıdır ama o, onu unuttu." demişlerdi. Harun aleyhisselam, içlerinde olmasına rağmen onların heykele tapmalarına engel olamamıştı. Bkz. Taha 20/83-98.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 153. ayet

  2. Nisâ suresi, 154. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 154. ayet. وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ ٱلطُّورَ بِمِيثَٰقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا۟ فِى ٱلسَّبْتِ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًا

    verafa`nâ fevḳahümu-ṭṭûra bimîŝâḳihim veḳulnâ lehümü-dḫulü-lbâbe süccedev veḳulnâ lehüm lâ ta`dû fi-ssebti veeḫaẕnâ minhüm mîŝâḳan galîżâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 154. ayet

  3. Nisâ suresi, 155. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 155. ayet. فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَٰقَهُمْ وَكُفْرِهِم بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَقَتْلِهِمُ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ بَلْ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا

    febimâ naḳḍihim mîŝâḳahüm veküfrihim biâyâti-llâhi veḳatlihimü-l'embiyâe bigayri ḥaḳḳiv veḳavlihim ḳulûbünâ gulf. bel ṭabe`a-llâhü `aleyhâ biküfrihim felâ yü'minûne illâ ḳalîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Sözlerinden caymaları, kafirlik etmeleri /Allah'ın ayetlerini görmezlikte direnmeleri, nebilerini bir gerçeğe dayanmadan itibarsızlaştırma çabaları dipnot 1 ve "Bizim (bu sözlere) karnımız tok!" demeleri dipnot 2 sebebiyle dışlandılar dipnot 3 . Aslında kafirlikleri sebebiyle Allah, kalplerinde yeni bir yapı oluşturmuştur. Pek azı hariç artık onlar inanıp güvenmezler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Katele= قتل) fiilinin kök anlamı itibarsızlaştırma ve öldürmedir (Mekayis), Al-i İmran 3/21.
    2. metne dön, dipnot 2
      Biz her şeyi biliyoruz, yeni bir bilgiye ihtiyacımız yok."Bu sözlere karnımız tok!" dediler. Hayır, ayetleri görmezlikte direnmeleri sebebiyle Allah onları dışladı. Artık pek azı inanır. (Bakara 2/88)
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 155. ayet

  4. Nisâ suresi, 156. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 156. ayet. وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلَىٰ مَرْيَمَ بُهْتَٰنًا عَظِيمًا

    vebiküfrihim veḳavlihim `alâ meryeme bühtânen `ażîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlikleri ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyle de dışlandılar.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 156. ayet

  5. Nisâ suresi, 157. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 157. ayet. وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا ٱلْمَسِيحَ عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ ٱللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَٰكِن شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ إِلَّا ٱتِّبَاعَ ٱلظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًۢا

    veḳavlihim innâ ḳatelne-lmesîḥa `îse-bne meryeme rasûle-llâh. vemâ ḳatelûhü vemâ ṣalebûhü velâkin şübbihe lehüm. veinne-lleẕîne-ḫtelefû fîhi lefî şekkim minh. mâ lehüm bihî min `ilmin ille-ttibâ`a-żżann. vemâ ḳatelûhü yeḳînâ.

    Süleymaniye Vakfı

    "Biz, Allah'ın elçisi Meryemoğlu İsa Mesih'i öldürdük." demeleri yüzünden de dışlanmışlardır. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar; ama (öldürdükleri kişi) onlara onun gibi gösterildi dipnot 1 . Bu konuda ihtilaf edenler tam bir ikilem içindedirler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur; sadece varsayımlarının peşinden giderler. Onu kesinlikle öldürmediler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "ama onlara onun gibi gösterildi" demek, "öldürdükleri kişi onlar için İsa'ya benzetildi." demektir. Şüpheden kurtulamamaları bundandır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 157. ayet

