Âl-i İmrân suresi · 181–189. ayetler

"Allah fakirdir" diyenler; her canlı ölümü tadacak

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Âl-i İmrân suresi, 181. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 181. ayet. لَّقَدْ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوْلَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ فَقِيرٌ وَنَحْنُ أَغْنِيَآءُ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا۟ وَقَتْلَهُمُ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَنَقُولُ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْحَرِيقِ

    Diyanet İşleri

    Allah; "Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz" diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, "Tadın yangın azabını!" diyeceğiz.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah fakirmiş, biz ise zenginmişiz!" diyenlerin sözünü Allah kesinlikle duymuştur. Onların (hem bu) söylediklerini, (hem de) haksız yere peygamberleri öldürmelerini dipnot 1 yazacağız dipnot 2 ve (onlara) "Tadın o yakıcı azabı!" diyeceğiz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:61; Al-i İmrân 3:21, 112; Nisâ 4:155.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle "insanların amellerinin kaydedilmekte olduğunun" delillerindendir. Benzer mesajlar: Nisâ 4:81; Yûnus 10:21; İsrâ 17:13; Kehf 18:49; Meryem 19:79; Enbiyâ 21:94; Yâsîn 36:12; Zuhruf 43:80; Câsiye 45:29; Kâf 50:18; Kamer 54:53; İnfitâr 82:10-12; Târık 86:4.

    Mustafa İslamoğlu

    "Allah fakirdir fakat biz zenginiz!" diyenlerini laflarını Allah duymuştur. Onların hem söylediklerini, hem de peygamberleri haksız yere öldürmelerini kaydedeceğiz ve diyeceğiz ki: "Tadın yakıp kavuran azabı!

    Muhammed Esed

    "Allah fakirdir, ama biz zenginiz!" diyenlerin sözlerini Allah duymuştur. Onların hem söylediklerini, hem de peygamberleri haksız yere öldürdüklerini kaydedeceğiz ve (Hesap Günü onlara) diyeceğiz: "Tadın bakalım ateşin azabını

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki, Allah ; "Muhakkak Allah fakirdir, biz zenginleriz" diyenlerin sözünü algıladı. Dediklerini ve Hakk'ın muradına karşı Nebileri öldürmelerini yazacağız ve şöyle diyeceğiz: "Tadın yakan azabı!"

    Ali Bulaç

    Andolsun; "Gerçek, Allah fakirdir, biz ise zenginiz" diyenlerin sözlerini Allah işitmiştir. Onların bu sözlerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve: "Yakıcı olan azabı tadın" diyeceğiz.

    Ali Özek ve heyeti

    «Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz» diyenlerin sözünü andolsun ki Allah işitmiştir. Onların (bu) dediklerini, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ile birlikte yazacağız ve diyeceğiz ki: «Tadın o yakıcı azabı!»

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, "Allah, aslında yoksuldur; oysa biz varlıklıyız!" diyenlerin sözlerini Allah duydu. Onların bu sözlerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız. Ve "Tadın, yakıcı cezayı!" diyeceğiz.

    Bayraktar Bayraklı

    Gerçekten, "Allah fakir, biz ise zenginiz" diyenlerin sözünü andolsun ki Allah işitmiştir. Onların dediklerini, haksız yere peygamberleri öldürmeleriyle birlikte yazacağız ve diyeceğiz ki, "Tadın o yakıcı azabı!

    Edip Yüksel

    "ALLAH fakir, biz ise zenginiz" diyenlerin sözünü ALLAH işitmekte. Söylediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini kaydedeceğiz ve "Yakıcı azabı tadın" diyeceğiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH fakir, biz ise zenginiz,' diyenlerin sözünü ALLAH işitmekte. Söylediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini kaydedeceğiz ve 'Yakıcı azabı tadın,' diyeceğiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Muhakkak ki, Allah: "Allah fakirdir, bizler zenginiz." diyenlerin lakırdılarını işitti. Onların dediklerini peygamberleri haksız yere öldürmeleri ile birlikte yazacağız ve onlara: "Tadın bakalım o yangın azabını!" diyeceğiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elbette Allah onların: "o herhalde Allah fakırdır, bizler zenginiz" diyenlerin lakırdılarını işitti, o dediklerini Peygamberleri nahak yere öldürdüklerile beraber yazacağız da diyeceğiz: tadın bakalım o yangın azabını

    Erhan Aktaş

    "Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin sözünü, Allah elbette işitmiştir. Hem bu söylediklerini hem de haksız yere Nebileri öldürmelerini yazacağız. Ve onlara, "Yakıcı azabı tadın!" diyeceğiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin sözünü, Allah elbette işitmiştir. Hem bu söylediklerini hem de haksız yere nebileri öldürmelerini yazacağız. Ve onlara, "Yakıcı azabı tadın." diyeceğiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin sözünü, Allah elbette işitmiştir. Hem bu söylediklerini hem de haksız yere nebileri öldürmelerini yazacağız. Ve onlara, "Yakıcı azabı tadın." diyeceğiz.

    Gültekin Onan

    Andolsun; "Gerçek, Tanrı fakirdir, biz ise zenginiz" diyenlerin sözlerini Tanrı işitmiştir. Onların bu sözlerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve: "Yakıcı olan azabı tadın" diyeceğiz.

    Hasan Basri Çantay

    "Hakıykat, Allah fakirdir. Biz zenginleriz" diyenlerin lafını andolsun ki Allah işitmişdir, Söyledikleri (o sözü) haksız yere peygamberleri öldürmeleriyle beraber yazacağız ve diyeceğiz ki: "Tadın o yangın azabını"!

    İbni Kesir

    Gerçekten, Allah, fakirdir, bizler zenginiz, diyenlerin lafını; Allah işitmiştir. Dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürdüklerini yazacağız. Ve: Tadın o yangın azabını, diyeceğiz.

    Mehmet Alagaş

    (180-186) Allah’ın haznesinden / fazlından verilenleri cimrilik ederek vermeyeneler hesap etmesinler ki böyle yapmak onlar için hayırdır, bilakis onlar için fenadır / şerdir, cimrilik ettikleri ne varsa kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır , semaların ve arzın mirası Allah’a aittir, Allah’ın yaptıklarınızdan haberi vardır. Kesin olan şu ki Allah şu sözü işitti, dediler ki “Allah fakirdir biz zenginiz” bu dediklerini kaydediyoruz, haksız yere Resul öldürmelerini de kaydediyoruz ve diyoruz ki “yakıcı azabı tadın” bu size, ellerinizle takdim ettiklerinizden dolayıdır. Allah, kullarına, kesinlikle zulmedici değildir. O kimseler “Allah bize, ateşin yediği bir kurban getirinceye kadar Resule inanmayın diye söz verdi / ahdetti dediler (Biz bu sözü bekleyeceğiz ve bu olay olmadan gelen resule inanmayacağız) De ki benden önce de sizlere açık mucizelerle Resuller geldi ve bu dediklerinizi getirdi , eğer doğru sözlüyseniz söyleyin, niçin onlar katlettiniz? Eğer seni yalanlarlarsa (Yok öyle bir şey Resul falan öldürmedik derlerse) onlar senden önce de açık mucizelerle gelen Resulleri, sayfaları / zeburi ve aydın /nurlu kitabı da yalanladılar . Her nefis ölümü tadacaktır , kıyamet günü ecirleriniz tamı tamına ödenecektir , kim ateşten uzaklaştırılmışsa ve cennete girmişse işte o kurtulmuştur , dünya hayatı aldanmayla tüketilendir. Mallarınızla ve kendilerinizle sınanacaksınız önceki kitap verilenlerden ve müşriklerden çok eziyetli şeyler işiteceksiniz, eğer ki sabrederseniz ve sakınırsanız, bu da (sabredebilmek te) kesinlikle büyük işlerden biridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Allah fakirdir, biz zenginiz” diyen Yahudilerin sözünü andolsun ki, Allah duyup işitmiştir. Hem bu söylediklerini hem de haksız yere peygamberleri öldürmelerini elbette (bir tarafa) yazacağız ve “Yakıcı azabı tadın bakalım” diyeceğiz.

    Süleyman Ateş

    Allah: "Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin sözünü işitti. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve: "Yangın azabını tadın!" diyeceğiz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Allah fakir, biz zenginiz!" diyenlerin sözünü, Allah elbette işitti. Söyledikleri sözü ve nebilerini haksız yere öldürmelerini kaydedecek dipnot 1 ve bir gün şöyle diyeceğiz: "Şu yangın azabını tadın bakalım!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Artık Yahudilerin öldüreceği bir nebi olmadığına göre bu ayette ifade edilen şey, her insanın hayat boyu yaptıklarının kaydedildiği defterlerin yeniden gözden geçirileceği olabilir. Benzer ayetler şunlardır: "Ayetlerimize karşı körlük edeni gördün mü? Der ki "Elbette bana mal da verilecek, evlat da." Bu kimse gaybın bilgisine mi ulaştı, yoksa Rahman'ın katından söz mü aldı? Böyle şeyler olamaz. Ama biz onun söylediği sözü kayda geçireceğiz ve azabına azap ekleyeceğiz. Onun sözünü ettiği şeyler (malı ve evladı) bize kalacaktır. Kendisi de karşımıza tek başına gelecektir." (Meryem 19/77-80)

    Şaban Britch

    Allah, “Allah fakirdir, biz zenginiz” diyen kimselerin sözünü işitmiştir. Onların dediklerini ve haksız olarak peygamberlerini öldürmelerini yazacak ve : "Ateşin azabını tadın" diyeceğiz.