  6. Nisâ suresi, 158. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 158. ayet. بَل رَّفَعَهُ ٱللَّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

    ber rafe`ahü-llâhü ileyh. vekâne-llâhü `azîzen ḥakîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Aslında Allah, onu kendine yükseltmiştir dipnot 1 . Daima üstün olan ve bütün kararları doğru olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmran 3/55'e göre İsa aleyhisselam öldürülmemiş, Allah onu vefat ettirmiş (Meryem 19/33) ve Yahudilerin elinden kurtarmıştır. Onun ahirette söyleyeceği "Ne zaman ki beni vefat ettirdin onları gözetim altında tutan sadece sen oldun." sözü (Maide 5/117), normal şekilde vefat ettiğini gösterir. Zümer 39/42'ye göre vefat, işi biten ruhun bedenden ayrılmasıdır. Allah ruhu iki şekilde vefat ettirir, biri uykuya daldığında, diğeri de öldüğünde olur. Ruh, bilgisayarın işletim sistemi gibi bütün bilgileri korur. Onun için Allah, hem uyuyan hem de ölen bedenin ruhunu koruma altına alır. Uyuyan insanın ruhu uyandığında, ölen kişinin ruhu da vücut yeniden yaratıldığında geri döner (Müminun 23/100 ve Tekvir 81/7). İsa aleyhisselamın Allah'ın katına yükseltilmesi, öldükten sonra ruhunun yükseltilmesidir (Araf 7/40, Mearic 70/4). Dünyaya tekrar gelmesi diye bir şey yoktur.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 158. ayet

  7. Nisâ suresi, 159. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 159. ayet. وَإِن مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِۦ قَبْلَ مَوْتِهِۦ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا

    veim min ehli-lkitâbi illâ leyü'minenne bihî ḳable mevtih. veyevme-lḳiyâmeti yekûnü `aleyhim şehîdâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ehlikitaptan her biri, kendi ölümünden önce, ona (İsa'nın Allah'ın elçisi olduğuna dipnot 1 ) mutlaka inanacaktır. O da tekrar dirilip kalkış günü onların aleyhine şahitlik edecektir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudi ve Hristiyanların İsa aleyhisselam konusunda kafir olmaları için onun Allah'ın elçisi olduğuna inanmaları ve daha sonra bu inancı örtmeleri gerekir (Al-i İmran 3/106). Bugün Katolikler, onun Allah'ın elçisi olduğunu önce kabul ederler sonra da onun ilah olduğunu söylerler. (Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri İstanbul 2000, par. 465, 858-859).
    2. metne dön, dipnot 2
      Tevrat'ı ve İncil'i iyi bilen bir Yahudi ve Hristiyan, İsa'nın Allah'ın elçisi olduğunu kesin olarak anlar ve inanır. Sonra bu inancına ters bir yol izlerse, ahirette İsa aleyhisselam onun aleyhine şahitlik eder. Onun şahitliği, bir görgü şahitliği değil, yaşadığı sırada yaptığı tebliğ görevi ile ilgili şahitliktir.Maide 5/116-118.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 159. ayet

  8. Nisâ suresi, 160. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 160. ayet. فَبِظُلْمٍ مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَٰتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ كَثِيرًا

    febiżulmim mine-lleẕîne hâdû ḥarramnâ `aleyhim ṭayyibâtin üḥillet lehüm vebiṣaddihim `an sebîli-llâhi keŝîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Yahudilerin yanlış tutum ve davranışları ve ayrıca birçok kimseyi Allah'ın yolundan engellemeleri sebebiyle daha önce onlara helal kılınmış temiz şeyleri haram kıldık dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 160. ayet

  9. Nisâ suresi, 161. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 161. ayet. وَأَخْذِهِمُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَقَدْ نُهُوا۟ عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    veaḫẕihimü-rribâ veḳad nühû `anhü veeklihim emvâle-nnâsi bilbâṭil. vea`tednâ lilkâfirîne minhüm `aẕâben elîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    (Bunun diğer sebepleri de) Kendilerine yasak edildiği halde faiz almaları dipnot 1 ve insanların mallarını batıl dipnot 2 yollarla yemeleridir. İçlerinden kafir olanlara acıklı bir azap da hazırladık.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete göre Tevrat çevirilerinde yer alan "Yabancıdan faiz alabilirsin..." ibaresinin doğru olma ihtimali yoktur. Kelimeleri işlerine geldiği gibi sağa sola çeken Yahudilerin burada da bir tahrif yaptıkları çok açıktır. Yabancıdan aldıkları faizi helal, kardeşlerinden aldıkları faizi haram saymaları Tevrat'ın iç bütünlüğüne de aykırıdır. Tevrat'taki genel bir kaide şöyledir: "Yerli yabancı herkes için tek bir yasanız olacak. Tanrınız RAB benim." (
      Levililer 24:22 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 24:22

      Yerli yabancı herkes için tek bir yasanız olacak. Tanrınız RAB benim.› ”

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )
    2. metne dön, dipnot 2
      Batıl yollar için bkz. Nisa 4/29'un dipnotu.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 161. ayet

  10. Nisâ suresi, 162. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 162. ayet. لَّٰكِنِ ٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ مِنْهُمْ وَٱلْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَٱلْمُقِيمِينَ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱلْمُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ أُو۟لَٰٓئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا

    lâkini-rrâsiḫûne fi-l`ilmi minhüm velmü'minûne yü'minûne bimâ ünzile ileyke vemâ ünzile min ḳablike velmüḳîmîne-ṣṣalâte velmü'tûne-zzekâte velmü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫir. ülâike senü'tîhim ecran `ażîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Fakat onlardan (kitaptaki) ilmi kavramış olanlar dipnot 1 , sana indirilene ve senden önce indirilenlere inanan müminler, hele namazı tam kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe güvenenler var ya! İşte onlara muazzam bir ödül vereceğiz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 162. ayet

Peygamberlere vahiy ve şahitlik 163–170

  1. Nisâ suresi, 163. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 163. ayet. إِنَّآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ كَمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ نُوحٍ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَعِيسَىٰ وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَٰرُونَ وَسُلَيْمَٰنَ وَءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ زَبُورًا

    innâ evḥaynâ ileyke kemâ evḥaynâ ilâ nûḥiv vennebiyyîne mim ba`dih. veevḥaynâ ilâ ibrâhîme veismâ`île veisḥâḳa veya`ḳûbe vel'esbâṭi ve`îsâ veeyyûbe veyûnüse vehârûne vesüleymân. veâteynâ dâvûde zebûrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen nebilere nasıl vahyettiysek sana da öyle vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyetmiş ve Davud'a da bir zebur /bir kitap dipnot 1 vermiştik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zebur", kelime olarak "kitap, mülk, fırka, parça" gibi anlamlara gelir. Kur'an'da kelimenin çoğul hali olan "zübür", "fırka, parça" anlamında kullanılır. (Mü'minun 23/53) İki ayette Davud aleyhisselama bir Zebur verildiği bildirilir (Nisa 4/163; İsra 17/55). Enbiya 21/105. ayette harf-i tarifli şekilde geçen Zebur kelimesi de yine Davud'a verilen kitapla ilişkilendirilir. Bu ayet ile Kitab-ı Mukaddes'in Davud aleyhisselama ait bölümünde geçen şu ifade arasında benzerlik vardır: "Salihler yeryüzünü miras alacak ve orada sonsuza kadaryaşayacak." (Tevrat,
      Mezmurlar 37/29 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Mezmurlar 37:29

      Doğrular ülkeyi miras alacak, 2 Orada sonsuza dek yaşayacak.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Beş ayette (Al-i İmran 3/184; Nahl 16/44; Şu'ara 26/196; Fatır 35/25; Kamer 54/43) de kelimenin çoğul hali olan "zübür" ile öncekilere indirilenlere atıfta bulunulması, Zebur ile kitap kelimesi arasındaki ilişkiyi göstermektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 163. ayet

  2. Nisâ suresi, 164. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 164. ayet. وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَٰهُمْ عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَرُسُلًا لَّمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ وَكَلَّمَ ٱللَّهُ مُوسَىٰ تَكْلِيمًا

    verusülen ḳad ḳaṣaṣnâhüm `aleyke min ḳablü verusülel lem naḳṣuṣhüm `aleyk. vekelleme-llâhü mûsâ teklîmâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 164. ayet

  3. Nisâ suresi, 165. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 165. ayet. رُّسُلًا مُّبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى ٱللَّهِ حُجَّةٌۢ بَعْدَ ٱلرُّسُلِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

    rusülem mübeşşirîne vemünẕirîne liellâ yekûne linnâsi `ale-llâhi ḥuccetüm ba`de-rrusül. vekâne-llâhü `azîzen ḥakîmâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 165. ayet