    Şaban Piriş

    Allah, "Allah fakirdir, biz zenginiz" diyen kimselerin sözünü işitmiştir. Onların dediklerini ve haksız olarak peygamberlerini öldürmelerini yazacak ve: -Yangın / ateşin azabını tadın, diyeceğiz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Andolsun ki Allah, "Allah yoksuldur, bizler zenginleriz!" diyenlerin sözünü işitti. Dediklerini de yazacağız, haksız yere peygamberleri öldürmelerini de. Ve şöyle diyeceğiz: "Tadın, yakıp pişiren azabı!"

  2. Âl-i İmrân suresi, 182. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 182. ayet. ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِّلْعَبِيدِ

    Diyanet İşleri

    "Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır." Allah, kullara asla zulmedici değildir.

    Mehmet Okuyan

    "İşte bu, ellerinizin öne sunduğu şeyler yüzündendir." (denecektir). Elbette Allah kullara asla haksızlık edici değildir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Enfâl 8:51; Hacc 22:10.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu, kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır. Unutmayın ki Allah'ın kullarına zulmetme ihtimali bulunmamaktadır!"

    Muhammed Esed

    ellerinizle işlediklerinizin karşılığı olarak; zira Allah, kullarına en ufak bir haksızlık yapmaz!"

    Ahmed Hulusi

    Bu (azap) kendi ellerinizle oluşturduklarınızın sonucudur. Allah, kullarında hak etmediklerini açığa çıkarmak suretiyle zulümde bulunmaz!

    Ali Bulaç

    Bu, ellerinizin önden sunduklarıdır. Allah, gerçekten kullara zulmedici değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu, (dünyada iken) kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına karşı zâlim değildir.

    Ali Rıza Safa

    "Kendi elinizle yaptıklarınızın karşılığı, işte budur. Çünkü kuşkusuz, Allah, kullara haksızlık yapmaz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına zulmetmez."

    Edip Yüksel

    "Bu, kendi yaptıklarınızın bir sonucudur." Kuşkusuz ALLAH kullara karşı zalim değildir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bu, kendi yaptıklarınızın bir sonucudur.' Kuşkusuz ALLAH kullara karşı zalim değildir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu, sizin ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır ve Allah kullarına haksızlık yapan değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu sizin ellerinizin takdim ettiği ve Allahın zulümkar olmaması yüzündendir o kullara

    Erhan Aktaş

    Bu, ellerinizle yaptığınız şeylerin karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına, haksızlık edici değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, ellerinizle yaptığınız şeyin karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına, haksızlık edici değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına, asla haksızlık edici değildir.

    Gültekin Onan

    Bu, ellerinizin önden sunduklarıdır. Tanrı, gerçekten kullara zulmedici değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Bu, ellerinizin öne sürdüğünün (yapdığınız günahların) karşılığıdır. Şüphesiz ki Allah kullarına haksızlık edici değildir.

    İbni Kesir

    Bu, yaptığınızın karşılığıdır. Allah kullarına asla zulmedici değildir.

    Mehmet Alagaş

    (180-186) Allah’ın haznesinden / fazlından verilenleri cimrilik ederek vermeyeneler hesap etmesinler ki böyle yapmak onlar için hayırdır, bilakis onlar için fenadır / şerdir, cimrilik ettikleri ne varsa kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır , semaların ve arzın mirası Allah’a aittir, Allah’ın yaptıklarınızdan haberi vardır. Kesin olan şu ki Allah şu sözü işitti, dediler ki “Allah fakirdir biz zenginiz” bu dediklerini kaydediyoruz, haksız yere Resul öldürmelerini de kaydediyoruz ve diyoruz ki “yakıcı azabı tadın” bu size, ellerinizle takdim ettiklerinizden dolayıdır. Allah, kullarına, kesinlikle zulmedici değildir. O kimseler “Allah bize, ateşin yediği bir kurban getirinceye kadar Resule inanmayın diye söz verdi / ahdetti dediler (Biz bu sözü bekleyeceğiz ve bu olay olmadan gelen resule inanmayacağız) De ki benden önce de sizlere açık mucizelerle Resuller geldi ve bu dediklerinizi getirdi , eğer doğru sözlüyseniz söyleyin, niçin onlar katlettiniz? Eğer seni yalanlarlarsa (Yok öyle bir şey Resul falan öldürmedik derlerse) onlar senden önce de açık mucizelerle gelen Resulleri, sayfaları / zeburi ve aydın /nurlu kitabı da yalanladılar . Her nefis ölümü tadacaktır , kıyamet günü ecirleriniz tamı tamına ödenecektir , kim ateşten uzaklaştırılmışsa ve cennete girmişse işte o kurtulmuştur , dünya hayatı aldanmayla tüketilendir. Mallarınızla ve kendilerinizle sınanacaksınız önceki kitap verilenlerden ve müşriklerden çok eziyetli şeyler işiteceksiniz, eğer ki sabrederseniz ve sakınırsanız, bu da (sabredebilmek te) kesinlikle büyük işlerden biridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır. Allah, kullara asla zulmedici değildir.

    Süleyman Ateş

    "Bu, sizin ellerinizin yapıp öne sürdürdüğünün karşılığıdır." Allah, kullara asla zulmedici değildir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu, yaptıklarınıza karşılıktır. Allah kullarına haksızlık etmez".

    Şaban Britch

    Bu sizin ellerinizle hazırladığınızdır. Allah kullarına zulmedici değildir.

    Şaban Piriş

    Bu sizin ellerinizle hazırladığınızdır. Allah kullarına zulmedici değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu, kendi, ellerinizin üretip önden gönderdiği yüzündendir. Allah, kullara asla zulmedici değildir.

  3. Âl-i İmrân suresi, 183. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 183. ayet. ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ عَهِدَ إِلَيْنَآ أَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتَّىٰ يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ ٱلنَّارُ قُلْ قَدْ جَآءَكُمْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِى بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَبِٱلَّذِى قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, "Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti" dediler. De ki: "Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?"

    Mehmet Okuyan

    (Yahudiler) "Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği) bir kurban getirmedikçe hiçbir Elçi'ye inanmamamızı emretti." demişlerdi. dipnot 1 De ki: "Size, benden önce apaçık deliller, (özellikle) dediğiniz (konu) ve elçiler elbette gelmişti. Doğruysanız peki onları niçin öldürdünüz?"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan "ateşin yediği kurban" ifadesi ile kastedilenin ne olduğu konusunda çeşitli ifadeler ileri sürülebilir. Bu çerçevede "ateşin yediği kurban" ifadesi, "yakılarak sunulan bir kurban" olabileceği gibi "ateşin bitirdiği bir kurban" anlamına da gelebilir. "Buna göre yanık kurbanları kutsal ayinlerin temel bir unsuru kılan Hz. Musa şeriatına uymayan bir risalet söylemi onlar tarafından reddedilme sebebi olarak kabul edilmekteydi. Hz. Musa şeriatının bu yönü Kudüs'teki İkinci Mabed'in yıkılmasından beri uygulanamaz durumda olduğundan, Talmud sonrası yahudileri kendilerine vadedilen Mesih'in Musevi ayinlerini eski bütünlüğü içerisinde yeniden hayata geçireceğine inanıyorlardı. İşte ayette onların söylemek istedikleri buydu" (Muhammed Esed, [Kur'an Mesajı,] s. 128'de 141. not). Onların bu konudaki söylemleri ve kanaatleri Kitab-ı Mukaddes'te Yaratılış 15:17,
      Levililer 1:7 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 1:7

      Kâhin Harunun oğulları sunakta ateş yakıp üzerine odun dizecekler.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      tesniye 13:16 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 13:16

      Yağmalanan malların tümünü toplayıp meydanın ortasına yığın. Kenti ve malları Tanrınız RABbe tümüyle yakmalık sunu olarak yakın. Kent sonsuza dek yıkıntı halinde bırakılacak. Yeniden onarılmayacak.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      , Birinci Kırallar 18:38'deki bilgilerle ilişkilidir. Demek ki onların ileri sürdüğü şart, risalet noktasında Musa şeriatının bütün ilkelerine uygunluğu içermekteydi. Ancak Tevrat tahrifata uğradığı için bu bilginin ilahi mesajlarda ne kadar yer aldığı veya ne kadarının doğru olduğu noktasında elimizde sağlam bir delil bulunmamaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    "Allah, yakılarak sunulan bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamızı emretmişti" diyenlere gelince: De ki: "Benden önce de size peygamberler gelmiş, hem hakikatin apaçık belgelerini hem de sözünü ettiğiniz şeyi getirmişlerdi. Peki, madem doğru söylüyordunuz da niçin onları öldürdünüz?"

    Muhammed Esed

    "Allah, yakılarak sunulan bir kurban getirmedikçe, hiçbir elçiye inanmamamızı bize emretmiştir" iddiasında bulunanlara gelince, (Ey Peygamber, onlara) de ki: "Benden önce de peygamberler size hakikatin tüm kanıtlarını ve o hakkında konuştuğunuzu getirmişlerdi: Peki, söylediğinizde samimi idiyseniz neden onları katlettiniz?"

    Ahmed Hulusi

    Onlar (Yahudiler) şöyle demişlerdi: "Allah bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir Rasule iman etmememiz konusunda emretti. " De ki: "Benden önce Rasuller açık deliller olarak gelmiş ve de istediğinizi getirmişlerdi. Eğer sözünüzde sadık idiyseniz, niçin onları öldürdünüz?"

    Ali Bulaç

    "Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız konusunda and verdi," diyenlere de ki: "Şüphesiz, benden önce nice elçiler, apaçık belgeler ve söylediklerinizle geldi; eğer, siz doğru idiyseniz, o halde onları ne diye öldürdünüz?"

    Ali Özek ve heyeti

    «Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği) bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti» diyenlere şöyle de: «Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediğiniz (mucize) ile nice peygamberler geldi. Eğer doğru insanlar iseniz, ya onları niçin öldürdünüz?»

    Ali Rıza Safa

    Şöyle dediler: "Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız buyruğunu, bize Allah verdi!" De ki: "Benden önce de elçiler açık kanıtlarla ve o söylediklerinizle gelmişlerdi. Onları, neden öldürdünüz; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar derler ki: "Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamayı emretti." De ki: "Benden evvel nice peygamberler en açık deliller ile ve sizin söylediklerinizle geldiler. Eğer doğru insanlar iseniz, niçin onları öldürdünüz?"

    Edip Yüksel

    Onlar, "Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiyi onaylamamamız konusunda ALLAH bizden söz aldı" diyorlar. De ki: "Benden önce, apaçık delillerle birlikte bu dediğinizi de size getiren elçiler geldi. Sözünüzün eriyseniz niçin onları öldürdünüz?" dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Adem'in çocuklarına kadar dayanan geleneğe göre, kurban etine yıldırım çarpıp yakarsa kurban kabul edilmiştir. (5:27).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, 'Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız konusunda ALLAH bizden söz aldı,' diyorlar. De ki, 'Benden önce, apaçık delillerle birlikte bu dediğinizi de size getiren elçiler geldi. Sözünüzün eriyseniz niçin onları öldürdünüz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere iman etmememizi emretti. diyenlere de ki: "Size benden önce de bir takım peygamberler apaçık delilleri ve o dediğinizi getirmişti. O halde, eğer doğru söylüyorsanız, onları niçin öldürdünüz?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki "Allah dediler: bize şöyle and verdi: bize ateşin yiyeceği bir kurban getirinceye kadar hiç bir Resule iman etmiyeceğiz" de ki size benden evvel bir takım Resuller beyyinelerle gelmiş ve o dediğinizi de getirmiş idi ya onları niçin katlettiniz doğru iseniz?

    Erhan Aktaş

    Onlar dediler ki: Allah, "Ateş tarafından yenen bir kurban dipnot 1 getirmedikçe, hiçbir Resul'e inanmamamız konusunda bizden söz aldı." De ki: "Kuşkusuz, benden önce nice Resuller açık kanıtlarla ve sizin istediğiniz şeyi getirmişti. Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, onları niçin öldürdünüz?"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta geçen; "Sahte Nebi ile gerçek Nebi'yi ayırt etmek için bir kurban keserek Allah'a dua edin, gökten bir ateş iner de kurbanı yakarsa; bu Nebi olduğunu söyleyenin doğru söylediğine işarettir." şeklindeki habere atfen.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar dediler ki: Allah, "Ateş tarafından yenen bir kurban dipnot 1 getirmedikçe, hiçbir resule inanmamamız konusunda bizden söz aldı." De ki: "Kuşkusuz, benden önce nice resuller açık kanıtlarla ve sizin istediğiniz şeyi getirmişti. Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, onları niçin öldürdünüz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta geçen, "Sahte nebi ile gerçek nebiyi ayırt etmek için bir kurban keserek Allah'a dua edin, gökten bir ateş iner de kurbanı yakarsa; bu nebi olduğunu söyleyenin doğru söylediğine işarettir." şeklindeki habere atfen.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, bize: "Ateş tarafından yenen bir kurban dipnot 1 getirmedikçe, hiçbir rasule inanmamamızı emretti." dediler. De ki: "Kuşkusuz, benden önce nice rasuller açık kanıtlarla ve sizin istediğiniz şeyi getirmişti. Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, onları niçin öldürdünüz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta geçen, "Sahte nebi ile gerçek nebiyi ayırt etmek için bir kurban keserek Allah'a dua edin, gökten bir ateş iner de kurbanı yakarsa; bu nebi olduğunu söyleyenin doğru söylediğine işarettir." şeklindeki habere atfen.

    Gültekin Onan

    "Tanrı bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız konusunda and verdi" diyenlere de ki: "Şüphesiz, benden önce nice elçiler, apaçık belgeler ve söylediklerinizle geldi; eğer, siz doğru idiyseniz, o halde onları ne diye öldürdünüz?"

    Hasan Basri Çantay

    "Hakıykaten, Allah hiç bir peygambere — o, (gökden inecek) ateşin yiyeceği bir kurban getirinceye kadar — iman etmememizi bize emretdi" diyen (Yahudi) ler (e) de ki: "Size benden evvel nice peygamberler apaçık deliller ve mu'cizelerle beraber o dediğinizi de elbet getirmişdi. O halde (sözü) doğru (insan) lar idiniz de onları neye öldürdünüz"?

    İbni Kesir

    Doğrusu, ateşin yiyeyceği bir kurban getirmedikçe; hiçbir peygambere inanmamamız için Allah, bize and verdi, diyenlere; benden önce nice peygamberler size apaçık delillerle ve dediğiniz şeylerle geldi. Doğru söylüyorsanız niçin onları öldürdünüz? de.

    Mehmet Alagaş

    (180-186) Allah’ın haznesinden / fazlından verilenleri cimrilik ederek vermeyeneler hesap etmesinler ki böyle yapmak onlar için hayırdır, bilakis onlar için fenadır / şerdir, cimrilik ettikleri ne varsa kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır , semaların ve arzın mirası Allah’a aittir, Allah’ın yaptıklarınızdan haberi vardır. Kesin olan şu ki Allah şu sözü işitti, dediler ki “Allah fakirdir biz zenginiz” bu dediklerini kaydediyoruz, haksız yere Resul öldürmelerini de kaydediyoruz ve diyoruz ki “yakıcı azabı tadın” bu size, ellerinizle takdim ettiklerinizden dolayıdır. Allah, kullarına, kesinlikle zulmedici değildir. O kimseler “Allah bize, ateşin yediği bir kurban getirinceye kadar Resule inanmayın diye söz verdi / ahdetti dediler (Biz bu sözü bekleyeceğiz ve bu olay olmadan gelen resule inanmayacağız) De ki benden önce de sizlere açık mucizelerle Resuller geldi ve bu dediklerinizi getirdi , eğer doğru sözlüyseniz söyleyin, niçin onlar katlettiniz? Eğer seni yalanlarlarsa (Yok öyle bir şey Resul falan öldürmedik derlerse) onlar senden önce de açık mucizelerle gelen Resulleri, sayfaları / zeburi ve aydın /nurlu kitabı da yalanladılar . Her nefis ölümü tadacaktır , kıyamet günü ecirleriniz tamı tamına ödenecektir , kim ateşten uzaklaştırılmışsa ve cennete girmişse işte o kurtulmuştur , dünya hayatı aldanmayla tüketilendir. Mallarınızla ve kendilerinizle sınanacaksınız önceki kitap verilenlerden ve müşriklerden çok eziyetli şeyler işiteceksiniz, eğer ki sabrederseniz ve sakınırsanız, bu da (sabredebilmek te) kesinlikle büyük işlerden biridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    'Allah, bize gökten inen, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir rasûle iman etmememizi (Tevrat'ta) emretti'' diyenlere de ki: Benden önce size peygamberler apaçık delillerle ve söylediğiniz (mucize) ile gelmişti. Eğer sözünüzde samimi iseniz niçin onları öldürdünüz?

    Süleyman Ateş

    Onlar: "Allah bize, and verdi ki, bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmayalım." dediler. De ki: "Size benden önce açık deliller ve bu dediğinizi de getiren elçiler gelmişti. Eğer doğru idiyseniz niçin onları öldürdünüz?"