  4. Nisâ suresi, 166. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 166. ayet. لَّٰكِنِ ٱللَّهُ يَشْهَدُ بِمَآ أَنزَلَ إِلَيْكَ أَنزَلَهُۥ بِعِلْمِهِۦ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا

    lâkini-llâhü yeşhedü bimâ enzele ileyke enzelehû bi`ilmih. velmelâiketü yeşhedûn. vekefâ billâhi şehîdâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 166. ayet

  5. Nisâ suresi, 167. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 167. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ قَدْ ضَلُّوا۟ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا

    inne-lleẕîne keferû veṣaddû `an sebîli-llâhi ḳad ḍallû ḍalâlem be`îdâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik eden /ayetleri görmezlikte direnen ve Allah'ın yolundan engelleyenler, yanlış yola girmiş, kaybolup gitmiş olurlar.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 167. ayet

  6. Nisâ suresi, 168. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 168. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَظَلَمُوا۟ لَمْ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَرِيقًا

    inne-lleẕîne keferû veżalemû lem yeküni-llâhü liyagfira lehüm velâ liyehdiyehüm ṭarîḳâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 168. ayet

  7. Nisâ suresi, 169. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 169. ayet. إِلَّا طَرِيقَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا

    illâ ṭarîḳa cehenneme ḫâlidîne fîhâ ebedâ. vekâne ẕâlike `ale-llâhi yesîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları yalnızca cehennem yoluna yöneltecektir. Orada ölümsüz olarak sonsuza dek kalacaklardır dipnot 1 . Bu, Allah için kolaydır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. Nisa 4/57. ayetin dipnotu.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 169. ayet

  8. Nisâ suresi, 170. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 170. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُمُ ٱلرَّسُولُ بِٱلْحَقِّ مِن رَّبِّكُمْ فَـَٔامِنُوا۟ خَيْرًا لَّكُمْ وَإِن تَكْفُرُوا۟ فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    yâ eyyühe-nnâsü ḳad câekümü-rrasûlü bilḥaḳḳi mir rabbiküm feâminû ḫayral leküm. vein tekfürû feinne lillâhi mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. vekâne-llâhü `alîmen ḥakîmâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey insanlar! Bu Elçi, Rabbinizden size gerçek olanı getirdi; ona inanın ki sizin için iyi olsun. Yok eğer ayetleri görmezlikte direnirseniz, bilin ki göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah her şeyi bilir, doğru kararlar verir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 170. ayet

"Dininizde sınırları aşmayın"; kelâle hükmü 171–176

  1. Nisâ suresi, 171. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 171. ayet. يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لَا تَغْلُوا۟ فِى دِينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ إِنَّمَا ٱلْمَسِيحُ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ ٱللَّهِ وَكَلِمَتُهُۥٓ أَلْقَىٰهَآ إِلَىٰ مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِّنْهُ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَا تَقُولُوا۟ ثَلَٰثَةٌ ٱنتَهُوا۟ خَيْرًا لَّكُمْ إِنَّمَا ٱللَّهُ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ سُبْحَٰنَهُۥٓ أَن يَكُونَ لَهُۥ وَلَدٌ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا

    yâ ehle-lkitâbi lâ taglû fî dîniküm velâ teḳûlû `ale-llâhi ille-lḥaḳḳ. inneme-lmesîḥu `îse-bnü meryeme rasûlü-llâhi vekelimetüh. elḳâhâ ilâ meryeme verûḥum minh. feâminû billâhi verusülih. velâ teḳûlû ŝelâŝeh. intehû ḫayral leküm. inneme-llâhü ilâhüv vâḥid. sübḥâneh ey yekûne lehû veled. lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vekefâ billâhi vekîlâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar! Dininizde aşırılık etmeyin. Allah hakkında gerçek dışı bir şey söylemeyin. Meryemoğlu İsa Mesih; sadece Allah'ın elçisi, Meryem'e ulaştırdığı "Ol" dipnot 1 sözü ve Allah'tan bir ruhtur dipnot 2 . Öyle ise Allah'a ve elçilerine inanıp güvenin. "Üç" demeyin dipnot 3 ; bundan vazgeçin ki sizin için iyi olsun. Şüphesiz, Allah tek ilahtır. Çocuk edinmek ona yakıştırılamaz! Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi onundur. Dayanak olarak Allah yeter.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki ruh, Allah'tan gelen bilgidir (İsra 17/85). O bilgi, Allah'ın İsa aleyhisselama, anasının rahminde iken (Enbiya 21/91, Tahrim 66/12) öğrettiği kitap ve hikmet bilgisidir (Al-i İmran 3/48, Meryem 19/30-33) Böylece o ve annesi, insanlar için birer ayet /mucize olmuşlardır (Meryem 19/21, Müminun 23/50).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 171. ayet