    Süleymaniye Vakfı

    "Allah, ateşin yiyip yutacağı bir kurban getirene kadar hiçbir elçiye iman etmememizi bize görev olarak yükledi" diyenlere de ki: "Benden önce birçok elçi hem açık belgeler hem de bu dediğiniz şeyi (kurbanı) getirmişti. dipnot 1 Doğru sözlü kimselerseniz (söyleyin bakalım) onları niçin öldürdünüz / itibarsızlaştırdınız?" dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'a göre Allah, İsrailoğullarından kurban sunmalarını ister. O zaman Allah'ın yüceliğinin onlara görüneceğini vaat eder. Kurban sunulunca gökten bir ateş gelerek kurbanı küle çevirir. Böylece kurbanın kabul edildiğini görmüş olurlar (
      Levililer 9:22-24 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 9:22

      Harun günah, yakmalık, esenlik sunularını sunduktan sonra ellerini halka doğru uzatarak onları kutsadı ve aşağıya indi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Yine Tevrat'a göre İlyas aleyhisselam, Allah'ın elçisi olduğunu söylediğinde ona inanmayanlara karşı şunu teklif etmiştir: "Bize iki boğa getirin. Birini Baal'ın peygamberleri alıp kessinler, parçalayıp odunların üzerine koysunlar; ama odunları yakmasınlar. Öbür boğayı da ben kesip hazırlayacağım ve odunların üzerine koyacağım; ama odunları yakmayacağım. Sonra siz kendi ilahınızın adıyla çağırın, ben de RAB'bin adıyla çağırayım. Hangisi ateşle karşılık verirse, Tanrı odur." İlyas aleyhisselamın sunduğu kurbanı ateş yiyip bitirince halk onun Allah'ın elçisi olduğuna inanarak secdeye kapanmıştır (
      1. Krallar 18:16-40 — Eski Ahit, 1. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Krallar 18:16

      Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).
    2. metne dön, dipnot 2
      Al-i İmran 3/21. Ayet ve dipnotuna bkz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O sözü söyleyen (Yahudiler) şöyle dediler: "Allah bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe bir elçiye inanmama görevi yükledi." Onlara de ki "Benden önce birçok elçi hem açık belgelerle, hem de bu dediğinizle gelmişti. İddianızda haklı iseniz söyleyin: Onları niye öldürdünüz?"

    Şaban Britch

    Allah, bize gökten inen, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir rasûle iman etmememizi (Tevrat'ta) emretti. De ki: Benden önce size peygamberler apaçık delillerle ve söylediğiniz (mucize) ile gelmişti. Eğer sözünüzde samimi iseniz niçin onları öldürdünüz?

    Şaban Piriş

    -Allah, bizden ateşin yediği bir kurban bize getirinceye kadar bir peygambere inanmamamız için söz aldı, diyenlere de ki: -Benden önce size peygamberler apaçık delillerle ve söylediğiniz (mucize) ile gelmişti. Eğer doğru söylüyorsanız/sözünüzde samimi iseniz niçin onları öldürdünüz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar şöyle demişlerdi: "Allah bize ant verdi, kendisi bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir resule inanmayacağız." Söyle onlara: "Size benden önce o dediğinizle birlikte açık deliller getiren resuller gelmişti. Peki, madem doğru sözlülerdiniz neden onları katlettiniz?"

  4. Âl-i İmrân suresi, 184. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 184. ayet. فَإِن كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ جَآءُو بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلزُّبُرِ وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُنِيرِ

    Diyanet İşleri

    Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.

    Mehmet Okuyan

    Seni yalanlarlarsa (üzülme)! Apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitabı getiren senden önceki elçiler de elbette yalanlanmıştı. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Fâtır 35:25.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve seni yalancılıkla suçladılarsa; unutma ki senden önce hakikatin apaçık delilleriyle, ilahi hikmet yüklü kitaplarla ve aydınlık saçan vahiyle gelen peygamberler de yalancılıkla suçlanmıştı.

    Muhammed Esed

    Ve şayet seni yalanlıyorlarsa (bil ki) aynı şekilde, senden önce hakikatin tüm kanıtlarını, ilahi hikmet yüklü kitapları ve aydınlık saçan vahyi getiren (diğer) peygamberler de yalanlanmış bulunuyorlar.

    Ahmed Hulusi

    Onlar, seni yalanladılarsa; senden önce açık deliller olarak; kutsal bilgilerle, nurlu - aydınlatıcı bilgilerle gelmiş Rasulleri de yalanlamışlardı.

    Ali Bulaç

    Eğer seni yalanlarlarsa, senden önce apaçık belgeler, Zeburlar ve aydınlık kitapla gelen elçileri de yalanlamışlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama); gerçekten, senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi.

    Ali Rıza Safa

    Seni yalanlarlarsa, senden önce açık kanıtlar, kutsal sayfalar ve Aydınlatıcı Kitap'ı getiren elçiler de yalanlanmıştı. dipnot 76

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 76
      "Önceki elçiler de yalanlanmıştı." anlamındaki tümce kimi Kur'an çevirilerinde, "Önceki elçileri de yalanlamış olurlar." biçiminde çevrilmiştir. Ayette bildirilen ve "Kutsal sayfalar" olarak yazdığımız "Zuburi" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Zeburlar" veya "Yazılı sayfalar" veya "Hikmetli sayfalar" veya "Tanrı sevgisini dile getiren ilahiler" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse gerçekten, senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi.

    Edip Yüksel

    Seni yalanlarlarsa, senden önce apaçık deliller, bilgelik dolu kitaplar (zebur) ve aydınlatıcı kitap getiren elçiler de yalanlanmıştı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Seni yalanlarlarsa (şaşma), senden önce apaçık deliller, Zeburlar (Tanrı sevgisini dile getiren ilahiler) ve aydınlatıcı kitap getiren elçiler de yalanlanmıştı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi seni yalanladılarsa, senden önce de o apaçık delillerle o hikmetli sayfalarla ve o nurlu kitapla gelmiş olan bir çok peygamberler yalanlandı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi seni tekzib ettilerse senden evvel de bir çok Resuller tekzib olundu ki o beyyineler ve o hikmetli sahifeler, ve o nurlu kitab ile gelmişlerdi

    Erhan Aktaş

    Şimdi seni yalanlayanlar; senden önce açık kanıtlarla, zeburlar dipnot 1 ve aydınlatıcı kitaplarla gelen Resulleri de yalanlamışlardı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahifeler, hikmet dolu yazılı metinler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şimdi seni yalanlayanlar; senden önce açık kanıtlarla, zeburlar dipnot 1 ve aydınlatıcı kitaplarla gelen resulleri de yalanlamışlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahifeler, hikmet dolu yazılı metinler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şimdi seni yalanlayanlar; senden önce açık kanıtlarla, sayfalar ve aydınlatıcı kitaplarla gelen rasulleri de yalanlamışlardı.

    Gültekin Onan

    Eğer seni yalanlarlarsa, senden önce apaçık belgeler, Zeburlar ve aydınlık kitapla gelen eçileri de yalanlamışlardır.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) onlar seni (n tebliğlerini) yalan sayarlarsa senden evvel o apaçık mu'cizeleri, Sahifeleri ve nur verici Kitab (lar) ı getiren peygamberler de yalana çıkarılmışdır.

    İbni Kesir

    Seni yalanladılarsa senden önce açık mucizeler, sahifeler ve nurlu kitabı getirenler de yalanlanmıştı.

    Mehmet Alagaş

    (180-186) Allah’ın haznesinden / fazlından verilenleri cimrilik ederek vermeyeneler hesap etmesinler ki böyle yapmak onlar için hayırdır, bilakis onlar için fenadır / şerdir, cimrilik ettikleri ne varsa kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır , semaların ve arzın mirası Allah’a aittir, Allah’ın yaptıklarınızdan haberi vardır. Kesin olan şu ki Allah şu sözü işitti, dediler ki “Allah fakirdir biz zenginiz” bu dediklerini kaydediyoruz, haksız yere Resul öldürmelerini de kaydediyoruz ve diyoruz ki “yakıcı azabı tadın” bu size, ellerinizle takdim ettiklerinizden dolayıdır. Allah, kullarına, kesinlikle zulmedici değildir. O kimseler “Allah bize, ateşin yediği bir kurban getirinceye kadar Resule inanmayın diye söz verdi / ahdetti dediler (Biz bu sözü bekleyeceğiz ve bu olay olmadan gelen resule inanmayacağız) De ki benden önce de sizlere açık mucizelerle Resuller geldi ve bu dediklerinizi getirdi , eğer doğru sözlüyseniz söyleyin, niçin onlar katlettiniz? Eğer seni yalanlarlarsa (Yok öyle bir şey Resul falan öldürmedik derlerse) onlar senden önce de açık mucizelerle gelen Resulleri, sayfaları / zeburi ve aydın /nurlu kitabı da yalanladılar . Her nefis ölümü tadacaktır , kıyamet günü ecirleriniz tamı tamına ödenecektir , kim ateşten uzaklaştırılmışsa ve cennete girmişse işte o kurtulmuştur , dünya hayatı aldanmayla tüketilendir. Mallarınızla ve kendilerinizle sınanacaksınız önceki kitap verilenlerden ve müşriklerden çok eziyetli şeyler işiteceksiniz, eğer ki sabrederseniz ve sakınırsanız, bu da (sabredebilmek te) kesinlikle büyük işlerden biridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer onlar seni yalanlarlarsa, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren nice peygamberler de yalanlanmıştı.

    Süleyman Ateş

    Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık deliller, hikmetli sahifeler ve aydınlatıcı Kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.

    Süleymaniye Vakfı

    Seni yalanlarlarsa (bil ki) senden önceki elçiler de yalanlanmıştı. dipnot 1 Onlar; açık belgelerle ve zeburlarla, dipnot 2 aydınlatıcı kitaplarla dipnot 3 gelmişlerdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Zeburlar diye meal verdiğimiz (ez-Zübür =الزُّبر), zebur'un çoğuludur, hikmet dolu kitaplar anlamındadır. (ez-Zecca, Meani'l-Kur'an ve İ'rabuhu) Ali- İmran 3/81'de bütün nebilere kitap ve hikmet verildiği için bu ayetteki zübür'ün, hikmet dolu kitaplar dışında bir anlamı olamaz. Kelime, Nahl 16/43-44 Şuara 26/196, Fatır 35/25 ve Kamer 54/43'te aynı anlamı ifade etmektedir. Bu zeburlardan biri de Davut aleyhisselama verilmiştir. (Nisa 4/163, İsra 17/55) Zebur, Davut aleyhisselama verilen kitabın özel ismi olmadığı için ez- Zebur şeklinde geçmemektedir. Kelime, ez-Zebur şeklinde elif lamlı olarak sadece Enbiya 21/105'te geçer ve Davut aleyhisselam da dahil bütün nebilere verilen kitapları ifade eder.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu kitaplar, bütün nebileri ilgilendirdiği için buradaki el-kitab kelimesi cins kabul edilerek çoğul anlam verilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Seni yalanlarlarsa yalanlasınlar, senden önceki elçiler de yalanlanmıştı. Onlar; mucizeler, hikmet dolu sayfalar dipnot 1 ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Ali- imran 3/81.) ayete göre nebiler, kitap ve hikmet ile geldiği için bu ayetteki zübür, hikmet dolu sayfalar, anlamında olmalıdır.

    Şaban Britch

    Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önce açık deliller, (Semavi) kitaplar ve apaçık kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı.

    Şaban Piriş

    Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlar, senden önceki apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberleri de yalanlamışlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Seni yalanladılarsa, senden önce de resuller yalanlandı. Açık-seçik deliller, kutsal sayfalar ve aydınlatıcı Kitap'ı getirmişlerdi onlar.

  5. Âl-i İmrân suresi, 185. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 185. ayet. كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فَمَن زُحْزِحَ عَنِ ٱلنَّارِ وَأُدْخِلَ ٱلْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلْغُرُورِ

    Diyanet İşleri

    Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.

    Mehmet Okuyan

    Her nefis (can), ölümü tadıcıdır. dipnot 1 Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size elbette tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulursa, elbette o kurtulmuştur. Dünya hayatı, aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:35; ‘Ankebût 29:57; Zümer 39:30.

    Mustafa İslamoğlu

    Her can ölümü tadar. Ve kıyamet gününde, karşılıklarınız size tam olarak ödenir. Ve kim ateşten uzaklaştırılır da cennete alınırsa, işte o murada ermiş olur. Bu dünya hayatıysa, aldatıcı bir tatmin aracından başka bir şey değildir.

    Muhammed Esed

    Her can ölümü tadacaktır: Böylece Kıyamet Günü (yapıp ettiklerinizin) karşılığı size tam olarak ödenecektir; orada ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulacak olanlar, gerçek bir zafer kazanmış olacaklardır: Zira bu dünya hayatı(na düşkünlük), kendi kendini aldatma zevkinden başka bir şey değildir.

    Ahmed Hulusi

    Her bilinç, ölümü (biyolojik bedensiz yaşamayı) tadacaktır! (Biyolojik bedenli yaşam sonrası başlayacak olan) kıyamet sürecinde yaptıklarınızın mükafatı eksiksiz verilecektir. Kim yanmaktan kurtarılıp cennete (boyutuna) geçirilirse o gerçekten kurtulmuştur. Dünya yaşamı aldatıcı (sonu pişmanlık olan) bir zevkten başka bir şey değildir.

    Ali Bulaç

    Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim ateşten uzaklaştınlıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metâından başka bir şey değildir.

    Ali Rıza Safa

    Her benlik, ölümü tadacaktır. Yaptıklarınızın karşılığı, Yeniden Yaratılış Günü'nde, eksiksiz olarak size verilir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık kurtulmuştur. Çünkü dünya yaşamı, aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    Her can ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Zira bu dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.

    Edip Yüksel

    Herkes ölümü tadacaktır. Diriliş Günü ödülleriniz size eksiksiz olarak verilir. Kim ateşten kurtarılıp bahçeye sokulursa, zafer kazanmış olur. Dünya hayatı ancak aldatıcı bir zevkten ibarettir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Herkes ölümü tadacaktır. Diriliş günü ödülleriniz size eksiksiz olarak verilir. Kim ateşten kurtarılıp cennete sokulursa, zafer kazanmış olur. Dünya hayatı ancak aldatıcı bir zevkten ibarettir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Herkes ölümü tadacaktır. Mükafatlarınız ancak kıyamet günü tamamlanacaktır. Her kim o vakit ateşten uzaklaştırılır da cennete konulursa, işte o, murada erdi. Yoksa, dünya hayatı, aldatıcı bir eşyadan başka bir şey değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her nefis ölümü tatacak, ecirleriniz ancak kıyamet günü tamamlanacak, o vakit kim ateşten uzaklaştırılır da Cennete konulursa işte o murada erdi, yoksa dunya hayatı aldatıcı bir meta'dan başka bir şey değil

    Erhan Aktaş

    Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet Günü'nde yaptıklarınızın karşılığı, tam olarak verilecektir. Her kim Cehennem'den uzaklaştırılıp Cennet'e konursa, kuşkusuz o kurtulmuştur. Zaten dünya hayatı, aldatıcı geçimlikten başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet Günü'nde yaptıklarınızın karşılığı, tam olarak verilecektir. Her kim Cehennem'den uzaklaştırılıp Cennet'e konursa, kuşkusuz o kurtulmuştur. Zaten dünya hayatı, aldatıcı geçimlikten başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Her nefis, ölümü tadıcıdır. Kıyamet Günü'nde yaptıklarınızın karşılığı, tam olarak verilecektir. Her kim Cehennem'den uzaklaştırılıp Cennet'e konursa, kuşkusuz o kurtulmuştur. Zaten dünya hayatı, aldatıcı geçimlikten başka bir şey değildir.

    Gültekin Onan

    Her nefs ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Her can ölümü tadıcıdır. Ecirleriniz (yapdıklarınızın karşılıkları) muhakkak kıyaamet günü tastamam verilecekdir. (O vakit) kim o ateşden uzaklaşdırılıp cennete sokulursa artık o, muhakkak muraadına ermiş olur. (Bu) dünya hayaatı aldanma metaından başka (bir şey) değildir.

    İbni Kesir

    Her nefis, ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz verilecektir. O vakit, kim ateşten uzaklaştırılır, cennete sokulursa; artık o, kurtulmuştur. Zaten dünya hayatı, aldatıcı geçimlikten başka bir şey değildir.

    Mehmet Alagaş

    (180-186) Allah’ın haznesinden / fazlından verilenleri cimrilik ederek vermeyeneler hesap etmesinler ki böyle yapmak onlar için hayırdır, bilakis onlar için fenadır / şerdir, cimrilik ettikleri ne varsa kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır , semaların ve arzın mirası Allah’a aittir, Allah’ın yaptıklarınızdan haberi vardır. Kesin olan şu ki Allah şu sözü işitti, dediler ki “Allah fakirdir biz zenginiz” bu dediklerini kaydediyoruz, haksız yere Resul öldürmelerini de kaydediyoruz ve diyoruz ki “yakıcı azabı tadın” bu size, ellerinizle takdim ettiklerinizden dolayıdır. Allah, kullarına, kesinlikle zulmedici değildir. O kimseler “Allah bize, ateşin yediği bir kurban getirinceye kadar Resule inanmayın diye söz verdi / ahdetti dediler (Biz bu sözü bekleyeceğiz ve bu olay olmadan gelen resule inanmayacağız) De ki benden önce de sizlere açık mucizelerle Resuller geldi ve bu dediklerinizi getirdi , eğer doğru sözlüyseniz söyleyin, niçin onlar katlettiniz? Eğer seni yalanlarlarsa (Yok öyle bir şey Resul falan öldürmedik derlerse) onlar senden önce de açık mucizelerle gelen Resulleri, sayfaları / zeburi ve aydın /nurlu kitabı da yalanladılar . Her nefis ölümü tadacaktır , kıyamet günü ecirleriniz tamı tamına ödenecektir , kim ateşten uzaklaştırılmışsa ve cennete girmişse işte o kurtulmuştur , dünya hayatı aldanmayla tüketilendir. Mallarınızla ve kendilerinizle sınanacaksınız önceki kitap verilenlerden ve müşriklerden çok eziyetli şeyler işiteceksiniz, eğer ki sabrederseniz ve sakınırsanız, bu da (sabredebilmek te) kesinlikle büyük işlerden biridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim Cehennem'den uzaklaştırılıp Cennet'e sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.

    Süleyman Ateş

    Her can ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz verilecektir. Kim ki hemen ateşin elinden çekilip kurtarılır da cennete sokulursa, işte o, kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka bir şey değildir.