  2. Nisâ suresi, 172. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 172. ayet. لَّن يَسْتَنكِفَ ٱلْمَسِيحُ أَن يَكُونَ عَبْدًا لِّلَّهِ وَلَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ٱلْمُقَرَّبُونَ وَمَن يَسْتَنكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ إِلَيْهِ جَمِيعًا

    ley yestenkife-lmesîḥu ey yekûne `abdel lillâhi vele-lmelâiketü-lmüḳarrabûn. vemey yestenkif `an `ibâdetihî veyestekbir feseyaḥşüruhüm ileyhi cemî`â.

    Süleymaniye Vakfı

    Mesih, Allah'a kul olmaktan geri durmaz dipnot 1 . Mukarreb dipnot 2 melekler de öyle. Kim ona kulluktan geri durur da kibirlenirse Allah, onların hepsini huzuruna toplayacaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      el- Mukarreb, Allah'ın kendine yakın kabul ettiği meleklerdir. Mukarreb melekler iyi kişilerin kayıtlarının tutulduğu İliyyun'a göz kulak olmaktadırlar (Mutaffifin 83/21). İsa aleyhisselam da mukarreblerdendir (Al-i İmran 3/45). Ahirette insanlar; 'ashabü'l-meymene', 'ashabü'l-meş'eme' ve 'es- sabikūn' diye üç sınıfa ayrılacaktır. En yüksek derecede olan sabikūn, mukarreblerden oluşacak (Vakıa 56/10-14), onlardaki huzur, güzel kokular ve bahçeler farklı olacaktır (Vakıa 56/88-89). İçeçeklerini de Tesnim adı verilen bir çeşmeden alacaklardır (Mutaffifin 83/24-28).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 172. ayet

  3. Nisâ suresi, 173. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 173. ayet. فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضْلِهِۦ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسْتَنكَفُوا۟ وَٱسْتَكْبَرُوا۟ فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا

    feemme-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti feyüveffîhim ücûrahüm veyezîdühüm min faḍlih. veemme-lleẕîne-stenkefû vestekberû feyü`aẕẕibühüm `aẕâben elîmev velâ yecidûne lehüm min dûni-llâhi veliyyev velâ neṣîrâ.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara gelince, Allah onlara hak ettikleri karşılıkları tam verecek, hatta lütfederek fazlasını da verecektir. Kulluktan geri duran ve kibirlenenleri ise acıklı bir azaba çarptıracaktır. Onlar, kendileri için Allah ile aralarına girecek bir dost da bir yardımcı da bulamayacaklardır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 173. ayet

  4. Nisâ suresi, 174. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 174. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُم بُرْهَٰنٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ نُورًا مُّبِينًا

    yâ eyyühe-nnâsü ḳad câeküm bürhânüm mir rabbiküm veenzelnâ ileyküm nûram mübînâ.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey insanlar! Size Rabbinizden /Sahibinizden bir kanıt geldi. Size gerçekleri gösteren bir nur indirdik.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 174. ayet

  5. Nisâ suresi, 175. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 175. ayet. فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱعْتَصَمُوا۟ بِهِۦ فَسَيُدْخِلُهُمْ فِى رَحْمَةٍ مِّنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْدِيهِمْ إِلَيْهِ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا

    feemme-lleẕîne âmenû billâhi va`teṣamû bihî feseyüdḫilühüm fî raḥmetim minhü vefaḍliv veyehdîhim ileyhi ṣirâṭam müsteḳîmâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 175. ayet