    Süleymaniye Vakfı

    Her canlı ölümü tadacaktır. dipnot 1 Ödülleriniz size tam olarak sadece kıyamet /mezardan kalkış günü ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır dipnot 2 da cennete konursa o kesinlikle kurtulmuş olur. dipnot 3 Bu dünya hayatı, aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Cehennemden uzaklaştırılacak olanlar, bile bile şirk günahı işlememiş (Bakara 2/22) ama günahları sevaplarından çok olduğu için cehenneme atılmış olan müminlerdir (A'raf 7/8-9). Kafir olmadıkları için yüzleri kara olmayacak (Al-i İmran 3/106) ve cennettekiler onları yüzlerinden tanıyacaklardır (A'raf 7/46). Cezalarını çektikten sonra Allah'ın ikramıyla oradan çıkarılacaklardır (Al-i İmran 3/107, Meryem 19/72), Onlara: "Cennete girin. Artık sizin üzerinizde ne bir korku kalacak ne de siz üzüleceksiniz" (A'raf 7/49) denecek ve cennetteki yakınlarının yanına yerleştirileceklerdir (Tur 52/21).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her beden ölümü tadar. Yaptıklarınızın karşılığı, sadece kıyamet günü tam olarak ödenir. Kim ateşten çıkarılır da cennete konursa dipnot 1 kurtulmuş olur. Bu hayat, aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar; tartıları hafif gelmiş, büyük günahlardan işlemiş, ancak Allah'a ortak koşmamış(müşrik olmayan) kimselerdir. (Bkz. Nisa 4/48 ve dipnotu.)  Bu gibi kimselerin önce cehenneme götürülüp daha sonra oradan çıkarılacakları (Araf 7/46-47) ve (Meryem 19/64), (Meryem 19/71,72) ayetlerde bildirilmiştir. Müşriklere yapılacakları bildiren ayetlerden biri şöyledir: "Sizler, kendini doğrulara kapamış inatçıların hepsini cehenneme atın. İyiliğe karşı duran, saldırgan ve şüphe içinde olanları da atın. Allah ile beraber başka bir ilah oluşturanı ise en ağır azaba atın." (Kaf 50/24-26)

    Şaban Britch

    Her can ölümü tadacaktır. Kıyamet günü de ancak yaptıklarınızın karşılığı size ödenecektir. Kim ateşten uzak tutulur ve cennete sokulursa, o kurtulmuştur. Dünya hayatı, aldatıcı (fani olan) metadan başka bir şey değildir.

    Şaban Piriş

    Her can ölümü tadacaktır. Kıyamet günü de ancak yaptıklarınızın karşılığı size ödenecektir. Kim ateşten uzak tutulur ve cennete sokulursa, o kurtulmuştur. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Her benlik ölümü tadacaktır. Hak ettiğiniz karşılıklar size, kıyamet günü, eksiksiz bir biçimde mutlaka verilecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kesinlikle kurtulmuş olacaktır. İğreti-sefil hayat aldatıcı bir yararlanmadan başka şey değildir.

  6. Âl-i İmrân suresi, 186. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 186. ayet. لَتُبْلَوُنَّ فِىٓ أَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوٓا۟ أَذًى كَثِيرًا وَإِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَإِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki mallarınız ve canlarınız konusunda deneneceksiniz. Şüphesiz ki sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok eziyet (verici sözler) duyacaksınız. Sabreder ve takvâlı (duyarlı) davranırsanız şüphesiz ki bu(nlar), kararlılık (göstermeye) değer işlerdendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette eziyetlere karşı gösterilmesi gereken tavra dikkat çekilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbette mallarınızla ve canlarınızla sınanacaksınız; ve hem sizden önce vahye muhatap olanlardan, hem de Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıranlardan birçok incitici söz işiteceksiniz. Ama, eğer direnir ve sorumluluk bilincini kuşanırsanız (iyi olur); fakat unutmayın ki bu bir azim işidir.

    Muhammed Esed

    Mallarınızla ve canlarınızla mutlaka sınanacaksınız: Ve doğrusu, hem sizden önce vahiy verilenlerden hem de Allah'tan başka varlıklara ilahlık yakıştıranlardan birçok incitici söz işiteceksiniz. Ama eğer zorluklara sabırla katlanır ve O'na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olursanız; bilin ki bu, azimle sarılınacak bir iştir.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki, mallarınızla ve nefslerinizle imtihan edileceksiniz. Sizden önce hakikat bilgisi verilenler ve şirk ehli tarafından incitileceksiniz. Eğer dayanır ve korunursanız (bilin ki) bu ancak azminizle başarılır.

    Ali Bulaç

    Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer (bütün bunlara) sabreder ve sakınırsanız, işte bu, azmedilmesi gereken işlerdendir.

    Ali Rıza Safa

    Mallarınızla ve canlarınızla kesinlikle sınanacaksınız. Sizden önce kitap verilenlerden ve ortaklar koşanlardan, kesinlikle onur kırıcı sözler duyacaksınız. Hem dirençli olur hem de sorumluluk bilinci taşırsanız; işte bu, gerçekten büyük bir iştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız biliniz ki bu, azimle sarılınacak bir iştir.

    Edip Yüksel

    Mallarınızla, canlarınızla sınanacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve ortak koşanlardan çok hakaretler işiteceksiniz. Direnir ve erdemli bir hayat sürerseniz büyük iş yapmış olursunuz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yaşadığı testlerde içtenliğini ve tek Tanrı'ya ve gerçeğe olan bağlılığını kanıtlayanlar gerek bu dünyada ve gerekse ahiret hayatında mutlu bir yaşama kavuşur. * Bak 10:62; 24:55 ve 29:2, 3.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Paralarınızla, canlarınızla sınanacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve ortak koşanlardan çok hakaretler işiteceksiniz. Direnir ve erdemli bir hayat sürerseniz büyük iş yapmış olursunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çaresiz, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve kesinlikle gerek sizden önce kitap verilenlerden ve gerekse Allah'a ortak koşanlardan bir çok incitici sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'tan korkarsanız işte bu, azmedilmesi gereken şerefli işlerdendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Labüd mallarınızda ve canlarınızda imtihan olunacaksınız, ve her halde gerek sizden evvel kitab verilenlerden ve gerek müşriklerden bir çok incidecek sözler işideceksiniz, eğer sabr eder ve tekva yoluna gider, korunursanız işte bu azmolunacak umurdandır

    Erhan Aktaş

    Mallarınızla ve canlarınızla deneneceksiniz. Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden ve şirk koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvalı olursanız, bilin ki bu, kesin kararlılık gösterilmesi gereken işlerdendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mallarınızla ve canlarınızla deneneceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvalı olursanız, bilin ki bu, kesin kararlılık gösterilmesi gereken işlerdendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mallarınızla ve canlarınızla sınav olacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvalı dipnot 1 olursanız, bilin ki bu, kesin kararlılık gösterilmesi gereken işlerdendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendinizi korumaya, güvenceye alırsanız.

    Gültekin Onan

    Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) buyruklara olan azimdendir.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki mallarınız ve canlarınız hususunda imtihaana çekileceksiniz. Sizden evvel kendilerine Kitab verilenlerden ve Allaha eş tanıyanlardan da her halde incitici birçok (laflar) işideceksiniz. Eğer katlanır, sakınırsanız işte bu, haadiselere karşı (gösterilmiş) bir azm (-ü metanet) dendir.

    İbni Kesir

    And olsun ki; mallarınız ve nefisleriniz konusunda deneneceksiniz. Sizden önce kendilerine kitab verilenlerden ve Allah'a şirk koşanlardan birçok incitici şeyler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız işte bu, azme değer işlerdendir.

    Mehmet Alagaş

    (180-186) Allah’ın haznesinden / fazlından verilenleri cimrilik ederek vermeyeneler hesap etmesinler ki böyle yapmak onlar için hayırdır, bilakis onlar için fenadır / şerdir, cimrilik ettikleri ne varsa kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır , semaların ve arzın mirası Allah’a aittir, Allah’ın yaptıklarınızdan haberi vardır. Kesin olan şu ki Allah şu sözü işitti, dediler ki “Allah fakirdir biz zenginiz” bu dediklerini kaydediyoruz, haksız yere Resul öldürmelerini de kaydediyoruz ve diyoruz ki “yakıcı azabı tadın” bu size, ellerinizle takdim ettiklerinizden dolayıdır. Allah, kullarına, kesinlikle zulmedici değildir. O kimseler “Allah bize, ateşin yediği bir kurban getirinceye kadar Resule inanmayın diye söz verdi / ahdetti dediler (Biz bu sözü bekleyeceğiz ve bu olay olmadan gelen resule inanmayacağız) De ki benden önce de sizlere açık mucizelerle Resuller geldi ve bu dediklerinizi getirdi , eğer doğru sözlüyseniz söyleyin, niçin onlar katlettiniz? Eğer seni yalanlarlarsa (Yok öyle bir şey Resul falan öldürmedik derlerse) onlar senden önce de açık mucizelerle gelen Resulleri, sayfaları / zeburi ve aydın /nurlu kitabı da yalanladılar . Her nefis ölümü tadacaktır , kıyamet günü ecirleriniz tamı tamına ödenecektir , kim ateşten uzaklaştırılmışsa ve cennete girmişse işte o kurtulmuştur , dünya hayatı aldanmayla tüketilendir. Mallarınızla ve kendilerinizle sınanacaksınız önceki kitap verilenlerden ve müşriklerden çok eziyetli şeyler işiteceksiniz, eğer ki sabrederseniz ve sakınırsanız, bu da (sabredebilmek te) kesinlikle büyük işlerden biridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, mallarınız ve canlarınızla imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, bilin ki bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.

    Süleyman Ateş

    Mallarınız ve canlarınız hususunda deneneceksiniz; sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden ve ortak koşanlardan çok incitici (sözler) duyacaksınız. Ama sabreder, korunursanız; işte bunlar, yapmağa değer işlerdendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Mallarınız ve canlarınız hususunda kesinlikle yıpratıcı bir imtihandan geçirileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan da mutlaka çok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder /duruşunuzu bozmaz, yanlışlardan da sakınırsanız (bilin ki) bu, kararlılık gerektiren işlerdendir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mallarınız ve canlarınız konusunda yıpratıcı bir imtihandan geçirileceğiniz kesindir. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden çok sayıda üzücü söz işiteceğiniz de kesindir. Eğer kendinizi koruyarak sabrederseniz bilin ki bunlar, kararlılık gerektiren işlerdendir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Bkz. Bakara 2/150,155)

    Şaban Britch

    Mallarınız ve canlarınız hususunda elbette imtihan olunuyorsunuz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden eziyet verici birçok(kötü söz) işitiyorsunuz. Eğer bunlara sabreder ve korunursanız; bu, azmedilmesi gereken işlerdendir.

    Şaban Piriş

    Mallarınız ve canlarınız hususunda elbette imtihan olunuyorsunuz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden eziyet verici bir çok (kötü söz) işitiyorsunuz. Eğer bunlara sabreder ve korunursanız; bu, azmedilmesi gereken işlerdendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, mallarınızda da canlarınızda da imtihan edileceksiniz. Ve yemin olsun ki, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden de şirke batanlardan da incitici çok şey dinleyeceksiniz. Sabreder, takvaya sarılırsanız işte bu, iş ve oluşların en zorlularındandır.

  7. Âl-i İmrân suresi, 187. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 187. ayet. وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ لَتُبَيِّنُنَّهُۥ لِلنَّاسِ وَلَا تَكْتُمُونَهُۥ فَنَبَذُوهُ وَرَآءَ ظُهُورِهِمْ وَٱشْتَرَوْا۟ بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًا فَبِئْسَ مَا يَشْتَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!

    Mehmet Okuyan

    Hani Allah kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız ve onu gizlemeyeceksiniz" dipnot 1 diye söz almıştı. Onlar ise bunu sırtlarının arkasına atmışlar; dipnot 2 onu az bir değer karşılığında satmışlardı. Yaptıkları alışveriş ne kadar kötüdür!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeklerin ilan edilmesi ve gizlenmemesi gerektiğiyle ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:140, 159-162, 174-175, 283.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Bakara 2:101.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah, (daha önceden) vahye muhatap olanlardan "Onu insanlara açıklayacaksınız ve kesinlikle gizlemeyeceksiniz" diye söz almıştı. Fakat onlar bunu kulak ardı ettiler ve değersiz bir menfaat karşılığı pazarladılar: ne kötü bir alışverişti bu!

    Muhammed Esed

    Allah, geçmişte kendilerine vahiy verilenlere, "Bunu insanlara açıklayın ve ondan hiçbir şeyi gizlemeyin!" (buyurduğunda, bunu yapacaklarına) dair onlardan güçlü bir taahhüt almıştı. Ama onlar bu taahhütlerini kulak arkasına attılar ve küçük bir kazançla değiştirdiler: Ne kötü bir alışverişti bu!

    Ahmed Hulusi

    Hani Allah, kendilerine hakikat bilgisi verilenlerden, "Onu kesinlikle insanlara açıklayacak, gizlemeyeceksiniz" diye söz almıştı. Derken onlar sözlerini geride bırakıp, karşılığında az bir bedel aldılar. Ne kötü bir alışveriş!

    Ali Bulaç

    Hani kitap verilenlerden: "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye kesin söz almıştı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, kendilerine kitap verilenlerden, «Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz» diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alışveriş ne kadar kötü!

    Ali Rıza Safa

    Allah, kitap verilenlerden kesin söz almıştı: "Onu, kesinlikle insanlara açıklayacaksınız ve Onu gizlemeyeceksiniz!" Fakat Onu, arkalarına attılar ve az bir değere sattılar. Oysa ne kötü bir alışveriş yaptılar.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah kendilerine kitap verilenlerden şöyle bir söz almıştı: "Onu insanlara açıklayınız ve hiçbir şey gizlemeyiniz." Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu küçük bir kazançla değiştirdiler. Yaptıkları alışveriş ne kadar kötüdür!

    Edip Yüksel

    ALLAH kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, gizlemeyeceksiniz" diye söz almıştı. Fakat onlar, onu arkalarına atıp az bir fiyata sattılar. Ne kötü bir alışveriş!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH kendilerine kitap verilenlerden, 'Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, gizlemiyeceksiniz,' diye söz almıştı. Fakat onlar, onu arkalarına atıp az bir fiyata sattılar. Ne kötü bir alış veriş!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Vaktiyle Allah, kitap verilen okur yazarlardan: "Andolsun ki, onu insanlara anlatacaksınız ve gizlemeyeceksiniz." diye söz almıştı. Derken onlar, onu arkalarına atıp az bir para karşılığında sattılar. Ne kötü bir alışverişti bu!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vaktile Allah kendilerine kitab verilen okur yazarların şöyle misakını aldı: celalim hakkı için onu nasa anlatacaksınız, ketmetmeyeceksiniz, derken onlar onu omuzlarının arkasına attılar da mukabilinde biraz para aldılar, bakın ne kötü alış veriş

    Erhan Aktaş

    Hani Allah, Kitap Ehli'nden, onu insanlara açıklayacaklarına ve asla gizlemeyeceklerine dair kesin bir söz almıştı. Fakat onlar, az bir çıkar karşılığında, bu sözlerine sırt çevirdiler. Bu ne kötü bir alışveriştir!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani Allah, Kitap Ehli'nden, onu insanlara açıklayacaklarına ve asla gizlemeyeceklerine dair kesin bir söz almıştı. Fakat onlar, az bir çıkar karşılığı, bu sözlerine sırt çevirdiler. Bu ne kötü bir alışveriştir!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani Allah, Kitap Ehli'nden, onu insanlara açıklayacaklarına ve asla gizlemeyeceklerine dair kesin bir söz almıştı. Fakat onlar, az bir çıkar karşılığı, bu sözlerine sırt çevirdiler. Bu ne kötü bir alışveriştir!

    Gültekin Onan

    Hani kitap verilenlerden: "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye kesin söz almıştı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür.

    Hasan Basri Çantay

    Allah bir zaman kendilerine Kitab verilenlerden "Onu (Celalim hakkı için) behemehal insanlara açıklayıb anlatacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye te'minat almışdı. Onlar ise o sözü sırtlarının arkasına atdılar. Onun mukaabilinde az bir menfeati satın aldılar. Müşteri oldukları o şey ne kötüdür!..

    İbni Kesir

    Hani Allah, kendilerine kitab verilenlerden; onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, gizlemeyeceksiniz, diye söz almıştı. Onlar ise bunu arkalarına attılar ve az bir değere değiştiler. Satın aldıkları şey ne kötüdür.

    Mehmet Alagaş

    (187-188) Bir vakit Allah , kitap verilenlerden onu açıklayacaksınız ve saklamayacaksınız şeklinde söz almıştı , O sözü sırtlarının arkalarına attılar , az bir menfaatin müşterisi oldular , ne kötü bir şeyin müşterisi oldular , verdiklerinden dolayı rahatlayıp şımaranların ve yapmadıklarıyla övülmeyi sevenlerin azaptan kurtulacaklarını hesap etme, onlar da hesap etmesinler, onlar için acıtıcı bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz!” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir bedele sattılar. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!

    Süleyman Ateş

    Allah, kendilerine Kitap verilenlerden: "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, gizlemeyeceksiniz!" diye söz almıştı. Fakat onlar, verdikleri sözü sırtlarının ardına attılar ve karşılığında birkaç para aldılar. Ne kötü şey satın alıyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, kendilerine kitap verilenlerden "Bu kitabı insanlara kesinlikle açık açık anlatacak, asla gizlemeyeceksiniz!" diye söz aldı. dipnot 1 Fakat onlar verdikleri sözü göz ardı edip karşılığında geçici bir çıkar elde ettiler. Yaptıkları bu alış-veriş ne kötüdür!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, gönderdiği bütün resullerine, kitabı açık açık anlatma görevi yüklemiştir (Maide 5/15, Nahl 16/43-44, 64). Bu ayet, aynı görevin, kendilerine kitap verilen müminlere de yüklendiğini bildirmektedir (Bakara 2/101,159-162, 174-175)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, kendilerine kitap verilenlerden kesin söz aldığında "Bu Kitabı insanlara açık açık anlatacaksınız, asla gizlemeyeceksiniz!" dedi. Verdikleri sözü göz ardı ettiler ve karşılığında geçici bir bedel aldılar. Aldıkları o şey, ne kötüdür dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. (Bakara 2/159,160), (Bakara 2/174)

    Şaban Britch

    Allah kitap verilenlerden, “Kitabı insanlara muhakkak açıklayacaksınız, gizlemeyeceksiniz” diye söz almıştı da, onlar kitabı arkalarına atıp umursamamışlar, az bir bedele karşılık değiştirip, tahrif ettiler. Bu alışverişleri ne kötüdür.