  6. Nisâ suresi, 176. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 176. ayet. يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ ٱللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِى ٱلْكَلَٰلَةِ إِنِ ٱمْرُؤٌا۟ هَلَكَ لَيْسَ لَهُۥ وَلَدٌ وَلَهُۥٓ أُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَ وَهُوَ يَرِثُهَآ إِن لَّمْ يَكُن لَّهَا وَلَدٌ فَإِن كَانَتَا ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا ٱلثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ وَإِن كَانُوٓا۟ إِخْوَةً رِّجَالًا وَنِسَآءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ ٱلْأُنثَيَيْنِ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّوا۟ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۢ

    yesteftûnek. ḳuli-llâhü yüftîküm fi-lkelâleh. ini-mruün heleke leyse lehû veledüv velehû uḫtün felehâ niṣfü mâ terak. vehüve yeriŝühâ il lem yekül lehâ veledün. fein kânete-ŝneteyni felehüme-ŝŝülüŝâni mimmâ terak. vein kânû iḫveter ricâlev venisâen feliẕẕekeri miŝlü ḥażżi-l'ünŝeyeyn. yübeyyinü-llâhü leküm en teḍillû. vellâhü bikülli şey'in `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Senden fetva istiyorlar. De ki: O kelale dipnot 1 (babası ve evladı /alt soyu olmayan kişi) ile ilgili fetvayı size Allah veriyor: Bir kimse çocuğu/ altsoyu olmadan ölür de geride bir kız kardeşi kalırsa, bıraktığı mirasın yarısı onundur; çocuğu /altsoyu olmadan ölen kız, kalan da erkek kardeşi ise mirasçısı o olur. Kardeşler iki kız ise, mirasın üçte ikisi onlarındır. Kardeşler erkekli kızlı iseler erkek, iki kız kadar pay alır. Dalalete düşersiniz /yanlış yola saparsınız diye açıklamayı size Allah yapıyor dipnot 2 . Allah her şeyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelale, babası ve/veya anası ve çocuğu olmadan ölen kişidir. Anası ve çocuğu olmayanın ana-bir kardeşlerin alacakları miras payları Nisa 12. anlatılmıştır. Bunların payları, mirasın üçte birini geçmez. Bu ayette sorulan fetva, o kelaleden arta kalan malın paylaşımı ile ilgilidir. Bu ayette anlatılanlar, babası ve çocuğu olmadan ölenin baba-bir kardeşlerine verilecek miras paylarıdır..
    2. metne dön, dipnot 2
      Muhammed aleyhisselam, resul yani Allah'ın elçisi sıfatıyla tebliğ ettiği ayetlerde bir yanlış yapamaz. Yapsa Allah şah damarını koparır ve ona en ağır cezayı verirdi (Hakka 69/44&ndash;47). Ama nebi olarak yanlış yapabilir. Kur'an'ın açıklamalarına ulaşmak için yapılan işi, nebi sıfatıyla yaptığından o konuda hata edebilir. Nitekim Nebimizin, Hudeybiye antlaşmasından sonra ailelerini bırakıp Mekke'den Medine'ye göç eden hanımlarla yaptığı sözleşmenin bir maddesi şöyledir: "Marufta sana isyan etmeyecekler" (Mümtahine 60/12). Maruf, Kuran'a uygun olan şeydir. Dalalet, bilerek veya bilmeyerek doğru yoldan ayrılmaktır.. Kelale, miras hukukunun en zor konularındandır. Böyle bir soruya doğru cevap verememek, bilerek doğru yoldan ayrılmak değildir. Muhammed aleyhisselamın, dini bir konuda kendine sorulan soruya vereceği cevap, geleneksel anlamda onun sünneti olur. Büyük çoğunluğa göre Muhammed aleyhisselamın sünnetinin lafzı kendine, içeriği de Allah'a aittir. Bu sebeple ona vahy-i gayr-i metluv derler. Bu iddia doğru olsa, Nebimize sorulan bir soru ile ilgili olarak "Dalalete düşmeyesiniz diye açıklamayı size Allah yapıyor. " ifadesi Kur'an'da yer alır mıydı!

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 176. ayet