    Şaban Piriş

    Allah kitap verilenlerden, "kitabı insanlara muhakkak açıklayacaksınız, gizlemeyeceksiniz" diye söz almıştı da, onlar, kitabı arkalarına atıp umursamamışlar, az bir bedele karşılık değişmişlerdi, alış verişleri ne kötüdür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, kendilerine kitap verilenlerden şu yolda misak almıştı: "Onu insanlara mutlaka açık-seçik bildireceksiniz, onu saklamayacaksınız." Ama onlar Kitap'ı sırtlarının gerisine attılar, basit bir ücret karşılığı onu sattılar. Ne kötü şey satın alıyorlar!

  8. Âl-i İmrân suresi, 188. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 188. ayet. لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَآ أَتَوا۟ وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُوا۟ بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا۟ فَلَا تَحْسَبَنَّهُم بِمَفَازَةٍ مِّنَ ٱلْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Sanma ki yaptıklarına sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, (evet) sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır! Onlar için elem verici bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Sanma ki yaptıkları (bu tür) işlerle sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar, evet onlar, sanma ki azaptan kurtulabilecekler: Onları şiddetli bir azap beklemektedir.

    Muhammed Esed

    Sanma ki bu şekilde başardıklarıyla övünen ve yapmadıkları ile övülmekten hoşlananlar azaptan kurtulabilecekler. Onları (ahirette) şiddetli bir azap beklemektedir.

    Ahmed Hulusi

    O yaptıklarıyla mağrur olup, yapmadıkları ile övülmekten hoşlananları bir şey sanma! Onların azaptan kurtulacağını da sanma! Onlara feci bir azap vardır.

    Ali Bulaç

    Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıklarıyla da övülmeyi arzulayan kimselerin, azâptan kurtulacak bir mevkide olduklarını sakın zannetme. Onlar için elem verici bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Yaptıklarıyla sevinen ve yapmadıklarıyla övülmeyi sevenlerin, cezadan kurtulacak bir yerde olduklarını sanma. Onlar için, acı bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Sanma ki bu şekilde başardıklarıyla övünen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar azaptan kurtulabilecekler. Onlar için elem verici bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    Sanma ki verdikleriyle gururlanan ve yapmadıkları şeylerden ötürü övülmeyi sevenler, evet sanma ki onlar azaptan kurtulacak. Onlara acıklı bir azap var.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sanma ki verdikleriyle gururlanan ve yapmadıkları şeylerden ötürü övülmeyi sevenler, evet sanma ki onlar azaptan kurtulacak. Onlara acıklı bir azap var

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları işle övülmeyi seven kimseleri de sakın azaptan kurtulur sanma! Onlara elim bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O ettiklerine sevinen ve yaptıkları işle metholunmayı seven kimseleri de sakın azabdan azade sanma, hem onlara elim bir azab var

    Erhan Aktaş

    Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yaptıkları ile sevinen, yapmadıkları ile övülmek istenen kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Getirdikleriyle (etdikleri kötülüklerle) kıvanan, yapmadıkları ile de öğütmelerini arzu eden o kimseler (yok mu?) onların azabdan kurtulacak (selamet) bir yerde bulunacaklarını zinhar sanma, zinhar sanma. Onlara pek acıklı bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Ettikleri ile sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenlerin azabtan kurtarılacaklarını sanma. Onlar için pek acıklı bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (187-188) Bir vakit Allah , kitap verilenlerden onu açıklayacaksınız ve saklamayacaksınız şeklinde söz almıştı , O sözü sırtlarının arkalarına attılar , az bir menfaatin müşterisi oldular , ne kötü bir şeyin müşterisi oldular , verdiklerinden dolayı rahatlayıp şımaranların ve yapmadıklarıyla övülmeyi sevenlerin azaptan kurtulacaklarını hesap etme, onlar da hesap etmesinler, onlar için acıtıcı bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    O ettiklerine sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenlerin, azabdan kurtulacaklarını sanma. Onlar için acı bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptıklarıyla mutlu olan, yapmadıklarıyla övülmek isteyen bu kimselerin azaptan kurtulacaklarını düşünme dipnot 1 . Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar bazı ayetleri gizlemelerine karşılık dünyalıklar elde ederler. Fakat bu yönleriyle anılmak istemez, kendilerinin dine en büyük hizmet yapan kişi olarak anılmalarını arzu ederler.

    Şaban Britch

    Sakın, yaptıkları (kötülüklerle) sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmekten hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acı bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    Sakın, yaptıkları (kötülüklerle) ferahlayan, yapmadıkları şeylerle övülmekten hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acı bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O ettikleriyle zevklenen, yapmadıkları şeylerle övünmeyi seven kişileri bir şey sanma. Artık, onları azaptan kurtulmuş da sanma. Korkunç bir azap vardır onlar için.

  9. Âl-i İmrân suresi, 189. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 189. ayet. وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan

    Göklerin ve yerin otoritesi yalnızca Allah'a aittir. Allah her şeye gücü yetendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Mülk] "otorite, iktidar" anlamlarıyla Yüce Allah'ın mutlak otorite alanını ifade eder; bu yapısıyla söz konusu kelime bütün yaratılmışları kapsamına alır. Al-i İmrân 3:26-27'de bu kavram daha açık ifadelerle ve neleri kapsadığını ortaya koyacak şekilde bizlere öğretilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Göklerde de yeryüzünde de hükümranlık Allah'a aittir: zira Allah her şeyi yapmaya kadirdir.

    Muhammed Esed

    Göklerde ve yeryüzünde hükümranlık Allah'a aittir: ve Allah, her şeyi yapmaya kadirdir.

    Ahmed Hulusi

    Semaların ve arzın mülkü Allah'ındır (çünkü bu kapsamdaki her "şey", O'nun Esma'sının işaret ettiği manalardan - kuvvelerden oluşmuştur, O'na aittir). Allah her şeye Kaadir'dir.

    Ali Bulaç

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Allah, her şeye güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah, her şeye kadirdir.

    Ali Rıza Safa

    Göklerin ve yeryüzünün yönetimi, Allah'a özgüdür. Çünkü Allah, her şeye Gücü Yetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah'ın gücü herşeye yeter.

    Edip Yüksel

    Göklerin ve yerin egemenliği ALLAH'ındır. ALLAH her şeye Kadirdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin egemenliği ALLAH'ındır. ALLAH herşeye Kadirdir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır ve Allah, her şeye gücü yetendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Göklerin ve yerin mülkü Allahındır ve Allah her şey'e kadirdir

    Erhan Aktaş

    Göklerin ve yerin mülkü dipnot 1 Allah'a aittir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Egemenliği, sahipliği, yönetimi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerin ve yerin mülkü dipnot 1 Allah'a aittir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Egemenliği, sahipliği, yönetimi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin mülkü dipnot 1 Allah'a aittir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Egemenliği, sahipliği, yönetimi.

    Gültekin Onan

    Göklerin ve yerin mülkü Tanrı'nındır. Tanrı, her şeye güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerin ve yerin hükümranlığı Allahındır. Allah, her şey'e hakkıyle kaadirdir.

    İbni Kesir

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Allah, her şeye Kadir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (189, 191, 192, 193, 194, 195) Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti Allah’a aittir , Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Muhakkak ki semaların ve arzın yaratılışında, gecenin ve gündüzün peş peşe gelişinde akıl uluları için ayetler vardır. Onlar ki Allah’ı ayaktayken, otururken ve yatarlarken zikrederler semaların ve yerin yaratılmala rı hakkında fik ir üretirler, Rabbimiz sen bunları geçersiz olsun diye yaratmadın, sen üstün olansın, bizi ateş azabından koru. Rabbimiz, sen kimi ateşe sokarsan, onu kesin rezil edersin, zalimler için bir yardımcı yoktur. Rabbimiz bizi imana çağıran Rabbinize iman edin diyen bir davetçi işittik, bizi günahlarımızdan bağışla, günahlarımızı görmezden gel, bizleri iyilerle beraber vefat ettir. Rabbimiz bize Resullerine vaat ettiklerinden ver, bizi kıyam et günü rezil eyleme. Muhakkak ki sen sözüne muhalif olmazsın. Rabbin onlara cevap verdi / icabet etti, sizden kadın olsun erkek olsun yapanın yaptığını kesinlikle zayi etmem. Bazılarınız bazılarınızdandır, hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, öldürenler ve öldürülenler, onların kötülüklerini örteceğim, onları altlarından nehirler akan cennetlere koyacağım, sevap Allah’ın yanındadır, Allah ki onun yanındaki sevap, en güzelidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    Süleyman Ateş

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Allah herşeye kadirdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde tüm yetkiler Allah'ındır. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır.

    Şaban Britch

    Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Allah’ın her şeye gücü yeter.

    Şaban Piriş

    Göklerin ve yerin hakimiyeti Allah'ındır. Allah'ın her şeye gücü yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerin de yerin de mülk ve yönetimi Allah'ındır. Allah Kadir'dir, herşeye gücü yeter.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.